Çin’in ABD’nin müttefiklerine karşı oynadığı ‘tavuk oyunu’ askeri bir çatışmaya yol açar mı?

Çin’in ABD’nin müttefiklerine karşı oynadığı ‘tavuk oyunu’ askeri bir çatışmaya yol açar mı?
TT

Çin’in ABD’nin müttefiklerine karşı oynadığı ‘tavuk oyunu’ askeri bir çatışmaya yol açar mı?

Çin’in ABD’nin müttefiklerine karşı oynadığı ‘tavuk oyunu’ askeri bir çatışmaya yol açar mı?

Çin’e ait savaş uçakları, Asya-Pasifik üzerinde ‘tavuk oyunu’ (chicken game) oynayarak ABD’nin müttefiklerini hedef alıyor. Bu oyun, durumun kontrolden çıkma riski taşıyor ve savaşı tetikleyebilecek bir kaza riskini artırıyor.
CNN’de bugün yer alan analize göre, askeri uzmanlar, son günlerde Kanada ve Avustralya’ya ait uçakları ve mürettebatını tehlikeye atmakla suçlanan Çin savaş uçaklarının giderek artan saldırgan eylemleri konusunda uyardı.
Bu, Pekin’in toprak iddialarını tehlikeli yeni bir düzeye taşıdığının bir işareti.
Bugün Singapur’da başlayan, Asya’nın en büyük savunma zirvesi Shangri-La Diyaloğu’nda, tüm gözler ikili görüşmeler için bir araya gelmeleri beklenen ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin ve Çinli mevkidaşı Vey Finghi’de olacak.
ABD’li üst düzey savunma yetkilileri, Washington’un kısmen ‘ilişkiye bariyerler koymaya’ odaklanacağını söyleyerek, dünyanın önde gelen iki büyük gücü arasında artan rekabetin kötüye gitmesini önlemek için daha olgun kriz iletişim mekanizmaları kurulması çağrısında bulundu.
Bu yetkililerden biri, “Çin ile birlikte oluşturmayı hedeflediğimiz temel kurallardan biri, konumumuzu karakterize edeceğimiz ve onların da kendi konumlarını karakterize edebilecekleridir. Bunun profesyonel ve önemli bir toplantı olmasını sağlamak için her türlü çabayı gösterdiğimizi düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Gri bölge
Analistler, Çin’in saldırganlığını neden artırdığına ve bunun birçok kişinin zaten ‘gri bölge’ olarak adlandırdığı çatışmada yeni bir cepheyi temsil edip etmediğine dair bir fikir edinmeye çalışıyor.
Avustralya merkezli Griffith Asya Enstitüsü’nden Peter Layton, “Çin’in son eylemleri bu tür taktiklerde tehlikeli bir tırmanışı temsil ediyor. Bu da endişeye yol açıyor” dedi.
Gri bölge eylemleri, gerçek savaşın gerisinde kalan, ulusal siyasi hedeflere ulaşmayı amaçlayan, zorlayıcı eylemler için kullanılan bir askeri deyim.
Pek çok analist, Pekin’in Güney Çin Denizi’ndeki eylemlerini tanımlamak için bu terimi kullanıyor.
Çin, bu denizin tartışmalı bölgelerindeki uzak adaları ve karanlık resifleri, güçlendirilmiş askeri üslere ve uçak pistlerine dönüştürmek için yıllarını harcadı.
Çin, 2016’da hak iddialarına karşı hüküm veren uluslararası mahkeme kararına rağmen, diğer ülkelerle toprak anlaşmazlıklarının bulunduğu 1,3 milyon mil karelik denizin büyük çoğunluğunu talep etmeye devam ediyor.
Lowy Enstitüsü’nün blogunda yazan Layton, Çin’in artık ABD müttefiklerine ait uçakları ‘giderek daha agresif’ şekilde durdurarak, gri bölge taktiklerinde yeni bir düzeye çıktığı konusunda uyardı.
Çin’e ait bir J-16 savaş uçağının, geçen ay Güney Çin Denizi’nde Avustralya’ya ait bir keşif uçağının yolunu kestiği açıklandı. Bu olay Canberra tarafından ‘çok tehlikeli’ olarak nitelendirildi.
Ayrıca Çin’e ait savaş uçaklarının, Kanada’ya ait keşif uçaklarına müdahale etmesi de gündeme geldi.
Bu olaylar ABD ve müttefiklerini alarma geçirirken, Pekin suçun diğer ülkelerde olduğu konusunda ısrar ederek, Avustralya ve Kanada’ya tepki gösterdi.
Çin ordusu konusunda uzman olan Oriana Skylar Mastro konuya ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Pekin pilotlarını yüksek riskli bir ‘tavuk oyununda’ kullanıyor. Bu Pekin’in kazanacağını düşündüğü bir oyun, çünkü gerilimin artabileceği olasılığından endişe duymuyor, ancak Batılı ülkelerin endişeli olduğunu biliyor. Çin bu riskli davranışlarda bulunuyor ve ardından hasımlarına ‘burada olmasaydınız sizin için daha güvenli olurdu’ diyor.”

Neden şimdi?
Mastro ve diğerlerine göre, Çin’in şimdiye kadar bu ‘tavuk oyunu’ için ABD’nin kendisinden ziyade müttefiklerini seçmesi anlamlı.
RAND Corp. düşünce kuruluşunda uluslararası savunma araştırmacısı olan Timothy Heath, “Bunun nedeni, Çin’in, ABD’nin Pasifik ortaklarıyla oluşturduğu koalisyonu bozmaya çalışma yolu olabilir. Kanada ve Avustralya gibi ABD’nin müttefiklerini hedef almak, bu tür koalisyonlardaki zayıflıkları araştırmak ve bu ülkelerdekilere ABD ile Çin’e karşı bir askeri işbirliğinin tehlikeleri hakkında farkındalık yaratmak amacı taşıyan bir yöntem olabilir” dedi.



Erdoğan, Trump ile Suriye'deki durum ve Barış Konseyi hakkında görüştü

ABD Başkanı Donald Trump ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 25 Eylül 2025'te Washington'daki Beyaz Saray'da gerçekleştirdikleri görüşmede, (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 25 Eylül 2025'te Washington'daki Beyaz Saray'da gerçekleştirdikleri görüşmede, (Reuters)
TT

Erdoğan, Trump ile Suriye'deki durum ve Barış Konseyi hakkında görüştü

ABD Başkanı Donald Trump ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 25 Eylül 2025'te Washington'daki Beyaz Saray'da gerçekleştirdikleri görüşmede, (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 25 Eylül 2025'te Washington'daki Beyaz Saray'da gerçekleştirdikleri görüşmede, (Reuters)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde ikili ilişkiler, Suriye'deki durum, Gazze'deki Barış Konseyi'nin çabaları ve bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ele aldı.

Anadolu Ajansı’nın haberine göre Erdoğan Trump'a, Türkiye'nin ateşkes anlaşmasını ve Kürtlerin Suriye devletine entegrasyonunu ABD ve Suriye yetkilileriyle iş birliği içinde yakından takip ettiğini bildirdi.

Erdoğan, telefon görüşmesinde, Kürtlerin liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam hükümeti arasında Suriye'de varılan ateşkes ve entegrasyon anlaşmasının tam olarak uygulanmasının gerekliliğini vurguladı.


Trump: Bir başka ABD donanma filosu daha İran'a doğru ilerliyor

ABD Ordusuna ait "Nimitz" sınıfı "Abraham Lincoln" uçak gemisini takip eden bir savaş uçağı filosu
ABD Ordusuna ait "Nimitz" sınıfı "Abraham Lincoln" uçak gemisini takip eden bir savaş uçağı filosu
TT

Trump: Bir başka ABD donanma filosu daha İran'a doğru ilerliyor

ABD Ordusuna ait "Nimitz" sınıfı "Abraham Lincoln" uçak gemisini takip eden bir savaş uçağı filosu
ABD Ordusuna ait "Nimitz" sınıfı "Abraham Lincoln" uçak gemisini takip eden bir savaş uçağı filosu

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, bir başka Amerikan “savaş filosunun” İran'a doğru yola çıktığını ve Tahran'ın Washington ile bir anlaşmaya varmasını umduğunu söyledi.

Trump konuşmasında, “Şu anda İran'a doğru güzelce seyreden bir başka muhteşem deniz filosu var” dedi. “Umarım bir anlaşmaya varırlar” ifadelerini kullandı.

Konuyla ilgili bilgi sahibi birkaç kaynağa göre Trump, İran hükümetinin konumunun zayıfladığını gösteren çeşitli ABD istihbarat raporları aldı. Raporlar, İran hükümetinin iktidar üzerindeki kontrolünün, 1979 devriminde Şah'ın devrilmesinden bu yana en zayıf noktasına ulaştığını öne sürüyor. Raporlara göre, geçen yılın sonlarında patlak veren protestolar, özellikle yetkililerin Yüksek Lider Ali Hamaney'e destek kaleleri olarak gördüğü bölgelere yayılmasının ardından, İran hükümetinin bazı unsurlarını sarstı.

Protestolar yatışmış olsa da hükümet zor durumda kalmaya devam ediyor. İstihbarat raporları, protestoların yanı sıra İran ekonomisinin tarihi düzeyde bir zayıflık yaşadığını defalarca vurguladı. Ekonomik zorluklar, aralık ayı sonlarında sponten protestolara yol açtı. Ocak ayında gösteriler yaygınlaşırken, İran hükümeti ailelerin karşı karşıya olduğu mali zorlukları hafifletmek için çok az seçeneği olduğunu fark etti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre yetkililer sert baskıya başvurdu ve bu bu sert baskı halkın büyük bir bölümünü yönetime daha da yabancılaştırdı.

ABD ordusu bölgedeki güçlerini takviye ediyor, ancak Trump yönetiminin hangi adımları atacağı hala belirsizliğini koruyor.

ABD ordusu bölgedeki güçlerini artırıyor, ancak Trump yönetiminin hangi adımları atabileceği belirsiz.


ABD istihbaratı: “İran, İslam Devrimi sonrası en zayıf döneminde”

İran ekonomisi ABD ambargosunun da etkisiyle güçlük çekerken, Washington yönetimi askeri operasyon tehditlerini sürdürüyor (AFP)
İran ekonomisi ABD ambargosunun da etkisiyle güçlük çekerken, Washington yönetimi askeri operasyon tehditlerini sürdürüyor (AFP)
TT

ABD istihbaratı: “İran, İslam Devrimi sonrası en zayıf döneminde”

İran ekonomisi ABD ambargosunun da etkisiyle güçlük çekerken, Washington yönetimi askeri operasyon tehditlerini sürdürüyor (AFP)
İran ekonomisi ABD ambargosunun da etkisiyle güçlük çekerken, Washington yönetimi askeri operasyon tehditlerini sürdürüyor (AFP)

Amerikan istihbaratı, son protestolarla birlikte Tahran yönetiminin gittikçe zayıfladığını öne sürüyor.

New York Times'ın (NYT) aktardığına göre ABD istihbaratı, İran yönetiminin 1979 İslam Devrimi sonrasındaki en zayıf döneminde olduğunu savunuyor. 

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla gazeteye konuşan yetkililer, Tahran yönetiminin zayıfladığına dair istihbarat raporlarının ABD Başkanı Donald Trump'a sunulduğunu söylüyor. 

Raporlarda, protestolarla sarsılan ülkenin ekonomisinin "tarihindeki en zayıf dönemden" geçtiği belirtiliyor. 

Trump, İran riyalinin döviz karşısında çakılmasıyla 28 Aralık'ta patlak veren eylemlerde, göstericilerin vurulması veya idam edilmesi halinde askeri müdahale tehdidinde bulunmuş, daha sonra operasyonu askıya almıştı.

Tahran yönetimiyse her türlü saldırıya "geniş kapsamlı" karşılık verileceği uyarısında bulunmuştu. 

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, "Trump'ın İran'daki gelişmeleri yakından takip ettiğini" belirtiyor. 

NYT'nin analizinde, İran'ın birçok bölgesine yayılan protestoların hız kaybettiği ancak Tahran yönetiminin içine düştüğü zor durumdan çıkmakta güçlük yaşadığı yorumu paylaşılıyor. 

Devletin protestoları bastırmak için sert önlemlere başvurmasının "geniş kitleleri yönetime karşı daha da mesafeli hale getirdiği" ifade ediliyor.

İran devleti eylemlerdeki can kaybına dair ilk açıklamayı 21 Ocak'ta yapmıştı. Güvenlik güçleri ve siviller dahil 3 bin 117 kişinin hayatını kaybettiği duyurulmuştu. 

Ancak ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), gösterilerde çıkan olaylarda 5 bin 848 kişinin hayatını kaybettiğini, 41 bin 283 kişinin gözaltına alındığını savunmuştu.

Amerikan Time dergisiyse İran Sağlık Bakanlığı'ndan üst düzey yetkililere dayandırdığı haberinde can kaybının 30 bini bulduğunu iddia etmişti. 

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Tahran'da dün valilerle yaptığı toplantıda, ülkede yaşanan ekonomik sıkıntılara dikkat çekerek, önceliğinin halkın temel ihtiyaçları olduğunu söylemişti. Pezeşkiyan, eylemlerin başından beri göstericilere diyalog çağrısı yapmış ancak uzun süre protestoların dindirilmesini sağlayamamıştı. 

Aynı toplantıda İran İçişleri Bakanı İskender Mumini de halkın sesinin her zaman duyulduğunu ve bu nedenle protestolara sağduyuyla yaklaşıldığını savunmuş, "Gösteriler doğal bir şekilde sürerken, düşmanlar tarafından şiddet eylemlerine dönüştürüldü" demişti.

Diğer yandan Trump askeri operasyon da dahil tüm seçenekleri açık tutarak Ortadoğu'ya askeri yığınağı artırıyor.

İsrail merkezli Haaretz gazetesi 25 Ocak'taki haberinde, son haftalarda Birleşik Krallık ve ABD'deki hava üslerinden Ürdün'e çok sayıda F-15'in bölgeye gönderildiğini aktarmıştı. 

Ayrıca Amerikan donanmasına ait uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve ona eşlik eden üç muhrip, geçen hafta başında Güney Çin Denizi'nden ayrılıp Basra Körfezi'ne doğru yola çıkmıştı.

Kimliğinin paylaşılmaması şartıyla Times of Israel'e (ToI) konuşan bir askeri yetkili, Lincoln saldırı grubunun 23 Ocak itibarıyla Hint Okyanusu'na ulaştığını söylemişti.

Independent Türkçe, New York Times, Iran International, Haaretz