Reisi’nin Umman ziyaretinin gündeminde ekonomi kadar siyasi meseleler de yer aldı

Maskat ve Tahran, bölgede güvenlik ve istikrarın önemini vurguladılar

Umman Sultanı Heysem bin Tarık, dün Başkent Maskat’taki el-Alem Sarayı'nda İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’yi ağırladı (ONA)
Umman Sultanı Heysem bin Tarık, dün Başkent Maskat’taki el-Alem Sarayı'nda İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’yi ağırladı (ONA)
TT

Reisi’nin Umman ziyaretinin gündeminde ekonomi kadar siyasi meseleler de yer aldı

Umman Sultanı Heysem bin Tarık, dün Başkent Maskat’taki el-Alem Sarayı'nda İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’yi ağırladı (ONA)
Umman Sultanı Heysem bin Tarık, dün Başkent Maskat’taki el-Alem Sarayı'nda İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’yi ağırladı (ONA)

Umman Sultanı Heysem bin Tarık ve İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi dün Umman’ın başkenti Maskat’ta çok sayıda siyasi ve ekonomik meseleyi ele aldılar. Öte yandan Umman’a giden Reisi, böylece geçtiğimiz yıl Ağustos ayında göreve başlamasından bu yana ikinci kez bir Körfez ülkesini ziyaret etti.
İran Cumhurbaşkanı’nın başkent Maskat’a, başta Petrol Bakanı, Ekonomi ve Maliye Bakanı ve Yol ve Şehircilik Bakanı olmak üzere ekonomi işlerinden sorumlu bakanların yanı sıra 50'den fazla İranlı iş adamıyla birlikte gelmesi nedeniyle ziyarete ekonomi konuları hakimdi. Ancak siyasi meseleler de iki taraf arasındaki görüşmelerin en üst sıralardaki gündem maddelerinden biriydi.
İranlıları ilgilendiren dosyalar arasında İran nükleer dosyasına ilişkin konular da yer alıyor. Çünkü Umman, ABD ile İran arasında bu dosyayla ilgili arabuluculuk yapma çabası içinde olan bir ülke. Katar da bu konuda aktif bir rol üstleniyor. Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad, bu çerçevede İran’ı ve bazı Avrupa ülkelerini ziyaret etmişti. Katar'ın bu dosyanın çözümüne ilişkin uluslararası toplum ile İran arasındaki görüşleri yaklaştırmaya yönelik çabaları oldu. Gözlemcilere göre bu dosya hassas ve dikkat gerektiren bir aşamadan geçiyor. İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin Maskat ziyareti, nükleer anlaşmayı yeniden canlandırmayı amaçlayan müzakerelerdeki çıkmazı kırmak için diplomatik çabaların olduğu bir zamanda gerçekleşti. Umman Sultanlığı, daha önce 2015 yılında İran ile dünya güçleri arasında nükleer anlaşmanın imzalanmasına giden süreçte Tahran ve Washington arasında arabuluculuk rolünü üstlenmişti.
İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan dün yaptığı açıklamada, Umman Sultanlığı’nın, ittifaklardan, çatışmalardan ve kutuplaşmalardan uzak, bölgesel denklemlerde daima olumlu bir rol oynamaya çalışan bir ülke olduğunu söyledi. İran'ın resmi haber ajansı IRNA’nın haberine göre Bakan Abdullahiyan, İran İslam Cumhuriyeti'nin bölgesel krizlerin çözümü çerçevesinde sorunları çözmede dengeyi temel alan Umman Sultanlığı'nın politikasına büyük önem verdiğini belirtti. Umman Sultanlığı’nın diplomasideki önemli ve aktif rolüne, diyalogların önünü açmasına ve barışı tesis etmesine övgüde bulunan Abdullahiyan, iki ülke arasındaki ilişkilerin ilerleme kaydettiğini de sözlerine ekledi.
İranlı Bakan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Umman, İran için sadece siyasi ve ekonomik alanlarda büyük bir potansiyele sahip bir ülke değil aynı zamanda jeopolitik ve jeostratejik konumları nedeniyle bölgesel kalkınma için sayısız fırsatlar yaratan eski bir dostu ve ortağıdır.”
Umman Sultanlığı’nın arabuluculuk rolü oynadığı dosyalar arasında Tahran, Washington ve Londra arasında mahkum takası anlaşmaları da yer alıyor. Bu takasların sonuncusu, Umman diplomasisinin İran asıllı İngiltere vatandaşları Nazanin Zaghari-Ratcliffe ve Enuşe Aşuri’nin serbest bırakılması karşılığında İngiltere’nin İran’ın monarşi ile yönetildiği yıllara kadar uzanan ve toplam 470 milyon euro olarak tahmin edilen borçlarını İran’a ödemesi anlaşması oldu.
Bunun yanında geçtiğimiz ay Umman’ın, İran ile Batılı ülkeler arasında, İran’ın dondurulan fonlarının serbest bırakılması karşılığında mahkumların serbest bırakılmasını sağlayacak bir anlaşmaya varılmasına ilişkin çabaları olduğuna dair basında bazı haberler yer aldı. Söz konusu haberlerde Umman'ın İran’ın 7 milyar dolar değerindeki dondurulmuş fonlarının serbest bırakılması karşılığında mahkum takası anlaşması yapılmasında rol oynadığı bildirildi. Bu anlaşmanın tamamlanması halinde para, İran Merkez Bankası'nın Maskat'taki hesaplarına yatırılacağı da belirtildi.
Umman Sultanı Heysem bin Tarık, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’yi başkentteki özel havalimanında karşıladı. Reisi için daha sonra El-Alem Sarayı'nda resmi bir karşılama töreni düzenlendi. Umman Sultani ve İran Cumhurbaşkanı arasındaki görüşmenin ardından yayınlanan ortak açıklamaya göre taraflar işbirliği ve ikili ilişkiler çerçevesinde özellikle çeşitli alanlarda ortak ticaret ve yatırım iş birliği ile ilgili gelişmeleri gözden geçirdiler. Açıklamada, tarafların ortak çıkarlarının olduğu çok sayıda bölgesel ve uluslararası konuyu ele aldıkları ve çeşitli düzeylerde siyasi istişare ve koordinasyon düzeyinden duydukları memnuniyeti ifade ettikleri belirtildi. Yine açıklamaya göre taraflar, bölgede ve dünyada güvenlik ve istikrarın devamlılığı için çaba sarf edilmesi ve bu çabaların iki katına çıkarılmasının yanı sıra bölgede ve dünyada güvenlik ve istikrara hizmet eden konularda çeşitli bölgesel ve uluslararası forumlarda iki taraf arasındaki koordinasyon ve istişarenin önemini vurguladılar.
Öte yandan dün Umman Sultanlığı ve İran arasında enerji ve ulaşım sektörlerini de kapsayan çok sayıda mutabakat ve işbirliği anlaşması imzalandı. Umman’ın resmi haber ajansı ONA, iki ülke arasında petrol, doğalgaz, ulaştırma, diplomatik çalışmalar, eğitim, radyo ve televizyon alanlarında sekiz mutabakat zaptı ve dört iş birliği anlaşması imzalandığını bildirdi.
Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamad bin Hammud el-Busaidi, İran tarafıyla daha sonra imzalanacak başka bir mutabakat zaptı ve iş birliği anlaşması paketi olduğunu açıkladı. İki ülkenin, yaklaşık yirmi yıl önce yapılan İran'dan Umman Sultanlığı'na doğalgaz tedarik edecek bir boru hattı inşa etme anlaşmasını yeniden görüşmeleri bekleniyor. İki ülke bu konuda çok sayıda mutabakat zaptı imzalasa da proje halen hayata geçirilemedi.
IRNA haber ajansının aktardığına göre Cumhurbaşkanı Reisi, Tahran’dan ayrılmadan önce yaptığı açıklamada İran ile Umman Sultanlığı arasında başta sağlık turizmi olmak üzere ulaşım, enerji ve turizm dahil çeşitli alanlardaki ticari ilişkilerin geliştirileceğini ve bu ziyaret sırasında iki ülke arasında mutabakat zaptı imzalanacağını söyledi. Reisi, ziyaretin, hükümetin komşu ülkelerle ilişkileri güçlendirme politikası çerçevesinde gerçekleştiğinin de altını çizdi.
IRNA, Reisi’nin Umman ziyaretinin ana hedeflerinden birinin ilişkileri güçlendirmek olduğunu kaydetti. IRNA’ya göre Reisi, bölgesel iş birliği ve diyalogun bölgenin güvenliğini garanti edeceğini vurgulayarak, “Yabancı askeri varlıklar bölgeye güvenlik getirmez, aksine güvenliğini tehdit eder” dedi. IRNA, İran ile Umman Sultanlığı arasındaki ticaret hacminin, Mart ayında sona eren son İran mali yılında 1 milyar 336 milyon dolara ulaştığını da bildirdi.



El-Mahrami: Suudi Arabistan, ön koşulsuz ve siyasi sınırlama olmaksızın güney çözümünü destekliyor

Güney Yemen'den liderler, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenler Riyad'da düzenlenen istişare toplantısına katıldı. (Şarku’l Avsat)
Güney Yemen'den liderler, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenler Riyad'da düzenlenen istişare toplantısına katıldı. (Şarku’l Avsat)
TT

El-Mahrami: Suudi Arabistan, ön koşulsuz ve siyasi sınırlama olmaksızın güney çözümünü destekliyor

Güney Yemen'den liderler, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenler Riyad'da düzenlenen istişare toplantısına katıldı. (Şarku’l Avsat)
Güney Yemen'den liderler, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenler Riyad'da düzenlenen istişare toplantısına katıldı. (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da, Güney Yemen liderleri, aşiret şeyhleri ve yerel kanaat önderlerinin katılımıyla Güney İstişare Toplantısı başladı.

Toplantı sonunda yayımlanan ortak bildiriyi Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Ebu Zura el-Mahrami okudu. Bildiride, toplantının ‘Güney’i kapsayan bir iradeyi temsil ettiği ve farklı kesimler ile vilayetlerden gelen liderler aracılığıyla adil, güvenli ve garantili bir çözüm arayışına yönelik olduğu’ vurgulandı. Bildiride ayrıca, ‘her türlü tırmandırıcı girişimden ve Güney’in davasına ve geleceğine hizmet etmeyen yan çatışmalar yaratma çabalarından uzak durulduğu’ ifade edildi.

Bildiride, Suudi Arabistan’ın, konuyla ilgili liderlerle doğrudan yapılan görüşmeler ışığında, Güney halkının haklı taleplerini tamamen desteklediği ve halkın siyasi geleceğini belirleme hakkını güvence altına alan kapsamlı bir siyasi çözümün önünü açtığı ifade edildi. Bildiride, bu çözümün önceden belirlenmiş siyasi şartlar veya sınırlamalar dayatmadan, Güney halkının onur, güvenlik, istikrar ve geleceğini teminat altına alacağı kaydedildi. Ayrıca, Güney’in tam egemenliğe sahip bir devlet olarak yeniden kurulmasının da bu haklar kapsamında olduğu belirtildi.

El-Mahrami, Suudi Arabistan’ın himayesinde yürütülecek Güney Diyaloğu’nun tarihi bir fırsat olduğunu ve bu fırsatın iç anlaşmazlıklar veya gereksiz çatışmalar yaratılarak heba edilemeyeceğini vurguladı. Böyle bir tutumun, öncelikle Güney’in davasına karşıt güçlerin işine yarayacağı uyarısında bulundu.

Bildiride ayrıca, hiçbir kişi veya Güneyli tarafın dışlanmayacağı ve bu sürecin geniş katılıma ve sorumlu temsil mekanizmalarına dayandığı açık bir şekilde dile getirildi.

El-Mahrami, Riyad’a ulaştıkları günden itibaren Güney davasına yönelik samimi bir karşılama ve açık destek gördüklerini vurguladı. El-Mahrami, “Buradaki varlığımız, halkımızın ve güçlerimizin ihtiyaçlarını doğrudan iletmemize olanak sağladı. Öncelikli konular arasında dört aydır ödenmeyen maaşlar vardı ve Suudi Arabistan’dan bu konuda olumlu ve sorumlu bir geri dönüş aldık. Bu adım, halkımızın çektiği sıkıntıları hafifletme konusundaki içten çabalarını gösteriyor. Ayrıca, vatandaşların günlük yaşamını etkileyen ekonomik ve sosyal meseleler de Suudi kardeşlerimiz tarafından cömertçe desteklendi” dedi.

El-Mahrami, Suudi yetkililerden, Güney’in güvenliğini sağlayan ve cephelerde görev yapan Güney güçlerinin desteğinin sürdürüleceğine dair doğrudan ve somut teyitler aldıklarını belirtti. Bu kapsamda söz konusu güçlerin haklarının eksiksiz ödeneceği, destekleneceği ve kapasitelerinin güçlendirileceğini ifade eden el-Mahrami, bunun Güney’in istikrarını pekiştireceğini, ulusal kazanımlarını koruyacağını ve Güney cephesini zayıflatmaya veya Güneylilerin rolünü sorgulamaya yönelik girişimlerin önünü keseceğini vurguladı.

Toplantı bildirisine göre, ekonomi ve kalkınmanın desteklenmesi, Güney Yemen ile Suudi Arabistan arasında gelecekteki iş birliğinin temel direklerinden biri olacak. Bugün atılan adımların, güvenlik, istikrar ve kalkınmaya dayalı stratejik bir geleceğin somut başlangıcını temsil ettiği kaydedildi.

Bildiride, Suudi Arabistan’ın Güney’i tüm tehditlerden korumada öncü olduğu ve her zaman güçlü bir destek ve güvence sağladığı vurgulandı. Suudi Arabistan’ın Güney’in güvenliği ve istikrarının korunmasında temel bir ortak olduğu, haklı davasını desteklediği ve bu konudaki tutumunun güvenilir ve sürekli olduğu kaydedildi. Bildiride, Güney’in bugün karşı karşıya olduğu asıl tehlikenin Husi milisleri ve bölgeyi hedef alan yayılmacı projeleri ile DEAŞ ve El Kaide gibi diğer terör örgütleri olduğu ifade edildi. Bildirinin devamında şu ifade yer aldı: “Bu nedenle Suudi Arabistan’ın rolünü sorgulama girişimlerini, güneydeki askeri ve güvenlik güçlerini hedef alan kampanyaları ve özellikle de güneyi ve güvenliğini koruma sisteminin bir parçası olan Amalika Tugayları, Vatan Kalkanı Güçleri, Kara Kuvvetleri, Şebve Savunma Güçleri ve Hadrami Elit Güçleri’ni hedef alan kampanyaları kategorik olarak reddediyoruz.”

Bildiride, Suudi Arabistan ile karşılıklı güvenin değerli olduğu vurgulanarak, Güneyli liderlerin halklarının davasını bu hassas dönemde devralma sorumluluğunu bildiği ve bu davayı devlet aklıyla yönetmeye devam edeceği ifade edildi. Liderler, bu sürecin spekülasyon veya ani tepkilerle yürütülmeyeceğini belirtti.

Ayrıca bildiride, Güney halkına, meşru beklentilerini bilinçli ve sorumlu bir şekilde ifade etmeleri çağrısı yapıldı. Bu çerçevede, Suudi Arabistan himayesinde yürütülecek Güney Diyaloğu’nun güvenli ve garantili bir yol olduğu vurgulandı. Bildiride, “Güney devletinin yeniden kurulması hedefi bu siyasi yol üzerinden önceliğimiz ve amacımızdır. Suudi Arabistan’ın himayesi ve desteği, hakların korunmasını, kazanımların sürdürülmesini ve ulusal hedeflerin mümkün olan en düşük maliyetle gerçekleştirilmesini sağlayacaktır” denildi.

Bildiride ayrıca uluslararası toplumdan, Güneylilerin diyalog yoluyla belirlediği seçenekleri desteklemesi, meşru beklentilerine saygı göstermesi ve Suudi Arabistan’ın himayesinde yürütülen bu ciddi süreci desteklemesi istendi. Bu sürecin, Güney ve bölgedeki barış ve istikrar için en gerçekçi çerçeveyi oluşturduğu, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrar gereklilikleriyle uyumlu olduğu kaydedildi.


Suudi Arabistan, ekonominin kalesi ve inovasyon platformu olarak Davos'taki varlığını güçlendiriyor

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) öncesinde Davos Kongre Merkezi (Reuters)
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) öncesinde Davos Kongre Merkezi (Reuters)
TT

Suudi Arabistan, ekonominin kalesi ve inovasyon platformu olarak Davos'taki varlığını güçlendiriyor

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) öncesinde Davos Kongre Merkezi (Reuters)
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) öncesinde Davos Kongre Merkezi (Reuters)

Suudi Arabistan’ın Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) Davos’ta düzenlenen yıllık toplantılarına katılımı, ülkenin uluslararası alandaki görünürlüğü açısından önemli bir durak oluşturdu. Krallık, ekonomi, kalkınma, teknoloji ve çevresel meselelerdeki rolünü güçlendirmeyi sürdürürken, art arda gerçekleştirdiği katılımlarla küresel eğilimlerin şekillendirilmesinde etkili bir aktör olarak konumunu pekiştirdi. Bu süreçte, sınır aşan etki yaratacak girişimlere öncülük etme ve güçlü ortaklıklar kurma kapasitesi öne çıktı.

Bu platformlarda Suudi Arabistan’ın bölgesel istikrar ve küresel piyasaların dengelenmesindeki rolü de belirgin biçimde yer aldı. Özellikle enerji sektöründe, üretici ve tüketici çıkarları arasında dengeyi gözeten yaklaşımıyla dikkat çeken Suudi Arabistan, karbon döngüsel ekonomi anlayışını benimseyerek temiz enerjiye ve sürdürülebilir madenciliğe yönelik küresel dönüşüme katkı sundu.

Suudi Arabistan, 48. dönem toplantılarına ‘Bölünmüş bir dünyada ortak bir gelecek inşa etmek’ vizyonuyla katılırken, üst düzey heyetinin sergilediği güçlü temsil, ülkenin uluslararası arenadaki artan ağırlığını yansıttı.

Teknolojik dönüşüm

Suudi Arabistan’ın WEF’teki etkin varlığı yıllar içinde kesintisiz biçimde devam etti. 2019 yılında, Saudi Aramco’ya bağlı Uthmaniyah Gaz İşleme Tesisi’nin Endüstriyel Fenerler küresel listesine dahil edilmesi önemli bir dönüm noktası oldu. Bu adımla söz konusu tesis, petrol ve gaz sektöründe bu prestijli sınıflandırmaya giren ilk tesis olma özelliğini kazandı. Bu gelişme, Krallık’ta yaşanan sanayi dönüşümünün ulaştığı düzeyi yansıtırken, Suudi Arabistan aynı dönemde WEF ile Dördüncü Sanayi Devrimi Merkezi’nin kurulmasına yönelik bir mutabakat zaptı imzaladı. Daha sonra ulusal bir platforma dönüşen bu merkez, geleceğe dönük politikaların şekillendirilmesi ve ileri teknoloji alanlarında Suudi insan kaynağının yetiştirilmesine odaklanarak, Krallık’ın yenilikçilik ve teknolojik dönüşüm çağında hazırlık düzeyini güçlendirdi.

2020 yılında ise SABIC, döngüsel ekonomi yaklaşımı kapsamında plastik geri dönüşümüne yönelik TRUCIRCLE™ girişimini hayata geçirerek Krallık’ın forumdaki görünürlüğünü pekiştirdi. Aynı yıl Saudi Aramco, Hurays tesisinin de Endüstriyel Fenerler listesine alındığını duyurdu ve böylece bu küresel sınıflandırmaya giren ikinci Suudi tesisi kayda geçti.

Suudi Arabistan, 2022 yılında WEF platformlarında ‘Tarih bir dönüm noktasında’ başlığı altında küresel meydan okumalarla mücadeleye yönelik vizyonunu ortaya koydu. İklim, ekonomi, enerji ve gıda güvenliği gibi alanlarda ileri çözümler sunan Krallık, Vizyon 2030 programları sayesinde sağlanan ekonomik çeşitlenme, toplumsal güçlenme ve devletin krizlere karşı dayanıklılığını da vurguladı. Bu çerçevede, Kovid-19 salgınıyla mücadele ve toparlanma sürecinde elde edilen kazanımlar da öne çıkarıldı.

Bu etkin varlık, 2023 yılında Suudi Arabistan heyetinin ‘Kentsel kalkınma kaynaklarında dayanıklı bağlantıya doğru’ başlıklı oturumda sergilediği uluslararası iş birliği modeliyle daha da güçlendi. Oturumda şehirlerin geleceği ve sürdürülebilirliği ele alınırken, Suudi Arabistan’ın daha esnek ve yenilikçi kentsel modellerin geliştirilmesindeki öncü rolü ile uluslararası entegrasyonu güçlendiren teknolojik ve ekonomik çözümlere verdiği destek vurgulandı.

Gençleri güçlendirmek

Suudi Arabistan, 2024 yılı WEF’e katılımında da etkili varlığını sürdürdü. Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan bin Abdullah başkanlığındaki heyet, ‘Güvenin yeniden inşası’ ekseninde Krallık’ın vizyonunu ortaya koyarak, küresel dönüşümlerin özüne temas eden bir yaklaşım sundu. Bu çerçevede ekonomik istikrarın güçlendirilmesinden insan ve teknolojiye yönelik yeni yatırım alanlarının açılmasına kadar uzanan başlıklar ele alındı.

Forumun farklı platformlarında ise El-Ula, Misk Vakfı, Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zekâ Kurumu (SDAIA), yenilikçiliği, gençlerin güçlendirilmesini ve akıllı şehirlerin şekillendirilmesini yansıtan girişimlerle yer aldı. Bu katılım, Suudi Arabistan’ı geleceğin araçlarını kararlılık ve ilhamla yeniden inşa eden bir ülke olarak öne çıkardı.

Suudi Arabistan’ın 2024’teki forum kapsamındaki varlığı, Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman’ın himayesinde Riyad’da düzenlenen WEF Özel Toplantısı’na ev sahipliği yapmasıyla daha da pekişti. Toplantıda, dünyanın farklı ülkelerinden binin üzerinde üst düzey lider, kalkınma sorunlarını ve daha istikrarlı bir geleceğe yönelik pratik çözümleri ele almak üzere bir araya geldi.

Toplantı kapsamında düzenlenen oturumlar ve imzalanan nitelikli anlaşmalar; uzay, yapay zekâ, sürdürülebilirlik, sağlık ve insani çalışmalar gibi alanlara odaklandı. Bu gelişmeler, Suudi Arabistan’ın etkin bir uluslararası ortak konumunu teyit ederken, tüm ülkeler için kalkınma yollarının yeniden çizilmesine ve bölünmeleri aşmayı hedefleyen yeni bir uluslararası iş birliği modelinin benimsenmesine zemin hazırladı.

WEF’in 2025 yılı yıllık toplantısında ise Suudi Arabistan, uluslararası konumunu daha da güçlendirerek, forumla ortaklık içinde 2026 yılının ilk yarısında üst düzey ve periyodik bir küresel toplantıya ev sahipliği yapacağını duyurdu. Bu adım, Krallık’ın liderlik rolüne duyulan küresel güvenin bir göstergesi olarak değerlendirildi.

Siber güvenlik

Forum çalışmaları kapsamında, nitelikli bir dizi girişim de hayata geçirildi. Bunların başında, ekonominin siber güvenlikle ilişkisine odaklanan küresel bir platform olarak Riyad’da Siber Ekonomi Merkezi’nin kurulması yer aldı. Ayrıca Cübeyl Sanayi Kenti, ‘Sürdürülebilir sanayi kümelerine geçiş’ girişimine katılarak bu çerçevede Ortadoğu’da yer alan ilk şehir oldu. Geleceğin Pazarlarının Hızlandırıcısı girişimi ise Suudi Arabistan’ın yenilikçiliği destekleme ve yükselen pazarların büyümesini teşvik etme yönündeki çabalarını öne çıkardı.

Saudi House (Suudi Evi) girişimi de Krallık’ın uluslararası arenadaki artan rolünü ve somut etkisini yansıttı. Girişimciler, değişim öncüleri ve yenilikçileri bir araya getiren bir platform olarak öne çıkan girişim, dünyanın geleceğini şekillendiren temel alanlara ilişkin stratejik vizyonların paylaşılmasına imkân sundu. Ziyaretçiler, Vizyon 2030’un ortaya çıkardığı kalkınma ve yatırım fırsatlarını yakından tanıma imkânı bulurken, girişim kapsamında ele alınan başlıklar aracılığıyla zengin bir bilgi ve ilham kaynağına erişti.

WEF’in yıllık toplantısındaki bu artan varlığıyla Suudi Arabistan, uluslararası çözümlerin şekillendirilmesinde ve küresel ortaklıkların güçlendirilmesinde oynadığı merkezi rolü bir kez daha teyit etti. Krallık’ın art arda gerçekleştirdiği katılımlar, Vizyon 2030’un uluslararası iş birliği yolunu daha istikrarlı ve sürdürülebilir bir geleceğe yönlendirme kapasitesini de açık biçimde ortaya koyuyor.

Niteliksel yatırımlar

Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, Suudi Arabistan’ın İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen WEF’in yıllık toplantısına katılımının, Krallık’ın uluslararası etkili platformlardaki varlığını güçlendirdiğini vurguladı. El-Hureyf, bu katılımın aynı zamanda Suudi Arabistan’ın küresel ekonomik meseleleri tartışan etkin bir ortak olarak rolünü sürdürmesine ve uluslararası ekonomi trendlerini öngörme çabalarına katkı sağladığını belirtti; bu çabaların istikrar, büyüme ve sürdürülebilir kalkınmayı desteklediğini kaydetti.

7ı8o9
Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, Dünya Ekonomik Forumu'nun (WEF) oturumlarından birine katılımı sırasında (SPA)

El-Hureyf, özellikle sanayi ve madencilik sektörlerindeki hızlı ekonomik dönüşümlerin, Krallık’ı nitelikli yatırımlar için cazip bir merkez ve küresel tedarik zincirlerinde güvenilir bir ortak konumuna getirdiğini ifade etti. Bu başarının, rekabetçi bir yatırım ortamı, istikrarlı bir yasal ve düzenleyici çerçeve, gelişmiş altyapı ve farklı sektörlerde kapsamlı bir yetenek geliştirme sistemi üzerine inşa edildiğini belirtti.

El-Hureyf ayrıca, Davos’ta Suudi heyetiyle gerçekleştirdiği temaslar sırasında, küresel şirketlerin liderleri, yatırımcılar ve karar vericilerle bir araya gelerek iş birliği fırsatlarını değerlendirmeyi, Krallık’ın sanayi ve madencilik alanlarında sunduğu imkân ve teşvikleri tanıtmayı ve nitelikli ortaklıklar kurarak yerli üretimi güçlendirme ve petrol dışı ihracatı artırma hedeflerini desteklemeyi planladığını açıkladı.


Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile Şara bölgesel gelişmeleri ele aldı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Riyad’da Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile yaptığı görüşmeden bir kare (Arşiv_SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Riyad’da Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile yaptığı görüşmeden bir kare (Arşiv_SPA)
TT

Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile Şara bölgesel gelişmeleri ele aldı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Riyad’da Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile yaptığı görüşmeden bir kare (Arşiv_SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Riyad’da Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile yaptığı görüşmeden bir kare (Arşiv_SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile bölgedeki son gelişmeleri ve ortak ilgi alanına giren çeşitli konuları görüştü.

Görüşme, pazar günü Suriye Cumhurbaşkanı Şara’nın Suudi Veliaht Prensi’ni telefonla aramasıyla gerçekleşti. Görüşmede iki ülke arasındaki ikili ilişkiler ile bu ilişkilerin farklı alanlarda geliştirilmesine yönelik fırsatlar da ele alındı.