Iraklı kadınlara yönelik çifte Suç: Tecavüz evlilikleri

Ceza kanununun ‘tartışmalı’ 398. maddesinin ataerkillik ve aşiret geleneği nedeniyle yürürlükten kaldırılmasına yönelik girişimler sürüyor

BM, Irak Ceza Kanunu’nun 398. maddesini insan hakları ihlali olarak nitelendirdi (Reuters)
BM, Irak Ceza Kanunu’nun 398. maddesini insan hakları ihlali olarak nitelendirdi (Reuters)
TT

Iraklı kadınlara yönelik çifte Suç: Tecavüz evlilikleri

BM, Irak Ceza Kanunu’nun 398. maddesini insan hakları ihlali olarak nitelendirdi (Reuters)
BM, Irak Ceza Kanunu’nun 398. maddesini insan hakları ihlali olarak nitelendirdi (Reuters)

Şaza el-Amili*
Tecavüz suçları, istisnasız her toplumda var olan ve sürekli olarak artan bir olgu. Ancak daha tiksindirici olan ve mağdurun haklarının ihlali anlamına gelen felaket ise tecavüzcünün, ağır şekilde cezalandırılması yerine mağdurla evlendirilerek ödüllendirilmesi.
Psikolojide failin mağdur ile girdiği her ‘cinsel ilişki’ yeni bir tecavüz olarak kabul ediliyor. Irak Ceza Kanunu'nun tecavüzcünün kurbanıyla evlenmesine olanak sağlayan 398. Maddesine göre; “Belirtilen suçlardan birinin faili ile mağdur arasında geçerli bir evlilik yapılmışsa, bu, Ceza Kanunu'nun 130 ve 131'inci maddeleri gereğince hafifletici bir hukuki mazeret olarak değerlendirilir.”
Maddede ayrıca “Evlilik akdi, kocanın haklı bir sebep olmaksızın yaptığı boşanma veya kocanın kusuru veya kötü davranışına bağlı nedenlerle mahkemece karar verilen bir boşanma ile sona ererse, -dava ile ilgili kararın üzerinden üç yıl geçmeden önce- ceza, Cumhuriyet Savcılığının, mağdurun veya herhangi bir ilgili tarafın talebi üzerine ciddiyet açısından gözden geçirilecektir” ifadeleri de yer alıyor.
Bazıları bu kanunun gerekçelerini kanun koyucuların referansına ve kanuna dönüşen siyasallaşmış toplumsal erillik belirtilerinin onlar üzerindeki etkisine bağlıyor. Bu, topluma hâkim olan bu eril fenomenlerden klan kan parası, ‘berdel’ veya çocuk yaşta evlilik vb. çağdışı gelenek ve göreneklerin devam etmesi nedeniyle olabilir.

Gün ışığına çıkmayan yasa tasarısı
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı dosya habere göre Kişisel Haklar Uzmanı Hâkim Hadi Aziz, yaptığı açıklamada “Yargıtay, 2018 yılında yeni bir kanun taslağı hazırlamamız için bizi görevlendirdi. Bunu başardık ve kadınlara karşı ayrımcılığı yayan tüm yasal metinleri kaldırdık. Söz konusu maddeyi de dahil ederek, evde eş disiplini ve zinayı kaldırdık, ancak taslak henüz aydınlanmadı” ifadelerini kullandı.
Aziz, tecavüz eylemini gerçekleştiren kişinin, suçun manası ile manevi, maddi ve hukuki tüm yönleriyle kriminalize edilir ve bu formüle göre cezalandırıldığını söyledi. Ayrıca, her ne kadar namusu temizleme yollarından biri olarak kabul edilse de failin kurbanıyla evlenmesinin tecavüzcü için bir ödül olduğuna dikkat çekti.
Öte yandan Hukuk Uzmanı Ali et-Temimi, 398. maddenin, ister soruşturma ister yargılama aşamasında, ister temyiz aşamasında olsun, suçluya karşı tüm yasal prosedürleri durdurduğunu düşünüyor. Temimi’nin söylediğine göre “Fail, mağdurla üç yıldan az olmamak üzere geçerli bir nikah akdiyle evlenirse, aleyhindeki tüm yasal işlemler düşer.”

Ataerkillik ve aşiretçilik
Temimi, Tunus, Ürdün, Lübnan ve Mısır gibi çoğu Arap ülkesinde 398. maddenin yürürlükten kaldırıldığını söyledi.  Ali Temimi, “Aynı şekilde 2012 yılında gerçekleştirilen itiraz kampanyaları ve Faslı 16 yaşındaki Emine el-Filali’nin, Fas Ceza Kanunu’nun 475’inci maddesi gereği tecavüzcüsüyle evlendirilmesi kararı nedeniyle intihar etmesinin ardından yapılan feminist baskılar sonucunda söz konusu yasa Fas’ta da kaldırıldı. Filali hakkında uygulanan yasaya göre ‘tecavüzcünün kurbanıyla evlenmeyi kabul etmesi durumunda cezası düşer” ifadelerini kullandı.
Sözlerine üzgün bir şekilde devam eden Hukuk Uzmanı, “Bu maddede kadınlara yapılan gerçek bir haksızlık söz konusu. Ceza Kanunu'nda ataerkillik ve aşiretçiliğin de öne çıktığı maddeler var. Ceza Kanunu’nda kocanın karısını dövmesine izin veren 41. madde ve namusunu zedelemeye ilişkin 409. madde gibi benzer maddeler söz konusu” şeklinde konuştu.
Temimi’ye göre Devrim Komuta Konseyi tarafından çıkarılan 1987 tarihli 91 sayılı kararı, Ceza Kanunu'nun hafifletici maddeleri olan 131 ve 132’in maddelerine işaret eder. Buna göre failin cezası, idamsa Ceza Mahkemesi bunu bir yıllık hapis cezasına indirebilir. Mahkeme ayrıca, bu süreyi gözaltında geçirmemişse, infazın durdurulması ve failin serbest bırakılması için Ceza Kanunu'nun 144. maddesine de başvurur.

İnsan hakları ihlali
Birleşmiş Milletler (BM), Irak Ceza Kanunu’n 398’inci maddesini insan hakları ihlali olarak nitelendirdi. BM tarafından yapılan açıklamada, bunun, tıpkı ‘nehva’ konusuna (amcaoğlunun kızın evliliğine engel olması) benzer bir şekilde bir insanlık suçu olduğu ve Irak anayasasının 14, 15 ve 29. maddelerini ihlal ettiği bildirildi. Uluslararası toplum, bunları insanlığa karşı suçlar olarak değerlendirdi. Ayrıca Kadına Yönelik Her Türlü Şiddetin Ortadan Kaldırılmasına Dair Uluslararası Sözleşme'nin beşinci maddesine de aykırıdır. Bu tür suçlarda kadının psikolojik ve sosyal durumu dikkate alınmadığı gibi (zorlamanın gölge düşürdüğü) rıza unsuru da dikkate alınmaz. Bu, Uluslararası Sözleşme'nin 7, 8 ve 9’uncu maddelerini ihlal ediyor.
Temimi, bu maddenin yürürlükten kaldırılmasının gerekliliğini vurguladı. Hukukun üstünlüğüne göre, kanun dışında yürürlükten kaldırılamayacağını veya değiştirilmeyeceğini vurguladı. Hukuk Uzmanı, “Tüm bu maddeleri ihlal ettiği göz önüne alındığında, Parlamento tarafından yürürlükten kaldırılmalı veya Federal Mahkeme önünde itiraz edilmelidir” dedi.

Kurban zorlanmamalı
Aynı bağlamda Baro Başkanı Ahlam el-Lami, herhangi bir yasanın herhangi bir maddesini, değişiklik teklifi ve değiştirilmesinin fizibilitesi ile değiştirmek veya iptal etmenin mümkün olduğunu düşünüyor ve bu nedenle Temsilciler Meclisi’nin yasama konusunda tek uzman olduğuna dikkat çekiyor.
Lami yaptığı açıklamada, “Bu maddenin 'tecavüzcünün mağdurla evliliği' olarak adlandırıldığını belirtmek yeterlidir. Evlilik, bilindiği gibi, mağdurun zorlanmamasını, aksine rızasını gerektirmektedir. Bu maddenin uygulanmasında bir yanlış anlaşılma var gibi görünüyor” dedi.
Sorunun arka planına karşı Hukuk Uzmanı Macid Micbas, “Kanun koyucu, mağdura, faile en ağır cezayı vermek veya yetkili makamın gözetimi altında en az üç yıl olmak kaydıyla mağdurla evlenmek arasında seçim yapma hakkı vermek de dahil olmak üzere birçok çözüm getirmiştir. Fail, ciddiyetsizlik gösterdiği anda hakkında yeniden dava açılır ve ceza verilir” şeklinde konuştu.
Micbas, “Genel olarak seçim, kabul etmek zorunda olmayan mağdur tarafından yapılır. Bununla birlikte diğer maddelere bağlı kalarak ceza da verebilir” dedi.

Toplumun bakış açısı
Irak toplumu, hukuktan çok örf ve adetleri benimsiyor. 398’inci madde, yasa pahasına örf ve âdet tesis etme girişiminden başka bir şey değildir. Burada ortaya şu soru çıkıyor: Tecavüzcü, işlediği suçu akrabalarına söylemeye cesaret edebilir mi?
Sosyolog Halid el-Vadi, bu sorunun cevabının karmaşık, çetrefilli ve temelinde birçok çözümün dallandığını söyledi. Peki tecavüze uğrayan bir kadına toplumun tepkisi ne olur? Toplum ona hakkını teslim edecek mi yoksa suça ortak mı görülecek?
Vadi, "Kadınlarla ilgili yasaların uygulanmasını zorlaştıran, tüm tarafları memnun eden bir çözüme ulaşmak için yasaların gözlemlediği köklü utanç kültürüyle karşı karşıyayız" dedi.

‘Kara eylem’
Bu suç, Ceza Kanunu’nda 398’inci madde olarak adlandırılırken, aşiret bunu ‘kara eylem’ olarak isimlendiriliyor. Genellikle kurbanın ve suçlunun mensup oldukları aşiretlerin büyükleri, meseleyi örtbas etmek için onları evlenmeye zorlar.
Bağdat Kadın Derneği (Baghdad Women Association) üyesi bir hukukçu ve aktivist olan Raşa Halid Halul, “Mağdur, rızası olmaksızın gerçekleşmiş bu alçakça eylemin kurbanı olmasına rağmen toplum ona kötü gözle bakıyor” dedi.
Babası ve üvey annesi ile birlikte yaşayan 16 yaşındaki öksüz bir genç kızın durumunu hatırlatan Halul, tecavüzcünün, fiilinin cezasından kurtulması için ailesinin mağdur kızla evlenip kısa bir süre sonra ikinci evliliği gerçekleştirmesini tavsiye ettiğine dikkat çekti. Failin annesi, tecavüzü haklı göstererek, “Bunun kızın oğlumu baştan çıkarması sonucunda meydana geldiğini düşünüyoruz. Edepli olsaydı oğlum ona tecavüz etmezdi” dediğine işaret etti.
Raşa Halid Halul, bunun, ‘bir kadının hayatı boyunca maruz kaldığı psikolojik zarar olmasının yanı sıra onuruna ve insanlığına bir hakaret olduğunun’ altını çizdi.  “Alemlerin Rabbinin şefkat ve merhametle tarif ettiği aile nasıl tecavüz ve zorlama üzerine kuruludur?” diye soran Halul, çalışmalarında kendisine benzer birçok vakanın sunulduğunu ve birçoğunun evlendikten sonra kadını terk ettiğini açıkladı. Ayrıca “Bir 'dogma' ya da dini inancın yüceliğiyle, konuşmamıza izin vermediği bir zamanda ulusal bir kampanyaya ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.

Evlilik, tecavüzün üstünü örtmüyor
Bağdat Kadın Derneği’ne işaret eden Halul, geçtiğimiz yıllarda kadın haklarını savunmak için çeşitli kampanyalar başlattıklarını, hatta sonuncusunun ‘Evlilik, tecavüzün üstünü örtmüyor’ başlığını taşıdığını söyledi. Halul, Derneğin kamuoyunu harekete geçirmek için birden fazla yaklaşım benimsediğine dikkat çekerek bunlardan sonuncusunun meydanlarda, alışveriş merkezlerinde ve el-Mütenebbi Caddesi'nde sergilenen bir oyun olduğunu ifade etti. Söz konusu oyunda bir gelin ve yargıcın temsil edildiğini, gelinliğin üzerinde ‘tecavüz mağduru gelin’ yazdığını belirtti.  

İstatistikler
Mahkeme, herhangi bir hükümet veya özel kurum nezdinde tecavüz vakalarının sayısı hakkında istatistik sağlamak zordur. Konu hassas ve sosyal damgalama ile bağlantılı olduğu için, dava hâkime sunulduktan sonra genellikle mahkemede kapatılır. Bu nedenle hâkim, davayı kapatmak için ‘suçlunun ailesi’ ile birlikte hareket eder.
Hukukçu Halul, ‘bu davaların birçoğunun davanın kapanmasıyla sonuçlandığını’ belirtti. “Muhafazakâr ve kapalı bir toplum olduğumuz için bu tür suçların üstü kapatılıyor” diyen Raşa Halid Halul, aşiret ve toplum açısından bir leke bıraktığı için davaların gaspçı lehine kapatıldığının altını çizdi.

Adli kanıtların zayıflığı
Irak Ceza Kanunu'nda çoğu zina, eşcinsellik, cinsel sapkınlık ve ensest suçlarının cezası 10 yılı geçmemekte ve bu kişilere bazen üç yıldan beş yıla kadar, bazen de infazı askıya alınan hapis cezası verilmektedir.
Adli kanıtların çok zayıf olmasından şikayet eden Halul, “Zina, tecavüz ve benzeri davaların, adli kanıtları ve muayenelerin gücüne bağlı olduğu iyi bilinir. Ancak biz bundan yoksunuz. Birçok yargıç, diğer ülkelerde yapıldığı gibi DNA analizi dahi talep etmeden fotoğraf ve tanık gibi ikincil kanıtlarla tatmin oluyor” şeklinde konuştu.
Bu yasa ve diğer ataerkil yasalar, ilgili yargıyı olduğu kadar, yasama organı olan Temsilciler Meclisi ve özellikle de kadınlarla ilgili sorunlarla ilgilenenler başta olmak üzere sivil toplum kuruluşlarının, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) Kadın Sorunları Komisyonu’nun son olarak hayatın her alanına hâkim olan ataerkillikten de etkilendiği için bu konu üzerinde durmayan Dördüncü Otorite’nin omuzlarına büyük bir sorumluluk yüklemekte.



Suudi Kalkınma Fonu, 1,5 milyar dolarlık finansmanla Suriye’de toparlanma sürecini hızlandırıyor

Suudi Kalkınma Fonu heyeti, Suriye Maliye Bakanı Muhammed Yesir Berniyye ile görüşmesi sırasında (Suriye Maliye Bakanlığı)
Suudi Kalkınma Fonu heyeti, Suriye Maliye Bakanı Muhammed Yesir Berniyye ile görüşmesi sırasında (Suriye Maliye Bakanlığı)
TT

Suudi Kalkınma Fonu, 1,5 milyar dolarlık finansmanla Suriye’de toparlanma sürecini hızlandırıyor

Suudi Kalkınma Fonu heyeti, Suriye Maliye Bakanı Muhammed Yesir Berniyye ile görüşmesi sırasında (Suriye Maliye Bakanlığı)
Suudi Kalkınma Fonu heyeti, Suriye Maliye Bakanı Muhammed Yesir Berniyye ile görüşmesi sırasında (Suriye Maliye Bakanlığı)

Suudi Kalkınma Fonu (SFD) İcra Kurulu Başkanı Sultan bin Abdurrahman el-Murşid başkanlığındaki heyet, Suriye Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir ve bakanlık yetkilileriyle elektrik ve su sektörlerinde öncelikli projeleri görüştü. Görüşmelerde toplam değeri 250 milyon dolar olan dört proje ele alınırken, bu projelerin farklı sektörleri kapsayan ve toplam hacmi aşamalı olarak 1,5 milyar dolara kadar çıkabilecek finansman paketinin parçası olduğu belirtildi. El-Murşid, Şarku’l Avsat gazetesine yaptığı açıklamada, öncelikli projelerin finansmanı için Suriye hükümetiyle “yakın zamanda” kalkınma anlaşmaları imzalanacağını söyledi.

Heyetin Salı günü başlayan ve üç gün sürecek Suriye ziyareti kapsamında, çeşitli bakanlar ve kurum başkanlarıyla bir araya gelinerek farklı kalkınma sektörlerindeki öncelikli projelerin finansmanı ve fonun Suriye’de ekonomik ve sosyal kalkınmaya katkısı ele alınıyor.

gthyuj
Suudi Kalkınma Fonu heyetinin, Suriye Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Şarku’l Avsat)

Ziyaret programı çerçevesinde heyet, Çarşamba günü Şam’daki Enerji Bakanlığı’nda Enerji Bakanı ile görüştü. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, görüşmede elektrik ve su sektörlerindeki öncelikli projelerin ele alındığı ve önümüzdeki aşamada desteklenebilecek alanların belirlenmesi için koordinasyon sağlandığı ifade edildi.

Daha sonra Enerji Bakan Yardımcıları İbrahim el-Addehan (Planlama ve Kurumsal Mükemmellik) ile Usame Ebu Zeyd (Su Kaynakları) ve elektrik, su ve kanalizasyon sektörlerinden yetkililerin katılımıyla kapsamlı bir toplantı gerçekleştirildi. Toplantıda, bakanlığın önceliklerinin belirlenmesi amacıyla bir dizi hizmet ve kalkınma projesi değerlendirildi.

dfgth
El-Murşid, Şarku’l Avsat açıklamalarda bulundu (Şarku’l Avsat)

Gündeme gelen projeler arasında Halep Termik Santrali’nin bakım ve rehabilitasyonu yoluyla azami üretim kapasitesine çıkarılması, tüm illerde kurumlara yönelik ön ödemeli akıllı su sayaçlarının tedariki ve kurulumu, Fırat Nehri’nden Deyrizor’dan Humus ilindeki Tedmur ve Hesiya bölgelerine su taşınması projesi ile Halep kırsalındaki Bab ve Tadif ovalarının sulanması yer aldı. Bu projelerin su kaynaklarının iyileştirilmesine ve tarım sektörünün desteklenmesine katkı sağlaması hedefleniyor.

Enerji Bakanlığı, ziyaretin ihtiyaçların belirlenmesi amacı taşıdığını ve ilerleyen aşamada Maliye Bakanlığı ile koordinasyon toplantısı yapılarak desteklenecek öncelikli projelerin seçileceğini açıkladı.

Suudi Kalkınma Fonu İcra Kurulu Başkanı el-Murşid, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamada, ziyaretin Suriye ile farklı kalkınma sektörlerinde iş birliği fırsatlarını değerlendirmeyi amaçladığını belirterek, fonun Suriye’de ekonomik ve sosyal kalkınmaya katkı sunmayı ve istikrarı desteklemeyi hedeflediğini vurguladı. El-Murşid, öncelikli ve hayati sektörlerdeki projelerin finansmanı için yakın zamanda anlaşmaların imzalanacağını yineledi.

cdfgy
Suudi Kalkınma Fonu heyeti, Suriye Maliye Bakanı Muhammed Yesir Berniyye ile görüşmesi sırasında (Suriye Maliye Bakanlığı)

Enerji Bakan Yardımcısı Usame Ebu Zeyd ise projelerin “erken toparlanma süreci ve halka sunulan hizmetlerin iyileştirilmesi açısından önemli ve acil” olduğunu ifade etti. Bab ve Tadif ovalarının sulama projesinin 6 bin 600 hektardan fazla alanı kapsadığını, Halep Termik Santrali’nin rehabilitasyonunun ise elektrik üretimine 600 kilovatlık katkı sağlayacağını belirten Ebu Zeyd, savaşta zarar gören köy ve kasabalardaki 157 su istasyonunun yeniden rehabilite edileceğini, akıllı ön ödemeli sayaçların da tüketimi rasyonelleştirerek hizmet kalitesini artıracağını söyledi.

Toplam değeri 250 milyon dolara ulaşan bu projelere Suudi Kalkınma Fonu’nun olumlu yaklaştığını belirten Ebu Zeyd, yazışma süreçlerinin tamamlanmasının ardından finansmanın kısa sürede onaylanacağını kaydetti.

Suudi Kalkınma Fonu heyeti, Salı günü ayrıca Maliye Bakanı Yeser Berniye ile bir araya gelerek, hayati sektörlerdeki devlet projelerini desteklemek amacıyla yüksek hibe unsuru içeren uygun koşullu finansman imkanlarını görüştü. Berniye, LinkedIn hesabından yaptığı paylaşımda, ziyaretin sonunda aşamalı olarak finanse edilecek ve toplam hacmi 1,5 milyar dolara ulaşabilecek proje listesi üzerinde mutabakata varılmasını umduğunu ifade etti.

gthy
Suudi Kalkınma Fonu heyeti, Suriye Milli Eğitim Bakanı Dr. Muhammed Abdurrahman Terko ile bir araya geldi (SFD)

Berni’ye göre projeler başta sağlık ve eğitim olmak üzere, hastane ve okulların rehabilitasyonu ve donatımını; enerji ve su alanında elektrik iletim trafo merkezleri ve su arıtma tesislerinin kurulmasını; ayrıca konut, afet yönetimi ve iletişim sektörlerini kapsıyor. Bunun yanı sıra mikro, küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansmanına destek verilerek çeşitli kalkınma bölgelerinde istihdam yaratılması hedefleniyor.

Berni, bu projelere ilişkin ön değerlendirme sunumunun, Maliye Bakanlığı’nın hafta başında düzenlediği ve “Kampsız Suriye” projesini desteklemeyi amaçlayan çalıştay kapsamında, çeşitli bakanlıklar ve yerel yönetimlerle iş birliği içinde hazırlandığını belirtti.

Heyetin temasları kapsamında Sağlık Bakanı Musab el-Ali ile 2026-2028 yıllarını kapsayan plan çerçevesinde hayati sağlık projelerinin finansmanı, Eğitim Bakanı Muhammed Abdurrahman Terko ile de eğitim alanında iş birliğinin güçlendirilmesi konuları ele alındı.

Suudi Kalkınma Fonu, Salı günü yaptığı açıklamada, ziyaretin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı ve Suriye’de kalkınma girişimlerini destekleme açısından önem taşıdığını vurguladı. Fon, 1974’teki kuruluşundan bu yana 100’den fazla gelişmekte olan ülkede 800’ün üzerinde projeyi 22 milyar doları aşan finansmanla destekledi.

Suudi Arabistan, 8 Aralık 2024’te Beşşar Esad yönetiminin devrilmesinin ardından “yeni Suriye”ye çeşitli alanlarda destek sağlamayı sürdürüyor. Suriye Uluslararası Fuarlar ve Sergiler Kurumu Başkanı Muhammed Hamza da, 15-17 Aralık’ta Suudi Arabistan’da düzenlenen “Made in Saudi” fuarında yaptığı açıklamada, 2025 yılı içinde Suudi Arabistan’ın Suriye’deki yatırımlarının farklı sektörlerde 6,6 milyar doları aştığını bildirdi.


El-Alimi, Aden, Hadramut ve Mehra’da üst düzey isimleri görevden aldı

Hadramut’un en büyük kenti Mukalla’da “Vatan Kalkanı” güçlerine bağlı Yemenli askerler (Reuters)
Hadramut’un en büyük kenti Mukalla’da “Vatan Kalkanı” güçlerine bağlı Yemenli askerler (Reuters)
TT

El-Alimi, Aden, Hadramut ve Mehra’da üst düzey isimleri görevden aldı

Hadramut’un en büyük kenti Mukalla’da “Vatan Kalkanı” güçlerine bağlı Yemenli askerler (Reuters)
Hadramut’un en büyük kenti Mukalla’da “Vatan Kalkanı” güçlerine bağlı Yemenli askerler (Reuters)

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, bugün (Çarşamba) otoriteyi güçlendiremeye yönelik bir dizi askerî kararname yayımladı. Kararlar; görevden almalar, soruşturmaya sevkler ve kritik askerî, güvenlik ve yerel makamlara yeni atamaları kapsadı. Bu adımlar, hızla değişen siyasi ve güvenlik gelişmeleri karşısında devlet kurumlarını yeniden disipline etme ve hukukun otoritesini güçlendirme yönünde kararlı bir tutum olarak değerlendirildi.

2026 yılına ait 7 sayılı kararnameyle, İkinci Askerî Bölge Komutanı Tümgeneral Talib Said Abdullah Bercâş görevden alınarak yasal prosedürler kapsamında soruşturmaya sevk edildi. Aynı kararla Mehra vilayetinde Gayda Ekseni Komutanı ve Askerî Polis Tugayı Komutanı Tümgeneral Muhsin Ali Nasır Mersâ da görevinden alındı ve soruşturma kapsamına alındı.

Askerî komuta kademesinin yeniden yapılandırılması çerçevesinde yayımlanan 2026 tarihli 8 sayılı kararnameyle, Tümgeneral Muhammed Ömer Avad el-Yemini İkinci Askerî Bölge Komutanlığına atanırken, Tuğgeneral Salim Ahmed Said Baslum bölgenin Kurmay Başkanı olarak görevlendirildi. Ayrıca Albay Murad Hamis Kerâme Said Bahle, rütbesi tuğgeneralliğe yükseltilerek İkinci Askerî Bölge Askerî Polis Tugayı Komutanı olarak atandı.

efgjukıhy
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi (SABA)

2026 yılına ait 9 sayılı kararnameyle ise Salim Ali Saad Ahmed Mihbâl Kedde, rütbesi tuğgeneralliğe yükseltilerek Gayda Ekseni Komutanı olarak görevlendirildi. Bu adımın Mehra vilayetinde güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesini hedeflediği belirtildi.

Geçici başkent Aden’de ise Başkanlık Konseyi’nin 2026 tarihli 5 sayılı kararıyla Devlet Bakanı ve Aden Valisi Ahmed Hamid Lamlis görevden alındı ve soruşturmaya sevk edildi. Bunu izleyen 6 sayılı kararla, Abdurrahman Şeyh Abdurrahman el-Yafii, Aden’in yeni valisi olarak atandı.

Kararnameler kapsamında ayrıca, 2026 yılına ait 10 sayılı kararla Tuğgeneral Halid Yeslem Ali el-Kasemi, İkinci Cumhurbaşkanlığı Özel Muhafız Tugayı Komutanlığına atandı.

Başkanlık Konseyi’nin aldığı kararların, bir yandan daha önce Hadramut Valisi Salim el-Humbişi tarafından alınan görevden alma ve görevlendirme kararlarını resmîleştirmeyi, diğer yandan ise Güney Geçiş Konseyi’nin tek taraflı askerî hamlelerine destek verdiği belirtilen bazı askerî ve güvenlik yetkililerini cezalandırmayı amaçladığı ifade edildi.

Öte yandan Başkanlık Konseyi, çarşamba günü Aydarus ez-Zübeydi’nin “vatana ihanet” suçlamasıyla Başkanlık Konseyi üyeliğini düşürdü. Aynı kapsamda, Zübeydi’ye destek verdikleri ve isyana katıldıkları gerekçesiyle Ulaştırma Bakanı ile Planlama ve Uluslararası İşbirliği Bakanı da görevden alındı.


Suriye: İsrail'in geri çekilmesi için bir takvim olmadan stratejik konular müzakere edilemez

İsrail güçleri, 23 Temmuz 2025'te İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri'nde bulunan Mecdel Şems köyü yakınlarındaki Suriye sınırındaki çitte devriye geziyor (AFP)
İsrail güçleri, 23 Temmuz 2025'te İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri'nde bulunan Mecdel Şems köyü yakınlarındaki Suriye sınırındaki çitte devriye geziyor (AFP)
TT

Suriye: İsrail'in geri çekilmesi için bir takvim olmadan stratejik konular müzakere edilemez

İsrail güçleri, 23 Temmuz 2025'te İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri'nde bulunan Mecdel Şems köyü yakınlarındaki Suriye sınırındaki çitte devriye geziyor (AFP)
İsrail güçleri, 23 Temmuz 2025'te İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri'nde bulunan Mecdel Şems köyü yakınlarındaki Suriye sınırındaki çitte devriye geziyor (AFP)

Suriye'li bir yetkili dün yaptığı açıklamada, Beşşar Esed'in Aralık 2024'te devrilmesinden sonra Suriye topraklarını işgal eden İsrail güçlerinin çekilmesi için net ve bağlayıcı bir takvim olmadan, İsrail ile yapılacak görüşmelerde “hiçbir stratejik konuya geçilemeyeceğini” söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre isminin açıklanmasını istemeyen yetkili, pazartesi ve salı günleri Paris'te düzenlenen ve ABD'nin arabuluculuğunda gerçekleştirilen son tur görüşmelerin, ABD'nin Suriye'ye yönelik “tüm İsrail askeri faaliyetlerinin derhal dondurulması” yönündeki girişimi ile sona erdiğini söyledi.

İsrail Savunma Bakanlığı, konuyla ilgili yorum talebine henüz yanıt vermedi.