ABD’li arabulucunun Lübnan-İsrail sınır anlaşmazlığını çözme görüşmeleri ‘olumlu’ geçti

Hochstein, Lübnan’ın cevabını Tel Aviv'e iletecek. İsrail ile Lübnan arasındaki müzakerelerin yeniden başlaması bekleniyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, Hochstein ile ABD’nin Beyrut Büyükelçisi’nin de katılımıyla gerçekleştirdiği görüşmede haritaları inceledi. (AP)
Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, Hochstein ile ABD’nin Beyrut Büyükelçisi’nin de katılımıyla gerçekleştirdiği görüşmede haritaları inceledi. (AP)
TT

ABD’li arabulucunun Lübnan-İsrail sınır anlaşmazlığını çözme görüşmeleri ‘olumlu’ geçti

Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, Hochstein ile ABD’nin Beyrut Büyükelçisi’nin de katılımıyla gerçekleştirdiği görüşmede haritaları inceledi. (AP)
Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, Hochstein ile ABD’nin Beyrut Büyükelçisi’nin de katılımıyla gerçekleştirdiği görüşmede haritaları inceledi. (AP)

Lübnanlı yetkililer dün, ABD'li arabulucu Amos Hochstein ile deniz sınırının çizilmesi konusunda İsrail’le yapılan dolaylı müzakereler konusunda görüş alışverişinde bulundular. Yetkililer, Lübnan’ın konumunu, deniz ve doğal zenginliklere yatırım alanlarıyla ilgili tüm haklarına ve açık deniz bölgelerini keşfetme çalışmalarına yapılan baskının kaldırılması gerektiğine, ayrıca ABD’nin arabuluculuğuna olan bağlılığının yanı sıra İsrail ile dolaylı müzakerelere yeniden başlamaya hazır olduğunu vurguladılar.
Lübnan, Energean gemisinin gelişine atıfla, Tel Aviv'in Kariş gaz sahasında çalışmaya devam etmekte ısrar ettiğine dair işaretler olduğunu belirtirken Lübnan Meclis Başkanı Nabih Berri, Hochstein'a İsrail'in tartışmalı bölgeye yakın bir yerde üretim çalışmasının ‘saldırı oluşturduğunu’ söyledi.
Hochstein'ın dün gerçekleştirdiği Beyrut ziyareti, İsrail ile geçtiğimiz şubat ayında askıya alınan dolaylı müzakereleri yeniden canlandırdı. ABD’li arabulucu Lübnan’ın güney sınırlarında güvenlik tehditlerini ve askeri gerilimi artıran enerji üretim gemisi Energean'in İsrail Kariş gaz sahasına gelmesiyle son dönemde daha da artan gerilime çözüm bulmak amacıyla diplomatik çalışmalar başlattı.
Lübnanlı kaynaklar, Hochstein ile yapılan görüşmelerin ‘olumlu’ geçtiğinde hemfikirler. Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, ABD’nin arabuluculuğuyla ve merkezi Güney Lübnan'daki Nakura’da bulunan Birleşmiş Milletler BM Barış Gücü UNIFIL’in himayesinde yapılan dolaylı müzakerelerin yeniden başlamasıyla sonuçlanacak bir anlaşmaya varılmasına kesin gözüyle bakılıyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre İsrail'in Avn'ın dolaylı müzakerelerle ilgili sözlü olarak sunduğu önerisine verdiği yanıt çerçevesinde Lübnan'ın yanıtı yazılı değil, sözlü oldu.
Kaynaklar, İsrail'in tartışmalı gaz sahasında üretime başladığına işaret ederken Hochstein, Energean gemisinin ‘tartışmalı sahadan yaklaşık iki buçuk deniz mili uzakta durduğunu’ söyledi. ABD’li arabulucu, aldığı bilgilerin geminin bu bölgede kalacağını gösterdiğini belirtti.
AFP, Hochstein’ın Beyrut'taki görüşmelerine eşlik eden Lübnanlı bir yetkilinin açıklamalarını aktardı. Yetkilinin açıklamalarına göre Lübnan tarafının sunduğu yeni teklif, Beyrut'un daha önce bazı bölümlerinin tartışmalı bir bölgede bulunduğunu düşündüğü Kariş gaz sahasıyla ilgili değil. Kariş gaz sahasının kendi münhasır ekonomik bölgesinde yer aldığını söylen İsrail, bu sahadan gaz çıkarmaya başlayacağını duyurdu.
Lübnanlı yetkililer geçtiğimiz haftanın başlarında İsrail'in gaz çıkarmaya başlayacağı Kariş sahası yakınlarına bir üretim ve depolama gemisinin gelişinden sonraki gün, Hochstein'ı İsrail ile deniz sınırlarını belirlemeye yönelik müzakerelerin tamamlanmasını görüşmek üzere Beyrut'a davet ettiler.
Müzakerelerin gündemi, Lübnan'ın 2011 yılında BM’ye gönderdiği bir haritaya göre sınırları Hat 23 olarak adlandırılan ve tahmini 860 kilometrekare olan Akdeniz'deki bir deniz alanıyla sınırlı olması gerekiyordu. Ancak Lübnan daha sonra haritanın yanlış tahminlere dayandığını düşündü ve Hat 29 olarak adlandırılan Kariş gaz sahasının bölümleri de dahil olmak üzere bin 430 kilometrekarelik bir deniz alanında enerji aramaları yapmayı talep etti.
AFP’nin açıklamalarını aktardığı Lübnanlı yetkili, deniz alanını Hat 23'ün Kana gaz sahası dahil, ancak Kariş gaz sahası hariç olmak üzere, 860 kilometrekareden yaklaşık bin 200'e çıkarmayı önerdiklerini söyledi. Kana gaz sahasının tamamını istediklerini ve bunun da Hat 23'ün değiştirilmesine yol açtığını belirten yetkili, “Önce İsrail'in reddettiği Kana gaz sahasını ve Hat 23’ü garanti altına almak istiyoruz, gerisi daha sonra gelecek” şeklinde konuştu. Kana gaz sahası, Hat 23'ün Hat 1 ile kesişiyor. İsrail tarafından BM’ye emanet edilen Hat 1, Hat 23'ün ötesine kadar uzanıyor.
Hochstein, 5 Haziran'da Londra merkezli Energean şirketi tarafından işletilen bir geminin Kariş gaz sahasında çalışmalara başlamak üzere sahildeki bir gaz sahasına gelmesine itiraz etmesinin ardından Lübnan hükümetinin davetiyle Beyrut'a geldi. ABD’li arabulucu, Lübnanlı bazı yetkililerden, üç yıldan fazla bir süredir zorunlu olmasına rağmen keşif çalışmalarının henüz başlamadığı Lübnan deniz sınırı yakınlarındaki 9 No'lu Blok'un bitişiğindeki Kana gaz sahasının yanı sıra 860 kilometrekarelik bir alana sahip Hat 23'ün kuzeyindeki tartışmalı bölgenin tamamını istediklerini öğrendi.
Hochstein dün, ABD'nin Beyrut Büyükelçisi Dorothy Shea'nın eşlik ettiği ziyaretine Lübnan Cumhurbaşkanı Michel Avn ile yaptığı 40 dakikalık görüşme ile başladı. Avn, ‘Lübnan’ın deniz alanı ve doğal kaynaklar üzerindeki egemen haklarını’ vurgulayarak ABD’li arabulucuya, aylar önce sunduğu önerisiyle ilgili yanıt verdi. Hochstein’ın önümüzdeki birkaç gün içinde Lübnan'ın tutumunu İsrail tarafına iletmesi bekleniyor. Hochstein, Lübnan'ın yanıtı için Cumhurbaşkanı Avn’a teşekkür etti ve bu yanıtı güney deniz sınırlarının çizilmesi konulu dolaylı müzakerelerdeki arabuluculuk çalışmaları çerçevesinde İsrail tarafına ileteceğinin güvencesini verdi.
Cumhurbaşkanı’nın bürosu olan Baabda Sarayı’ndaki görüşmeye eşlik eden kaynaklar, Avn’ın, güney sınırının çizilmesi için yapılan temasların aşamalarını sunduğunu ve ve Hochstein'ın bir önceki ziyarette sunduğu öneriye değindiğini söylediler. Kaynaklara göre Avn, Lübnan'ın deniz alanı ve doğal zenginlikleri üzerindeki tam egemenlik haklarına bağlı olduğunu bildirdi. Lübnan'ın ABD’nin önerisine ilişkin yorumlarını içeren teklife bir yanıt veren Avn, Hochstein'dan arabuluculuğunu sürdürmesini istedi. Hochstein, cevabı İsrail tarafına ileteceğini söylerken Avn, Tel Aviv'den süratle yanıt vermesini umduğunu belirtti. Avn, yanıt almanın hızlandırılması talebinin özellikle güney bölgesindeki hızlı gelişmelerden kaynaklandığını ifade etti. Kaynaklar, ABD’li arabulucunun Cumhurbaşkanı Avn ile yaptığı görüşmede, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın yaptığı tehditlere değinmediğine işaret ettiler.
Hochstein, Beyrut ziyareti sırasında en uzun görüşmesini ise Meclis Başkanı Nebih Berri ile gerçekleştirdi. Görüşme bir saat 10 dakika sürdü. Berri, ABD’li arabulucuya deniz sınırları ve Lübnan'ın petrol zenginliklerine yatırım yapma hakları konusunda Cumhurbaşkanı'ndan kendisine iletilenlerin tüm Lübnanlılar tarafından kabul edildiğini vurguladı. Berri, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, ABD’li arabulucu ile görüşmesinde, istenen sonuçlara ulaşmak için toplantıların sürekliliğini gerektiren, içerdiği metinlere dayalı dolaylı müzakerelerin temeli ve en uygun mekanizması olmaya devam eden çerçeve anlaşmanın deniz sınırlarının çizilmesini konu alan maddenin ele alındığını söyledi. Berri, özellikle de güney sınırında bir deniz alanı olan ve henüz sondaja başlanmayan 9 No’lu Blok'ta çalışmaların başlaması gerektiğinden, sonuçların Lübnan'ın gaz sahalarında çalışma yapma hakkına halel getirmeksizin sınırların çizilmesini sağlaması gerektiğini açıkça belirtti. Meclis Başkanı, şu an yaşananların bir yandan anlaşmaya ters düşerken ve Lübnan'ı haklarından mahrum ederken, diğer yandan da Tel Aviv'in sınırlarının dışına çıkıp saldırmasına izin verdiğini, bunun da bölgede barışı tehlikeye attığını ve durumun ciddiyetini artırdığını vurguladı.
Berri, Lübnan'ın doğal zenginliklerini çıkarmanın yanı sıra istikrarını korumaya da kararlı olduğunun altını çizdi.
Diğer yandan Lübnan Başbakanı Necib Mikati, ABD’li arabulucu ile yaptığı görüşmede, Lübnanlı tarafların sınırların çizilmesi konusundaki ortak tutumu ve ABD’nin arabuluculuğunun devam etmesini istediklerini söyledi. Mikati, Lübnan'ın tüm zenginlikleri üzerindeki haklarından vazgeçmeden petrol arama sürecini başlatması gerektiğini vurguladı.
Diğer taraftan Lübnan Silahlı Kuvvetler Komutanı General Joseph Avn, Hochstein ile yaptığı görüşmede, ordunun bu konuda siyasi otorite tarafından alınan kararları ve ülkenin çıkarları için benimsediği yol haritalarını desteklediğini bir kez daha yineledi.
Lübnan Dışişleri Bakanı Abdullah Buhabib de bir araya gelen Hochstein, ayrıca sivil toplumu kuruluşlarının temsilcileriyle başka bir toplantı yaptı.



YPJ’nin Suriye'deki rolü ne olacak? Şam yönetimiyle müzakereler sürüyor

Kadın Koruma Birlikleri (YPJ) mensubu kadın savaşçılar, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'de askeri tatbikat sırasında- 22 Ağustos (Reuters)
Kadın Koruma Birlikleri (YPJ) mensubu kadın savaşçılar, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'de askeri tatbikat sırasında- 22 Ağustos (Reuters)
TT

YPJ’nin Suriye'deki rolü ne olacak? Şam yönetimiyle müzakereler sürüyor

Kadın Koruma Birlikleri (YPJ) mensubu kadın savaşçılar, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'de askeri tatbikat sırasında- 22 Ağustos (Reuters)
Kadın Koruma Birlikleri (YPJ) mensubu kadın savaşçılar, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'de askeri tatbikat sırasında- 22 Ağustos (Reuters)

Kadın Koruma Birlikleri (YPJ), Suriye savaşı sırasında ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri (SDG) saflarında savaştı ve ülkenin kuzey ve doğusunun geniş bölümünde DEAŞ'ın bölgeden çıkarılmasına yardımcı oldu.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığı habere göre Beşşar Esed'in 2024'ün sonlarında devrilmesi ve silahlı muhalif saflarda yer alan İslamcı savaşçıların öncülüğündeki yeni hükümetin göreve gelmesinden beri birliklerin geleceği belirsizliğini koruyor.

fgthy
SDG Lideri Mazlum Abdi, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile birlikte 25 Ağustos 2026'da Şam'daki Halk Sarayı'nda televizyondan yayımlanan konuşma öncesinde, (AFP)

Yeni yönetim, daha önce dağınık ve bağımsız şekilde faaliyet gösteren silahlı grupları devlet kurumlarına entegre etmeye çalıştı. Geçen hafta SDG, kendisini resmen feshettiğini açıklarken, lideri Mazlum Abdi Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın danışmanı olarak atandı. SDG'nin bazı mensupları da Savunma Bakanlığı'na katıldı.

Ancak yeni Suriye Savunma Bakanlığı'nda kadın savaşçılar yer almıyor. YPG lideri Newroz Ahmed, geçen hafta Şam'da Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile yaptığı görüşmelerde, kendisine kadın savaşçılarının orduda yerinin olmayacağının bildirildiğini söyledi.

gthyju
Newroz Ahmed, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı'da Reuters'a röportaj verirken - 31 Ağustos

Ahmed, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı'daki bir askeri üste Reuters'a yaptığı açıklamada, “Orduya katılmak istedik, çünkü güçlerimiz kendilerini bir tugay veya bağımsız bir tabur şeklinde düzenli biçimde korumalarını sağlayacak deneyim ve yeterliliğe sahip” dedi. Ahmed, “Temel şartımız, bu gücün düzenli bir yapı içinde olması, farklı yerlere dağıtılmaması ve küçük gruplar halinde konuşlandırılmamasıydı. Bu öneriyi reddettiler” ifadelerini kullandı.

İçişleri Bakanlığı'nda rol mü?

YPG, şu anda örgütlü bir savaş gücü olarak varlığını sürdürmesini sağlayacak alternatif formül bulmak amacıyla Suriye İçişleri Bakanlığı ile görüşmeler yürütüyor.

Görüşmeler, yeni yönetimin on yılı aşkın süren iç savaşın sona ermesinin ardından Suriye'nin güvenlik kurumlarını yeniden yapılandırdığı bir dönemde gerçekleşiyor.

İçişleri Bakanlığı bünyesinde hâlihazırda turizm polisi aracılığıyla kadın personel bulunuyor. Bu yılın başlarında, görüşmeler hakkında bilgi sahibi kaynaklar, Suriye merkezi yönetiminin, YPG’li kadın savaşçıların İçişleri Bakanlığı'na bağlı bu kadın birimine katılmasını önerdiğini belirtmişti.

Ancak kaynaklar, YPJ’nin bu öneriyi reddettiğini doğrularken, birlik sözcüsü de kendilerine böyle bir teklif yapıldığını yalanladı.

Newroz Ahmed, Reuters'a yaptığı açıklamada, “Kadın Koruma Birlikleri”nin bunun yerine İçişleri Bakanlığı'na bağlı özel operasyon güçlerine katılmayı önerdiğini söyledi. Ahmed, bu birimin kendi güçlerinin yetenekleriyle daha fazla örtüştüğünü ve erkeklerin ağırlıkta olduğu güvenlik güçlerinde kadınların temsilinin artırılmasına katkı sağlayabileceğini belirtti.

gh
YPJ mensubu kadın savaşçılar, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'de askeri tatbikat sırasında - 22 Ağustos (Reuters)

Ahmed, “İçişleri Bakanlığı ile konuyu görüştüğümüzde, güçlerimizde bin 500'den fazla kadın savaşçı bulunduğunu söyledik ve bu gücün tamamının entegre edilip edilmeyeceğini sorduk” dedi. Ahmed, yanıtı “önümüzdeki günlerde” almayı beklediğini ifade etti.

Suriye Savunma ve İçişleri bakanlıkları, görüşmeler hakkında Reuters'ın sorularını henüz cevaplamadı. Suriye İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Nureddin el-Baba ise cuma günü Rudaw'a yaptığı açıklamada, “Kadın Koruma Birlikleri” mensubu kadın savaşçıların bakanlık saflarında memnuniyetle karşılanacağını söyledi, ancak üstlenecekleri muhtemel role ilişkin ayrıntı vermedi. El-Baba ayrıca birliklerin Suriye'nin tamamında konuşlandırılacağını ve tek bir coğrafi bölgeyle sınırlandırılmayacağını ifade etti.

JPJ’nin geleceği meselesi, bu gücü çatışma yıllarında büyük mücadelelerle elde edilen siyasi ve toplumsal kazanımların sembolü olarak gören çok sayıda Kürt kadın açısından daha geniş önem taşıyor.

JPJ mensubu 20 yaşındaki Josko Siyager, “Kadınları her zaman zayıf olarak görüyorlar... Biz gücümüzü erkeklerden almıyoruz, mevcut devletten de almıyoruz... Elbette özel bir statümüzün olmasını istiyoruz ve bu konuda ısrar ediyoruz” dedi.

YPG’ye bağlı bir birliğe komuta eden 31 yaşındaki Binaber Baran ise Suriye anayasasının bu güçlerin rolünü açıkça güvence altına alması gerektiğini düşünüyor. Baran, “Bugüne kadar hiçbir zaman birilerinin bizi savunmasını beklemedik... Biz kadınlar kendimizi savunduk” ifadelerini kullandı.


Cezayir, Tanezruft Çölü'ndeki askeri kışlayı uyuşturucu kaçakçıları için cezaevine dönüştürüyor

Doğu Cezayir'de bir çetenin kontrolündeki mahalleye operasyon hazırlığındaki polis ekipleri (Cezayir polisi)
Doğu Cezayir'de bir çetenin kontrolündeki mahalleye operasyon hazırlığındaki polis ekipleri (Cezayir polisi)
TT

Cezayir, Tanezruft Çölü'ndeki askeri kışlayı uyuşturucu kaçakçıları için cezaevine dönüştürüyor

Doğu Cezayir'de bir çetenin kontrolündeki mahalleye operasyon hazırlığındaki polis ekipleri (Cezayir polisi)
Doğu Cezayir'de bir çetenin kontrolündeki mahalleye operasyon hazırlığındaki polis ekipleri (Cezayir polisi)

Cezayir, hayat şartları açısından dünyanın en zorlu bölgelerinden biri olan Tanezruft Çölü'nde bulunan bir askeri kışlayı, uyuşturucu kaçakçıları için yüksek güvenlikli cezaevine dönüştürecek. Karar, Cezayir Cumhurbaşkanlığı tarafından dün açıklandı.

Karar, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun başkanlığında düzenlenen Yüksek Güvenlik Konseyi toplantısında alındı. Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan açıklamada, yeni cezaevinin “uyuşturucu baronları ve satıcılarına” tahsis edileceği belirtildi ancak başka ayrıntı verilmedi.

Yetkililer ayrıca, birçok ülkede bulunan kurumlara, örneğin ABD Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi'ne (DEA), benzer şekilde uyuşturucuyla mücadele konusunda uzmanlaşmış bir güvenlik birimi kurulmasına karar verdi.

Açıklama, yaklaşık 46 milyon nüfusa sahip, Akdeniz'e kıyısı bulunan ve yaklaşık 6 bin 400 kilometrelik kara sınırına sahip Cezayir'de uyuşturucu kaçakçılığındaki artış konusunda yetkililerin uyarılarını yoğunlaştırdığı bir dönemde geldi.

Şarku’l Avsat’ın Ulusal Uyuşturucuyla Mücadele ve Bağımlılık Dairesi'nin verilerinden aktardığına göre Cezayir'de uyuşturucu bağımlılarının sayısı 2024 yılında 3 milyonu aştı.

Yetkililer düzenli olarak geniş çaplı uyuşturucu operasyonları ve ele geçirmeler gerçekleştirildiğini duyuruyor. 21 Ağustos'ta, psikotropik bir madde olan pregabalin içeren 10 milyondan fazla kapsülün yanı sıra 33 kilogramdan fazla kokain ele geçirildiği açıklandı. Operasyon, rekor miktarda uyuşturucunun ele geçirildiği bir baskın olarak nitelendirildi.

Cezayir'in Mali sınırında, ülkenin güneybatı ucunda bulunan Tanezruft, neredeyse tamamen ıssız bir çöl bölgesi. Yaz aylarında sıcaklıkların 50 santigrat dereceyi aşabildiği bölge, Sahra Çölü'nün en izole ve zorlu kesimlerinden biri olarak kabul ediliyor.


Lübnan, Suriye kıyılarında güvenliği sabote etmeye yönelik planı engelledi

Mehdi izcilerinin mensupları, Beyrut'un güney banliyölerinde düzenlenen cenaze töreninde bir Hizbullah lideri ve ailesinin tabutlarını taşıyor (AP)
Mehdi izcilerinin mensupları, Beyrut'un güney banliyölerinde düzenlenen cenaze töreninde bir Hizbullah lideri ve ailesinin tabutlarını taşıyor (AP)
TT

Lübnan, Suriye kıyılarında güvenliği sabote etmeye yönelik planı engelledi

Mehdi izcilerinin mensupları, Beyrut'un güney banliyölerinde düzenlenen cenaze töreninde bir Hizbullah lideri ve ailesinin tabutlarını taşıyor (AP)
Mehdi izcilerinin mensupları, Beyrut'un güney banliyölerinde düzenlenen cenaze töreninde bir Hizbullah lideri ve ailesinin tabutlarını taşıyor (AP)

Lübnan, Suriye kıyılarında güvenliği sabote etmeye yönelik bir planı, Esed rejiminin kalıntıları ile Hizbullah'a bağlı faaliyet gösteren bir güvenlik ağını çökerterek engelledi.

Yargı kaynakları, “Şarku’l Avsat”a yaptıkları açıklamada, ağın üyelerinden 5 kişinin (3 Suriyeli ve 2 Lübnanlı) gözaltına alındığını bildirdi. Kaynaklara göre ağ, Suriye'den savaşçıları kuzey sınırı üzerinden Lübnan'a sokuyor, ardından bu kişileri Beyrut'un güney banliyölerine ve daha sonra Baalbek-Hermel bölgesindeki bir eğitim kampına götürüyordu.

Kaynaklar, gözaltına alınanlar arasında eski Suriye rejimindeki güvenlik birimlerinden birinin sorumluluğunu üstlenmiş olan Suriyeli Albay Menaf Ali Safi'nin de bulunduğunu belirtti.

Kaynaklar ayrıca ağın elinde el bombaları, makineli tüfekler ve keskin nişancı tüfeklerinin de bulunduğu silah ve mühimmatın ele geçirildiğini belirtti.

Gözaltına alınanların, “Hacı Alaa” olarak bilinen bir kişinin yönetimindeki Hizbullah mensupları ve kadroları tarafından eğitildiklerini kabul ettikleri kaydedildi. Şüpheliler, eğitimlerin kamuoyuna açıklanan amacının “mevcut Suriye güçlerinin Lübnan'ın Bekaa bölgesine yönelik olası bir saldırısına karşı hazırlık yapmak” olduğunu öne sürdü.

Kaynaklar, ağın eski Suriye ordusunda tümgeneral olan Muhammed Cabir tarafından yönetildiğini vurguladı. Moskova'da bulunan Cabir'in, devrik Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'e yakınlığıyla bilindiği ifade edildi.