Irak, Hava Kuvvetleri’nin kapasitesini artırmak için Fransız Rafale uçaklarını satın almayı planlıyor

Irak'ın halihazırda ABD, Rusya, Kore ve Çekya menşeli 95 savaş uçağı bulunuyor.

Irak Savunma Bakanı Cuma İnad, ülkesinin 14 adet Rafale uçak satın alabilmek için kredi almayı başardığını duyurdu (Reuters)
Irak Savunma Bakanı Cuma İnad, ülkesinin 14 adet Rafale uçak satın alabilmek için kredi almayı başardığını duyurdu (Reuters)
TT

Irak, Hava Kuvvetleri’nin kapasitesini artırmak için Fransız Rafale uçaklarını satın almayı planlıyor

Irak Savunma Bakanı Cuma İnad, ülkesinin 14 adet Rafale uçak satın alabilmek için kredi almayı başardığını duyurdu (Reuters)
Irak Savunma Bakanı Cuma İnad, ülkesinin 14 adet Rafale uçak satın alabilmek için kredi almayı başardığını duyurdu (Reuters)

Muayyid et-Tarfi
Irak hükümeti, Fransız Rafale uçaklarını satın alabilmek için Fransa ile anlaşma imzalamaya hazırlanıyor. Bu konu 2020’den bu yana iki taraftan yapılan bir dizi resmî açıklama ve iki ülkenin savunma bakanlarının anlaşmaya son şeklini vermek amacıyla yaptıkları karşılıklı ziyaretler üzerinden gündemdeydi. Irak bu anlaşmayla Ağustos 1990’daki Kuveyt işgalinden bu yana ilk kez Fransız silah pazarına yeniden geri dönecek.
Irak hükümeti DEAŞ örgütüne karşı 3 yıl süren savaş sebebiyle ordu birliklerinin bazılarında yaşanan eksiklikleri tamamlamak amacıyla obüs, silahlı insansız hava araçları (SİHA), tank ve zırhlı araçları ithal etmek için imzaladığı bir dizi sözleşmeyle ateş gücünü artırmayı planlıyor.

Rafale alımı için kredi
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Irak Savunma Bakanı Cuma İnad, katıldığı bir televizyon programında, ülkesinin 14 adet Fransız yapımı Rafale uçak satın almak için yerel kredi temin etmeyi başardığını söyledi. İnad uçakların adet fiyatının 200 milyon dolar olduğunu belirtti. Iraklı Bakan 4 Kasım 2021’de Fransa’yı ziyaret etti. Bu ziyaret, Bağdat’ın silah kaynaklarını çeşitlendirme planları kapsamında gerçekleştirildi. İnad o dönem yaptığı açıklamada başta Rafale uçakları, hava savunma sistemi ve helikopterler olmak üzere Fransız silahlarını satın almak için prensipte anlaşmaya vardıklarını duyurdu.
Irak'ın halihazırda ABD, Rusya, Kore ve Çekya menşeli 95 savaş uçağı bulunuyor. Bu uçakların hepsi, 2003 sonrası yapılan anlaşmalarla satın alındı.
Ancak uzmanlara göre, bu sayı, özellikle çöl arazilerinin ülke topraklarında geniş yer tutması dikkate alındığında Irak semalarını korumak ve düşman hedeflerini vurma için yeterli değil.
Belki de son yıllarda petrol fiyatlarının düşmesi sonucu ülkenin yaşadığı ekonomik krizler Irak’ı yeni silah satın almaya yönelmesini erteledi. Ancak petrol fiyatlarındaki artış ile geçen yıl ve bu yıl ülkenin dolar rezervlerinde yaşanan finansal bolluk Irak’ı gelişmiş Rafale uçaklarını satın almak için yeniden Fransız tarafına doğru harekete geçirdi.
Bağdat, geçtiğimiz yıllarda hava muharebe kapasitelerini ve helikopterleri geliştirmek için ABD (Bağdat ve Washington arasında daha önce Stratejik Çerçeve Anlaşması imzalanmıştı) Rusya ve Güney Kore ile yaptığı bir dizi anlaşmalar sonucunda bir uçak filosu oluşturdu.
Ancak Bağdat, özellikle ABD liderliğindeki DEAŞ karşıtı Uluslararası Koalisyondan aldığı destekle, 2014'te Irak'ın geniş bir alanını kontrol altına alan DEAŞ’a karşı verdiği savaş, hava gücünü geliştirme ve yenileme ihtiyacını ortaya çıkardı.

Çeşitlilik önemli
Eski Savunma Bakanlığı Müsteşarı ve askeri uzman Safa el-Asam, başta Irak Hava Kuvvetleri olmak üzere Irak silah sisteminin geliştirilmesi ve kaynaklarının çeşitlendirilmesinin önemli olduğunu söyledi. Asm, “Irak silah doktrini 1970’lerden bu yana, Rus silahlarına dayanan bir Doğu doktrini olmuştur. Fakat Irak ordusu 2003’ten sonra Batı silahlarına özellikle de ABD tarafından tedarik edilen silahlara güvendi” dedi.

Eski silahlar
Asam, bazıları 2013 yılına dayanan Irak ordusu silahlarının eskimesinin yanı sıra ABD silahları Irak’ın 19 yıldır birçok silah kategorisinde yaşadığı eksikliği kapatmaya yetmiyor. Irak hava gücünün zayıf olduğunu ve gözlem uçağına ihtiyacı olduğu için istihbarat yönünün zayıf kaldığını söyleyen Asam, ABD’nin Irak’ı silahlandırmada ciddi olmadığını ve bu sebeple Bağdat’ın, Washington’un onayı olmadan, Fransa gibi başka ülkelere yöneldiğini ifade etti.

Sağlıksız durum
Asam, silah menşelerinin değişmesinin eğitmenlerin ve eğitim merkezlerinin sayılarının artması, birçok lojistik meselenin gündeme gelmesi anlamına geleceğini belirterek, “Silah menşelerinin çok fazla dallanıp budaklanması sağlıksız bir durum. Bunun sonucunda bakım onarım, eğitmen ve uzman ekiplerin sayışıcı artacak. F-16’yı kullanan pilotun aldığı eğitim örneğin Rafale uçaklarını kullanacak pilotların eğitiminden farklı. Bu nedenle aynı kategoride hareket sınırlılığı var” diye konuştu.

“Irak yönünü ABD’ye çevirmeli”
Cumhuriyetçi Güvenlik ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Müdürü Mutaz Mahyi Abdülhamid, Irak’ın ulusal bir savunma stratejisi benimsemesi ve uçak satın alma ve mevcut uçak filosunun modernizasyonu konusunda yönünü ABD’ye çevirmesi gerektiğini söyledi. 
Abdülhamid, “Ülke iyi kabul edilen F-16 uçakları satın aldı. Iraklı pilotlar ABD’de bu uçakları kullanma eğitimleri aldı. Irak ABD ile askeri sözleşmesine bağlıdır. Amerikan yapımı uçaklar talep etmesi ve elindekilerin modernizasyonunu yapması daha iyi olur. Irak, Savunma Bakanlığı’nın ortaya koyacağı bir ulusal savunma stratejisi benimsemeli ve Irak ordusunun elindekini yenilemek için çalışmalıdır. DEAŞ ile savaşta kullanılan silahların büyük bir kısmı tükendi. Irak şehirlerini kurtarmak için terör örgütüyle girilen şiddetli çatışmalar nedeniyle Irak ordusuna ait araç ve ekipmanlar büyük oranda zarar gördü. Bazılarının tekrar hizmete alınması zor. Irak ordusu 14 tümen, hava, kara ve deniz gücü, hava savunma komutanlıkları, Askeri İstihbarat Kurumu ve diğer kurumlardan oluşuyor. Ordu mensubu 350 bin asker ve subay var. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi hariç Irak’ın çeşitli bölgelerinde taburları var” diye konuştu.

Üsler ve askeri eğitmenler
Abdülhamid, konuşmasının devamında şunları kaydetti:
“Irak'ın yeni piyade silahları ithal etmedi bunun yerine ABD’den aldığı eski silahları korudu. Irak'ın SİHA ve diğerlerinden korumak için yeni bir hava savunma sistemi satın almakla ilgilenmeli. 2003 yılında Saddam Hüseyin rejiminin düşmesinden bu yana Irak her türlü hava ihlalini önleyebilecek gelişmiş ve modern ve savunma sistemleriyle donatılmadı. Bu iş Irak’ı kısa menzilli hava savunma sistemleri ve eski ordudan kalan ve onarılan kalıntılardan olan uçaksavar toplarla donatmakla sınırlı kaldı. Rafale uçakları gelişmiş uçaklar. Bu uçaklar belirli standartlara sahip üslere ve özel alanlara ihtiyaç duyan özel kriterlere sahip. Irak Rus ve Amerikan uçakları kullanıyordu. Fransız uçaklara yönelmek, yeni teknikerlere ve uzmanlara ihtiyaç olacağı ve pilotların bunlardan eğitim alacağı anlamına gelir.”

Stratejik bir adım
Gazeteci Basim eş-Şara, “Rafale anlaşması Irak-Fransız ilişkilerinin güçlenmesini ve Fransa’nın Irak’a son yıllarda verdiği desteği temsil edecek. Fransa Irak’ın bu uçaklara sahip olması için tüm yolları denedi. Çünkü Fransa iki ülke arasındaki askeri işbirliğinin, bölgenin istikrarı ve Fransız varlığının güçlendirilmesi açısından önemli bir rolü olduğunu düşünüyor. Fransa ayrıca İran destekli olanlar da dahil olmak üzere Iraklı silahlı gruplarla iyi ilişkilere sahip” dedi.

Uluslararası toplumun güveni
Şara bu anlaşmanın Irak hava gücünün kabiliyetlerini artıracağını, terör örgütleriyle ve silahlı gruplarla mücadelesini daha da güçlendireceğini söyledi. Şara anlaşmanın ayrıca Irak devletinin güvenlik ve stratejik işbirliği konularında kendisine güvenilecek bir ülke olduğuna dair uluslararası topluma güven mesajı vereceğini dile getirdi. Şara, Irak’ın İran’ın ABD ve bölgedeki bazı ülkelere karşı kullandığı bir baskı kartı haline gelmesi sebebiyle Bağdat’ın uluslararası toplumun güvenini kaybettiğini belirtti.

Diğer anlaşmalar
Şara Irak hükümetinin, devlete bağlı Irak Ticaret Bankası garantörlüğünde küresel bankalardan aldığı krediyle bu anlaşmayı yapabileceğini ifade etti. Irak hükümetinin daha önce 2021 bütçesi ve Gıda Güvenliği Yasası ile bu krediyi alamadığına işaret eden Şara, bu anlaşmayla Bağdat yönetiminin, DEAŞ ile mücadele döneminde çokça gerileyen Irak ordusunun imkanlarını geliştirecek çeşitli silahlar satın almak için ABD, Fransa ve İngiltere ile yeni bir dizi sözleşme imzalayabileceğini kaydetti.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.