Türkiye, Lavrov ziyareti öncesinde Menbiç ve Tel Rıfat’ta askeri hareketliliğini artırıyor

Suriye Milli Ordusu (SMO) beklenen operasyon için hazırlıklarını tamamladı.

SMO unsurları geçtiğimiz günlerde Menbiç sınırında askeri tatbikat yaptı (AFP)
SMO unsurları geçtiğimiz günlerde Menbiç sınırında askeri tatbikat yaptı (AFP)
TT

Türkiye, Lavrov ziyareti öncesinde Menbiç ve Tel Rıfat’ta askeri hareketliliğini artırıyor

SMO unsurları geçtiğimiz günlerde Menbiç sınırında askeri tatbikat yaptı (AFP)
SMO unsurları geçtiğimiz günlerde Menbiç sınırında askeri tatbikat yaptı (AFP)

Türk güçleri ve Ankara destekli Suriyeli gruplar, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Menbiç’teki askeri mevzilerine yönelik bombardımanlarını artırırken, Türk askeri kaynaklar, Suriye Milli Ordusu’nun (SMO) Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde ilan ettiği olası askeri operasyonla ilgili hazırlıklarını tamamladığını bildirdi.
Basın yayın organlarının askeri kaynaklardan aktardığı bilgilere göre, birinci aşamada Menbiç ve Tel Rıfat’ı hedefleyen askeri operasyonu başlatma kararını bekleyen Türkiye destekli SMO grupları tüm eğitimlerini ve hazırlıklarını tamamladı. Kaynaklar Türk ordusu ve istihbaratından yetkililerin, Halep kırsalında SMO gruplarının komutanlarıyla bir araya geldiğini ve olası askeri operasyonların nihai detayları hakkında bilgi verdiklerini belirtti. Kaynaklara göre Kilis Operasyonlar Odası’nda yapılan toplantıya Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Türk istihbarat yetkilileri ile SMO komutanları katıldı.
Bu toplantı, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Rus askeri heyetinin Türkiye’de gerçekleştireceği ziyaretten iki gün önce geldi.
Kremlin Sözcüsü Dimitriy Peskov, Lavrov’un yarın (çarşamba) Ankara’ya düzenleyeceği ziyaret sırasında Türkiye’nin Suriye’deki olası operasyonunun ‘büyük ihtimalle masada olacağını’ söyledi. Peskov dün (pazartesi) açıklamasında, Türk operasyonunun hedefindeki çeşitli şehirlerde mevzilerin güçlendirildiği iddialarıyla ilgili soruya, “Suriye Arap Cumhuriyeti'nin egemen topraklarından bahsediyoruz ve bu devletin ordusu, topraklarındaki belirli konumlarını az ya da çok güçlendiriyor” diye yanıt verdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçen hafta Çarşamba yaptığı açıklamada, Suriye’nin kuzeyindeki olası askeri operasyonun Menbiç ve Tel Rıfat’ı hedef alacağını söylemişti. Rus güçleri SDG’nin kontrolündeki bu iki bölgede konuşlanmakta. Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye’nin topraklarına yönelik terör saldırılarını engellemek amacıyla güney sınırlarında 30 kilometre derinliğinde bir güvenli bölge oluşturmayı hedefleyen bu operasyonun her an başlayabileceğini belirterek, operasyonla ilgili kesin bir tarih açıklamamıştı. Erdoğan ayrıca bu operasyon için ülkesinin hiç kimseden izin beklemeyeceğini vurgulamıştı. Erdoğan’ın bu açıklamaları, Ankara’nın, söz konusu iki bölgede SDG’yi himaye eden Washington’dan izin beklemeyeceği şeklinde yorumlandı. Analistler ise Rusya’nın bu operasyonu onaylamasının şart olduğunu savunuyorlar.
Bu arada, Halep’in doğu kırsalındaki Menbiç’te birkaç noktada Türk güçleri ve SMO grupları ile SDG arasında karşılıklı çatışmalar ve bombardımanlar artıyor. Ankara’dan SDG’ye yönelik askeri operasyonu gerçekleştirme kararlılığını vurgulayan açıklamalarla birlikte iki taraf arasındaki temas hatlarındaki gerginlik her gün giderek artıyor.
Yerel kaynaklar, iki taraf arasındaki savaş kalıntısı mayınların patlaması sonucu iki çocuğun hayatını kaybettiğini, SMO’nun bölgedeki bir SDG üssünü imha ettiğini, Menbiç’in batısındaki El-Kavukli ve Sacur köylerindeki mevzilerde şiddetli çatışmaların yaşandığını ve bu çatışmalar sırasında Türkiye’ye ait olduğu düşünülen silahlı insansız hava araçlarının (SİHA) saldırı gerçekleştirmeksizin bölgenin üzerinde uçuş gerçekleştirdiğini bildirdi.
Türk güçleri ve SMO grupları, SDG’ye bağlı Menbiç Askeri Konseyi’nin kontrolündeki bölgeler arasında yer alan Es-Sukkariye el-Kebire köyündeki konuşlanma noktalarını bombaladı. Bu bombardıman sonucu Menbiç kırsalındaki El-Hamra köyünde sivil yerleşim alanlarına top mermisi düştü. Halep’in kuzey kırsalındaki Mara kenti çevresinde bulunan Selsane Üssü’nde konuşlu Türk güçleri önceki gece Halep’in kuzey kırsalındaki El-Vahşiyye ve Um el-Kura köyleri arasında bulunan Rus askeri noktasının çevresini bombaladı. Halep kırsalındaki 4 köy, Azez kenti çevresindeki Bilimsel Araştırmalar Üssü’nde konuşlu Türk güçleri tarafından yoğun topçu ateşi ve roket bombardımanına uğradı.
SMO dün sabaha doğru SDG unsurlarının El-Bab kentine sızma girişimlerini engelledi, çok sayıda unsuru öldürdü ve yaklaşık iki saat süren çatışmalardan sonra geriye kalan unsurlar çekildi.
Rus askeri polisi ve Türk güçleri Ayn el-Arab (Kobani) kırsalında ortak devriye faaliyeti icra etti. İki taraftan toplam 8 askeri aracın katıldığı devriye, Kobani kırsalındaki Gureyb köyünden başladı ve birkaç köyü geçerek Kobani’nin batısındaki Aşme köyüne ulaştı. İki Rus helikopterinin eşlik ettiği devriye araçları daha sonra başlangıç noktalarına geri döndü.
Bu devriye, iki tarafın 22 Ekim 2019’da Suriye’nin kuzeydoğusunda ateşkes yapılmasına ilişkin imzaladığı Soçi Mutabakatı’ndan bu yana gerçekleşen 101’inci devriye olma özelliğine sahip. Nitekim Türkiye mutabakatın imzalanmasından önce Fırat’ın doğusundaki SDG mevzilerine yönelik Barış Pınarı Harekatı’nı başlatmıştı.



Lübnan Cumhurbaşkanı, İsrail'in hava saldırılarını kınayarak, bu saldırıların ülkede istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamayı amaçladığını söyledi

 Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı, İsrail'in hava saldırılarını kınayarak, bu saldırıların ülkede istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamayı amaçladığını söyledi

 Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İsrail'in dün gece karadan ve denizden Sayda (Sidon) bölgesini ve Bekaa Vadisi'ndeki kasabaları hedef alan saldırılarını şiddetle kınayarak, "Bu saldırıların devam etmesi, Lübnan'ın başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere dost ülkelerle istikrarı sağlamak ve İsrail'in Lübnan'a yönelik düşmanlıklarını durdurmak için yürüttüğü diplomatik çabaları ve girişimleri engellemeyi amaçlayan açık bir saldırganlık eylemidir" dedi.

Ulusal Haber Ajansı, Avn'un şu sözlerini aktardı: "Bu baskınlar, Lübnan'ın egemenliğinin yeni bir ihlalini ve uluslararası yükümlülüklerin açık bir şekilde çiğnenmesini temsil ediyor ve uluslararası toplumun iradesine, özellikle de Birleşmiş Milletler'in 1701 sayılı Kararına tam uyulmasını ve tüm hükümlerinin uygulanmasını öngören kararlarına karşı bir saygısızlığı yansıtıyor."

Bölgede istikrarı destekleyen ülkelere, "Lübnan'ın egemenliğini, güvenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak ve bölgeyi daha fazla gerilim ve gerginlikten kurtarmak için saldırıları derhal durdurma ve uluslararası kararlara saygı gösterilmesi yönündeki sorumluluklarını üstlenmeleri" çağrısını yineledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail ordusunun Lübnan'ın doğusundaki Hizbullah komuta merkezlerini hedef aldığını söylediği baskınlarda en az 6 kişi öldü ve 25 kişi de yaralandı.


"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
TT

"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)

Washington, önceki gün Barış Konseyi'nin resmi açılışına tanık oldu. Bu hamleyi ABD Başkanı Donald Trump, kendisini bir barış başkanı olarak tanıtarak ve mesajını öncelikle Amerikan kamuoyuna yönelterek siyasi söyleminin merkezine yerleştirdi. Amerika Birleşik Devletleri artık dış politika dosyalarının iç mücadelenin bir parçası haline geldiği ve her diplomatik hamlenin seçmenler önünde Amerikan rolünün imajının yeni bir sınavı olduğu bir seçim yılına giriyor.

İran ile gerginliğin artmasıyla birlikte bölgedeki büyük askeri yığılma göz önüne alındığında şu soru gündeme geliyor: "İran'a önümüzdeki iki hafta içinde askeri bir saldırı düzenlenmesi durumunda Gazze ile ilgili müzakere edilen iyimser planlar nasıl gerçekçi olabilir?"

Öte yandan, "Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi"nin geçen akşam Geçici Polis Gücü'nde iş başvurularının alınmaya başlanacağını duyurmasının hemen ardından, Gazze'deki gençler başvurularını yapmak için yarışa girdiler.


Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
TT

Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)

Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi için hazırlanan Amerikan barış planının uygulanması kapsamında, ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir irtibat bürosu kurulduğunu duyurdu.

Mladenov'un ofisinden dün yapılan açıklamada, "Filistin Yönetimi ile irtibat bürosunun kurulmasını memnuniyetle karşılıyoruz" denilerek, bu adımın iki taraf arasında resmi ve organize bir iletişim ve koordinasyon kanalı sağlayacağı, yazışmaların açık bir kurumsal mekanizma aracılığıyla alınıp iletilmesini güvence altına alacağı belirtildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre açıklamada Mladenov'un "(Barış Konseyi) ile Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi arasındaki irtibat görevlisi sıfatıyla, Gazze Şeridi'ndeki geçiş yönetimi, yeniden yapılanma ve kalkınmanın çeşitli yönlerinin (dürüstlük ve etkinlik içinde) uygulanmasını sağladığı" ifade edildi.

Yapılan açıklamada, Filistin Yönetimi irtibat bürosunun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından açıklanan 20 maddelik barış planını, Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı 2025 tarihli kararına uygun olarak uygulamak ve Gazze halkı ile bölge halkı için daha istikrarlı bir gelecek inşa etmeye katkıda bulunmak amacıyla, Filistin Yönetimi irtibat bürosuyla birlikte çalışma konusundaki istekliliği ifade edildi.

Filistin Yönetimi Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh ise yaptığı kısa açıklamada, duyuruyu memnuniyetle karşılayarak şunları söyledi: "Filistin Yönetimi'ne bağlı bir irtibat bürosunun kurulması duyurusunu memnuniyetle karşılıyoruz. Bu büro, Başkan Trump'ın planını ve Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararını uygulamak için (Barış Konseyi) temsilcisinin ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir koordinasyon ve iletişim kanalı sağlayacaktır."

Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmeye yönelik planının ikinci aşamasının uygulanması bağlamında gerçekleşiyor. Kasım 2025'te BM Güvenlik Konseyi tarafından 2803 sayılı kararla onaylanan plan, yönetimi ve yeniden yapılanmayı denetlemek üzere geçici bir organ olarak "Barış Konseyi"nin kurulmasını ve geçici bir uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılmasını destekliyor.

Bulgar bir diplomat ve 2015-2020 yılları arasında Ortadoğu barış sürecinde BM özel temsilcisi olarak görev yapmış olan Mladenov, 2015 sonbaharından beri devam eden kırılgan ateşkes ortamında, yaygın yıkımın ardından yeniden yapılanmada büyük zorluklarla karşı karşıya olan Gazze'de "Barış Konseyi" ile Gazze Ulusal Yönetim Komitesi arasında koordinasyonu sağlamaktan sorumludur.

İrtibat ofisinin kurulması, Ramallah'taki Filistin Yönetimi ile Gazze'de yeni mekanizmalar arasındaki koordinasyonu artırmak için pratik bir adım olarak görülürken, kapsamlı silahsızlanma ve İsrail güçlerinin çekilmesi gibi planın bazı hükümlerinin uygulanması, Filistinli grupların tutumlarına ve sahadaki gelişmelere bağlı kalmaktadır.