Putin’den ‘dünyanın jandarması’ ABD’ye sert çıkış

Rus lider, ülkesinin mal varlıklarının çalınmasına karşı uyardı ve Rusya'nın izole edilemeyeceğini söyledi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 1. Avrasya Ekonomik Forumu'nun Bişkek’te düzenlenen oturumuna çevrim içi olarak katıldı. (EPA)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 1. Avrasya Ekonomik Forumu'nun Bişkek’te düzenlenen oturumuna çevrim içi olarak katıldı. (EPA)
TT

Putin’den ‘dünyanın jandarması’ ABD’ye sert çıkış

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 1. Avrasya Ekonomik Forumu'nun Bişkek’te düzenlenen oturumuna çevrim içi olarak katıldı. (EPA)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 1. Avrasya Ekonomik Forumu'nun Bişkek’te düzenlenen oturumuna çevrim içi olarak katıldı. (EPA)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin dün Batı ülkelerine sert tepki gösterdi. ABD’yi ‘dünyanın jandarması’ olarak nitelendiren Putin, ülkesine uygulanan yaptırımların küresel ekonomiye ciddi zararlar verdiğini vurguladı. Washington’dan bahsederken yumruğunu masaya vuran Rus lider, Rusya’nın yurt dışında dondurulan 300 milyar dolarına işaret ederek, ülkesinin ‘mal varlıklarının çalınmasına’ izin vermeyeceklerini kaydetti.   
Putin, Kırgızistan'ın ev sahipliğinde yapılacak 1. Avrasya Ekonomik Forumu'nun Bişkek’te düzenlenen ilk oturumuna çevrim içi katılarak değerlendirmelerde bulundu. 15 ülkenin iştirak edeceği Avrasya Ekonomik Forumu’nun zamanlaması ise dikkat çekti. Rus yetkililer ve iş insanları bugünlerde İsviçre'nin Davos kasabasında düzenlenen 52. Dünya Ekonomik Forumu’na (WEF) davet edilmemişti. Putin yaptığı konuşmada defalarca, kimsenin Rusya’yı ‘siyasi, ekonomik, kültürel ve sportif faaliyetlerden dışlayamayacağına’ değindi. Batı’nın Rusya ölçeğindeki bir ülkeyi dünya siyasetinden koparamayacağını vurgulayan Putin, Batılı ülkelerin yaptırımlarının sadece Rusya’ya değil tüm küresel ekonomiye zarar verdiğini belirterek “Rusya’yı izole etmek isteyenler en başta kendilerine zarar verecektir” dedi.
Rusya’nın yurt dışındaki mal varlıklarına el konulmasına da değinen Rus lider sözleirni şöyle sürdürdü:
“Ticaret ve finanstaki kuralların ihlalinden herhangi iyi bir sonuç çıkamaz. Basitçe, başkalarının malvarlıklarının çalınması, özellikle de bu uygun olmayan işle uğraşanlar olmak üzere hiç kimseye fayda getirmez.” 
Vladimir Putin, ‘dünya jandarması’ olarak nitelendirdiği ABD'den bahsederken sert bir ton kullanarak masaya yumruğuyla vurdu. Sadece Rusya ve Çin değil, çok sayıda ülkenin bağımsız politikalar sürdürmek istediğini söyleyen Putin şu ifadeleri kullandı:
“Giderek daha fazla ülke bağımsız bir politika gütmek istiyor. Hiçbir dünya jandarması bu küresel ve doğal süreci önleyemez. Buna güçleri yetmez. Zamanla bu arzuları ortadan kalkacaktır. Kendi ülkelerindeki sorunlarla mücadele ederken bunun bir geleceğinin olmadığını anlayacaklardır. Bu dar görüşlü politikaları sürdüren ülkelerin ekonomileri ne kadar istikrarlı olursa olsun, dünya ekonomisinin mevcut durumu bizim pozisyonumuzun doğru ve haklı olduğunu gösteriyor. Gelişmiş ekonomilerde 40 yıldır böyle bir enflasyon oranları görülmüş değildi. İşsizlik artıyor, tedarik zincirleri kırılıyor, küresel krizler derinleşiyor, konunun şakası yok. Tüm ekonomik ve siyasi sisteme yansıyan tehlikeli durumlar söz konusu.”
Putin konuşmasında gelişmiş ülkelerdeki üstün teknolojik avantajların farkında olduklarını da belirtti:
“Bizi bundan mahrum bırakmak için baskı kurmak istiyorlar ancak günümüz modern dünyasında bu gerçekçi değil, basitçe imkânsız. Aramıza bir duvar dikmediğimiz sürece Rusya gibi bir ülkeyi kimse izole edemez. Rusya dünyanın en büyük buğday ihracatçısı olmaya devam edecek.”  
Bazı Batılı şirketlerin Rusya pazarından çekilmesinin ‘yerel şirketlerle değiştirilecekleri için’ iyi bir şey olduğu değerlendirmesinde bulunan Putin, Rusya'ya ek olarak bir dizi eski Sovyet Cumhuriyetini de içeren Avrasya Forumu ülkeleriyle iş birliğinin güçlendirilmesinin önemini vurguladı. Rusya Federasyonu ülkeleri arasında ulusal para birimleriyle yapılan ticaretin payındaki büyümeye işaret eden Puti konuya dair şunları söyledi:
“Avrasya Ekonomik Birliği ülkeleri arasındaki karşılıklı ticarette işlemlerin dörtte üçü ulusal para birimleriyle gerçekleşiyor. Avrasya Birliği ülkeleri Rusya, Belarus, Kazakistan, Ermenistan ve Kırgızistan arasındaki ticarette ulusal para birimleriyle yapılan işlemler artıyor. Bu son derece önemli.”  
Bu arada Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, düzenlediği basın toplantısında Moskova’nın Kiev’den beklentilerine ilişkin bir soruya şu yanıtı verdi:
“Moskova, Kiev'den Moskova'nın taleplerini kabul etmesini ve de-facto durumun, var olan gerçek durumun farkına varmasını bekliyor.”
Peskov ayrıca ‘Ukrayna’dan istenenin toprak tavizi olmadığını, sadece Kiev’in mevcut gerçekliği göz önünde bulunduran gerçekçi bir değerlendirme yapmasını beklediklerini’ söyledi.   
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Aleksandr Gruşko da NATO’nun küresel emellerinin Afrika ve Ortadoğu’da korkunç sonuçlara yol açtığını belirttiği açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“NATO ülkelerinin askeri müdahalesi, sosyal siyasi mühendislik projeleri Afrika ve Ortadoğu’da devletlerin gücünü kırdı. Böylelikle terör yuvaları arttı. Bu müdahalelerin korkunç sonuçları uzun yıllar kendisini hissettirecek.”  
‘Donetsk Halk Cumhuriyeti'nin’ lideri Denis Puşilin, kuvvetlerinin Herson, Zaporijya ve Harkiv bölgelerinde güçlü bir varlık oluşturduğunu vurguladı. Puşilin şunları söyledi:
“Donbass’ı ancak Donetsk ve Luhansk’ın uç sınırlarına ulaşarak koruyabiliriz. Birliklerimiz Herson, Zaporijya ve Harkiv’de güçlü bir şekilde sahadalar. Donetsk ve Luhansk’ı sadece idari sınırları içinde kalarak korumamız imkansızdı. Çünkü Ukrayna’nın bombardımanı sonsuza kadar sürebilirdi.”  
Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Konaşenkov da Rus kuvvetlerinin son 24 saat içinde, Ukrayna ordusuna ait 62 komuta merkezini, 407 askeri toplanma alanını, 47 topçu alanını ve üç cephaneliği hedef aldığını açıkladı. Konaşenkov ayrıca Rus güçlerinin, Mıkolayiv bölgesinde Dneprovskoye yerleşim birimi yakınında 11 askeriyle elektronik istihbarat merkezinin, korumalarıyla 15 yabancı mühendislik ve muharebe uzmanının etkisiz hale getirildiğini aktardı. Konaşenkov, Donetsk bölgesinde Osa-AKM hava savunma füze sistemi ve Harkiv bölgesinde Çugayev yakınlarında S-300 hava savunma füze sistemi radarının yok edildiğini belirtti. Rus Sözcü ayrıca Rus hava muharebe taktik birliklerinin Ukrayna askeri birlikler ve teknik araçlarının bulunduğu 49 alanı ve iki havan topu takımını vurduğunu belirterek söz konusu saldırılarda350'den fazla Ukraynalı milliyetçi gücün etkisiz hale getirildiği bilgisini verdi.



Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.


İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
TT

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)

Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında en az 8 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, hedef alınan unsurların Hizbullah ile müttefiki Hamas mensupları olduğunu açıkladı.

Hizbullah’a yakın bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, Bekaa bölgesini hedef alan saldırılarda örgütün askeri komutanlarından birinin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğunu bildirdi.

Yerel basında yer alan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Hizbullah’ta görevli bir yetkilinin de bulunduğu, söz konusu ismin eski milletvekili Muhammed Yaği’nin oğlu olduğu ve Hizbullah’ın hayatını kaybeden eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcılığını yaptığı öne sürüldü.

İsrail, Kasım 2024’te bir yılı aşkın süren çatışmaların ardından varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu genellikle hedefin Hizbullah olduğunu belirtirken, zaman zaman Hamas Hareketi’ni de vurduğunu açıklıyor.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Bekaa bölgesindeki İsrail saldırılarının ilk belirlemelere göre altı kişinin ölümüne ve 25’ten fazla kişinin yaralanmasına yol açtığını, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edildiğini duyurdu.

İsrail ordusu ise Bekaa’daki Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait karargâhların hedef alındığını açıkladı.

Söz konusu saldırılar, ülkenin en büyük Filistin mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’ye yönelik İsrail hava saldırılarından saatler sonra gerçekleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İsrail ordusu ise kampta Hamas’a ait bir karargâhın hedef alındığını duyurdu.

NNA, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sayda’ya bitişik kampı vurduğunu aktardı.

İsrail ordusu açıklamasında, kampta ‘Hamas mensubu militanların faaliyet gösterdiği bir karargâhın’ hedef alındığını belirterek, Lübnan’da Hamas’ın ‘yerleşmesine karşı’ operasyonlarını sürdürdüğünü ve “Hamas terör örgütü militanlarına karşı nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler güçlü şekilde hareket etmeye devam edeceğini” kaydetti.

 Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Hamas yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıplara yol açtığını belirttiği saldırıyı kınadı.

Açıklamada, ‘işgal ordusunun ileri sürdüğü iddiaların’ reddedildiği belirtilerek, bunların ‘gerçekler karşısında dayanaksız bahaneler’ olduğu savunuldu. Hedef alınan merkezin, kampta güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli Ortak Güvenlik Gücü’ne ait olduğu ifade edildi.

Lübnan hükümeti geçen yıl, İsrail ile yaşanan ve binlerce Hizbullah mensubunun yanı sıra çok sayıda üst düzey ismin hayatını kaybettiği savaşın ardından zayıflayan Hizbullah’ın silahsızlandırılacağını taahhüt etmişti.

Lübnan ordusu geçen ay, İsrail sınırına yakın bölgeden başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan alanı kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını açıkladı.

Ancak Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayan İsrail, Lübnan ordusunun kaydettiği ilerlemeyi yetersiz bulduğunu duyurdu.

Beş aşamadan oluşan planın ikinci etabı ise Litani Nehri’nin kuzeyinden başlayarak, başkent Beyrut’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Sayda’nın kuzeyinden Akdeniz’e dökülen Evveli Nehri’ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.