Amerikan basını: Kabil düşerken kaçan Afgan yöneticiler, ABD, BAE ve Türkiye'de lüks içinde yaşıyor

Türkiye'deki isimler arasında Eski Afganistan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Abdürreşid Dostum ve Eski Ekonomi Bakanı Mustafa Mastur var

Eski Belh Valisi Atta Muhammed Nur gibi üst düzey yetkililer, Dubai'nin Basra Körfezi'ne bakan kısmında yer alan ve "Palmiye Adaları" olarak bilinen lüks bölgeye taşındı (Christophe Viseux / Wall Street Journal)
Eski Belh Valisi Atta Muhammed Nur gibi üst düzey yetkililer, Dubai'nin Basra Körfezi'ne bakan kısmında yer alan ve "Palmiye Adaları" olarak bilinen lüks bölgeye taşındı (Christophe Viseux / Wall Street Journal)
TT

Amerikan basını: Kabil düşerken kaçan Afgan yöneticiler, ABD, BAE ve Türkiye'de lüks içinde yaşıyor

Eski Belh Valisi Atta Muhammed Nur gibi üst düzey yetkililer, Dubai'nin Basra Körfezi'ne bakan kısmında yer alan ve "Palmiye Adaları" olarak bilinen lüks bölgeye taşındı (Christophe Viseux / Wall Street Journal)
Eski Belh Valisi Atta Muhammed Nur gibi üst düzey yetkililer, Dubai'nin Basra Körfezi'ne bakan kısmında yer alan ve "Palmiye Adaları" olarak bilinen lüks bölgeye taşındı (Christophe Viseux / Wall Street Journal)

ABD'nin önde gelen gazetelerinden Wall Street Journal (WSJ), eski Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani döneminde görev yapan üst düzey yetkililerin, yönetim çökmeden farklı ülkelerde lüks evlere taşındığını bildirdi.
WSJ farklı açıklamalardan ve gayrimenkul kayıtlarından yola çıkarak hazırladığı haberinde, ABD birliklerinin ülkeden çekilmesiyle Taliban'ın 15 Ağustos 2021'de başkent Kabil'e girerek kontrolü ele geçirmesinden önce, birçok üst düzey yetkilinin yabancı ülkelerde kendilerine mülk edinmeye başladığını yazdı.
Haberde, eski Afganistan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Abdürreşid Dostum'un Ankara'nın Çankaya ilçesindeki lüks Or-An mahallesinde bir evde oturduğu belirtildi.
Dostum'un evi ne zaman satın aldığının tespit edilemediği ve temsilcisinin WSJ'nin yorum talebine yanıt vermediği de paylaşıldı.
Gani'ninse öncelikle Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) başkenti Abu Dabi'deki 5 yıldızlı St. Regis Hotel'e yerleştiği, daha sonra eşinin BAE'nin kendilerine sağladığı bir villayı seçmesi üzerine buraya taşındığı bildirildi.
BAE, Gani ve ailesinin Afganistan'daki kriz nedeniyle insani yardım kapsamında ülkede ağırlandığını belirtti.
Gani'nin Güvenlik Danışmanı Hamdullah Muhib ve ailesininse Kabil düşmeden önce ülkeyi terk ederek Abu Dabi'deki Shangri-La Hotel'e yerleştiği, buradaki masraflarının da BAE tarafından karşılandığı bildirildi.
BAE, Muhib ve ailesine de insani yardım kapsamında destek sağlandığını belirtti.
Daha sonra Muhib ve ailesinin, ABD'nin Florida eyaletindeki 4 odalı lüks bir müstakil eve taşındığı ifade edildi.
Muhib, WSJ'ye açıklamasında mülklerin kendi adına kayıtlı olmadığını, eşinin sahip olduğu bir şirket üzerinden alındığını belirterek, "Afgan hükümeti adına çalışmak için ekonomik fedakarlıklar yaptım" dedi.
Eski Ekonomi Bakanı Mustafa Mastur ve eski Belh Valisi Atta Muhammed Nur gibi üst düzey kişilerinse Dubai'de evleri olduğu belirtildi.
Lüks Dubai Marina bölgesinde kendisine bir ev yaptırdığı ifade edilen Mastur, açıklamasında buradaki araziyi göreve gelmeden öne satın aldığını söyledi.
Eski ekonomi bakanı, şu anda İstanbul'da bir evde oturduğunu, buradaki evini Taliban yönetimi ele geçirmeden aylar önce satın aldığını ifade etti.
Nur'unsa Dubai'de yer alan ve Palmiye Adalar diye bilinen yapay takımadalarda bir eve taşındığı bildirildi. Eski Belh valisinin temsilcisi, bunun Nuh'un yabancı bir ülkedeki tek gayrimenkulü olduğunu belirtti.
 Eski Afganistan Maliye Bakanı Eklil Ahmet Hakimi'nin de 2018'de görevi bırakmadan önce Kaliforniya'da en az 10 mülk satın aldığı paylaşıldı.
Görevi bıraktıktan sonra Hakimi'nin eşiyle bu mülklerden 8'ini ABD'deki Zala Group adlı bir şirkete transfer ettiği ifade edildi.
Söz konusu 10 mülkün toplamda 10 milyon dolardan fazla değere sahip olduğu bildirilirken, Hakimi, WSJ'nin yorum talebini reddetti.  
Taliban, Afganistan'da yönetimi ele geçirmeden önceki son Maliye Bakanı Halid Payenda'nınsa Washington DC civarında 1 milyon dolar değerinde iki mülkü olduğu belirtildi. Payenda'nın bunlardan birini nakit parayla satın aldığı yazıldı.
Eski maliye bakanı, WSJ'ye açıklamasında ülkeden kaçıp ABD'ye geldiğinde geçinebilmek için bir süre Uber şoförlüğü yaptığını söyledi.
Öte yandan Taliban'ın yönetimi ele geçirmesinin ardından ülkede halihazırda yaşanan insani ve ekonomik kriz daha da derinleşmişti.
ABD tahliye sonrası Afganistan'ın uluslararası bankalardaki hesaplarını bloke etmiş, Afganistan Merkez Bankası'ndaki yaklaşık 9 milyar doları da dondurmuştu.
Independent Türkçe, Wall Street Journal, AP



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.