Somali: Kıtlığın yol açtığı istikrarsızlık kadınları tehdit ediyor

Somali’de 4,1 milyondan fazla insanın acil gıda yardımına ihtiyacı var

Geçim kaynaklarının kaybı ve gıda güvensizliği nedeniyle kadınlara ve çocuklara yönelik şiddet vakalarında artış yaşanıyor (AFP)
Geçim kaynaklarının kaybı ve gıda güvensizliği nedeniyle kadınlara ve çocuklara yönelik şiddet vakalarında artış yaşanıyor (AFP)
TT

Somali: Kıtlığın yol açtığı istikrarsızlık kadınları tehdit ediyor

Geçim kaynaklarının kaybı ve gıda güvensizliği nedeniyle kadınlara ve çocuklara yönelik şiddet vakalarında artış yaşanıyor (AFP)
Geçim kaynaklarının kaybı ve gıda güvensizliği nedeniyle kadınlara ve çocuklara yönelik şiddet vakalarında artış yaşanıyor (AFP)

Mahmud Abdi
Uluslararası raporlar, kuraklığın şiddet ve ciddiyetinin su kıtlığıyla birlikte Somali’nin geniş bir bölgesinde etkisini gösterdiğine dikkati çekti. Raporlara göre bu durum, sosyal ve ekonomik yapıların yıkımına ve ailelerin yiyecek sağlama yeteneğinin azalmasına yol açtı.
Somalililerin yaşadığı insani felaketin boyutuyla ilgili olarak Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırılması (IPC) kuruluşu, bu bahar döneminde yayınladığı bir raporda, “Somali genelinde 4,1 milyondan fazla insan veya toplam nüfusun yüzde 26’sı, gıda tüketim açıklarını veya geçim kaynaklarının hızla tükenmesini önlemek için acil insani gıda yardımına ihtiyaç duyuyor. Mevcut durum, 2022’nin ortalarına kadar bir krize veya daha kötü sonuçlara işaret ediyor” ifadelerine yer verdi.
Afrika Boynuzu’nda kuraklıklar ve düzensiz yağışlar şiddetlenirken birçok sivil ve uluslararası kuruluş da ‘kadın ve çocuklara yönelik artan şiddet olayları, kırdan kentlere yoğun göç nedeniyle kadın ve kız çocuklarının koşulları sonucu cinsel saldırı vakalarının artması, tekrarlı zorla yerinden edilme, geçim kaynaklarının kaybı ve gıda güvensizliği’ ile ilgili alarm veriyor.

Kadın ve çocuklar
Kuraklık, Somali’deki kırsal nüfusun hayatında büyük bir aksamaya yol açıyor. Hargeisa şehri yakınlarındaki çiftliğinde yaşayan Edo Musa, yaptığı açıklamada “Kuraklık, su kaynaklarının azalmasına, doğal kaynaklar, göller ya da su depolama göletleri ve nüfusun bağımlılık için kazdığı mevsimsel kuyular olsun, halkın bağlı olduğu tüm stokların tükenmesine neden oluyor. Bu durum ise mahsullerin yetişmemesine ve sürü ölümlerine yol açıyor” dedi.
Musa, “Sonuç olarak erkekler, yumurta, süt ve türevleri gibi temel besin kaynaklarının kıtlığı nedeniyle ailelerine bu ürünleri temin etmek için şehirlere göç etmek zorunda kalıyor. Maddi ve gıda güvenliği azalıyor. Geçim kaynaklarını sağlamak üzere şehirlere göç eden erkeklerin yokluğunda kadınlar ve çocuklar, suçluların saldırılarına karşı savunmasız hale geliyor” şeklinde konuştu.
Edo Musa, “Şehirlerdeki yüksek işsizlik oranları ortasında erkekler, buralarda geçim kaynaklarını sağlayamayabilir ve bu da koşulları daha da kötüleştirebilir. Bu nedenle erkeksiz aileler açlığa ve yetersiz beslenmeye karşı savunmasız hale gelirler. Erkekler geri dönene veya aileleri başka bölgelere ya da şehrin kenar mahallelerine göç etme kararı alana kadar aileler, gerçek bir tehlikededir ve kaderin insafına kalmışlardır” dedi.
000_323N667.jpg
Kuraklık, Somali’de kırsal bölgelerde yaşayanların hayatlarında büyük bir aksamaya yol açıyor (AFP)

Caydırıcılığın olmaması sorunu daha da kötüleştiriyor
Kadın ve aile refahı alanında aktivist Fethiye Muhammed, kilometrelerce sürebilen su arama yolculuklarında kadınlara yönelik saldırıların artmasının nedenlerine değindi. Muhammed, “Su kaynaklarının azalmasıyla birlikte kadınların evlerine su getirmek için yürüdükleri mesafe artıyor. Genellikle engebeli vahşi alanlarda veya çalılar arasında yürüyorlar. Bu da onları, o bölgelerde pusuya yatmış suçluların saldırılarına karşı savunmasız hale getiriyor” ifadelerini kullandı.
Muhammed, “Genel olarak devlet kurumlarının kırsal kesimlerdeki zayıf varlığı ortasında saldırıların failleri kaçabiliyor ve işledikleri suçların sorumluluğundan da uzaklaşabiliyor. Bu durum, konuyla başa çıkmak amacıyla kabile liderlerinden yardım talep edilmesine neden oluyor. Bozulan koşullara daha fazla sorun eklememek ve anlaşmazlığın silahlı ve açık bir çatışmaya dönüşmemesi için tırmanıştan kaçınmak amacıyla çabalar çoğu zaman çözüme ulaşma eğilimindedir. Aynı şekilde geçmişte benzer konularda olduğu gibi Somali tarihi, bir kadının saldırıya maruz kalması sonucu binlerce erkeğin hayatına mal olan ve kırk yıl süren kanlı savaşlarla doludur” dedi.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre durumun yıkıcı etkilerine de değinen Muhammed, “Kadınların statüsüyle gurur duyan bir toplumuz. Ancak böyle bir sınavla karşı karşıya kaldıklarında kadınların, kabile liderlerinin endişelerinde ikinci sıraya düştüğü açıkça ortaya çıkıyor. Yerleşim alanları, mağdurun ailesini ve yakınlarını, kendilerini etkileyen felakete bakılmaksızın herhangi bir işlem yapmamaya zorlayan kararlara yol açabilir. Aksine mesele, mağduru kendisine saldıran suçluyla evlendirme noktasına ulaşabilir. Kız intihar edebilir ya da sonsuza kadar kaçabilir. Bu da mağduru daha fazla acıya ve sömürüye maruz bırakabilir” şeklinde konuştu.

Olumlu gelenekler
Öte yandan devlet dairesinde çalışan Emira Ali, Somali kabileleri arasındaki dayanışma geleneklerine ve bu geleneklerin ‘aileleri kuraklıktan etkilenen kadın ve kızlara yönelik istismar ve saldırılar için verimli bir ortama dönüşme’ ihtimaline dikkat çekti. Ali, “Somali halkı, dayanışma ve işbirliğine dayalı birbirine bağlı toplumlardan oluşmaktadır. Ancak insani felaketlerin yaygınlaşması ve devam ettiği sürelerin uzamasıyla birlikte, ülkenin dört bir yanına yayılmış erkekler tarafından yönetilen kabile dayanışma ağları üzerindeki baskı artıyor. Bu nedenle Somali toplumları, coğrafi konuma dayalı kadın dayanışma ağlarına ek olarak, kadınlar için başka bir mekanizma tasarladı. Bu mekanizma, etkilenen bölgelerdeki akrabaların çocuklarına bakmakta veya daha büyük kızların küçük bir ücret karşılığında ev içi yardım görevlerini yerine getirmelerini sağlamaktadır” açıklamasında bulundu.
Ali, “Ancak bazı aile bireylerine yönelik sağlıksız bakım ve denetimin ihmal edilmesi durumunda bu uygulamanın olumsuz bir yanı da bulunmaktadır. Bu durum, ev sahiplerinin çalışanlara karşı cinsel istismarına veya haksız sözlü ve fiziksel şiddetine elverişli bir ortam yaratıyor” dedi.
Emira Ali ayrıca, “Ev sahibi ailenin ekonomik düzeyine bağlı olarak bu tür saldırıların olasılığı, bu imkanlarla ters orantılı olarak artmaktadır. Somali şehirlerinde barınma darlığı ve kötü yaşamın neden olduğu pek çok baskı, bu tür saldırıların olasılığını artırmakta ve ev sahiplerinin korku duyması ve ilgili aileye bakma ihtiyacı duymasıyla birlikte söz konusu vakalar azalmaktadır” şeklinde konuştu.



Hamas, Gazze’ye 10 bin polis konuşlandırmak istiyor

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 71 bini aştı (Reuters)
İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 71 bini aştı (Reuters)
TT

Hamas, Gazze’ye 10 bin polis konuşlandırmak istiyor

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 71 bini aştı (Reuters)
İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 71 bini aştı (Reuters)

Hamas, Gazze'de kurulacak geçiş yönetimiyle işbirliği içinde bölgeye 10 bin polis konuşlandırmak istiyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan yetkililer, Hamas yönetiminin örgüt üyelerine pazar günü gönderdiği mektupta, 40 binden fazla memur ve güvenlik görevlisinin, ABD'nin barış planı kapsamında kurulan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'yle ortak çalışmasını istedi. 

Kaynaklar, yaklaşık 10 bin kişilik polis gücünün de bu rakama dahil olduğunu söylüyor. 

Hamas sözcüsü Hazım Kasım, Reuters'a gönderdiği açıklamada örgütün Gazze'nin yönetimini komiteye devretmeye hazır olduğunu söyledi. 

Sözcü, 40 bin nitelikli personele komite tarafından iş sağlanmasını talep ettiklerini belirtti. 

Yetkililer, Hamas'ın komitenin Gazze'deki bakanlıkları yeniden yapılandırmasına ve bazı çalışanları emekliye ayırmasına açık olduğunu da söylüyor. Diğer yandan toplu işten çıkarmaların kaosa yol açabileceği uyarısında bulunuyorlar. 

Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'nin başkanlığını eski Filistin Ulaştırma Bakan Yardımcısı Ali Şaas yürütüyor. Şaas'la Hamas yöneticilerinin henüz buluşmadığı belirtiliyor. 

Diğer yandan Gazze'nin geleceğinde Hamas'ın söz sahibi olmamasını isteyen İsrail yönetiminin böyle bir adıma nasıl yaklaşacağı bilinmiyor. 

Washington yönetimi, Gazze'de barış anlaşmasının ikinci aşamasına geçildiğini 14 Ocak'ta duyurmuştu. Bu kapsamda Hamas'ın silah bırakması da öngörülüyor. Beyaz Saray, silah bırakmaları karşılığında örgüt üyeleri hakkında af çıkarılabileceğini de söylemişti. 

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan Filistinli bir yetkili İsrail, Katar, Mısır ve Türkiye gibi tarafların da dahil olduğu silahsızlanma mekanizmalarını görüşmek için ABD'nin Hamas'la irtibata geçtiğini belirtiyor. 

Yetkiliye göre örgüt, 5 yıl ya da daha uzun süreli bir ateşkese hazır olduğunu söylemiş. Diğer yandan kaynak, örgütün bağımsız Filistin devletinin kurulmasına yönelik sürecin başlatılmasını istediğini de vurguluyor. Tel Aviv yönetimi iki devletli çözüme yanaşmadığını defalarca bildirmişti.

Öte yandan iki Hamas yetkilisi, Washington'ın ya da arabulucu ülkelerin somut bir silahsızlanma önerisi sunmadığını ifade ediyor. 

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dünkü açıklamasında Hamas silah bırakmadan Gazze'nin yeniden inşasına başlanmayacağını söylemişti. 

Netanyahu, İsrail ordusunun bölgeden çekilmesinin silahsızlanma sürecine bağlı olduğunu belirterek, Gazze ve Batı Şeria'daki “güvenlik önlemlerini” sürdüreceklerini ifade etmişti. 

Independent Türkçe, Reuters, Times of Israel


Barzani’nin Suriye’deki arabuluculuğu, PKK’yı dışta tutmaya bağlı

Suriye Demokratik Güçleri unsurları Hasake’de askeri araçlar üzerinde zafer işaretleri yapıyor (AP)
Suriye Demokratik Güçleri unsurları Hasake’de askeri araçlar üzerinde zafer işaretleri yapıyor (AP)
TT

Barzani’nin Suriye’deki arabuluculuğu, PKK’yı dışta tutmaya bağlı

Suriye Demokratik Güçleri unsurları Hasake’de askeri araçlar üzerinde zafer işaretleri yapıyor (AP)
Suriye Demokratik Güçleri unsurları Hasake’de askeri araçlar üzerinde zafer işaretleri yapıyor (AP)

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) kuzeydoğu Suriye’de tırmanmayı önlemeye yönelik arabuluculuk faaliyetlerini sürdürerek kalıcı bir çözüm için çalışmalar yürütüyor. Ancak sürecin ilerlemesi, Ankara ve Şam’ın PKK’nın olası etkilerinin ortadan kaldırılacağı konusunda ikna edilmesine bağlı.

SDG bölgelerini kaybetti

Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Şam’ın başlattığı ve Türkiye’nin güçlü destek verdiği askeri operasyonlar sonucunda kontrolündeki bazı bölgeleri kaybetti. Şam Suriye’nin tüm topraklarında kontrolü sağlamak isterken, Kürtler hükümette “adil temsil” talep ediyor.

efd
Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad, 10 Mart 2025’te Şam’da Suriye Demokratik Güçleri lideri Mazlum Kobani ile el sıkışıyor (SANA)

Türkiye’nin SDG’ye yönelik müdahalede bulunmasının temel nedeni, Suriye’de özerk bir Kürt yönetiminin kurulmasının ileride ayrılıkçılığa zemin hazırlayabileceği endişesi. Ankara, Kürt bölgeleri Suriye ordusuna entegre edilmezse sınırda askeri operasyon tehdidini defalarca dile getirdi.

Çözümün parçası

Erbil’deki bazı politikacılar, “Türkiye ile iyi komşuluk ilişkilerini koruyan ve Suriye’deki tüm bileşenlerin haklarını güvence altına alan” bir çözümü destekliyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan IKBY hükümet danışmanı Cewhar Faiq, Kürtlerin 1991’den bu yana bölge istikrarının bir unsuru olduğunu vurgulayarak, “Kürtler çözümün ve bölgede istikrarın bir parçası olmaya devam edecek” dedi.

Faiq, Kürtlerin vizyonunun yeni demokratik, anayasal bir Suriye; etnik ve dini grupların haklarını garanti altına alan, aynı zamanda Türkiye ve diğer bölge ülkeleri ile iyi komşuluk ilişkilerini gözeten ve dış müdahaleye kapalı bir sistem olduğunu belirtti.

rgtyhu
Mesut Barzani ve yanında Mazlum Kobani, Erbil’de ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yapılan görüşmeler sırasında (Kürdistan Demokrat Partisi)

Erbil, Suriye’deki taraflarla, özerk yönetim bölgelerinden Şam yönetimine ve Amerikalılara kadar temaslarını sürdürüyor. Faiq, bu temasların amacının “kalıcı bir çözüme ulaşmak” olduğunu ifade etti. Son haftalarda Mesut Barzani, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, ABD özel temsilcisi Tom Barrack ve SDG lideri Mazlum Abdi ile görüşmeler yaparak diyalog ve ortak anlayış yoluyla sivil barışı güçlendirmeye çalıştı. Faiq, “Askeri çözüm, Suriye’deki bileşenlere ve devlete zarar verir; DEAŞ’ın yeniden toparlanma ihtimalini artırır” dedi.

Anlaşmazlıkta engel PKK

PKK, yürütülen müzakerelerde önemli bir engel olarak öne çıkıyor. Şarku’l Avsat’a konuşan Kürdistan Demokrat Partisi üyesi Abdulselam Berwari, “Erbil’in çabaları devam ediyor, gerilimi önlemeye çalışıyor. Ancak Türkiye, Suriye Kürtleri konusunu yıllarca silahlı mücadele yürüttüğü PKK perspektifinden değerlendiriyor” dedi.

Türkiye, PKK ile barış süreci başlattı ancak silahsızlanma şartı koştu. Kuzey Suriye’deki çatışmalar, taraflar arasındaki müzakereleri tehlikeye atıyor. Erbil, Ankara’nın endişelerini anlıyor ve Kürt meselesiyle ilgili yanlış anlamaları düzeltmeye çalışıyor.

Berwari, “Kürt halkının hakları, PKK’nın kuruluşundan çok önceye dayanıyor. Kürt meselesi çözülürse, tırmanma bahanesi ortadan kalkar” dedi.

Berwari, Erbil’in Ankara ile ilişkilerini iyi olarak nitelendirerek, “Erbil, Türkiye ve uluslararası toplumla birlikte Suriye Kürtleri ile Şam yönetimi arasındaki sorunu çözmeye çalışıyor; bu öncelikli hedefimiz” ifadelerini kullandı.

Arabuluculuk yavaş ilerliyor

Kürdistan Birliği Partisi yetkilisi Soran Davudi, “Irak Kürdistan Bölgesi, Türkiye ile Suriye Kürtleri arasında kontrollü bir çerçevede resmi olmayan bir arabulucu rolü üstlenmeye çalışıyor” dedi.

Davudi, Erbil’in rolü, büyük ölçüde Ankara ile sağlanan siyasi ve ekonomik bağlantılar ve PKK etkisinden bağımsız Suriye Kürtleriyle yürütülen tarihî temas kanallarına dayandığını belirtti.

dfrgt
Polis güçleri, Türkiye’nin güneydoğusundaki Mardin’de Nusaybin kapısından Kamışlı’ya geçmeye çalışan ve SDG’yi destekleyen Kürtleri dağıtmak için su sıkıyor (AP)

Davudi, “Erbil ile etkili Kürt liderler arasında resmi olmayan, temaslar sürüyor; ancak Türkiye’nin YPG’ye (Demokratik Birlik Partisi’nin silahlı kanadı ve SDG’nin ana birleşeni) bakışı, PKK’nın uzantısı olarak görülmesi büyük bir engel oluşturuyor” dedi. Ayrıca, Suriye Kürtleri arasında SDG ile Kürt Ulusal Konseyi arasındaki bölünmenin krizi derinleştirdiğine dikkat çekti.

Erbil’in diyaloğu sürdürme çabalarına rağmen Davudi, arabuluculuğun etkisinin hâlâ sınırlı ve yavaş ilerlediğini belirtti. Öte yandan, krizle ilgili kilit isimlerin sık sık Erbil’e gelmesi, şehrin Şam, Ankara, Kürt tarafları ve Washington arasında gerçek anlaşmalar için uygun bir sahne olabileceği yönünde iyimserlik yaratıyor.


Hamas, aracılardan Refah Sınır Kapısı’nın açılacağına dair teyitler alırken İsrail ise süreci yavaşlatıyor

Filistinliler, Çarşamba günü Gazze’de İsrail’in yıktığı konut binalarının enkazları arasında yürüyor (Reuters)
Filistinliler, Çarşamba günü Gazze’de İsrail’in yıktığı konut binalarının enkazları arasında yürüyor (Reuters)
TT

Hamas, aracılardan Refah Sınır Kapısı’nın açılacağına dair teyitler alırken İsrail ise süreci yavaşlatıyor

Filistinliler, Çarşamba günü Gazze’de İsrail’in yıktığı konut binalarının enkazları arasında yürüyor (Reuters)
Filistinliler, Çarşamba günü Gazze’de İsrail’in yıktığı konut binalarının enkazları arasında yürüyor (Reuters)

Hamas, ABD de dahil olmak üzere aracılardan, Gazze ile Mısır arasındaki Refah kara sınır kapısının yeniden açılacağına dair teyitler alırken, İsrail hükümeti başkanı Binyamin Netanyahu’nun bu adımı olabildiğince yavaşlatmaya çalıştığı yönünde İsrail medyasından bilgiler geliyor.

Hamas kaynaklarına göre Refah Sınır Kapısı’nın bu hafta içinde açılması bekleniyor ve tarih olarak da Perşembe günü öne çıkıyor. Buna karşın İsrail’den gelen bilgiler farklı; Walla haber sitesi kapının Pazar günü açılacağını duyurdu.

dcfrgt
Refah Sınır Kapısı’nın Filistin tarafı, İsrail’in kontrolü altında (Reuters)

Hamas kaynaklarına göre aracılardan gelen güvence, kapının açılacağının garantisi niteliğinde. Hamas, en son bir İsrailli rehinenin cesedinin bulunmasıyla başlayan süreçte, liderliğe kapının bu hafta açılacağına dair teyitler geldiğini açıkladı.

Gaza Yönetim Komitesi’nin girişi

Hamas yakın kaynaklar önümüzdeki günlerde Refah üzerinden bazı Gaza Yönetim Komitesi üyelerinin bölgeye girişine izin verilmesinin muhtemel olduğunu ve bu kişilerin Hamas yetkilileriyle görüşmeler yaparak bazı hükümet görevlerini devralma sürecini başlatacağını söyledi.

Filistin Yönetimi ve Avrupa Birliği delegasyonu da 2005 anlaşması çerçevesinde sınır kapısında çalışmaya hazır olduklarını açıkladı.

fgthy
Kahire’deki Gaza Yönetim Komitesi toplantısı (Mısır Basın Enformasyon Kurumu)

Hamas kaynakları, kapının tam işleyişiyle açılması gerektiğini savunurken, Netanyahu Salı günü düzenlediği basın toplantısında kapının “sınırlı ve anlaşmalı düzenlemeler çerçevesinde, günlük belirli sayıda Filistinliye giriş-çıkış izni verecek şekilde” açılacağını söyledi.

Netanyahu ayrıca İsrail’in “sınır kapısı ve tüm Gazze Şeridi üzerinde tam güvenlik kontrolüne sahip olacağını” vurguladı.

Tam güvenlik kontrolü ne anlama geliyor?

Netanyahu’nun bu açıklamaları, Filistinli gruplar arasında İsrail’in bunu nasıl uygulayacağı konusunda endişe ve soru işaretleri yarattı.

Grup kaynakları, İsrail’in “sarı çizgi” olarak adlandırılan sınır hattında yüzde 53’ün üzerinde bir alan üzerinde kontrol sağlamayı hedefleyebileceğini belirtiyor. İkinci aşama koşulları İsrail’in bölgeden çekilmesini öngörse de, Netanyahu hükümeti bunu Hamas’ın silahsızlandırılmasıyla bağdaştırıyor; bu konu halen tartışma aşamasında ve birçok engelle karşılaşabilir.

ty6
ABD Başkanı Donald Trump'ın planına göre Gazze Şeridi'nden çekilme aşamalarının haritası (Beyaz Saray)

Eğer ikinci aşama koşulları uygulanmazsa, İsrail muhtemelen kuzey ve doğu bölgelerinde askeri varlığını artırarak güvenliği sağlamayı ve batıdaki alanları kontrol etmeyi sürdürecek. Güneyde ise askeri varlığını koruyacak.

Olası çekilme durumunda, İsrail sınır hattında daha geniş bir tampon bölge oluşturabilir; bazı yerlerde bu alan bir ila iki kilometreyi bulabilir. Aynı zamanda Refah Sınır Kapısı ve Philadelphia hattındaki kontrolünü de sürdürerek, silah veya patlayıcı kaçakçılığını engellemeyi planlıyor. Özellikle tüm tünellerin tahrip edilmesinin ardından bu kontrol, deniz sınırlarında da devam edecek; 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail, Filistinli balıkçıların bu alanlara yaklaşmasına veya bir deniz mili batıya, Mısır sınırına doğru 5 deniz mili güneye ilerlemesine izin vermiyor.

rty6
Gazze’nin güneyindeki Han Yunus sahili (AFP)

Filistinli gruplar, İsrail’in “tam güvenlik kontrolü” açıklamalarını sürdürmesinin, Lübnan’daki gibi ani suikastlar, askeri hedefler bahane edilerek bombalamalar veya Hamas ve diğer Filistinli aktivistlerin bölgelerinde yapılan kaçırma operasyonlarıyla güvenliği sağlamaya yönelik olabileceğini öngörüyor.