ENKS, Barzani ile Kürt gruplar arasında yapılan görüşmelerin askıya alınmasını görüştü

Suriye'nin kuzeyindeki demografik değişime yönelik tehditler ve girişimlerin ele alındığı bir toplantı yapıldı

ENKS Başkanlık Divanı üyesi ve Suriye Kürdistan Birlik Partisi Sekreteri Süleyman Oso (Şarku’l Avsat)
ENKS Başkanlık Divanı üyesi ve Suriye Kürdistan Birlik Partisi Sekreteri Süleyman Oso (Şarku’l Avsat)
TT

ENKS, Barzani ile Kürt gruplar arasında yapılan görüşmelerin askıya alınmasını görüştü

ENKS Başkanlık Divanı üyesi ve Suriye Kürdistan Birlik Partisi Sekreteri Süleyman Oso (Şarku’l Avsat)
ENKS Başkanlık Divanı üyesi ve Suriye Kürdistan Birlik Partisi Sekreteri Süleyman Oso (Şarku’l Avsat)

Eski Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Kürt lider Mesud Barzani, Suriye muhalefet kanadı Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) liderliğindeki bir heyet ile Suriyeli Kürt gruplar arasındaki görüşmelerin askıya alınmasını ve Türkiye'nin Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolündeki bölgelere askeri bir operasyon başlatma tehdidinin ardından Kürt grupların Türkiye’nin olası operasyonunu püskürtmek için bir hava savunma sistemi konuşlandırılması yönündeki Suriye güçlerine yaptığı çağrılara ilişkin ENKS’nin tutumlarını görüştü.
Barzani ile yapılan toplantıya katılan Suriye Kürdistan Birlik Partisi Sekreteri Süleyman Oso, Şarku’l Avsat’a telefon aracılığıyla açıklamalarda bulundu.  Oso, toplantıda Suriye'deki Kürtlerin karşı karşıya olduğu tehditlerin ve Kürtlerin yoğun oldukları bölgelerdeki demografik değişim girişimlerinin yanı sıra Suriyeli gruplar ve SDG tarafından geriye kalanları göçe zorlamak ve Kürt yoğunluklu bölgeleri gerçek sakinlerinden boşaltmak amacıyla Kürtleri yıldırma girişimlerinin ele alındığını söyledi.
Öte yandan Mesut Barzani'nin ofisinden yapılan açıklamaya göre toplantıda, ENKS’nin önde gelen isimleriyle Suriye'deki son duruma ilişkin görüş alışverişinde bulunuldu. Suriye Kürtlerinin durumuyla ilgili son gelişmeler ve Türkiye’nin askeri bir operasyon başlatmaya yönelik son tehditlerinden duydukları korkular ayrıntılı olarak ele alındı. Iraklı Kürt lider, Kürtlere meşru haklarını elde etmeleri yolunda tam destek verme taahhüdünde bulundu.
IKBY Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada ise Kürtlerin anavatanlarında kalmaları ve göçe zorlanmamaları gerektiğine dair gözlem ve tavsiyeler yer alırken ‘sabırlı ve sebatlı’ davranılması çağrısında bulunuldu.
Demokratik Birlik Partisi (PYD) Siyasi Komite Üyesi ve Kürt toplumunun siyasi partileri, sivil akımları ve aktif isimlerini içeren geniş bir ittifak olan ENKS'nin Başkanlık Divanı üyesi olan Oso, Suriyeli Kürt gruplar arasında yaklaşık iki yıl önce askıya alınan görüşmeler hakkında Şarku'l Avsat'a konuştu. Barzani ile bu konuda bir görüşme gerçekleştirdiklerini söyleyen Oso, “Kendisine PYD'nin bu görüşmeleri kendi adına sonlandırdığını ve bu müzakerelerde varılanlara ilişkin taahhüdünü duyurduğunu bildirdik” dedi. Buna karşın Barzani'nin Suriye halkına ve Suriye krizine siyasi bir çözüm bulunmasına verdiği desteği ve Suriyelilerin yaşadığı trajedinin sona ermesi gerektiğini vurguladığı aktarıldı.
Kürt siyasetçi Oso, ENKS konferansında yaşanan olaylarla ilgili olarak şunları söyledi:
“ENKS, PYD’ye bağlı Asayiş güçlerinin konferans salonuna baskın düzenlediği ve silah zoruyla konferansın tamamlanmasını engellediği Eylül 2017'den bu yana dördüncü konferansını halen düzenlemedi.”
Konferansların siyasi partilerin ve çerçevelerin mücadelesinde önemli istasyonlar olduğuna işaret eden Oso, konferans için bir tarih ve yer belirtmeden, “Konferansı yaparsak, Suriye sahnesindeki tüm siyasi gelişmeler ve tüm Kürt bölgelerinde halkımızın karşı karşıya olduğu tehdit ve tehlikeler ile Cenevre'deki siyasi süreç incelenecektir” dedi.
Suriye muhalefet kanadında yer alan ENKS’nin temsilcilerinden bir heyet, muhalefet adına Suriye Müzakere Komitesi'ne ve Suriye krizinin çözümüne ilişkin Cenevre görüşmelerine katılıyor. Suriye anayasasını hazırlamakla görevli mini komitede de ENKS temsilcileri yer alıyor. ENKS çatısı altında bir araya gelen partiler, 2020 yılının başlarında ABD himayesinde PYD liderliğindeki Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ni temsil eden Kürt Ulusal Birliği Partileri (PYNK) ile doğrudan görüşmelere başladı. Ancak siyasi bir anlaşmaya varılmasına rağmen, Kürt-Kürt diyalogu iki yıl önce tökezledi ve ilerleme kaydedilemeyerek, askıya alındı.
Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine askeri bir operasyon başlatmaya ilişkin tehditleriyle ilgili ENKS’nin tutumuna da değinen Oso, askeri seçeneklerin daha fazla ölüm, yıkım ve yerinden edilmeyi beraberinde getirmesi nedeniyle bir çözüm olmadığını söyledi. PKK'yı Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kürt bölgelerini kontrol etmekle suçlayan Oso, PKK'nın kontrolünün, Türkiye’nin bu bölgeleri işgal etmesi için bir gerekçe oluşturduğuna dikkati çekti. Oso, Uluslararası toplumu ve bölge ülkelerini bir an önce siyasi bir çözüme ulaşılması ve Suriyelilerin trajedisine son verilmesi için adımların hızlandırılması çağrısında bulundu.
SDG, PYD ve Özerk Yönetim lideri ve yetkililerinin, Suriye rejimi güçlerini Türkiye’nin olası askeri operasyonunu püskürtmek için hava savunma sistemlerinin konuşlandırılması çağrılarıyla ilgili de konuşan Oso, “Tüm bunlar, bölgeyi Rusya’nın himayesinde rejime teslim etmeye yönelik ön girişimlerdir. Bu durum siyaset sahnesini daha da karmaşık hale getirecektir” ifadelerini kullandı. Siyasi çözümün Suriye krizine ilişkin uluslararası kararlara uygun olduğunun altını çizen Kürt yetkili, özellikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2254 sayılı kararının ‘tüm Suriyeliler için güvenlik ve emniyetin tesis edilmesini garanti eden son çare’ olduğunu vurguladı.
Öte yandan Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi dün, Dünya Mülteci Günü vesilesiyle resmi internet sitesi üzerinden yayınladığı bir bildiride, insani yardım kuruluşlarını, insan hakları savunucularını ve BM kuruluşlarını, Fırat'ın doğusundaki nüfuz alanlarındaki onlarca kampa dağılmış yerinden edilmiş binlerce kişiye ve mültecilere karşı sorumluluklarını üstlenmeye çağırdı.
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ne bağlı Göçmen ve Mülteci İşleri Dairesi Başkanı Heval Şehmus Ahmed, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Özerk Yönetimin kontrolündeki bölgelerde 150 bini aşkın insanın barındığı 16 kamp bulunduğunu ve aynı zamanda Rakka, Deyrizor, Tabka ve Menbiç kırsalında onlarca düzensiz kampın olduğunu söyledi. Ahmed, BM’yi, DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu’ndaki (DMUK) ülkeleri ve Rusya'yı, bu bölgelerden yerinden edilmiş Suriyelilerin güvenli ve gönüllü bir şekilde geri dönmelerine izin vermesi için Türkiye'ye baskı yapmaya çağırdı.
Mevcut abluka haline ve Özerk Yönetim bölgelerine açılan sınır kapılarının kapatılmasına değinen Kürt yetkili, Moskova ve Pekin’in BMGK’da Suriye’ye sınır ötesi yardımların geçişiyle ilgili yapılan oylamada veto haklarını kullanmaları nedeniyle Yarubiye Sınır Kapısı’nın halen bu yardımlara kapalı olduğuna dikkati çekti. Özerk Yönetim için hayati öneme sahip olan Yarubiye Sınır Kapısı’nın açılması gerektiğini vurgulayan Ahmed, Özerk Yönetim bölgelerinin, Suriye'nin kuzeydoğusundaki el-Hol ve Roj mülteci kamplarında kalan binlerce Iraklı mülteciyi kabul ettiğini söyledi.
Ahmed, son olarak şunları söyledi:
“Halep kırsalındaki Afrin, Haseke'deki Rasulayn ve Rakka'daki Tel Abyad il ve ilçelerinde, kısıtlı maddi imkanlara ve mevcut abluka haline rağmen yerinden edilen binlerce Suriyelinin hayati ihtiyaçlarının karşılanması için çalışıyoruz.”



İsrail, Washington ve Paris’e Lübnan ordusunu desteklemeye itirazı olmadığını bildirdi

İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)
İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)
TT

İsrail, Washington ve Paris’e Lübnan ordusunu desteklemeye itirazı olmadığını bildirdi

İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)
İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)

İsrail ordusunun, Kasım 2024’te imzalanan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürdüğü bir dönemde, ateşkesin uygulanmasını denetlemekle görevli Mekanizma Komitesi’nin rolü tartışma konusu oldu. Söz konusu gelişmeler, Paris’in 5 Mart’ta Lübnan ordusuna destek amacıyla bir konferansa ev sahipliği yapmaya hazırlandığı süreçte yaşanıyor.

Tel Aviv’deki askeri kaynaklara göre, Lübnan ordusunun ülkenin güneyindeki faaliyetlerine ilişkin genel olarak olumlu bir değerlendirme bulunuyor. Ancak aynı kaynaklar, ordunun Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararını tek başına uygulayamayacağı görüşünü de dile getiriyor. Bu çerçevede, ordunun hem kapasite eksikliği yaşadığı hem de siyasi çekişmelerin ortasında hareket etmek zorunda kaldığı, ayrıca bünyesinde Hizbullah’a sempati duyan unsurlar bulunduğu ve bu nedenle örgüte karşı yeterince kararlı davranmadığı iddia ediliyor.

Buna karşın İsrail hükümetinin, Lübnan ordusunun mali, lojistik ve askerî açıdan güçlendirilmesine yönelik Amerikan ve Avrupa girişimlerini desteklediği belirtiliyor. Konuya vakıf bir siyasi yetkili, Binyamin Netanyahu hükümetinin Washington ve Paris’e, Fransa’nın başkentinde yakında düzenlenecek olan Lübnan ordusuna destek konferansını desteklediğini bildirdiğini aktardı.

Mekanizma Komitesi ve güvenlik gelişmeleri

Bu gelişmeler, ABD’nin öncülük ettiği ve Fransa ile Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) de yer aldığı Mekanizma Komitesi’nin son toplantısından iki gün sonra yaşandı. Komite, tarafların ateşkese ve buna eşlik eden düzenlemelere bağlı kalmasını sağlamakla görevli bulunuyor.

Aralık 2025’te Lübnan, komitede askeri temsilcilerin yanı sıra sivil Lübnanlı üyelerin de yer almasını kabul ederek İsrail ile müzakerelere katılımın önünü açtı. Başbakan Nevvaf Selam da komitenin, Hizbullah’ın Güney Lübnan’daki silahsızlandırma sürecini denetlemesine açık olduklarını ifade etti. 3 Aralık 2025’te Lübnan ile İsrail arasında doğrudan bir toplantı gerçekleştirildi. Görüşmeye, Lübnan’ın Washington eski Büyükelçisi Simon Karam, İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi Dış Politika Direktörü Yuri Resnik ve ABD’li temsilci Morgan Ortagus katıldı.

Tel Aviv’deki kaynaklara göre, toplantıda ele alınan en önemli başlıklardan biri sınır bölgesinde ekonomik iş birliği oldu. Ancak bu hedeflerin, İsrail’in günlük bombardımanlarıyla nasıl bağdaştırılacağı sorusu gündemdeki yerini koruyor. Hizbullah’ın ise bir yıl üç aydır İsrail saldırılarına yanıt vermekten özellikle kaçındığı, böylece savaşın yeniden başlamasına gerekçe sunmamayı amaçladığı belirtiliyor. Buna karşılık İsrail tarafı, örgütün olası bir İran savaşı durumunda kullanmak üzere askeri kapasitesini güçlendirmeye çalıştığını öne sürerek saldırılarını sürdürmekte kararlı görünüyor.

 İsrail Hava Kuvvetleri, Mavi Bayrak tatbikatları sırasında (Arşiv – İsrail ordusu)İsrail Hava Kuvvetleri, Mavi Bayrak tatbikatları sırasında (Arşiv – İsrail ordusu)

Saldırıların sürmesiyle birlikte, operasyonların sahadaki Hizbullah mensuplarını ve saha komutanlarını fiilen hedef aldığı görülüyor. Nitekim örgüt, hayatını kaybeden isimler için taziye ilanları ve cenaze törenlerine katılım çağrıları yayımlayarak İsrail’in iddialarını dolaylı biçimde doğruluyor. Öte yandan, ABD’nin de bu saldırılara onay verdiği değerlendiriliyor. Washington’dan ne kamuoyu önünde ne de diplomatik kanallarda ciddi bir itiraz gelmiş değil.

Hizbullah’ın atılımları

Anlaşmaya göre, ateşkes ihlali teşkil eden her durumun izleme komitesi tarafından ele alınması gerekiyor. İsrail ise söz konusu saldırıların ihlal olmadığını, Lübnan ordusunun yapması gereken müdahaleleri yerine getirmemesi üzerine bu adımları kendisinin attığını savunuyor. Buna karşılık Lübnan, her bombardımanı anlaşmanın ihlali olarak değerlendirerek şikâyette bulunuyor. Ateşkesin ilk döneminde ABD’nin, yapılan şikâyetleri görüşmek üzere komiteyi toplantıya çağırdığı belirtiliyor. Ancak bugün komitenin daha seyrek toplandığı ve başvuruların yalnızca bir kısmının gündeme alındığı ifade ediliyor. Washington’un İsrail ile görüş ayrılığı yaşadığı durumlarda dahi, bunun çoğu zaman kınama ya da yaptırım içermeyen kısa notlarla geçiştirildiği kaydediliyor.

İsrail basınına yansıyan bilgilere göre ise ülkenin güvenlik birimleri, Hizbullah’a yönelik istihbarat sızmalarını sürdürerek örgüt mensuplarına ulaşmayı ve suikastlar düzenlemeyi başarıyor. Bu stratejiyle Hizbullah üzerindeki baskının artırılması, örgütün ateşkese bağlı kalmaya devam etmesi ve askeri kapasitesini yeniden inşa edememesi hedefleniyor. Beyrut’ta Güney Lübnan’ın Hizbullah’a ait mevzilerden, üslerden ve silahlardan arındırılması tartışılırken, İsrail tarafı örgütün askeri faaliyetlerinin Bekaa Vadisi’nde, Litani Nehri’nin kuzeyinde ve Suriye sınırı boyunca da tasfiye edilmesi gerektiğini savunuyor.


İran füzelerinin Suveyda’ya düşmesi sonucu beş kişi öldü, çok sayıda kişi yaralandı

Kuneytra kırsalındaki el-Hiran köyünde İran’a ait bir füzenin kalıntıları (SANA)
Kuneytra kırsalındaki el-Hiran köyünde İran’a ait bir füzenin kalıntıları (SANA)
TT

İran füzelerinin Suveyda’ya düşmesi sonucu beş kişi öldü, çok sayıda kişi yaralandı

Kuneytra kırsalındaki el-Hiran köyünde İran’a ait bir füzenin kalıntıları (SANA)
Kuneytra kırsalındaki el-Hiran köyünde İran’a ait bir füzenin kalıntıları (SANA)

Suriye’nin Suveyda vilayetinde, İsrail tarafından engellenen bir İran füzesinin sanayi bölgesindeki bir binaya düşmesi sonucu 5 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi de yaralandı. Daha önce bir başka İran füzesinin Kuneytra vilayetinde tarım arazisine düştüğü, olayda can kaybı yaşanmadığı bildirildi.

Suriye Acil Durum ve Afet Yönetimi Bakanlığı, vatandaşları azami dikkat göstermeye çağırdı. Öte yandan Sivil Havacılık ve Hava Taşımacılığı Genel Kurumu, Suriye hava sahasındaki güney hava koridorlarının uçuş trafiğine geçici olarak kapatıldığını açıkladı.

Suveyda vilayetindeki sağlık kaynakları, kentin kuzeyindeki sanayi bölgesinde bir füzenin patlaması sonucu 5 kişinin hayatını kaybettiğini ve cenazelerin Suveyda Devlet Hastanesi’ne ulaştırıldığını bildirdi. Şarku’l Avsat’ın yerel basından aktardığına göre olayda 3 kişi de yaralandı. Aynı kaynaklar, Suveyda’nın doğusundaki Radime köyünün doğusunda bir başka füzenin daha düştüğünü duyurdu.

Suriye devlet televizyonu el-İhbariyye ise İsrail işgal güçlerinin Kuneytra kırsalındaki Hiran köyüne düşen bir İran füzesini etkisiz hale getirdiğini, olayda can kaybı yaşanmadığını bildirdi. Ayrıca Dera’nın kuzeyindeki İnhel’e düşen bir füzenin de herhangi bir can kaybına yol açmadığı belirtildi.

Gelişmelerin hız kazanması üzerine Suriye Sivil Savunma Müdürlüğü bugün acil uyarı yayımlayarak, devam eden bölgesel ve uluslararası askeri gerilimler nedeniyle vatandaşları genel güvenlik talimatlarına tam olarak uymaya çağırdı.

Resmi hesaplardan yapılan açıklamada, patlama sesleri duyulduğunda binaların içine girilmesi, pencerelerden ve açık alanlardan uzak durulması, düşen yabancı cisimlere kesinlikle yaklaşılmaması ve bunların derhal yetkililere bildirilmesi istendi. Ayrıca, enkazın düştüğü alanlarda toplanılmaması ve olay yerlerine gidilmemesi çağrısı yapılarak acil müdahale ekiplerinin çalışmalarının kolaylaştırılması gerektiği vurgulandı. Savaş kaynaklı cisimlerin düşmesi sonucu çıkabilecek yangınların da derhal ilgili birimlere bildirilmesi istendi.

Kuneytra bölgesine düşen İran füzesinin enkazı (SANA)Kuneytra bölgesine düşen İran füzesinin enkazı (SANA)

Suriye Sivil Havacılık ve Hava Taşımacılığı Genel Kurumu bugün yaptığı açıklamada, ülke hava sahasındaki güney hava koridorlarının 12 saat süreyle uçuş trafiğine geçici olarak kapatıldığını duyurdu.

Kurum, resmi hesaplarından yayımladığı açıklamada söz konusu kararın ‘en yüksek hava güvenliği standartlarını sağlama’ amacıyla alındığını belirtti. Kapatma süresince hava trafiğinin onaylı alternatif güzergâhlar üzerinden yönetileceği, böylece uçuş akışının ve operasyonel faaliyetlerin, yürürlükteki hava trafik yönetimi sistemleri çerçevesinde kesintisiz sürdürüleceği ifade edildi.

Açıklamada ayrıca, gelişmelerin 24 saat esasına göre takip edildiği ve yeni durumlara ilişkin bilgilendirmenin zamanında yapılacağı kaydedildi. Kurum, sivil havacılığın güvenliği ile hava trafiğinin uluslararası düzenleme ve anlaşmalar doğrultusunda sürekliliğini sağlama konusundaki taahhüdünü yineledi.


Babil'de Ketaib Hizbullah'a ait bir yere düzenlenen saldırılarda iki kişi öldü

 Bağdat'ta bir gözetleme kulesinde duran güvenlik görevlisi (DPA)
Bağdat'ta bir gözetleme kulesinde duran güvenlik görevlisi (DPA)
TT

Babil'de Ketaib Hizbullah'a ait bir yere düzenlenen saldırılarda iki kişi öldü

 Bağdat'ta bir gözetleme kulesinde duran güvenlik görevlisi (DPA)
Bağdat'ta bir gözetleme kulesinde duran güvenlik görevlisi (DPA)

Babil vilayetinin kuzeyindeki Curf el-Nasr bölgesi, bugün Bağdat'ın güneyinde bulunan Ketaib Hizbullah'a ait bir yeri hedef alan çeşitli hava saldırılarına maruz kaldı. Şarku’l Avsat’a konuşan bir güvenlik kaynaklarına göre saldırılar sonucunda 2 kişi hayatını kaybetti, 3 kişi de yaralandı.

Kaynaklar, hedef alınan bölgede insansız hava araçları (İHA) ve füzeler için depolar bulunduğunu belirterek, kayıpların ve hasarın boyutunu doğru bir şekilde belirlemek için soruşturmaların devam ettiğini ve ilave ayrıntıların daha sonra açıklanacağını kaydetti.