Rusya tahıl ihracatı için yaptırımların kaldırılmasını şart koşarken, Afrika gıda tedarikindeki sorunlar nedeniyle endişeli

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Senegal Devlet Başkanı Macky Sall, Moskova’da bir araya geldiler. (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Senegal Devlet Başkanı Macky Sall, Moskova’da bir araya geldiler. (Reuters)
TT

Rusya tahıl ihracatı için yaptırımların kaldırılmasını şart koşarken, Afrika gıda tedarikindeki sorunlar nedeniyle endişeli

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Senegal Devlet Başkanı Macky Sall, Moskova’da bir araya geldiler. (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Senegal Devlet Başkanı Macky Sall, Moskova’da bir araya geldiler. (Reuters)

Rusya'nın 24 Şubat'ta Ukrayna'ya başlattığı saldırıların üzerinden yaklaşık 100 gün geçti. Kremlin 100 günün ardından, Donbass’ın birçok bölgesinde yaşamın normale dönmesini sağlayan bazı hedeflere ulaşıldığını duyurdu. Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitry Medvedev, askeri harekatın tüm hedeflerine ulaşılana kadar devam edeceğini vurguladı.  
 Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov, da şu açıklamada bulundu:
“Operasyonun temel amaçlarından biri Donetsk ve Luhansk’ta halkı korumaktı. Korunmalarının sağlanması açısından önlemler alındı ve sonuçlar elde edildi. Yüzlerce yerleşim birimi kurtarıldı ve insanlar normal yaşamlarına döndü. Bu çalışma, özel askeri operasyonun tüm hedeflerine ulaşılana kadar devam edecek.”  
Dmitry Medvedev de açıklamasında “Donbass'ın kurtarılmasıyla sınırlı olmayan özel askeri harekat, belirlenen tüm hedeflere ulaşılana kadar sürecek” dedi.
Bilindiği üzere Rusya, Ukrayna’daki ‘özel operasyonunun’ Nazizmi ortadan kaldırmak, Ukrayna’yı silahsızlandırarak tarafsızlığını sağlamak ve Donbass halkını korumak olarak duyurmuştu. Moskova daha sonra hedeflerini genişletti ve Ukrayna’dan, Kırım Yarımadası’nda Rusya’nın egemenliğini kabul etmesini talep etti.

Gıda krizi 
Senegal Devlet Başkanı Macky Sall, Rusya'da Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir araya geldi. Sall-Putin görüşmesinin merkezinde Ukrayna savaşının en belirgin yansımalarından biri olan ‘gıda krizi’ vardı. Görüşmede, Afrika’ya sağlanacak tahıl ve gübre konusunun yanı sıra Afrika’yı ve tüm dünyayı tehdit eden muhtemel küresel gıda krizi konularına odaklanıldı. Putin'in konuğunun aksine görüşmelerin basına açık gerçekleşen bölümlerinde bu konuya değinmekten kaçınması ve Rusya’nın Afrika ile ilişkilerin geliştirilmesine büyük önem verdiğini vurgulamakla yetinmesi ise dikkat çekti.
Putin açıklamasında şunları söyledi:
“Ülkemizin her zaman Afrika'nın yanında olduğunu, sömürgeciliğe karşı mücadelede Afrika ülkelerini desteklediğini belirtmek isterim. Yeni bir gelişme aşamasındayız ve Afrika ülkeleri ile ilişkilerimize önem veriyoruz. Bunun somut sonuçları oluyor. İkili ticaret hacmimizde artış var.”
Bu dönem Afrika Birliği’ne başkanlık eden Sall ise Ukrayna savaşının artan etkileri konusundaki endişelerini dile getirdi. Afrika Birliği Başkanı Sall, Putin’den Afrika ülkelerinin Ukrayna savaşının birer kurbanı haline geldiğinin farkına varmasını istedi. Sall görüşmenin başında “Sayın Başkan; sizinle görüşmek istedim. Zira ülkelerimizin ekonomik cephede bu krizin mağdurları olduğunu fark etmenizi istiyorum” ifadesini kullandı.
Afrika ülkelerinin çoğunun Birleşmiş Milletler’deki oylama sürecinde Rusya’yı kınamaktan kaçındığına dikkat çeken Sall, “Asya, Ortadoğu, keza Latin Amerika, insanlığın büyük bir kısmı çatışmayla ilgili tarafsız olmayı tercih etti” dedi.  Macky Sall ayrıca çatışmanın yol açtığı gıda krizinin, Batılı ülkelerin Rusya’nın lojistik, ticari ve finansal ağını etkileyen yaptırımları nedeniyle daha da kötüleştiğini vurgulayarak gıda sektörünün yaptırımların dışında tutulması çağrısında bulundu. Sall sözleirni şöyle sürdürdü:
“Rusya'ya yönelik yaptırımlar daha fazla acıya neden oldu. Artık Rusya'dan ihraç edilen tahıllara, özellikle de gübreye erişimimiz yok. Bu da Kıta’daki gıda güvenliği için ciddi tehditler oluşturuyor."
Kremlin’den daha önce yapılan açıklamada, Putin’in Senegalli lidere, tahıl ihracatıyla ilgili Moskova’nın vizyonunu aktaracağı belirtilmişti. Kremlin gıda krizinin sorumluluğunun Ukrayna ve Batılı ülkelerde olduğunu kaydetmişti. Kremlin dün, Moskova'nın küresel gıda krizinin etkilerini hafifletmeye ve arzı artırmaya katkıda bulunma taahhüdünü yineledi. Ancak Moskova’nın, tahıl yüklü gemilerin Rus limanlarından hareketine yönelik Batı kısıtlamalarının sona erdirilmesini ve Kiev’in limanların yakınlarına yerleştirdiği mayınların temizlenmesi şartları olduğu hatırlatıldı.  
Bu bağlamda Putin, ‘Ukrayna limanlarından gelen tahıllar’ da dahil olmak üzere Karadeniz'de malların serbest dolaşımına izin verecek ‘güvenli deniz koridorları’ oluşturmak için Türkiye ile çalışmaya hazır olduğunu ifade etti. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Türk mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu ile söz konusu ‘güvenli koridorların’ oluşturulması konusunu görüşmek üzere önümüzdeki hafta Türkiye'yi ziyaret edecek. Kremlin Sözcüsü Peskov, “Dışişleri Bakanı önümüzdeki hafta Türkiye'de olacak. orada planladığı temasları var. Tabii ki en üst düzeydeki telefon görüşmesiyle bağlantılı olarak Ukrayna tahılı konusu da gündemin üst sıralarında yer alacak.” 

Alman ordusunun güçlendirilmesi 
Bu arada Rusya Dışişleri Bakanlığı, Almanya'nın ordusunu güçlendirme planını Nazi dönemine atıfta bulunarak eleştirdi. Ukrayna krizi, Almanya’da silahlanma eğilimini artırdı. Berlin yönetimi ve ana muhalefet partileri geçtiğimiz ayın sonunda, ordunun modernize edilmesi için 100 milyar euro tutarında kaynak sağlanması konusunda anlaştı. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, “Bu kararı, Berlin'in yeniden silahlanma yolunu izlediğinin bir başka teyidi olarak görüyoruz. Bunun nasıl bitebileceğini gayet iyi biliyoruz” dedi. Zaharova bu ifadesiyle, İkinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesinin ardından, 1930’lu yıllarda Nazilerin yönetimi sırasında Almanya'nın yeniden silahlanmasına ve savaşın akıbetine doğrudan atıfta bulundu.  

Denizde teyakkuz  
Rusya Savunma Bakanlığı, Pasifik Filosu Komutanı Amiral Sergey Avakants komutasındaki Pasifik Donanması’nın, 40’tan fazla savaş gemisi, 20 savaş uçağı ve helikopterle Pasifik Okyanusu’nda tatbikat başlattığını bildirdi. Savunma Bakanlığı’ndan dün yapılan açıklamada, Rus Pasifik Donanmasının 10 Haziran’a kadar devam edecek tatbikatında deniz havacı birliklerin, taktik gemi gruplarının hava savunmasının organizesini yapacakları, olası düşman denizaltılarının aranacağı, yüzey ve hava hedeflerinde muharebe eğitimi tatbikatları düzenleneceği ve denizdeki kuvvetlerin lojistiğinin organize edileceği belirtildi. Ayrıca ‘mayınlı deniz alanlarının’ aşılması için de eğitimlerin verileceği ve standart boyutlardaki mayınların uzaktan atış yapılarak imha edileceği’ kaydedildi.  



Şarku’l Avsat, Gazze ile ilgili yeni önerinin ayrıntılarına ulaştı: Ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasına ilişkin 15 madde

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nda su temin etmeye çalışan Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nda su temin etmeye çalışan Filistinliler (AFP)
TT

Şarku’l Avsat, Gazze ile ilgili yeni önerinin ayrıntılarına ulaştı: Ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasına ilişkin 15 madde

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nda su temin etmeye çalışan Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nda su temin etmeye çalışan Filistinliler (AFP)

Şarku’l Avsat, Gazze Barış Kurulu temsilcileri tarafından hazırlanan öneriye ilişkin ayrıntılara ulaştı. Söz konusu temsilciler arasında Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov ile Mısır, Katar ve Türkiye’den arabulucuların yanı sıra ABD de yer alıyor. Öneri, özellikle Gazze Şeridi’nin silahsızlandırılmasına odaklanıyor.

‘Yol haritası’ başlığını taşıyan belge, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’nde kapsamlı barış planının uygulanmasını tamamlamayı amaçlıyor. Belgede, 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının hayata geçirilmesine yönelik 15 madde yer alıyor.

Hamas’tan üst düzey bir kaynak Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, söz konusu önerinin İsrail’e de iletildiğini belirtti. Kaynak, tüm tarafların teklif hakkındaki yanıtlarının ele alınacağı toplantıların bugün Kahire’de başlayabileceğini ifade etti.

Kaynak, Hamas’ın konuya ilişkin iç istişareler yürüttüğünü söyledi, ancak sunacakları nihai tutuma dair ayrıntı vermekten kaçındı.

Diğer kaynaklar, Mladenov’un dün Mısır’a geçmeden önce İsrail’i ziyaret ederek sunulan belgeye ilişkin İsrail’in tutumu hakkında görüşmeler yapacağını bildirmişti.

Belgede, ‘Uygulamanın Doğrulanması’ adı verilen bir komitenin kurulması öngörülüyor. Söz konusu komitenin, Mladenov tarafından oluşturulacağı; garantör ülkeler, uluslararası istikrar gücü ve Barış Kurulu temsilcilerinden oluşacağı belirtiliyor. Komitenin, tarafların yükümlülüklerini yerine getirmesini sağlamakla görevli olacağı ve güçlendirilmiş bir izleme mekanizmasıyla destekleneceği ifade ediliyor.

sdfvfr
Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov (Reuters)

Belgenin ilk maddesinde ise tüm tarafların Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararını ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından sunulan kapsamlı planı eksiksiz uygulamasının önemi vurgulanıyor. Bu iki unsurun, uluslararası düzeyde mutabık kalınmış bir çerçeve oluşturduğu ve sürecin yürütülmesinde rehber alınacağı kaydediliyor. Ayrıca bunun; sivil yaşamın yeniden tesisi, Filistin yönetiminin güçlendirilmesi, yeniden imar, güvenlik ve ekonomik toparlanmanın sağlanması ile kendi kaderini tayin hakkı ve Filistin devletine giden güvenilir bir sürecin oluşturulmasına zemin hazırlayacağı ifade ediliyor.

Belge, Hamas ve diğer Filistinli gruplar tarafından kısa süre önce dile getirilen taleplerin karşılanmasını öngörüyor. Buna göre İsrail’in, anlaşmanın ilk aşamasından kalan tüm yükümlülükleri eksiksiz ve gecikmeksizin yerine getirmesi şart koşuluyor. Bu sürecin, ikinci aşamaya geçilmeden önce Uygulamanın Doğrulanması Komitesi tarafından denetleneceği belirtiliyor.

Belgeye göre, ikinci aşamanın herhangi bir maddesine geçiş, bir önceki aşamaya ilişkin tüm yükümlülüklerin tamamlanmasına bağlı olacak. Bu süreç, komitenin gözetim ve denetimi altında yürütülecek.

Belge ayrıca, Barış Kurulu’na Gazze Şeridi’nin yönetimi, yeniden inşası ve kalkınmasının denetlenmesi için yetki verilmesini öngörüyor. Bu yetkinin, reformdan geçirilmiş bir Filistin yönetiminin sorumlulukları devralmasına kadar geçerli olacağı ve Filistin devletinin kendi kaderini tayin sürecine giden güvenilir bir yolun oluşturulmasına zemin hazırlayacağı ifade ediliyor.

Belgede, Barış Kurulu’nun ayrıca, uluslararası istikrar gücünün kurulması ve planın hedeflerinin hayata geçirilmesi için gerekli düzenlemeleri yapma yetkisine sahip olacağı kaydediliyor.

Belge, Hamas veya diğer Filistinli grupların Gazze Şeridi’nin yönetiminde doğrudan ya da dolaylı herhangi bir rol üstlenmeyeceğini açıkça vurguluyor. Buna karşılık, sivil bakanlıklarda görev yapan mevcut çalışanların (Hamas kadroları) yasal ve adil biçimde ele alınacağı, tüm haklarına saygı gösterileceği belirtiliyor.

Belge, Gazze Şeridi’nin ‘tek otorite, tek yasa ve tek silah’ ilkesi doğrultusunda yönetilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Bu kapsamda, silah bulundurmanın yalnızca Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi tarafından yetkilendirilen kişilerle sınırlı olacağı, tüm silahlı grupların ise askeri faaliyetlerini durduracağı ifade ediliyor.

Ayrıca, yeni eğitilmiş polis unsurlarının mevcut polis teşkilatına entegre edileceği ve tamamının güvenlik taramasından geçirileceği belirtiliyor. Gerekli kriterleri karşılamayanlara silahsız alternatif görevler veya tazminat paketleri sunulacağı, polis envanterindeki tüm silahların ise komitenin Gazze’ye girişinin ardından onun kontrolüne devredileceği kaydediliyor.

fdv
Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Müdürlüğü ekipleri, İsrail füzesinin isabet ettiği bir aracı inceliyor. (DPA)

Belgede, silahların sınırlandırılması konusunun kademeli ve aşamalı bir süreçle ele alınacağı belirtiliyor. Bu sürecin, üzerinde mutabık kalınan uygulama takvimine uygun şekilde yürütüleceği; Barış Kurulu ile Uygulamanın Doğrulanması Komitesi tarafından izlenip destekleneceği ifade ediliyor.

Belgede, söz konusu sürecin Filistin liderliğinde yürütüleceği ve silahların Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’ne devredileceği kaydediliyor. Tüm silahlı grupların altyapının kayıt altına alınması ve silahların toplanması sürecine katılacağı, ancak silahların İsrail’e teslim edilmesinin şart koşulmadığı vurgulanıyor. Sürecin, ilgili komite tarafından denetleneceği ve izleneceği belirtiliyor.

Belgeye göre, Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi; silahların kaydı, ruhsatlandırılması, iptali ve ruhsatsız silahların toplanması konusunda tek yetkili merci olacak. Bu düzenlemelerin ağırlıklı olarak bireysel silahları kapsadığı ifade ediliyor.

Ayrıca, Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin kademeli bir süreç içinde geri satın alma programları, yeniden entegrasyon ve sosyal destek mekanizmalarını devreye alacağı; Filistinli grupların da bu süreçte komiteyle iş birliği yapmasının beklendiği belirtiliyor.

Belgede, silahlı unsurların kişisel silahlarını teslim etmesinin, milis güçlere ait silahların teslimiyle eş zamanlı gerçekleşeceği kaydediliyor. Bunun, uygun güvenlik koşullarının sağlanması ve polisin bireysel güvenliği teminat altına alabilecek kapasiteye ulaşmasıyla mümkün olacağı vurgulanıyor.

Belgeye göre, iç çatışma ve şiddeti önlemek amacıyla bir ‘toplumsal barış anlaşması’ imzalanacak. Bu kapsamda güç gösterileri, askeri geçit törenleri ve silahlı gösteriler yasaklanacak, ayrıca her türlü misilleme eyleminin önüne geçilecek.

Uluslararası istikrar gücünün rolüne ilişkin olarak belge, bu gücün İsrail kontrolündeki bölgeler ile Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin kontrolündeki alanlar arasında konuşlandırılacağını belirtiyor. Söz konusu gücün polislik faaliyetlerinde bulunmayacağı, ancak silahların sınırlandırılması sürecine, insani operasyonlara destek verebileceği ve bu faaliyetlerin korunmasını sağlayabileceği ifade ediliyor.

Belgede ayrıca, İsrail’in Gazze Şeridi sınırlarına doğru aşamalı olarak çekilmesinin öngörüldüğü, bunun ise üzerinde mutabakata varılacak ve uygulanabilir bir takvime bağlanacağı kaydediliyor. Bu çekilmenin, silahların sınırlandırılması sürecinde kaydedilen ve doğrulanan ilerlemeye bağlı olacağı vurgulanıyor.

Belgeye göre, silahların sınırlandırıldığı bölgelerde meydana gelebilecek güvenlik ihlalleri Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi tarafından ele alınacak.

Ayrıca belge, Gazze Şeridi’nin yeniden imarının, bu sürecin uygulandığı ve fiilen Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin yönetimi altında bulunan bölgelere inşaat malzemelerinin girişine izin verilmesiyle gerçekleştirileceğini öngörüyor.


Irak’ta bakanlık koltukları maratonu başladı

Ali ez-Zeydi'nin yeni Irak hükümetini kurmakla görevlendirildiği an (Cumhuriyet Başkanlığını)
Ali ez-Zeydi'nin yeni Irak hükümetini kurmakla görevlendirildiği an (Cumhuriyet Başkanlığını)
TT

Irak’ta bakanlık koltukları maratonu başladı

Ali ez-Zeydi'nin yeni Irak hükümetini kurmakla görevlendirildiği an (Cumhuriyet Başkanlığını)
Ali ez-Zeydi'nin yeni Irak hükümetini kurmakla görevlendirildiği an (Cumhuriyet Başkanlığını)

Irak’ta yeni hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi, nüfuz için yoğun rekabet içindeki siyasi güçler arasında bakanlık dağılımı sürecini başlattı.

Iraklı kaynaklar, Koordinasyon Çerçevesi İttifakı tarafından seçilen ve belirgin bir siyasi profili bulunmayan Zeydi’nin, hükümeti 30 gün içinde kurmak üzere ön görüşmelere başladığını aktardı. Kaynaklar Şarku’l Avsat’a “Resmî görevlendirme yazısını aldığı andan itibaren destek görmesine rağmen bu görevi başarıyla tamamlayıp tamamlayamayacağını söylemek için henüz erken” değerlendirmesinde bulundu.

Aynı kaynaklara göre Zeydi’nin adaylığı, Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki ile görev süresi sona eren Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani arasında varılan bir uzlaşının sonucu olarak ortaya çıktı.

Londra ve Paris, dün Zeydi’nin görevlendirilmesini memnuniyetle karşıladı. Ancak Amerikan kaynaklarına göre Washington, Bağdat’a yönelik tutumunu, başta grupların silahları olmak üzere temel dosyalarda ilerleme sağlanmasına bağlayarak, “kişilerin geçmişinden ziyade bu konuların çözümüne” odaklanıyor.


Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi kim?

Irak hükümetini kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi (WAA)
Irak hükümetini kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi (WAA)
TT

Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi kim?

Irak hükümetini kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi (WAA)
Irak hükümetini kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi (WAA)

Bağdat’taki Şii parti liderleriyle yakın ilişkilerine ve aday Başbakan Ali Faleh Kazım ez-Zeydi’nin finansal yatırımlarına rağmen, bu durum onun siyasetle doğrudan ilgilenmeyen geniş halk kesimleri tarafından tanınmasını sağlamadı.

Güvenilir kaynaklar, ez-Zeydi’nin iktidar içindeki ve dışındaki siyasi ve finansal figürlerle çok sayıda ortaklığa sahip olduğunu aktarıyor. Onu yakından tanıyan çevreler, kendisini “son on yılda finansal olarak zenginler kulübüne giren genç isim” olarak tanımlıyor ve sosyal yardımlar yaptığını belirtiyor.

1986 doğumlu, Bağdatlı ve hukuk fakültesi mezunu olan ez-Zeydi’nin kamuoyunda görünmeyi tercih etmediği biliniyor. Buna rağmen, 2010–2014 yılları arasında seçim yarışlarına katılan Sünni Karbuli kardeşlerden Cemal ve Muhammed Karbuli’den “Dicle” televizyon satın aldı.  

Eğer ez-Zeydi hükümeti kurmayı başarırsa, 2004’ten bu yana göreve gelen en genç başbakan olacak.

“Siyasal Çerçeve Koalisyonu” (el-İtar et-Tensiki), uzun süren kriz ve yaklaşık beş aylık müzakerelerin ardından ez-Zeydi’yi başbakan adayı olarak sunarak birçok Iraklıyı şaşırttı. Çünkü ismi daha önce olası adaylar arasında yer almıyordu.

Mali faaliyetler

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Ali ez-Zeydi, Irak Borsası’nda işlem gören ve 2016’da kurulan “Güney İslami Bankası (BJAB)” adlı yatırım ve finans kuruluşunun sahibi ve yönetim kurulu başkanıydı. Banka, 2024 Şubat ayında ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından kara para aklama suçlamalarıyla yaptırım listesine alınmasının ardından, yönetimden çekildi ve görevi kardeşlerinden birine devretti. Bu süreçte Irak Merkez Bankası da bankanın dolar erişimini kısıtladı.

sdhyt
Irak’ta hükümetin kurulmasıyla sonuçlanan ve Ali ez-Zeydi’nin başbakan olarak seçildiği toplantıdan bir kare (Siyasal Çerçeve Koalisyonu)

Ez-Zeydi ayrıca “Al-Owais Grubu”nun sahibidir. Şirket, internet sitesine göre gıda, tarım ve hayvancılık, inşaat, baskı, güvenlik, elektronik ve petrol dahil 15 farklı şirkete sahiptir. Ancak şirket sahibi veya kuruluş yılı belirtilmemektedir.

Tapu kayıtlarına göre şirket 2007’de kurulmuş, daha sonra yeniden yapılandırılarak 99 milyar Irak dinarı (yaklaşık 75 milyon dolar) sermayeli özel anonim şirkete dönüştürülmüştür. Ayrıca 2018’de 2 milyar dinar sermayeli bir petrol hizmetleri şirketi kurulmuştur.

Irak Borsası verilerine göre “Güney İslami Bankası”, 2016’da 250 milyar dinar (yaklaşık 191 milyon dolar) sermaye ile kurulmuş; bu durum, bankanın sermayesinin bir gıda sepetinin maliyetinden bile düşük olduğu yönünde eleştiriler doğurmuştur.

Şirketin toplam yatırımlarının 500 milyon dolara ulaştığı, ayrıca Ticaret Bakanlığı’nın gıda sepeti tedarik sözleşmeleri ile Savunma Bakanlığı’na günlük 300 bin askere gıda temini anlaşmalarını yürüttüğü belirtiliyor. Geçtiğimiz yıl “Şaab Üniversitesi” adında özel bir üniversite de açılmıştır.

Ez-Zeydi’ye yakın kaynaklar, onun eğitim ve medya alanlarında da yatırımları bulunduğunu; bunlar arasında Şaab Üniversitesi, “İştar Tıp Enstitüsü” ve Dicle televizyon kanalının yer aldığını aktarıyor.

Bazı kaynaklara göre Ticaret Bakanlığı, Saddam Hüseyin döneminden kalan ve “petrol karşılığı gıda” anlaşması kapsamında yürütülen gıda sepeti programı için Al-Owais şirketiyle sözleşme yapmıştır. Vatandaşlar ise gıda kalitesinin düşük olmasından ve teslimat gecikmelerinden sıkça şikâyet etmektedir.

Son yıllarda programın kapsamının daraltıldığı ve yaklaşık 18 milyon kişiye indirildiği, bunun gerekçesi olarak ise yüksek gelirli kesimlerin sistemden çıkarılması gösterilmektedir.

Şirketler grubu

Diğer bilgilere göre, Ali ez-Zeydi’nin adına kayıtlı 15 şirket bulunmaktadır. Bu şirketlerin başlangıç sermayeleri toplamda 282 milyar dinar Irak dinarını aşmaktadır. Şirketler; inşaat, gayrimenkul, turizm, petrol ve enerji, gıda sanayisi, cam üretimi, tarım ve hayvancılık, yükseköğretim, sağlık hizmetleri ve finans gibi geniş bir yelpazeye yayılmaktadır.

xsdvgrt
Ali ez-Zeydi’nin yeni Irak hükümetini kurmakla görevlendirildiği an (Cumhurbaşkanlık Ofisi)

En dikkat çeken şirketlerden biri, Irak ordusunun gıda tedarikini sağlayan ve gıda kartı ürünlerini ithal eden “Al-Owais” şirketidir. Ayrıca “Şaab Üniversitesi” de bu grubun önemli projeleri arasında yer almaktadır.

Ez-Zeydi’nin şirketi, Irak ordusuna 41 çeşit kuru ve taze gıda sağlayan anlaşmalar kapsamında yaklaşık 300 bin askerin beslenmesinden sorumludur.

Diğer önemli proje ise “gıda sepeti” programıdır. Bu kapsamda Al-Owais şirketi ile Irak Devlet Gıda Ticaret Şirketi arasında yapılan anlaşma ile 40 milyon kişiye yönelik 7 temel gıda maddesinin tedariki gerçekleştirilmektedir.