Hizbullah ‘cumhurbaşkanlığı savaşını’ Rusya'dan mı başlatacak?

Moskova: Hizbullah’ın Suriye’deki varlığı hem askeri hem de siyasi olarak zaruri.

Lazkiye’de bir minibüste asılı olan, Esed, Nasrallah ve Putin’in bir arada göründüğü bir poster. (Reuters)
Lazkiye’de bir minibüste asılı olan, Esed, Nasrallah ve Putin’in bir arada göründüğü bir poster. (Reuters)
TT

Hizbullah ‘cumhurbaşkanlığı savaşını’ Rusya'dan mı başlatacak?

Lazkiye’de bir minibüste asılı olan, Esed, Nasrallah ve Putin’in bir arada göründüğü bir poster. (Reuters)
Lazkiye’de bir minibüste asılı olan, Esed, Nasrallah ve Putin’in bir arada göründüğü bir poster. (Reuters)

Sevsen Muhenna
Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, 27 Aralık 2020'de bir televizyon kanalına verdiği röportajda Rusya’nın Suriye'ye askeri müdahalesi konusunun ayrıntılarına ilişkin açıklamalrda bulundu. Nasrallah’a göre, İran Devrim Muhafızları'na bağlı Kudüs Gücü’nün eski Komutanı Kasım Süleymani, Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in istifasını duyurmasının ertesi günü Beyrut’a geldi. Nasrallah’la görüşen Süleymani, ‘bölgede uygulanmak istenen büyük bir projeyle ilgili endişelerini dile getirdi ve Amerikalıların, Arap Baharı bahanesiyle bölgedeki müttefiklerini değiştirme yoluna gittiğini’ söyledi. Süleymani, ABD’nin Tunus, Mısır ve diğer ülkelerdeki halk hareketlerini yönlendirdiğini ve yakın bir gelecekte, ‘direnişi destekleyen’ ülke ve örgütleri hedef alacağını, Amerikalıların, halkların talepleriyle ilgili olmadıklarını ve İsrail ile ilgili bir ‘hesap tasfiyesine’ girişeceklerini kaydetti. Kasım Süleymani, Şubat 2011’de Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar Esed’le görüşerek söz konusu ‘projeye’ karşı uyardı.

Putin Süleymani'ye ‘İkna oldum’ dedi
Hasan Nasrallah, Suriye savaşının başlangıcında Rusların ‘doğrudan askeri müdahalede’ bulunmadığını, bunun yerine Suriye rejimine lojistik ve iletişim konularında yardım ettiğini söyledi. Rusya’nın askeri müdahalesinin savaşın seyrinde son derece kritik olduğunun inkar edilemeyeceğini belirten Nasrallah, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ilk başlarda askeri müdahale ve sonuçlarını öngöremediği bir maceraya girme konusunda çekimser ve kaygılı olduğunu, İran’ın bu süreçte devreye girdiğini bildirdi. Kasım Süleymani Moskova’ya gitti ve Başkan Putin ve beraberindeki üst düzey siyasi ve askeri yetkililer ile iki saatlik bir görüşme gerçekleştirdi. Süleymani’nin Nasrallah’a bu konuda şunları aktardığı kaydedildi:
“Masaya Suriye haritasını koydum, Suriye ordusu ve destekçilerinin nerelerde konumlandığını, silahlı grupların nerelerde aktif olduğunu gösterdim. Neler yapılabilir, başarı şansı nedir, muhtemel sonuçlar ne olabilir, stratejik bir okuma yaparak anlattım. Putin bana ‘ben ikna oldum’ dedi. Bu oturum ışığı altında (Rusya’nın askeri müdahalesi) karar alındı.”

Rusya’nın Hizbullah’la açık koordinasyonu Halep’te başladı
Kasım 2016'da Hizbullah'a yakın bir medya kuruluşunda şu haber yer aldı;
“Halep şehri, Hizbullah saha komutanları ve Suriye'de bulunan Rus ordusunun subayları arasındaki ilk doğrudan görüşmeye tanık oldu. Toplantı Hizbullah’ın Halep savaşındaki başarılarının ardından Moskova'nın talebi üzerine gerçekleşti. Toplantıda, Suriye’deki güvenlik güçleri arasında daimi bir koordinasyon yapılması kararlaştırıldı.”
Aynı yılın aralık ayında Wall Street Journal gazetesinde Rus askeri uzmanlarına dayandırılan bir haberde, Rus Özel Kuvvetleri’nin Suriye ordusuna yardım etmek ve muhalif liderleri hedef almak için özellikle Doğu Halep’te iki aydır faaliyet gösterdiği belirtildi. Birçok uzmana göre Halep’in muhaliflerin elinden alınmasında en önemli rolü, Kırım’ın 2014’te ilhakında da yer alan Rus Özel Kuvvetleri üstlendi. Halep 2012’den itibaren muhaliflerle rejim güçleri arasında şiddetli çatışmalara tanık olmaktaydı, savaş sürecinde şehrin altyapısı neredeyse tamamen tahrip oldu ve binlerce sivil hayatını kaybetti. Halep’in Rusya ve İran’ın doğrudan desteğiyle rejim tarafından ele geçirilmesi, Suriye iç savaşının dönüm noktalarından birini teşkil etmekteydi. O zamanlar Moskova merkezli olan Cast düşünce kuruluşunun başkanı Ruslan Pukhov, Rus Özel Kuvvetleri’nin kendilerine Amerikan Ordusu Özel Harekât Birlikleri’ni rol model aldığını söyledi.
ABD merkezli The Daily Beast haber sitesi, Suriye’de 200 kişilik savaşçılardan sorumlu bir Hizbullah subayının “Bizler Ortadoğu’da Ruslarla stratejik müttefikleriz. Bize silah sağlıyorlar” ifadelerini aktardı. Lazkiye, Şam kırsalı, Kalemun ve İdlib’de savaşan Hizbullah subayı şunları söyledi:
“Rusya’nın hava operasyonları karadaki savaşın seyrini değiştirdi. İran destekli Hizbullah birlikleri bu sayede karada önemli ilerlemeler kaydetti’’ dedi. Daily Beast’in Hizbullah liderlerine dayandırdığını iddia ettiği haberine göre Ruslar bu süreçte hiçbir ön şart olmaksızın Hizbullah’a doğrudan ağır silah desteğinde bulundu. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Aralık 2013'te ülkesinin, Suriye'ye hava savunma sistemleri gönderme konusunda son aşamada olduklarını duyurdu. Bir süre sonra Hizbullah kaynakları, Suriye rejiminden denge bozucu üst düzey silahlar aldıklarını açıkladı.”
Alman Bild gazetesi Nisan 2016’da  üst düzey İsrailli askeri yetkililere dayandırdığı haberinde, Rusya’nın Suriye rejimine sağladığı SA-17 hava savunma sisteminin Hizbullah’ın eline geçtiği iddia edildi. İsrailli yetkililer ayrıca Hizbullah’ın envanterine, Rus yapımı Yakhont seyir füzeleri, İran yapımı, Fatif-110, SS-21, SS-22 ve S-5 dahil olmak üzere farklı tiplerde füze sistemlerini dahil ettiğini bildirdi.

Ruslar Hizbullah'ın savaş tarzını beğeniyor
Aralık 2016'da Youtube üzerinden bir video yayınlayan Hizbullah savaşçısı, beraberindeki Rus Özel Kuvvetleri askerlerini göstererek şunları söyledi:
“Ruslarla ilişkimiz mükemmelden de öte. Ruslar gelip manevra ve taktiklerimizi inceliyor. Arap ordular Amerikalıları görmeye devam etsin, Ruslar savaş tarzımıza ve aramızdaki dayanışmanın gücüne hayran.”
Video kaydında görülen Rus askerlerinin berelerinde Hizbullah’a ait simgelerin yer alması dikkat çekiyordu.
SecDev Grup’ta Ortadoğu uzmanı olan ve Suriye savaşına odaklanan baş analist Alexander Corbay, Ocak 2017'de Hizbullah komutanlarından birinin şu sözlerini alıntıladı:
“Suriye hava güçleri yeterince dakik değil, hedefleri ıskalıyorlar ancak Ruslar bu konuda güvenilir.”
Corbay, Rus ordusunun Hizbullah’ın savaş kabiliyetini beğenmesinin, Fetih Ordusu Komutanı Ebu Ömer Serakib’in İdlib’de kontrol sağlamak amacıyla başlattığı çatışmalar sırasında Hizbullah’ın performansıyla oluştuğunu söylüyor. Bu süreçte muhalifler Halep kuşatmasını kırmak için bir genel saldırı başlatmış, ancak Hizbullah muhaliflerin elinde olan bölgeleri ele geçirebilmeyi başarmıştı. Ebu Ömer Serakib 2016 Eylül ayında kaynağı bilinmeyen bir hava saldırısında öldürülmüştü. Hizbullah yetkilisi Corbay’a “Ruslar bizi sahada gördüğünde duruyor ve hayranlıklarını ifade ediyor. Aynı şeyi Suriye ordusuna karşı sergilemiyorlar” diyor.
Moskova hem saldırı hem de savunmada etkili olan güçlü bir silahlı müttefikin savaşın içinde yer almasının kendisine çeşitli faydalar sağladığını düşünüyor. Corbay, Rus Özel Kuvvetleri’nden hızlı bir şekilde taktikler öğrenen Hizbullah’ın sahadaki varlığının Suriye rejiminin hava saldırılarından daha fazla kazanım sağladığına inanıyor. Hasan Nasrallah Temmuz 2019’da Rusya-İran ilişkilerine değinmiş ve şunları söylemişti:
“Bazı Arap yetkililer ve medya kuruluşları İran ve Rusya’nın Suriye’de karşı karşıya olduğuna dair evhamlar dillendiriyor. Sahada ve siyasi olarak Rusya ve İran arasında büyük bir koordinasyon var. Sürekli toplantı halindeler. İran ve Rusya birbirine hiç olmadığı kadar yakın. Tam bir fikir biliği olmasa da gayet uyumlu hareket ediyorlar.”

Hizbullah ‘cumhurbaşkanlığı savaşını’ Rusya'dan mı başlatacak?
Hizbullah’a yakın medya kaynaklarının da ifade ettiği gibi; 2016 yılında Hizbullah cumhurbaşkanı adayı Mişel Avn’ın seçilebilmesi için yakın ve uzak çevresini ikna girişiminde bulunmuştu. İkna edilenlerin başında Şii müttefiki Emel Hareketi lideri, Meclis Başkanı Nebih Berri ve Hristiyan Marada Hareketi lideri Süleyman Franciye geliyordu. 2022’de ise tarih tekerrür ediyor. Hasan Nasrallah, cumhurbaşkanlığı seçimi için kollarını sıvadı ve müttefikleri Özgür Yurtsever Hareketi (ÖYH) başkanı Cibran Basil ve Marada Hareketi lideri Süleyman Franciye’yi bir araya getirdi. Her ne kadar konunun cumhurbaşkanlığı seçimi olduğu açıkça ifade edilmemiş olsa da başlık içeriğe dair bir izlenim uyandırıyor. Yakında, ‘cumhurbaşkanı adayımız şu kişidir’ ifadesini işiteceğimiz kesin.
Hizbullah, Nasrallah'ın önceden bir nabız yoklaması gerçekleşmesinin ardından, nisan ayında, araları bozuk olan Süleyman Franciye ve Cibran Basil’i bir iftar yemeğine davet etti. Franciye ve Basil, Nasrallah’ın garantörlüğünde uzlaştı. Toplantının ardından Franciye’nin 24 saatliğine Moskova’ya ziyaret gerçekleştirerek Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile bir görüşme yapması dikkat çekti. Rusya’ya yakın Lübnan basınında yer alan haberlere göre Franciye Lavrov’a, “Lübnan’ın bir sonraki cumhurbaşkanı ben olacağım, önümüzdeki seçimlerde ittifakımız 67 sandalye alacak” dedi. Lavrov ise misafirine, Lübnan Genelkurmay Başkanı Joseph Avn’ın cumhurbaşkanlığı adaylığı ihtimalini sordu, Franciye bu soruyu yanıtsız bıraktı ve konuyu değiştirerek seçimlerdeki muhtemel başarılar üzerinde durdu. Aynı kaynaklar, Rusların, Ukrayna savaşındaki tutumu nedeniyle Cibran Basil’e öfkeli olduğunu ve ziyaret talebini reddettiğini aktardı.

Rusya, Ukrayna'daki savaşında Hizbullah’tan yardım alıyor mu?
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığına göre Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı geçen mart ayında Rusya'nın Suriye ve Hizbullah savaşçılarından oluşan bin savaşçıyı Ukrayna savaşında kullanmak üzere hazırladığını duyurdu. Açıklamada, ‘Eldeki bilgilere göre Ruslar şimdiden Esed rejimi ve Hizbullah güçlerinden bin gönüllü savaşçıyı istihdam etmek için girişimde bulundu’ denilmişti. Israel Hayom gazetesinde yer alan haberde, Hizbullah’ın yüzlerce savaşçısını Rus ordusu saflarında savaşmak üzere Ukrayna’ya göndermeye hazırlandığı iddia edildi. Haberde, Rus Wagner Grubu yetkilileriyle Hizbullah arasında Lazkiye’de bu hususta bir anlaşmaya varıldığı, bunun üzerine Humus kırsalındaki Kuseyr kasabasında bir ‘silah altına alma’ ofisi açıldığı ileri sürüldü. Söz konusu anlaşmanın karşılığında Rusların Hizbullah’a özel bir şirket aracılığıyla gelişmiş silahlar satma sözü verdiği belirtildi. Haberde yine, 800’e yakın Hizbullah unsurunun Ukrayna’da savaşma üzere hazırlandığı, gruplar halinde sevk edilecekleri ve ilk grubun tam teçhizatlı 200 kişiden oluşacağı ifade edildi. Ayrıca bu savaşçıların her ay 1500 dolara kadar maaş alacağı iddia edildi. Ancak Hasan Nasrallah milis güçlerini Ukrayna’ya göndereceği iddialarını kesin bir şekilde reddetti. Nasrallah şunları söyledi:
"Bugün bazı Arap medya kuruluşlarında Ukrayna Genelkurmay Başkanlığına dayandırılan haberler yayınlandı. Bu kuruluşlara göre üyelerimiz ve askeri uzmanlarımız, kent savaşlarında tecrübeli oldukları için Ukrayna’da Rus ordusu saflarında savaşıyormuş. Normalde yazılı açıklama yaparız ama yeri gelmişken söyleyeyim, bu iddiaları kati bir biçimde reddediyoruz.”
Ancak Rus yetkililer daha önce Ukrayna savaşında yer almak isteyen binlerce Suriyeli gönüllünden söz etmişti. Ukraynalı aktivistler, Rus ordusu saflarında savaşan bir ‘Suriyelinin’ cesedine ait görüntüleri yayınlamış ve maktulün cebinde 200 Suriye lirası bulunduğunu iddia etmişti.



İran’a karşı tırmanan savaşa rağmen Husiler neden tereddüt ediyor?

Yemen'in ele geçirilen başkenti Sana'da bir Husi üyesi, Hamaney'in fotoğrafını öpüyor (AFP)
Yemen'in ele geçirilen başkenti Sana'da bir Husi üyesi, Hamaney'in fotoğrafını öpüyor (AFP)
TT

İran’a karşı tırmanan savaşa rağmen Husiler neden tereddüt ediyor?

Yemen'in ele geçirilen başkenti Sana'da bir Husi üyesi, Hamaney'in fotoğrafını öpüyor (AFP)
Yemen'in ele geçirilen başkenti Sana'da bir Husi üyesi, Hamaney'in fotoğrafını öpüyor (AFP)

28 Şubat 2026’da bölge yeni bir tarihsel döneme girdi. ABD ve İsrail İran’a karşı açık savaş ilan ederken, ilk saldırı birçok açıdan sıra dışıydı. İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in yanı sıra onlarca üst düzey askeri komutan da öldürüldü.

28 Şubat’ta başlayan savaşın ilk günlerinden itibaren ABD ve İsrail’in düzenlediği saldırılarda Hamaney’in öldürülmesi dikkat çekerken, ikinci haftasına giren çatışmalar şu soruyu gündeme getirdi:
İran’ın müttefikleri Lübnan ve Irak’taki gruplar çatışmaya katılmışken, Husiler neden hâlâ tereddüt ediyor?

Bölge eşi görülmemiş bir gerilim yaşıyor. İran’dan İsrail’e ve bazı Körfez ülkelerine doğru füzeler fırlatılırken, ABD ve İsrail de bir haftadır İran’a yoğun saldırılar düzenliyor. Çatışmanın daha da uzaması ve genişlemesi bekleniyor.

Bu gelişmelere rağmen İran’ın en güçlü bölgesel müttefiklerinden biri olan ve Batı ile İsrail çıkarlarına ciddi zarar verme kapasitesine sahip bulunan Yemen’deki Husi hareketinin henüz aktif olarak savaşa katılmaması dikkat çekiyor. Lübnan’daki Hizbullah ve İran yanlısı bazı Iraklı milisler çatışmaya dahil olmuş durumda.

Son iki yıl boyunca İsrail’e ve Kızıldeniz’deki gemilere yönelik hava ve deniz saldırıları düzenleyen Husiler, bu süreçte binin üzerinde insansız hava aracı (İHA) ve füze kullanmıştı. Buna rağmen hareketin lideri Abdulmelik el-Husi, yalnızca Sana’da gösteriler düzenlenmesi çağrısı yaptı, Hamaney’in öldürülmesini kınadı ve “gelişmelere göre ellerimizin tetikte olduğunu” ifade etti.

Husiler, şu ana kadar İran'ın yanında savaşa girmelerini engelleyen zorlu hesaplamalar yaptılar (EPA).Husiler, şu ana kadar İran'ın yanında savaşa girmelerini engelleyen zorlu hesaplamalar yaptılar (EPA).

Yemen'deki siyasi ve halk çevrelerinde, hatta uluslararası çevrelerde bile Husilerin bu tutumunun niteliği hakkında sorular artarken, başlangıçta Güney Arap Yarımadası'ndaki "İran eli" olarak bilinen grubun bu tavrının nedenlerine ilişkin yorumlar farklılık gösteriyor.

Şok etkisi ve iletişim kanalları

Bazı analistler, Husilerin savaşa girmemiş olmasını taktiksel tercih değil, yönetimsel karmaşa olarak değerlendiriyor.

Yemenli akademisyen ve araştırmacı Faris el-Beyl, İran yönetiminin ilk saldırıdaki büyük kayıplar nedeniyle ciddi sarsıntı yaşadığını belirterek şöyle diyor:

“Husilerin henüz savaşa girmemesi taktikten ziyade İran’ın komuta yapısında yaşanan şok ve karmaşanın sonucu olabilir. Liderlik kadrosunun ve askeri kapasitenin ilk saatlerde hedef alınması, operasyonel yapıyı ciddi şekilde sarstı.”

Beyl’in değerlendirmesinde göre İran’ın füze saldırıları da bu karmaşanın bir yansıması olarak “dağınık ve kontrolsüz bir operasyonel tepki” görüntüsü veriyor.

Sana'da İran'ı desteklemek amacıyla düzenlenen gösteri sırasında Husi destekçileri (EPA)Sana'da İran'ı desteklemek amacıyla düzenlenen gösteri sırasında Husi destekçileri (EPA)

Sana Araştırmalar Merkezi’nden Yemenli araştırmacı Tevfik el-Cend ise sorunun örgütsel boyutu olabileceğini ifade ediyor:

“Husilerin İran’la koordinasyon sağlayan iletişim kanallarının kesilmiş olabileceği ve acil talimat alamamaları ihtimali var.”

Askeri konular uzmanı Adnan el-Cebrani de Husilerin savaşa katılma kararının birçok faktöre bağlı olduğunu belirterek, bu kararın “direniş ekseninin operasyon odasında günlük olarak değerlendirildiğini”söylüyor.

 El-Cebrani'ye göre bu faktörler arasında, ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun İran'da rejim değişikliği konusundaki ısrarı da yer alıyor.

El- Cebrani şöyle devam ediyor: “En açık olan şey, Husilerin şu ana kadarki tutumu ve tereddüdü. Eylemlerindeki belirsizlik onları kontrol ediyor; ne söyleyeceklerini net bir şekilde bilmiyorlar. Bu tökezleme ve kafa karışıklığı, net bir tutum veya net bir gelecek planı olmaksızın Husilerin açıklamalarında bile görülüyordu; bu da henüz tam talimat almadıkları, iletişim ve yönlendirme kanallarının kaybolduğu anlamına geliyor. Bu yüzden Husiler ne yapacaklarını bilmiyormuş gibi görünüyorlar.”

Örgüt içi görüş ayrılıkları ve iç baskılar

Riyad’daki Yemen Büyükelçiliği medya danışmanı Salih el-Beydani ise örgüt içinde görüş ayrılıkları olduğunu belirtiyor.

Beydani’ye göre Husiler arasında Kızıldeniz’de saldırıların yeniden başlatılmasını savunan bir kanat var. Hatta saldırıların yeniden başlayacağına dair bir haber sızdırıldı fakat örgüt içindeki başka bir kanat tarafından kısa süre sonra yalanlandı.

Ayrıca bazı bölgesel arabulucuların Husiler’e şimdilik çatışmaya dahil olmamaları yönünde tavsiyeler verdiği de ifade ediliyor.

Husi lideri, Hamaney'e başsağlığı dilemek, medyaya destek vermek ve gösteri çağrısında bulunmakla yetindi (EPA)Husi lideri, Hamaney'e başsağlığı dilemek, medyaya destek vermek ve gösteri çağrısında bulunmakla yetindi (EPA)

Medya ve iletişim alanında çalışan Yemenli araştırmacı Sadık el-Vasabi, Husilerin zamanlamanın kendileri açısından uygun olmadığını düşündüğünü söylüyor.

Vasabi’ye göre:

*Husilerin kontrolündeki bölgelerde ekonomik durum çok kırılgan

*Son dönemde aldıkları saldırılar askeri kapasitelerini zayıflattı

*İran’dan gelen mali ve askeri destek azaldı

Hayatta kalma hesapları

Tevfik el-Cend, Husilerin tutumunu varlığını sürdürme hesabı olarak değerlendiriyor.

Ona göre Husiler İran’ı savunan bir güç olarak görünmek istemiyor. Çünkü bugüne kadar yürüttükleri propaganda, eylemlerini “Gazze’ye destek” söylemi üzerine kurmuştu.

Sanaa'da düzenlenen bir gösteri sırasında Husi militanları Hamenei'nin resimlerini havaya kaldırdı (AFP).

Sanaa'da düzenlenen bir gösteri sırasında Husi militanları Hamenei'nin resimlerini havaya kaldırdı (AFP).

Cend ayrıca önemli bir ihtimali de dile getiriyor:

“İran ve Devrim Muhafızları ağır darbe alırsa, Husiler kendilerini direniş ekseninin yeni merkezi olarak görebilir. Yemen dağları bu eksenin yeni üssü hâline gelebilir.”

Bazı değerlendirmelere göre Abdulmelik el-Husi kendisini yeni bir ideolojik lider konumuna taşımaya bile çalışabilir.

Stratejik değerlendirme

Analistlere göre Husiler, gelişmeleri dikkatle izleyerek günlük stratejik değerlendirmeler yapıyor.

Adnan el-Cebrani, Husilerin ilk günden itibaren müdahaleye hazır olduğunu savunuyor. Ancak İran’ın tüm baskı araçlarını aynı anda kullanmamak için temkinli davrandığını belirtiyor.

Ona göre Husilerin savaşa katılmasını tetikleyebilecek bazı gelişmeler şunlar olabilir:

*Hizbullah’ın ağır bir darbe alması

*Husilere yönelik önleyici saldırı yapılması

*İran’dan doğrudan talimat verilmesi

Bölgesel güvenlik ve savunma uzmanı İbrahim Celal ise İran’ın “direniş ekseni”ni tam da böyle bir savaş senaryosu için kurduğunu söylüyor.

Celal’e göre Husiler de bu stratejinin bir parçası ve çatışmaya katılmaları da oldukça muhtemel.

Husiler savaşa girecek mi?

Analistlere göre yaşananlar, Husiler için kritik bir dönemeç anlamına geliyor. Örgüt ya İran’la ideolojik bağını güçlendirecek ya da Tahran’dan kısmen uzaklaşarak yeni bir strateji benimseyecek.

 Sanaa'da bir Husi güvenlik görevlisi İran bayrağını tutuyor (Reuters)

Sanaa'da bir Husi güvenlik görevlisi İran bayrağını tutuyor (Reuters)

Bazı uzmanlar Husilerin sınırlı saldırılar düzenleyerek “eksene bağlılık” mesajı verebileceğini belirtiyor. Bu saldırılar arasında:

*Kızıldeniz’de gemilere saldırılar

*İsrail’e yönelik insansız hava aracı saldırıları

yer alabilir.

Ancak böyle bir adımın ABD ve İsrail’den çok daha sert karşılık getirmesi bekleniyor.

Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg ise Yemen’in bölgesel bir savaşın parçası hâline gelmemesi gerektiğini vurgulayarak şu uyarıda bulundu:

“Hiçbir tarafın Yemen’i daha geniş bir çatışmanın içine sürükleme hakkı yoktur.”

Uzmanlara göre Husiler saldırılara tekrar başlarsa, ABD ve İsrail’in yanıtı bu kez çok daha sert olabilir. Çünkü Washington ve Tel Aviv şu anda İran’la varoluşsal bir savaşın içinde bulunuyor.


İsrail, Hizbullah'ın etki alanlarını "ateş altına alıyor"

Beyrut'un güney banliyölerinde İsrail bombardımanı sonucu isabet alan binalardan duman yükseliyor (DPA)
Beyrut'un güney banliyölerinde İsrail bombardımanı sonucu isabet alan binalardan duman yükseliyor (DPA)
TT

İsrail, Hizbullah'ın etki alanlarını "ateş altına alıyor"

Beyrut'un güney banliyölerinde İsrail bombardımanı sonucu isabet alan binalardan duman yükseliyor (DPA)
Beyrut'un güney banliyölerinde İsrail bombardımanı sonucu isabet alan binalardan duman yükseliyor (DPA)

İsrail, Beyrut'un güney banliyölerinde, güneyde ve Bekaa Vadisi'nde onlarca hava saldırısı düzenleyerek Hizbullah'ın etki alanlarını ateşe verdi; bu saldırılar sonucunda onlarca kişi öldü ve banliyölerde en az 26 bina yıkıldı.

Şarku’l Avsat’a konuşan saha kaynaklarına göre, İsrail ordusu Lübnan'daki savaş çabalarını topçu ateşine çevirdi; buna karşılık, ordunun Lübnan sınırında askeri yığılması ve çeşitli noktalarda sınırlı girişlerle kara savunmasının test edilmesine rağmen, kara harekatının ivmesi azaldı.

İsrail ordusundan yapılan açıklamada, "komuta karargahı ve on yüksek binaya" saldırıldığı belirtilerek, bu binaların "Hizbullah'a ait askeri altyapı içerdiğini ve partinin yürütme kurulu merkezini hedef aldığını" belirtti. Lübnan'da 500'den fazla hedefe yönelik saldırılar olduğunu belirten açıklamada, "Hizbullah"ın dün İsrail'e 70 roket fırlattığı ifade edildi.


Hizbullah, Lübnan-Suriye sınırında İsrail güçleriyle çatışmalar yaşandığını duyurdu

İsrail tankları Lübnan sınırında yığıldı (EPA)
İsrail tankları Lübnan sınırında yığıldı (EPA)
TT

Hizbullah, Lübnan-Suriye sınırında İsrail güçleriyle çatışmalar yaşandığını duyurdu

İsrail tankları Lübnan sınırında yığıldı (EPA)
İsrail tankları Lübnan sınırında yığıldı (EPA)

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı bugün, İsrail askerlerinin Lübnan-Suriye sınırında bir çıkarma operasyonu girişiminde bulunduğunu ve Hizbullah savaşçılarının onlarla çatışmaya girdiğini bildirdi.

Ajans, Lübnan Sağlık Bakanlığı'na atıfta bulunarak, İsrail'in Nebi Şit bölgesine düzenlediği hava saldırılarında en az 3 kişinin öldüğünü ve 16 kişinin yaralandığını belirtti.

Tahran destekli Hizbullah'ın İran dini lideri Ali Hamaney'in öldürülmesine misilleme olarak pazartesi günü İsrail'e roket saldırısı düzenlemesinin ardından, İsrail ordusundan konuyla ilgili henüz bir açıklama gelmedi. İsrail, Lübnan'a çok sayıda hava saldırısı düzenlemiş ve kara birlikleri göndermişti.

Bu haberler doğrulanırsa, bu olay, İsrail'in Hizbullah militanı olarak tanımladığı İmad Amhaz'ın Kasım 2024'te kuzeydeki Batroun kentinden kaçırılmasından bu yana İsrail güçlerinin Lübnan'a yaptığı en derin müdahale olacaktır.

Ulusal Haber Ajansı, "İsrail'in çıkarma girişimlerini püskürtmek için Lübnan-Suriye sınırındaki doğu dağlık bölgesinde, Nebi Şit-Ham bölgesinde çatışmalar yaşandığını" bildirdi; bu bölgede Hizbullah önemli bir varlığına sahip.

Hizbullah ise yaptığı açıklamada, “düşman İsrail ordusuna ait dört helikopterin Suriye yönünden gelerek Yahfufa, el-Haribe ve Marabun beldelerinin dağlık üçgen bölgesine bir piyade birliği indirdiğini” tespit ettiklerini belirtti.

Açıklamaya göre İsrail piyade birliği daha sonra Nebi Şit kasabasının doğu mahallesine doğru ilerledi ve mezarlık bölgesine ulaştığında Hizbullah savaşçılarıyla hafif ve orta silahlarla çatışmaya girdi.

Hizbullah, çatışmanın İsrail birliğinin ortaya çıkmasının ardından daha da şiddetlendiğini, İsrail’in birliklerini bölgeden çekebilmek için savaş uçakları ve helikopterlerle yaklaşık 40 hava saldırısı yaparak yoğun bir ateş kuşağı oluşturduğunu bildirdi.

Örgüt ayrı bir açıklamada ise İsrail güçlerinin geri çekilmesi sırasında savaşçılarının roketler fırlattığını belirtti.

Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde ise havaya yoğun şekilde ateş açıldığı görüldü.

Şarku’l Avsat’ın Ulusal Haber Ajansı’ndan aktardığına göre Nebi Şit kenti dün en az 13 İsrail hava saldırısının hedefi oldu. Lübnan Sağlık Bakanlığı saldırılarda en az 9 kişinin hayatını kaybettiğini açıklamıştı.