İsrail’deki Araplar ‘hükümette yer almayı’ tartışıyor

Anketlere göre Araplar milletvekili sayılarını koruyacak ancak seçimlere katılım oranı düşecek.  

İsrail’deki Araplar ‘hükümette yer almayı’ tartışıyor
TT

İsrail’deki Araplar ‘hükümette yer almayı’ tartışıyor

İsrail’deki Araplar ‘hükümette yer almayı’ tartışıyor

İsrail'deki Arap siyasi sahnesi, Mansur Abbas liderliğindeki Birleşik Arap Listesi’nin (RAM) Naftali Bennett ve Yair Lapid ile hükümet koalisyonunda yer almasından sonra keskin bir çatışmaya tanık olmuştu. Mansur Abbas, koalisyon deneyiminin başarılı olduğunu iddia ederek ileride bir başka koalisyon hükümeti içinde yer alabileceklerini söyledi. Ortak Arap Listesi Bloku içinde yer alan muhalefetteki Arap politikacılar ise Mansur Abbas’ı eleştirerek Filistinliler için herhangi bir kazanım elde edememek ve Filistinlilerin işgal altındaki topraklarda baskılara maruz kalmasına katkı sağlamakla itham ettiler.  
Ortak Arap Listesi ile Birleşik Arap Listesi arasındaki bu keskin çatışma İsrail’deki Arap seçmenlerin tepkisini çekti. İki tarafın birbirini sert ifadelerle suçlamasının, seçmenlerin sandık başına gitme tercihlerine olumsuz yansıyabileceği belirtiliyor. Sonuçları dün açıklanan bir kamuoyu yoklamasına göre son seçimlerde yüzde 45 olan Arap vatandaşı katılımının, önümüzdeki seçimlerde yüzde 41’e düşecek. Bazı tahminlere göre, gelecek seçimlerde dramatik bir değişiklik olmayacak, Ortak Arap Listesi’nin 6, Birleşik Arap Listesi’nin ise 4 milletvekili çıkarması bekleniyor. Bazı anketlere göre ise her iki liste de birer milletvekili kaybedebilir. İsrail’deki Arap vatandaşları toplam seçmenlerin yüzde 15’ini oluşturuyor. Yani Knesset'te (Parlamento) kendilerini temsil etmesi için 18 temsilci gönderebilirler. Ancak düşük katılım nedeniyle temsilci sayısının az olduğu biliniyor.
İsrail’deki Arap temsiliyeti 2015 yılında zirveye çıkmıştı. Sağ ve sol eğilimli tüm partilerin milletvekili Eymen Avde liderliğinde seçimlere ortak bir listede katılması sonucu 15 sandalye kazanılmıştı. Ancak daha sonra bu ittifak ikiye bölündü ve bir sonraki seçimde sadece 13 sandalye kazanabildiler. Son seçimlerde ise Ortak Arap Listesi 6, Birleşik Arap Listesi de 4 olmak üzere bu sayı 10’a geriledi. Eymen Avde ve Ahmed Taybi liderliğindeki Ortak Arap listesi muhalefette kalırken Mansur Abbas liderliğindeki Birleşik Arap Listesi koalisyon hükümetinde yer aldı. Filistin Güney İslami Hareketi’nin öncülüğündeki RAM, İsrail’in kuruluşundan bu yana hükümette yer alan ilk Arap partisi olma özelliği taşıyor.  
 Uzmanlar, Arapların stratejik çıkarlarının, iki güçlü silahın varlığını gerektirdiğine inanıyor. Bazı milletvekillerinin muhalefette yer alarak halk hareketleriyle birlikte Filistinlilerin çıkarlarını savunması, bazılarının da hükümette yer alarak Filistinliler aleyhine alınacak kararları mümkün mertebe engellemeye çalışması gerektiğini düşünüyorlar. Ancak bu stratejinin başarılı olabilmesi için Arap milletvekilleri arasında bir uyumun ve karşılıklı saygının olmasının da zorunlu olduğu vurgulanıyor. Arapların hükümette yer alma deneyimi büyük ölçüde hayal kırıklığıyla sonuçlandı. Her ne kadar Birleşik Arap Listesi Arap vatandaşlar için teoride bazı kazanımlar elde etmeyi başarsa da bir yıllık süre zarfında bu konudaki kararların çoğu uygulanmadı. Ayrıca hükümet kendi içindeki Arapları adeta yok sayarak Filistinlilere yönelik baskı politikalarına hız verdi. Koalisyonda yer alan Arap milletvekilleri ise bu uygulamaları engellemekte başarısız oldu.  
Ortak Arap Listesi sadece hükümete değil, aynı zamanda dünün ‘ortağı’ Birleşik Arap Listesi’ne de sert bir biçimde saldırdı. Karşılıklı atışmalar zaman zaman ihanet suçlamalarına ve küfürleşmeye kadar vardı. Oysa tüm bu süreç içinde İsrail sağı hem muhalefetteki hem de hükümetteki Arap milletvekilleri arasında ayrım yapmadan, iki tarafı da aşağılayacağı söylemlerini sürdürdü.
İsrail sağı Arapların hükümette yer almasına sert bir şekilde karşı çıkıyor ve salt Siyonist bir hükümeti savunuyor. Bir kamuoyu yoklamasına göre İsraillilerin yüzde 66’sı Arapların hükümette yer almasına karşı. Bu nedenle bugünlerde Araplar arasında bu konu başlıca gündem maddesi konumunda. Araplar daha fazla kazanım elde edebilmek için hangi yöntemleri izlemeleri gerektiğini tartışmaya devam ediyor.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.