Rusya tahıl ihracatı için yaptırımların kaldırılmasını şart koşarken, Afrika gıda tedarikindeki sorunlar nedeniyle endişeli

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Senegal Devlet Başkanı Macky Sall, Moskova’da bir araya geldiler. (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Senegal Devlet Başkanı Macky Sall, Moskova’da bir araya geldiler. (Reuters)
TT

Rusya tahıl ihracatı için yaptırımların kaldırılmasını şart koşarken, Afrika gıda tedarikindeki sorunlar nedeniyle endişeli

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Senegal Devlet Başkanı Macky Sall, Moskova’da bir araya geldiler. (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Senegal Devlet Başkanı Macky Sall, Moskova’da bir araya geldiler. (Reuters)

Rusya'nın 24 Şubat'ta Ukrayna'ya başlattığı saldırıların üzerinden yaklaşık 100 gün geçti. Kremlin 100 günün ardından, Donbass’ın birçok bölgesinde yaşamın normale dönmesini sağlayan bazı hedeflere ulaşıldığını duyurdu. Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitry Medvedev, askeri harekatın tüm hedeflerine ulaşılana kadar devam edeceğini vurguladı.  
 Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov, da şu açıklamada bulundu:
“Operasyonun temel amaçlarından biri Donetsk ve Luhansk’ta halkı korumaktı. Korunmalarının sağlanması açısından önlemler alındı ve sonuçlar elde edildi. Yüzlerce yerleşim birimi kurtarıldı ve insanlar normal yaşamlarına döndü. Bu çalışma, özel askeri operasyonun tüm hedeflerine ulaşılana kadar devam edecek.”  
Dmitry Medvedev de açıklamasında “Donbass'ın kurtarılmasıyla sınırlı olmayan özel askeri harekat, belirlenen tüm hedeflere ulaşılana kadar sürecek” dedi.
Bilindiği üzere Rusya, Ukrayna’daki ‘özel operasyonunun’ Nazizmi ortadan kaldırmak, Ukrayna’yı silahsızlandırarak tarafsızlığını sağlamak ve Donbass halkını korumak olarak duyurmuştu. Moskova daha sonra hedeflerini genişletti ve Ukrayna’dan, Kırım Yarımadası’nda Rusya’nın egemenliğini kabul etmesini talep etti.

Gıda krizi 
Senegal Devlet Başkanı Macky Sall, Rusya'da Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir araya geldi. Sall-Putin görüşmesinin merkezinde Ukrayna savaşının en belirgin yansımalarından biri olan ‘gıda krizi’ vardı. Görüşmede, Afrika’ya sağlanacak tahıl ve gübre konusunun yanı sıra Afrika’yı ve tüm dünyayı tehdit eden muhtemel küresel gıda krizi konularına odaklanıldı. Putin'in konuğunun aksine görüşmelerin basına açık gerçekleşen bölümlerinde bu konuya değinmekten kaçınması ve Rusya’nın Afrika ile ilişkilerin geliştirilmesine büyük önem verdiğini vurgulamakla yetinmesi ise dikkat çekti.
Putin açıklamasında şunları söyledi:
“Ülkemizin her zaman Afrika'nın yanında olduğunu, sömürgeciliğe karşı mücadelede Afrika ülkelerini desteklediğini belirtmek isterim. Yeni bir gelişme aşamasındayız ve Afrika ülkeleri ile ilişkilerimize önem veriyoruz. Bunun somut sonuçları oluyor. İkili ticaret hacmimizde artış var.”
Bu dönem Afrika Birliği’ne başkanlık eden Sall ise Ukrayna savaşının artan etkileri konusundaki endişelerini dile getirdi. Afrika Birliği Başkanı Sall, Putin’den Afrika ülkelerinin Ukrayna savaşının birer kurbanı haline geldiğinin farkına varmasını istedi. Sall görüşmenin başında “Sayın Başkan; sizinle görüşmek istedim. Zira ülkelerimizin ekonomik cephede bu krizin mağdurları olduğunu fark etmenizi istiyorum” ifadesini kullandı.
Afrika ülkelerinin çoğunun Birleşmiş Milletler’deki oylama sürecinde Rusya’yı kınamaktan kaçındığına dikkat çeken Sall, “Asya, Ortadoğu, keza Latin Amerika, insanlığın büyük bir kısmı çatışmayla ilgili tarafsız olmayı tercih etti” dedi.  Macky Sall ayrıca çatışmanın yol açtığı gıda krizinin, Batılı ülkelerin Rusya’nın lojistik, ticari ve finansal ağını etkileyen yaptırımları nedeniyle daha da kötüleştiğini vurgulayarak gıda sektörünün yaptırımların dışında tutulması çağrısında bulundu. Sall sözleirni şöyle sürdürdü:
“Rusya'ya yönelik yaptırımlar daha fazla acıya neden oldu. Artık Rusya'dan ihraç edilen tahıllara, özellikle de gübreye erişimimiz yok. Bu da Kıta’daki gıda güvenliği için ciddi tehditler oluşturuyor."
Kremlin’den daha önce yapılan açıklamada, Putin’in Senegalli lidere, tahıl ihracatıyla ilgili Moskova’nın vizyonunu aktaracağı belirtilmişti. Kremlin gıda krizinin sorumluluğunun Ukrayna ve Batılı ülkelerde olduğunu kaydetmişti. Kremlin dün, Moskova'nın küresel gıda krizinin etkilerini hafifletmeye ve arzı artırmaya katkıda bulunma taahhüdünü yineledi. Ancak Moskova’nın, tahıl yüklü gemilerin Rus limanlarından hareketine yönelik Batı kısıtlamalarının sona erdirilmesini ve Kiev’in limanların yakınlarına yerleştirdiği mayınların temizlenmesi şartları olduğu hatırlatıldı.  
Bu bağlamda Putin, ‘Ukrayna limanlarından gelen tahıllar’ da dahil olmak üzere Karadeniz'de malların serbest dolaşımına izin verecek ‘güvenli deniz koridorları’ oluşturmak için Türkiye ile çalışmaya hazır olduğunu ifade etti. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Türk mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu ile söz konusu ‘güvenli koridorların’ oluşturulması konusunu görüşmek üzere önümüzdeki hafta Türkiye'yi ziyaret edecek. Kremlin Sözcüsü Peskov, “Dışişleri Bakanı önümüzdeki hafta Türkiye'de olacak. orada planladığı temasları var. Tabii ki en üst düzeydeki telefon görüşmesiyle bağlantılı olarak Ukrayna tahılı konusu da gündemin üst sıralarında yer alacak.” 

Alman ordusunun güçlendirilmesi 
Bu arada Rusya Dışişleri Bakanlığı, Almanya'nın ordusunu güçlendirme planını Nazi dönemine atıfta bulunarak eleştirdi. Ukrayna krizi, Almanya’da silahlanma eğilimini artırdı. Berlin yönetimi ve ana muhalefet partileri geçtiğimiz ayın sonunda, ordunun modernize edilmesi için 100 milyar euro tutarında kaynak sağlanması konusunda anlaştı. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, “Bu kararı, Berlin'in yeniden silahlanma yolunu izlediğinin bir başka teyidi olarak görüyoruz. Bunun nasıl bitebileceğini gayet iyi biliyoruz” dedi. Zaharova bu ifadesiyle, İkinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesinin ardından, 1930’lu yıllarda Nazilerin yönetimi sırasında Almanya'nın yeniden silahlanmasına ve savaşın akıbetine doğrudan atıfta bulundu.  

Denizde teyakkuz  
Rusya Savunma Bakanlığı, Pasifik Filosu Komutanı Amiral Sergey Avakants komutasındaki Pasifik Donanması’nın, 40’tan fazla savaş gemisi, 20 savaş uçağı ve helikopterle Pasifik Okyanusu’nda tatbikat başlattığını bildirdi. Savunma Bakanlığı’ndan dün yapılan açıklamada, Rus Pasifik Donanmasının 10 Haziran’a kadar devam edecek tatbikatında deniz havacı birliklerin, taktik gemi gruplarının hava savunmasının organizesini yapacakları, olası düşman denizaltılarının aranacağı, yüzey ve hava hedeflerinde muharebe eğitimi tatbikatları düzenleneceği ve denizdeki kuvvetlerin lojistiğinin organize edileceği belirtildi. Ayrıca ‘mayınlı deniz alanlarının’ aşılması için de eğitimlerin verileceği ve standart boyutlardaki mayınların uzaktan atış yapılarak imha edileceği’ kaydedildi.  



İsrail istihbaratının gözü Yemen’de: Husilere özel birim

 İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
TT

İsrail istihbaratının gözü Yemen’de: Husilere özel birim

 İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)

Emel Şehade

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Almanya’da diğer ülkelerdeki mevkidaşlarıyla katıldığı gizli toplantının ifşa olmasının ardından yaptığı konuşmada, ordusunun çeşitli cephelerdeki başarılarına değindi. Zamir, Gazze savaşının üçüncü yılını doldurmak üzere olduğu bu süreçte İsrail’in savunma ve saldırı kapasitesini Arap ülkelerinin ordu komutanlarına aktardıklarını belirterek, bunu savaşın ürettiği büyük bir başarı olarak niteledi.

İsrailli kaynaklara göre bölgesel iş birliğinin merkezinde yer alan Zamir’in, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliğine ikna ettiği ve Ortadoğu’da güvenlik iş birliğini derinleştirme fırsatlarını sunduğu kaydedildi.

Cooper ise toplantıya katılanlara ABD ordusunun bölgeden çekilme niyetinin olmadığını ve İran ile mücadelenin süreceğini bildirdi. Toplantıda Husi dosyası, İsrail ile katılımcı ülkeler arasındaki ilişkiler açısından en önemli başlığı oluşturdu. Bu kapsamda Askeri İstihbarat Dairesi’nin (AMAN) üç yıl süren savaş boyunca savunma ve saldırı kapasitelerinin yanı sıra Yemen’e özel ayrı bir birim kurduğu açıklandı. Zamir’in bu durumu, söz konusu ülkeler için stratejik önem taşıyan müteakip bir tecrübe olarak sunduğu aktarıldı.

Stratejik hazine

AMAN’ın özel bir bütçe ve çeşitli kaynaklar ayırarak, İsrail’e göç eden Yemenli Yahudi toplumundan çok sayıda kişiyi aktif istihbarat elemanı olarak yetiştirdiği ortaya çıktı. Bu kişilerin, Yemen dosyası ve Husi tehdidiyle mücadelede merkezi bir rol üstlendiği belirtildi.

Söz konusu adımların, Husilerin savaşın başından bu yana İran ve Hizbullah lehine hareket ederek İsrail’in güney bölgesini günlük hedef haline getirmesinin ardından atıldığı ifade edildi. Zamir’in askeri ve istihbari kurumların elde ettiği başarılar olarak sunduğu bu verilerin, güvenlik kaynaklarınca ‘stratejik bir hazine’ şeklinde nitelendirildiği ifade edildi.

İsrail sisteminin Yemenli Yahudilerle yürüttüğü çalışmaların üç ana halkaya dayandığı kaydedildi. İlk halkanın Yemen’e istihbarat sızma kapasitesini sağlamaya odaklandığı; görevlerin İsrail güvenlik kurumlarının Husilere karşı planlar geliştirmesi için ihtiyaç duyduğu bilgi toplama faaliyetleri ile Batılı ve Arap istihbarat servisleriyle iş birliğini artırmayı kapsadığı belirtildi.

İkinci halkanın ise füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarından Husilerin olası baskın kapasitelerine ve Kızıldeniz’deki seyrüsefer hatlarını kapatma yeteneklerine kadar olan tehditlere karşı bir savunma mekanizması oluşturduğu ifade edildi.

Üçüncü halkanın ise gelişmiş mühimmat, teçhizat ve siber alan imkanlarıyla taarruz operasyonlarına odaklandığı kaydedildi.

Husilere karşı yürütülen görevlerin başarısı için AMAN’ın, seçilen Yemenli Yahudiler adına Yemen sahasına özel bir istihbarat okulu kurduğu bildirildi. Bütün mesaileri Husileri izlemek ve bilgi toplamak olan ilk istihbarat grubunun eğitimlerini tamamladığı, elde edilen verilerin Hava ve Deniz Kuvvetleri tarafından Yemen’in derinliklerindeki kritik Husi hedeflerine düzenlenen saldırılara dönüştürüldüğü kaydedildi.

İsrail, Yemen karşısında yeteneklerini nasıl öne çıkarıyor?

İsrail merkezli çeşitli raporlara göre bu dosyaya odaklanılmasının, ABD’nin Husileri havadan yenilgiye uğratma yönündeki üç girişiminin de başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından gerçekleştiği belirtildi. Askeri ve güvenlik yetkililerinin değerlendirmelerine dayandırılan haberlerde, Husi tehdidinin tamamen ortadan kaldırılması için Yemen’de karadan harekete geçebilecek etkili bir askeri güce ihtiyaç duyulduğu vurgulandı.

Söz konusu raporlarda, ABD’nin başarısızlığı ile İsrail’in 2024 ve 2025 yıllarındaki hamleleri karşılaştırıldı. ABD’nin Husilere yönelik üç ayrı hava harekâtı düzenlediği, Nisan 2025’te kapsamlı bombardıman harekatının da sonuçsuz kalmasıyla Amerikalıların bu yapıyı havadan yenmenin imkansızlığını anladığı iddia edildi. Buna karşın İsrail Hava Kuvvetleri’nin daha etkili sonuçlar aldığı öne sürüldü. İsrail’in düzenlediği bir hava saldırısıyla Husilerin siyasi ve askeri lider kadrosunun büyük bölümünü etkisiz hale getirdiği, ayrıca örgütün Kızıldeniz kıyısındaki ana ikmal hattı olan Hudeyde Limanı’nı vurduğu kaydedildi. Üst düzey bir İsrailli güvenlik yetkilisi, Husilerin güney bölgelerine ve Tel Aviv yönüne füze fırlatmasını tamamen engelleyemeseler de Tel Aviv’in caydırıcılık sağladığını savundu.

Eilat’a giden deniz ulaşımını tehdit eden unsurlar

İsrail basınına yansıyan değerlendirmelerde, Husilerin yalnızca Eilat’a yönelik seyrüsefer özgürlüğünü tehdit etmekle kalmadığı, ABD’nin son bombardıman harekatının başarısız olmasından sonra geçen bir yıllık ateşkes sürecini değerlendirerek balistik füze ve İHA kapasitelerini yeniden İsrail’i tehdit edecek seviyeye çıkardıkları kaydedildi. Raporlarda, Husilerin Irak’taki Şii milislerin desteğiyle İsrail’i doğu sınırından da daha etkin şekilde tehdit edebilecek yeteneğe ulaştığı vurgulandı.

Yemen ve Husilere yönelik adımları bölgesel bir stratejik başarı olarak değerlendiren İsrail tarafı; Yemenli Yahudiler kanalıyla toplanan istihbarat ve yapay zekâ dahil gelişmiş teknolojiler sayesinde diğer ülkelere de Husi tehdidiyle mücadelede destek verebileceğini öne sürdü. İsrailli yetkililer, bu kapasitenin Tel Aviv’i Husilere karşı yürütülen savaşta kritik bir istihbarat aktörü haline getirdiğini savundu.

Öte yandan İsrailli güvenlik birimlerinin tespit, engelleme ve taarruz sistemlerini kapsayan gelişmiş teçhizatları daha etkin yollarla tedarik etme seçeneklerini değerlendirdiği bildirildi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre Husi tehdidine karşı kapasitesini örneklendiren İsrail makamları, Lübnan’ın güneyindeki Ali et-Tahir tepesini stratejik ve güvenlik açısından elde edilen başarılara örnek gösterdi.

Bir askeri yetkili, İran’dan kaçak yollarla getirilen parçalarla balistik füzelerin, seyir füzelerinin ve İHA’ların üretildiği yer altı tesislerinin imha edilmesine yönelik dış unsurlara eğitim verilebileceğini ifade etti.

Bununla birlikte, söz konusu askeri kapasitelerin müzakere edildiği raporlarda bazı askeri yetkililerin uyarılarda bulunduğu aktarıldı. Yetkililer, Husi tehdidiyle mücadelede yalnızca bu yöntemlere dayanmanın yetersiz kalacağını, örgütün kaçmaya zorlanması, dağıtılması ve Sana ile diğer bölgeleri ele geçirmeden önce bulundukları Yemen’in kuzeyindeki Saada vilayetine geri çekilmeye mecbur bırakılması için karadan bir askeri gücün müdahalesinin şart olduğunu vurguladı.

Uluslararası bir ittifakın kurulması

Bu sırada İsrail’in, Husilerin Babu’l Mendeb Boğazı’nı kontrol etmesinden zarar gören Avrupa ülkelerini de kapsayan uluslararası bir koalisyon kurmak için çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi. Askeri Uzman Itamar Eichner konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Mesele sadece İsraillilerle sınırlı değil; Amerikalılar da İsrail’in ortaya koyduğu yaklaşımın önemini kavradı ve buna paralel olarak yeni bir bölgesel güvenlik mimarisi oluşturmak için çalışıyorlar” değerlendirmesinde bulundu. Washington’ın Arap ülkelerinin de katılımıyla İran’a karşı bir ittifak kurmayı hedeflediğini belirten Eichner, “Bölge ülkelerinin en önemli görevlerinden biri, bölgesel bir sorun olmaktan çıkıp küresel soruna dönüşen Hürmüz ve Babu’l Mendeb boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünü güvence altına almaktır. Bu nedenle dünya genelinin, Amerikalılara bu boğazlardaki seyrüsefer güvenliğini sağlama konusunda destek olmak için çabalarını seferber etmesi gerektiğine inanılıyor” yorumunda bulundu.

Eichner ayrıca, ABD’nin Hürmüz Boğazı’na olan bağımlılığı azaltmayı hedefleyen uzun vadeli çözümleri değerlendirdiğine dikkati çekti. Bu planlar arasında boğazı bypass edecek bir petrol boru hattı döşenmesi ihtimalinin yanı sıra, ABD topraklarındaki rafine kapasitesinin genişletilmesi de yer alıyor. Böylelikle Amerikan ekonomisine sağlanan yakıt tedarikinin artırılması ve bölgedeki çalkantılardan etkilenme oranının en aza indirilmesi hedefleniyor.

*"Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir."


Gazze’de motosiklete yönelik İsrail saldırısında bir kişi öldü, çok sayıda yaralı var

Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
TT

Gazze’de motosiklete yönelik İsrail saldırısında bir kişi öldü, çok sayıda yaralı var

Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)

İsrail güçlerinin Gazze kentinin batısında bir motosiklete düzenlediği saldırıda DPA’nın haberine göre Filistinli bir kişi öldü, çok sayıda kişi de yaralandı.

Filistin Haber ve Enformasyon Ajansı’nın (WAFA) Şifa Hastanesi’ndeki sağlık kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, “İşgal güçlerinin Şeyh Rıdvan Mahallesi’ndeki Takva Kampı’nda bir motosikleti hedef alması sonucu bir şehit ve aralarında durumu ağır bir çocuğun da bulunduğu çok sayıda yaralı hastaneye ulaştı.”

Filistin makamları, İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşında 73 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini belirtiyor. Söz konusu savaş, Hamas’ın Ekim 2023’te İsrail’in güneyine düzenlediği ve bin 200 kişinin ölümüne yol açan saldırının ardından başlamıştı.


Beyrut, UNIFIL’in görev süresinin uzatılması için baskıyı artırıyor

İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
TT

Beyrut, UNIFIL’in görev süresinin uzatılması için baskıyı artırıyor

İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)

Lübnan, UNIFIL’in görev süresinin yıl sonunda sona erecek olması nedeniyle güneydeki BM şemsiyesini korumak amacıyla siyasi ve diplomatik girişimlerini yoğunlaştırıyor. Lübnan ve Fransa, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni kararını yeniden değerlendirmeye ikna etmek için çabalarını sürdürüyor.

“Şarku’l Avsat”a konuşan konuya yakın bir kaynak, Beyrut’un Avrupa’nın Lübnan ordusuna destek verilmesine ilişkin önerileri ile uluslararası varlığın geleceğini birbirinden ayrı değerlendirdiğini ve daha küçük çaplı olsa dahi BM gücünün görevine devam etmesinde ısrarcı olduğunu belirtti. Dışişleri Komisyonu Başkanı Milletvekili Fadi Allame de etkin bir BM varlığına duyulan ihtiyacın “hiç olmadığı kadar büyük” olduğunu belirterek, 1701 sayılı kararın uygulanmasının BM güçlerinin bölgede kalmasını gerektirdiğini vurguladı.

Lübnan, güneydeki gelişmeler ve müzakere süreciyle ilgili temaslar devam ederken New York’ta da diplomatik girişimlerini sürdürüyor.