Libya: Başağa hükümeti yeni zorluklarla karşı karşıya

Yeni Libya hükümeti, finansman eksikliği ve muhaliflerin çıkardığı zorluklarla karşı karşıya

TM’nin önceki gün Başağa hükümetinin bütçesini onayladığı oturum (Libya Temsilciler Meclisi)
TM’nin önceki gün Başağa hükümetinin bütçesini onayladığı oturum (Libya Temsilciler Meclisi)
TT

Libya: Başağa hükümeti yeni zorluklarla karşı karşıya

TM’nin önceki gün Başağa hükümetinin bütçesini onayladığı oturum (Libya Temsilciler Meclisi)
TM’nin önceki gün Başağa hükümetinin bütçesini onayladığı oturum (Libya Temsilciler Meclisi)

Fethi Başağa liderliğindeki Libya İstikrar Hükümeti (LİH), Tobruk merkezli Libya Temsilciler Meclisi’nin (TM) Sirte kentinde 2022 yılı için 89 milyar Libya dinarını aşan genel bütçe yasa tasarısını onaylanmasının ardından çok çeşitli engellerle karşı karşıya kaldı.
Finansman eksikliği Başağa hükümetinin hızla çözmesi gereken en önemli zorluklardan biri. Libya Merkez Bankası Başkanı Sıddık el-Kebir, TM Sözcüsü Abdullah Buleyhık’ın, “meşru hükümet için bütçe sağlamak adına önümüzdeki günlerde alacağı önlemlerden” bahsettiği bir dönemde yeni değişkenlerle olumlu ve ya olumsuz ilgilenmedi.
Buleyhık önceki akşam yaptığı açıklamada, bazılarının kendilerini sürüklemeye çalıştığı şeyden yani silahlı çatışmadan uzak yasal olarak işlerin yürütülmesi adına hükümeti destekleneceklerini söyleyerek, “TM, seçimlere ulaşmak amacıyla çalışmalarını kısa sürede yürütmek için hükümeti her şekilde desteklemeye devam edecek” ifadelerini kullandı. Bu bağlamda Başağa hükümeti, Abdulhamid ed-Dibeybe başkanlığındaki Ulusal Birlik Hükümeti’nden (UBH) iktidara geçmek için Trablus’a giremeyince görevlerini Sirte’den yürütmeye başladığını bildirdi.
UBH Sözcüsü Muhammed Hammuda, bütçenin onaylanmasına ilişkin yaptığı açıklamada, “Dibeybe hükümeti, Başağa hükümetinin bütçesini tanımayacak” şeklinde konuştu.
Hammuda önceki akşam düzenlenen basın açıklamasında, TM’nin bu onaylamasının seçime erişimi engellemeye yönelik tek taraflı bir adım olduğunu dile getirerek, “Meclis, oldu bittiyi dayatmak amacıyla Danıştay ile anayasal zeminde uzlaşmayı engellemeyi amaçlıyor” dedi.
Libya Merkez Bankası'nın Başağa hükümetinden bağımsız bir finans kurumu olduğunu ve Libyalılara ait olduğunu” belirten Hammuda, hükümetin “Libya'da başka hiçbir hükümeti tanımayacağını, yetkinin ancak halk tarafından seçilen bir hükümete devredileceğini” vurguladı.
Devlet gelirleri konusundaki anlaşmazlık, geçtiğimiz Nisan ayından bu yana petrol pompalamanın durdurulmasıyla Libya’da 11 yıldır hüküm süren şiddetli kaosu sona erdirebilecek herhangi bir siyasi çözümü engelleyerek, Libya'yı yeniden idari bölünmeye sürüklemekle tehdit ediyor.
 Trablus merkezli olan Libya Merkez Bankası, ülkedeki petrol gelirlerinin uluslararası kabul gördüğü tek yer. Merkez Bankası Dibeybe hükümetini finanse etmenin yanı sıra önceki anlaşmalar uyarınca, çatışmanın farklı taraflarından savaşçıların da maaşları da dahil olmak üzere, Libya'nın bölünmüş siyasi yelpazesindeki çalışanlara maaş ödüyor.
Merkez Bankası'nın yeni hükümeti finanse etmeyi reddetmesi halinde Temsilciler Meclisi'nin ülkenin doğusundaki Banka Başkan Yardımcısı'ndan bütçeyi finanse etmesini istemesi bekleniyor. Ancak bu önlem, bölünmeyi derinleştirecek ve uluslararası kuruluşların yaklaşık bir buçuk yıldır aradığı bankayı birleştirme fırsatını boşa çıkaracak.
Nisan 2021 Temsilciler Meclisi UBH’nin önerdiği bütçe planını reddederek, üzerinde değişikler yapması için hükümete geri göndermişti.
Gerekli finansmanın olmamasına ek olarak, Başağa hükümeti özellikle Trablus'ta muhaliflerinin zorluklarıyla karşı karşıya. Çünkü daha önceki deneyimler, silahlı milisler, ülkeyi gerilimin eşiğine sürükleyen Başağa ve Dibeybe arasındaki siyasi İslam’a bağlı akımlar başkente dönmeyi zorlayan konular.



Gruplar Gazze'yi yeni bir savaştan kurtarmak konusunda anlaştı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında dün Filistinli bir çocuk (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında dün Filistinli bir çocuk (AFP)
TT

Gruplar Gazze'yi yeni bir savaştan kurtarmak konusunda anlaştı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında dün Filistinli bir çocuk (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında dün Filistinli bir çocuk (AFP)

İsrail, 10 Ekim'de yürürlüğe giren Gazze Şeridi'ndeki ateşkeste ihlallerini artırırken, müzakere sürecine katılan ve halen katılmakta olan Hamas ve Filistinli grupların kaynakları, liderlerinin arabulucuların İsrail'i anlaşmanın şartlarına uymaya ve anlaşmayı uygulamaya zorlama konusunda yetersiz ve aciz olduğunu düşündüğünü söylüyor.

Arabulucular ve diğer taraflarla devam eden iletişimin birçok ayrıntısına ve perde arkasına aşina olan kaynaklar, Şarku'l Avsat'a, Filistinli grupların bu ihlaller konusunda sabırlarının tükenmekte olduğu konusunda hemfikir olduklarını, ancak aynı zamanda bu ihlallere askeri olarak yanıt verme kapasitelerinin olmadığını da kabul ettiklerini söyledi.

Kaynaklar, savaşa geri dönme ihtimalinin ortadan kaldırılması gerektiği konusunda görüş birliği olduğunu belirtiyor.


Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek için gösteri düzenledi

Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek gösterisi düzenledi (DPA)
Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek gösterisi düzenledi (DPA)
TT

Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek için gösteri düzenledi

Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek gösterisi düzenledi (DPA)
Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek gösterisi düzenledi (DPA)

İsrail ve Hamas arasında iki yıldan uzun süredir devam eden kanlı savaşın harap ettiği Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilere destek olmak için dün Paris'te binlerce kişi gösteri düzenledi.

Organizatörlerin yaklaşık 50 bin, Paris polisinin ise yaklaşık 8 bin 400 kişi olduğunu tahmin ettiği kalabalık, "Gazze, Gazze, Paris seninle" ve "Paris'ten Gazze'ye direniş!" gibi sloganlar atarak yürüdü. Filistin bayrakları ve "Filistin, sessiz kalmayacağız" ve "Soykırımı durdurun" yazılı pankartlar taşıdılar.

Yürüyüşe, başta Boyun Eğmeyen Fransa Partisi lideri Jean-Luc Mélenchon olmak üzere birçok sol görüşlü siyasi isim katıldı.

Fransa-Filistin Dayanışma Derneği Başkanı Anne Tuyon, ateşkesin 10 Ekim'de yürürlüğe girmesinden yedi hafta sonra AFP'ye yaptığı açıklamada, "Henüz hiçbir şeyin yolunda olmadığını unutmamalıyız" dedi. Dernek, gösteriye çağrıda bulunan 80 STK, siyasi parti ve sendikadan biri.

frgt
Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek gösterisi düzenledi (DPA)

"Ateşkes sadece bir sis perdesi... İsrail bunu her gün ihlal ediyor, Gazze'ye insani yardımların girmesini engellemeye devam ediyor ve Gazze'deki altyapıyı ve evleri yıkmaya devam ediyor. Kalıcı bir ateşkes ve soykırımın sona ermesini talep ediyoruz."

ABD'nin arabuluculuğunda varılan ateşkes anlaşmasının şartları uyarınca, İsrail ordusu Gazze Şeridi'nden "sarı hat"ın gerisine çekildi ve bu hat, İsrail'e bölgenin yüzde 50'sinden fazlasının kontrolünü hâlâ sağlıyor.

Ancak, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te İsrail'e saldırmasının ardından patlak veren savaşta ateşkes son derece kırılgan olmaya devam ediyor.

Anne Tuyon, "İsrail'in uluslararası hukuka uymasını sağlamanın tek yolu yaptırımlar uygulanmasıdır" diyerek, işgal altındaki Batı Şeria'da yerleşimci şiddetinin "eşi benzeri görülmemiş boyutlara" ulaştığı "yerleşim faaliyetlerindeki şaşırtıcı hızlanma"yı kınadı.

Tam adını vermek istemeyen 72 yaşındaki Saliha, Gazze'deki "soykırıma" karşı düzenlenen bir yürüyüşe katılmak için geldiğini söyledi.

"Tüm insanlık çaresizce izliyor. Bu tam bir dokunulmazlık," diyerek, "İnsanların bunu görüp de hiçbir şey yapamaması son derece şok edici. Yapabileceğimiz tek şey seferber olmak" ifadelerini kullandı.

İsminin açıklanmasını istemeyen 42 yaşındaki Bertrand ise perşembe günü işgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Cenin'de İsrail polisi ve ordusunun ortak operasyonunda öldürülen iki adamın videolarının da kanıtladığı gibi, "katliam ve soykırımın devam ettiğini" söyledi. Birleşmiş Milletler, "bir başka yargısız infaz gibi görünen" olayın soruşturulması çağrısında bulundu.

Protestocular, ekonomik ve mali yaptırımların olmaması nedeniyle, "Sokaklarda ve seçilmiş yetkililer aracılığıyla baskı yapmaya devam etmeliyiz" diye düşünüyor.


İsrail'in saldırıları, Lübnan halkının günlük hayatını felç ediyor

Lübnanlı askerler, Hizbullah’ın askeri kanadının lideri Heysem et-Tabtabai suikastında hedef alınan güney banliyölerindeki binanın çevresine güvenlik kordonu oluşturdu (AP)
Lübnanlı askerler, Hizbullah’ın askeri kanadının lideri Heysem et-Tabtabai suikastında hedef alınan güney banliyölerindeki binanın çevresine güvenlik kordonu oluşturdu (AP)
TT

İsrail'in saldırıları, Lübnan halkının günlük hayatını felç ediyor

Lübnanlı askerler, Hizbullah’ın askeri kanadının lideri Heysem et-Tabtabai suikastında hedef alınan güney banliyölerindeki binanın çevresine güvenlik kordonu oluşturdu (AP)
Lübnanlı askerler, Hizbullah’ın askeri kanadının lideri Heysem et-Tabtabai suikastında hedef alınan güney banliyölerindeki binanın çevresine güvenlik kordonu oluşturdu (AP)

Lübnanlılar, hayatlarını kritik bir dönemeçte kısıtlayan bir belirsizlik dönemi yaşıyor. Genel ruh halleri iki tarihte birleşiyor. Bunlardan birincisi dün başlayan ve 2 Aralık 2025'te sona erecek olan Papa XIV. Leo'nun Beyrut ziyareti, ikincisi yıl sonuna kadar Hizbullah'ın silahlarını teslim etmesi sorununu çözmek için ABD tarafından verilen sürenin dolduğu son tarih.

Bu iki uç nokta arasında, bölgeler, mezhepler ve sınıflar arasında ortak bir endişe hali hakim. Bu durum, yurtdışında yaşayanlar ve yerel halkın ifadeleriyle de açıkça görülüyor. Artık siyasi takvimler, seyahatten işe ve kutlamalara, günlük planlara kadar kişisel kararların ritmini belirliyor.

Psikolog Dr. Davud Ferec, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “Lübnan halkı, belirleyici anlar olarak gördükleri iki takvimle meşgulken şu anda savaş kaygısının doruk noktasını yaşıyor” diyerek durumu kendi yorumuyla açıklıyor.

Dr. Ferec, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Genel olarak, kararın halkın elinde olmadığı, halkın kararı etkileme gücünün olmadığı, halkı koruyacak önleyici planların olmadığı ve halkın güvenlik hissi verecek psikolojik alternatiflerin olmadığı kanısı var. Bu yüzden beklemek bir yaşam biçimi haline geliyor.”