Ukrayna savaşında ilk: Belaruslu Wagner askerlerine savaş suçu soruşturması

Buça'da üçü Wagner için çalıştığı öne sürülen 8 askerin sivilleri öldürdüğü iddia ediliyor

Söz konusu şüphelilerin Buça bölgesine bağlı Motizin köyünde savaş suçu işlediği iddia ediliyor (AP)
Söz konusu şüphelilerin Buça bölgesine bağlı Motizin köyünde savaş suçu işlediği iddia ediliyor (AP)
TT

Ukrayna savaşında ilk: Belaruslu Wagner askerlerine savaş suçu soruşturması

Söz konusu şüphelilerin Buça bölgesine bağlı Motizin köyünde savaş suçu işlediği iddia ediliyor (AP)
Söz konusu şüphelilerin Buça bölgesine bağlı Motizin köyünde savaş suçu işlediği iddia ediliyor (AP)

Rusya merkezli paralı asker grubu Wagner'e bağlı olduğu iddia edilen üç savaşçının Ukrayna'da sivilleri öldürdüğü öne sürüldü.
Ukraynalı savcılar salı günü savaş suçu işlediği iddia edilen 8 kişinin fotoğrafını ve kimlik bilgilerinin yayımladı.
Söz konusu kişilerin, Ukrayna'nın başkenti Kiev'in 45 kilometre batısında kalan Buça bölgesindeki Motizin köyünde yaşandığı öne sürülen katliamda yer aldığı iddia edildi.
Şüphelilerden 5'inin Rus ordusuna mensup olduğu, üçününse Wagner'e bağlı çalıştığı öne sürüldü. Bu üç kişiden birinin Rus diğer ikisininse Belaruslu askerler olduğu aktarıldı.
Birleşik Krallık'ın önde gelen gazetelerinden Guardian'ın aktardığına göre bu, Ukrayna savaşında paralı askerlere ve Rus vatandaşı olmayan savaşçılara karşı açılan ilk soruşturma niteliğinde.
Ukraynalı savcıların paylaştığı bilgilere göre Belarus'un Reçista şehrinde doğan 51 yaşındaki Sergei Vladimiroviç Sazanov, Suriye'nin Deyrizor ilinde 2018'de düzenlenen saldırılarda yer alan 300 kişilik Wagner birliğinde görev yapmıştı.
Belarus'un Orşa şehrinde doğan 32 yaşındaki Alexander Alexandroviç Stupnitski'ninse Wagner'in 1. keşif ve saldırı bölüğüne bağlı saldırı müfrezesinde irtibat subayı olarak görev yaptığı bildirildi.
Rusya'nın Kaliningrad şehrinde doğan 33 yaşındaki Sergei Sergeeviç Sazonov'un da Wagner Grubu'nun komuta aracının şoförü olduğu iddia edildi.
Savcılar, bilgilerin açık kaynaklı araştırma grubu InformNapalm'dan alındığını belirtti.
Guardian'a konuşan Wagner Grubu uzmanı Denis Korotkov ise söz konusu şüphelilerden ikisinin önceden Wagner'e bağlı çalıştığını doğrulayarak, "Elimdeki dosyalarda Sazonov ve Stupnitski'nin adı geçiyor" dedi.
 
Oleg Krikunov (üst sıranın solu), Aleksandr Vançikov (üst sıranın ortası), Sazonov (üst sıranın sağında), Magomedmirza Süleymanov (orta sıranın solu), Cengiz Gonçikkov (orta sıranın ortası), Sazanov (orta sıranın sağında ve alt sıranın solunda), Stupnitski (alt sıranın ortasında), Vitali Dmitriev (alt sıranın solu)
Hapis cezası alma ihtimalleri olduğu için Belarusluların Wagner'e bağlı çalışmasının alışılmadık olduğunu belirten Korotkov, "Sazonov ve Stupnitski'nin Suriye'de savaşmış olma ihtimali var. Kendilerine has bir ünleri yok, normal Wagner askerleri" ifadelerini kullandı.
Söz konusu şüphelilerden hiçbiri şu anda gözaltında tutulmuyor. Ukraynalı savcılar, askerlerin Donbas bölgesindeki cepheye gönderilmiş olabileceğini düşünüyor.
Kiev bölgesindeki yetkili savcılardan Oleh Tkalenko, "Bu kişiler halen Ukrayna'da savaşıyor veya çatışmalar sırasında öldürülmüş olabilir. Durumla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Bu kişileri tutuklamak için elimizden gelen her şeyi yapacağız" dedi.
Tkalenko, şüpheliler hakkında açılan soruşturmanın kanıt niteliğindeki fotoğraflar, güvenlik kamerası görüntüleri ve görgü tanıklarının paylaştığı bilgilerle oluşturulduğunu belirtti.

Motizin köyünde katliam iddiaları
Rus ordusu 27 Şubat'ta Motizin köyüne girmiş ve 28 Mart'ta bölgeden çekilmişti.
Nisanda Ukrayna İçişleri Bakanlığı, Rus askerlerin bölgeyi terk etmesinin ardından yapılan araştırmalarda, köyün lideri Olga Sukhenko'nun eşinin ve oğlunun cansız bedenlerinin ormanlık bir alanda bulunduğunu öne sürmüştü. Bakanlığın açıklamasında bu kişilerin Rus askerler tarafından öldürüldüğü iddia edilmişti.
Guardian da nisanda yayımladığı bir haberinde, köydeki Rus askerlerin sivillere işkence ederek öldürdüğünü ileri sürmüştü.
Kremlin ise söz konusu iddiaları yalanlamıştı.

Motizin köyü lideri Sukhenko ve ailesininin cesetlerinin bulunduğunun iddia edildiği sığ mezarlar (Daniel Berehulak / NYT)
Nisanda kimliği açıklanmayan bir Avrupalı yetkili, Wagner'in Suriye ve Libya'da savaşan askerlerinden yaklaşık 20 bin tanesini Ukrayna'ya transfer ettiğini savunmuştu.
2014'te Ukrayna'nın doğusundaki Donbas'ta Rus yanlısı ayrılıkçıları desteklemek için kurulan Wagner'in, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le yakın bağları olduğu öne sürülen Rus iş insanı Yevgeni Prigozhin tarafından finanse edildiği iddia ediliyor.
Kremlin ise Wagner grubunun Rus hükümetiyle ilişkisi olduğu iddialarını yalanlıyor.

BM: Wagner askerleri Libya'da uluslararası hukuku çiğnedi
Öte yandan Birleşmiş Milletler'in birkaç hafta içinde yayımlanacak bir raporunda, Libya'da görev yapan Wagner askerlerinin sivil bölgelere işaretsiz mayın yerleştirdiği ve bubi tuzağı kurduğu öne sürüldü.
Guardian'ın incelediği raporda, askerlerin kurduğu bubi tuzaklarıyla bir sivil toplum kuruluşu için çalışan ve mayın temizleyen iki kişinin hayatını kaybetmesine yol açtığı iddia edildi.
Wagner askerlerinin Libya'nın başkenti Trablus'ta sivillerin yaşadığı bir evdeki oyuncak ayıya bubi tuzağı yerleştirdiği de iddialar arasındaydı.

Masanın altına gizlenmiş bombanın fotoğrafı ilk kez 2020'de ortaya çıkmıştı (Twitter) 
Raporda Trablus'un güneyindeki Ayn Zara bölgesinde sivillerin yaşadığı alanlara da 35 mayın döşendiği ifade edildi
Guardian'ın aktardığına göre uluslararası hukuk bağlamında Wagner askerlerinin mayın döşenen bölgeleri işaretlemesi, yerel halkı bu bölgelerle ilgili bilgilendirmesi ve bölgeden geri çekilirken de mayınları temizlemesi gerekli.
Bunları yerine getirmediği için askerlerin Cenevre Sözleşmeleri'ne göre savaş suçu işlemiş olabileceği iddia edildi.
BM'nin raporunda da durumun "hukuka aykırı olduğuna" dikkat çekildi.
Independent Türkçe, Guardian, New York Times, Reuters



Arakçi: Protestolar şiddete dönüştü, ancak durum kontrol altında

İran'da sosyal medyada dolaşan bir videodan alınan karede, artan baskıya rağmen protestocuların sokaklara döküldüğü görülüyor (AP)
İran'da sosyal medyada dolaşan bir videodan alınan karede, artan baskıya rağmen protestocuların sokaklara döküldüğü görülüyor (AP)
TT

Arakçi: Protestolar şiddete dönüştü, ancak durum kontrol altında

İran'da sosyal medyada dolaşan bir videodan alınan karede, artan baskıya rağmen protestocuların sokaklara döküldüğü görülüyor (AP)
İran'da sosyal medyada dolaşan bir videodan alınan karede, artan baskıya rağmen protestocuların sokaklara döküldüğü görülüyor (AP)

İran Dışişleri Bakanı dün yaptığı açıklamada, ülkedeki protestoların “başka bir aşamaya” girdiğini ve 1 Ocak'tan bu yana şiddete dönüştüğünü söyledi.

Tahran'daki diplomatik misyon başkanlarıyla yaptığı toplantıda bakan, yetkililerin protestolara ilk aşamalarında diyalog ve reform önlemleriyle yanıt verdiğini ifade etti.

Arakçi şöyle devam etti: “(ABD Başkanı Donald) Trump müdahale etmekle tehdit ettiğinden beri, İran'daki protestolar müdahaleyi meşrulaştırmak için kanlı şiddete dönüştü.” Ve ekledi: “Teröristler protestocuları ve güvenlik güçlerini hedef aldı.”

Bakan, “durumun tamamen kontrol altında olduğunu” vurguladı.

Norveç merkezli İran İnsan Hakları Örgütü dün yaptığı açıklamada, en az 192 protestocunun öldüğünü doğruladığını, ancak gerçek kurban sayısının çok daha yüksek olabileceği konusunda uyararak, olayı "katliam" ve "İran halkına karşı işlenmiş büyük bir suç" olarak kınadı.

Protestolar, 28 Aralık'ta Tahran'da, kötüleşen döviz kuru ve satın alma gücündeki düşüş nedeniyle Tahran çarşısındaki tüccarların greviyle başladı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre protestolar aaha sonra 1979'dan beri iktidarda olan yetkililere karşı siyasi sloganlar atılan bir harekete dönüştü.

İnterneti izleyen sivil toplum kuruluşu NetBlocks'a göre, yetkililer protestolara yanıt olarak interneti 72 saatten fazla süreyle kesintiye uğrattı. İran İnsan Hakları Örgütü, 2 bin 600'den fazla protestocunun gözaltına alındığını bildirdi.


Danimarka Başbakanı: Grönland "kritik bir anla" karşı karşıya

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen (AFP)
Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen (AFP)
TT

Danimarka Başbakanı: Grönland "kritik bir anla" karşı karşıya

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen (AFP)
Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen (AFP)

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen dün yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı ilhak etme girişiminde bulunması nedeniyle, özerk bölge Grönland'ın “karar anı” ile karşı karşıya olduğunu söyledi.

Frederiksen, diğer Danimarka partilerinin liderleriyle yaptığı görüşmede, “Grönland konusunda bir anlaşmazlık var... Bu, görünenden öteye geçen, belirleyici bir an” ifadesini kullandı.

Frederiksen bu hafta başında, ABD'nin bir NATO üyesine saldırmasının "her şeyin sonu" anlamına geleceğini, özellikle de NATO'nun ve İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden sonra kurulan güvenlik sisteminin bitireceğini açıklamıştı.

Trump, Rusya ve Çin'in Kuzey Kutbu'nda oluşturduğu tehdidin giderek artması nedeniyle, Washington'un, bakir kaynaklar açısından zengin kutup adasını kontrol etmesinin ABD'nin ulusal güvenliği için hayati önem taşıdığına inanıyor. Perşembe günü The New York Times'a verdiği röportajda Trump, NATO'nun birliğini korumak ile Danimarka topraklarını kontrol etmek arasında bir seçim yapmak zorunda kalabileceğini kabul etti.

Frederiksen, Facebook ve Instagram'da yayınladığı bir mesajda, "Danimarka sadık ve kararlı bir müttefiktir. Büyük bir yeniden silahlanma sürecinden geçiyoruz ve Arktik dahil olmak üzere gerekli olduğu her yerde değerlerimizi savunmaya hazırız“ diyerek, ”Uluslararası hukuka ve halkların kendi kaderini tayin hakkına inanıyoruz ve bu nedenle egemenlik, kendi kaderini tayin ve toprak bütünlüğü ilkelerini savunuyoruz" ifadelerini kullandı.

Grönland halkı, Amerika Birleşik Devletleri'ne katılmayı defalarca reddetti. Grönland gazetesi Sermitsiaq'ın Ocak 2025'te yayınladığı bir ankete göre, ada nüfusunun %85'i gelecekte Amerika Birleşik Devletleri'ne katılmaya karşı çıkarken, sadece %6'sı bu adımı destekledi.


Trump, Venezuela'nın geçici cumhurbaşkanıyla görüşmeye açık olduğunu ifade etti

ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
TT

Trump, Venezuela'nın geçici cumhurbaşkanıyla görüşmeye açık olduğunu ifade etti

ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, yönetiminin Venezuela'nın geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodríguez ile iyi bir iş birliği içinde olduğunu belirterek, onunla görüşmeye açık olduğunu ifade etti.

Trump, Air Force One uçağında gazetecilere verdiği demeçte, "Venezuela ile ilişkilerimiz çok iyi gidiyor. Liderlikle çok iyi çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.

Devrik Başkan Nicolás Maduro'nun yardımcısı olan Rodríguez ile görüşmeyi planlayıp planlamadığı sorulduğunda ise “Bir ara bunu yapacağım” cevabını verdi.

Rodríguez, Maduro ve eşi 3 Ocak'ta tutuklandıktan sonra geçici başkan olarak yemin etti ve o zamandan beri, Venezuela'nın devasa petrol rezervlerini özellikle kullanmak isteyen Washington ile çeşitli konularda müzakerelere başladı.

Karakas, 2019'dan beri kesik olan ABD ile diplomatik ilişkilerini yeniden başlatmak amacıyla bir “keşif sürecine” karar verirken, Washington'a “bağımlı” olmadığını vurguladı.

Beyaz Saray'da cuma günü düzenlenen bir toplantıda Donald Trump, büyük petrol şirketlerinin yetkililerini Venezuela'ya yatırım yapmaya çağırdı, ancak temkinli yanıtlar aldı.

Exxon Mobil CEO'su Darren Woods, Venezuela'yı derin reformlar yapılmadan “yatırım için elverişsiz” bir ülke olarak nitelendirdi ve bu sözleri başkanın tepkisini çekti.

Donald Trump dün yaptığı açıklamada, “Bildiğiniz gibi, bunu yapmak isteyen birçok kişi var, bu yüzden muhtemelen (Exxon'u) hariç tutmaya meyilliyim. Onların yanıtını beğenmedim” dedi.

Uzmanlar, yıllarca süren kötü yönetim ve yaptırımların ardından Venezuela'nın petrol altyapısının harap olduğunu vurguluyor.