Trablus ve Tobruk, milislerin entegrasyonunda uzlaştı

Libya’daki iç savaşın tarafları olan Trablus ve Tobruk yönetimleri, milislerin entegre edilmesi ve paralı askerlerin ülkeden çıkarılması konusunda uzlaştı

Kahire'deki Libya Anayasal Süreç Komitesi’nin toplantısından bir kare (Temsilciler Meclisi)
Kahire'deki Libya Anayasal Süreç Komitesi’nin toplantısından bir kare (Temsilciler Meclisi)
TT

Trablus ve Tobruk, milislerin entegrasyonunda uzlaştı

Kahire'deki Libya Anayasal Süreç Komitesi’nin toplantısından bir kare (Temsilciler Meclisi)
Kahire'deki Libya Anayasal Süreç Komitesi’nin toplantısından bir kare (Temsilciler Meclisi)

Libya'daki askeri çatışmanın iki tarafı olan Trablus ve Tobruk yönetimleri, milis grupların devlet kurumlarına entegre edilmesi ve ‘paralı askerler’ ile yabancı güçlerin ülkeden çıkarılması konusunda uzlaştı. Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi (TM) ile Trablus merkezli Devlet Yüksek Konseyi (DYK) arasındaki ‘anayasal süreç toplantılarının üçüncü ve son turunun altıncı gününün çalışmaları, Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu (UNSMIL) gözetiminde Kahire'de başladı.
DYK Başkanı Halid el-Mişri, UNSMIL’in davetlisi olarak TM Başkanı Akile Salih ile görüşmek üzere Mısır'a gitti. Görüşmenin amacı, TM tarafından desteklenen Fethi Başağa liderliğindeki İstikrar Hükümeti ile rakibi Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid ed-Dibeybe arasındaki iktidar kavgasının yanı sıra, cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin yapılmasını sağlayacak anayasal zemin konusunda Mişri ile Salih arasındaki anlaşmazlığı tatlıya bağlamaktı.
Mişri, mümkün olan en kısa sürede seçimlerin yapılması ile Libya'daki siyasi meşruiyeti yenileyerek geçiş aşamalarını sona erdirecek ulusal bir uzlaşı sağlamanın ve bedelini ilk önce vatandaşların ödeyeceği yeni krizler yaratmakla daha fazla vakit kaybetmemenin gerekliliğini vurguladı. Salih, Mişri ile görüşmeden evvel iki akşam önce Anayasal Yol Komitesi’nin çalışmalarının gidişatını tartışmak üzere Kahire’de BM Libya Özel Temsilcisi ve UNSMIL Siyasi İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Stephanie Turco Williams ile bir araya geldi. TM Sözcüsü tarafından yapılan kısa bir açıklamada, toplantıda hükümetler arasındaki iktidar kavgası ve iktidarın tüm Libyalılara gerekli ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde hizmet sunma desteğinin de ele alındığı belirtildi.
Buna karşılık Williams, genel seçimlerin mümkün olan en kısa sürede sabit bir zaman çizelgesi dahilinde yapılmasını sağlamak için sağlam ve uzlaşıya dayalı bir anayasal çerçeve oluşturmak amacıyla Kahire'de devam eden Anayasal Süreç Komitesi’nin görüşmelerini tartıştıklarını belirtti. Ayrıca Salih'in, BM’nin Libya'daki çabalarına tam desteğini dile getirdiğine ve Libyalıların liderlik ettiği anayasal yoldaki çalışmaların nihayete erdirilmesi gerektiğini bir kez daha vurguladığına dikkat çekti.
Bununla paralel olarak, Libya Ulusal Ordusu (LUO) Ahlaki Rehberlik Dairesi Başkanı Tuğgeneral Halid el-Mahcub’un açıklamalarına göre, 5+5 Ortak Askeri Komitesi’nin katılımıyla LUO Genelkurmay Başkanı Abdurrezzak en-Nazuri ile UBH’ye bağlı Genelkurmay Başkanı Muhammed el-Haddad arasında Kahire’de yapılan ortak toplantıda yabancı güçlerin ve paralı askerlerin ülkeden çıkarılması ve güvenin tesis edilmesi gerektiği vurgulandı. Mahcub ülkede istikrarsızlığın devam etmesi ile ilgilenen çeşitli tarafların bu güven eksikliğini kullandığını söyledi.
Mahcub’un iki akşam önce yayınladığı açıklamasına göre, BM Libya Özel Temsilcisi’nin de bulunduğu toplantıda katılımcılar, Cenevre Anlaşması ile sağlanan barışı baltalayacak iç savaşın hiçbir gerekçeyle tekrarlanmasına izin verilmeyeceğini vurguladılar. Ayrıca silahlı grupların dağıtılıp yeniden entegre edilmesi konusunda anlaşma hükümlerinin uygulanmasında ilerleme kaydedilmesi ve askeri çalışan kadrolarını birleştirmek için çalışmalar yapılması gerektiğini dile getirdiler. Buna ek olarak özellikle vatandaşın durumunun geldiği nokta ve genel durumun koşulları göz önüne alındığında, Libya krizi döngüsünden çıkılması gerektiğinin altını çizdiler.
Öte yandan Haddad 5+5 Ortak Askeri Komitesi’nin toplantısında, askeri müessesenin, iktidarın barışçıl bir şekilde teslim edilerek Libya halkının sivil bir devlet kurma arzusunu desteklediğini vurguladı. Haddad’ın ofisinin iki akşam önce yaptığı açıklamaya göre Haddad, herkesi Libya’nın kendisi ve güvenliğinin yanı sıra sınırını, topraklarını ve egemenliğini korumak için tek yürek olmaya çağırarak göç edenlerin ülkelerine geri dönmelerinin ve herkesin çatlakları kapatmaya yardımcı olmasının önemini vurguladı.
Haddad aynı zamanda Nazuri’nin askeri kurumun birleştirilmesinin, paralı askerlerin ülkeden çıkarılmasının ve hiç kimsenin dışlanmadığı sivil bir devlet kurmak için silahlı grupların isteklerine göre devletin askeri, güvenlik ve sivil kurumlarına entegre edilmelerinin gerekliliğini vurguladığını aktardı.
Haddad’a göre katılımcılar ayrıca Libyalıların kanının kutsallığını ve savaşa dönülmeyeceğini vurguladılar. Ordunun görevinin vatanı, vatandaşı ve anayasayı korumak, askeri kurumun politize edilmesine izin vermemek, sivil devlet kurma çabalarını desteklemek ve güçlü bir ordu inşa etmek için askeri kurumu birleştirmek olduğunu belirttiler. Ordunun bu amaçla ortak komiteler oluşturarak tüm siyasi çekişmelerden uzak durması gerektiğini ifade ettiler.
Öte yandan İstikrar Hükümeti’nin Başbakanı Fethi Başağa, iki akşam önce Belçika’nın Trablus Büyükelçisi Christophe de Passombiere ile yaptığı görüşmede hükümetinin Libya Siyasi Anlaşması’na göre Temsilciler Meclisi ve DYK’nin uzlaşması neticesinde kurulduğunu vurgulayarak hükümetin bütçesinin Temsilciler Meclisi tarafından onaylandığını ve devlet kurumlarını etkileyen siyasi bölünmeyi sona erdirmek için çalışacağını açıkladı.
Başağa, hükümetinin cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin belirlenen yol haritasına uygun olarak düzenlenmesini desteklemek için gerekli tüm adımları atacağına dair söz verdi. Ayrıca Kahire'de düzenlenen anayasal yol çalışmalarına desteğini vurgulayarak bu çalışmaların olumlu uzlaşmalar ile taçlandırılmasını umduğunu dile getirdi. Büyükelçinin İstikrar Hükümeti’nin görevlerini yerine getirmek için barışçıl yollara bağlı kalmasından ve başkentin güvenliğini ve Libya'nın istikrarını sarsan herhangi bir askeri tırmanışa karşı olmasından övgüyle bahsettiğini de kaydetti.
Ayrıca Başağa petrol tesislerine uygulanan ambargonun ‘Merkez Bankası’nın bu hafta parlamento tarafından onaylanan bütçeye fon sağlaması durumunda büyük olasılıkla sona ereceğini’ söyledi. Libya'daki siyasi çıkmazın yeni bir savaşa yol açacağını sanmadığını vurgulayan Başağa, bu konuda şu ifadeleri kullandı:
“Hükümetimiz bütçeyi aldığında ve bütçede belirttiğimiz gibi bütçe adil bir şekilde dağıtıldığında, petrol yatakları ve Petrol Hilali sakinlerinin petrolü yeniden ihraç etmekte veya yatakları işletmekte bir mani görmeyeceğini düşünüyoruz.”



Husiler Sana'daki Şeyh el-Ahmar'ın evini kuşattı

Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
TT

Husiler Sana'daki Şeyh el-Ahmar'ın evini kuşattı

Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)

Husi grubu, birkaç gündür Yemen'deki Haşid aşiretinin en önde gelen şeyhlerinden biri olan aşiret lideri Himyar el-Ahmar’ın, Husi kontrolündeki başkent Sana'nın kuzeyindeki el-Hesebe mahallesindeki evine güvenlik kuşatması uyguluyor. Bu hareket, aşiret ve siyasi çevrelerde geniş çaplı kınamalara yol açtı.

Şarku’l Avsat'a bilgi veren kaynaklar, Husi lideri Yusuf el-Madani'nin birkaç gün önce el-Ahmar’ın evinin etrafına sıkı bir güvenlik kordonu kurulması emrini verdiğini söyledi. Maskeli silahlı kişiler zırhlı araçlar ve askeri kamyonlarla eve giden sokaklara konuşlandırıldı ve giriş çıkışları kısıtlamak için kontrol noktaları kuruldu.

Kaynaklara göre, grubun uyguladığı prosedürler arasında Haşid kabilesi ve diğer kabilelerden şeyhler de dahil olmak üzere ziyaretçilerin kimliklerinin kontrol edilmesi ve bazılarının eve girmesinin engellenmesi, diğer ziyaretçilerin ise bir daha el-Ahmer'i ziyaret etmeyeceklerine dair taahhüt imzalamaya zorlanması yer alıyordu. Bu durum, grubun kontrolü altındaki bölgelerde kabile şeyhlerine karşı dikkat çekici bir tırmanış anlamına geliyor.

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'deki Haşid kabilesinin en önde gelen şeyhlerinden biridir (Facebook)

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'deki Haşid kabilesinin en önde gelen şeyhlerinden biridir (Facebook)

Sana'a'nın kuzeyindeki el-Ahmar’ın evinin yakınlarında yaşayanlar, Şarku’l Avsat'a verdikleri demeçte, mahallede alışılmadık güvenlik takviyelerinin yaşandığını, bunun günlük hayatı etkilediğini ve özellikle artan halk hoşnutsuzluğu doğrultusunda durumun aşiret çatışmalarına dönüşmesi konusunda ciddi endişeler doğurduğunu söylediler.

Bölge sakinleri ayrıca, "provokatif" olarak nitelendirdikleri bu hamlenin, özellikle kuşatma uzarsa veya hedef alınan kişilerin sayısı artarsa, kabileler arasındaki gerilimleri daha da artıracağından endişe ediyorlar.

Boyun eğdirme mesajları

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'in siyasi sahnesindeki en büyük ve en etkili kabilelerden biri olan Haşid kabilesinin en önde gelen sosyal figürlerinden biridir. Gözlemciler, bu statüdeki bir kabile figürünü hedef almanın, acil güvenlik endişelerinin ötesine geçen siyasi bir mesaj olarak görülebileceğini değerlendiriyor.

Amran, Sana ve çevresindeki kırsal kesimden aşiret liderleri, Şarku’l Avsat'a yaptıkları açıklamada, Husilerin aldığı önlemlerden duydukları derin memnuniyetsizliği dile getirerek, aşiret önderlerine yönelik devam eden tacizin yerleşik toplumsal normların ihlali ve kuzeydeki aşiretler arasında gerilimi artırma tehdidi olduğunu belirttiler.

Bu tür önlemlerin devam etmesinin, Yemen toplumunda derinden kök salmış aşiret geleneklerine doğrudan bir provokasyon oluşturduğunu, bu geleneklere göre evleri silahlarla kuşatmanın veya kutsallıklarını ihlal etmenin suç sayıldığını vurguladılar.

 Husiler, kendilerine karşı herhangi bir ayaklanma korkusuyla halk üzerinde sıkı bir güvenlik baskısı uyguluyor (EPA)Husiler, kendilerine karşı herhangi bir ayaklanma korkusuyla halk üzerinde sıkı bir güvenlik baskısı uyguluyor (EPA)

Yerel kaynaklar, Husi militanlarının, Haşid aşiretinin önde gelen isimlerinden aşiret şeyhi Cibran Mücahid Ebu Şevarib'i, Sana'nın kuzeyindeki bir kontrol noktasında, el-Ahmar ailesinin evini ziyaretinden dönerken kaçırdığını ve hiçbir açıklama yapmadan bilinmeyen bir yere götürdüklerini bildirdi.

Ziyaretler devam ediyor

Husilerin sıkılaştırdığı güvenlik önlemlerine rağmen, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenleri, grubun birkaç gündür konut çevresinde uyguladığı kısıtlamaları hiçe sayarak Sana'daki Şeyh Humeyr el-Ahmar’ın evini ziyaret etmeye devam ediyor.

Aşiret kaynaklarına göre önde gelen sosyal figürler, silahlı adamların konuşlandırılması ve bölge çevresinde kontrol noktalarının kurulmasının devam etmesi göz önüne alındığında, "aşiret geleneklerinin ihlali" olarak nitelendirdikleri durumu reddetmek ve dayanışma göstermek için Şeyh el-Ahmar’ın evine ulaşma konusunda istekliydiler.

Kaynaklar, ziyaretlerin gergin bir atmosferde gerçekleştiğini ancak aşiretlerin Şeyh el-Ahmar'a olan sürekli desteğini yansıttığını vurguladı.

Gözlemciler, bu aşiret hareketlerinin taciz politikasını ve evlerin kuşatılmasını reddeden açık mesajlar taşıdığını, Yemen'deki aşiret geleneklerinin evlere özel bir kutsallık tanıdığını ve onları herhangi bir şekilde hedef almayı yasakladığını savundu.

 Bir güvenlik kamerası görüntüsü, Şeyh el-Ahmar’ın evinin önünde daha önce yapılan bir Husi askeri geçit törenini gösteriyor (Facebook)Bir güvenlik kamerası görüntüsü, Şeyh el-Ahmar’ın evinin önünde daha önce yapılan bir Husi askeri geçit törenini gösteriyor (Facebook)

Bu gelişmeler, Husilerin Sana ve diğer şehirleri ele geçirmesinden bu yana, kabilelerin nüfuz dengesini yeniden şekillendirmek ve geleneksel liderleri kendi otoritesine tabi kılmak amacıyla, Husiler ile bir dizi kabile şeyhi ve ileri gelenleri arasında yaşanan gergin ilişki bağlamında ortaya çıkmaktadır.

Tekrarlanan provokasyonlar bağlamında, Husi grubu geçen yıl Ağustos ayında Sana'da merhum Şeyh Abdullah bin Hüseyin el-Ahmar’ın evinin ana kapısı önünde "Humeyni sloganı" atarak askeri geçit töreni düzenledi.


Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.