Sudan - Eritre yakınlaşmasının nedenleri ve boyutları neler?

Asmara, Tigray tehdidinden korktuğu için Hartum’a yaklaşmaya çalışıyor. Sudan yazar: “Etiyopya’nın bölgeyle olası bir uzlaşması, Afewerki’nin sonu anlamına geliyor”

Eritre, Burhan’ın darbesinden bu yana Sudan’daki siyasi krizin çözümüne yardım etmeye çalışıyor (AFP)
Eritre, Burhan’ın darbesinden bu yana Sudan’daki siyasi krizin çözümüne yardım etmeye çalışıyor (AFP)
TT

Sudan - Eritre yakınlaşmasının nedenleri ve boyutları neler?

Eritre, Burhan’ın darbesinden bu yana Sudan’daki siyasi krizin çözümüne yardım etmeye çalışıyor (AFP)
Eritre, Burhan’ın darbesinden bu yana Sudan’daki siyasi krizin çözümüne yardım etmeye çalışıyor (AFP)

İsmail Muhammed Ali
Eritre’nin Nahda (Rönesans) Barajı’na ilişkin anlaşmazlığın yanı sıra el-Fuşka topraklarına ilişkin sınır anlaşmazlığı nedeniyle Sudan ile ilişkileri donmuş olan Etiyopya’ya yakınlaşması sonrasında birkaç gün içerisinde Hartum ve Asmara arasındaki ilişkiler, dikkate değer şekilde hareketlendi.
Eritre, Sudan’la ilişkilerini güçlendirme çabaları çerçevesinde, Sudan ordusu komutanı Abdulfettah el-Burhan’ın 25 Ekim'deki darbesinden bu yana Sudan’ın tanık olduğu siyasi krizi çözmeye çalışıyor. Öyle ki Asmara, Dışişleri Bakanı Osman Salih ve Eritre Devlet Başkanı’nın danışmanından oluşan bir Eritre heyetinin Nisan ayında Hartum ziyareti sırasında ‘krizi ele almak ve çatışmanın tüm taraflarının görüşlerini daha da yakınlaştırmak’ için bir girişim sunmuştu. Eritre’nin Hartum Büyükelçisi İsa Ahmed İsa da Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’a Eritre Devlet Başkanı Isaias Afewerki’den yazılı bir mesaj iletti. Mesajda ‘Eritre’nin Sudan’daki koşullara ilişkin gelişmelere olan yakın ilgisinden’ ve ‘çabaları birleştirme ve krizden güvenli bir çıkışı garanti eden birleşik bir vizyona ulaşma yolunda çok çalışılması gerekliliğinden’ bahsediliyor.
Peki Hartum - Asmara ilişkilerinde yaşanan gelişmelerin gerçek nedenleri, bu ani yakınlaşmanın sırrı, sonuçları, geleceği ve komşu Etiyopya ile iki ülkenin ilişkilerine etkisi nedir?

Dinamik dönüşümler
Hartum’daki Uluslararası Afrika Üniversitesi’nde Afrika Boynuzu meseleleri konusunda uzmanlaşmış Siyaset Bilimi Profesörü Abdulvahhab et-Tayyib el-Beşir, yaptığı açıklamada “Sudan- Eritre yakınlaşmasının nedenleri, Eritre ve Etiyopya arasındaki bir dizi dönüşümle bağlantılıdır. Eritre Devlet Başkanı Afewerki ile Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in temsil ettiği iki ülke liderliği arasındaki ilişkilerin, özellikle 2018 yılında Suudi Arabistan’ın himayesinde Cidde’de Etiyopya- Eritre anlaşmasının imzalanmasından sonra iyi olmadığı açık. İki ülke arasındaki ilişkileri daha da kötüleştiren çeşitli dönüşümler gerçekleşti. Afewerki’nin ‘sınırların açılması konusunda Tigrayanlara Eritre’de daha büyük fırsatlar sunduğu için çıkarlarına hizmet etmediğine’ inandığı Cidde Anlaşması’nı aktifleştirmemesi de bunlardan biri. Zira bu anlaşma, bu fırsatlar dolayısıyla Tigray halkına büyük bir nefes alma alanı sağlamakta ve her bakımdan çıkarlarına hizmet etmektedir” dedi.
“Bu açıdan bakıldığında Eritre Devlet Başkanı, Afrika kıtasındaki en uzun anlaşmazlık sayfasını çeviren, Etiyopya ile Cidde Barış Anlaşması’nın kendisi açısından büyük bir kayıp olduğunu, Addis Ababa’ya ve Eritre’den çok Tigrayanlara hizmet ettiğini düşünüyor” diyen Beşir, sözlerinin devamında ise “Ayrıca Etiyopya hükümeti üzerindeki uluslararası baskılar, Devlet Başkanı’nı savaş sonucunda Tigrayanlarla sorunları çözmeye itti. Bu nedenle Etiyopya ulusal diyaloğunda yaşananlar, Afewerki’nin istemediği bir durum olarak Tigrayanlar ile uzlaşı ihtiyacına dayanmaktadır. Sonuç olarak Afewerki, bu adıma öfkelendi ve iki ülke arasındaki ilişkiler, güvenlik ve askeri adıma ve siyasi sonuçlara yansıyan şekilde kötüleşti. Etiyopya- Eritre ilişkilerinin şu anda en kötü durumunu yaşadığı söylenebilir. Edinilen bilgiler, iki ülke arasındaki sınırlarda çatışmaların olduğunu ve Eritre güçlerinin Etiyopya tarafına hizmet eden bölgelerden çekildiğini gösteriyor. Eritre ve Sudan sınırlarında Etiyopya seferberliği var. Bunların hepsi, güvenlik ve askeri açısından siyasi ilişkilerin doğasını etkileyen kaymalardır” dedi.

“Mayınlı tarla konular”
Siyaset Bilimi Profesörü, “Bütün bu nedenler, özellikle de Etiyopya - Eritre ilişkilerinin kötü olması, Eritre’nin Sudan’a iki çizgi uyarınca yönelmesine yol açtı. İlk olarak, iki ülke arasındaki ilişkiler hususunda müzakere ve ikinci olarak, Sudan-Etiyopya ilişkilerine ilişkin tartışmalar. Tigray konusunda da tartışmalar var. Ama Eritre Dışişleri Bakanı ve Devlet Başkanı’nın danışmanının Hartum’a yaptığı ziyaret, bunu gerçekleştiren tek durum değil. Yaşananları anlatmanın en iyi yolu, Eritre- Sudan anlayışlarıdır” ifadelerini kullandı.
Beşir, “Sudan’ın doğusuyla ilgili bir dizi sorun var gibi görünebilir. Ayrıca Tigray sorununun yanı sıra Sudan ile Etiyopya arasındaki tartışmalı el-Fuşka sınır bölgesindeki sorunların niteliğiyle ilgili ekonomik, güvenlik ve askeri konulara dair Eritre iç bölgesi ile ilgili konular da gündemde. Eritre- Etiyopya ilişkilerinde meydana gelen değişiklikler çerçevesinde tüm bu konuların gerçekten anlaşılması gerekiyor. Ancak ufukta önemli bir soru var; Sudan, Eritre ile yakınlaşmaya hazır mı? Ya da daha doğru ifadeyle Hartum, Asmara ile bu noktalara hizmet eden anlayışlar istiyor mu? Bu soruya, ilerleyen günlerde iki ülke arasındaki karşılıklı ziyaretlerle temsil edilen fiili hareketler, sahadaki gerçek göstergelerin varlığı veya Sudan - Eritre sınırlarındaki bazı koşulların değiştirilmesi yoluyla cevap verilecek” şeklinde konuştu.

Zemin hazırlama
Sudanlı yazar Ammar el-Arki de kaleme aldığı bir makalede, “Eritre Devlet Başkanı Isaias Afewerki, yüksek savaş kabiliyetleri ışığında yeminli ve tarihi düşmanı Tigray Cephesi tarafından kendisine yöneltilen tehlike ve tehdit korkusundan yola çıkıyor. Tigray ile Abiy Ahmed başkanlığındaki Etiyopya hükümeti arasında bir uzlaşma olması durumunda bu, aralarında bir ittifaka yol açabilir. Yani bu, Afewerki ve rejimi için sonun başlangıcı olacaktır” dedi.
Arki, “Ayrıca Afewerki, ABD yaptırımlarının uygulanmasıyla eş zamanlı olarak Tigray’ın savaş esirlerini Birleşmiş Milletler’e (BM) teslim etmesi konusunda baskı altında. Ancak Tigray’ın elinde de iki binden fazla savaş esiri var, bunların çoğu zorunlu hizmet kapsamında savaşmak zorunda kalan Eritreli gençler. Tigray onları BM’ye teslim ederse, tanıklıklarını sunmaya ve Eritre Devlet Başkanı’nın doğrudan emirlerine göre savaş suçları ve ihlalleri işlediklerine dair uluslararası suçlamaları ve itirafları kanıtlamaya hazırlar” dedi.
Ammar el-Arki, “Bu sahne ortasında Afewerki hazırlıklara, savunmasını güçlendirmeye, zemin hazırlamaya ve peş peşe ziyaretler ve mesajlarla öne çıkan Sudan başta olmak üzere bölgesel ve uluslararası açından destek almaya başladı” ifadelerini kullandı.
Sudanlı yazar, “Etiyopya ve Eritre arasında düşmanlık ve savaşa tanık olan son otuz yılda Sudan, Etiyopya ve Eritre arasındaki üçlü ilişkilere dair siyasi tarihin hafızası, Sudan ile taraflardan biri arasındaki olası bir yakınlaşmanın veya ilişkilerin iyileştirilmesinin ‘üçüncü bir tarafa karşı bir komplo’ olduğunu gösteriyor. Hartum, 2018 Etiyopya- Eritre Barış Anlaşması’nın ilanına kadar bu süre boyunca bu inanca rehin kaldı. Şu an ise anlaşmanın dut yaprağının düşmesi sonrasında yaşananları yeniden canlandırmak için eski inanç yeniden aydınlığa kavuştu” dedi.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Arki ayrıca, “Eritre’nin ilişkilerin gidişatını seçkin bir konuma geri getiren bir yakınlaşma sağlamak için hareket ettiği göz önüne alındığında Sudan, Üçlü İttifak arasındaki bu karmaşık sahnenin ortasında durup düşünmeli, hesap edilmemiş bir tepki göstermemelidir” ifadelerini kullandı.



Teknokratlar komitesinin planı Gazze Şeridi'nin yeniden inşasını hızlandıracak mı?

Gazze şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinli ailelerin barındığı çadırlar (AFP)
Gazze şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinli ailelerin barındığı çadırlar (AFP)
TT

Teknokratlar komitesinin planı Gazze Şeridi'nin yeniden inşasını hızlandıracak mı?

Gazze şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinli ailelerin barındığı çadırlar (AFP)
Gazze şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinli ailelerin barındığı çadırlar (AFP)

Filistin’de Gazze Şeridi’nin yönetimi için kurulan ‘teknokratlar komitesinin’ oluşturulması ve ilk toplantısını cuma günü Kahire’de yapması, İsrail engelleri nedeniyle şimdiye kadar toplanamayan ve geçen yıl kasım ayında Mısır’ın ev sahipliğinde düzenlenmesi planlanan Yeniden İmar Konferansı dosyasında yaşanan durgunluğun aşılmasına yönelik umutları artırdı. Bu gelişme, Gazze Şeridi’nin ‘kısmi’ ya da ‘tam’ olarak yeniden imar edilmesine ilişkin farklı yaklaşımların tartışıldığı bir dönemde geldi.

Gazze Yönetim Komitesi Başkanı Ali Şaas, cuma günü yaptığı basın açıklamasında, komitenin kurulmasıyla eş zamanlı atılan en önemli adımın, Dünya Bankası bünyesinde Gazze Şeridi’nin yeniden imarı ve halkın insani ihtiyaçlarının karşılanması için resmen tahsis edilen özel bir mali fonun oluşturulması olduğunu söyledi.

Şaas, yeniden rehabilitasyon ve imar planı kapsamındaki ilk somut adımın, acil olarak Gazze Şeridi’ne 200 bin prefabrik barınma ünitesinin (konteyner) sevk edilmesi ve kurulması olacağını belirtti. Gazze Şeridi’nde konutların yüzde 85’ten fazlasının yıkıldığına dikkat çeken Şaas, barınmanın son derece hayati olduğunu vurguladı.

Gazze Şeridi’nin yeniden imarına ilişkin belirsizlik sürerken, İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde ‘kısmi imar’ yönünde çabalar yürüttüğü, bunun da bu çizgiyi benimseyen ABD tutumuyla örtüştüğü ifade ediliyor. Öte yandan Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Temim Hallaf, geçen ay Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Mısır’ın Gazze Şeridi’nin yeniden imarına yönelik ‘bütüncül bir sürecin başlatılmasını’ hedeflediğini söylemişti.

Mısır, komitenin rollerini etkinleştirmeyi ve çalışmalarını Gazze Şeridi içinden yürütebilmesini sağlamayı amaçlıyor. Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Bosna Hersek Dışişleri Bakanı Elmedin Konakoviç ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Gazze Şeridi’nin yönetimi için oluşturulan komitenin ‘yakın zamanda sahaya gönderilmesinin’ beklendiğini ifade etti. Abdulati, İsrail’in Gazze Şeridi’nden çekilmesi, uluslararası gücün konuşlandırılması, erken toparlanma ve yeniden imar süreçlerine bağlı kalmasının önemine de dikkat çekti.

Ali Şaas dün kendisi ve komite üyelerinin Mısır Genel İstihbarat Servisi Başkanı Tümgeneral Hasan Reşad ile yaptığı görüşmede, komitenin önceliklerinin Gazze halkının yaşam koşullarının iyileştirilmesine odaklandığını vurguladı. Şaas, görüşmede, komitenin Gazze Şeridi’ndeki tüm görev ve yetkileri devralabilmesi için atılması gereken adımların ele alındığını belirtti.

Diğer yandan Fetih Devrim Konseyi üyesi Usame el-Kavasimi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Gazze Yönetim Komitesi’nin oluşturulmasını, ikinci aşamanın pratik bir uygulaması olarak nitelendirdi ve bunun olumlu bir adım olduğunu söyledi. Filistin Yönetimi’nin önceliklerinin, savaşın yeniden başlamasının engellenmesi, vatandaşların Gazze Şeridi’nde tutulması ve ardından yeniden imar adımlarına geçilmesi olduğunu ifade etti.

Komitenin görevlerinin net olduğunu belirten el-Kavasimi, bu görevlerin iç düzenlemeler, güvenliğin sağlanması, yeniden imara uygun altyapının hazırlanması ve Gazze Şeridi’ndeki Filistin halkına insani yardım sağlanmasını kapsadığını dile getirdi. El-Kavasimi, “Filistin tarafında, ikinci aşamanın önceki dönemlere kıyasla Gazze halkı için daha az yıkıcı olacağı yönünde bir iyimserlik var. Umutlar, İsrail kaynaklı yeni engellerin ortaya çıkmaması yönünde” dedi.

Filistin Yönetimi’nin, Arap ülkeleri ve bölgesel aktörlerle birlikte ABD’ye İsrail’i ‘ikinci aşamaya’ geçmeye zorlamak amacıyla izlediği ‘stratejik sabır’ politikasının, yeniden imar da dahil olmak üzere diğer yükümlülüklerin hayata geçirilmesinde de sürdürüleceğini kaydeden el-Kavasimi, erken toparlanma sürecine katkı sunulması ve ateşkesin kalıcı hale getirilmesi için uluslararası toplumla iş birliğine açık olunacağını vurguladı.

dedfvfd
Mısır Genel İstihbarat Servisi Başkanı Tümgeneral Hasan Reşad dün Kahire'de Gazze Yönetim Komitesi Başkanı Ali Şaas'ı kabul etti. (Resmi haber siteleri)

Mısır Basın Enformasyon Kurumu Başkanı Ziya Raşvan, perşembe günü yaptığı basın açıklamasında, Gazze Yönetim Komitesi’nin önümüzdeki dönemde hizmetler ve yeniden imar dosyalarını üstleneceğini söyledi.

Gazze Şeridi’nin yönetimi için kurulan Filistinli teknokratlar komitesi, ilk toplantısını cuma günü Mısır’ın başkenti Kahire’de yaptı. Komitenin, Barış Konseyi’nin denetimi altında Gazze Şeridi’ni geçici olarak yönetmesi öngörülüyor.

Gazze Şeridi’nde yaşayan Filistinli siyaset analisti İmad Ömer, önümüzdeki günlerin komitenin sahadaki koşulları iyileştirmeye yönelik yükümlülükleri yerine getirme kapasitesini ortaya koyacağını belirtti. İsrail’in Filistinlileri her gün hedef almaya devam ettiğine dikkat çeken Ömer, komitenin çalışmalarına başlamasının, ateşkesin öngördüğü protokolü uygulamada İsrail’in tutumu nedeniyle derinleşen insani kriz dosyasının çözümüne yönelik ‘ilk adım’ niteliği taşıdığını ifade etti.

Ateşkes anlaşmasının birinci aşamasının gerekleri arasında yer alan ‘protokol’, her gün 600 yardım ve insani malzeme yüklü tırın Gazze Şeridi’ne girişini öngörüyor. Yardımların tüm bölgelere ulaşmasını sağlamak amacıyla bu tırların 300’ünün kuzey Gazze’ye yönlendirilmesi de protokolde yer alıyor.

Ömer, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, yeniden imara zemin hazırlamayı hedefleyen her türlü pratik adımın, ABD’nin İsrail’i ateşkesin ikinci aşamasına geçmeye zorlamadaki rolüne bağlı olduğunu vurguladı. Bu süreçte Barış Konseyi ve İstikrar Gücü dahil olmak üzere, Gazze Şeridi’nin yönetiminden sorumlu diğer yapıların da çalışmalarına başlaması gerektiğini kaydetti.

Teknokratlar komitesinin temel görevinin hizmet sunmak, insani krizi hafifletmek, sağlık ve eğitim sistemlerini yeniden işler hale getirmek, altyapıyı onarmak, güvenliği sağlamak ve yardımların ulaşımını temin etmek olduğunu belirten Ömer, yeniden imar konusunda ilk somut ilerlemenin, İsrail üzerinde ağır iş makinelerinin enkaz kaldırma ve Filistinlilerin naaşlarının çıkarılması için Gazze Şeridi’ne girişine izin verilmesi yönünde baskı kurulmasıyla sağlanabileceğini ifade etti. Ayrıca sokak altyapısının hazırlanması ve kanalizasyon sorunlarına çözüm üretilmesinin de öncelikler arasında yer aldığını söyledi.

gthyuj
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Gazze Yönetim Komitesi’nin yakında Gazze Şeridi'nden faaliyetlerine başlamasını bekliyor. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Birleşmiş Milletler Proje Hizmetleri Ofisi (UNOPS) İcra Direktörü Jorge Moreira da Silva, perşembe günü yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’nin yeniden imarının ertelenemeyeceği uyarısında bulundu. İki yıl süren savaşın yıkıma uğrattığı Filistin topraklarına üçüncü ziyaretinin ardından konuşan da Silva, Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB) ve Dünya Bankası’nın Gazze Şeridi’nin ihtiyaçlarını 52 milyar doların üzerinde olarak tahmin ettiğini belirtti.

Öte yandan ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, geçtiğimiz çarşamba günü ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’nde savaşı sona erdirmeyi amaçlayan 20 maddelik planının ikinci aşamasının başlatıldığını açıkladı. Witkoff, söz konusu aşamanın ateşkesten silahsızlanmaya, teknokrat bir yönetimin kurulmasına ve yeniden imar sürecinin başlatılmasına geçişi öngördüğünü ifade etti.


Suriye ordusu stratejik öneme sahip Tabka ilçesi ve Fırat Barajı'nın kontrolünü ele geçirdiğini duyurdu

Suriye'nin kuzeyindeki Rakka ilinin Tabka ilçesinin girişindeki Kürt güçleri (AFP)
Suriye'nin kuzeyindeki Rakka ilinin Tabka ilçesinin girişindeki Kürt güçleri (AFP)
TT

Suriye ordusu stratejik öneme sahip Tabka ilçesi ve Fırat Barajı'nın kontrolünü ele geçirdiğini duyurdu

Suriye'nin kuzeyindeki Rakka ilinin Tabka ilçesinin girişindeki Kürt güçleri (AFP)
Suriye'nin kuzeyindeki Rakka ilinin Tabka ilçesinin girişindeki Kürt güçleri (AFP)

Suriye ordusu bu sabah, on yılı aşkın bir süredir bölgede özerk yönetim uygulayan Kürt güçlerine karşı ilerleyişinde yeni bir adım atarak, ülkenin kuzeyindeki stratejik öneme sahip Tabka ilçesi ve yakınlarındaki Fırat Barajı'nın kontrolünü ele geçirdiğini duyurdu.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, iktidara gelmesinden bir yılı aşkın bir süre sonra geçtiğimiz cuma günü, Suriye’nin 1946 yılında bağımsızlığını kazanmasından bu yana ilk kez Kürtçeyi ‘ulusal dil’ ve Nevruz'u ‘ulusal bayram’ ilan eden bir kararname yayınlayarak ve Suriye'de yaşayan tüm Kürtlere vatandaşlık hakkı vererek, ülkedeki kontrolünü yeni bölgelere doğru genişletti.

cdf
Tabka ilçesinin girişinde bir kamyonetteki SDG güçleri (AFP)

Suriye ordusu tarafından daha önce yapılan bir açıklamada, ülkenin en büyük barajı ve Suriye'nin en büyük hidroelektrik santrallerinden birine komşu stratejik şehre girdikten saatler sonra Tabka Askeri Havaalanı’nın kontrolünü ele geçirdiğini doğruladı. Tabka, Halep ile Suriye’nin doğusunu birbirine bağlayan eksende bir ulaşım merkezi olup, stratejik bir askeri üsse dönüştürülmüş havaalanına komşu.

Suriye ordusu dün sabah, Kürt güçlerinin bölgeden çekilmeyi kabul ettiklerini açıklamasının ardından Halep'in doğu kırsalındaki geniş alanları kontrol altına aldığını duyururken özerk yönetimin sokağa çıkma yasağı uyguladığı Rakka ilini bombalamakla tehdit etti.

Suriye resmi haber ajansı SANA, Enformasyon Bakanı Hamza Mustafa'nın “Suriye ordusu, Suriye'nin en büyük barajı olan Fırat Barajı da dahil olmak üzere Rakka kırsalındaki stratejik Tabka ilçesini kontrol altına aldı” dediğini aktardı.

SANA, Suriye ordusunun Rakka kırsalındaki stratejik öneme sahip Tabka ilçesine giriş anını gösterdiği belirtilen bir video yayınladı.

Kürtlerin liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Rakka'dan yaklaşık 40 kilometre uzaklıktaki bu bölgeye ‘gerekli önlemleri aldığını ve güvenlik ve istikrarı yeniden sağladığını’ duyurdu.

ABD, yıllardır SDG’yi destekliyordu. Ancak şimdi 8 Aralık 2024'te Esed ailesi rejiminin düşmesinden sonra Şam'da kurulan yeni yönetimi de destekliyor.

Anlaşmanın ihlali

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper dün, Suriye hükümet güçlerine ülkenin kuzeyindeki Halep ili ve Tabka ilçesi arasındaki bölgede ‘tüm saldırı eylemlerini’ durdurmaları çağrısında bulunarak, Suriye hükümet güçleri ile Kürt güçleri arasında ‘gerginliğin tırmanmasını önleme’ çabalarından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

SDG komutanı Mazlum Abdi cuma akşamı yaptığı açıklamada, geçtiğimiz yıl 10 Mart'ta taraflar arasında imzalanan anlaşmaya dayanarak, ‘dost ülkeler ve arabulucuların çağrılarına bir yanıt ve Suriyeli yetkililerle entegrasyon sürecini tamamlamada iyi niyet göstergesi olarak’ SDG’nin cumartesi sabahı Halep'in doğusundaki bölgelerden çekileceğini duyurdu.

Suriye ordusundan yapılan ve devlet televizyonunda yayınlanan açıklamada ise “Halep'in doğu kırsalındaki 34 köy ve kasabanın kontrolünü ele geçirdiğimizi duyuruyoruz” ifadeleri kullanıldı. Bu bölgeler arasında Deyr Hafir ve Meskene’nin yanı sıra bir askeri havaalanı da bulunuyor.

Ancak Suriye ordusu, SDG'yi ‘anlaşmayı ihlal etmekle ve orduya karşı ateş açarak iki askeri öldürmek ve diğerlerini yaralamakla’ suçladı.

Suriye ordusu ayrıca, ‘200'den fazla SDG üyesinin silahlarıyla birlikte çıkışını sağladığını’ da ekledi.

dvfdev
Suriye'nin kuzeyindeki Tabka’nın kontrolünü geri almak için düzenlenen operasyon sırasında Suriye ordusu güçleri (AFP)

Öte yandan SDG, Şam’ı ‘uluslararası gözetim altında’ imzalanan ‘anlaşmanın şartlarını ihlal etmekle’ ve ‘SDG güçlerinin geri çekilmesi tamamlanmadan Deyr Hafir ve Meskene ilçelerine girilmesiyle son derece tehlikeli bir duruma yol açmakla’ suçladı. SDG, bir başka açıklamasında ise, ‘ihlallerden kaynaklanan çatışmalardan’ bahsetti.

Açıklamada, Suriye ordusunun ateşiyle sayıları belirtilmeyen sayıda savaşçının öldürüldüğü belirtildi.

Bu konuşlandırma, Suriye ordusunun SDG üyelerini geçtiğimiz hafta Suriye'nin ikinci büyük şehri Halep'teki Eşrefiyye ve Şeyh Maksud mahallelerinden çıkarmayı başarmasının ve Fırat Nehri'nin 30 kilometre doğusuna uzanan bölgeyi tahliye etmelerini talep etmesinin ardından gerçekleşti.

Kürt güçleri dün, bölgede ilerleyen ve eyaletteki askeri hedefleri bombalamayı planladığını açıklayan Suriye ordusu ile çatışmaların sürdüğü Suriye'nin kuzeyindeki Rakka'da sokağa çıkma yasağı ilan etti.

Diğer taraftan Suriye Savunma Bakanlığı, il içindeki konumları gösteren bir harita yayınladı ve sivillere bu konumlardan uzak durmaları çağrısında bulunarak, Rakka kenti yakınlarındaki bir hedef de dahil olmak üzere bu konumları ‘nokta atışı’ vurmakla tehdit etti.

Ancak Suriye ordusu kısa süre sonra, PKK militanlarını ‘Tabka Askeri Havaalanı içinde kuşatarak’ stratejik öneme sahip Tabka ilçesine ‘birkaç eksenden paralel olarak’ girmeye başladığını duyurdu.

Bu arada Suriyeli yetkililer, Safyan petrol sahasını ve Rakka ilindeki Tabka ilçesi yakınlarındaki es-Sevre petrol sahasını kontrol altına aldıklarını duyururken, devlete ait Suriye Petrol Şirketi iki sahayı ‘tekrar hizmete sokmak’ üzere devraldığını açıkladı.

10 Mart anlaşması ve karşılıklı suçlamalar

Şam ve Kürt yönetimi aylarca 2025 yılı sonuna kadar tamamlanması öngörülen ve Kürt özyönetim kurumlarının Suriye devletine entegrasyonunu öngören 10 Mart anlaşmasının uygulanmaması konusunda birbirlerini suçladılar.

SDG komutanı Abdi cumartesi günü, Erbil'de ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani ile bir araya geldi.

Diğer yandan Elysee Sarayı'ndan yapılan açıklamaya göre Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Barzani cumartesi günü Suriye'de ‘acilen gerilimin azaltılması’ ve ‘kalıcı ateşkes anlaşması’ çağrısında bulundu.

Beşşar Esed rejiminin düşmesinin ardından Kürtler, Şam’daki yeni yetkililere karşı esnek bir tutum sergilediler ve bölgelerinde Suriye bayrağını göndere çektiler. Ancak, ademi merkeziyetçi bir yönetim sistemi ve haklarının anayasada güvence altına alınması konusundaki ısrarları Şam'da olumlu karşılık bulmadı.

Cumhurbaşkanı Şara cuma günü, ülkesinin 1946 yılında bağımsızlığını kazanmasından bu yana ilk kez Suriyeli Kürtlere ulusal haklar tanıyan bir kararname yayınladı.

Kararnamede, “Suriye'deki Kürt vatandaşlar Suriye halkının ayrılmaz bir parçasıdır, Kürtçe ulusal dildir ve Suriye topraklarında ikamet eden tüm Kürt kökenli vatandaşlara Suriye vatandaşlığı verilir ve Nevruz (21 Mart) ulusal bayram olarak kabul edilir” ifadeleri yer aldı.

Suriye’de 1962 yılında yapılan tartışmalı bir nüfus sayımı sonrasında Kürtlerin yaklaşık yüzde 20'si vatandaşlıklarından mahrum bırakılmıştı.

Kürt özerk yönetimi tarafından dün yapılan açıklamada, Şara’nın imzaladığı kararname ‘ilk adım’ olarak nitelendirilse de bu adımın ‘Suriye halkının beklentilerini karşılamadığını’ belirtildi.

Suriye'nin kuzey ve doğusunda kontrol sahibi olan özerk yönetim, ‘hakların geçici kararnamelerle değil, tüm halkların ve bileşenlerin iradesini ifade eden anayasalarla korunduğunu’ belirtti.

Açıklamada, hak ve özgürlükler sorununa ‘radikal çözümün’ ‘merkezi olmayan demokratik bir anayasada’ yattığı savunuldu ve bu konuda ‘kapsamlı bir ulusal diyalog başlatılması’ çağrısı yapıldı.


Washington, Suriye güçlerini Halep ve Tabka arasında "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı

Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
TT

Washington, Suriye güçlerini Halep ve Tabka arasında "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı

Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) komutanı Amiral Brad Cooper, Suriye hükümet güçlerini ülkenin kuzeyindeki Halep ve Tabka şehirleri arasındaki bölgede "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı ve Kürt güçleriyle aralarındaki "gerginliğin artmasını önleme" çabalarını memnuniyetle karşıladı.

Cooper, "Suriye hükümet güçlerini Halep ve Tabka arasında bulunan bölgelerdeki her türlü saldırı operasyonunu durdurmaya çağırıyoruz" diyerek, "Suriye'deki tüm tarafların gerginliğin artmasını önlemek ve diyalog yoluyla bir çözüm aramak için sürdürdüğü çabaları memnuniyetle karşılıyoruz" ifadelerini kullandı.