Ölü coinlerin sayısı artıyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Ölü coinlerin sayısı artıyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Anadolu Ajansı'nın (AA)  investing.com sitesinden elde ettiği verilere göre, dünyada şu anda 10 bin 272 adet aktif olarak kullanılan kripto para bulunuyor.
Ölü altcoin analizleri yayımlayan 99Bitcoins verilerine göre ise nisan itibarıyla ölü coinlerin sayısı 1700'ü geçmiş durumda.
İstanbul Medipol Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serhat Yüksel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ölü coinlerin artık var olmayan kripto paraları ifade ettiğin söyledi.
Kripto paraların ölü coin haline gelmesinin birçok nedeni olduğunun altını çizen Yüksel, "Öncelikle, kripto paraları geliştiren kurumlar finansal veya teknik açıdan başarısız olabilirler. Bu durum da kripto paraların zarar etmesine sebebiyet verecektir. Bunların yanı sıra, bu kripto ürünlerini geliştiren kişiler projeyi bırakmış olabilirler. Bu hususlara ek olarak, kripto paralar dolandırıcılık nedeniyle de ölü coin haline gelebilir. Başka bir ifadeyle, kripto paralar insanları dolandırmak amacıyla kötü niyetle oluşturulmuş olabilirler. Belirtilen bu nedenler kripto paraların ölü coin haline gelmesine sebebiyet vermektedir. Ölü coinler faaliyetlerine devam etmediklerinden ötürü bu coinlere sahip olanlar zarar etmiş olmaktadırlar. Dolayısıyla, ölü coinlerin miktarının azaltılabilmesine yönelik gerekli tedbirlerin alınması hayati önem arz etmektedir" şeklinde konuştu.

Kontrolsüz büyüme ölü coinlerin sayısını artırıyor
Yüksel, özellikle son yıllarda kripto piyasasının inanılmaz şekilde büyüdüğüne dikkati çekerek, birçok bilim insanının bu hususun problem yaratacağını daha önceden ifade ettiğini ve politika yapıcıları gerekli tedbirleri almaları konularında uyardıklarının altını çizdi.
Uyarılara rağmen şu ana kadar herhangi bir tedbirin alınmadığını belirten Yüksel, bu durumun da ölü coinlerin sayılarının trajik bir şekilde artmasına yol açtığını belirtti.
Yüksel, "Özetle, kripto piyasasının kontrolsüzce büyümesi bu problemin ortaya çıkmasına sebebiyet vermiştir. Burada en fazla eleştirdiğim konu ise insanların kısa sürede emek vermeden para kazanma isteğidir. Bu durum kripto paraların da bu amaçla kullanılmasına yol açmıştır. Netice itibarıyla, kripto paraların sayıları özellikle son yıllarda radikal bir şekilde artmıştır. Buna karşın, ölçüsüzce artan kripto paraların içerisinde finansal açıdan karlı olmayanların da sayısı artmıştır. Bunun sonucunda insanlar çok daha fazla kaybetmeye başlamışlardır" diye konuştu.
Yüksel, kripto paraların finans sektörü için devrim niteliğinde bir gelişme olduğunun altını çizerek, kripto ürünlerin gelecekte de finans sektöründe çok önemli role sahip olacağını belirtti. Önemli olanın kripto paraların finans sektörüne getirdiği faydalara odaklanmak olduğunu anlatan Yüksel, "Bu durum finans sektörünün daha etkin bir şekilde faaliyet göstermesine katkı sağlayacaktır. Bu sayede ülke ekonomileri de daha sağlam bir şekilde gelişebilecektir" dedi.

"Kripto paralar spekülatif gelir kaynağı olarak görülmemeli"
Yüksel, kripto paraların spekülatif gelir kaynağı olarak görülmemesi gerektiğine vurgu yaparak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Diğer bir deyişle, kripto paralar düşük fiyattan alınıp yüksek fiyata satılarak kısa yoldan yüksek kar elde edilen araçlar olarak anlaşılmamalıdır. Bu durum insanların çok yüksek miktarlarda zarar etmelerine sebebiyet verebilir. Öte yandan, ölü coinlerin de artması bu ürünlerin imajını olumsuz yönde etkilemektedir. Kripto paraların insanların gözünde zarar edilen ürünler olarak görülmesi bu ürünlerin faydalarına da gölge düşürecektir. Bu çerçevede, kripto paraların kontrolsüzce büyümesinin önüne geçilmelidir. Bu bağlamda, ülkelerin bu problemin çözümüne yönelik acilen önlemler almaları gerekmektedir. Etkin bir denetim mekanizmasının oluşması bu sürecin daha başarılı bir şekilde yönetilebilmesine yardımcı olacaktır. Bu mekanizma ile her isteyen kripto para üretemeyecektir. Böylece, kalitesi düşük kripto ürünlerin ortaya çıkması engellenecektir. Bu durum da ileride ölü coinlerin meydana gelme ihtimalini azaltacaktır."



Savaş petrol fiyatlarını zirveye taşıdı: Batı Teksas Petrolü  2022’den bu yana ilk kez 100 doları aştı

Fotoğrafta, Akdeniz’de petrol çıkarımı yapılan bir deniz platformu görülüyor (Arşiv)
Fotoğrafta, Akdeniz’de petrol çıkarımı yapılan bir deniz platformu görülüyor (Arşiv)
TT

Savaş petrol fiyatlarını zirveye taşıdı: Batı Teksas Petrolü  2022’den bu yana ilk kez 100 doları aştı

Fotoğrafta, Akdeniz’de petrol çıkarımı yapılan bir deniz platformu görülüyor (Arşiv)
Fotoğrafta, Akdeniz’de petrol çıkarımı yapılan bir deniz platformu görülüyor (Arşiv)

Batı Teksas türü ham petrol (WTI), ABD petrol piyasasının referans fiyatı, Ortadoğu’daki savaşın etkisiyle Temmuz 2022’den bu yana ilk kez 100 doları aştı.

Şikago Borsası’nın açılışında WTI petrol fiyatı yüzde 13,84 yükselerek 103,48 dolara ulaştı. Pazartesi günü erken işlemlerde ABD ham petrolü vadeli kontratları yüzde 20’den fazla artış göstererek Temmuz 2022’den bu yana en yüksek seviyesine çıktı. Bu yükseliş, ABD ile İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın artan şiddeti ve Hürmüz Boğazı üzerinden petrol sevkiyatlarının uzun süre aksayabileceği endişeleriyle tetiklendi.

WTI ham petrolü, seans boyunca ciddi dalgalanmalar yaşadı. Erken işlemlerde yüzde 22,4 artışla 111,24 dolara çıkan fiyatlar, gün sonunda yüzde 16,31 artışla 105,73 dolarda dengelendi. Bu hareket, geçen Cuma günü kaydedilen yüzde 12’lik artış ve haftalık yüzde 36’lık yükselişle birleşince, petrol piyasasında önemli bir kırılma olarak değerlendiriliyor.


Hürmüz Boğazı neden Asya’nın can damarı?

Seul’deki bir benzin istasyonunda bir adam arabasının yakıt deposunu doldururken, diğerleri sırada bekliyor. (Reuters)
Seul’deki bir benzin istasyonunda bir adam arabasının yakıt deposunu doldururken, diğerleri sırada bekliyor. (Reuters)
TT

Hürmüz Boğazı neden Asya’nın can damarı?

Seul’deki bir benzin istasyonunda bir adam arabasının yakıt deposunu doldururken, diğerleri sırada bekliyor. (Reuters)
Seul’deki bir benzin istasyonunda bir adam arabasının yakıt deposunu doldururken, diğerleri sırada bekliyor. (Reuters)

Asya, petrol ve gaz ihtiyacının büyük kısmını Ortadoğu’dan karşılıyor; bölgeden ham petrol ithalatının yüzde 60’ını gerçekleştiriyor. Bu durum, İran savaşının Hürmüz Boğazı’nı uzun süre kapatması halinde Asya’yı ciddi risk altına sokuyor.

Ortadoğu, dünya genelinde en büyük petrol üreticisi ve ihracatçısı konumunda bulunuyor. Bölge, günlük ham petrol üretiminin dörtte birini ihraç ediyor ve bu ihracatın büyük kısmı Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştiriliyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre 2025 yılında Asya, Ortadoğu’dan günlük 14,74 milyon varil ham petrol ithal etti; bu, bölgenin toplam 25 milyon varillik günlük ham petrol alımının yaklaşık yüzde 60’ına karşılık geliyor.

Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Irak, Ortadoğu’dan Asya’ya ham petrol tedarikinde önde gelen ülkeler arasında yer alıyor. Japonya ve Güney Kore ise Ortadoğu petrolüne en fazla bağımlı ülkeler; Japonya’nın ithalatının yaklaşık yüzde 95’i, Güney Kore’nin ise yüzde 70’i Ortadoğu’dan sağlanıyor.

Asya’nın petrol merkezi Singapur, geçen yıl Ortadoğu petrolüne bağımlılığını yüzde 50’den yüzde 70’in üzerine çıkardı. Bu artış, Exxon Mobil’in ağır petrol arzını artıracak şekilde genişlettiği rafinerinin tamamlanmasının ardından gerçekleşti.

Kpler şirketinin verilerine göre, dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı Çin, deniz yoluyla gerçekleştirdiği ithalatın yaklaşık yarısını -günde 5,4 milyon varil- Ortadoğu’dan sağlıyor.

Çin, petrolünü İran, Rusya ve Kanada gibi ülkelerden de ithal ediyor ve günlük 4 milyon varilin üzerinde üretim yapıyor. Piyasalarda, Çin’in tek bir ülkeye olan bağımlılığının tedarikinin yüzde 20’sini aşmadığı biliniyor.

Ortadoğu’dan Kuzey Asya’ya petrol sevkiyatları genellikle 30-40 gün sürerken, Hindistan’a yapılan sevkiyatlar bir haftadan daha kısa sürede ulaşıyor.

Asya ve petrol talebi

Asya, dünya genelinde petrol talebinin en hızlı arttığı bölge konumunda ve aynı zamanda net ithalatçı durumunda bulunuyor. Bunun nedeni, Asya-Pasifik bölgesindeki üretimin, petrol sahalarının eskimesi ve yeni keşiflerin azlığı nedeniyle gerilemiş olması.

Bölgedeki çoğu rafineri, Ortadoğu’dan gelen yüksek kükürtlü ham petrolü işlemek için kükürt giderme üniteleriyle donatılmış durumda. Bu tür petrol genellikle düşük kükürtlü ham petrolden daha ucuz olduğu için rafineriler, daha yüksek kâr marjları elde edebiliyor.

Ortadoğu ham petrolü, aynı zamanda yüksek miktarda fuel oil (yakıt yağı) içeriyor. Bu yakıt, benzin ve dizel gibi yüksek kaliteli yakıtların üretiminde işlenebiliyor. Fuel oil ayrıca, Singapur ve Çin’in doğusundaki Zhoushan gibi dünyanın en önemli yakıt ikmal limanlarında gemi yakıtı olarak da kullanılıyor.

Bu süreçte, Suudi Arabistan’ın Asya pazarındaki payı, Saudi Aramco’nun bölgesel rafinerilerde hisse satın almasıyla birlikte arttı.

Sınırlı seçenekler

Asya’daki rafineriler, tedarik kaynaklarını çeşitlendirmek amacıyla işleyebilecekleri ham petrol türlerini artırmaya çalışsa da, işleyebilecekleri petrol miktarı belirli bir sınıra tabii. Petrolün kalitesindeki değişimler, rafine ürün üretimini ve yakıt karışımı gereksinimlerini doğrudan etkiliyor.

Ayrıca, Asya’daki çoğu rafineri, ham petrol ihtiyaçlarının genellikle yüzde 50’den fazlasını uzun vadeli sözleşmelerle temin ederek arzın istikrarını garanti altına alıyor.


2009’dan bu yana en büyük satış dalgası: Asya borsalarında rekor düşüşler... Seul başı çekiyor

Kore Bileşik Hisse Senedi Fiyat Endeksi’ni (KOSPI) gösteren elektronik bir pano (Reuters)
Kore Bileşik Hisse Senedi Fiyat Endeksi’ni (KOSPI) gösteren elektronik bir pano (Reuters)
TT

2009’dan bu yana en büyük satış dalgası: Asya borsalarında rekor düşüşler... Seul başı çekiyor

Kore Bileşik Hisse Senedi Fiyat Endeksi’ni (KOSPI) gösteren elektronik bir pano (Reuters)
Kore Bileşik Hisse Senedi Fiyat Endeksi’ni (KOSPI) gösteren elektronik bir pano (Reuters)

Asya finans piyasaları bugün sert bir satış dalgası yaşadı. Yatırımcılar arasında artan korkular, Ortadoğu’daki çatışmanın petrol fiyatlarında ‘şok’ yaratabileceği endişesiyle panik havası yarattı. Bu durumun, küresel enflasyon baskılarını artırabileceği ve dünya genelinde faiz indirimlerinin ertelenmesine yol açabileceği değerlendiriliyor.

Seul borsası düşüşte ön plana çıktı. Kore Bileşik Hisse Senedi Fiyat Endeksi (KOSPI) yüzde 11’in üzerinde değer kaybedince yetkililer, geçici işlem durdurma mekanizmasını devreye soktu. Böylece Güney Kore piyasasının iki günde kaybı yüzde 17’ye ulaşarak 2009’dan bu yana en büyük günlük düşüşü kaydetmiş oldu. Aynı dönemde Güney Kore Wonu, 17 yılın en düşük seviyelerine geriledi.

Benzer şekilde, Japonya’nın Nikkei endeksi yüzde 4,3 değer kaybederken, Tayvan borsası yüzde 3,6 düştü. Bu düşüşler, son aylarda rekor artışlar kaydeden yarı iletken sektöründen geniş çaplı çıkışlarla paralel gerçekleşti.

Çatışmanın genişlemesine dair endişeler

Bölgede karşılıklı saldırıların devam etmesiyle birlikte söz konusu endişeler güçlendi. Saldırılar, Körfez’deki petrol tesisleri ile Suudi Arabistan ve Kuveyt’teki ABD büyükelçiliklerini de kapsayacak şekilde genişledi. Stratejistler, savaşın ABD müttefiklerini de kapsayacak şekilde yayılmasının durumun karmaşıklığını artırdığını ve enerji arzındaki kesintilerin süresini uzattığını belirterek, yatırımcıların enerji fiyatlarının yükselişinin ne kadar süreceğini yeniden değerlendirmek zorunda kaldıklarını ifade etti. ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz taşımacılığını güvence altına almak için sigorta garantileri sunmasına rağmen piyasa psikolojisinde hâlâ baskın olan kaygı sürüyor.

Küresel piyasalar, enerji fiyatlarındaki yükselişin ne kadar süreceğini ve bunun enflasyon üzerindeki etkilerini sorguluyor. Özellikle Avrupa’nın, doğal gaz fiyatlarının sadece iki gün içinde yaklaşık yüzde 65 artmasıyla en çok etkilenecek bölge olacağı öngörülüyor; bu durum euronun 1,16 dolar seviyesinde istikrar kazanmasına yol açtı.

Analistler, mevcut durumun merkez bankalarını faiz yönetimi konusunda ciddi bir ikilemle karşı karşıya bıraktığını belirtiyor. Enerji fiyatlarının uzun süre yüksek kalması, piyasaların beklediği parasal genişleme planlarını uygulamayı zorlaştıracak önemli bir engel oluşturuyor.