Mısır ve AB’den Ukrayna savaşının yansımalarını hafifletmek için koordinasyon adımı

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen görüştüler.

Sisi, Kahire’de AB Komisyonu Başkanı Leyen ile bir araya geldi. (Mısır Cumhurbaşkanı)
Sisi, Kahire’de AB Komisyonu Başkanı Leyen ile bir araya geldi. (Mısır Cumhurbaşkanı)
TT

Mısır ve AB’den Ukrayna savaşının yansımalarını hafifletmek için koordinasyon adımı

Sisi, Kahire’de AB Komisyonu Başkanı Leyen ile bir araya geldi. (Mısır Cumhurbaşkanı)
Sisi, Kahire’de AB Komisyonu Başkanı Leyen ile bir araya geldi. (Mısır Cumhurbaşkanı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Mısır açısından Avrupa Birliği’ni (AB) bir çok alan için ‘kilit ortak’ olarak değerlendirdi ve Avrupa tarafı ile ‘stratejik ortaklığın’ temellerini atmak için yapılan anlaşmaya varıldığını bildirdi.
Sisi dün, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile Kahire’nin doğusunda yer alan Federal Saray’da geniş kapsamlı bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda, Rusya-Ukrayna savaşının yansımalarıyla mücadele çabalarını koordine etme, gıda ve enerji krizini hafifletme ve bölgenin sorunlarını çözmenin yanı sıra terör ve yasa dışı göçle mücadele etme başlıkları ele alındı.
Sisi, toplantının ardından düzenlenen ortak basın toplantısında ülkesinin büyük bir ekonomik ve siyasi güç olarak AB’nin önemini ilişkin farkındalığına dikkat çekerek buna dayalı olarak iddialı bir gelecek vizyonu ile inşa ve kalkınma yolunda istikrarlı bir şekilde ilerlediğini belirtti. Sisi, AB Komisyonu’nun ziyaretinin, son dönemde Mısır’ın AB ile ilişkilerinin yoğunluğu çerçevesinde geldiğini de sözlerine ekledi. Cumhurbaşkanı toplantıyı ‘çeşitli alanlarda kilit bir ortak olan AB ile ilişkileri ile gurur duyduğunu yeniden belirtmek için bir fırsat’ olarak değerlendirdi.
Mısır Cumhurbaşkanı, bir dizi öncelikli alanda iş birliğini güçlendirerek önümüzdeki dönemde Mısır-AB ortaklığında umut edilen niteliksel sıçramaya ulaşmasının yollarını da ele aldıklarını açıkladı. Öncelikli alanlar arasında enerji ve temiz enerji, gıda güvenliği, dijital dönüşüm, elektrikli ulaşım, modern tarım ve sulama, aşı üretiminin yanı sıra Avrupalı ​​şirketlerin Mısır'a daha fazla yatırım yapmaya teşvik edilmesi, Mısır, AB ve Afrika kıtasındaki ortaklarıyla üçlü iş birliği yer aldı.
Mısır Cumhurbaşkanı, ‘Mısır ile AB Arasında 2027 Yılına Kadar Ortak Öncelikler’ başlıklı belgenin geçtiğimiz günlerde kabul edilmesini memnuniyetle karşıladığını belirttiği açıklamasında toplantıda, Mısır ve AB arasında, gerek doğalgaz gerek elektrik bağlantısı alanında olsun, enerji alanındaki iş birliğini geliştirme ve destekleme yollarına ve iklim değişikliği konusunda uluslararası çabalarda koordinasyon kurmaya özel olarak odaklanıldığını söyledi. Sisi, AB Komisyonu Başkanı’na, Mısır’ın kasım ayında Şarm eş-Şeyh’teki 27. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı’na (COP27) ev sahipliği yapmak için yürüttüğü son hazırlıklar hakkında bilgi verdi. COP27’nin, uluslararası iklim eyleminin tüm eksenlerinde somut uygulama adımları üzerinde anlaşmak için değerli bir fırsat teşkil ettiği noktasında iki tarafın vizyonlarının yakın olduğuna dikkat çekti.
Sisi, özellikle gıda güvenliği ve enerji fiyatlarındaki artışla ilgili olarak mevcut uluslararası ekonomik krizin tezahürleri hakkında karşılık görüş alışverişi yapıldığını belirtti. Aynı zamanda Avrupa tarafı ile uluslararası gıda krizinin etkisini azaltmak ve başta bu krizden en çok etkilenen ülkeler olmak üzere tüm ortaklarla uluslararası çabaları koordine etmek için çalışmak gerektiğini vurguladı. Gıda krizinden en çok etkilenen bu ülkelerin yüksek tahıl, gıda ve tarımsal emtia fiyatlarıyla başa çıkmalarına yardımcı olmak amacıyla, teknik ve mali destek sağlamanın yanı sıra tarım ve gelişen tarım teknolojisi ile ilgili projelere finansman sağlanması ve verimliliğin artması ile kendi kendine yeterliliğin sağlanmasına katkıda bulunulmasının önemini vurguladı.
Sisi, toplantıda AB Komisyon Başkanı Leyen’i Mısır’ın vizyonu, bölgesel komşulukta ortak çıkarla ilgili en önemli gelişmeler hakkında bilgilendirme ve bölgedeki istikrarı yeniden sağlamak ve krizleri çözmek için devam eden Mısır’ın adımlarını gözden geçirme konusunda kararlı olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı, ülkesinin terör ve yasa dışı göçle mücadele düzeyinde elde edilen başarılar ve Nil Nehri üzerinde kurulan Etiyopya’nın Nahda (Rönesans) Barajı konusuna ilişkin mevcut durumu değinme konusunda kararlı olduğunu vurguladı. Ayrıca Mısır’ın tüm tarafların çıkarlarını sağlayan yasal olarak bağlayıcı bir anlaşmaya varma ve bu hayati dosyalarla bağlantılı olarak AB ile koordinasyonu sürdürmeyi istediğini de sözlerine ekledi.
Mısır Cumhurbaşkanı toplantıda ayrıca mevcut Rusya-Ukrayna krizinin ele alındığını açıkladı. Bu konuda Mısır’ın krize yönelik vizyonunun temellerinin ve yansımalarının açıklandığını, ayrıca Mısır’ın diyalog ve barışçıl çözümlerin diline öncelik vermenin ve bunu başarmak için samimi çaba göstermenin gerekliliğine bağlı olan duruşunun vurgulandığını belirtti.
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de Avrupa’nın önümüzdeki dönemde gıda güvenliğini sağlamak ve Ukrayna ve Rusya’dan buğday ihracatının durdurulmasını yansımalarıyla mücadele için Mısır’a 100 milyon dolar destek vereceğini duyurdu.
Basın toplantısında, isi ile yaptığı toplantıda gıda güvenliği ve Rusya-Ukrayna krizinin tüm dünyaya yönelik tahıl arzının durdurarak nelere yol açtığının ele alındığını da belirten Leyen gıda güvenliği krizi ile mücadele için tahılların küresel olarak dağıtımını sağlamak da dahil küresel düzeyde iş birliği yapılmasının ve herkes için adil çözümlerin bulunmasının önemini vurguladı. Leyen, Avrupa’nın Rusya’nın fosil yakıtlarına bağlıyken Rusya-Ukrayna savaşının krize neden olmasının ardından, AB’nin enerji konusundaki iş birliğini genişletmek için çalıştığını söyledi. Ayrıca Mısır’ın AB açısından ‘güvenilir bir ortak’ olarak görüldüğünü kaydetti.
Mısır Cumhurbaşkanı ile AB Komisyonu Başkanı arasındaki toplantıların ardından yapılan ortak açıklamada Leyen, başta iklim, enerji ve yeşil dönüşüm konuları olmak üzere küresel zorlukların ele alınmasında Mısır ile iş birliğinin güçlendirilmesinin önemini vurguladı.



El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
TT

El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.

Irak’ta Ketaib Hizbullah Genel Sekreteri Ebu Hüseyin el-Hamidavi’nin akıbetine ilişkin çelişkili haberler gelmeye devam ediyor. Bazı kaynaklar, dün sabaha karşı Bağdat’ın Kerade semtinde örgüte ait bir evi hedef alan saldırıda Hamidavi’nin öldürüldüğünü ileri sürerken, bazıları ise saldırıdan kurtulduğunu belirtti. Olayın ardından sosyal medyada paylaşılan bir videoda, Hamidavi olduğu düşünülen bir kişinin başından yaralandığı görüldü. Peki yıllardır ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak anılan bu isim kim?

Eski Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis tarafından kurulan Ketaib Hizbullah, Irak’ta önemli bir nüfuza sahip. 2021 yılında Bağdat Havalimanı yakınlarında düzenlenen ABD saldırısında öldürülen el-Mühendis’in kurduğu örgüt, hem Haşdi Şabi içindeki ana silahlı yapılardan birini oluşturması hem de Irak’taki Amerikan çıkarlarına yönelik saldırılardaki rolüyle dikkat çekiyor. Buna karşın örgütün önde gelen isimleri, medyada görünmemeleri ve üst düzey kadrolar için uygulanan sıkı güvenlik önlemleri nedeniyle uzun süredir büyük bir gizlilik ve belirsizlik perdesiyle çevrili bulunuyor.

İran’ın gizemli adamı

Ahmed Muhsin Ferec el-Hamidavi’nin adı, son yıllarda Irak’ta meydana gelen birçok olayla ilişkilendiriliyor. ‘Ebu Hüseyin’ lakabıyla bilinen bu isim hakkında dolaşan bilgilerin çoğu ise kişiliğine dair kesin bir tablo ortaya koymuyor. Babası Muhsin el-Hamidavi’ye ait olduğu belirtilen fotoğraflar zaman zaman dolaşıma girse de, Ebu Hüseyin’in görüntüsü yıllardır medyada yer almıyor.

frgbth
Bağdat’ta, Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) karargahını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Ketaib Hizbullah mensupları için cenaze töreni düzenlendi. (Reuters)

Hamidavi hakkında paylaşılan bilgilere göre 1971 yılında Bağdat’ta doğdu. Ailesinin Irak’ın güneyindeki Meysan vilayetinden geldiği, 1950’li ya da 1960’lı yıllarda başkent Bağdat’a göç etmiş olabileceği belirtiliyor.

Bazı rapor ve analizler ise Hamidavi’nin örgüt içinde etkili bir aileye mensup olduğunu öne sürüyor. Buna göre oğlu Zeyd el-Hamidavi’nin, örgütün X platformu üzerinden yayımlanan açıklamalarını paylaşan ve ‘Ebu Ali el-Askeri’ adıyla bilinen hesabı yöneten kişi olduğu düşünülüyor. Kardeşlerinin de silahlı grupta üst düzey görevlerde bulunduğu ifade ediliyor.

Haşdi Şabi’ye yakın kaynaklar, Hamidavi’nin son derece güçlü bir güvenlik hassasiyetine sahip olduğunu belirtiyor. Bu kaynaklara göre Hamidavi cep telefonu veya elektronik cihazları doğrudan kullanmıyor; yalnızca güvendiği yardımcıları aracılığıyla iletişim kuruyor. Hareketlerini ise genellikle çok dar bir çevre dışında kimse bilmiyor.

gtrhbtg
4 Mart 2026’da Irak’ın güneyinde düzenlenen bir hava saldırısında öldürülen Ketaib Hizbullah üyesi için Bağdat’ta düzenlenen cenaze töreninden (AFP)

Hamidavi hakkındaki gizemli tabloya rağmen, birçok çevrede ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak nitelendiriliyor. Yıllardır yürüttüğü askeri faaliyetler de onu ABD’nin hedef listesine sokmuş durumda. ABD Dışişleri Bakanlığı, Hamidavi’yi Şubat 2020’de ‘özel olarak belirlenmiş küresel terörist’ (SDGT) olarak listeye aldı. Bu kararın, Washington tarafından 2009’dan bu yana terör örgütü olarak sınıflandırılan Ketaib Hizbullah’ın liderliğindeki rolü nedeniyle alındığı belirtiliyor.

Ketaib Hizbullah’ın sicili

Ketaib Hizbullah ve lideri Ebu Hüseyin el-Hamidavi, 2019 yılında Irak’ta düzenlenen protesto hareketlerine katılan bazı gruplar tarafından, bazı aktivistlere yönelik cinayet ve suikastlara karışmakla suçlanıyor.

Örgütün, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği ile Amerikan güçlerinin bulunduğu bölgeler ve askeri kamplara yönelik çok sayıda saldırının arkasında olduğu yönünde yaygın bir kanaat bulunuyor. Bazı Şii çevreler ise Ketaib Hizbullah’ı İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) talimatlarına bağlı hareket eden en güçlü Iraklı silahlı gruplardan biri olarak nitelendiriyor.

ABD Hazine Bakanlığı Kasım 2023’te Iraklı silahlı grupların bazı liderlerini hedef alan ek yaptırımlar uyguladı ve örgütün bir numaralı sorumlusu olarak görülen Hamidavi’ye yönelik kısıtlamaların sürdüğünü duyurdu.

Benzer bir adım Ocak 2024’te de atıldı. Bu kapsamda örgüt mensupları arasında yer alan kişiler yaptırım listesine alındı. Listede Hamidavi’nin kardeşi Ukad el-Hamidavi de yer aldı. Söz konusu kişilerin, örgüte lojistik destek sağlamak ve operasyonel faaliyetlerin yürütülmesini kolaylaştırmakla suçlandığı belirtildi.


Füze ve İHA Savaşları Gecesi, Irak'ta gerginliğin tırmanacağına işaret etti

Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)
Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)
TT

Füze ve İHA Savaşları Gecesi, Irak'ta gerginliğin tırmanacağına işaret etti

Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)
Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)

Dün şafak vakti Bağdat'ta yaşanan “Füze ve İHA Savaşları Gecesi”, Irak'ın başkentini sarsan bir dizi saldırı ve karşılıklı hava saldırısının ardından, ABD ile İran yanlısı silahlı gruplar arasındaki çatışmada yeni bir tırmanışa işaret ediyor. Polis kaynaklarına göre gerginlik, Karrada Mahallesi’nde Hizbullah milislerinin alternatif karargahı olarak kullanılan bir evin hedef alınmasıyla başladı. Saldırı sonucunda ev yıkıldı, üç milis öldü, bir kişi de yaralandı.

Yaklaşık iki saat sonra, Bağdat'ın doğusundaki el-Belediyyat bölgesinde silahlı kişileri taşıyan bir araç hedef alındı. Saldırı sonucunda araçtaki üç kişi hayatını kaybetti. Bu olayın üstünden henüz bir saat geçmeden, Yeşil Bölge içindeki ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği roket ve insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırıya uğradı. Saldırılardan birinde kompleks içindeki bir iletişim sistemi hedef alındı.

Bir güvenlik kaynağı, kompleks içindeki ABD hava savunma sistemi ‘C-RAM’ın, hedefini isabetli bir şekilde vuran İHA’yı durduramadığını belirtti; güvenlik yetkilileri bu gelişmeyi dikkat çekici buldu. Basında yer alan haberlere göre saldırının ardından diplomatik kompleksin içinde yangın çıktı, ayrıca füzelerden biri elçilik içindeki helikopter pistini vurarak maddi hasara yol açtı. Yeşil Bölge çevresinde yaşayanlar, büyükelçiliğin son yıllarda maruz kaldığı bu en şiddetli saldırıda, birkaç güçlü patlamanın sesinin yakındaki konut binalarını sarstığını söyledi. Gözlemciler, saldırıların art arda gelmesinin Irak'ta güvenlik durumunun daha da tehlikeli bir aşamaya girdiğinin işareti olduğunu düşünüyor.


Lübnan ve İsrail doğrudan müzakerelere yaklaştı

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)
TT

Lübnan ve İsrail doğrudan müzakerelere yaklaştı

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)

Lübnan ve İsrail dün ateşkes sağlamak amacıyla ilk tur doğrudan müzakerelerini gerçekleştirmeye bir adım daha yaklaştı, ancak düzenlemeler henüz kesinleşmedi. Lübnan bakanlık kaynakları Şarku’l Avsat'a, bir toplantı yapılması konusunda anlaşmaya varıldığını ancak tarih ve yerin henüz belirlenmediğini, Kıbrıs ve Fransa'nın görüşmelere ev sahipliği yapmayı teklif ettiğini söyledi. Kaynaklar ayrıca, Lübnan müzakere heyetinde Şii temsilci bulunmadığı göz önüne alındığında, Meclis Başkanı Nrbih Berri'nin toplantıya Şii bir temsilci göndermeyi kabul edip etmeyeceğinin de belirsiz olduğunu ifade etti.

Meclis Başkanı Nebih Berri, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, müzakereler ve Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın girişimiyle ilgili olumlu bir yanıtın iki temel koşulun yerine getirilmesine bağlı olduğunu belirtti: "Birincisi, ateşkes, ikincisi yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşü" diyerek daha fazla ayrıntıya girmenin "erken" olduğunu belirterek kaçındı.

Bu arada, BM Genel Sekreteri António Guterres dün Beyrut'ta yaptığı açıklamada, Hizbullah ile İsrail arasındaki Lübnan savaşını sona erdirmek için "diplomatik kanalların" mevcut olduğunu söylerken, aynı zamanda uluslararası toplumu Lübnan devletini destekleme çabalarını ikiye katlamaya çağırdı.