Yemen: Halk Taiz kuşatmasının kaldırılmasını talep ediyor

Yemenlilerden ‘Taiz kuşatmasının sona erdirilmesi ve barışın sağlanması’ çağrısı

BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg Salı günü New York'ta Güvenlik Konseyi'ne brifing verdi (Birleşmiş Milletler)
BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg Salı günü New York'ta Güvenlik Konseyi'ne brifing verdi (Birleşmiş Milletler)
TT

Yemen: Halk Taiz kuşatmasının kaldırılmasını talep ediyor

BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg Salı günü New York'ta Güvenlik Konseyi'ne brifing verdi (Birleşmiş Milletler)
BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg Salı günü New York'ta Güvenlik Konseyi'ne brifing verdi (Birleşmiş Milletler)

Yemen hükümeti, Husi milislerine Taiz kuşatmasına son vermeleri ve ateşkesin tüm hükümlerine uymaları için baskı yapılması konusunda uluslararası topluma çağrısını yineledi.
BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg, ateşkesin kararlılığı konusunda iyimserliğini dile getirdi. Grundberg önümüzdeki altı hafta boyunca güvenlik ve ekonomik yollara ilişkin müzakereleri başlatmaya çalışacağını açıkladı.
Yemen hükümeti, Yemen Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Abdullah es-Sadi aracılığıyla, "çatışmayı sona erdirmek için kapsamlı ve sürdürülebilir bir barışa ulaşma konusundaki kararlılığını ve Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg'in çabalarını başarılı kılmak için mümkün olan her şeyin yapılacağını" teyit etti.
Bu açıklama, önceki gün Yemen'deki gelişmelere ilişkin düzenlenen Güvenlik Konseyi toplantısında geldi.
ABD'nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Linda Thomas Greenfield aynı toplantıda şunları söyledi: “Ateşkesin altmış gün daha uzatılması sayesinde umutlanmak için bir neden var. Bu, Yemen'in yıllardır sahip olduğu barış için en iyi şans. ABD Başkanı Joe Biden'ın önümüzdeki ay bölgeye yapacağı ziyaretin ana odak noktası bu ilerlemeyi geliştirmek olacak. Bu eşsiz andan yararlanmak, son kazanımları pekiştirmek ve uzun zamandır beklenen siyasi çözümün temellerini atmak gerek. Önümüzdeki iki ay, uzun vadeli barış çabaları için kritik öneme sahip. Tüm taraflar Özel Temsilci ile ‘tam iş birliği’ yaparak kapsamlı bir siyasi süreç başlatmak için ateşkesin üzerine koymalı.”
BM Yemen Özel Temsilcisi de kendi adına, ateşkesin devam etmesinin faydalarını sıralayarak ofisinin geçtiğimiz ay elde ettiği başarılara değindi. Yemen hükümeti tarafından onaylanan ‘Taiz'deki kuşatmayı kaldırma’ önerisine Husilerin yanıtını beklediğini söyleyen Grundberg, “Husiler ‘gecikmeden’ teklife yanıt vermeli.” dedi.
BM Temsilcisi, ateşkesin çökmesinden duyduğu korkuyu dile getirerek, “Geçtiğimiz haftalar ateşkesin kırılganlığını ortaya koydu. Maddelerinin uygulanmasındaki gecikme, ateşkesi tamamen yok etme tehdidinde bulundu. Ayrıca takas politikasına başvurmak, ateşkesin bir maddesinin uygulanmasını diğer bir maddesinin uygulanmasına bağlamak ve gerilimli medya söyleminin kullanılması ateşkesin altını oymaktadır.” dedi.
Grundberg, “gelir yönetimi, kamu sektörü maaşları, seyahat belgeleri ve sürdürülebilir bir ateşkese erişim gibi” tartışmalı konuların masaya yatırıldığını söyleyerek, bunları “yönetimle bağlantılı siyasi konular” olarak nitelendirdi.
BM yetkilisi görüşmelerde “ateşkesi sürdürülebilir bir ateşkese dönüştürme ihtiyacı üzerinde” anlaşmaya varıldığını vurguladı.
Önümüzdeki altı hafta için planını açıklayan BM Yemen Temsilcisi, “Önümüzdeki bir buçuk ay boyunca iki alanda çaba göstereceğim: Birincisi, Taiz ve diğer valiliklerde yolların açılması da dahil olmak üzere ateşkes maddelerinin uygulanmasını ve güçlendirilmesini sağlamak için taraflarla birlikte çalışacağım. İkincisi acil ekonomik ve güvenlik ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler elde etmek için çalışacağım. Bu nedenle ekonomik ve güvenlik alanında müzakerelere başlamayı planlıyorum. Bu çalışma siyasi bir bağlama dayanmalı ve siyasi bir çözüme yönelik olmalıdır.” dedi.
Yemen Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Abdullah es-Sadi, mevcut ateşkesi “kapsamlı bir ateşkes ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2216 sayılı kararından oluşan üç referansa dayalı siyasi bir çözüme ulaşmak için istişarelerin yeniden başlatılması yönünde ileri bir adım” olarak nitelendirdi.
Sadi, “Yemen Başkanlık Konseyi'nin ateşkesi iki ay daha uzatmayı onaylaması, Yemen halkının acılarını hafifletme konusundaki kararlı duruşu ve yaklaşımından ve insani konularda takas veya uzlaşmayı reddetmesinden kaynaklanıyor. Husi milisleri ilan edilen ateşkes altındaki taahhütlerini reddetmeye ve barış yolunda ilerlemeye yönelik uluslararası çabaları engellemeye devam ediyor. Bu da insani krizi derinleştiriyor.” dedi.
Taiz dosyasında Husi milislerinin uzlaşmazlığına dikkat çeken Yemenli delege, “Ateşkesin ilk iki ayında Hudeyde limanında petrol ürünlerinin vergi ve gümrük gelirlerinden 90 milyardan fazla Yemen riyali (dolar yaklaşık 600 riyal) elde edildi. Husiler bu gelir ile kamu sektörü çalışanlarının maaşlarını ödemeyi reddetti. Bu gelirleri savaşını, saldırılarını ve özel zenginleşmesini finanse etmek için kullanmaya devam etti.” diye konuştu.
Husi milisleri çeşitli cephelerde her gün ihlaller gerçekleştirmesine rağmen hükümetin ateşkesin başlamasından bu yana kendine hakim olma politikasına bağlı kaldığını söyleyen Sadi, “Milisler ateşkesin ilk iki ayında topçu bombardımanı, seferberlik, kuvvet transferi, dronların uçurulması ve bombalanma ihlalleri ile ateşkesin ilk iki ayında 72 kişinin ölümüne ve 267 kişinin yaralanmasına sebep oldu. Husilerin, BM ateşkesini tekrar tekrar ihlal etmesi, barış çabalarına yanıt vermeleri için milislere baskı yapma konusunda uluslararası toplumu ve BM Güvenlik Konseyi'ni gerçek bir sınavın önüne koyuyor.”

Kuşatmayı sona erdirmek için hatırlatma
Yemen BM Daimi Temsilcisi, 7 yılı aşkın süredir milisler tarafından uygulanan acımasız kuşatma sonucunda 4 milyondan fazla kişiye ev sahipliği yapan Taiz’de sivillerin her gün çektiği acılara vurgu yaptı. Sadi, Husi kuşatmasını "savaş suçu, insanlığa karşı suç ve uluslararası yasa ve sözleşmelerin açık ihlali" olarak nitelendirdi.
Ülkesinin uluslararası toplumun öncelikleri listesinin başında tutulması için çağrıda bulunan Yemenli delege, “Kalkınma öncelikleri ve ihtiyaçlar tüm insani müdahalelere entegre edilmeli, erken iyileşmeye yardımcı olmak ve özellikle mevcut uluslararası koşullar ve gıda fiyatlarındaki önemli artış ışığında insani krizle yüzleşmek için daha fazla destek sağlanmalı.” diye konuştu.
Husileri sözde yaz kurslarında on binlerce çocuğu toplamaya devam etmekle suçlayan Sadi, “Bu çocuk haklarının, ulusal yasaların ve mevzuatın ve uluslararası tüzüklerin açık ihlalidir. Milisler çocukları savaş cephelerine götürmek amacıyla zihinlerini İran'dan ithal edilen aşırıcılık fikirlerle ve ölüm, şiddet ve nefret sloganlarıyla yıkıyorlar. Bu, milislerin yeni bir tırmanma döngüsüne hazır olduğunu ve yürürlükteki ateşkes ışığında çocukları savaşları için yakıt olarak kullandıklarını gösteriyor. Maalesef uluslararası toplum, en büyük çocuk istihdamı karşısında sessiz kalıyor ve bu suçun Yemen, bölge ve dünya üzerindeki tehlikelerini ve doğal yaşam haklarından mahrum bırakılan binlerce Yemenli çocuk üzerindeki yıkıcı etkilerini görmezden geliyor.” değerlendirmelerinde bulundu.
Yemen hükümetinin Birleşmiş Milletler'in çabalarına tam desteğini yineleyen Sadi, “Hudeyde açıklarında demirli haldeki Safir petrol tankeri meselesinde yaklaşan çevresel, insani ve ekonomik felaketi önlemek için BM çabalarının başarısı adına tüm olanakları sağlayacağız.”

Safir tankeri krizi sürüyor
Safir petrol tankeri meselesi etkileri Yemen'i aşacak ve uluslararası denizcilik rotaları ve Kızıldeniz'e kıyısı olan ülkeler için tehlike oluşturacak boyutta.
Aynı bağlamda, BM Temsilcisi Hans Grundberg, Güvenlik Konseyi üyelerine Yemen’de gösterdiği çabalar hakkında şunları söyledi: “Ateşkes askeri olarak ayakta; anlaşmanın başlangıcından bu yana Yemen'de teyit edilmiş herhangi bir hava saldırısı ve sınır ötesi herhangi bir saldırı olmadı. Sivil kayıplarda da önemli bir azalma oldu. Ancak, çocuklar dahil olmak üzere sivillerin daha önce erişilemeyen cephe hatlarına girmesi sonucunda, kara mayınları ve patlamamış mühimmat kurbanlarının sayısında talihsiz bir artış var.”



İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
TT

İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.

Refah sınır kapısından geçiş yapacak hastalar ve yaralılar için yapılan geçiş düzenlemeleri iptal edildi

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze: “Al-Sharq Al-Awsat”

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.


Epstein dosyaları, dondurulmuş Libya varlıkları konusunu yeniden gündeme getirdi

Libya parlamentosunun dondurulmuş fonlar dosyasıyla ilgilenen komitesi, geçtiğimiz ocak ayında Yunanistan Parlamentosu Savunma Komitesi Başkanı’yla bir görüşme gerçekleştirdi. (Temsilciler Meclisi)
Libya parlamentosunun dondurulmuş fonlar dosyasıyla ilgilenen komitesi, geçtiğimiz ocak ayında Yunanistan Parlamentosu Savunma Komitesi Başkanı’yla bir görüşme gerçekleştirdi. (Temsilciler Meclisi)
TT

Epstein dosyaları, dondurulmuş Libya varlıkları konusunu yeniden gündeme getirdi

Libya parlamentosunun dondurulmuş fonlar dosyasıyla ilgilenen komitesi, geçtiğimiz ocak ayında Yunanistan Parlamentosu Savunma Komitesi Başkanı’yla bir görüşme gerçekleştirdi. (Temsilciler Meclisi)
Libya parlamentosunun dondurulmuş fonlar dosyasıyla ilgilenen komitesi, geçtiğimiz ocak ayında Yunanistan Parlamentosu Savunma Komitesi Başkanı’yla bir görüşme gerçekleştirdi. (Temsilciler Meclisi)

Dondurulmuş Libya varlıkları dosyası, ABD Adalet Bakanlığı’nın cinsel istismar suçlarından hüküm giymiş Amerikalı iş insanı Jeffrey Epstein’e ilişkin yeni bir belge grubunu yayımlamasının ardından yeniden gündeme geldi.

Söz konusu dosyalarda Libya’ya ilişkin yer alan iddialar, Libyalılar arasında endişe ve soru işaretlerine yol açtı. Belgelerde, Epstein’in Temmuz 2011’de, İngiliz ve İsrail istihbarat servislerinin desteğiyle, ülke dışında bulunan ve dondurulmuş durumdaki Libya varlıklarını hedef almaya çalıştığı öne sürüldü.

Ancak Libya Ulusal Geçiş Konseyi’nin eski Başkan Yardımcısı Abdulhafız Goga, bu iddiaları yalanladı. Goga, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Bu iddiaların kesinlikle hiçbir doğruluk payı yok. Söz konusu fonlar uluslararası mali mekanizmalar çerçevesinde yönetiliyordu” dedi. Gündeme gelen bilgileri ‘yalnızca değerlendirme ve tahminlerden ibaret’ olarak nitelendiren Goga, bunların ‘herhangi bir kesinlik ifade etmediğini’ vurguladı.

Söz konusu dönemde Libya’daki en üst düzey ikinci yetkili olan Goga, bu tür sızıntıların amacının ‘zaten istikrarsız olan Libya’daki durumu daha da karmaşık hale getirmek’ olduğunu ifade etti.

zcdfrgt
Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, geçtiğimiz aralık ayında Libya Yatırım Otoritesi (LIA) Mütevelli Heyeti ile yaptığı toplantıda (Libya Yatırım Otoritesi sayfası)

Libya’ya ait yurt dışındaki varlıklar, 2011 yılında merhum lider Muammer Kaddafi yönetimine karşı başlatılan ‘devrimin’ ardından, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 1970 ve 1973 sayılı kararları uyarınca dondurulmuştu. Bu kapsamda, küresel bankalara dağılmış mevduatlar, egemen fonlar ve mali yatırımlardan oluşan varlıkların toplamının yaklaşık 200 milyar dolar olduğu belirtilirken, eski Başkanlık Konseyi bu tutarın yaklaşık 67 milyar dolara gerilediğini açıklamıştı.

Ancak Epstein dosyalarının yayımlanmasının ardından bu varlıklara ilişkin endişeler yeniden gündeme geldi. Bu endişeleri dile getiren isimlerden biri olan, Dış Yatırımlar ve Uzun Vadeli Portföy Şirketi’nin eski başkanı Dr. Halid ez-Zentuti, söz konusu iddiaların ve benzeri girişimlerin yaşanmış olabileceğini dışlamadığını belirterek, ‘2011’den bu yana varlıkları hedef alan tekrarlayan girişimler bulunduğuna’ dikkat çekti.

Zentuti, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Afrika ülkeleri başta olmak üzere çeşitli ülkelerde Libya’ya ait yatırım kuruluşlarına bağlı varlık ve gayrimenkullerin müsaderesine yönelik davalar söz konusu. Ayrıca Avrupa mahkemelerinde, aralarında Avrupa’daki kraliyet ailelerinin de bulunduğu aileler tarafından açılan asılsız davalara dayanan yargı kararları bulunuyor” dedi.

Zentuti, “Libya’daki kırılgan durum, siyasi bölünmüşlük ve ilgili kurumların etkin denetim eksikliği, dondurulmuş Libya varlıklarının hedef alınması için elverişli bir ortam yarattı. Bu durum, bazı tarafları, şirketleri ve devletleri bu fonlardan pay almaya teşvik etti” değerlendirmesinde bulundu. Zentuti ayrıca, Libya içindeki bazı çevrelerin, komisyon ya da rüşvet karşılığında sahte bilgi ve belgeler sunarak bu sürece zımnen dahil olmuş olabileceğini de dile getirdi.

Epstein dosyalarında yer alan mesajlara göre, daha önce İngiliz istihbaratı ve İsrail’in Mossad teşkilatında görev yapmış bazı kişilerin, uluslararası hukuk bürolarıyla yapılan görüşmeler kapsamında, dondurulmuş Libya varlıklarının tespit edilmesi ve geri alınması konusunda yardım sunmaya hazır oldukları ifade edildi.

Libya’ya ait dondurulmuş fonlar, 2011’den bu yana Avrupa’da çeşitli girişimlere konu oldu. Bunların son örneği, geçen yıl Birleşik Krallık Lordlar Kamarası’nda İrlanda Cumhuriyet Ordusu (IRA) mağdurlarına tazminat ödenmesine yönelik tartışmalar olurken, daha önce de Belçika’da Euroclear Bank’ta bulunan yaklaşık 15 milyar euronun üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması için yıllar süren hukuki süreçler yaşanmış ve bu süreçlerde kraliyet ailesinin de rol oynadığı belirtilmişti.

sdf
Trablus'taki Libya Yatırım Otoritesi (LIA) Genel Merkezi (LIA resmi internet sitesi)

Medyada Epstein dosyaları olarak anılan belgelerle ilgili tartışmalar, Libya’da biri batıda Abdulhamid Dibeybe liderliğindeki Ulusal Birlik Hükümeti (UBH), diğeri ise doğu ve güneyin bazı kesimlerini kontrol eden ve Parlamento tarafından desteklenen Usame Hammad hükümeti olmak üzere iki yönetim arasındaki kronik bölünmüşlük ortamında gündeme geldi. Bu durumun, yurt dışındaki dondurulmuş Libya varlıkları dosyasına olumsuz yansıdığı değerlendiriliyor.

Dondurulmuş fonlara yönelik endişelerin artması üzerine UBH geçen yıl, bazı yatırımların süregelen savaşlar nedeniyle durduğu gerekçesiyle tazminat talep eden davaların tespit edilmesinin ardından, çeşitli ülkelerle iş birliği içinde bu varlıkları takip etmek üzere bir hukuk komitesi oluşturdu. Aynı zamanda bir Libya parlamento komitesinin de dosyayı ele almak üzere Batılı ülkelere ziyaretlerini yoğunlaştırdığı belirtildi.

Libyalı siyasi analist Hüsam Feniş, Epstein dosyalarını, yurt dışındaki dondurulmuş Libya varlıklarını hedef alan ve ‘Libyalıların elinde kalan son siper’ olarak gördüğü bu fonlara yönelik gerçek ve süreklilik arz eden girişimler olarak değerlendirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Feniş, siyasi bölünmüşlüğün sürmesinin, bu varlıklarla oynanması ve dış müdahalelere açık hale gelmesi riskini artıracağını öngörerek, parçalanmış bir devlet yapısında, fonları korumaya yönelik komitelerin bireysel çabalarının etkisiz kalabileceğine dikkat çekti.

Kurumların birleştirilmesine kadar geçen süreçte Zentuti, BM Güvenlik Konseyi’nin Libya varlıklarının hukuki olarak korunmasına bağlı kalması gerektiğini vurgulayarak, bu fonların, açık bir yetkilendirme ve uluslararası standartlar çerçevesinde, uzman uluslararası şirketler aracılığıyla yönetilmesi ve değerlendirilmesine izin verilmesi çağrısında bulundu. Zentuti, bunun fonların büyütülmesi ve küresel mali riskler, enflasyon ve değer kaybına karşı korunması için gerekli olduğunu ifade etti.

Öte yandan, Euronews’in internet sitesinde yer verdiği Jeffrey Epstein belgeleri, Temmuz 2011 tarihli bir e-postayı da ortaya koydu. Epstein’in ortaklarından biri tarafından gönderilen mesajda, Libya’daki karışıklıktan yararlanılarak Batılı ülkelerde dondurulan Libya varlıklarının geri alınmasına yönelik planlara işaret edildi. Belgelerde, söz konusu varlıkların tutarının yaklaşık 80 milyar dolar olduğu, bunun 32,4 milyar dolarının ABD’de bulunduğu, gerçek değerinin ise bu rakamın üç ya da dört katına ulaşabileceği öne sürüldü.


Seyfülislam Kaddafi öldürüldü... Libya’da kanlı olaylar dizisi

Dibeybe’ye yakın bir tugay, suikastla ilgisi olduğunu yalanladı
Dibeybe’ye yakın bir tugay, suikastla ilgisi olduğunu yalanladı
TT

Seyfülislam Kaddafi öldürüldü... Libya’da kanlı olaylar dizisi

Dibeybe’ye yakın bir tugay, suikastla ilgisi olduğunu yalanladı
Dibeybe’ye yakın bir tugay, suikastla ilgisi olduğunu yalanladı

Libya’nın devrik lideri Muammer Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam’a yakın kaynaklar, dün akşam Zintan kentinde yaşanan silahlı çatışmalar sırasında Seyfülislam’ın hayatını kaybettiğini duyurdu. Kentte meydana gelen olayların ardından ölümünün koşullarına ilişkin çelişkili bilgiler bulunduğu belirtildi.

rgtbhyjuk

Seyfülislam Kaddafi’nin üvey kardeşi Muhammed Kaddafi, kendisine ait olduğu belirtilen Facebook hesabından yaptığı paylaşımla, dün akşam yaşanan ölümü doğruladı. Muhammed Kaddafi paylaşımında, “Kardeşin kaybı çok acı. Bu musibetin ağırlığını kelimeler tarif etmekte yetersiz kalıyor. Onu Allah’a emanet ediyor, rahmetiyle kuşatmasını ve bize sabır ve metanet vermesini diliyoruz” ifadelerini kullandı.

Muhammed Kaddafi ayrıca, “Kardeşimin kaybından duyduğumuz üzüntüyü ailemiz ve sevdiklerimizle paylaşırken, Allah’tan vatanımızı her kaybın ardından telafi etmesini, tüm Libyalılara sabır ve teselli vermesini, bu anların ayrışma ve çekişmeye değil, sağduyuya ve merhamete vesile olmasını diliyoruz” dedi.

Seyfülislam’ın çatışmalar sırasında öldürüldüğü yönündeki anlatımlar ağırlık kazanırken, Muhammed Kaddafi, kardeşinin ‘ani bir felç sonucu’ hayatını kaybettiğini öne sürdü.

Şarku’l Avsat’a konuşan Libyalı bir siyasetçi, Seyfülislam’ın ölümünün “Libya’da yeni bir kan dökülmesi sürecinin önünü açacağı, kaosu artıracağı ve ulusal uzlaşmaya dair tüm umutları sona erdireceği” değerlendirmesinde bulundu.

Seyfülislam’ın avukatı Halid ez-Zaidi de Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ölümü doğruladı ancak ayrıntı vermedi.

Öte yandan, Seyfülislam’ın Libya Siyasi Diyalog Forumu’ndaki temsilcisi Abdullah Osman, Seyfülislam’ın dün akşam ülkenin batısında yaşanan kanlı çatışmaların ardından hayatını kaybettiğini teyit etti.

Bu gelişme, zaten karmaşık olan Libya siyasi tablosunda ani ve köklü bir değişime işaret ediyor. Zira Seyfülislam Kaddafi, temsilcileri aracılığıyla, Başkanlık Konseyi tarafından yürütülen ‘ulusal uzlaşı’ sürecinin etkili aktörlerinden biri olarak görülüyordu.

rbhyju

Libya Ulusal Birlik Hükümeti’ne (UBH) bağlı 444. Muharebe Tugayı, Zintan kentinde yaşanan çatışmalar ve Seyfülislam Kaddafi’nin öldürüldüğüne ilişkin haberlerle herhangi bir bağlantısı olduğu yönündeki iddiaları ‘kesin bir dille’ yalanladı.

Tugaydan yapılan açıklamada, “444. Muharebe Tugayı’nın Zintan kenti içinde ya da coğrafi çevresinde herhangi bir askeri varlığı veya saha konuşlanması bulunmamaktadır. Ayrıca Seyfülislam Kaddafi’nin takibine yönelik tugaya verilmiş herhangi bir talimat ya da emir söz konusu değildir. Bu tür bir görev, askeri ya da güvenlik sorumluluklarımız arasında yer almamaktadır” denildi.

Açıklamada, tugayın Zintan’da yaşananlarla ilgisi olmadığı vurgulanarak, “Orada meydana gelen çatışmalarla doğrudan ya da dolaylı herhangi bir bağımız yoktur” ifadesi kullanıldı.

444. Muharebe Tugayı, medya kuruluşları ve sosyal medya kullanıcılarına da çağrıda bulunarak, bilgilerin aktarımında titiz davranılmasını, resmî açıklamalara dayanılmasını ve ‘kafa karışıklığı yaratmayı, kamuoyunu yanıltmayı amaçlayan söylentilere’ itibar edilmemesini istedi.

Seyfülislam Kaddafi, Muammer Kaddafi’nin ikinci oğluydu ve iktidara geri dönme arayışında olan tek oğul olarak öne çıkıyordu. Ancak 2011’deki ‘devrim’ sırasında, aralarında ülkenin ulusal güvenlik danışmanlığı görevini yürüten Mutasım Billah’ın da bulunduğu üç kardeşi gibi hayatını kaybetti.

ujuj

Kaddafi rejiminin son sözcüsü Musa İbrahim de Seyfülislam Kaddafi’nin ölümünü duyurarak, “Onu haince öldürdüler. O, tüm halkı için birleşik, egemen ve güvenli bir Libya istiyordu. Bir umudu ve geleceği katlettiler, kin ve nefreti ektiler” ifadelerini kullandı.

Musa İbrahim, bunun arkasındaki amacın ‘daha fazla kan dökülmesi, Libya’nın bölünmesi ve ulusal birlik yönündeki her türlü projenin yok edilmesi’ olduğunu savundu.

Açıklamasında, “Seyfülislam’la iki gün önce konuşmuştum; onun gündeminde sadece huzurlu bir Libya ve güvende yaşayan Libyalılar vardı. Filistin ve ümmetin davalarına destek için yazdı ve açıklamalar yaptı. Buna karşın, ülkeyi yöneten ve yabancılar tarafından iktidara getirilenler sessiz kaldı” diyen Musa İbrahim, sözlerini şöyle tamamladı: “Onun en güçlü aday ve ülke genelinde en geniş tabana sahip isim olduğunu biliyorlardı.”

Seyfülislam Kaddafi, Trablus’un 160 kilometre güneybatısında bulunan Zintan kentinde, sıkı güvenlik önlemleri altında yaşamını sürdürüyordu. Yaklaşık 10 yıl boyunca kamuoyunun karşısına çıkmayan Seyfülislam, 2021’de yapılması planlanan seçimler için adaylık başvurusu yapana kadar gözlerden uzak kaldı. Bu süreçte Zintan ile Libya’nın güneyindeki bazı kentler arasında gidip geldiği belirtildi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch – HRW), geçtiğimiz haziran ayında Libya’daki adalet sistemine yönelik sert eleştirilerde bulunmuş ve yetkililerden ‘Seyfülislam’ın tutuklanarak Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) teslim edilmesini’ talep etmişti.

Seyfülislam’ın öldürüldüğüne ilişkin haberlerin ardından, Zintan ve ülkenin kuzeybatısındaki Beni Velid kentlerinde silahlı ve sivil kalabalıkların toplandığı bildirildi. Bu gelişmeler, 444. Muharebe Tugayı’nın suikasta karıştığı yönündeki suçlamalar eşliğinde yaşandı.

Çatışmalar sırasında, Seyfülislam Kaddafi’nin yakın koruması Tuğgeneral el-Acmi el-Uteyri’nin yaralandığına dair bilgiler de kamuoyuna yansıdı. Öte yandan, Zintan’daki bazı yerel güçlerin Seyfülislam’a yönelik tutumunda dikkat çekici bir değişim yaşandı. 12 Ocak’ta, ‘kendisine atfedilen suçların zaman aşımına uğramadığı’ gerekçesiyle adalete teslim edilmesi yönünde çağrılar yapıldığı ve bunun kentte bölünmeye yol açtığı belirtildi.

Zintan kentini kontrol eden silahlı gruplardan biri olan Ebu Bekir es-Sıddık Tugayı, Doğu Libya Parlamentosu tarafından çıkarılan genel af yasası uyarınca Seyfülislam’ı Haziran 2017’de serbest bırakmıştı. Tugayın, Seyfülislam’ı yaklaşık 10 yıl boyunca gözetimi altında tuttuğu, 2021’de seçimlere adaylık başvurusunda bulunmasıyla birlikte kamuoyunun karşısına çıktığı kaydedildi.