Suriye’nin kuzeyine olası askeri operasyonla ilgili Türkiye ve Rusya arasında görüş ayrılığı

Lavrov Ankara’ya Soçi taahhütlerini hatırlattı ve Washington’u silahlı örgütleri yasadışı şekilde desteklemekle suçladı.

Çavuşoğlu dün Ankara’da Lavrov’u karşıladı (EPA)
Çavuşoğlu dün Ankara’da Lavrov’u karşıladı (EPA)
TT

Suriye’nin kuzeyine olası askeri operasyonla ilgili Türkiye ve Rusya arasında görüş ayrılığı

Çavuşoğlu dün Ankara’da Lavrov’u karşıladı (EPA)
Çavuşoğlu dün Ankara’da Lavrov’u karşıladı (EPA)

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Rus mevkidaşı Sergey Lavrov’un dün (çarşamba) Ankara’da yaptığı görüşmeler, Suriye meselesi ve Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye’nin kuzeyindeki mevzilerine yönelik olası askeri operasyonla ilgili Türkiye ve Rusya arasındaki görüş ayrılığını yansıttı. Nitekim Lavrov, Ankara’ya Soçi Mutabakatı’nda askeri operasyonların durdurulması ve askerlerden arındırılmış bir bölgenin kurulmasını öngören taahhütlerini hatırlattı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rus mevkidaşı Vladimi Putin 22 Ekim 2019’da imzaladığı Soçi mutabakat zaptı, Türkiye’yi Barış Pınarı Harekatı’nı durdurmakla yükümlü tutuyordu. Bu anlaşma ateşkesin korunması amacıyla YPG unsurları ve silahlarının Türkiye-Suriye sınırından itibaren 30 km’nin dışına çıkarılmasını temin etmeyi ve Türk-Rus ortak devriyelerinin başlatılmasını öngörüyor.
Rusya, geçen hafta, bölgede herhangi bir Türk askeri hareketliliğin olmasına karşı uyararak, çözümün Suriye güvenlik güçlerinin Türkiye sınırına konuşlandırılması olduğunu vurgulamıştı.
Dışişleri Bakanı Çavuşoğulu dün görüşmelerin ardından Lavrov ile düzenlediği ortak basın toplantısında, “Suriye'nin kuzeyinde artan PKK/YPG tehdidine karşı tedbir almamız gerekiyor. Suriye'nin sınır bütünlüğü ve toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini vurguladık” dedi. Çavuşoğlu açıklamasında ‘PKK/YPG’ ifadesi ile SDG’ye işaret ediyor.
Türkiye’nin, PKK’nın Suriye uzantısı olarak tanımladığı ve terör listesine eklediği YPG, SDG’nin ana omurgasını oluşturuyor.
Çavuşoğlu, konuşmasının devamında, “Hem Suriye'nin toprak bütünlüğünü tehdit eden hem bize yönelik saldırılarını artıran terör örgütlerinin bu ülkeden temizlenmesi gerekiyor. Bu terör örgütleri ABD başta olmak üzere bazı ülkeler tarafından açıkça destekleniyor. Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğine karşı çıkmamızın sebebi, bu iki ülkenin terör örgütlerini desteklemesidir. Onun arkasında başka bir sebep yok” diye konuştu.
Çavuşoğlu, 2019 yılında 17 Ekim’de ABD’de, 22 Ekim’de ise Moskova’da imzalanan mutabakat muhtıralarının, Barış Pınarı Harekatı’nın durdurulması ve Türkiye-Suriye sınırından itibaren 30 km’nin dışına çıkarılmasını öngördüğüne dikkat çekerek, Türkiye’nin ABD ve Rusya’dan teröristlerin Suriye’den temizlenmesiyle ilgili taahhütlerine bağlı kalmalarını beklediğini söyledi.
Bakan Çavuşoğlu, Esed rejiminin siyasi çözüm istemediğini belirterek, diyalog masasına oturması için rejim üzerindeki baskının artırılması gerektiğini dile getirdi.
Lavrov, Suriye'nin kuzeyine yönelik Türkiye'nin olası askeri harekâtına ilişkin soru üzerine, 2019'da İdlib'i kapsayan bölgenin terör örgütlerinden ve tehdidinden temizlenmesine yönelik bir mutabakat zaptı imzalandığını hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:
“Ayrıca Türk dostlarımızın yabancı güçler tarafından sınırlarında oluşturulan tehditlerle ilgili hassasiyetlerini dikkate alıyoruz. ABD, gayrimeşru şekilde orada bir örgütü besliyor ve biz buradaki hassasiyetlerinizi anlıyoruz. Çünkü Rusya'yla ilgili de aynı şekilde dış aktörler, aynı faaliyetlerde bulunuyorlardı. Bu tehditlerin sınırlarımıza dayandığını çok iyi biliyorsunuz. Dolayısıyla Suriye meselesiyle ilgili iş birliğimize devam edeceğiz.”
Reuters'e göre, Türkiye'den üst düzey bir yetkili ajansa yaptığı açıklamada Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov'a "Suriye ve İran'ın Tel Rıfat bölgesinde askeri hareketliliğini artırdığı" yönünde bilgilerin sorulacağını belirterek "Türkiye bu operasyonu öyle veya böyle yapacak" dedi.
Türkiye'nin desteklediği ve aralarında Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) mensuplarının yer aldığı Suriye Milli Ordusu sözcüsü Yusuf Hammud da Reuters'e yaptığı açıklamada, Türkiye sınırına 40 kilometre mesafedeki Tel Rıfat, Menbiç, Kobanê'nin güneyi ve Ayn İsa yakınlarındaki güçlerini artırdıklarını belirterek operasyona hazırlanıldığı mesajı verdi.
Rus helikopterlerinin Tel Rıfat yakınlarındaki bir hava üssüne indiğini söyleyen Hammud, "Suriye rejimi ve İranlı milisler SDG'ye takviye kuvvet gönderiyor" iddiasında bulundu.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) Rus güçlerin Haseke’nin kuzeybatı kırsalında SDG’nin kontrolündeki El-Mabaker bölgesindeki üssüne yeni askeri takviyeler gönderdiğini bildirdi. Gözlemevi’ne göre askeri takviyelerin içinde radar sistemleri, uçaksavarlar da dahil olmak üzere ağır ve orta silahlar, personel taşıyıcılar, zırhlı araçlar ve kapalı kasa askeri araçlar bulunuyordu.
Ayrıca Rus savaş uçakları SDG ve rejim güçlerinin konuşlandığı bölgeler ile Suriye Milli Ordusu (SMO) ve Türk güçlerinin konuşlandığı bölgeler arasında kalan Halep’in doğusundaki Menbiç kenti ile Haseke’nin kuzeybatı kırsalında yer alan Türkiye-Suriye sınırındaki Ebu Raseyn, Amude ve Dirbesiye’deki temas hatlarında günübirlik yoğun uçuşlarını sürdürüyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Menbiç ve Tel Rıfat’ı kapsayacak bir askeri operasyondan bahsetmesinden bu yana Türk güçleri ve SMO son 10 gündür Menbiç ve kırsalına yönelik bombardımanlarına hız verdi. SDG’nin kontrol ettiği Menbiç kentindeki Askeri Konsey bölgeye 445 mermi atıldığını bildirdi.
Konsey dün yaptığı açıklamada, “Türk güçleri ve Milli Ordu sivillerin yaşadığı köyleri ağır ve orta silahlarla her gün hedef alıyor” ifadesini kullandı.



ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
TT

ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)

Suriye kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD arabuluculuğuyla Suriye'nin güneyindeki Süveyda vilayetinde bir esir takası konusunda görüşmelerin devam ettiğini doğruladı.

İl yönetiminin medya ilişkileri direktörü Kuteyba Azzam, Suriye hükümeti ile Şeyh el-Akl ve Hikmet el-Hicri'ye bağlı "Ulusal Muhafız Kuvvetleri" arasında, esir takası anlaşmasına varılması amacıyla görüşmelerin yapıldığını belirtti.

Medyada yer alan haberlere göre ABD elçisi Tom Barrack'ın ofisi, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Şam kırsalında gözaltında tutulan Süveyda'dan 61 sivilin serbest bırakılması karşılığında, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından "Ulusal Muhafızlar" tarafından Süveyda'da tutulan 30 mahkumun teslim edilmesini içeren anlaşmanın sonuçlandırılması için her iki taraftan da onay aldı.

Süveyda Valisi Mustafa Bakur, geçen ay Suriye hükümetinin bu sivilleri aşiret güçlerinden teslim aldığını ve takas ayarlamak üzere gözaltına aldığını duyurdu.

Geçtiğimiz temmuz ayındaki olaylardan dolayı gözaltına alınanların serbest bırakılması, geçen eylül ayında Şam'dan Amerikan ve Ürdün'ün desteğiyle açıklanan "yol haritasının" maddelerinden biridir.


Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.