Irak’tan Türkiye’nin hava saldırısına tepki

AA
AA
TT

Irak’tan Türkiye’nin hava saldırısına tepki

AA
AA

Irak’ta Türkiye'nin Sinune kasabasında yer alan ve içerisinde Sincar Direniş Birlikleri (YBŞ) unsurlarının bulunduğu düşünülen bir evi silahlı insansız hava aracı (SİHA) ile hedef almasına karşı siyasi ve halk düzeyindeki tepkiler sürüyor. Olayda 12 yaşındaki Yezidi çocuk Salih Nasır Hıdır ve bir kişinin daha hayatını kaybettiği, diğerlerinin ise yaralandığı kaydedilmişti.
Irak parlamentosunda Yezidi (Ezidi) Bloğu Başkanı Halef Seydo Şammu, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Sincar’daki hava operasyonunu kınayarak uluslararası toplumun Yezidi halkının acılarına son verme yönünde müdahalede bulunmasını istedi. “Ne yazık ki bugün, yaralı Sincar'da Yezidilere karşı zaman zaman süregelen komplolardan duyduğumuz üzüntü ve derin endişeyi dile getirmek için karşınızdayım. 3 Ağustos 2014 tarihinde Yezidilerin maruz kaldığı ıstırabın yansımaları sürmekte” ifadelerini kullanan Şammu, DEAŞ’ın o tarihte Yezidilerin çoğunlukta olduğu yargı sistemi üzerindeki kontrolüne ve binlerce Yezidi’nin ölümüne neden olan vahşetine atıfta bulundu.
Şammu aynı zamanda “Binlerce kayıp ve kaderi meçhul insan var. Yüzlercesi yerinden edildi. Kurbanlarımızın kalıntılarının insan onuruna yakışır bir şekilde gömülmesi için onları açacak kişilere yalvardığımız onlarca toplu mezar mevcut. Yezidi halkımızın yaşadığı bölgelerin Sincar'da devam eden çatışmadan uzak tutulması, Irak'taki Yezidi varlığı için gerçek bir tehlike teşkil eden bu kanlı çatışmaya gerçek ve radikal çözümler bulunması çağrıları kaydediliyor. Zirâ bu tür çatışmalarda en son can kaybı Salih Nasır gibi masum siviller hayatını kaybediyor. Uluslararası toplumu bu çatışmayı sona erdirmek ve tarih boyunca mazlum Ezidi halkının acılarına son vermek için müdahale etmeye çağırıyoruz” ifadelerine başvurdu.
Irak Parlamentosu Kürdistan Demokrat Partisi'nden (KDP) Yezidi Milletvekili Viyan Dehil ise Türkiye’nin söz konusu saldırısını kınayarak federal hükümet ile Kürdistan Bölgesel Hükümeti arasında uluslararası himaye altında imzalanan Sincar Anlaşması'nın uygulanmasını talep etti.
Ekim 2021'de imzalanan bu anlaşma, PKK gibi Irak merkezli olmayan örgütlerin sınır dışı edilmesi, federal güvenlik güçlerinin Sincar’ı Erbil ile işbirliği içinde yönetmesini ve diğer silahlı kuvvetleri ve grupların bu bölgeye müdahale etmesine izin verilmemesini öngörüyor.
Çarşamba günü güvenlik kaynakları, Salih Nasır ile bir gencin daha yaralanarak hayatını kaybettiğini, aynı zamanda dört kişinin yaralandığını bildirdi. Yerel basından bir güvenlik kaynağı, “En az dört hava saldırısıyla gerçekleştirilen bombardımanda, Ankara'nın PKK’ya bağlı olduğunu söylediği Ezidhan Asayiş Güçleri karargâhı ile Sinune Halk Meclisi karargahı hedef alındı. Buraya yakın bir dizi evde hasar kaydedildi” açıklamalarında bulundu.
YBŞ’yi ve Ezidhan Güçleri’ni PKK ile ittifakta bulunmakla suçlayan Ankara, geçtiğimiz aylarda terör örgütü PKK unsurlarını takip etmek için Irak toprakları içinde çok sayıda operasyon başlatmıştı.
Salih Nasır’ın öldürülmesinden duyduğu şoku dile getiren UNICEF Irak Temsilcisi Mads Oyen, çocuklara yönelik tüm şiddet eylemlerini kınadığını dile getirdi.
Irak'ın eski Başbakanı ve Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki ise dün Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Herhangi bir ülkenin Irak egemenliğine tecavüz etmesi kabul edilemez. Hükümet bu adımları durdurmak için gerekli önlemleri almalıdır. Irak toprakları dahilindeki Kürdistan bölgesinde Türk eylemlerinin tekrarlanması, çok sayıda şehit ve yaralının kaydedilmesi Irak-Türkiye ilişkilerine zarar verecektir” ifadelerini kullandı.
Asaib-i Ehli Hak Hareketi Genel Sekreteri Kays Hazali ise Twitter hesabındaki yorumunda Türkiye’nin bombalı saldırısını kınadı. Mesut Barzani öncülüğündeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Grup Başkanvekili Arafat Kerem ise Hazali’nin gönderisine yorum ekleyerek “Türkiye'nin bombardımanını kınadığınız gibi İran'ın bombardımanını da kınasaydınız, samimi olduğunuzu söyleyebilirdik. Dürüst bir vatansever, her iki bombardımanı da aynı şekilde kınayan kişidir” vurgusunda bulundu.
Hazali ve İran'a bağlı Şii yanlısı silahlı grupların çoğunun Kürdistan özerk bölgesini İsrail unsurlarını barındırmakla suçladığı biliniyor. Bu milis gruplardan bazıları, Erbil’i Katyuşa füzeleriyle birden çok kez hedeflemişti. Bunlardan çoğu, İran'ın geçtiğimiz Mart ayında Erbil'e düzenlediği balistik füze saldırısını desteklemişti.



Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.


BM, Hızlı Destek Kuvvetlerini el Faşir'de soykırım yapmakla suçladı

Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)
Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)
TT

BM, Hızlı Destek Kuvvetlerini el Faşir'de soykırım yapmakla suçladı

Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)
Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)

Sudan'daki bağımsız uluslararası araştırma misyonu dün, geçen ekim ayında "Hızlı Destek Kuvvetleri"nin (HDK) eline geçmesinden bu yana birçok vahşete tanık olan Sudan'ın el Faşir kentinde "soykırım eylemlerinin" meydana gelmesini kınadı.

Birleşmiş Milletler misyonu, Sudan'ın batı Darfur bölgesindeki bu şehirde HDK'nin sistematik eylemlerinden çıkarılabilecek tek makul sonucun soykırım niyeti olduğu sonucuna varan bir rapor yayınladı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre ABD Hazine Bakanlığı, el Faşir'deki suistimalleri nedeniyle üç HDK komutanına yaptırım uyguladı. Bakanlık, bu kişilerin HDK'nin şehri ele geçirmesinden önce 18 ay süren el Faşir kuşatmasında yer aldığını belirtti.


Hamas: Gazze ile ilgili her türlü düzenleme, ablukanın kaldırılmasıyla başlamalıdır

Filistinli bir aile, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de çadırlarının önünde kahvaltı yapıyor (EPA)
Filistinli bir aile, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de çadırlarının önünde kahvaltı yapıyor (EPA)
TT

Hamas: Gazze ile ilgili her türlü düzenleme, ablukanın kaldırılmasıyla başlamalıdır

Filistinli bir aile, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de çadırlarının önünde kahvaltı yapıyor (EPA)
Filistinli bir aile, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de çadırlarının önünde kahvaltı yapıyor (EPA)

Hamas, Gazze Şeridi ve Filistin halkının geleceğiyle ilgili her türlü siyasi sürecin veya düzenlemenin, düşmanlıkların tamamen sona ermesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere meşru ulusal hakların güvence altına alınmasıyla başlaması gerektiğini vurguladı.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre bu açıklama, hareketin dün Amerika Birleşik Devletleri'nde düzenlenen Gazze Şeridi "Barış Konseyi" oturumuna yanıt olarak yayınladığı basın bildirisinde yer aldı.

Hareket, işgalin suçlarına ve ateşkes anlaşmasının sürekli ihlallerine devam ettiği bir dönemde oturumun düzenlenmesinin, uluslararası toplumun ve katılımcı tarafların işgali saldırganlığını durdurmaya zorlamak için pratik adımlar atmasını gerektirdiğini vurguladı.

Hamas, geçiş noktalarının açılmasını ve insani yardımın kısıtlama olmaksızın girişini, ayrıca yeniden yapılanma sürecinin derhal başlatılmasını talep etti. Uluslararası tarafların ve arabulucuların, anlaşmaların uygulanmasını sağlamak ve insani ve siyasi hakların engellenmesini önlemek için sorumluluklarını yerine getirmeleri gerektiğinin altını çizdi.

Ayrıca, kalıcı bir ateşkesin sağlanması için ciddi çabalara ihtiyaç duyulduğunu belirterek, Gazze Şeridi'ni istikrara kavuşturmaya yönelik her türlü gerçek uluslararası çabanın, sorunun kök nedenini ele alması gerektiğini vurguladı: işgal, işgal politikalarının sona erdirilmesi ve Filistin halkının tam ve eksiksiz haklarına kavuşması.

ABD Başkanı Donald Trump, dün 40'tan fazla ülkeden temsilci ve 12 ülkeden gözlemcinin katılımıyla "Barış Konseyi"nin ilk toplantısını düzenledi. Toplantının odak noktası, savaşın harap ettiği Gazze Şeridi'nde yeniden yapılanma ve uluslararası bir istikrar gücünün oluşturulmasıydı.