Ulusal Birlik Hükümeti, ‘saldırı olasılığıyla’ Trablus'taki merkezini tahliye etti

Dibeybe, dört üyesinin istifa ettiği seçim komisyonundaki krizi kontrol altına almaya çalışıyor.

İtalya'nın Libya Özel Temsilcisi Nicola Orlando’nun 5+5 Ortak Askeri Komite ile yaptığı görüşmeye ilişkin fotoğraf Twitter'da yayınladı.
İtalya'nın Libya Özel Temsilcisi Nicola Orlando’nun 5+5 Ortak Askeri Komite ile yaptığı görüşmeye ilişkin fotoğraf Twitter'da yayınladı.
TT

Ulusal Birlik Hükümeti, ‘saldırı olasılığıyla’ Trablus'taki merkezini tahliye etti

İtalya'nın Libya Özel Temsilcisi Nicola Orlando’nun 5+5 Ortak Askeri Komite ile yaptığı görüşmeye ilişkin fotoğraf Twitter'da yayınladı.
İtalya'nın Libya Özel Temsilcisi Nicola Orlando’nun 5+5 Ortak Askeri Komite ile yaptığı görüşmeye ilişkin fotoğraf Twitter'da yayınladı.

Libya’da Abdulhamid ed-Dibeybe liderliğindeki geçici Ulusal Birlik Hükümeti (UBH)  dün akşam ‘saldırı olasılığıyla’ başkent Trablus'taki merkez binasını birkaç saatliğine tahliye etti. Diğer taraftan Başbakan Dibeybe, Libya Temsilciler Meclisi’ndeki (TM) seçimleri izlemekle sorumlu komitenin dört üyesinin ani istifasıyla başlayan krizi kontrol altına almaya çalışıyor.
Yerel basında yer alan haberlere göre başkent Trablus'taki Sikke Yolu üzerinde yer alan UBH merkez binası yakınlarında ‘güvenlik alarmı’ olarak niteledikleri bir hareketlilik yaşandı. Yerel basın UBH merkez binasının saldırı ihbarı üzerine tamamen tahliye edildiğini aktarırken, UBH’den ise söz konusu gelişmeye dair herhangi bir yorum yapılmadı.
Dibeybe’nin ‘Emanetin halka teslimi’ planı çerçevesinde parlamento seçimlerini düzenlemek için kurduğu komitenin başkanı olan Eşraf Belha, Libya Meclisi Seçim Komitesi’nin dört üyesinin pazartesi akşamı aniden istifa etmeleriyle ilgili olarak yaptığı açıklamada, planının halen normal bir şekilde uygulanmaya devam ettiğini söyledi. Dibeybe hükümeti tarafından yayınlanan açıklamada Belha, Komite’nin hükümetten tamamen bağımsız bir şekilde, TM’ye sunulan yasa tasarısın yanı sıra diğer tüm teklifler üzerinde de çalıştığını belirtti. ‘Geçerli İlkeler Belgesi’nin tamamlanmak üzere olduğunu da sözlerine ekleyen Belha, ayrıca komitenin ‘çeşitli kesimleri temsil ettiğini ve aralarındaki görüş ayrılıklarını yönetmenin kolay olmadığını’ söyleyerek istifaların etkisini azaltmaya çalıştı.
Komite üyelerinden dördü, 17 Şubat Devrimi’nden bugüne kadar Libya'da iktidarı temsil eden tüm organların başarısızlığı olarak nitelendirdikleri tüm siyasi güçlerin on yıldır istenen siyasi istikrarı elde edememesinin yanı sıra ülkedeki siyasi, ekonomik, güvenlik ve sosyal koşulların kötüleşmeye devam etmesi nedeniyle Dibeybe’ye ortak bir açıklamayla toplu istifalarını sundular.
Diğer yandan Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ve Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanı Halid el-Mişri, ülkedeki siyasi krize nihai bir çözüm bulunması için anayasal süreci desteklemenin yanı sıra parlamento ve başkanlık seçimlerinin anayasal ve yasal temeller çerçevesinde doğru bir şekilde yapılması konusunda fikir birliğine vardıklarını açıkladılar.
Menfi ve Mişri dün akşam Trablus'ta yaptıkları görüşmede, siyasi sürece desteğin devam ettiğini belirterek ülkede istikrarı yeniden sağlamak için tüm kurumların birleştirmeye çalıştıklarını belirttiler. Ayrıca krize nihai bir çözüm bulunması için anayasal sürecin yanı sıra parlamento ve başkanlık seçimlerini anayasal ve yasal temeller çerçevesinde doğru bir şekilde yapılmasını desteklediklerini vurguladılar.
Bu arada Mişri, Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Muhammed el-Hafi ile Libya halkının seçimlerle ilgili isteklerinin yerine getirilmesine hazırlanmak amacıyla bir uzlaşıya varma üzere Kahire’de yapılan toplantıların sonuçlarını da ele aldı.

Guterres’ten Libya raporu
 Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, geçtiğimiz günlerde BM Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) sunduğu bir raporda, Libyalı tarafları geçtiğimiz aralık ayından bu yana askıya alınmış haldeki seçim sürecini yeniden başlatmaya çağırdı.
Seçimlerin yapılmasının ‘bugün her zamankinden daha fazla siyasi bir zorunluluk haline geldiğini’ vurgulayan Guterress’in  AFP tarafından aktarılan raporunun bazı blümlerinde, Libyalı kurumlara ve yetkililere, 24 Aralık'ta gerçekleşmeyen cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılmasını bekleyen 2,8 milyondan fazla Libyalı seçmen için seçim sürecini mümkün olan en kısa sürede yeniden başlatmaları çağrısında bulunuldu. Raporda, Libyalıların kendilerini, mümkün olan en kısa sürede, üzerinde anlaşmaya varılmış bir anayasal ve yasal çerçeveye dayalı olarak özgür, adil, kapsayıcı ve inandırıcı olan parlamento ve başkanlık seçimleri düzenlemeye tamamen adamaları gerektiği vurgulandı. Guterress raporda, Libyalı tüm tarafları mevcut bölünmeleri artıracak, çatışmaları tetikleyecek, istikrar ve birleşme yolunda son iki yılda güçlükle elde edilen büyük ilerlemeyi tehdit edecek tek taraflı uygulamalardan kaçınmaya çağırdı.
Libyalılardan petrol üretiminde aksamalara neden olan uygulamalardan kaçınmasını isteyen BM Genel Sekreteri, bunun tüm halkın  yaşam koşullarını ve ülke genelinde devlet memurlarının maaşlarının ’zamanında ve adil bir şekilde ödenmesini’ etkilediğini belirtti.
Diğer taraftan İtalya'nın Libya Özel Temsilcisi Nicola Orlando dün uyuşturucu kullanımını azaltma konulu bir çalıştayın oturum aralarında görüştüğü 5+5 Ortak Askeri Komite'den ‘çok güçlü’ olarak nitelediği bir mesajı aldığını bildirdi. Orlando, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Libya halkının ‘birlik olmayı istediğini ve savaşa karşı olduğunu’ belirtirken ülkesinin bu hedeflere kararlı bir şekilde bağlı olduğunun altını çizdi.
UBH Ekonomi ve Ticaret Bakanlığı da Libya ikamet eden yabancıların ticari faaliyetlerini yasakladı. Ekonomi ve Ticaret Bakanı Muhammed Ali El-Huveyc tarafından yapılan açıklamada, ‘Libyalı olmayanların tüm toptan ya da perakende ticari faaliyetlerinin yasaklanmasına’ karar verildiği ve bu kararı ihlal edenler hakkında yasal işlemler yapılacağı belirtildi.



Lübnan... Hizbullah’ın ülkeyi yeni bir savaşa sürüklemesi nedeniyle öfke giderek artıyor

İsrail’in Beyrut’a düzenlediği hava saldırısının ardından bir binadan yükselen duman (AP)
İsrail’in Beyrut’a düzenlediği hava saldırısının ardından bir binadan yükselen duman (AP)
TT

Lübnan... Hizbullah’ın ülkeyi yeni bir savaşa sürüklemesi nedeniyle öfke giderek artıyor

İsrail’in Beyrut’a düzenlediği hava saldırısının ardından bir binadan yükselen duman (AP)
İsrail’in Beyrut’a düzenlediği hava saldırısının ardından bir binadan yükselen duman (AP)

Beyrut’un yoğun nüfuslu Aişe Bekkar mahallesinde çarşamba günü düzenlenen İsrail saldırısının ardından hüzün ile artan öfke iç içe geçmiş durumda. Savaşın başlamasından bu yana birçok Lübnanlı, ülkeyi yeni bir savaşa sürüklediğini düşündükleri Hizbullah’a tepki gösteriyor.

Hedef alınan binaya birkaç metre uzaklıktaki küçük sebze dükkânında AFP’ye konuşan Rande Harb, öfkeyle “Hizbullah silahlarını devlete teslim etmeli. Silahlar yalnızca meşru güvenlik güçlerinin elinde olmalı. Nokta” dedi.

İsrail’in binadaki bir daireyi hedef alan saldırısı çevredeki binalarda da hasara yol açtı. Sebze dükkânının karşısında bulunan, siyah başörtüsü ve abaya giyen bir kadın ise gözyaşları içinde, “Biz sadece barış içinde yaşamak istiyoruz” ifadesini kullandı.

Hizbullah, Kasım 2024’te İsrail ile arasında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana İsrail’in Lübnan’a yönelik aralıksız saldırılarına bir yıldan fazla süre boyunca karşılık vermemişti. Ancak örgüt, 2 Mart gecesi Tahran’da ABD-İsrail ortak saldırısında İran Dini Lideri Ali Hamaney’in öldürülmesine yanıt olarak İsrail’e doğru bir dizi füze ve insansız hava aracı (İHA) fırlattı.

Art arda yaşanan savaşlar ve süregelen ekonomik kriz nedeniyle yorgun düşen birçok Lübnanlı ise bu savaşın kendilerine ait olmadığını düşünüyor.

Lübnan hükümetinin son verilerine göre İsrail saldırılarında 13 gün içinde 634 kişi hayatını kaybetti, bin 500 kişi yaralandı. Ayrıca 800 binden fazla kişi de yerinden edildi.

Hedef kim?

Yaralıların tahliye edilmesinin hemen ardından, yoğun nüfuslu ve yerinden edilmiş kişilerin de bulunduğu mahallede hedef alınan dairedeki kişilerin kimliğine dair söylentiler yayılmaya başladı. Yakındaki bir mağazada çalışan bir kişi hedef alınan kişinin Hizbullah mensubu olduğunu söylerken, elektrik işiyle uğraşan ve bir gıda dükkânı bulunan Muhammed ise “Onun Hamas mensubu olduğunu söylüyorlar” dedi. Muhammed, söz konusu kişinin yaklaşık üç haftadır bu binada yaşadığını belirtti.

efthyj

Muhammed, hedef alınan kişinin kimliğinin önemli olmadığını, asıl sorunun ‘Hizbullah ve Hamas’ın varlığının Lübnanlıları büyük bir tehlikeye sürüklemesi’ olduğunu ifade etti. Muhammed, “Onlar hedef alındıkları için buraya geldiler. Eğer şehit olmak istiyorlarsa kendi yerlerinde kalsınlar. Yalnız başlarına şehit olsunlar” diye konuştu.

Kucağında bir çocuk taşıyan Azize Ahmed ise 2024’teki savaş sırasında evinde sekiz yerinden edilmiş aileyi ağırladığını, ancak bu kez İsrail’in ağır yıkıma yol açan saldırılar düzenlediği Beyrut’un güney banliyölerinden yeni bir göç dalgası yaşanmasından endişe ettiğini söyledi.

Hristiyanların çoğunlukta olduğu Mar Mikhael bölgesinde ise genellikle restoran ziyaretçileriyle dolu olan sokakta bir bakkal işleten 68 yaşındaki Tony Saab, savaşın ‘hayatımızı ve geleceğimizi etkilediğini’ belirterek durumu eleştirdi. Saab, “Hizbullah ülkesini ya da kendi destekçilerini düşünmeden kararlar alıyor” dedi. Örgütün ‘anlamsız savaşlar yürüttüğünü’ savunan Saab, “Bir roket atarsanız size yüz roketle karşılık verirler... Bu savaş dengeli değil” ifadelerini kullandı.

“Kim intihar etmek ister?”

Uzun yıllar boyunca Hizbullah, İsrail’e karşı mücadele eden silahlı güç olarak hem Lübnan’da hem de Arap dünyasında geniş bir popülariteye sahipti. 2006 yılında 33 gün süren savaş sırasında Lübnanlılar, güneyden gelen yerinden edilmiş kişilere evlerinin kapılarını açmıştı. Ancak örgüt, Suriye’de Beşşar Esed güçlerinin yanında savaşması ve önceki yönetim döneminde Tahran ile Şam’ın desteğiyle Lübnan’daki siyasi hayatın önemli noktalarını kontrol etmesi nedeniyle zamanla popülaritesini kaybetmeye başladı.

Mevcut savaşın başlamasından bu yana dikkat çeken gelişmelerden biri de, üyelerinin büyük bölümü Hizbullah’a bağlılık duyan Şii toplumunun içinden eleştirel seslerin yükselmeye başlaması oldu. Sosyal medya platformlarında da bu kesimden çok sayıda video ve yorum paylaşılırken, savaş ve Hizbullah’ın performansı eleştiriliyor.

55 yaşındaki Sünni Lübnanlı Gade, “Biz hiçbir zaman onlardan ya da Seyyid’den (Hizbullah’ın eski genel sekreteri Hasan Nasrallah) nefret etmedik. İsrail’i durduran ve geri püskürten oydu” dedi. Ancak Gade’ye göre ‘artık durum değişti’.

Gade, Hizbullah’ın popülaritesini ‘Şiiler arasında bile’ kaybetmeye başladığını belirterek, “İnsanlar yoruldu” ifadesini kullandı.

Şii bir aileden gelen avukat Lina Hamdan ise “Kimse bu savaşı istemiyor. Kim intihar etmek ister? İlk kurbanlar onlar (Şiiler) olur” diye konuştu.

Hizbullah’a muhalif olan Hamdan, mevcut savaşın örgütün siyasi ve askeri geleceği açısından ‘bir dönüm noktası’ olacağını düşünüyor.

Beyrut’ta yerinden edilmiş kişiler için barınağa dönüştürülen bir okulda yaşayan 53 yaşındaki Hiyam ise “Bu savaşın amacı ne? Hiçbir şey mantıklı görünmüyor” dedi.

Genellikle geniş yardım kuruluşları, hastaneler ve okullardan oluşan bir ağ üzerinden yerinden edilmiş kişilere destek sağlayan Hizbullah’ın bu kez aynı desteği sunmadığını söyleyen Hiyam, “Bu defa kendi başımızın çaresine bakmaya bırakıldık” ifadesini kullandı.


Irak'ta Haşdi Şabi güçlerine yönelik ölümcül saldırılar

Irak'ın batısındaki Akaşat'ta Haşdi Şabi Güçlerine yönelik saldırının gerçekleştiği yeri gösteren ve geniş çapta yayılan bir videodan
Irak'ın batısındaki Akaşat'ta Haşdi Şabi Güçlerine yönelik saldırının gerçekleştiği yeri gösteren ve geniş çapta yayılan bir videodan
TT

Irak'ta Haşdi Şabi güçlerine yönelik ölümcül saldırılar

Irak'ın batısındaki Akaşat'ta Haşdi Şabi Güçlerine yönelik saldırının gerçekleştiği yeri gösteren ve geniş çapta yayılan bir videodan
Irak'ın batısındaki Akaşat'ta Haşdi Şabi Güçlerine yönelik saldırının gerçekleştiği yeri gösteren ve geniş çapta yayılan bir videodan

Irak, batı sınırlarından güneydeki karasularına kadar uzanan çok cepheli, benzeri görülmemiş bir askeri gerilim evresine girdi. Dün ülkenin batısındaki Akaşat bölgesinde ve Bağdat'ın güneyindeki Sakr kampında bulunan Haşdi Şabi Güçleri’nin mevzilerine düzenlenen hava saldırılarında can kayıpları çok sayıda yaralı olduğu belirtildi.

Irak Silahlı Kuvvetleri ve Ortak Operasyonlar Komutanlığı, saldırıları "belirli bir hedef gözetmeyen sistematik bir saldırganlık" olarak nitelendirerek, güvenlik kazanımlarını baltalamayı ve egemenliği ihlal etmeyi amaçladıklarını belirtti. Sorumlu uçakların belirlenmesi için de alarm durumu ilan edildi.

Daha sonraki bir gelişmede ise patlayıcı yüklü insansız hava araçları (İHA), Bağdat'ın kuzeyindeki Mahmur Kampı'nda bulunan Irak Ordusu'nun 14. Tümeni karargahını hedef aldı, ancak herhangi bir can kaybı yaşanmadı.

Buna paralel olarak, patlayıcı yüklü teknelerin iki yabancı petrol tankerini hedef aldığı bir saldırının ardından çatışma Basra'daki Faw kıyılarına da sıçradı. İran Devrim Muhafızları, tankerlerden birini hedef alma sorumluluğunu üstlendi.

Olay, büyük yangınlara ve Irak limanlarından ham petrol sevkiyatının geçici olarak durmasına neden olarak, ülkenin tam teşekküllü bir bölgesel savaşa sürüklenmesi korkusunu derinleştirdi.


İsrail ordusu Lübnan'daki Litani Nehri üzerindeki Zrariye köprüsünü vurdu

 İsrail'e ait bir F-15 savaş uçağı, 29 Haziran 2023'te İsrail'in güneyindeki Hatzerim Hava Üssü üzerinde uçarken görüntülendi (Reuters)
İsrail'e ait bir F-15 savaş uçağı, 29 Haziran 2023'te İsrail'in güneyindeki Hatzerim Hava Üssü üzerinde uçarken görüntülendi (Reuters)
TT

İsrail ordusu Lübnan'daki Litani Nehri üzerindeki Zrariye köprüsünü vurdu

 İsrail'e ait bir F-15 savaş uçağı, 29 Haziran 2023'te İsrail'in güneyindeki Hatzerim Hava Üssü üzerinde uçarken görüntülendi (Reuters)
İsrail'e ait bir F-15 savaş uçağı, 29 Haziran 2023'te İsrail'in güneyindeki Hatzerim Hava Üssü üzerinde uçarken görüntülendi (Reuters)

İsrail ordusu bugün yaptığı açıklamada, Lübnan'daki Litani Nehri üzerindeki Zrariye Köprüsü'nü hedef aldığını ve burayı Hizbullah militanları için önemli bir geçiş noktası olarak tanımladığını belirtti.

Ordu, grubun son zamanlarda köprü yakınlarına roketatarlar yerleştirdiğini ve bunlardan İsrail'e roketler fırlattığını ifade etti.

Bu, İsrail ordusunun Hizbullah ile mevcut çatışmalarda Lübnan'daki bir köprüyü hedef aldığı ilk olay.

İran, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri liderleri, Ortadoğu'daki savaş bugün ikinci haftasına girerken, yüzlerce can kaybına, milyonlarca insanın hayatının alt üst olmasına ve finans piyasalarının sarsılmasına yol açan çatışmalara devam edeceklerini açıkladılar.

İran'ın yeni Yüksek Lideri Mücteba Hameney, dün televizyonda yayınlana ilk açıklamasında Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalacağına dair söz verdi. İslam Devrim Muhafızları Ordusu'na yakınlığıyla bilinen sertlik yanlısı lider, "Herkese temin ederim ki, şehitlerinizin kanının intikamını almayı unutmayacağız" dedi. Açıklamayı kendisinin yapmamasının nedeni ise belirsizliğini koruyor.