Suudi Arabistan’ın ağaçlandırılmasına hız verildi

Yeşil Suudi Arabistan Girişimi’nin uygulama planı Kasım ayında duyurulacak. Suudi Arabistan’ın bitki örtüsünü genişletmek için ağaçlandırma girişimlerini destekleme çağrıları yapılıyor

Suudi Arabistan Çevre, Su ve Tarım Bakanı, dün Riyad'daki Uluslararası Ağaçlandırma Teknolojileri Fuarı ve Forumu’nun açılışı sırasında (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Çevre, Su ve Tarım Bakanı, dün Riyad'daki Uluslararası Ağaçlandırma Teknolojileri Fuarı ve Forumu’nun açılışı sırasında (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan’ın ağaçlandırılmasına hız verildi

Suudi Arabistan Çevre, Su ve Tarım Bakanı, dün Riyad'daki Uluslararası Ağaçlandırma Teknolojileri Fuarı ve Forumu’nun açılışı sırasında (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Çevre, Su ve Tarım Bakanı, dün Riyad'daki Uluslararası Ağaçlandırma Teknolojileri Fuarı ve Forumu’nun açılışı sırasında (Şarku’l Avsat)

Çevre uzmanları, çölleşmenin neden olduğu zorluklara karşı mücadele kapsamında, sürdürülebilir ağaçlandırma projelerini ve bitki örtüsünün geliştirilmesini benimseyen çevre koruma ve geliştirme girişimlerinin desteklenmesi gerektiğini belirtiyor.
Yeşil Suudi Arabistan Araştırmaları Projesi İttifakı yönetimi, toprak, su, iklim değişikliği ve çölleşme alanlarında, dünya genelinde 60’dan fazla şirket ile bilimsel araştırma kuruluşunun ittifakına dayanan girişim için Kasım ayında, kapsamlı strateji ve uygulama planını duyurulacağını açıkladı.
Bu kapsamda Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın himayesinde Uluslararası Ağaçlandırma Teknolojileri Fuarı ve Forumu başlatıldı. Formun açılışı, Çevre, Su ve Tarım Bakanı aynı zamanda Ulusal Bitki Örtüsünü Geliştirme ve Çölleşmeyle Mücadele Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı olan Abdurrahman bin Abdulmuhsin el-Fadli tarafından yapıldı. 20 diyalog oturumdan oluşan foruma, 80 fuar katılımcısı ve 90 konuşmacı katıldı. Fuar ve foruma katılanlar, çabaların dağılmasının yanı sıra bitki alanında gelişme ve kapsamlı çevresel bakım çalışmalarında farklı deneyimlerin çatışmasına engel olmak için bölge ülkeleri arasındaki iş birliği seviyesinin artırılması, bu projelerden istenen etkinin sağlanması ve uygun bir çerçeveye oturtulması çağrısında bulundu.

İddialı girişim
Bakan Fadli “Suudi Arabistan, yerel ve bölgesel kapsamdaki bu tür iddialı girişimlerle, çevre koruma ve bitki örtüsünün geliştirilmesi konusunda Orta Doğu’da benzeri görülmemiş niteliksel bir gelişim gösteriyor. Bunun, çölleşmenin azaltılması, biyolojik çeşitliliğin artırılması, daha temiz ve sürdürülebilir bir gelecek sağlanması, insanların yaşam kalitesinin ve refahı arttılması açısından küresel olarak yansımaları da olacaktır” ifadelerini kullandı. 

Bu aşamanın zorlukları
Ulusal Bitki Örtüsünü Geliştirme ve Çölleşmeyle Mücadele Merkezi CEO’su Dr. Halid Abdulkadir ise yaptığı konuşmada, arazi müdahalesi ve biyoçeşitlilik kaybının büyük zorlukların yanı sıra ekonomi ve çevre üzerinde önemli bir yük oluşturduğunu vurguladı. Abdulkadir 10 milyar ağaç dikilmesinin çevresel, sosyal ve ekonomik düzeyde birçok fayda sağlayacağını, bunlardan en önemlisinin, Krallık’ın arazi bozulmasının ve çölleşmenin durdurulması olduğunu söyledi.
Çevre, Su ve Tarım Bakanlığı Yardımcısı Dr. Usame Fakiha, Suudi Arabistan’ın, ağaçlandırma programlarını Krallığın tüm bölgelerinde uygulamak için çok büyük bir çaba sarf ettiğini söyledi. Fakiha bu bağlamda, yaklaşık 7,5 milyon ağaçla başlayan Yeşil Riyad Programı, Kral Selman Parkı ve ülkenin tüm şehirlerindeki bahçelerde ve parklarda 30 milyondan fazla ağaç dikilmesini hedefleyen, bölgeye insancıl bir karakter kazandırmayı amaçlayan Suudi Yeşil Şehirler Girişimi de dahil olmak şu anda uygulanmakta olan çeşitli program ve girişimlerin başlatıldığını belirtti.

Çevreci hareket
Yeşil Suudi Araştırmaları Projesi İttifakı Başkanı Mühendis Halid el-Osman, çevre konularının ele alınmasının coğrafi sınırları olmadığını zira zorlukları ele alma sürecinin, aynı bölgedeki karşılıklı çevresel etkiler sebebiyle ayrı tutulamayacağını söyledi. Osman, geniş bir bölgede yer alan Suudi Arabistan’ın, Yeşil Suudi Girişimi’nin çevresel ve iklimsel zorluklarla mücadelede bölgesel iş birliğini teşvik etme yaklaşımlarının bir parçası olarak, geniş kapsamlı ve entegrasyon adayalı çevre hareketini benimsemesi gerektiğini belirtti.
Osman, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, Yeşil Suudi Girişimi’nin Yeşil Orta Doğu Girişimi’nin temel taşı olduğunu bunun da Suudi Arabistan’ı bu alandaki çalışmalarda bir öncü olduğunu, aynı zamanda ağaçlandırma ve yeşil alanların bölgesel olarak genişletilmesinde sahip olduğu bilgi birikimini aktarması ve katkıda bulunması sebebiyle bir lider haline getirdiğini belirtti.

Uygulama stratejisi
Osman “Şirketlerden, bilim ve araştırma kuruluşlarından oluşan bir ittifak, Bitki Örtüsü Geliştirme Ulusal Merkezi ile iş birliği içinde, bilimsel temelleri, çevresel durumu, zorlukları, kaynakları ve imkanları anlamaya dayalı bir plan oluşturma ve bunları stratejik bir uygulama stratejisi çerçevesine yerleştirme görevini üstlendi. Bu, 60’tan fazla bilim insanının emeğiyle, iş ve yatırım fırsatlarının yanı sıra toprak, su, iklim değişikliği ve çölleşme seviyeleri konusunda, çevresel, sosyal ve ekonomik düzeylerde, durumu anlamak veri toplamak ve gerekli anketleri yapmak için yapıldı” ifadelerini kullandı.
Osman kapsamlı bir stratejik planların ve bu iddialı projeyi gerçekleştirmeye yönelik uygulama planı çalışmalarının, gerekli finansman programlarının, tüm devlet ve kar amacı gütmeyen kuruluşlara verilen rollerin, projede kullanılabilecek bilimsel araştırma, yenilik ve yeni teknoloji alanlarının belirlenmesi ile sonuçlanacağını belirtti. Ayrıca gerekli uygulama araçlarıyla birlikte bir yol haritasını oluşturulacağını ve kapsamlı plan çerçevesinde, bitki yetiştirme ve kapsamlı çevre bakımı imkanları konusunda çabaların ve çelişkili deneyimlerin dağıtılması yerine, uluslararası deneyimlerle karşılaştırmalı araştırmalar yapıldıktan sonra tamamlanması için çaba gösterileceğini belirtti.
Osman “Son aylarda çalışmalara başladık, planı bundan bir yıl sonra uygulamayı umuyoruz, araştırma projesinin ön sonuçları Kasım ayında açıklanacak. Uygulama araçları belirlenecek aynı zamanda su kaynakları, mahsullerin kalitesi, zamanlamaları ve yerlerine ilişkin tüm sorular cevaplanacak” ifadelerini sözlerine ekledi.

Bölgenin durumu
Suudi Arabistan Yerbilimleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Abdullah el-Umeri, bölgenin kuraklık, çölleşme ve çeşitli çevre sorunlarından mustarip olduğunu ve bunun kurak ve yarı kurak bölgelerde, karbon salınımını ve küresel ısınmayı azaltmak için ağaçlandırma girişimlerini daha da önemli bir çalışma haline getirdiğini söyledi.
Prof. Dr. Abdullah el-Umeri Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, Suudi Arabistan’ın ve bölgedeki diğer ülkelerin, geniş alanları ve düşük yağış oranları göz önüne alındığında, bunlarla iddialı girişimler ve projelerle yüzleşeceğini, su kaynaklarının kıtlığı başta olmak üzere çeşitli sıkıntılara karşı mücadele edeceğini belirtti. Ayrıca Suudi Arabistan’ın, çeşitli girişimleri aracılığıyla Krallığın ihtiyaçlarını karşılamaya, zorluklarla mücadele etmeye, çabaları birleştirmeye ve çözümler üretmeye çalıştığını söyledi.
Prof. Dr. Umeri, Krallığın bitki örtüsünü geliştirmeye yönelik uzun vadeli planının, ağaçlandırma projelerinin rastgele olmadığı doğruladığını belirtti. Ayrıca, bölgesel tutumun önemli olduğunu ve Uluslararası Ağaçlandırma Teknolojileri Fuarı ve Forumu’na farklı ülkelerden yetkililerin katılımının, bu girişimlerin hedeflerine ulaşması, teşvik edilmesi, deneyim alışverişinde bulunulması ve işbirliklerinin güçlendirilmesi için gerekli olduğunu vurguladı.

Su kaynaklarının artırılması
El-Umeri, bu planların ana hedefinin su kaynaklarının arttırılması olduğuna ve başarı hedeflerinin büyük bir kısmının su kıtlığı sorununun çözülmesine dayandığına dikkat çekti. Yetkili Suudi Arabistan’ın bu konuda çaba sarf ettiğini ve suyu tuzdan arındırma teknolojilerine ilk yatırım yapan ülkelerden biri olduğunu, 30 yıldır suni göller ve bulut tohumlama konusunda çeşitli çalışmalar ve deneyler gerçekleştirdiğini belirtti. Ülkesinin ayrıca, açık alanlarda depolanan suyun yüksek sıcaklıklar ve artan buharlaşma seviyeleri sorunları ile karşılaşmasına rağmen, Suudi Arabistan’da 230’dan fazla barajın inşa edildiğini belirtti. Yetkili, Suudi Arabistan’ın suyun tükenmemesi, gelecek nesiller için su kaynaklarının güvence altına alınması, artan nüfus yoğunluğunun ihtiyaçlarının karşılanması ve kamu menfaatinin korunması için, su israfı sorunuyla mücadele etmeye devam ettiğini, zorlukların üstesinden gelmek için çalışmalar ve yenilikler benimsediğini, kanun koyma sürecini sıkılaştırdığını ve yenilenemeyen sular konusunda ödün vermediğini belirtti.

Anlaşmalar ve sözleşmeler
Bitki Örtüsü Geliştirme ve Çölleşmeyle Mücadele Ulusal Merkezi dün Kral Abdülaziz Kraliyet Koruma Alanı Geliştirme Kurumu ile koruma alanına bir milyon ağaç dikmek için bir anlaşma imzaladı. Uluslararası Ağaçlandırma Teknolojileri Fuarı ve Forumu oturumunda imzalanan anlaşma, bir milyon ağaç dikme projesi de dahil olmak üzere belirli ağaçlandırma projelerinin başlatılması yoluyla, koruma alanındaki doğal bitki örtüsü alanlarını geliştirmek, genişletmek ve çeşitliliğini korumak için iş birliği ve entegrasyon sağlanmasını amaçlıyor.
İki taraf arasındaki iş birliği alanları, Kuzey ve Güney Hafas Bahçesi ile Nur Bahçesi’ni içeren koruma alanları içerisinde ağaçlandırma hedef noktalarının belirlenmesini, ayrıca arıtılmış su ile sulama kaynaklarının ve ağaçların ve çalıların yerel bitki türlerinin belirlenmesini kapsıyor.
Ulusal Bitki Örtüsünü Geliştirme ve Çölleşmeyle Mücadele Merkezi, Fuar ve Formun oturum aralarında, Suudi Arabistan Temel Endüstriler Kurumu (SABIC), Drone Teknoloji Ticaret Şirketi, Suudi Arabistan madencilik şirketi Maaden ve Sürdürülebilir Kırsal Tarım Kalkınma Programı ile çölleşme ile mücadele amacıyla üçer mutabakat zaptı imzaladı.
İş birliği alanları, bitki örtüsünün korunması, geliştirilmesi ve sürdürülebilirliği, ile ilgili bir dizi konuyu içeriyor. Bunlar arasında, çevreyi korumanın önemi konusunda farkındalığın arttırılması, Ulusal Bitki Örtüsünü Geliştirme ve Çölleşmeyle Mücadele Merkezi ile Maaden arasında 2040 yılına kadar 20 milyon ağaç dikme projesi gibi ağaçlandırma girişimlerinin ve projelerinin başlatılması yer alıyor. Aynı zamanda, Krallık ve çevresinde hedeflenen ağaçlandırma sahalarının, yerel bitki türlerinin ve sayılarının, her saha için uygun ekim dönemlerinin ve yenilenebilir su kaynaklarının  belirlenmesi, ağaçlandırmada dikkate alınacak teknik hususlar ve bilimsel tavsiyelerin hazırlanması, ağaçlandırma çalışmalarının teknik denetimine katkıda bulunulması,  bilimsel ve teknik araştırma ve çalışmalar yapılması, karşılıklı olarak bilimsel uzmanlık ve yetkinliklerin aktarılması ve Suudi Arabistan’daki bitki örtüsünün geliştirilmesinde ve çölleşmeye karşı mücadelede modern bilimsel tekniklerin ve araçların kullanılmasını da kapsıyor.

NEOM hedefi
NEOM projesinin CEO’su Mühendis Nazmi en-Nasr, projenin Krallık içinde 10 milyar ağaç dikmeyi hedefleyen Yeşil Suudi Girişimi kapsamında 100 milyon ağaç dikme taahhüdünü açıkladı. NEOM projesinin dünyada tamamen yenilenebilir enerji kaynakları olarak güneş ve rüzgar enerjisine dayanarak çalışan ilk bölge olacağını vurguladı. Nasr, Riyad’daki Uluslararası Ağaçlandırma Teknolojileri Fuarı ve Forumu açılış programına katıldığı sırada, NEOM’un Çevre, Su ve Tarım Bakanlığı ile ortaklığının çok yol kat ettiğini, çok daha ileri gideceğini vurgularken, NEOM’un geleceği yaratma, gelişimini sürdürme ve geleceğe yönelik hedeflere ayak uydurma taahhüdüne dikkat çekti. Projenin fiili olarak 100 milyon ağaç dikimine başlayacağını belirtti.
Nasr, Belçika büyüklüğünde bir alanı kaplayan NEOM’un, birçok girişim ve bilimsel araştırma ışığında Çevre, Su ve Tarım Bakanlığı ile daimi çalışma ve koordinasyon sonucunda, doğayla tam uyum taahhüdü içerisinde yüzde 95 oranında doğal alana sahip olacağını, ayrıca 1,5 milyon hektar arazi ve doğal rezervin ve vahşi yaşam habitatlarının da bakımının yapılacağını belirtti.



FED, Trump’ın baskılarına rağmen faiz oranlarını sabit tutarak bağımsızlığını korumaya çalışıyor

FED Başkanı Jerome Powell (AFP)
FED Başkanı Jerome Powell (AFP)
TT

FED, Trump’ın baskılarına rağmen faiz oranlarını sabit tutarak bağımsızlığını korumaya çalışıyor

FED Başkanı Jerome Powell (AFP)
FED Başkanı Jerome Powell (AFP)

Küresel piyasaların merakla izlediği bir dönemde, ABD Merkez Bankası Federal Rezerv (FED), faiz oranlarını 3,5–3,75% aralığında sabit tuttu. Bu karar, işgücü piyasasının durumu ve enflasyonun seyri hakkında daha net bir tablo elde etme amacı taşıyor.

FED’in faiz kararı, normal şartlarda sakin karşılanabilirdi; fakat Çarşamba günü toplantısı, Başkan Jerome Powell ve bankayı Washington’daki soruşturmaların gölgesinde bıraktı. Powell, soruşturmaların Beyaz Saray tarafından kendi faiz politikalarını etkilemek amacıyla bir araç olarak kullanıldığını ifade etti.

Tüm bu siyasi baskılara rağmen FED, mevcut para politikası yolundan sapmayacağını açıkladı ve “politikaların şu anda iyi bir noktada olduğu” mesajını verdi. Bu karar, piyasaların ekonomik ve hukuki gelişmeleri daha net görmesini bekleyeceği uzun bir bekleyiş sürecinin kapısını araladı.

Faiz oranlarının sabit tutulmasıyla birlikte, FED’in Açık Piyasa Komitesi ekonomik büyüme tahminini yükseltti ve işgücü piyasasına dair endişeleri enflasyona kıyasla azalttı. Toplantı sonrası yapılan açıklamada, “Mevcut göstergeler ekonomik faaliyetlerin iyi bir hızda genişlediğini gösteriyor. İş yaratma kazanımları hâlâ sınırlı, işsizlik oranı bazı istikrar sinyalleri veriyor ve enflasyon hâlâ yüksek” denildi.

Bağımsızlık tartışması

Merkez bankasının bağımsızlığı, politika yapımında temel bir unsur olarak ön plana çıkarken, ABD Yüksek Mahkemesi’nde de gündemde. Mahkeme, Başkan Trump’ın geçen yaz FED yöneticisi Lisa Cook’u görevden alma girişiminin anayasal yetkileri aşıp aşmadığını değerlendiriyor. Powell, Beyaz Saray’ın çok yönlü baskılarına karşı dururken, Trump da Powell’ın görev süresinin sona ereceği Mayıs ayına kadar FED’in başkanlığı için aday listesini daralttı. Bu yüzden, sadece faiz kararı değil, aynı zamanda yaşanan siyasi ve hukuki gerilimler de toplantıyı FED tarihinin en kritik anlarından biri hâline getirdi.

Powell acele etmiyor

Powell, merkez bankasının yeni bir hareket için acele etmediğini vurguladı ve ekonomik verileri dikkatle değerlendirme yolunu tercih etti. Analistler, bu duruşun Powell’ın kurumun bağımsızlığını koruma çabası olarak yorumlandığını ve mevcut faiz oranlarının “nötr” aralıkta olduğunu belirtiyor.

Enflasyon ve işgücü piyasası çelişkisi

ABD’de politika yapıcılar karmaşık bir ekonomik tabloyla karşı karşıya. Temel enflasyon hâlâ yüzde 2,6–2,8 seviyelerinde ve FED’in yüzde 2 hedefine göre yüksek. Öte yandan son iş verileri, maaş artışlarının yavaşladığını ve işsizlik oranının yüzde 4,4 seviyesinde olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, FED’in hem işgücü piyasası hem de enflasyon açısından risklere karşı esnek bir tutum sergileyebileceğini belirtiyor. İşgücü piyasası ciddi şekilde zayıflarsa adım atılacak, enflasyon yüksek kalırsa faiz politikası aynı şekilde devam edecek.

İç çekişmeler ve siyasi zorluklar

Kararın oybirliğiyle alınmasına rağmen FED içinde farklı görüşler mevcut. Açık Piyasa Komitesi’nin yeni üyeleri enflasyonu kontrol altına almak için sıkı politikalar önermekte, diğer üyeler ise işgücü piyasasını korumak için daha hızlı hareket edilmesi gerektiğini savunuyor. Buna ek olarak, mahkeme ve soruşturmalar, Powell’ın tüm odağını para politikası ve kurumsal tarafsızlık üzerinde tutmasına neden oluyor.

Gelecek beklentileri

Piyasa analistleri, FED’in Powell’ın görev süresi sona erene kadar Mayıs ayına kadar, yeni bir adım atmadan bekleyebileceğini öngörüyor. Merkez bankası, önümüzdeki dönemde esnek bir yaklaşım benimseyecek ve gümrük vergileri ile yeni ticaret uygulamalarının fiyatlar üzerindeki etkilerini dikkatle izleyecek.


Euro 1,20 doları aştı... ‘Ortak para birimi’, doların hegemonyasını alt üst edecek mi?

Euro banknotları (Reuters)
Euro banknotları (Reuters)
TT

Euro 1,20 doları aştı... ‘Ortak para birimi’, doların hegemonyasını alt üst edecek mi?

Euro banknotları (Reuters)
Euro banknotları (Reuters)

ABD’deki siyasi baskılar ve değişken kararlar dolayısıyla dolarda moral kaybı yaşanırken, euro son yılların en yüksek seviyelerine çıkarak dikkatleri üzerine çekti. Artık Avrupa para biriminin yükselişi, döviz piyasasında yalnızca teknik bir hareket olarak görülmüyor; küresel yatırım güvenindeki değişimi ve ekonomilerin ABD politikalarına bağımlılığı azaltma yönündeki artan isteğini yansıtıyor. Yatırımcılar euronun 1,20 dolar seviyesini aşmasını kutlarken, euronun rezerv para olarak dolar karşısında rekabet edecek kapasiteye sahip olup olmadığı yönünde önemli sorular gündeme geliyor.

Psikolojik eşiği aşmak

Euro, dolar karşısında yeni bir seviyeye ulaşarak ortak para biriminin değer kazanımını yeniden ön plana çıkardı. Ancak euronun 2021’den bu yana en yüksek seviyelerine yükselmesinin ve 1,20 dolar eşiğini hafifçe aşmasının nedenleri merak konusu.

frgty
Frankfurt'taki Avrupa Merkez Bankası (ECB) binası (Reuters)

Yatırımcılar büyük rakamlara odaklanmayı tercih ediyor. 1,20 dolar seviyesi, euro için geçen yılki en son başarının göstergesi olarak öne çıkıyor; geçen yıl yaklaşık yüzde 13 değer kazanan euro, ABD doları karşısında 2017’den bu yana en iyi performansını sergiledi. Ayrıca Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkan Yardımcısı Luis de Guindos’un, geçen yılki düşüşün eşik noktası olarak nitelendirdiği bu seviyeye dikkat çekmesi, euroya olan ilgiyi daha da artırdı.

Zorluklarla dolu bir yol

Euro’nun 1,20 dolar seviyesine ulaşması kolay olmadı; eylül ayında bu seviyeye yaklaşmış, ancak doların toparlanmasıyla geri çekilmişti. Yine de geçen yıl yalnızca yaklaşık 1 dolara kadar gerileyen euro, Almanya öncülüğündeki Avrupa mali teşvikleriyle desteklenerek güç kazandı.

Tarihsel açıdan bakıldığında, 1,20 dolar seviyesi, euronun 1999’da piyasaya çıkmasından bu yana ortalama döviz kurunun biraz üzerinde yer alıyor. Ancak bu seviye, 2008’de ulaşılan 1,60 dolarlık zirvenin oldukça altında bulunuyor.

Neden bu kadar güçlü?

Eurodaki yükselişin başlıca nedenleri belli: Başkan Donald Trump’ın müttefiklerle ticaret ve Grönland konusundaki çatışmaları ile Fed’e yönelik tekrarlayan eleştirileri, doların değer kaybetmesine yol açtı. Euronun son kazançları, doların genel olarak düşmesine neden olan ABD-Japonya ortak müdahalesi spekülasyonlarıyla da desteklendi; Trump’ın doları ‘mükemmel’ olarak nitelendirmesine rağmen bu eğilim devam etti. Ayrıca euro bölgesinin güvenliğini artırma çabaları ve ekonomiyi dolara bağımlılıktan uzaklaştırma isteği de yükselişi güçlendirdi.

frgty6u7
Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, 18 Aralık 2025 tarihinde Frankfurt'ta düzenlenen ECB Yönetim Kurulu toplantısının ardından basın mensuplarına açıklama yapmak üzere kürsüye çıkarken. (Reuters)

Peki şirketler bundan etkileniyor mu? Cevap: Kesinlikle. Güçlü euro, ihracatı daha pahalı hale getirerek önümüzdeki dönem kârlarını olumsuz etkileyebilir. STOXX 600 endeksinde yer alan şirketlerin yaklaşık yüzde 60’ı gelirlerini yurtdışından elde ediyor ve bunların yarısını ABD pazarından sağlıyor. Barclays’in tahminlerine göre, geçen yıl eurodaki artış, Avrupa’daki şirketlerde hisse başına kâr tahminlerinin düşürülmesini açıklıyor.

Merkez bankalarının endişeleri ve rezerv para birimi sorunu

ECB yetkilileri, euronun seviyesinden ziyade hareketlerin hızı ve büyüklüğüne odaklanıyor; özellikle geçen hafta euro yaklaşık yüzde 2 yükselerek, Trump’ın ‘özgürlük günü’ vergilerini uyguladığı dönemden bu yana en büyük haftalık kazancını kaydetti.

Eurodaki bu güçlü artış, piyasalarda artan iyimserliği yansıtsa da, euronun kısa vadede doları ikame etmesi beklenmiyor. Dolar, dünya rezerv para birimlerinin yaklaşık yüzde 60’ını oluştururken, euronun payı yaklaşık yüzde 20 civarında bulunuyor. ABD’nin küresel ticaret ve gelişmiş sermaye piyasalarındaki hâkimiyeti, bu dengelerin yakın gelecekte değişmesini olası kılmıyor.

ECB Başkanı Christine Lagarde, ABD’deki değişken ekonomik politikanın euroya daha geniş bir küresel rol sağlayabileceğini, ancak bunun Avrupa Birliği’nin (AB) uzun süredir duraklamış mali yapısını tamamlamasıyla mümkün olacağını belirtti.


Altın ve gümüş, güvenli liman olarak talep artışı nedeniyle yükselmeye devam ediyor

Bangalore'deki bir kuyumcuda altın takı deneyen Hintli bir kadın (EPA)
Bangalore'deki bir kuyumcuda altın takı deneyen Hintli bir kadın (EPA)
TT

Altın ve gümüş, güvenli liman olarak talep artışı nedeniyle yükselmeye devam ediyor

Bangalore'deki bir kuyumcuda altın takı deneyen Hintli bir kadın (EPA)
Bangalore'deki bir kuyumcuda altın takı deneyen Hintli bir kadın (EPA)

Altın fiyatları bugün, önceki seansta ilk kez 5 bin 100 dolar seviyesini aşmasının ardından yükselişini sürdürdü. Jeopolitik belirsizliklerin devam etmesiyle güvenli liman talebi güçlü kalırken, gümüş fiyatları da tarihi zirvelerine yakın seyretti.

Spot altının ons fiyatı, saat 03.29 itibarıyla yüzde 1 artışla 5 bin 65,07 dolara yükseldi. Altın, bir önceki gün 5 bin 110,50 dolar ile rekor seviyeyi görmüştü.

ABD’de şubat vadeli altın kontratları ise yüzde 0,4 düşüşle ons başına 5 bin 59,90 dolardan işlem gördü.

KCM Trade’in baş piyasa analisti Tim Waterer, “Trump’ın bu yıl izlediği istikrarsız siyasi yaklaşım, değerli metalleri güvenli liman olarak destekliyor. Kanada ve Güney Kore’ye yönelik daha yüksek gümrük tarifeleri tehdidi, altını güvenli liman olarak ayakta tutmaya yetiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Jeopolitik görünüm, ABD Başkanı Donald Trump’ın dün Güney Kore’den ithal edilen otomobil, kereste ve ilaçlara uygulanan gümrük vergilerini yüzde 25’e yükseltme niyetini açıklamasıyla daha da karmaşık bir hâl aldı. Trump, Seul’ü Washington ile bir ticaret anlaşması imzalamamakla eleştirdi.

Söz konusu açıklama, Trump’ın, iki ülke arasındaki ilişkilerin bu ayın başında Kanada Başbakanı Mark Carney’nin Çin’e yaptığı ziyaretin ardından gerilmesi üzerine Kanada’ya da gümrük tarifesi uygulama tehdidinde bulunmasının ardından geldi.

Diğer yandan Çinli Zijin Gold şirketinin, rekor seviyelere ulaşan altın fiyatları ortamında Kanadalı Allied Gold şirketini yaklaşık 5,5 milyar Kanada doları (4,02 milyar ABD doları) nakit karşılığında satın alacağı bildirildi. Altındaki benzeri görülmemiş yükseliş, madencilik şirketlerinin kâr marjlarını ve nakit akışlarını güçlendirirken, birleşme ve satın alma faaliyetlerini de hızlandırdı.

Waterer, “ABD ve Japon yetkililerin yeni (Japonya para birimi) sakinleştirmeye yönelik müdahaleleri doları olumsuz etkiledi ve bu durum altın fiyatları için güçlü bir destek oluşturdu” ifadesini kullandı.

Öte yandan, ABD hükümetinin kapanma riski ve Trump’ın dalgalı politikaları nedeniyle dolar üzerindeki baskı artarken, bu durum dolar bazında altını yurt dışındaki tüketiciler için daha ucuz hale getirdi.

Piyasa beklentileri, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) bu hafta başlayacak toplantısında faiz oranlarını sabit tutacağı yönünde. Bu süreçte Trump yönetiminin Fed Başkanı Jerome Powell hakkında yürüttüğü cezai soruşturma, Fed Yönetim Kurulu üyesi Lisa Cook’un görevden alınmasına yönelik süren girişimler ve Powell’ın yerine geçecek ismin mayıs ayında açıklanmasının beklenmesi dikkat çekiyor.

Spot gümüşün ons fiyatı yüzde 5,2 artışla 109,22 dolara yükselirken, pazartesi günü 117,69 dolar ile rekor seviyeye ulaşmıştı. Gümüş fiyatları yıl başından bu yana yüzde 53 artış kaydetti.

Spot platin fiyatı ise önceki seansta 2 bin 918,80 dolar ile rekor kırmasının ardından yüzde 2,5 düşüşle ons başına 2 bin 658,19 dolara geriledi. Paladyumun ons fiyatı da yüzde 1,3 azalışla bin 956,31 dolar seviyesine indi.