Iraklı kadınlara yönelik çifte Suç: Tecavüz evlilikleri

Ceza kanununun ‘tartışmalı’ 398. maddesinin ataerkillik ve aşiret geleneği nedeniyle yürürlükten kaldırılmasına yönelik girişimler sürüyor

BM, Irak Ceza Kanunu’nun 398. maddesini insan hakları ihlali olarak nitelendirdi (Reuters)
BM, Irak Ceza Kanunu’nun 398. maddesini insan hakları ihlali olarak nitelendirdi (Reuters)
TT

Iraklı kadınlara yönelik çifte Suç: Tecavüz evlilikleri

BM, Irak Ceza Kanunu’nun 398. maddesini insan hakları ihlali olarak nitelendirdi (Reuters)
BM, Irak Ceza Kanunu’nun 398. maddesini insan hakları ihlali olarak nitelendirdi (Reuters)

Şaza el-Amili*
Tecavüz suçları, istisnasız her toplumda var olan ve sürekli olarak artan bir olgu. Ancak daha tiksindirici olan ve mağdurun haklarının ihlali anlamına gelen felaket ise tecavüzcünün, ağır şekilde cezalandırılması yerine mağdurla evlendirilerek ödüllendirilmesi.
Psikolojide failin mağdur ile girdiği her ‘cinsel ilişki’ yeni bir tecavüz olarak kabul ediliyor. Irak Ceza Kanunu'nun tecavüzcünün kurbanıyla evlenmesine olanak sağlayan 398. Maddesine göre; “Belirtilen suçlardan birinin faili ile mağdur arasında geçerli bir evlilik yapılmışsa, bu, Ceza Kanunu'nun 130 ve 131'inci maddeleri gereğince hafifletici bir hukuki mazeret olarak değerlendirilir.”
Maddede ayrıca “Evlilik akdi, kocanın haklı bir sebep olmaksızın yaptığı boşanma veya kocanın kusuru veya kötü davranışına bağlı nedenlerle mahkemece karar verilen bir boşanma ile sona ererse, -dava ile ilgili kararın üzerinden üç yıl geçmeden önce- ceza, Cumhuriyet Savcılığının, mağdurun veya herhangi bir ilgili tarafın talebi üzerine ciddiyet açısından gözden geçirilecektir” ifadeleri de yer alıyor.
Bazıları bu kanunun gerekçelerini kanun koyucuların referansına ve kanuna dönüşen siyasallaşmış toplumsal erillik belirtilerinin onlar üzerindeki etkisine bağlıyor. Bu, topluma hâkim olan bu eril fenomenlerden klan kan parası, ‘berdel’ veya çocuk yaşta evlilik vb. çağdışı gelenek ve göreneklerin devam etmesi nedeniyle olabilir.

Gün ışığına çıkmayan yasa tasarısı
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı dosya habere göre Kişisel Haklar Uzmanı Hâkim Hadi Aziz, yaptığı açıklamada “Yargıtay, 2018 yılında yeni bir kanun taslağı hazırlamamız için bizi görevlendirdi. Bunu başardık ve kadınlara karşı ayrımcılığı yayan tüm yasal metinleri kaldırdık. Söz konusu maddeyi de dahil ederek, evde eş disiplini ve zinayı kaldırdık, ancak taslak henüz aydınlanmadı” ifadelerini kullandı.
Aziz, tecavüz eylemini gerçekleştiren kişinin, suçun manası ile manevi, maddi ve hukuki tüm yönleriyle kriminalize edilir ve bu formüle göre cezalandırıldığını söyledi. Ayrıca, her ne kadar namusu temizleme yollarından biri olarak kabul edilse de failin kurbanıyla evlenmesinin tecavüzcü için bir ödül olduğuna dikkat çekti.
Öte yandan Hukuk Uzmanı Ali et-Temimi, 398. maddenin, ister soruşturma ister yargılama aşamasında, ister temyiz aşamasında olsun, suçluya karşı tüm yasal prosedürleri durdurduğunu düşünüyor. Temimi’nin söylediğine göre “Fail, mağdurla üç yıldan az olmamak üzere geçerli bir nikah akdiyle evlenirse, aleyhindeki tüm yasal işlemler düşer.”

Ataerkillik ve aşiretçilik
Temimi, Tunus, Ürdün, Lübnan ve Mısır gibi çoğu Arap ülkesinde 398. maddenin yürürlükten kaldırıldığını söyledi.  Ali Temimi, “Aynı şekilde 2012 yılında gerçekleştirilen itiraz kampanyaları ve Faslı 16 yaşındaki Emine el-Filali’nin, Fas Ceza Kanunu’nun 475’inci maddesi gereği tecavüzcüsüyle evlendirilmesi kararı nedeniyle intihar etmesinin ardından yapılan feminist baskılar sonucunda söz konusu yasa Fas’ta da kaldırıldı. Filali hakkında uygulanan yasaya göre ‘tecavüzcünün kurbanıyla evlenmeyi kabul etmesi durumunda cezası düşer” ifadelerini kullandı.
Sözlerine üzgün bir şekilde devam eden Hukuk Uzmanı, “Bu maddede kadınlara yapılan gerçek bir haksızlık söz konusu. Ceza Kanunu'nda ataerkillik ve aşiretçiliğin de öne çıktığı maddeler var. Ceza Kanunu’nda kocanın karısını dövmesine izin veren 41. madde ve namusunu zedelemeye ilişkin 409. madde gibi benzer maddeler söz konusu” şeklinde konuştu.
Temimi’ye göre Devrim Komuta Konseyi tarafından çıkarılan 1987 tarihli 91 sayılı kararı, Ceza Kanunu'nun hafifletici maddeleri olan 131 ve 132’in maddelerine işaret eder. Buna göre failin cezası, idamsa Ceza Mahkemesi bunu bir yıllık hapis cezasına indirebilir. Mahkeme ayrıca, bu süreyi gözaltında geçirmemişse, infazın durdurulması ve failin serbest bırakılması için Ceza Kanunu'nun 144. maddesine de başvurur.

İnsan hakları ihlali
Birleşmiş Milletler (BM), Irak Ceza Kanunu’n 398’inci maddesini insan hakları ihlali olarak nitelendirdi. BM tarafından yapılan açıklamada, bunun, tıpkı ‘nehva’ konusuna (amcaoğlunun kızın evliliğine engel olması) benzer bir şekilde bir insanlık suçu olduğu ve Irak anayasasının 14, 15 ve 29. maddelerini ihlal ettiği bildirildi. Uluslararası toplum, bunları insanlığa karşı suçlar olarak değerlendirdi. Ayrıca Kadına Yönelik Her Türlü Şiddetin Ortadan Kaldırılmasına Dair Uluslararası Sözleşme'nin beşinci maddesine de aykırıdır. Bu tür suçlarda kadının psikolojik ve sosyal durumu dikkate alınmadığı gibi (zorlamanın gölge düşürdüğü) rıza unsuru da dikkate alınmaz. Bu, Uluslararası Sözleşme'nin 7, 8 ve 9’uncu maddelerini ihlal ediyor.
Temimi, bu maddenin yürürlükten kaldırılmasının gerekliliğini vurguladı. Hukukun üstünlüğüne göre, kanun dışında yürürlükten kaldırılamayacağını veya değiştirilmeyeceğini vurguladı. Hukuk Uzmanı, “Tüm bu maddeleri ihlal ettiği göz önüne alındığında, Parlamento tarafından yürürlükten kaldırılmalı veya Federal Mahkeme önünde itiraz edilmelidir” dedi.

Kurban zorlanmamalı
Aynı bağlamda Baro Başkanı Ahlam el-Lami, herhangi bir yasanın herhangi bir maddesini, değişiklik teklifi ve değiştirilmesinin fizibilitesi ile değiştirmek veya iptal etmenin mümkün olduğunu düşünüyor ve bu nedenle Temsilciler Meclisi’nin yasama konusunda tek uzman olduğuna dikkat çekiyor.
Lami yaptığı açıklamada, “Bu maddenin 'tecavüzcünün mağdurla evliliği' olarak adlandırıldığını belirtmek yeterlidir. Evlilik, bilindiği gibi, mağdurun zorlanmamasını, aksine rızasını gerektirmektedir. Bu maddenin uygulanmasında bir yanlış anlaşılma var gibi görünüyor” dedi.
Sorunun arka planına karşı Hukuk Uzmanı Macid Micbas, “Kanun koyucu, mağdura, faile en ağır cezayı vermek veya yetkili makamın gözetimi altında en az üç yıl olmak kaydıyla mağdurla evlenmek arasında seçim yapma hakkı vermek de dahil olmak üzere birçok çözüm getirmiştir. Fail, ciddiyetsizlik gösterdiği anda hakkında yeniden dava açılır ve ceza verilir” şeklinde konuştu.
Micbas, “Genel olarak seçim, kabul etmek zorunda olmayan mağdur tarafından yapılır. Bununla birlikte diğer maddelere bağlı kalarak ceza da verebilir” dedi.

Toplumun bakış açısı
Irak toplumu, hukuktan çok örf ve adetleri benimsiyor. 398’inci madde, yasa pahasına örf ve âdet tesis etme girişiminden başka bir şey değildir. Burada ortaya şu soru çıkıyor: Tecavüzcü, işlediği suçu akrabalarına söylemeye cesaret edebilir mi?
Sosyolog Halid el-Vadi, bu sorunun cevabının karmaşık, çetrefilli ve temelinde birçok çözümün dallandığını söyledi. Peki tecavüze uğrayan bir kadına toplumun tepkisi ne olur? Toplum ona hakkını teslim edecek mi yoksa suça ortak mı görülecek?
Vadi, "Kadınlarla ilgili yasaların uygulanmasını zorlaştıran, tüm tarafları memnun eden bir çözüme ulaşmak için yasaların gözlemlediği köklü utanç kültürüyle karşı karşıyayız" dedi.

‘Kara eylem’
Bu suç, Ceza Kanunu’nda 398’inci madde olarak adlandırılırken, aşiret bunu ‘kara eylem’ olarak isimlendiriliyor. Genellikle kurbanın ve suçlunun mensup oldukları aşiretlerin büyükleri, meseleyi örtbas etmek için onları evlenmeye zorlar.
Bağdat Kadın Derneği (Baghdad Women Association) üyesi bir hukukçu ve aktivist olan Raşa Halid Halul, “Mağdur, rızası olmaksızın gerçekleşmiş bu alçakça eylemin kurbanı olmasına rağmen toplum ona kötü gözle bakıyor” dedi.
Babası ve üvey annesi ile birlikte yaşayan 16 yaşındaki öksüz bir genç kızın durumunu hatırlatan Halul, tecavüzcünün, fiilinin cezasından kurtulması için ailesinin mağdur kızla evlenip kısa bir süre sonra ikinci evliliği gerçekleştirmesini tavsiye ettiğine dikkat çekti. Failin annesi, tecavüzü haklı göstererek, “Bunun kızın oğlumu baştan çıkarması sonucunda meydana geldiğini düşünüyoruz. Edepli olsaydı oğlum ona tecavüz etmezdi” dediğine işaret etti.
Raşa Halid Halul, bunun, ‘bir kadının hayatı boyunca maruz kaldığı psikolojik zarar olmasının yanı sıra onuruna ve insanlığına bir hakaret olduğunun’ altını çizdi.  “Alemlerin Rabbinin şefkat ve merhametle tarif ettiği aile nasıl tecavüz ve zorlama üzerine kuruludur?” diye soran Halul, çalışmalarında kendisine benzer birçok vakanın sunulduğunu ve birçoğunun evlendikten sonra kadını terk ettiğini açıkladı. Ayrıca “Bir 'dogma' ya da dini inancın yüceliğiyle, konuşmamıza izin vermediği bir zamanda ulusal bir kampanyaya ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.

Evlilik, tecavüzün üstünü örtmüyor
Bağdat Kadın Derneği’ne işaret eden Halul, geçtiğimiz yıllarda kadın haklarını savunmak için çeşitli kampanyalar başlattıklarını, hatta sonuncusunun ‘Evlilik, tecavüzün üstünü örtmüyor’ başlığını taşıdığını söyledi. Halul, Derneğin kamuoyunu harekete geçirmek için birden fazla yaklaşım benimsediğine dikkat çekerek bunlardan sonuncusunun meydanlarda, alışveriş merkezlerinde ve el-Mütenebbi Caddesi'nde sergilenen bir oyun olduğunu ifade etti. Söz konusu oyunda bir gelin ve yargıcın temsil edildiğini, gelinliğin üzerinde ‘tecavüz mağduru gelin’ yazdığını belirtti.  

İstatistikler
Mahkeme, herhangi bir hükümet veya özel kurum nezdinde tecavüz vakalarının sayısı hakkında istatistik sağlamak zordur. Konu hassas ve sosyal damgalama ile bağlantılı olduğu için, dava hâkime sunulduktan sonra genellikle mahkemede kapatılır. Bu nedenle hâkim, davayı kapatmak için ‘suçlunun ailesi’ ile birlikte hareket eder.
Hukukçu Halul, ‘bu davaların birçoğunun davanın kapanmasıyla sonuçlandığını’ belirtti. “Muhafazakâr ve kapalı bir toplum olduğumuz için bu tür suçların üstü kapatılıyor” diyen Raşa Halid Halul, aşiret ve toplum açısından bir leke bıraktığı için davaların gaspçı lehine kapatıldığının altını çizdi.

Adli kanıtların zayıflığı
Irak Ceza Kanunu'nda çoğu zina, eşcinsellik, cinsel sapkınlık ve ensest suçlarının cezası 10 yılı geçmemekte ve bu kişilere bazen üç yıldan beş yıla kadar, bazen de infazı askıya alınan hapis cezası verilmektedir.
Adli kanıtların çok zayıf olmasından şikayet eden Halul, “Zina, tecavüz ve benzeri davaların, adli kanıtları ve muayenelerin gücüne bağlı olduğu iyi bilinir. Ancak biz bundan yoksunuz. Birçok yargıç, diğer ülkelerde yapıldığı gibi DNA analizi dahi talep etmeden fotoğraf ve tanık gibi ikincil kanıtlarla tatmin oluyor” şeklinde konuştu.
Bu yasa ve diğer ataerkil yasalar, ilgili yargıyı olduğu kadar, yasama organı olan Temsilciler Meclisi ve özellikle de kadınlarla ilgili sorunlarla ilgilenenler başta olmak üzere sivil toplum kuruluşlarının, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) Kadın Sorunları Komisyonu’nun son olarak hayatın her alanına hâkim olan ataerkillikten de etkilendiği için bu konu üzerinde durmayan Dördüncü Otorite’nin omuzlarına büyük bir sorumluluk yüklemekte.



İsrail, Filistinli teknokratların Gazze’ye girişini engelliyor

Yahudi yerleşimciler, Batı Şeria'daki Filistinlilerin mülklerine sık sık saldırı düzenliyor (AFP)
Yahudi yerleşimciler, Batı Şeria'daki Filistinlilerin mülklerine sık sık saldırı düzenliyor (AFP)
TT

İsrail, Filistinli teknokratların Gazze’ye girişini engelliyor

Yahudi yerleşimciler, Batı Şeria'daki Filistinlilerin mülklerine sık sık saldırı düzenliyor (AFP)
Yahudi yerleşimciler, Batı Şeria'daki Filistinlilerin mülklerine sık sık saldırı düzenliyor (AFP)

İsrail yönetimi, ABD'nin barış planı kapsamında kurulan komitedeki Filistinli teknokratların Gazze'ye girişine izin vermiyor.

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla Haaretz'e konuşan Filistinli yetkililer, İsrail yönetiminin Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi üyelerinin Gazze'ye girişini engellediğini söylüyor.

Komite üyelerinin, Gazze'nin Mısır sınırındaki Refah kapısından geçerek bölgeye girmek istediği ancak Tel Aviv yönetiminin buna izin vermediği aktarılıyor. İsrail, tüm taleplere rağmen sınır kapısını da henüz açmadı.

Kaynaklar, komite üyelerinin Mısır'ın başkenti Kahire'de bir araya gelip görüşmeleri sürdürdüğünü ifade ediyor.

Mısır yönetimi, ABD'yle ortak çalışarak Filistinli teknokratların ay sonuna kadar Gazze'ye girmesini sağlamak istiyor.  

Gazete, İsrail Başbakanlık Ofisi ve İsrail Savunma Bakanlığı'na bağlı Bölgelerdeki Hükümet Faaliyetleri Koordinatörlüğü'nün (COGAT) yorum taleplerine yanıt vermediğini aktarıyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, 20 maddelik Gazze planının ikinci aşamasının başlatıldığını 14 Ocak'ta duyurmuştu.

Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'nde Witkoff'un yanı sıra Trump'ın damadı ve eski başdanışmanı Jared Kushner, eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair, girişimci Marc Rowan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Birleşik Arap Emirlikleri Uluslararası İşbirliği Bakanı Reem el-Haşimi, Katarlı diplomat Ali el-Havadi, Mısır Genel İstihbarat Servisi Direktörü Hasan Reşad, Birleşmiş Milletler (BM) Ortadoğu elçisi Nickolay Mladenov, İsrailli girişimci Yakir Gabay ve BM Ortadoğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Sigrid Kaag var.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, 17 Ocak'ta sosyal medyada yaptığı paylaşımda Trump'ın resmi mektup göndererek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı Barış Kurulu'na kurucu üye olarak davet ettiğini de bildirmişti.

Trump, Witkoff, Kushner Blair ve Rowan'ın yanı sıra Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga ve ABD Başkanı'nın ulusal güvenlik danışman yardımcısı Robert Gabriel'ın yer aldığı Barış Kurulu ise Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'nin faaliyetlerini denetleyecek.

Diğer yandan Tel Aviv yönetimi, Türkiye ve Katar'ın bu oluşumlardan çıkarılmasını, bu ülkelerin Gazze'de güvenliği sağlamak üzere konuşlandırılacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) katılmasına yönelik planların da iptal edilmesini istiyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dünkü açıklamasında "Gazze Şeridi'nde Türk ya da Katarlı askerlere yer yok” demişti.

New Arab'ın aktardığına göre Netanyahu yönetimi, Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi üyelerinin Gazze'ye girişini, bu gelişmelere karşı bir hamle olarak kullanıyor.

Yahudi yerleşimcilerin saldırıları artıyor

Öte yandan İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) ve İsrail iç güvenlik teşkilatı Şin Bet'in verilerine göre Yahudi yerleşimcilerin Batı Şeria'daki saldırıları 2025'te, bir önceki yıla göre yüzde 25 arttı.

Times of Israel'in derlediği verilere göre radikal sağcı Yahudi yerleşimciler geçen yıl 867 ırkçı suç işledi. Bu rakamın 2024'te 682 olduğu belirtiliyor. Hamas'ın 7 Ekim'de düzenlediği Aksa Tufanı operasyonuyla Gazze savaşını başlattığı 2023 yılındaysa 1045 saldırı kaydedilmişti.

2025'teki saldırılarda toplamda 300 ırkçı Yahudi yerleşimcinin yer aldığı aktarılıyor. Bu kişilerin çoğu Batı Şeria'daki 42 yasadışı yerleşim bölgesinde yaşıyor.

İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te konuşlandırılan askeri birimlerden sorumlu İsrail Merkez Komutanlığı'ndaki (Pikud Merkaz) yetkililerin, şiddet olaylarının azaltılamamasından rahatsızlık duyduğu savunuluyor.  

ndependent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, New Arab


Suriye ordusu, SDG'nin çekilmesinin ardından el-Hol kampını güvence altına alacak

Suriye ordusu, SDG'nin çekilmesinin ardından el-Hol kampını güvence altına alacak
TT

Suriye ordusu, SDG'nin çekilmesinin ardından el-Hol kampını güvence altına alacak

Suriye ordusu, SDG'nin çekilmesinin ardından el-Hol kampını güvence altına alacak

Suriye ordusu bugün, Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) kampı korumaktan çekilmesinin ardından, iç güvenlik güçleriyle birlikte el-Hol kampına girerek kampın güvenliğini sağlayacağını duyurdu. SDG daha sonra kamptan "zorla" çekildiğini açıkladı.

Kürdistan İşçi Partisi (PKK) Suriye Kürtlerini terk etmeyeceğine dair söz verirken, Kürt özerk yönetiminden bir yetkili bugün Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki müzakerelerin "tamamen çöktüğünü" doğruladı.

Bu arada, Suriye Savunma Bakanlığı Rakka'daki El-Aktan cezaevi civarında çatışmalar olduğuna dair haberleri yalanladı.


Sisi ve Trump, Davos Forumu'nun oturum aralarında bölgesel gelişmeleri görüşecekler

ABD Başkanı Donald Trump ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi (Arşiv- Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi (Arşiv- Reuters)
TT

Sisi ve Trump, Davos Forumu'nun oturum aralarında bölgesel gelişmeleri görüşecekler

ABD Başkanı Donald Trump ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi (Arşiv- Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi (Arşiv- Reuters)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el-Sisi, "Diyalog Ruhu" temasıyla 19-23 Ocak tarihleri ​​arasında düzenlenecek Dünya Ekonomik Forumu'na katılmak üzere bugün İsviçre'nin Davos kentine hareket ediyor.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Muhammed el-Şennavi bugün yaptığı basın açıklamasında, forumun gündeminde devlet başkanları, uluslararası ve bölgesel örgüt başkanları ve büyük özel sektör kuruluşlarının temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşecek bir dizi etkinlik bulunduğunu belirtti.

El-Şennavi, forum oturumlarında uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi, küresel refah yollarının desteklenmesi, büyümenin itici gücü olarak teknoloji ve inovasyona olan bağımlılığın artırılması ve insan sermayesine yatırım yapılması gibi konuların ele alınacağını ifade etti.

Sözcü, Mısır Cumhurbaşkanı'nın forumun oturum aralarında Amerikalı mevkidaşı Donald Trump ile bir araya gelerek, ortak ilgi alanlarına giren son bölgesel ve uluslararası gelişmeleri görüşeceğini belirtti. Liderler, her iki ülkenin çıkarlarına hizmet edecek ve bölgesel ve uluslararası istikrarı teşvik edecek şekilde Mısır ile Amerika Birleşik Devletleri arasında iş birliği ve koordinasyonu artırmanın yollarını ele alacaklar.