Sömürgeciliğin rahminden doğan bir Afrika dini hareketi: Rastafarilik

1974 Darbesi ile devrilen ve izleri yok edilmeye çalışılan Son Etiyopya İmparatoru’nun adını taşıyor ve çok az kişi tarafından ilkeleri benimseniyor.

Rastafari inancı, 1930'larda Afroasyalar'ın beyaz egemenliğinden kurtulmayı amaçlayan duyguların zirvede olduğu bir zamanda ortaya çıktı
Rastafari inancı, 1930'larda Afroasyalar'ın beyaz egemenliğinden kurtulmayı amaçlayan duyguların zirvede olduğu bir zamanda ortaya çıktı
TT

Sömürgeciliğin rahminden doğan bir Afrika dini hareketi: Rastafarilik

Rastafari inancı, 1930'larda Afroasyalar'ın beyaz egemenliğinden kurtulmayı amaçlayan duyguların zirvede olduğu bir zamanda ortaya çıktı
Rastafari inancı, 1930'larda Afroasyalar'ın beyaz egemenliğinden kurtulmayı amaçlayan duyguların zirvede olduğu bir zamanda ortaya çıktı

Haşim Ali Hamid Muhammed (Afrika Boynuzu üzerine araştırmacı ve yazar)
1920'de Jamaika'da müritlerine ‘kurtuluş gününün yaklaştığını, siyahi bir kralın taç giyeceğini ve Afrika'ya bakmaları gerektiğini’ söyleyen Marcus Garvey adlı siyahi bir aktivistin ‘kehanetini’ doğrulamak için onu bir ilah yaptılar. Bu, İmparator Haile Selassie’nin kendini ‘Kralların Kralı’ olarak taçlandırdığını söylemesinden on yıl önce oldu. Geniş alanları içeren Etiyopya İmparatorluğu’nun tamamı için kendisine ‘Ras Tafari -Prens’ unvanını verdi.

‘Kehanet ve gerçekleşmesi’
Bir zaman sonra Jamaikalılar, davetçilerinin kehanetinin gerçekleştiğine tanık oldular ve istedikleri şey Afrika’nın uzak doğusundaydı. Böylece gözleri Etiyopya'ya ve yeni ‘tanrıları’, vaftiz statüsünü alan, ‘Üçlü Birliğin gücü’ haline gelen ve binlerce mil ötede Jamaika'da Tanrı veya Jah (Mesih'in alternatifi) olarak enkarne olan ‘Ras Tafari’ İmparator Haile Selassie'ye çevrildi. Etiyopya vaat edilen topraklar oldu.
1966 yılında İmparator Haile Selassie, Jamaika'yı ziyaret etti. Havaalanına indiği sırada, Jamaikalı ‘inananlardan’ oluşan büyük bir kalabalık toplandı. Ülkeye birkaç yıldır yağmayan şiddetli yağmurların yağışı ise Marcus Garvey'in ‘kehanetini’ doğruladı.
Ünlü ‘pop’ şarkıcısı Bob Marley'in dul eşi Rita, İmparatoru karşılayanlar arasında bulunduğunu ve Haile Selassie ona elini salladığında, omuzundaki tırnak izlerini gördüğünü söyledi. O anda dini duygularının alevlendiğini fark eden kendisi ve kocasının Rastafari inancını benimsediğini ifade etti. Üç yıl sonra, Rastafariler, İmparator’un onlara bir arsa verip, ülkeye giriş ve ikamet gibi başka sivil ayrıcalıklar tanıdığı Etiyopya'ya taşınmaya başladı.

‘Kurtuluş’ arayışı
Rastafari inancı, Afroasyalar'ın 1930'larda beyaz egemenliğinden kurtulmayı amaçlayan duygular, sömürgeciliğin koşullarının ve siyahilerin yaşamları üzerindeki kötü etkilerinin zirvede olduğu bir zamanda ortaya çıktı. Jamaika'nın yoksul ve sosyal açıdan dezavantajlı toplulukları arasında, orada hüküm süren İngiliz sömürge medeniyetine bir tepki olarak ortaya çıktı. Devrimci ruhu, Latin Amerika ülkeleriyle birlikte tüm Afrika'ya yayıldı. Pan-Afrikanist hareketin ideolojisi, sömürgeciliğe bir tepki ve kurtuluş arayışıydı. Rastafarilik, siyahi ulusal figürler tarafından desteklenen Afrika'ya dönüş hareketinden etkilendi.
Asiliğe ek olarak, Afrikalıların ruhlarında, Batı kültürünün pençesinden tüm kültürel ve dini yönlerinden bağımsız bir yaşama, umuda ve kurtuluşa yönelik güç ruhunu yaymak için okült (doğaüstü inançlar ve uygulamalar bütünü ç.n) ve maneviyat hâkim oldu. ‘Rastafarilik’ dininin takipçilerinin yaşamları, müzik, dans ve avarelik sevgisi ile karakterize edilir. Aradıklarını, ‘Garvey’ ve ‘reggae’ müzisyenleri gibi Afrika'nın Batı köleliğinden kurtuluşu için çağrıda bulunan kutsal şahsiyetlerin öğretilerinde ve sözlerinde buldular. Kendilerine ait bir İncil yorumu vardır. Amaçları aynı olduğu için diğer dinlere de saygı duyarlar.
İnançları da İncil'in özel bir yorumuna dayandığı ve İncil'e atıfta bulunduğu için bazıları ‘Rastafarileri’, İbrahimî inançlar arasında sınıflandırır. İlk ‘peygamber’ olarak Jamaikalı ‘Marcus Garvey’ ve ondan sonra Etiyopya İmparatoru ‘Haile Selassie’, Tanrı'nın vücut bulmuş hali, şarkıcı ‘Bob Marley’ ise, müziği ve melodileri ile ‘Tanrı’nın öğretilerini halka aktardığı kabul edilir.
Bazı kaynaklar, Rastafari inancının belirli dini ibadet ritüellerine sahip olmadığını göstermektedir. Ancak takipçilerinin ‘Reasoning (akıl yürütme) oturumları’ dedikleri seremonileri vardır. Bu oturumlarda, sohbet eder, dua eder, şarkı söyler ve sorunlarını tartışırlar. Seanslara manevi ve meditatif bir atmosfer katmak için esrar (marijuana) içilir. Müziği seremonilerinde kullanırlar. Müzik, seremonilere hâkim olduğunda bunlar, ‘Nyabingi’ olarak adlandırılır.
İnançları hem dini hem de sosyal bir hareket olarak sınıflandırılır. Üyeleri etnik çeşitliliğe sahiptir ve merkezi bir kontrol yetkisine sahip değildir.

Geleneksel Etiyopya kıyafetleri
Rastafarilik inancını benimseyen Benyam Berhanu Kebdi, özel sebeplerle bu inancı terk ettiğini söylüyor. Rastafari toplumundan bahseden Kebdi, kendilerine has özellikleri bulunduğunu ve bazılarının Etiyopya’da plastik sanatlarla ilgilendiğini belirtti. Temelde el becerisi gerektiren başka çalışmalara ek olarak, el dokumasına dayalı geleneksel Etiyopya giyim endüstrisinde ustalaştıklarını ifade etti. Rastafarilerin yemek yeme yöntemleriyle ünlü olduğunu ifade eden Berhanu Kebdi, pek yemek yemediklerini, içmeye ve müzik dinlemeye olan düşkünlüklerinin, sebze, meyve gibi taze yiyecekleri tercih ettikleri yiyeceklerden uzaklaşmalarına neden olduğunu söyledi. Vejetaryenliğe daha yakın olan Rastafariler, domuz eti yemezler.  Manevi seremonilerinde özel bir yaklaşımları var.
Etiyopya'da takipçi çokluğuyla öne çıkmıyorlar. Azınlık olmalarına, parlak renkli giysiler ve örgülü aşırı kıvırcık saçlar eşlik eder. Saçlarını salmak, bakım yapmak ve rasta şeklinde örmek inançlarına göre dini mekanlarla ilişkiyi gösteriyor. Erkekleri, ağırlıklı olarak geleneksel olan ayırt edici kıyafetlerin, çantaları ve el yapımı eşyalarının yanı sıra, şekil ve saç örgüleri bakımından kadınlarına benzer. Pek konuşmayan Rastafariler, izole bir karaktere sahiptirler. Onlarla ikişerli, üçerli veya daha fazla gruplar halinde karşılaşırsınız ve birden çok dilde fısıldayarak sohbet ederler.

Korku ve dehşet motivasyonu
Göreve başlamasından ve Rastafaryanların Etiyopya'da hüküm süren dini ruha ve ona olan inancından önce, geniş dini ve siyasi etkiye sahip Ortodoks Kilisesi'nin inançları doğrultusunda, İmparator Haile Selassie kendisine ‘Tanrı tarafından seçilmiş, Etiyopya Kralı Yahuda Kabilesinin Muzaffer Aslanı’ unvanlarını verdi. Vakur nitelenebilecek bir karaktere sahipti. Resmi oturumlarda misafirlerinin yanına iki aslan eşliğinde çıkardı. Onları evcilleştirdiği, dişlerini çıkardığı ve hareketlerini ağırlaştırdığı söylenir. Haile Selassie’nin konuşmalarında, kemiklerinin ülkesini yeraltından yöneteceğini söylemek de dahil olmak üzere edebi ve retorik ifadeler kullandığı anlatılır. Rastafarilikte İmparator Haile Selassie'nin ‘ilahlığını’ izleyen paradokslardan biri de bu ‘dinin peygamberi’ ve bizzat müjdeci olan Marcus Garvey'in ona inanmaması ve Ras Tafari'ye olan inancından vazgeçmiş olmasıdır.
İmparator Haile Selassie-Ras Tafari'nin dininin tanrısı olarak 44 yıl boyunca görevde kalmasının ardından, Mengistu Haile Mariam liderliğindeki ordu 1974 yılında bir askeri darbe gerçekleştirdi. Bunun ardından yeni Marksist rejimin, imparatorluk dönemini anımsatan her türlü işaretin yok edilmesi düşüncesi ile imparator rejiminden intikam aldı. Yeni rejim, eski monarşiyi devirmek, onun sosyal güçlerini yıkmak ve onu kraliyet ailesinden tecrit etmek için çalışırken, yeni ordunun davranışını kontrol eden faktörler olarak korku ve değişim şeklinde iki güdü tarafından yönlendirildi. Önceki rejimin sembolleri hapsedilirken, diğerleri yurt dışına sürüldü. Dini bir güç olarak baskın Ortodoks Kilisesi’nin egemen olmasının yanı sıra yeni rejim, devletin mülklerini kamulaştırdığı feodal beyleri, sıradan insanlarla eşitleyerek toplumsal köklerinden ayırdı.
İmparator Haile Selassie'nin saltanatının sonuna kadar olan ilahi inancı ile ‘Trinity kuvveti’ olarak temsil etmeye devam ettiği şeyi birbirine bağlayan açıklamalar arasında yeni askeri liderliğin, öldürülmesinden veya ölümünden (nasıl öldüğü bilinmiyor) sonra naaşını gizleme konusundaki abartmaları da bulunuyor. Başkan Mengistu, onun korkusundan kurtulmak için Haile Selassie'nin cesedini, doğrudan ofisindeki bir tuvaletin altına yerleştirdi.

İnanış ve inkâr
Eski Etiyopya Devlet Başkanı Meles Zenawi'nin görevi sırasında, Haile Selassie'nin kalıntıları, 1992 yılında, Bata Mariam Kilisesi'nde bir imparatora uygun bir cenaze töreni düzenlenene kadar korunmak üzere çıkarıldı. Cesedi daha sonra Trinity Katedrali'nde aile üyelerinin yanına gömüldü.
Etiyopya'da ikamet eden bazı Jamaikalılar ve onlara benzeyen birkaç Etiyopyalı dışında birçoğu gözden kaybolmak için Etiyopya'daki Rastafari dinine yönelimlerini terk etti.
Eski bir Rastafari olan Benyam Berhanu, “İmparator Haile Selassie öldüğünde, Addis Ababa'daki birçok Rastafari, özellikle de cesedinin saray tuvaletinin altına uygun olmayan bir şekilde saklanması nedeniyle, onun ölümüne inanan ve onu inkâr edenler arasında bir sersemlik ve inançsızlık durumuyla sarsıldı. Bu, eski Etiyopya Devlet Başkanı Mengistu Haile Mariam ve takipçilerinin aşırılıklarında ne kadar çirkin olduklarını ve dinlere duydukları nefretin boyutunu gösteriyor” dedi.
Kaynaklar, Haile Selassie ve Bob Marley'nin ölümünden sonra 1980’lerden bu yana Rastafari coşkusunda bir düşüş olduğunu gösteriyor. Ancak hareket hala canlı ve dünyanın birçok yerinde var. Rastafarilik, küçük hücresel seviyelerde yönlendirilen, merkezi olmayan bir harekettir.
Rastafarilerin günümüzde üç ana mezhebi veya tarikatı vardır ve bunlar ‘Rastafari Sarayları’ olarak da adlandırılır. Nyabingi tarikatı, Bobo Ashanti tarikatı ve İsrail’in On İki Kabilesi tarikatı. Bu mezheplerin her biri farklı bir Rastafari inancı yorumuna sahiptir. Dünya çapında sayılarının 700 bin ila 1 milyon kişi arasında değiştiği tahmin ediliyor. En büyük toplulukları Jamaika'dadır. Rastafariler çeşitli etnik kökene sahiptir. Çoğu siyahi ve Afrika kökenlidir. Bazı Rastafari mezhepleri yalnızca siyahi üyeleri kabul etmektedir.

Bu yazı Şarku’l Avsat tarafından Independet Arabia’dan tercüme edilmiştir.



İBB Meclisi'ndeki koltuk sayıları belli oldu

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

İBB Meclisi'ndeki koltuk sayıları belli oldu

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Eski İstanbul Büyükşehir Belediye Genel Sekreter Yardımcısı Buğra Gökce, yerel seçimlerin ardından tamamlanan itiraz süreci sonrası İBB Meclisi'nde partilerin koltuk sayılarına ilişkin açıklamalarda bulundu.

İBB Meclisinde son dağılım şöyle gerçekleşti:

CHP : 185 + İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu

AKP : 129

MHP : 2

Gökce sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:

İstanbul’un 39 ilçesinin 25’inde Başkan ve İlçe Meclisi çoğunluğu CHP de. Gaziosmanpaşa’da Belediye Başkanı CHP’li olmasına karşın meclis çoğunluğu ve büyükşehir meclisine gelecek kontenjan üyesi AKP’li. Bahçelievler’de ise Başkan AKP, meclis çoğunluğu ile İBB Meclisine gelen kontenjan birinci üye CHP’li oldu. 316 sandalyeli İBB Meclisi ilk toplantısını 15 Nisan, pazartesi yapacak.

Independent Türkçe


Belçika, Rusya'nın Avrupa Parlamentosu'na ‘müdahalesini’ soruşturuyor

Brüksel'deki Avrupa Parlamentosu binasının içindeki ana salon (Arşiv - Reuters)
Brüksel'deki Avrupa Parlamentosu binasının içindeki ana salon (Arşiv - Reuters)
TT

Belçika, Rusya'nın Avrupa Parlamentosu'na ‘müdahalesini’ soruşturuyor

Brüksel'deki Avrupa Parlamentosu binasının içindeki ana salon (Arşiv - Reuters)
Brüksel'deki Avrupa Parlamentosu binasının içindeki ana salon (Arşiv - Reuters)

Belçika Başbakanı Alexander De Croo bugün (cuma) yaptığı açıklamada, Avrupa Parlamentosu (AP) üyelerinin Kremlin yanlısı propaganda yapmak üzere aldıklarından şüphelenilen fonların ortaya çıkmasının ardından, Belçikalı savcıların Rusya'nın AP'ye ‘müdahalesi’ konusunda soruşturma başlattığını duyurdu.

De Croo, “Adli makamlarımız söz konusu müdahalenin soruşturulduğunu doğruladı. Nakit ödemeler Belçika'da yapılmadı, ancak müdahale Belçika'da yapıldı. Avrupa Birliği (AB) kurumlarının merkezi olarak Belçika, her vatandaşın özgür ve güvenli seçim hakkını koruma sorumluluğuna sahiptir” ifadelerini kullandı.


4 soruda dünyanın en büyük genel seçimleri: Hindistan'da neler yaşanacak?

Uzmanlara göre Modi, yüksek ihtimalle iktidarını üçüncü kez korumayı başaracak (Reuters)
Uzmanlara göre Modi, yüksek ihtimalle iktidarını üçüncü kez korumayı başaracak (Reuters)
TT

4 soruda dünyanın en büyük genel seçimleri: Hindistan'da neler yaşanacak?

Uzmanlara göre Modi, yüksek ihtimalle iktidarını üçüncü kez korumayı başaracak (Reuters)
Uzmanlara göre Modi, yüksek ihtimalle iktidarını üçüncü kez korumayı başaracak (Reuters)

Dünyanın en kalabalık ülkesi Hindistan'da seçim maratonu 19 Nisan'da başlayacak.

1,4 milyar kişinin yaşadığı ülkede, bu yılki seçimlerde 969 milyon kişi oy kullanacak. Analizlere göre Hindistan Başbakanı Narendra Modi'nin seçimi kazanması öngörülürken, muhalefet özellikle istihdam sorunları üzerinden iktidara yükleniyor.

1) Kimler yarışacak?

Radikal sağcı Hindistan Halk Partisi'nden (BJP) Modi, seçimlerde iktidarını üçüncü kez korumak istiyor. 

BJP'nin liderliğindeki ittifakta 40 parti bulunuyor. Bloğun rakibiyse ana muhalefet partisi Hindistan Ulusal Kongresi (INC) liderliğinde toplanan Hindistan Ulusal Kalkınma Kapsayıcı İttifakı (INDIA).

Muhalif blok, 73 yaşındaki Modi karşısına INC Genel Başkanı Mallikarjun Kharge'yi çıkardı. 81 yaşındaki Kharge'nin yanı sıra eski Hindistan Başbakanı Rajiv Gandi'nin çocukları Rahul Gandi ve Priyanka Gandi de blokta yer alıyor. 

BJP karşıtı ittifakta, Delhi eyaletini yöneten Aam Aadmi Partisi (AAP) de dahil 41 farklı parti var. 

AAP'li Delhi Eyalet Başkanı Arvind Kejriwal'in 21 Mart'ta gözaltına alınması da muhalefetten tepki topladı. Kejriwal, Delhi'deki alkol satış ruhsatları üzerinden usulsüzlük yapmakla suçlanıyor. 

INC ve AAP'den yapılan açıklamalarda, seçim kampanyası yürütülen bir dönemde gelen gözaltıyla Modi'nin muhalefeti zayıflatmaya çalıştığı öne sürüyor. BJP ise iddiaları reddediyor.

2) Seçimde öne çıkan konular neler?

Modi, son dönemde ABD'yle gelişen ilişkilere işaret ederek ülkenin kalkınması üzerinden bir kampanya yürütüyor.

Apple ve Dell gibi Amerikalı teknoloji devleri, son dönemde ülkede yeni fabrikalar açtı.

Hindistan lideri ayrıca 800 milyon yoksul aileye ücretsiz bakliyat yardımının yanı sıra dar gelirli ailelerdeki kadınlara aylık 1250 Hint Rupisi (yaklaşık 485 TL) maddi destek de sağlıyor.

Buna karşı muhalefet bloğu, bu yatırımların istihdam rakamlarına yansımadığını savunarak özellikle gençler arasında işsizliğin yüksek olduğuna dikkat çekiyor.

Cenevre merkezli Uluslararası Çalışma Örgütü'nün verilerine göre Hindistan'da üniversite mezunu gençlerin neredeyse yüzde 30'u işsiz. Ülke nüfusunun yarısından çoğu 30 yaş altındaki kişilerden oluşuyor.

Dünya Bankası'nın bu ay yayımladığı raporda, diğer Güney Asya ülkeleri gibi Hindistan'da da "istihdamın, çalışma çağındaki nüfus artışının gerisinde kaldığı" belirtilmişti.

Hindistan'da özel sektörde iş bulamayan gençler, devlet kurumlarında işe girebilmek için kıyasıya mücadele ediyor. 

Mumbai'deki Tata Sosyal Bilimler Enstitüsü'ndeki ekonomist R. Ramakumar, şu yorumu yaptı: 

İstihdam, potansiyel işgücünün demografik açıdan genişlemesine yetişemiyor. Kamudaki az sayıda pozisyona birçok başvuru gelmesinin sebeplerinden biri de bu.

INC, iktidara gelmesi durumunda memuriyette 3 milyon kişilik ek istihdam oluşturulacağını ve kadınlara verilen desteğin artırılacağını vaat ediyor.  

Memuriyet sınavına 5 kez girdiğini ve başarılı olamadığını söyleyen 34 yaşındaki Ganesh Gore, "Hiçbir siyasetçi ya da parti bize yardım edemez. Onlar para yemekle uğraşıyor" dedi.

3) Seçim sistemi nasıl işliyor?

İktidardaki BJP partisi, Hindistan Parlementosu'nun alt kanadı Lok Sabha'da çoğunluğu korumayı hedefliyor. 

Lok Sabha, ülkenin başbakanını belirliyor. Daha sonra başbakan da birlikte çalışacağı bakanları seçiyor. 

543 sandalyeli Lok Sabha'da çoğunluğu sağlamak isteyen partinin 272 koltuk kazanması gerekli. 

2019'daki seçimlerde BJP, mecliste 296 koltuk alırken, liderliğini yaptığı radikal sağcı ittifak toplamda 346 sandalyeye sahip. INC ise seçimlerde 50 sandalyede kaldı. Muhalif bloğun toplam koltuk sayısıysa 116. Geri kalan 50 kişi bağımsız milletvekillerinden oluşurken, 13 sandalye boşta. 
 

Seçimlerde halk farklı bölgelerde ve farklı tarihlerde sandık başına gidecek. 19 Nisan, 26 Nisan, 7 Mayıs, 13 Mayıs, 20 Mayıs, 25 Mayıs ve son olarak 1 Haziran'da oy kullanılacak. Sonuçlar 4 Haziran'da açıklanacak. 

Seçim kanunlarına göre her yerleşim yerine en az 2 kilometre mesafede bir oy kullanma merkezi kurulması gerekiyor. 2019'daki seçimlerde en az 1 milyon merkez kuruldu ve buralara yaklaşık 1,7 milyon elektronik oy kullanma cihazı yerleştirildi. 

Buna ek olarak seçim güvenliğinin sağlanması da sürecin uzamasına neden olan unsurlar arasında. Seçimlerin farklı tarihlerde yapılması, güvenlik görevlilerinin de değişik bölgelerde konuşlandırılabilmesini sağlıyor.

4) Nasıl bir tablo bekleniyor?

ABD'nin önde gelen medya kuruluşlarından Bloomberg'ün analizinde, Modi'nin fazla zorlanmadan üçüncü kez seçimlerde galip gelebileceği savunuldu. Haberde özellikle teknoloji firmalarından gelen yatırımları öne çıkararak Modi'nin elini güçlendirdiği yazıldı.

Birleşik Krallık merkezli haber ajansı Reuters, Modi'nin Hindu milliyetçisi politikalarıyla muhalefet üzerindeki baskıyı artırdığına işaret edildi. 

Haberde, Uttar Pradeş eyaletinin Ayodhya şehrinde, eskiden tarihi bir caminin yer aldığı arazide inşa edilen tapınağın ocaktaki açılışı da hatırlatıldı. Analizde, Modi iktidarı altında dini bölünmelerin giderek artabileceği savunuldu.

Fransız haber ajansı AFP ise işsizlik sorununun Modi ve BJP'yi iktidardan indirebilecek bir harekete dönüşüp dönüşemeyeceğinin belli olmadığını yazdı.

BK'nin kamu yayımcısı BBC, "Modi üst üste üçüncü dönemi kazanmayı umuyor fakat muhalefet, iktidarda kalması halinde halkın birçok özgürlüğü kaybedebileceğini söylüyor" ifadelerini kullandı.

Independent Türkçe, BBC, AFP, Reuters, Bloomberg, Times of India, Carnegie Uluslararası Barış Vakfı, India Economic Times, The Hindu


‘Çaresizliğin işareti’... İngiliz Kraliyet Donanması'na katılmak için artık yüzme şartı aranmayacak

Artık İngiliz Kraliyet Donanması'na katılmak isteyenlerin 30 dakikalık yüzme testini geçmeleri gerekmeyecek. (Reuters)
Artık İngiliz Kraliyet Donanması'na katılmak isteyenlerin 30 dakikalık yüzme testini geçmeleri gerekmeyecek. (Reuters)
TT

‘Çaresizliğin işareti’... İngiliz Kraliyet Donanması'na katılmak için artık yüzme şartı aranmayacak

Artık İngiliz Kraliyet Donanması'na katılmak isteyenlerin 30 dakikalık yüzme testini geçmeleri gerekmeyecek. (Reuters)
Artık İngiliz Kraliyet Donanması'na katılmak isteyenlerin 30 dakikalık yüzme testini geçmeleri gerekmeyecek. (Reuters)

İngiliz Kraliyet Donanması'na katılmak isteyenlerin artık yüzebildiklerini kanıtlamaları gerekmeyecek.

Şarku’l Avsat’ın The Telegraph'tan aktardığı habere göre bundan sonra donanmaya katılmak isteyenler, işe alım sürecini hızlandırmak amacıyla kayıttan önce 30 dakikalık bir yüzme testinden geçmek zorunda kalmayacak.

Sky News'e konuşan bir kaynak, bu hamlenin silahlı kuvvetlerin askere alma krizinin ortasında ‘gerçek bir çaresizlik işareti’ olduğunu söyledi.

Bir Kraliyet Donanması sözcüsü standartların düşürülmediğini, tüm acemi askerlerin eğitimleri sırasında halen bir yüzme testinden geçmek zorunda olduklarını ve gereken yetenek seviyesinin değişmediğini vurguladı.

Ancak donanmaya katılmadan önce başvuran adaylar için yüzme testini kaldırıldı. Eğer bir acemi Kraliyet Donanması yüzme sınavını geçemezse, ders alırken temel eğitimin ilk aşamasında kalır.

Testi geçemeyenler için Donanma 20 saatlik ders ücreti ödüyor ve bu dersleri acemi erler eğitim sırasında kendi zamanlarında alıyor.

Bu, yüzme bilmeyenlerin ve zayıf yüzücülerin artık kayıttan önce ders almalarına gerek kalmayacağı anlamına geliyor, ki bu da potansiyel askerlerin donanmaya katılmasını engelleyebiliyordu.

Sky News'e konuşan kaynak, “İşe alım sayılarını en üst düzeye çıkarma arzusunun bir işareti olarak, yüzme yeteneği artık Kraliyet Donanmasına katılmak için bir ön koşul olmayacak. Acaba acemiler için en iyisinin ne olduğunu gerçekten düşünüyorlar mı? Yüzme bilmeyen acemilerin ek eğitime ihtiyacı olacak. Dolayısıyla eğitim süreleri ve günleri daha uzun olacak” ifadelerini kullandı.

Bu yılın başlarında The Telegraph, Kraliyet Donanması'nın çok az sayıda denizciye sahip olduğunu ve yeni fırkateyn sınıfını işletmek için iki savaş gemisini hizmet dışı bırakmak zorunda kaldığı ortaya çıkarmıştı.

Geçen yılın Mart ayına kadar olan 12 aylık dönemde İngiltere Savunma Bakanlığı rakamları, donanmanın işe alım açısından üç silahlı kuvvet arasında en kötü performansı gösterdiğini ortaya koydu.

Sky News, söz konusu değişiklik sonucunda donanmanın daha fazla yüzme eğitmeni bulması gerekebileceğini bildirdi.

Bir Kraliyet Donanması sözcüsü, “İngiliz Kraliyet Donanması ve Kraliyet Deniz Piyadeleri için tüm adayların eğitimin ilk aşamasını geçmeden önce bir yüzme testinden geçmeleri gerekmektedir ve gerekli yüzme becerisi seviyesi değişmemiştir. İşe alım mutlak bir önceliktir. Bu nedenle süreci hızlandırmak için bir dizi önlem alıyoruz” ifadelerini kullandı.


Bayram tatilinin 6 gününde trafik kazalarında 48 kişi yaşamını yitirdi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Bayram tatilinin 6 gününde trafik kazalarında 48 kişi yaşamını yitirdi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, bayram tatilinin geride kalan 6 gününde meydana gelen 3 bin 706 trafik kazasında, 48 kişinin hayatını kaybettiğini, 6 bin 184 kişinin yaralandığını bildirdi.

Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, bayram tatili için şehir dışına çıkan vatandaşların dönüş yolculuklarının başladığını ve bu nedenle trafik yoğunluğunun arttığını belirtti.

Bayram tatilinde de trafik polisinin ve jandarmanın denetimlerini 24 saat esasına göre sürdürdüğünü vurgulayan Yerlikaya, şunları kaydetti:

"Bayram tatilinin 6. gününde 635 trafik kazası meydana geldi. 391 bin 472 araç denetlendi. 23 bin 813 araca hız ve radar işlemi, 23 bin 886 araca ise diğer işlemler yapıldı. Bayram tatilinin 6 gününde toplam 3 bin 706 trafik kazası meydana geldi. 48 vatandaşımız maalesef hayatını kaybetti. 6 bin 184 vatandaşımız ise yaralandı. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum."

Bakan Yerlikaya, sürücü ve yolculara şu uyarılarda bulundu:

"Lütfen aşırı hız yapmayalım. Araçlarımızda da otobüslerde de emniyet kemeri takmayı ihmal etmeyelim. Trafik kurallarına uyalım. Aklımızdan çıkarmayalım, hayatla yarışılmaz. Yolculuklar sizleri sevdiklerinize kavuşturmak için vardır, ayırmak için değil."


ABD: Gerginliği artırmak İran'ın da çıkarına değil

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

ABD: Gerginliği artırmak İran'ın da çıkarına değil

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

 ABD, İran'ın İsrail'e yönelik tehditleri karşısında İsrail'e tam destek verdiklerini belirterek, "Gerginliği artırmak İran'ın da bölgenin de dünyanın da çıkarına değil." açıklamasında bulundu.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller, günlük basın toplantısında, konuya ilişkin açıklama yaptı.

Orta Doğu'da gerginliğin artma riskinden endişe duymaya devam ettiklerini kaydeden Miller, özellikle İran'ın İsrail'e yönelik tehditlerinin endişe verici olduğunu söyledi.

Miller, ABD'nin, bu tehditler karşısında İsrail'e tam destek verdiğini dile getirdi.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken'ın konuya ilişkin diplomasi trafiği yürüttüğünü ve aralarında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın yanı sıra Çinli ve Suudi mevkidaşlarıyla görüştüğünü belirten Miller, aynı zamanda Avrupalı müttefiklerle de irtibatta olduğunu kaydetti.

Miller, Blinken'ın İran'a açık bir mesaj verilmesini istediğini belirterek, "Gerginliği artırmak İran'ın da bölgenin de dünyanın da çıkarına değil." dedi.

İsrail, İran'ın Şam Büyükelçiliği yerleşkesindeki konsolosluk binasına 1 Nisan'da hava saldırısı düzenlemişti.

Saldırıda, İran Devrim Muhafızları Ordusundan 2'si general rütbesinde, 7 kişi ölmüştü. Saldırıda 6 Suriye vatandaşı da hayatını kaybetmişti.


Ukrayna’da sıkılaştırılmış seferberlik yasası kabul edildi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Ukrayna’da sıkılaştırılmış seferberlik yasası kabul edildi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Ukrayna Parlamentosu, ülkede askeri seferberlik şartlarını sıkılaştıran bir yasa kabul etti.

Parlamentoda, seferberlik, askerlik kaydı ve askerlik hizmetiyle ilgili bazı konuların iyileştirilmesine yönelik yasa tasarısı oylandı.

Tasarı, 351 milletvekilinden 283'ünün oyu ile kabul edildi.

Parlamentoya ocak ayında sunulan, sonra birçok düzenlemeden geçen tasarı, seferberlik şartlarını sıkılaştırdığı gerekçesiyle daha önce tartışmalara neden olmuştu.

Parlamentonun kabul ettiği yeni yasaya göre, seferberlik sırasında 18 ila 60 yaş arasındaki erkeklerin her zaman bir askerlik kayıt belgesi taşımaları, bir askerlik sicil ve kayıt bürosu temsilcisinin veya bir polis memurunun talebi üzerine bunu göstermesi gerekecek.

Erkekler ayrıca bir sınır geçiş noktasında veya sınır bölgesinde bir sınır görevlisinin talep etmesi halinde askeri kayıt belgesini göstermek zorunda olacak. Ayrıca yurtdışında olup da askerlik kayıt belgesi olmayanlar yeni pasaport alamayacak.

Yasa yayınlandıktan sonra askerlik hizmetiyle yükümlü tüm kişilere 60 gün içinde ikamet adreslerini, iletişim bilgilerini ve askeri kayıp verilerini güncelleme zorunluluğu getirilecek.

18-60 yaş arası askerlik hizmetinden sorumlu kişiler, ancak askerlik sicil bilgilerini güncellemeleri halinde Ukrayna'nın yabancı diplomatik kurumlarında konsolosluk hizmeti alabilecek.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, parlamentonun kabul ettiği seferberlik yaşının 27’den 25’e düşürülmesiyle ilgili yasayı 2 Nisan’da onaylamıştı.

- “Seferberlikten kaçanlar üzerinde kontrolü güçlendiriyoruz”

Zelenskiy, Litvanya'nın başkenti Vilnius'ta düzenlenen basın toplantısında yaptığı konuşmada, Ukrayna Parlamentosunun bugün yeni seferberlik yasasını kabul ettiğini belirtti.

Yeni seferberlik yasasında askeri yönetime yardımcı olacak bazı iyileştirmelerin yapıldığını belirten Zelenskiy, "Bu sabah onaylanan yasa, birliklerimizin ve askeri yönetimin talebi üzerine seferberlikte bazı değişiklikler içeriyor. Evet, buna göre askeri seferberlikten kaçanların kontrolünün güçlendirilmesi söz konusu." ifadesini kullandı.


Moskova'daki sinagoga yönelik terör saldırısı engellendi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Moskova'daki sinagoga yönelik terör saldırısı engellendi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

 Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), başkent Moskova'daki bir sinagoga yönelik terör saldırısının engellendiğini bildirdi.

FSB'nin basın servisinden yapılan açıklamada, "FSB, Moskova'daki sinagogda vatandaşların toplandığı sırada terör saldırısı düzenlemeyi planlayan Orta Asya ülkelerinden 2002 doğumlu bir vatandaşın suç içerikli eylemini engelledi." ifadeleri kullanıldı.

Söz konusu şahsın sinagogda keşif yaptığı ve bomba için malzemeler satın aldığı belirtilen açıklamada, "Terörist, 10 Nisan'da gözaltına alınması sırasında güvenlik güçlerine ateş açtı ve etkisiz hale getirildi." değerlendirmesinde bulunuldu.

- Moskova'daki terör saldırısı
Rusya, yakın zamanda başkent Moskova'da düzenlenen bir terör saldırısıyla sarsılmıştı.

Moskova'da "Crocus City Hall" konser salonunda 22 Mart akşamı silahlı kişilerce terör saldırısı düzenlenmişti.

Sosyal medyadaki paylaşımlarda, saldırganların otomatik silahlarla salonda rastgele ateş açtıkları görülmüştü.

144 kişinin hayatını kaybettiği terör saldırısına ilişkin şimdiye kadar 11 kişi tutuklandı.


Pentagon: Orta Doğu'daki durumu kesinlikle yakından takip ediyoruz

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Pentagon: Orta Doğu'daki durumu kesinlikle yakından takip ediyoruz

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), İsrail ile İran arasındaki gerilimin arttığı bir dönemde Orta Doğu'daki durumu "yakından" takip ettiklerini bildirdi.

Pentagon Sözcüsü Tuğgeneral Patrick Ryder, Orta Doğu’daki son gelişmeler konusunda gazetecilerin sorularını cevapladı.

Ryder, İran ile İsrail arasında bölgede devam eden gerginlik ve İran’ın İsrail’e olası saldırısıyla ilgili soruya, “Durumu kesinlikle yakından takip ediyoruz ancak kristal bir kürem yok ve spesifik istihbarat konusuna girmeyeceğim." dedi.

ABD’nin İsrail ile yakın temas halinde olduğunu belirten Ryder, ABD’nin İran ve vekillerinden gelen tehditlere karşı İsrail'in güvenliğine yönelik taahhüdünün "sarsılmaz" olduğunu kaydetti.

Ryder, ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin’in İsrailli mevkidaşı Yoav Gallant ile Orta Doğu’daki durumu telefonda ele aldıklarını, ayrıca ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı General Michael “Erik” Kurilla’nın da son gelişmelerdeki tehditleri görüşmek üzere İsrail’e gittiği bilgisini paylaştı.

İsrail, İran'ın Şam Büyükelçiliği yerleşkesindeki konsolosluk binasına 1 Nisan'da hava saldırısı düzenlemişti.

Saldırıda, İran Devrim Muhafızları Ordusundan 2'si general rütbesinde 7 kişi ile 6 Suriye vatandaşı hayatını kaybetmişti.


ABD Ulusal Kalkınma Ajansı Gazze'de kıtlığın başladığını kabul ederken, Beyaz Saray "eli kulağında" dedi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

ABD Ulusal Kalkınma Ajansı Gazze'de kıtlığın başladığını kabul ederken, Beyaz Saray "eli kulağında" dedi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

ABD Ulusal Kalkınma Ajansı Başkanı (USAID) Samantha Power, Gazze'de kıtlığın başladığını kabul ederken, Beyaz Saray yetkilileri saldırı altındaki Gazze'de kıtlığın "eli kulağında" açıklamasında bulundu.

Power, Kongre'de konuya ilişkin ifade verdi.

Birleşmiş Milletler'e bağlı kuruluşların hazırladığı Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırmasının (IPC) son raporunda Gazze'de kıtlığın yaklaştığına ilişkin tespit hakkında konuşan Power, IPC'nin kullandığı metodolojinin güvenilir olduğunu dile getirdi.

Texas'ın Demokrat Temsilciler Meclisi Üyesi Joaquin'in "O zaman Gazze'de kıtlık başladı mı?" sorusuna "evet" cevabını veren Power, 7 Ekim öncesinde Gazze'de çocuklar arasında açlığın bulunmadığını dile getirdi.

Power, halihazırda çocuklar arasında açlık oranının yüzde 33'e yükseldiğini belirterek, erişim engelleri nedeniyle gerçek rakamları tespit etmenin mümkün olmadığını dile getirdi.

- Beyaz Saray "eli kulağında" dedi
Diğer taraftan Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi yetkilisi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, IPC raporuna göre Gazze'de kıtlığın mart ile mayıs ortası arasında gerçekleşeceğinin öngörüldüğünü anımsattı.

Yetkili, henüz yeni bir değerlendirme yapılmadığını, durumun kötü olmaya devam ettiğini belirtti.

Gazze'ye gıda yardımını artırmak için "durmaksızın" çalıştıklarını savunan yetkili, aynı zamanda ABD Başkanı Joe Biden'ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya da Gazze'ye yardımları artırması için çağrı yaptığını anımsattı.

Beyaz Saray Sözcüsü Karine Jean-Pierre ise gazetecilere yaptığı açıklamada, Gazze'de kıtlığın "eli kulağında" olduğunu söyledi.

Raporlardaki tespitlerden ötürü derin endişe duyduklarını aktaran Jean-Pierre, "Durumun ciddiyetinin farkındayız." mesajını verdi.

IPC raporunda, Gazze'nin kuzeyindeki nüfusun yüzde 70'inin felaket düzeyinde açlıkla karşı karşıya olduğu bildirilmişti.

Gazze'nin kuzeyinin ve Gazze'ye bağlı vilayetlerin, makul kanıtlar eşliğinde kıtlık anlamına gelen IPC 5'inci aşamada sınıflandırıldığı belirtilmişti. Bunun, Gazze'nin kuzeyinde yaşayan nüfusun yüzde 70'inin (yaklaşık 210 bin kişinin) felaket düzeyinde açlıkla karşı karşıya olduğu anlamına geldiği ifade edilmişti.