İnsan hakları ihlalleri Sudan’a nelere mal olur?

Hukukçular, OHAL’in kaldırılmasının bir ‘yalandan ibaret’ olduğunu ve Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan'ın uygulamalarının devrik Devlet Başkanı Ömer el-Beşir'den daha kötü olduğunu söylediler

İnsan hakları ihlallerinin devam ettiği Sudan'da insan haklarını ihlal eden ülkeler arasına dönme korkusu hakim (AFP)
İnsan hakları ihlallerinin devam ettiği Sudan'da insan haklarını ihlal eden ülkeler arasına dönme korkusu hakim (AFP)
TT

İnsan hakları ihlalleri Sudan’a nelere mal olur?

İnsan hakları ihlallerinin devam ettiği Sudan'da insan haklarını ihlal eden ülkeler arasına dönme korkusu hakim (AFP)
İnsan hakları ihlallerinin devam ettiği Sudan'da insan haklarını ihlal eden ülkeler arasına dönme korkusu hakim (AFP)

İsmail Muhammed Ali
Sudan'daki insan hakları sorunları ve Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan’ın 25 Ekim 2021'de sivil hükümete yönelik darbesinden bu yana sivil bir iktidar talebiyle başkent Hartum sokaklarında yapılan protesto gösterilerinin güvenlik güçleri tarafından bastırılması sırasında yaşanan acımasız ihlaller devam ediyor. Protesto gösterileri yerel ve uluslararası toplumun dikkatini çekerken gösterilerde 99 kişi öldü, binlerce kişi yaralandı.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı haber analizine göre Sudanlı yetkililer, 29 Mayıs'ta olağanüstü halin (OHAL) kaldırıldığını duyursalar da, geçtiğimiz Kasım ayında Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliği tarafından Sudan'a insan hakları uzmanı olarak atanan Adama Dieng’in çalışmaları çerçevesinde ihlallerin devam ettiği anlaşılırken, bu durum Sudanlıların ülkelerinin insan haklarını ihlal eden ülkeler arasına geri döneceği korkularını körüklüyor. Dieng, atanmasından bu yana Hartum'u birincisi Şubat ayında, ikincisi ise Haziran ayının ilk günlerinde olmak üzere iki kez ziyaret etti.

OHAL’in kaldırıldığı ‘bir yalan’
Sudanlı Demokrat Avukatlar İttifakı Siyasi Komite Üyesi avukat Mahmud Hac eş-Şeyh, ordunun 25 Ekim'de sivil hükümete yaptığı darbeden sonra ülkedeki insan hakları durumunun, neredeyse eski Devlet Başkanı Ömer El-Beşir dönemindekinden daha kötü olduğunu belirtti. Orgeneral Burhan'ın 29 Mayıs'ta ilan ettiği OHAL’in kaldırılmasının iki nedenden ötürü bir yalan olduğunu söyleyen Hac eş-Şeyh, bu nedenlerden birincisinin OHAL’in onu ilan eden Sudan Silahlı Kuvvetleri tarafından kaldırılmasına hukuken izin verilmemesi, ikincisinin ise OHAL’in kaldırılmasının, kaldırıldığının duyurulduğu gün ağır ihlallere neden olması olduğunu kaydetti.
Şeyh, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sudan’da olup bitenleri takip eden hukukçular olarak elimizdeki verilere göre sivil yönetim talebiyle sokağa çıkan göstericilere uygulanan aşırı şiddetle mücadele konusunda güvenlik makamlarının rahat bir tutum sergilememelerini umuyoruz.”
Bu ihlallerin, öldürme konusunda deneyimli kişiler tarafından yapıldığına dikkati çeken avukat, “Çünkü bu gösterilerde öldürülenlerin hepsi ya kalplerinden ya da başlarından yaralanarak öldürülmüşler. 25 Ekim darbesinden sonra, zorla kaybetme vakaları, yasal bir gerekçe olmaksızın alınan tutuklama kararlarının sayısında büyük artış gözlemlendi” şeklinde konuştu.

“Yumuşak iniş”
Darbeden sonraki yedi ayda insan hakları dosyasının Sudan'a yaptırımlara yol açacak suiistimaller ve ihlallerle dolu olmasının talihsiz bir durum olduğunu belirten Hac eş-Şeyh, “Darbecilerin, insan haklarını hiçe sayarak ülkenin çıkarları utanmadan kendi çıkarları ile bir tuttukları açıktır. Genelkurmay Başkanlığı’nın 3 Haziran 2019'da 130 kişinin ölümüne, yüzlercesinin yaralanmasına ve kaybolmasına neden olan oturma eyleminin dağıtılması olayından ve 25 Ekim darbesinden sonra yaşananlar göz önüne alındığında şiddet yolunda ilerlemekten başka çareleri olmadığını düşünenler şimdi yumuşak bir iniş yapabilmek ve tarihi bir çözüm bulmak için uluslararası toplumla uzlaşmanın yolunu bulmaya çalışıyorlar.
Adama Dieng’in raporunun, insan hakları ihlalleri ile tanınan eski Devlet Başkanı Beşir'in 30 yıllık iktidarı sırasında yayınlanan raporlardan pek farklı olmayacağını, hatta daha kötü olacağını düşünen Şeyh, “Uluslararası örgütler ve aktivistler tarafından izlendiği ve çeşitli basın kuruluşları tarafından yayınlanan ihlalleri belgeleyen video ve makaleler yer aldığı için Adama Dieng’in raporunun daha inandırıcı ve şeffaf olacağına şüphe yok” dedi.
Sudanlı Demokrat Avukatlar İttifakı Siyasi Komite Üyesi, Sudan’a uygulanmasını beklediği yaptırımların, ihlallere karışan güvenlik ve askeri kurumların yanı sıra bu ihlalleri onaylayan güvenlik birimlerinden yetkilileri ve siyasileri hizmetlerin ve siyasi bireyleri ve liderleri kapsayacağına şüphe olmadığının altını çizdi.

“Anayasal boşluk”
Sudan'daki İslami akımlardan biri olan Halk Kongresi Partisi Siyasi Sekreteri avukat Kemal Ömer, konuyla ilgili değerlendirmesinde, “Ülkemiz anayasal bir boşluktan geçiyor. Anayasal ve sivil kurumlar saf dışı kalmış durumda. Ülke ordu tarafından yönetiliyor. 25 Ekim darbesinden bu yana her gün protestocuların sistematik olarak öldürülmesini izliyor, duyuyor ve acı çekiyoruz. OHAL’in kaldırılmasından sonra bile anayasal ve yasal güvenceler olmaksızın cezaevlerinde ve karakollarda hapis cezası veriliyor.  Tüm yetkiler ordunun elinde ve bu yüzden anayasal ve yasal olarak çok kötü durumdayız” ifadelerini kullandı.
Ömer, sözlere şöyle devam etti:
“Meseleyi daha da kötüleştiren ise, parlamento ve anayasal kurumların yanı sıra kamusal, siyasi ve diğer hak ve özgürlükleri koruyacak garantilerin olmamasıdır. Sonuç olarak, mutlak dokunulmazlıklar olduğundan ve güvenlik servislerinin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığından durum son derece karmaşık ve tehlikelerle dolu. Önümüzdeki durumla ilgili göstergelere ve verilere baktığımızda Sudan'da bir trajedi hissediyoruz ve tehlikeli sonuçlardan korkuyoruz.”

“Faturası ağır olacak”
Sudan halkının barış ve hoşgörüsü ile tanındığını, ordu yasaları ihlal ettiği için ülkelerine yaptırım uygulanmayacağını uman Ömer, “Ülkemizin demokratik bir geçişe ve sivil bir hükümete kavuşacağını ümit ediyorum. Ancak büyük olasılıkla Sudan kınanacak ve özgürlükleri ve hakları ihlal eden ülkeler arasında yer alacak. Tavsiyeleri kabul etmedikleri için bu çok talihsiz bir durum” yorumunda bulundu.
Göstergelerin iyi olmadığını, daha fazla bozulma beklediğini ve ordunun genellikle kendisine yakın bir hükümet kurulması eğiliminde olduğunu vurgulayan Halk Kongresi Partisi Siyasi Sekreteri, “Dolayısıyla siyasi krizin çözümü kolay değil ve her geçen gün sokakta cinayetlerin yayılmasıyla daha da karmaşık hale geliyor. Bu yüzden bu çıkmazdan kurtulmanın faturası ağır olacaktır” dedi.
Şu an ister Egemenlik Konseyi'nde ister Bakanlar Kurulu'nda ve diğer devlet organlarında olsun şu an anayasal kararnamelerle siyasi bir anlaşmaya göre tam teşekküllü sivil bir hükümetin kurulmasına ihtiyaç olduğunu belirten Ömer, ardından göstericileri öldürenlerin mahkemeye çıkarılmasına ve genel seçimlerin yapılmasına yol açacak demokratik bir geçiş sürecinin inşası için çalışması gerektiğini vurguladı.

Siyasi çözüm
Öte yandan BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği tarafından Sudan'a insan hakları uzmanı olarak atanan Dieng, Sudanlıları siyasi bir çözüme katılmaya ve katkıda bulunmaya çağırdı. Dieng, Hartum’a 1-4 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirdiği ziyaretinin sonunda düzenlediği basın toplantısında, siyasilerin serbest bırakılmasından ve OHAL’in kaldırılmasından duyduğu memnuniyeti ifade etti.
Ziyaretinin temel amacının, ülkedeki insan hakları durumunu izlemeye devam etmek olduğunu söyleyen Dieng, ziyaretinin sonuçlarının 15 Haziran'da başlayacak diyaloga katkı sağlayacağını düşündüğünü belirtti. Dieng,  Genelkurmay Başkanlığı binası önünde düzenlenen oturma eylemi olayının yıl dönümünde meydana gelen olaylar ve bir dizi başka meseleyle ilgili olarak yetkililerle iletişim halinde olduğunu ve takip ettiğini vurguladı.
Dieng, Sudan ziyareti sırasında Dışişleri, Adalet ve İnsan Hakları Yüksek Komiserliği'ndeki hükümet yetkilileri ve insan hakları savunucularıyla görüştüğünü söyledi.
Diğer taraftan Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Burhan, Sudan halkının inancının ve geleneklerinin ayrılmaz bir parçası olarak Sudan'ın insan hakları meselelerine olan bağlılığını ve kararlılığını teyit etti. Orgeneral Burhan, Dieng ile yaptığı görüşmede, insan hakları konularının siyasallaştırılmaması ve bunlarla tarafsız bir şekilde ilgilenilmesi çağrısında bulundu.



ABD ordusu, personelinin bir kısmına bugün el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu

İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
TT

ABD ordusu, personelinin bir kısmına bugün el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu

İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)

Üç diplomat Reuters'e, bazı kişilere bu akşama kadar Katar'daki ABD ordusunun el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri tavsiye edildiğini söylerken, Doha'daki ABD Büyükelçiliği konuyla ilgili henüz bir yorumda bulunmadı. Katar Dışişleri Bakanlığı, Reuters'in doğrulama veya yorum talebine yanıt vermedi.

El Udeyd Hava Üssü, yaklaşık 10 bin askere ev sahipliği yapan Ortadoğu'daki en büyük ABD üssüdür.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre bir diplomat verdiği demeçte, "Bu bir tahliye değil, duruş değişikliği" dedi ve değişikliğin belirli bir nedeninden haberdar olmadığını ifade etti.

İranlı üst düzey bir yetkili daha önce Reuters'a, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a müdahale etme tehdidinin ardından Tahran'ın, ABD tarafından saldırıya uğraması halinde, bölgedeki ülkeleri ABD askeri üslerini hedef alacağı konusunda uyardığını söylemişti.

Haziran ayında, ABD'nin İran'a hava saldırıları başlatmasından bir haftadan fazla bir süre önce, bazı personel ve aileleri Ortadoğu'daki ABD üslerinden tahliye edildi. Haziran ayında ABD'nin saldırılarının ardından İran, Katar'daki ABD üssüne füze saldırısı ile yanıt verdi.


Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için adı geçen Ali Şaas hakkında neler biliyoruz?

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)
Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)
TT

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için adı geçen Ali Şaas hakkında neler biliyoruz?

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)
Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)

Filistinli Ali Şaas, Gazze Yönetim Komitesi’nin başkanlığı için öne çıkan aday olarak dikkat çekiyor. Komitenin üyelerindeki değişiklikler ve geniş çaplı siyasi hareketlilik, Hamas’ın Gazze Şeridi’nin yönetimini devretmesinin yaklaştığını işaret ediyor.

Gazze, ABD Başkanı Donald Trump’ın himayesinde yürütülen ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına geçmek üzere. Söz konusu aşama, bölgedeki süreci yönetecek teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulmasını içeriyor ve bu komitenin Hamas yönetiminin yerine geçmesi planlanıyor.

Komitenin görevleri ve yöneticileri, hem Filistinli gruplar arasında (özellikle Hamas ve El Fetih arasında) hem de arabulucular, Amerikalılar ve İsrail arasında yoğun tartışmalara ve anlaşmazlıklara yol açtı.

Daha önce komiteyi yöneteceği öngörülen bazı tanınmış isimler konuşulurken, Gazze sakinleri ve gözlemciler, yeni adayların öne çıkmasıyla şaşırdı. Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığı bilgilere göre Ali Şaas komitenin başkanlığı için en güçlü aday olarak öne çıkıyor.

Ali Şaas kimdir?

Ali Şaas, 1958 yılında Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus bölgesinde doğdu. Köklü bir Filistin ailesine ve bölgede etkili bir aşirete mensup olan Şaas’ın ailesi, ulusal ve siyasi çalışmalarda önemli rol oynamış olup, çoğunluğu El Fetih Hareketi’ne bağlı.

Ali Şaas, 1982 yılında Kahire’deki Ayn Şems Üniversitesi’nden inşaat mühendisliği lisans derecesi aldı. 1986’da aynı üniversiteden yüksek lisansını tamamladı ve 1989 yılında Birleşik Krallık’taki Queen’s Üniversitesi’nden inşaat mühendisliği alanında doktora unvanını aldı. Uzmanlık alanı, altyapı planlaması ve kentsel kalkınma.

Şaas, Filistin Yönetimi’nde çeşitli üst düzey görevlerde bulundu ve yıllardır teknik uzman olarak tanınıyor.

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)

Ali Şaas, derin bir şekilde siyasi partilerle iç içe olmadı. Üstlendiği görevler arasında, Filistin Ulusal Otoritesi’nin kuruluş döneminde eski Planlama ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Nabil Şaas ile birlikte çalışarak Filistin devleti için stratejik kalkınma planlarının hazırlanmasına katkıda bulunması yer alıyor.

Ayrıca Ali Şaas, Ulaştırma ve Haberleşme Bakanlığı’nda müsteşarlık görevini yürüttü ve altyapı ile yol ağlarıyla ilgili kritik projeleri denetledi. Filistin Endüstri Kentleri Genel Müdürlüğü’nde CEO olarak bölgelerin yönetimi ve geliştirilmesinde önemli rol oynadı; Filistin Konut Konseyi ve Filistin Liman Otoritesi başkanlıklarını üstlendi. Bunun yanında Filistin Kalkınma ve İmar Kurumu’na danışmanlık yaptı ve emekli olmasına rağmen Filistin Ulusal Otoritesi’nde Konut ve Kamu İşleri Bakanı’na danışmanlık görevini sürdürdü.

Siyasi alanda üstlendiği görevler arasında 2005 yılında nihai statü müzakereleri komitelerinde üyelik yer alıyor. Uzmanlığı, sınır ve deniz kapıları gibi teknik konulara odaklanıyor; ekonomik kalkınma ve yeniden imar alanındaki deneyimi, onu teknokrat komitenin başkanlığı için uygun bir aday hâline getiriyor.

Ali Şaas’ın ailesinden kaynaklar, onun yıllardır Batı Şeria’da yaşadığını ve Gazze’ye yönelik savaş öncesinde orada ikamet ettiğini belirtti. Kaynaklar, Şaas’ın kariyeri boyunca siyasi veya partisel çalışmalara yönelmediğini, görevlerini tamamen teknik uzman olarak yürüttüğünü vurguladı.


DYK, BM'nin reddetmesine rağmen seçim komisyonuna yeni atamalar yaptı

DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
TT

DYK, BM'nin reddetmesine rağmen seçim komisyonuna yeni atamalar yaptı

DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)

Libya Devlet Yüksek Konseyi (DYK), Birleşmiş Milletler'in (BM) tüm uyarılarına rağmen ‘adil ve şeffaf bir seçim süreci’ olarak nitelendirdiği süreçte, ülkenin batı ve güney bölgelerinden Yüksek Seçim Komisyonu'na üç yeni üyenin atandığını duyurdu.

Öte yandan Temsilciler Meclisi, Merkez Bankası yetkililerinin celpnamelerini ertelemek ve likidite, döviz kurları ve maaşları izlemek üzere bir teknik komite kurulması kararı aldı.

DYK, Muhammed Takala başkanlığındaki oturumunda, onaylanmış siyasi anlaşmalar çerçevesinde ve Libya halkının beklenti ve hedeflerine uygun bir şekilde, Temsilciler Meclisi ile mutabık kalınarak ‘egemen pozisyonlara’ atama rolünü yerine getirdiğini değerlendirdi.

DYK’nın bu hamlesini kısa bir süre önce kamuoyu önünde açık bir şekilde reddeden ve uyaran üç taraf, yani Yüksek Seçim Komisyonu, Temsilciler Meclisi ve BM Libya Destek Misyonu (UNSMIL), konuyla ilgili herhangi bir resmi açıklamada bulunmadı.

DYK Başkanı Takala, pazartesi akşamı, başkent Trablus'ta Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi ile bu yılın devlet bütçesinin onaylanmaması durumunda önümüzdeki dönemde izlenecek mali durum ve ödeme mekanizması hakkında görüş alışverişinde bulundu. Görüşmede ayrıca Trablus Uluslararası Havalimanı'nda tamamlanan aşamalar, ülkenin çeşitli bölgelerinde şu anda uygulanmakta olan bazı projeler ve bu projelerde elde edilen tamamlanma oranları ele alındı.

Öte yandan Temsilciler Meclisi dün ülkenin doğusundaki Bingazi şehrindeki genel merkezinde Akile Salih başkanlığında, birinci ve ikinci başkan yardımcıları ile raportörünün katıldığı kapalı bir oturum düzenledi.

Pazartesi akşamı yapılan oturumun sonlarında, Temsilciler Meclisi, Libya Merkez Bankası Başkanı Naci İsa Belkasım, yardımcısı Meri Berasi, bankanın yönetim kurulu üyeleri, Temsilciler Meclisi tarafından atanan Usame Hammad hükümeti ve Ulusal Petrol Şirketi yetkililerinin çağrılmasını gelecek bir oturuma ertelediğini duyurdu ve çeşitli nedenlerle özür diledikten sonra hazırlık yapmaları için onlara zaman tanıdı.

DYK ayrıca, çoğunluk oyuyla, Merkez Bankası Başkanı, Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu ile bir teknik komite oluşturulmasına karar verdi. Bu komite, likidite sıkıntısı, döviz kuru, maaş gecikmeleri ve bunların nasıl çözüleceği gibi DYK’nın yanıtlaması gereken konuları görüşmek ve bir sonraki oturuma katılmak üzere, raporunu mümkün olan en kısa sürede DYK’ya sunmakla yükümlü. DYK, görüşülmesi için önerilen ‘Kara Para Aklama ve Terörle Mücadele Yasası’nı gelecek bir oturuma erteledikten sonra oturumu kapattı.

Öte yandan Avrupa Birliği'nin (AB) Libya Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nicola Orlando, salı günü Trablus'ta Suudi Arabistan'ın Libya Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Abdullah es-Salimi ile Libya ve bölgedeki güncel gelişmeleri görüştüğünü söyledi. Orlando, siyasi süreci ilerletmek ve Libya'nın istikrarını, birliğini ve refahını teşvik etmek için BM'nin kolaylaştırdığı yol haritasını desteklemenin önemi konusunda mutabık kaldıklarını belirtti.

rgty
Mareşal Halife Hafter ile LUO komutanlarının Bingazi'de yaptığı toplantıdan bir kare (LUO Genel Komutanlığı)

Öte yandan, ülkenin doğusunda bulunan Libya Ulusal Ordusu (LUO) Başkomutanı Mareşal Halife Hafter, Bingazi'deki karargahında, oğlu Genelkurmay Başkanı Korgeneral Halid Hafter ve diğer komutanların katıldığı genişletilmiş bir toplantı düzenleyerek, son askeri ve güvenlik gelişmelerini görüştü. Toplantıda, tüm askeri birimlerde savaş etkinliğini artırmak ve sürekli hazırlığı güçlendirmek amacıyla gelecekteki eylem planları da gözden geçirildi.

Yurt içinde ve yurt dışında Libya vatandaşlarını korumanın LUO liderliğinin en önemli önceliği olduğunu vurgulayan Mareşal Hafter, ülkenin doğusundaki Bingazi'de, güneydeki Kufra kentinin ileri gelenlerinden oluşan bir heyetle yaptığı görüşmede, LUO’nun ‘her zaman tüm Libyalılar için koruyucu kalkan olmaya devam edeceğini ve onların güvenliğini ve emniyetini sağlamak için her türlü önlemi almaktan çekinmeyeceğini’ belirtti.

Heyet, Çad sınırında kısa süre önce gözaltına alınan Kufralılar için LUO liderliğinin müdahalesi ve çabaları ile bu çabaların sonucunda onların serbest bırakılmasından duydukları memnuniyeti iletti.

Diğer taraftan UBH ve Ankara arasındaki iş birliği çerçevesinde UBH Ekonomi ve Ticaret Bakanı Muhammed el-Huveyc, Trablus'taki bakanlık merkezinde Türk iş adamları ve sanayicilerden oluşan bir heyetle, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari iş birliği ile yatırım ve ortaklık fırsatlarının geliştirilmesi konusunda görüşmelerde bulundu.

Bakanlık tarafından pazartesi akşamı yapılan açıklamada, toplantıda Libya-Türkiye ekonomik ilişkilerinin geliştirilmesinin yollarının ele alındığı, Libya pazarındaki umut vaat eden yatırım fırsatlarının gözden geçirildiği, ayrıca ulusal ekonominin desteklenmesi, yatırım için cazip bir ortam yaratılması ve Türk özel sektörüyle stratejik ortaklıkların güçlendirilmesine katkıda bulunacak şekilde sanayi, tarım, şehir planlama ve fuar ve konferansların düzenlenmesi alanlarında iş birliği mekanizmalarına değinildiği belirtildi.