Türkiye, Ukrayna’dan tahıl ve gübre ihracatı konusunda harekete geçti

Ankara, ihracatı kolaylaştırmak için Mosova ile anlaşmaya varmayı hedefliyor.

Ukrayna’daki savaş 21 Mayıs’ta Ankara’da düzenlenen gösteride protesto edildi. (AP)
Ukrayna’daki savaş 21 Mayıs’ta Ankara’da düzenlenen gösteride protesto edildi. (AP)
TT

Türkiye, Ukrayna’dan tahıl ve gübre ihracatı konusunda harekete geçti

Ukrayna’daki savaş 21 Mayıs’ta Ankara’da düzenlenen gösteride protesto edildi. (AP)
Ukrayna’daki savaş 21 Mayıs’ta Ankara’da düzenlenen gösteride protesto edildi. (AP)

Türkiye, Ukrayna ve Rusya’dan uluslararası pazarlara tahıl ve gübre ihracatının yapılmasını kolaylaştırmak amacıyla yoğun diplomatik çalışmalar yürüttüğünü duyurdu. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile beraberindeki bir askeri heyet, söz konusu çalışmalar kapsamında çarşamba günü Ankara’yı  ziyaret edecek.  
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ülkesinin, küresel bir gıda krizinin yaşanmasını önlemek amacıyla Ukrayna ve Rusya’dan uluslararası pazarlara tahıl ve gübre ihracatı yapılmasını kolaylaştırmak için yoğun bir diplomatik faaliyet gerçekleştirdiğini söyledi. Kalın, Rusya Dışişleri Bakanı’nın Karadeniz limanlarından tahıl ihracatı için güvenli bir ticaret koridorunun kurulmasını görüşmek üzere çarşamba günü Ankara’yı ziyaret edeceği bilgisini verdi. Ziyaret sırasında önemli kararların alınabileceğini belirten İbrahim Kalın şu ifadeleri kullandı:
“Sayın Lavrov’un Türkiye'ye yapacağı ziyaretten sonra bizim beklentimiz, kısa sürede bu konunun farklı boyutlarını hızlı bir şekilde ele almak, bunları bir karara bağlayarak, belli bir protokol ve mutabakat zaptı çerçevesinde bu operasyonu bir an önce başlatmaktır.”
Kalın dün gerçekleştirdiği basın toplantısında, küresel çapta bir gıda krizini önlemek için Ukrayna ve Rusya’dan tahıl ve gübrelerin uluslararası pazarlara aktarılmasının önemli olduğunu, ülkesinin bu yönde büyük bir diplomatik çaba sarf ettiğini vurguladı. Kalın szleirni şöyle sürdürdü:
“Şu an Karadeniz ve Azak Denizi limanları üzerinden bu tahıl ürünlerinin boğazlardan geçirilerek uluslararası piyasaya ulaştırılması, ekonomik açıdan da fiziki olarak da en makul, en fizibil opsiyon olarak görülüyor. Tabii ki Ukrayna tarafının Odesa limanlarındaki mayınların temizlenmesiyle ilgili bir çalışması olacak. Ama bunun karşılığında, bu limanlara Rus gemilerinin girmemesi yönünde birtakım haklı güvenlik beklentileri var. Ayrıca bu gemilerin gidiş gelişlerinin koordine edilmesi, Türkiye, Ukrayna, Rusya ve BM arasında oluşturulacak bir mekanizma ile bunun gözlemlenmesi ve bu koordinasyonun yapılması için de istişarelerimiz devam ediyor.  Şu ana kadar genel olarak olumlu bir havanın olduğunu söyleyebilirim.”
Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Vasyl Bodnar geçen hafta cuma günü yaptığı açıklamada, Rusya’nın ülkesinden ‘çaldığı’ tahılları alanlar arasında Türk alıcıların da bulunduğunu ve sorumluların tespit edilip yakalanması için Türk makamlarından yardım talep ettiklerini söyledi. Bodnar, Rusya’nın 2014 yılında ilhak ettiği Kırım’dan çok miktarda çalıntı tahıl sevkiyatları yaptığını ve Kiev’in bu olayın faillerini tutuklamak için Türkiye ve Uluslararası Kriminal Polis Teşkilatı (Interpol) ile birlikte çalıştığını kaydetti.
Dünya buğday arzının neredeyse üçte biri Rusya ve Ukrayna’dan sağlanıyor. Ayrıca Rusya büyük miktarlarda gübre, Ukrayna da mısır ve ayçiçek yağı ihraç ediyor. Ancak Ukrayna’nın Karadeniz limanlarından yapılan tahıl sevkiyatları, Rusya’nın savaş başlatmasından bu yana durdu. Bu limanlarda tahmini 20 milyon ton tahıl mahsur kaldı.

İsveç ve Finlandiya meselesi
Yakın bir bağlamda, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği başvurularını sunmaları ve haziran sonunda Madrid’de yapılacak NATO Zirvesi’ne beklenen katılımları hakkında yorumda bulunan İbrahim Kalın, bir kez daha iki ülkenin Türkiye’nin terörle mücadele konusundaki endişelerinin ele almaları gerektiğini vurguladı. Kalın konuya dair şunları söyledi:
“İsveç ve Finli muhataplarımıza beklentilerimizi, endişelerimizi ve taleplerimizi (heyetlerinin geçen ayki Ankara ziyareti sırasında) açık ve net bir şekilde, yapıcı bir tutum içerisinde ama çok kararlı bir şekilde ilettik. Özellikle terörle mücadele konusunda bu ülkelerde PKK/PYD/YPG veya FETÖ gibi terör örgütlerinin mevcudiyeti hakkındaki konumumuzu açık bir şekilde ifade ettik.”
Sözcü, bu sözlerinde yetkililerin 15 Temmuz 2016’da Türkiye’de gerçekleşen başarısız darbe girişimini düzenlemekle suçladığı Fethullah Gülen’e bağlı örgüte işaret etti.
Kalın ayrıca şunları söyledi:
“İki ülkeye bilgi, belge ve bütün görselleriyle söz konusu örgütlerin oradaki yapılanmalarını paylaştık. Burada para toplayan, Türkiye aleyhine faaliyet yapan, eleman devşiren, terörist faaliyetleri organize eden kişi ve kuruluşlara karşı açık ve net tavır almaları gerektiğini ifade ettik. Görüşmeler devam ediyor ancak Türkiye henüz karşı taraftan bu konudaki kaygılarını giderecek somut bir yanıt alamadı. Türkiye'nin güvenlik endişeleri ele alınmadan ilerleme olmaz.”
Kalın, ülkesinin, NATO stratejik kavramlar belgesinin yanı sıra gelecekteki zorluklara karşı tutumlarının belirleneceği, yaklaşan NATO Liderler Zirvesi’nin başarılı bir şekilde tamamlanmasını sağlamak için son derece büyük bir çaba gösterdiğini vurguladı.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.