Irak: Bağımsız milletvekilleri hükümet krizini çözmek için harekete geçti

Barzani siyasi tarafları yakınlaştırmaya ve sorunları çözmeye çalışacak her türlü girişimi destekleyeceğini ilan etti.

Irak Anayasası cumhurbaşkanı oturumunun başlaması için meclis üyelerinin üçte ikisinin oturuma katılmasını şart koşuyor. (AFP)
Irak Anayasası cumhurbaşkanı oturumunun başlaması için meclis üyelerinin üçte ikisinin oturuma katılmasını şart koşuyor. (AFP)
TT

Irak: Bağımsız milletvekilleri hükümet krizini çözmek için harekete geçti

Irak Anayasası cumhurbaşkanı oturumunun başlaması için meclis üyelerinin üçte ikisinin oturuma katılmasını şart koşuyor. (AFP)
Irak Anayasası cumhurbaşkanı oturumunun başlaması için meclis üyelerinin üçte ikisinin oturuma katılmasını şart koşuyor. (AFP)

Mueyyid et-Tarfi
Irak Meclisi’ndeki bağımsız milletvekilleri Ekim 2021’de seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından çıkan siyasi krize çözüm bulmak amacıyla etkili siyasi aktörler üzerinde baskı kurmak için birkaç gün önce ciddi bir şekilde harekete geçtiler.
Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr siyasi çoğunluk hükümetinin kurulmasında ısrar ederken, 2005’teki ilk seçimden bu yana ülkede gelenek haline gelen uzlaşı hükümetinin kurulmasından söz etmeyi reddediyor. Koordinasyon Çerçevesi ise herkesin katılım sağladığı bir hükümet kurulmasında ısrar ediyor ve bu seçeneğe gerekçe olarak Şii bileşenin hakkını korumayı ileri sürüyor.
Siyasi gruplar ocak ayından bu yana Irak Meclisi’nde oturum düzenleyerek cumhurbaşkanı adaylarından birini seçmekte başarısız oldu. Bunun sebebi, Yüksek Federal Mahkeme’nin cumhurbaşkanı seçimi oturumunun meşru ve Anayasa’ya uygun olması için oturuma milletvekillerinin üçte ikisinin katılımını zorunlu kılmasıydı.
Irak Anayasası cumhurbaşkanı seçim oturumuna başlanabilmesi için meclis üyelerinin üçte ikisinin yani 220 milletvekilinin oturumda bulunmasını şart koşuyor. Federal Mahkeme geçtiğimiz günlerde buna vurgu yaparak, bunun oturumun açılış şartı olduğunu beyan etti. Koordinasyon Çerçevesi çatısı altındaki milletvekilleri Meclis’in üçte birini oluşturduğu için söz konusu üçte iki şartının sağlanmasını ve dolayısıyla da cumhurbaşkanı seçim oturumunun düzenlenmesini engelliyor. Koordinasyon Çerçevesi kendini ‘garantör üçte bir’ diye niteleyerek, Sadr Hareketi kendisiyle birlikte hükümet kurmayı kabul edinceye kadar bu tutumunu sürdüreceğini belirtiyor.
Ekim 2021’de parlamento seçim sonuçlarının ilan edilmesinden bu yana Federal Mahkeme ülkedeki siyasi konjonktüre etki eden bir dizi kararlar aldı. Bunların başında ise yaklaşık iki ay süren krizin ardından seçim sonuçlarını kabul etmesi ve 9 Ocak’ta yapılan ilk Meclis oturumunun meşruiyetini -ki bu oturumda Meclis Başkanı ve yardımcıları seçildi- onaylamasının yanı sıra Koordinasyon Çerçevesi çatısı altındaki seçimi kaybeden Şii parti ve grupların seçimin meşruiyetine yönelik itirazına verdiği yanıt geliyor.
Mahkeme ayrıca Kürdistan Demokrat Partisi’nin (KDP) cumhurbaşkanı adayı Hoşyar Zebari’yi cumhurbaşkanlığı seçim yarışından uzaklaştırdı, Milletvekili Mişan el-Cuburi’nin milletvekilliğini düşürdü, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) 2007 Yılı Petrol ve Gaz Yasası’nın Irak Anayasası maddelerinin hükümlerine aykırı olduğuna hükmetti ve IKBY’yi ürettiği petrolü Federal Hükümet’e teslim etmekle yükümlü tuttu.

Krizden çıkış çabalarının ilk durağı: IKBY
IKBY Başkanı Neçirvan Barzani, Irak’taki siyasi tarafların birbiriyle yakınlaşması ve siyasi sürecin önündeki sorunların ve zorlukların aşılması yolunda gösterilecek çabaları desteklediğini vurguladı. Barzani’nin ofisinden yapılan açıklamada, IKBY Başkanı’nın Irak Meclisi’ndeki bağımsız vekillerden oluşan ve müzakere grubu olarak da bilinen bir heyeti kabul etti. Görüşmede ülkedeki güncel siyasi gelişmeler, mevcut sorunlar, siyasi taraflar arasında uzlaşıya varma ve siyasi tıkanıklık ve donukluktan çıkma çabalarının ele alındığı bildirildi.
Açıklamada, “Heyet IKBY’yi ziyaret amacını, siyasi aktörler arasında yakınlaşmayı sağlamak ve siyasi tıkanıklığı giderme adına bir çıkış yolu bulmak için IKBY Başkanlığı ve siyasi aktörlerle görüşmek ve toplantı yapmak şeklinde sundu. Barzani heyete, ‘Irak’taki siyasi tarafların yakınlaşması ve siyasi sürecin önündeki sorunların ve zorlukların aşılması yolunda gösterilecek çabaları desteklediğini’ bildirdi” ifadeleri kullanıldı.

Krizin aşılması
İmtidad Hareketi Üyesi Musid er-Racihi, bağımsız vekillerden oluşan heyetin Erbil’i ziyaret etmesinin amacının krizi aşmak olduğunu düşündüğünü söyledi. Racihi, bu hamlelerin ve girişimlerin sonuç vermesini umduğunu belirtti.
Racihi, “Bazı bağımsız vekillerin IKBY’ye yönelmesi, bu vekillerin KDP’nin krizin aşılmasında rolü olabileceği düşüncesinden kaynaklanıyor. Çözüm IKBY’deki veya Irak’ın geri kalan vilayetlerindeki geleneksel partilerin rekabetlerinden ve taleplerinden taviz vermesine bağlı” dedi.
Racihi, bağımsız vekillerin girişiminin geleneksel partiler tarafından taraflardan herhangi birinden yana olmayan ve çokça ihmal edilen Irak halkının çıkarını öncelemeye çalışan bağımsız bir girişim olarak okunabileceğini söyledi.
Racihi, krizin patlak vermesi halinde bundan zarar görecek tek tarafın Irak ve Iraklılar olacağını, bu nedenle tüm tarafların meseleyi çözmeye odaklanması gerektiğini, aksi takdirde durumların normal olmayan bir yönde ilerleyeceğini ve kendi çıkarlarına bağlı kalmak isteyen etki ve güç merkezlerinin önceki hükümetlerde olduğu gibi pişman olacağını ifade etti.

Başarı beklentileri
Kanun Devleti Koalisyonu Milletvekili Arif el-Hammami, bağımsız vekillerin girişiminin, Sadr Hareketi ve Koordinasyon Çerçevesi’nin hükümeti kurma ve siyasi krizi çözme konusunda sunduğu iki girişimin birleştirilmiş versiyonu olduğunu ve büyük ihtimalle başarıya ulaşacağını belirtti.
Hammami, “Bağımsız vekiller, hükümetin kurulması konusunda siyasi gruplar arasında bakış açılarını birbirine yakınlaştırmak amacıyla Sadr Hareketi ve Koordinason Çerçevesi’nin girişimlerini birleştirdi. Bu girişim Kürt ve Sünni siyasi cephelerden başlamak ve ister Sadr Hareketi ister Koordinasyon Çerçevesi olsun Şii siyasi cephe içinde rahat hareket edebilmek için güçlü bir noktayı temsil ediyor” diye konuştu.
Hammami özellikle Kürt cephesinde, tüm siyasi gruplara da etki edebilecek bir yumuşamanın olduğu böyle bir dönemde başlatılan girişimin olumlu sonuçlanmasını ümit ettiğini dile getirdi.
Siyasi grupların çözüm yolundaki iradelerinin kırılmaması ve belli gruplara yönelik ötekileştirmeye son verilmesi gerektiğini vurgulayan Hammami, tüm siyasi grupların kendi başlarına hükümeti kurma gücüne sahip olmadıklarını anladığını, bağımsızların bu girişiminin radikal siyasi gruplara yönelik ötekileştirmeye son vereceğini, dolayısıyla bu girişimin gruplar arasında görüşme ortamı hazırlayabilecek en uygun girişim olduğuna inandığını kaydetti.
Hammami, bağımsız vekillerin Barzani ile görüşmesinin arkasında, Barzani’nin üçlü ittifakta önemli bir taraf olması ve bu girişimin siyasi süreci ilerletmesine katkı sağlayacağı düşüncesinin olabileceğini söyledi.

Çoğunluğa sahip değiller
Mustansıriyye Üniversitesi’nden Siyasi Bilimler Profesörü İsam el-Feyli, bağımsız vekillerin farklı siyasi görüşlere sahip kişilerden oluştuğunu, bir kısmının Koordinasyon Çerçevesi’ne, bir kısmının Sadr Hareketi’ne yakın olduğunu ve diğer kısmının da Ekim Hareketi’ni temsil ettiğini, dolayısıyla bu vekillerin pratikte bağımsız olmadığını ayrıca Meclis’te siyasi bir çoğunluğa sahip olmadıklarına dikkat çekti.
Bağımsızların gerçek anlamda etkili olabileceğini söyleyebilmek için bu vekillerin tek bir grup çatısı altında birleşmeleri ve resmi bir sözcülerinin olması gerektiğini belirten Feyli, bağımsız vekiller ile Barzani arasındaki görüşmenin bir protokol görüşmesinden ibaret olduğunu söyledi.

Kazımi üzerinde uzlaşı var
Feyli, Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi’nin kendisine yönelik karalama kampanyalarına rağmen iç politikada başarı kaydetmesi, kriz adamı olmaması ve evinin bombalanmasını siyasi malzeme haline getirmeyi reddetmesi nedeniyle üzerinde uzlaşı sağlanan bir isim olduğunu ifade etti. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Feyli, Kazımi’nin açık ve gizli politikasının çatışma değil, uzlaşı noktasına hizmet ettiğini dile getirdi.
Kazımi’nin önceki başbakanlar gibi ideolojik saplantılara sahip olmadığını, makam paylaşımı meselesini rakip bir taraf olarak girmediğini ve partilerin de bunu istediğini söyleyen Feyli, Kazımi’nin herkese saygı gösterdiğini, başbakanlık dönemi boyunca birçok sorunu çözdüğünü ve ayrıca bölgesel düzeyde de başarılı olduğunu kaydetti.



İslam İşbirliği Teşkilatı, Somali'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü koruma hakkını yineledi

Somaliland bölgesinin en büyük şehri Hargeysa'nın genel görünümü (AFP)
Somaliland bölgesinin en büyük şehri Hargeysa'nın genel görünümü (AFP)
TT

İslam İşbirliği Teşkilatı, Somali'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü koruma hakkını yineledi

Somaliland bölgesinin en büyük şehri Hargeysa'nın genel görünümü (AFP)
Somaliland bölgesinin en büyük şehri Hargeysa'nın genel görünümü (AFP)

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) bugün yaptığı açıklamada, İsrail’in ayrılıkçı Somaliland bölgesini tanıma girişimine karşı Somali’nin birliği, egemenliği ve toprak bütünlüğünün pazarlık kabul etmeyen, değişmez bir ilke olduğunu vurguladı.

İİT, Suudi Arabistan’ın Cidde kentinde büyükelçiler düzeyinde toplanan Yürütme Komitesi toplantısının ardından yayımlanan bildiride, Afrika Boynuzu bölgesinde istikrarı zedeleyecek ve yeni çatışma ile gerilimlere zemin hazırlayacak herhangi bir fiilî durum dayatılmasına kesin bir dille karşı çıktığını belirtti.

İİT, İsrail’in Somaliland’ı tanıdığına ilişkin duyurusunu kınayarak, bunu Somali Federal Cumhuriyeti’nin egemenliğine yönelik açık bir ihlal olarak nitelendirdi.

Bildiride ayrıca, çabaların yoğunlaştırılması, safların birleştirilmesi ve Somali Federal Cumhuriyeti’nin yanında yer alınması çağrısında bulunuldu.


Güney Geçiş Konseyi, Hadramut ve el-Mehra'daki mevzilerin Vatan Kalkanı Güçleri’ne devredilmeye başlandığını duyurdu

Yemen Başkanlık Konseyi’ne bağlı Vatan Kalkanı Güçleri, Hadramut'taki askeri noktalardan birinin güvenliğini sağlarken (Vatan Kalkanı Güçleri)
Yemen Başkanlık Konseyi’ne bağlı Vatan Kalkanı Güçleri, Hadramut'taki askeri noktalardan birinin güvenliğini sağlarken (Vatan Kalkanı Güçleri)
TT

Güney Geçiş Konseyi, Hadramut ve el-Mehra'daki mevzilerin Vatan Kalkanı Güçleri’ne devredilmeye başlandığını duyurdu

Yemen Başkanlık Konseyi’ne bağlı Vatan Kalkanı Güçleri, Hadramut'taki askeri noktalardan birinin güvenliğini sağlarken (Vatan Kalkanı Güçleri)
Yemen Başkanlık Konseyi’ne bağlı Vatan Kalkanı Güçleri, Hadramut'taki askeri noktalardan birinin güvenliğini sağlarken (Vatan Kalkanı Güçleri)

Yeni yılın ilk saatlerinde Güney Geçiş Konseyi’ne (GGK) bağlı güçler, Doğu Yemen’deki Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinde yeni düzenlemelere varıldığını gösteren bir adım olarak, bazı askeri mevzileri hükümete bağlı Vatan Kalkanı Güçleri’ne devretmeye başladı.

Hadramut vilayetindeki yerel yönetim kaynakları, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Vatan Kalkanı Güçleri’nin GGK’ye bağlı birliklerden birçok noktayı devraldığını doğruladı. Kaynaklar, bu sürecin iki taraf arasında gerçekleştirilen toplantıların ardından hayata geçirildiğini belirtti.

Kimliklerinin açıklanmasını istemeyen kaynaklar, Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin denetimindeki Vatan Kalkanı Güçleri’nin komutanları ile GGK liderleri arasında toplantılar yapıldığını ve bu görüşmelerde önümüzdeki döneme ilişkin düzenlemelerin ele alındığını aktardı.

Kaynaklar, söz konusu düzenlemelerin içeriğine dair ayrıntı vermedi. Ancak aynı zamanda, Şebve vilayetinde Belhaf Limanı’na giriş yapan ve Yemen hükümetinin talebi üzerine daha sonra bir gemiyle ülkeden ayrılan Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) ait zırhlı araçlar ve askeri unsurların geniş çaplı bir çekilme süreci yaşadığını belirtti.

Bir Yemenli yetkili, bu düzenlemeleri, ortak düşman olan Husilere karşı meşruiyet cephesinin birliğini ve dayanıklılığını güçlendirme yolunda ‘olumlu’ adımlar olarak nitelendirdi. İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, meşru yönetimin bileşenleri arasında ortaklığın önemine ve gelecekte yaşanabilecek ihtilaflarda diyalog diline başvurulmasının gerekliliğine vurgu yaptı.

Öte yandan Yemenli askeri kaynaklar, GGK’ye bağlı bazı birliklerin mevzilerinden çekilmeyi reddettiğini bildirdi. Bu durum üzerine GGK’nin, söz konusu güçlerin yönetimini üstlenmek ve müzakere sürecini yürütmek üzere Ebu Tahir el-Beyşi’yi Seyun kentine gönderdiği belirtildi.

Aynı kaynaklara göre GGK güçleri stratejik öneme sahip el-Haşa kampından çekilmeyi halen reddediyor. Bu sabah erken saatlerde Vatan Kalkanı Güçleri ile GGK liderleri arasında yapılan görüşmelerin ise şu ana kadar somut bir sonuç vermediği ifade edildi.

Bu gelişmelerle bağlantılı olarak kaynaklar, GGK’ye bağlı Güvenlik Destek Kuvvetleri Komutanı Salih bin eş-Şeyh Ebu Bekir, bilinen adıyla Ebu Ali el-Hadrami’nin, dün ülkeden ayrılan BAE güçleriyle birlikte el-Mukelle kentinden ayrıldığını doğruladı.

Kaynaklar, el-Hadrami’nin kentten ayrılmadan önce birliklerine kendilerini terhis ederek evlerine dönmeleri talimatı verdiğini ve askerlerine “Görev sona erdi” dediğini aktardı.

xscdf
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi dün ABD Büyükelçisi ile yaptığı görüşmede (SABA)

Bu gelişmeler, GGK'ye bağlı Güney Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Muhammed en-Nakib’in yaptığı açıklamadan saatler sonra yaşandı. En-Nakib, yayımladığı bildiride, sınır hattındaki Semud bölgesinde bulunan bazı mevzilerin Vatan Kalkanı Güçleri’ne bağlı 1. Tugay’a devredildiğini, Hadramut ve el-Mehra vilayetlerindeki Rumat bölgesi ile diğer bazı noktalarda da ‘varılan anlaşmalar doğrultusunda’ yeni devirlerin yapılacağını duyurdu.

Yayımlanan görüntülerde, Vatan Kalkanı Güçleri’nin komutanları ile GGK’den bazı liderlerin bir arada yer aldığı görülürken, bu buluşmanın iki taraf arasında önümüzdeki döneme ilişkin düzenlemelerin ele alındığı bir çerçevede gerçekleştiği değerlendirildi.

En-Nakib’e göre bu adım, ‘kardeş ülkelerin oluşturduğu koalisyonun çabalarının başarıya ulaşmasına katkı sağlama’ amacıyla atıldı. En-Nakib, “Bugün Vatan Kalkanı Güçleri’ne bağlı 1. Tugay Semud bölgesinde yeniden konuşlandırıldı. Varılan mutabakat uyarınca, Hadramut ve el-Mehra vilayetlerindeki Rumat bölgesi ve diğer alanlarda da Vatan Kalkanı Güçleri’ne bağlı başka birliklerin yeniden konuşlandırılması sürecek” ifadelerini kullandı.

Diğer yandan Suudi Arabistan, BAE’ye atfedilen ve GGK’ye bağlı güçleri güney sınırlarına yakın askeri hareketliliğe sevk eden ‘son derece tehlikeli adımlardan’ duyduğu üzüntüyü daha önce açıklamıştı. Riyad yönetimi, söz konusu adımların Suudi Arabistan’ın ulusal güvenliği ile Yemen ve bölgenin güvenliği için doğrudan bir tehdit oluşturduğunu vurgulamıştı.

yuı
Yemen'in doğusundaki el-Mehra vilayetinde yaşayan bir grup vatandaş, son Başkanlık Konseyi kararlarına desteklerini ifade ediyor. (SABA)

Suudi Arabistan, güvenliğinin ‘kırmızı çizgi’ olduğunu vurgulayarak, Yemen’in birliğine ve egemenliğine bağlılığını yineledi; Başkanlık Konseyi’ne tam destek verdiğini teyit etti. Riyad yönetimi, ‘güney meselesinin’ adil bir dava olduğu yönündeki tutumunu da yenileyerek, bu konunun kapsamlı bir siyasi diyalog çerçevesi dışında ele alınmasını reddettiğini açıkladı.

Riyad, güney meselesini iç çatışmalarda araçsallaştırılamayacak adil bir siyasi mesele olarak ele aldığını belirterek, çözümün güç yoluyla dayatma değil, diyalog ve uzlaşıyla sağlanması gerektiğini vurguladı.

Bu gelişmeler kapsamında Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi ise BAE ile imzalanan ortak savunma anlaşmasının iptal edildiğini, 90 gün süreyle olağanüstü hâl ilan edildiğini ve BAE güçlerinin 24 saat içinde ülkeden çekilmesini talep ettiğini açıkladı. El-Alimi ayrıca, askeri kampların Vatan Kalkanı Güçleri’ne devredilmesini istedi. Söz konusu kararlar, resmî kurumların desteğini aldı.


Şeyh Gazel Gazel: Kimdir ve Suriye sahilinde ne istiyor?

Suriye ve Diaspora Yüksek Alevi İslam Konseyi Başkanı Şeyh Gazel Gazel
Suriye ve Diaspora Yüksek Alevi İslam Konseyi Başkanı Şeyh Gazel Gazel
TT

Şeyh Gazel Gazel: Kimdir ve Suriye sahilinde ne istiyor?

Suriye ve Diaspora Yüksek Alevi İslam Konseyi Başkanı Şeyh Gazel Gazel
Suriye ve Diaspora Yüksek Alevi İslam Konseyi Başkanı Şeyh Gazel Gazel

Sobhi Frangieh

Şeyh Gazel, mezhepçiliği eleştirirken aynı zamanda onu benimsiyor. Merkezi olmayan bir devleti savunuyor. Sekülerizmin en iyi çözüm olduğuna inanıyor ve yeni Suriye hükümetini “tamamen terörist bir sistem” olarak görüyor. “Alevi kanı” gibi terimler kullanıyor ve İslam'ın Ali bin Ebu Talib olmasaydı var olamayacağını savunuyor. Suriye’nin sahil bölgesindeki insanlara Suriye hükümetine karşı meydanlarda gösteri yapma çağrısı yapıyor. Talepleri kasım ayında ve aralık ayında yankı buldu, ölümler ve yaralanmalarla sonuçlanan bir kaosa yol açtı. Son gelişme iş adamı Rami Mahluf'un yayınladığı bir video ile onu hedef almasına, Alevileri kışkırtmayı bırakmasını istemesine ve babası ile kardeşine olan desteğini hatırlatmasına neden oldu.

Gazel, tanınmış bir Alevi din adamı olan Vahib Gazel'in oğludur. 1962 yılında Lazkiye kırsalındaki el-Haffa kasabasında doğdu ve orada ilk eğitimini aldı. Liseyi Lazkiye şehrinde okudu. Gazel daha sonra Şam Üniversitesi Şeriat Fakültesi'nde öğrenim gördü. Oradaki eğitimini tamamladıktan sonra 1988 yılında Londra'daki Uluslararası İslami İlimler Üniversitesi'ne kaydoldu. Daha sonra Lazkiye'ye dönerek şehirdeki Muhammed el-Bakir Camii'nde müderris, imam ve vaiz olarak çalıştı, sonrasında da Lazkiye müftüsü oldu. Gazel, “Kuran ve Sünnette İnsan Kalbi” ve “Kuran ve Sünnette Bilgi Araçları” da dahil olmak üzere birçok kitap yazdı.

Şeyh Gazel, Hafız Esed ve ardından Beşşar Esed dönemlerinde iktidarın iç çevresine girmeye birden fazla kez teşebbüs etti, ancak baba ve oğul Esed onun kendilerine bir fayda sağlayacağını düşünmüyorlardı. Zira ikisi de ​​İslam hukuku ve din alanlarındaki en yüksek makamlara Sünni din adamlarını yerleştirmeye odaklanmışlardı. Dahası Alevi toplumundan başka din adamlarının önünü açmışlardı ve Alevileri yönetimlerinin kaçınılmaz bir müttefiki olarak görüyorlardı. Çabalarını Suriyeli Sünnilerin çoğunluğunu kazanmaya yönlendirmeleri gerektiğini düşünüyorlardı. El-Mecelle'ye verdiği röportajda, Haziran 2000'de Hafız Esed'in cenaze töreniyle ilgili düzenlemelere aşina bir kaynak, Şeyh Gazel'in, Sünni bir şeyh olan Dr. Muhammed Said Ramazan el-Buti'nin, Alevi mezhebine mensup Hafız Esed'in cenaze namazını kıldırmasına itiraz ederek Alevi cemaati içinde iç sorunlara yol açtığını belirtti. Kaynak, bunun daha sonra Gazel'in Beşşar Esed'in güvenini kazanma gücünü etkilediğini de söyledi.

dfgt
Suriye'nin Lazkiye şehrinde düzenlenen bir gösteride, Aleviler Alevi İslam Konseyi Başkanı Gazel Gazel'ın resminin olduğu bir pankart açtı, 28 Aralık 2025 (Reuters)

Şeyh Ahmed Hassun'un 2005 yılında Suriye Müftüsü olarak atanmasıyla birlikte Gazel, onunla yakınlaşmaya çalıştı. Suriye'de Sünni müftünün yanında bir Alevi din adamının bulunmasını hem sosyal hem de siyasi açıdan elzem görüyordu. Ancak Hassun, Gazel'in daha ileriye gitmesine izin vermedi. Suriye rejimi döneminde, 2011'deki Suriye devriminden önce Tahran'da düzenlenen bir konferansta Hassun, Şeyh Gazel'den ön sıralarda yanına oturmak yerine arka sıralara geçmesini ve yerleşik oturma düzenini bozmamasını istedi. Böylece Gazel'in etkisi, Esed dönemi boyunca yakın çevresi ve cemaatiyle sınırlı kaldı.

Mart ayında Suriye sahilinde yaşanan olaylar, Şeyh Gazel'in Şam'a karşı tutumunu netleştirmesinde önemli bir rol oynadı; bu olaylardan sonra Suriye'deki Alevileri korumak için uluslararası müdahalenin gerekliliğinden bahsetmeye başladı

Eski Suriye rejiminin yıkılması ve Beşşar Esed'in 8 Aralık 2024'te kaçmasıyla birlikte Şeyh Gazel'in sesi daha yüksek çıkmaya başladı. Ahmed eş-Şara hükümetini kabul etme ile eleştirme arasında gidip gelen bir söylemle kelimelerle ustaca oynadı. Geçtiğimiz yıl şubat ayında, “Suriye ve Diaspora Yüksek Alevi İslam Konseyi”nin kurulduğu duyuruldu ve Gazel, başkanlığına getirildi. Özellikle geçen yıl mart ayında sahil bölgesinde yüzlerce insanın hayatını kaybettiği kanlı olaylardan sonraki aylarda, en etkili ses haline geldi.

Suriye ve Diaspora Yüksek Alevi İslam Konseyi çatısı altında iki meclis bulunuyor. Birincisi, Şeyh Gazel'in başkanlığını yaptığı ve 130 din adamından oluşan Din Meclisi’dir. Din adamları şu şekilde dağılmıştır: 30'u Lazkiye şehrinden, 30'u Humus şehrinden, 30'u Tartus şehrinden, 30'u Hama şehrinden, 10'u Şam ve kırsalından. İkincisi ise Siyasi Büro, Halkla İlişkiler Bürosu, Ekonomi Bürosu, Hukuk Bürosu, Koordinasyon Bürosu, Medya Bürosu, Yardım Bürosu ve Tarihsel Uzlaşma Bürosu'nu içeren Yürütme Meclisi’dir.

frty6
Suriye sahilindeki Lazkiye şehrinde hükümet yanlısı göstericiler, Humus'taki bir Alevi camisine düzenlenen bombalı saldırıdan iki gün sonra gösteri düzenleyen Alevi göstericilerle karşı karşıya geldi, 28 Aralık 2025 Pazar (AP)

Mart ayında Suriye sahilinde yaşanan olaylar, Şeyh Gazel'in Şam'a karşı tutumunu netleştirmesinde önemli bir rol oynadı; bu olaylardan sonra Suriye'deki Alevileri korumak için uluslararası müdahalenin gerekliliğinden bahsetmeye başladı. Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın kararıyla kurulan Suriye sahilindeki olaylarla ilgili araştırma komitesini reddettiğini açıkladı. Şeyh Gazel, Suriye hükümetinin çabalarına karşıt bir söylem benimsemeye başladı ve sahil halkının yaptığı hatalardan birinin silahlarını yeni hükümete teslim etmek olduğunu belirtti. Bu da birçok kişi tarafından Şeyh Gazel'in yeniden silahlanmaya yönelik örtülü bir çağrısı olarak yorumlandı. Temmuz ayında yayınlanan bir videosunda Şeyh Gazel, Suriye hükümetini “kan dökmeyi yücelten çarpık bir dine bağlı, tamamen terörist bir sistem” olarak tanımladı. Gazel ayrıca, Ağustos 2025'te Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) bağlı Özerk Yönetim tarafından düzenlenen Bileşenlerin Birliği Konferansı'na katıldı. Video konferans yöntemiyle yaptığı konuşmada, laik, çoğulcu ve adem-i merkeziyetçi bir devlet çağrısında bulunarak, adem-i merkeziyetçi veya federal bir sistemin tüm Suriye bileşenlerinin haklarını garanti altına alacağını savundu.

Video mesajlarından birinde Şeyh Gazel, Suriyeli Sünnilere hitaben, çözümlerin açık olduğunu belirtti; federalizm ve siyasi adem-i merkeziyet. Terörizm ile neyi kastettiğini veya terör kaynağının ne olduğunu açıklamadan, bu yönetim sisteminin, Alevilerin ve Sünnilerin haklarını terörden uzakta garanti altına aldığını da ekledi. Başka bir mesajında ise şunları söyledi: “Masum insanları koruma talebim ve onları rejimin kalıntıları olarak görmeyi reddetmem mezhepçilik sayılıyorsa ve taleplerimin siyasi olmasıyla suçlanıyorsam, uluslararası koruma talebimi yineliyorum.” Suriye hükümetini de “sadece radikal ideolojilerine katılmadığımız için kendi mezhebimden olan insanların geçim kaynaklarını hedef almakla” suçladı.

Kasım ayının sonunda Gazel, 24 Kasım'da Humus'ta patlak veren gerilimlerin ardından Suriye sahilinde halka Suriye hükümetine karşı oturma eylemleri düzenleme çağrısı yaptı. Bir video mesajında ​​şunları söyledi: “Silahlarımızı terörist, tekfirci ve dışlayıcı bir fiili otoriteye teslim ettik; bu otorite Sünni topluluğunu adaletsizliği kınayan her sese karşı kullanılan siyasi bir araca dönüştürdü.” Ayrıca “sokaklarda katledilecek bir halk değiliz” diyerek çağrısını “tüm dini gruplara” yöneltti. Tüm dini gruplardan insanları “öldürme makinesini ve her türlü terörü durdurmak için öğlen (25 Kasım) barışçıl bir oturma eylemine” katılmaya çağırdı. Yüzlerce kişi Gazel'ın çağrısına yanıt verdi. İç güvenlik güçleri, meydanlardaki insanları korumak için müdahale etti. Lazkiye'deki bir Genel Güvenlik yetkilisi Mecelle'ye kendilerine verilen emirlerin kesin ve katı olduğunu söyledi. Buna göre “siviller tutuklanmayacak ve sloganlarına bakılmaksızın göstericilere müdahale edilmeyecekti.” Yetkili “ne var ki Şeyh Gazel'in çağrısına yanıt veren sivillerin düzenlediği gösteriler sırasında karşı gösteriler de düzenlendi. Biz ortadaydık, o anda iki taraf arasında kaçınılmaz olan çatışmaları önlemeye çalışıyorduk” diye ekledi.

dfrgt
Suriye'nin Humus şehrindeki bir patlamada hedef alınan ve hasar gören cami, 26 Aralık 2025 (Reuters)

27 Aralık'ta Şeyh Gazel, Alevileri ertesi gün (28 Aralık) sokağa çıkmaya çağırdı. Bu sefer Gazel daha açık konuştu ve yayınladığı videoda şunları söyledi: “Yarın dengeler onların aleyhine dönecek ve dünyaya Alevi topluluğunun aşağılanamayacağını veya dışlanamayacağını göstereceğiz. Yarın barışçıl bir insan seli olacak.” Herkesi “göğüsleri açık” bir şekilde sokağa çıkmaya çağırdı. Ertesi gün kaotik ve kanlı geçti; Lazkiye ve Celba şehirlerinde iç güvenlik güçlerine yönelik saldırılar oldu ve her iki şehirde de yaralanmaların yanı sıra can kayıpları yaşandı. İç güvenlik güçleri genel olarak durumu kontrol altına alabilse de, sahil bölgesinde bu çatışmaların sosyal yansımaları kolay kolay ortadan kalkmayacak, özellikle de bölgedeki topluluklar arasında iç öfkenin arttığı ve bölgede herhangi bir güvenlik açığı yaşanması durumunda patlama anının yakın olabileceği göz önüne alındığında.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Şeyh Gazel Gazel, nerede olduğuna dair herhangi bir işaret veya belirti olmaksızın, genel olarak Suriyelilerin ve özellikle sahil halkının karşısına videolu mesajlarla çıkıyor. Mecelle onun yeri hakkında çelişkili bilgiler edindi. Bazıları şu anda Kamışlı'da olduğunu söylerken, diğer kaynaklar muhtemelen birkaç ay önce Suriye topraklarını terk ettiğini belirtiyor. Birkaç kaynak ise  Şeyh Gazel olgusunun Suriye ve Lübnan'da yaşayan eski rejimin birçok liderini etkilediğini ve bu liderlerin, hareketleri ve operasyonları için daha fazla dini destek kazanmak amacıyla, ağırlıklı olarak Alevilerin yaşadığı bazı bölgelerde aynı olguyu tekrarlamaya çalıştıklarını kaydetti. Buna ek olarak, İran ve Hizbullah'a bağlı medya organları da Suriye hükümetini şeytanlaştırma kampanyalarında Şeyh Gazel'in söylemlerini kullanıyorlar.

Suriye bugün, birden fazla ses ve anlatıya dayalı bir sosyal bölünme hali yaşıyor. Bunlar arasında Suriye sahilinde, Suveyda'da ve diğer bazı Suriye bölgelerinde yaygın olan dini anlatılar, SDG komutanlarının öncülük ettiği Kürt ulusal sesini birleştirme çabalarına dayanan milliyetçi bir anlatı, Suriye hükümetinin resmi kanalları aracılığıyla desteklemeye çalıştığı devlet merkezli bir anlatı da yer alıyor. Bu anlatıların ortasında, Esed rejiminin devrilmesinden zarar gören ülkeler ve kuruluşlar tarafından desteklenen gayri resmi medya ajandaları aktif durumda. Bunlar, Suriyeliler arasındaki gerilimleri körüklemeyi ve bölünmelerini derinleştirmeyi amaçlıyor ve bunu çeşitli faktörlere dayanarak yapıyor; silahın yaygınlaşması, toplumsal parçalanma ve hâlâ yeniden inşa sürecinde olan mevcut Suriye güvenlik kurumlarının zayıflığı.