Suudi Arabistan medyasında, Bin Selman'ın Türkiye ziyaretine ve ikili ilişkilere övgü

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Suudi Arabistan medyasında, Bin Selman'ın Türkiye ziyaretine ve ikili ilişkilere övgü

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Suudi Arabistan medyası, Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın Türkiye ziyaretine ve iki ülke arasındaki tarihi ilişkilere övgülere yer verdi.
Suudi Arabistan merkezli El-İhbariye televizyonunun haberinde, "Suudi Arabistan ile Türkiye ilişkilerinin, liderler arasında atılan somut adımlarla yeni bir kalkınma ve refah çağının müjdecisi olduğu" belirtildi.
Türkiye ile Suudi Arabistan'ın, her alanda sahip olduğu konum nedeniyle seçkin diplomatik ilişkileri bulunduğunun tarih sayfalarında da anlatıldığı aktarılan haberde, iki ülkenin birlikte çalışmasının, bölgesel meselelerin çözümü, terörle mücadele ve bölgesel istikrarı destekleme açısından önemli olduğu vurgulandı.
Haberde ayrıca Veliaht Prens'in Türkiye ziyaretinin tarihi ilişkilerin her alanda güçlendirilmesi anlamı taşıdığı kaydedildi.
Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA'da da iki ülke ilişkilerine dair bir haber servis etti.
Türkiye ile Suudi Arabistan arasında güçlü ve tarihi ilişkilerin olduğu aktarılan haberde, iki ülke liderlerinin yaptığı karşılıklı ziyaretlerin, ilişkilerin gücünü yansıttığı ifade edildi.
Suudi Arabistan gazeteleri ve Dışişleri Bakanlığı da Twitter'da "Veliaht Prens Türkiye'de" başlığıyla açılan etikette Bin Selman'ın Türkiye ziyaretiyle ilgili paylaşımlar yaptı.
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Türkiye'ye yaptığı resmi ziyaretin ardından Ankara'dan ayrılmış ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a teşekkür ettiği bir mesaj yayınlamıştı.



Suudi Arabistan: Bu yılki hac mevsiminin "istisnai ve güvenli" olmasını bekliyoruz

Suudi Arabistan: Bu yılki hac mevsiminin "istisnai ve güvenli" olmasını bekliyoruz
TT

Suudi Arabistan: Bu yılki hac mevsiminin "istisnai ve güvenli" olmasını bekliyoruz

Suudi Arabistan: Bu yılki hac mevsiminin "istisnai ve güvenli" olmasını bekliyoruz

Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi (Harameyn) İşleri Genel Başkanı ve Kabe İmamı Abdurrahman es-Sudeysi, bu yılki hac mevsiminin "istisnai ve güvenli" olmasını beklediklerini söyledi.

Sudeysi, Suudi Arabistan'a ait El-İhbariyye televizyon kanalına 2023 yılı hac mevsimiyle ilgili açıklamada bulundu.

Harameyn İşleri Genel Başkanı ve Kabe İmamı Sudeysi, "Tüm hazırlıklar hayırlı ve güzel şeylere işaret ediyor. Olağanüstü, istisnai, güvenli ve kolay bir hac sezonu için iyimseriz." ifadelerini kullandı.

Kabe örtüsü 3 metre yukarıya kaldırıldı

Suudi Arabistan resmi ajansı SPA'nın haberine göre Harameyn İşleri Genel Başkanlığı, hac mevsiminin başlamasıyla her sene yaptığı gibi Kabe örtüsünü 3 metre yukarıya kaldırdı.

Kral Abdulaziz Kisve-i Şerif Kompleksi Genel Müdür Yardımcısı Sultan el-Kuraşi, bu uygulamanın her yıl hac mevsiminde olduğu gibi örtüyü temiz ve sağlam tutmak amacıyla yapıldığını aktardı.

Birçok hacı adayının Kabe örtüsüne dokunmak istediğini, bazılarının da örtüden parçalar kestiğini, bunun da Kabe örtüsüne zarar verdiğini ifade eden Kuraşi, bu tür durumların önüne geçmek için Kabe örtüsünün yukarıya kaldırıldığını ve bunun yerine Kabe'nin 47 metrelik beyaz kumaşla çevrildiğini söyledi.

Kuraşi, Kabe'nin örtüsünün hac mevsimin ardından tekrar eski haline getirileceğini kaydetti.


Suudi Arabistan, Libya 6 + 6 komitesi üyelerinin seçimlerin düzenlenmesine ilişkin anlaşmasını memnuniyetle karşıladı

Fas’ta düzenlenen Temsilciler Meclisi ve Devlet Yüksek Konseyi (6 + 6) toplantılarının bir kısmı (AFP)
Fas’ta düzenlenen Temsilciler Meclisi ve Devlet Yüksek Konseyi (6 + 6) toplantılarının bir kısmı (AFP)
TT

Suudi Arabistan, Libya 6 + 6 komitesi üyelerinin seçimlerin düzenlenmesine ilişkin anlaşmasını memnuniyetle karşıladı

Fas’ta düzenlenen Temsilciler Meclisi ve Devlet Yüksek Konseyi (6 + 6) toplantılarının bir kısmı (AFP)
Fas’ta düzenlenen Temsilciler Meclisi ve Devlet Yüksek Konseyi (6 + 6) toplantılarının bir kısmı (AFP)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini düzenleyen yasaların hazırlanmasına ilişkin Libya Temsilciler Meclisi ve Devlet Yüksek Konseyi (6 + 6) tarafından yetkilendirilen üyelerin ortak komite toplantıları duyurusunu memnuniyetle karşıladı.

Libya'da Seçim Yasalarını Belirleme (6+6) Komitesi, cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri için yasa taslağı hazırlamak üzere Fas'ta toplandı. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, Riyad’ın Fas’ın kardeş Libya'da siyasi bir çözüme ulaşmak amacıyla başarıya ulaşılan önemli diyalog ve fikir birliğine varma çabalarını takdir ettiğini, toplantının krizin sona erdirilmesi için güvenlik ve istikrarın artırılmasına yönelik önemli bir adım olduğunu bildirdi. Ayrıca, Libya partilerinin seçim yasalarını imzalamasının altı çizilen açıklamada, Libya'nın Arap, bölgesel ve uluslararası ortamında aktif ve etkili bir ülke olma ve kardeş Libya halkının kalkınma ve refah özlemlerini gerçekleştirme konusundaki istekliliğini kaydetti.


ABD, Suudi diplomasisindeki payını güvence altına almak istiyor

Washington'un elinde, büyük ölçüde Riyad’ın desteğine ihtiyaç duyduğu dosyalar var / Fotoğraf: AP
Washington'un elinde, büyük ölçüde Riyad’ın desteğine ihtiyaç duyduğu dosyalar var / Fotoğraf: AP
TT

ABD, Suudi diplomasisindeki payını güvence altına almak istiyor

Washington'un elinde, büyük ölçüde Riyad’ın desteğine ihtiyaç duyduğu dosyalar var / Fotoğraf: AP
Washington'un elinde, büyük ölçüde Riyad’ın desteğine ihtiyaç duyduğu dosyalar var / Fotoğraf: AP

Mustafa Ensari

Biden yönetimindeki ikinci adamın Riyad ziyaretinin, yaklaşık on yıl süren kapalılık ve gerginliğin ardından İran büyükelçiliğinin ABD elçiliğine birkaç metre mesafede kapılarını açmasıyla denk gelmesi kasıtlı ve kötü olmayabilir. 

Suudi Arabistan, her adımda İran'ın yanı sıra, Çin ya da Rusya ile herhangi bir ilişkinin de Washington ve başka yerlerdeki geleneksel müttefiklerinin zararına olmayacağına dair Batılı dostlarına güvence vermişti.

Ancak buna rağmen ABD'nin Suudi Arabistan'ın acil taleplerini karşılamadaki isteksizliği ve ABD'nin taleplerinin yoğunluğu ve bolluğu, iki ülke arasındaki tarihsel ilişkide eski uyum çağına dönüşü zorunlu kılıyor.

Bu da iki taraf arasında yoğun çabalar gerektiriyor. Antony Blinken'in ziyareti de bunun son göstergesi.

Yakınlık derecesi

ABD'li yetkilinin Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile görüşmesine ilişkin ilk raporlar, görüşmenin 'açık ve samimi bir diyaloğa' tanık olduğunu gösteriyor.

Medya organlarına konuşan ABD'li yetkili, "Anlaşmazlıklarımız olduğunu kabul ederken, aynı ilgiyi paylaştığımız potansiyel inisiyatifler etrafında iyi derecede bir yakınlaşma var" diyerek, 1 saat 40 dakika süren görüşmede çok sayıda meselenin ele alındığına dikkati çekti. 

Suudi Arabistan'ın taleplerinin savunma, güvenlik ve stratejik konular etrafında döndüğü bildirildi. Riyad'ın kendi kendini yönetmesi ve Amerikalıların yıllardır bölge ülkelerinin en büyük endişesi olan bir konuda herhangi bir gedik açamamasının ardından İran'a yönelik baskının artık bir öncelik olmaması muhtemel. 

Ayrıca, Washington'un da Riyad'ın desteğine büyük ölçüde ihtiyaç duyduğu noktalar var. Bunlar Suudi Arabistan'ın "Arap Barış Girişimi'nin önerdiği gibi somut bir karşılık olmadığı taktirde" reddettiği "İsrail ile herhangi bir anlaşma" başta olmak üzere enerji güvenliği, Ukrayna savaşı, Çin ile rekabet ve uluslararası ilişkiler ile ilgili. 

Bu nedenle Independent Arabia ile temas halinde olan ABD Dışişleri Bakanlığı, ziyaretin "80 yılı aşkın süredir devam eden uzun vadeli ikili ilişkileri güçlendirmeye yönelik ortak arzu" çerçevesindeki görüşmeleri 'önemli' olarak nitelendirdi. 

Fırsat arama

ABD Dışişleri Bakanlığı Bölge Sözcüsü Hala Gharit, Blinken'in Suudi yetkililerle yaptığı görüşmelerin "bölgesel ve küresel meselelerdeki stratejik işbirliğinin yanı sıra güvenlik ve ekonomik işbirliği de dahil olmak üzere bir dizi ikili meseleyi" içerdiğini açıkladı. İki ülke, temiz enerji alanında inovasyon ve yatırım alanında güçlü ekonomik bağlara sahip.

Sözcü, ziyaretin güvenlik ve istikrarı artırmak, gerginliği azaltmak ve bölgesel entegrasyon ve tüm Ortadoğu'da ekonomik fırsatlar elde etmek için ABD, Suudi Arabistan ve Körfez'deki ortaklar arasındaki stratejik ortaklığı derinleştirmek amacıyla başka bir ivme kazandırdığını dile getirdi. 

Hala Gharit, ziyaretin boyutlarının iki ülke ve Körfez'in endişelerinin ötesine geçerek uluslararası alanda, özellikle Arap arenasında "Sudan, Yemen ve Rusya'nın Ukrayna ve İran'a karşı savaşı" gibi çetrefilli dosyalara uzandığına dikkat çekti. 

Bakan Blinken'in ofisi, Suudi Arabistan ziyaretini, iki ülkenin genişletilmiş ilişkisinin güvenlik, savunma, ekonomik ve kültürel açılardan hala etkisini koruduğunu vurgulayarak, yıllardır bu ilişkinin düzeyine yönelik sert eleştirilere örtülü bir yanıt verdi. 

Kültürel açıdan bakıldığında açıklamada, birkaç yıl içinde 700 bin Suudi'nin Amerikan üniversitelerinde eğitim gördüğü, 18 bin kişinin ise halen eğitim sürecinde olduğu belirtildi.

Yeni hava ve savunma sistemleri

Açıklamada, savunma düzeyinde ise Suudi Arabistan ile ilişkilerin 'bölgesel istikrarın en önemli garantilerinden biri' olduğu görüşü ortaya koyulurken, "Bu durum, ABD'yi Suudi Arabistan'ın en büyük savunma tedarikçisi haline getirdi ve Suudi savunması, 140 milyar dolarlık değerle yabancı askeri satışlar için en büyük ABD müşterisi olmaya devam ediyor" ifadelerine yer verildi.

Ayrıca "Bu ortaklık, Körfez'de güvenlik konusundaki ortak çıkarlarımız ve herhangi bir yabancı veya bölgesel gücü bölgeyi tehdit etmekten caydırmaya dayanıyor" denildi. 

Riyad'ın beklentilerine yanıt olarak ise sözcüye göre ABD Dışişleri Bakanlığı, ziyaretin, "ABD'nin daha entegre ve bölgesel olarak birbirine bağımlı bir hava ve füze savunma yapısını destekleyecek" ve "bölgedeki barış ve güvenliği tehdit eden hava sistemlerinin, füzelerin ve (milis) insansız hava araçlarının çoğalmasına karşı koyacak" savunma satışları yoluyla Suudi Arabistan ile güvenlik ortaklığını güçlendirme taahhüdünü destekleme amaçlı olduğunu belirtti.

Sakr: ABD, bu sefer ciddiyetini gösterdi

Körfez Araştırma Merkezi Başkanı Abdulaziz Sakr, Independent Arabia'ya yaptığı açıklamada "Açıklama, Washington'ın hem bölgedeki istikrar açısından hem de Arap-İsrail çatışmasıyla ilgili herhangi bir düzenlemede Riyad'ın merkezi rolü, ayrıca küresel ekonomideki ve Washington'un 'petrolün en önemli silahlarından biri olduğu' Çin ile mücadelesindeki rolü açısından Krallığın stratejik öneminin farkında olduğunu gösteriyor" dedi. 

Sakr, "Beyaz Saray, ABD'nin Cidde ve Zahran'da yeni diplomatik tesisler geliştirip ve Riyad'da yeni bir büyükelçilik inşa ederek ortaklığını derinleştirme arayışını gösteren faaliyetlerini açıklayıp ciddiyetini gösterdi. Böylece bu projeler, ABD ile Suudi Arabistan arasındaki güçlü ve kalıcı ilişkinin ve Washington'un on yıllar boyunca bu ilişkiye yatırımının maddi temeli olacaktır" diye konuştu. 

ABD basını, Washington ile Riyad arasındaki ilişkiyi yeniden canlandırma şansının eskisinden daha 'hazır' halde olduğunu savunuyor.

ABD'nin Suudi Arabistan büyükelçiliği pozisyonunun boşalmasından iki yıldan fazla bir süre sonra bu boşluk, profesyonel bir diplomat olan Michael Ratney ile dolduruldu.

Ancak Suudi analistler onun seçiminin bu ilişkide önemli bir düşüşün göstergelerinden biri olduğuna inanıyorlar.

Zira Beyaz Saray, Riyad büyükelçiliği misyonuna, ABD Başkanıyla doğrudan ilişkisi olan kişilere atardı. Bu durum, iki ülke ilişkilerine daha büyük bir dinamizm kazandırıyordu. 

Moskova ile azalan anlayış

Bu çerçevede ABD merkezli 'ABC News', OPEC+ politikaları ve üretim kesintileri konusunda büyüyen Suudi- Rus anlaşmazlığının, yakınlaşma şanslarını artıracağını ve Beyaz Saray'a olumlu mesajlar göndereceğini açıkladı. 

Suudi Arabistan- ABD ilişkilerini geçmiş hayal kırıklıklarını aşan yeni bir ufka taşımak için 'Newsweek' dergisi, ABD'ye Riyad'daki yeni dönüşümleri mantıklı şekilde okumaları tavsiyesinde bulundu.

İki ülke arasındaki ortak çıkarlara rağmen Suudi Arabistan'ın daha iddialı ve bağımsız bir dış politika benimsemeye başladığı belirtildi.

Ayrıca "Riyad'da yükselen genç nesil liderler, Suudi Arabistan- ABD ilişkilerinde babalarının bağlılığına sahip değil. Artık ABD'nin değil, Çin'in en büyük ticaret ortakları olduğunun farkındalar. ABD yerine Rusya ile işbirliğinin OPEC'in petrol piyasalarını hareket ettirme yeteneğini yenilediğini düşünüyorlar. ABD'nin Suudi güvenliğine olan bağlılığını sorguluyorlar ve Moskova ve Pekin'in Tahran'da Washington'dan daha fazla etkiye sahip olduğunu kabul ediyorlar" ifadelerine yer verildi.

Yeni Suudi gerçekliğini kabul etmek

Newsweek dergisinde yayınlanan makalede ayrıca, "Suudi Arabistan'ın Çin veya Rusya ile diplomatik ilişkisi olmadığı uzun dönem kapandı. Moskova ve Pekin artık Riyad ile özel ilişkilerin tadını çıkarıyor. Washington nüfuz için onlarla rekabet etmek zorunda kalacak" denildi.

Özet olarak makale, ABD'li politika yapıcılara Suudi Arabistan ile olan ilişkinin onarılabileceği konusunda güvence verirken, "Gelişmeler, aşılmaz bir sorun değil. Üç nesil boyunca sürdürülen işbirliğiyle kurulmuş ekonomik, eğitimsel, güvenlik ve kişisel ilişkilerin birçoğu güçlü olmaya devam ediyor" ifadelerini içerdi. 

Makalede, "Suudi toplumunun kaydettiği ilerlemeyi açıkça kabul etmek, kültürel değerlerimizi uygulamaya odaklanmaktan kaçınmak ve geçmişteki hatalardan ziyade gelecekteki işbirliğine odaklanmak; gelecekte ihtiyaç duyulabilecek geçmiş ilişkilerimizi yeniden inşa etmeye başlamanın iyi bir yoludur" denildi.

ABD'li analistler, petrol fiyatlarındaki düşüş nedeniyle Biden yönetiminin geçen yılın bu zamanlarına göre artık daha iyi bir konumda olduğuna inanıyor.

Petrol uzmanları, Beyaz Saray'ın 'bir sonraki seçimlerden önce stratejik stoku doldurabilmek' için petrol fiyatlarını dizginlemek amacıyla Riyad'ın yardımına ihtiyacı olacağını öne sürüyor. Uzmanlara göre bu da benzin ve petrol fiyatlarının seçim mücadelesine girmesine neden olabilir.

Aksi taktirde İsrail ile ilişkiler meselesi askıda kalabilir ve Riyad'ın 'nükleer Aramco' üzerindeki ısrarı da meselelerin ön saflarında yer alabilir. Kaynaklar, Suudi liderliğinin bu meseleyi ABD'li müttefiklerine 'açıkça' sunduğunu söylüyor.

Çin'e alternatif

Atlantik Konseyi'nde yerleşik olmayan üst düzey bir üye olan Jonathan Fulton, Çin'in ABD'nin destek sağlamaya isteksiz olduğu sektörlerde Suudilere yardım edeceğini söyledi.

Ancak Fulton'a göre Riyad ile Pekin arasındaki ilişki, Washington ile olan ilişki kadar derin değil.

Aynı şekilde Fulton, "Bu aşamada hala ABD-Suudi ilişkisini stratejik, Çin-Suudi ilişkisini ise işlemsel olarak tanımlıyorum" dedi. 

Suudi Arabistan'a ulaşmadan birkaç saat önce Blinken, Washington'da yaptığı bir konuşmada, ABD'nin İsrail ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi çağrısında "gerçek bir ulusal güvenlik çıkarına" sahip olduğunu söyledi.

Ancak bunun gerçekleşmesi için bir zaman çerçevesi koyma konusunda dikkatli davranan Blinken, "Bunun hızlı veya kolay bir şekilde gerçekleşeceğine dair hiçbir yanılsamamız yok" şeklinde konuştu.

Suudi Arabistan'ın eski BM temsilcisi Abdullah el-Muallimi, geçtiğimiz günlerde Riyad'da düzenlenen bir sempozyumda kendisine bu mesele sorulduğunda konuyu özetleyerek, "Suudi Arabistan'ın mehiri yüksek. İlgilenen değerli bir şey sunsun" dedi ve ülkesinin serbest normalleşme sürecinde olmadığı imasında bulundu. 

 

Independent Türkçe


KİK ülkeleri ve ABD bölgesel konularda hemfikir

DEAŞ ile Mücadele Uluslararası Koalisyonu ülkelerinin dışişleri bakanları Riyad’da (AFP)
DEAŞ ile Mücadele Uluslararası Koalisyonu ülkelerinin dışişleri bakanları Riyad’da (AFP)
TT

KİK ülkeleri ve ABD bölgesel konularda hemfikir

DEAŞ ile Mücadele Uluslararası Koalisyonu ülkelerinin dışişleri bakanları Riyad’da (AFP)
DEAŞ ile Mücadele Uluslararası Koalisyonu ülkelerinin dışişleri bakanları Riyad’da (AFP)

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın katılımıyla Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da düzenlenen Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) dışişleri bakanları toplantısında, bölgesel konular ve küresel terör ve radikalizmle mücadelenin önemi vurgulandı.

Suudi Arabistan ayrıca, Riyad’da düzenlenen DEAŞ ile Mücadele Uluslararası Koalisyonu ülkelerinin dışişleri bakanları düzeyindeki toplantısında, bölgenin güvenli hale gelmesini sağlamak için Afganistan’daki terör örgütleriyle mücadelenin önemini vurguladı.

Öte yandan Suudi Arabistan, nükleer programının barışçıl olduğunu vurgulayarak, ABD’nin bu programa verdiği desteği memnuniyetle karşıladığını açıkladı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, DEAŞ ile Mücadele Uluslararası Koalisyonu toplantısının ardından Blinken ile düzenlediği ortak basın toplantısında “Suudi Arabistan’ın sivil nükleer program geliştirmekte olduğu bir sır değil.  ABD’nin bu program için teklif verenlerden biri olmasını tercih ederim. İhaleye katılan başkaları da var ve açıkçası, programımızı dünyanın en iyi teknolojisiyle oluşturmak istiyoruz” dedi.

Suudi Arabistan’ın Çin ile ilişkilerine dair yöneltilen bir soruya ise, Çin’in Suudi Arabistan ve bölge ülkeleri için önemli olduğu yanıtını verdi.

Prens Faysal ayrıca zengin ülkeleri, DEAŞ ile mücadelede yakalanan vatandaşların dönüşü konusunda üzerlerine düşen sorumluluğu üstlenmeye çağırarak, “Zengin ve gelişmiş bazı ülkelerin vatandaşlarını geri almayı reddetmesi ve bu yükü terörden en çok etkilenen ülkelere yüklemesi talihsizliktir” dedi.

Blinken ise, ülkesinin bölgedeki stratejik ortaklığı güçlendirerek sürdürmeye kararlı olduğunu belirterek, Suudi Arabistan’ın DEAŞ ile Mücadele Uluslararası Koalisyonu’na katkılarından dolayı teşekkür etti.

KİK toplantısına dair

KİK toplantısında ise, KİK ülkeleri ve ABD bölgedeki gerilimi azaltmak için ortak çabaların önemini vurgulayarak, bu hedeflere ulaşmak için diplomasiyi desteklemeye yönelik ortak taahhütlerini teyit etti.

Bakanlar, Suudi Arabistan ve İran’ın diplomatik ilişkileri yeniden başlatma kararını memnuniyetle karşılayarak, bölge ülkelerinin Birleşmiş Milletler Şartı da dahil olmak üzere uluslararası hukuka bağlılığının önemini vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre taraflar, Yemen konusunda ise, Nisan 2022 çatışmasından sonra Yemen’de BM öncülüğünde devam eden barış çabaları ve bunun sonucunda ortaya çıkan sükunetin önemine dikkat çekti.

Buna ek olarak, Suudi Arabistan, Umman, BM Yemen Özel Temsilcisi ve ABD’nin Yemen Özel Temsilcisi’nin bu konudaki çabalarını takdirle karşıladıklarını ifade ettiler.

Taraflar, Filistin konusunda ise, Arap Barış Girişimi’ne, 1967 sınırlarına ve iki taraf arasında toprak mübadelesine ilişkin herhangi bir anlaşmaya dayanarak, Ortadoğu’da iki devletli çözüme uygun olarak adil, kalıcı ve kapsamlı bir barışa ulaşma konusundaki kararlılıklarını da vurguladı.

Son olarak Suriye konusunda taraflar, Suriye krizine, BM Güvenlik Konseyi Kararı 2254 (2015 tarihli) ile uyumlu olarak, ülkenin birliği ve egemenliğini koruyacak, halkının taleplerini karşılayacak ve uluslararası insan hakları hukuku ile tutarlı bir siyasi çözüme ulaşma konusundaki kararlılıklarını bir kez daha teyit etti.


Körfez-ABD Bildirisi, tüm dünyada terörizm ve aşırıcılıkla mücadelenin önemini vurguluyor

Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin dışişleri bakanları ve ABD Dışişleri Bakanı Riyad'da yaptıkları toplantı öncesi (Körfez İşbirliği Konseyi)
Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin dışişleri bakanları ve ABD Dışişleri Bakanı Riyad'da yaptıkları toplantı öncesi (Körfez İşbirliği Konseyi)
TT

Körfez-ABD Bildirisi, tüm dünyada terörizm ve aşırıcılıkla mücadelenin önemini vurguluyor

Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin dışişleri bakanları ve ABD Dışişleri Bakanı Riyad'da yaptıkları toplantı öncesi (Körfez İşbirliği Konseyi)
Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin dışişleri bakanları ve ABD Dışişleri Bakanı Riyad'da yaptıkları toplantı öncesi (Körfez İşbirliği Konseyi)

Körfez-ABD Bildirisi, dünya çapında terörizm ve şiddet içeren aşırıcılıkla mücadele etmenin, denizlerdeki hak ve özgürlükleri desteklemenin ve gemilere yönelik tehditleri ele almanın önemini vurguladı. Yayınlanan açıklamada, Suudi Arabistan ile İran arasındaki diplomatik ilişkilerin yeniden başlamasından duyulan memnuniyet dile getirildi.

Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreterliği merkezinde, KİK ülkeleri dışişleri bakanları ve ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken'in katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, KİK Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi, iki taraf arasındaki tarihi ilişkilerin stratejik önemine vurgu yaptı. İki taraf, her alanda istişare, koordinasyon ve iş birliğini güçlendirerek önceki bakanlar toplantılarında ve 16 Temmuz 2022'de düzenlenen Cidde Zirvesi’nde elde edilen başarıların üzerine inşa etme konusundaki ortak kararlılıklarını teyit ettiler.

İki taraf, Ortadoğu'da barışı, güvenliği, istikrarı, entegrasyonu ve ekonomik refahı artırmayı amaçlayan ABD ile KİK üye devletleri arasındaki iddialı ve büyüyen stratejik ortaklıklara odaklandı.

Gerilimi azaltma ve diplomasiyi destekleme

İki taraf, bölgedeki gerilimi azaltmak için ortak çabaların önemini ve bu hedeflere ulaşmak için diplomasiyi desteklemeye yönelik ortak taahhütlerini vurguladı. Ayrıca, bölgede entegrasyonu ve karşılıklı bağımlılığı artırmada ve bölgesel düzeyde istikrar ve refaha katkıda bulunmada altyapı projelerinin önemi üzerinde mutabakata varıldı.

İki taraf, bölgedeki su yolları yoluyla gemilerin güvenliğine yönelik tehditleri ele almak için seyir hak ve özgürlüklerini ve ortak çabaları desteklemenin önemini vurguladı. Bakanlar ayrıca dünya çapında terörizm ve şiddet içeren aşırılıkla mücadelenin önemini vurguladılar ve dün (8 Haziran) Suudi Arabistan'ın Riyad kentinde gerçekleştirilen DEAŞ ile Mücadele Uluslararası Koalisyonu’nun bakanlar toplantısını memnuniyetle karşıladılar.

ABD'nin bölgenin güvenliğine olan bağlılığı

Blinken, ABD'nin bölgenin güvenliğine olan kalıcı bağlılığını ve bu bölgenin küresel ekonomi ve uluslararası ticaretteki hayati rolünün farkında olduğunu yineledi.

İran

KİK ve ABD, bölgede seyrüsefer özgürlüğü ve deniz güvenliğine olan bağlılıklarını ve denizde veya başka herhangi bir yerde her türlü saldırgan veya yasa dışı eyleme karşı koyma kararlılıklarını yinelediler. Zira bu başlıklardaki aksi bir durum, KİK ülkelerindeki nakliye yollarını, uluslararası ticareti ve petrol tesislerini tehdit edecektir. İki taraf ayrıca, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması'na desteklerini teyit ettiler ve İran'a Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile tam iş birliği çağrılarını yinelediler.

Bakanlar, Suudi Arabistan ve İran'ın diplomatik ilişkileri yeniden başlatma kararını memnuniyetle karşılayarak, bölge ülkelerinin Birleşmiş Milletler (BM) Anlaşması da dahil olmak üzere uluslararası hukuka bağlılığının önemini vurguladılar. Yemen ile ilgili olarak ise iki taraf, Nisan 2022'deki ateşkesin ardından Yemen'de BM öncülüğünde devam eden barış çabalarının ve bundan kaynaklanan sükûnetin önemini vurguladı. Suudi Arabistan, Umman Sultanlığı, BM Özel Temsilcisi ve ABD Elçisi’nin bu konudaki çabalarının takdirle karşılandığı ifade edildi.

İki taraf, çatışmanın kalıcı olarak sona ermesine yol açan, Yemenlilerin adalet ve insan hakları ihlalleri ve suiistimalleri için hesap verebilirlik çağrılarına yanıt veren ve ülkeyi iyileşme yoluna sokan kapsamlı bir Yemen-Yemen siyasi sürecini görmeyi umduklarını ifade ettiler.

Yemen’in egemenliği

İki taraf ayrıca Yemen'in egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine, toprak bütünlüğüne ve Yemen Başkanlık Konseyi'ne desteklerini yinelediler. Husileri bu fırsatı değerlendirmeye ve geride kalan son 14 ayı daha sakin ve daha istikrarlı bir şekilde milyonlarca Yemenliye yardım eli uzatmak için değerlendirmeye çağırdılar.

Bakanlar, Yemen'in tüm bölgelerinde halkın insani ihtiyaçlarını karşılamaya ve ülke genelinde ekonomik ve kalkınma desteği sağlamaya devam etmenin önemini vurguladılar.

İki taraf ayrıca, BM’nin Yemen açıklarında Safer adlı petrol tankerinin oluşturduğu çevresel ve ekonomik tehdide karşı koyma çabalarına desteklerini yinelediler.

İki devletli çözüm

Taraflar, 1967 sınırlarına dayanan iki devletli çözüme, uluslararası kabul görmüş standartlara ve Arap Barış Girişimi’ne uygun olarak iki taraf arasında toprak takasına ilişkin herhangi bir anlaşma bağlamında Ortadoğu'da adil, kalıcı ve kapsamlı bir barışa ulaşma konusundaki kararlılıklarını yinelediler.

İki taraf, bu konuda Ürdün Haşimi Krallığı'nın özel rolünü vurgulayarak, iki devletli çözümü baltalayacak, tansiyonu yükseltecek ve Kudüs'teki kutsal mekanlardaki tarihi statükonun korunmasına yönelik tüm tek taraflı önlemlerden kaçınılması gereğini vurguladı.

Bakanlar ayrıca Mısır'ın son çatışmalar sırasında Gazze ve İsrail'deki silahlı gruplar arasında arabuluculuk yapmadaki belirleyici rolünü takdir ettiklerini ifade ettiler. Bakanlar, Filistin Yönetimi'ne verdikleri desteğin, insani yardım ve Filistin ekonomisini destekleme çabaları yoluyla Filistinlilerin günlük yaşamının iyileştirilmesinin önemini vurguladılar. Her iki taraf da Filistin Yönetimi'ne desteklerini yineledi.

Suriye krizine siyasi çözüm

Suriye konusunda ise taraflar, Suriye krizine, Suriye'nin birliğini ve egemenliğini koruyacak, halkının isteklerini karşılayacak ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2015 tarihli 2254 sayılı kararına uygun olarak uluslararası insancıl hukukla tutarlı bir şekilde siyasi çözüme ulaşma konusundaki kararlılıklarını yineledi.

Bu bağlamda bakanlar, Arap Birliği Temas Grubu'nun 1 Mayıs 2023'te Amman'da düzenlenen Suriye konulu istişare toplantısında kararlaştırıldığı üzere, BMGK'nin 2254 sayılı kararı uyarınca Arapların krizi adım adım çözme çabalarını memnuniyetle karşıladılar.

Bakanlar, Suriye'de DEAŞ'ı yenmek için çalışan ABD ve koalisyon güçlerine desteklerini yinelediler ve bu güçlerin emniyet ve asayişini tehdit eden her türlü eylemi kınadılar. İki taraf, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) standartlarına uygun olarak, mültecilerin ve ülke içinde yerinden edilmiş kişilerin güvenli, onurlu ve gönüllü geri dönüşleri için güvenli koşulların yaratılması ve Suriyeli mültecilere ve onlara ev sahipliği yapan ülkelere gerekli desteğin sağlanmasının önemini vurguladılar. Ateşkes çağrılarını yineleyen taraflar, BM Genel Sekreteri'nin BMGK'nin sınır ötesi mekanizmayı çalıştırma yetkisini 12 aylık bir süre için yenileme çağrısını memnuniyetle karşıladı. Şu anda açık olan tüm sınır kapılarının (Bab el-Hava, Bab es-Selam ve el-Rai) önümüzdeki Temmuz ayında çıkarılacak bir BMGK kararına dahil edilmesini desteklediklerini ifade ettiler. İki taraf, Amman Bildirisi'nde ve 2254 sayılı BMGK kararında yer aldığı şekliyle keyfi olarak gözaltına alınan ve kaybolan kişiler konusunu da ilgili tüm taraflarla koordinasyon halinde müzakere etti.

Irak

İki taraf, KİK ile Irak arasındaki olumlu ve büyüyen ortaklığı överek, Irak'ı KİK ülkelerindeki elektrik şebekesine bağlamak için elektrik bağlantı projesinde devam eden ilerlemeyi memnuniyetle karşıladı. Bu proje, Irak halkının ve bölgenin çıkarlarına ulaşacak şekilde en yüksek düzeyde bölgesel bütünleşme ve karşılıklı bağımlılığa ulaşmayı amaçlayan ve yıllarca süren diplomatik çabaları temsil ediyor.

Söz konusu projenin tamamlanmasıyla birlikte Irak halkının ihtiyaç duyduğu enerji sağlanacak ve gelecekte daha fazla ekonomik iş birliğinin önü açılacak. Bakanlar ayrıca, Irak halkının ülkenin doğal kaynaklarından yararlanmasını sağlamak, istikrarı temin etmek, toplumun çatışma ve DEAŞ şiddetinden kurtulmasını sağlamak, terörün finansmanını önlemek, DEAŞ'ın terör söylemine karşı koyma çabalarını güçlendirmek ve böylece Irak'ın terörle mücadeledeki yeteneklerini geliştirmek için ekonomik reformlar da dahil olmak üzere Irak'ta sivillerin öncülük ettiği çabaların önemini  ele aldılar. Taraflar, tam egemenliğe sahip güvenli ve istikrarlı bir Irak'a desteklerini yinelediler.

Sudan krizi

Sudan'daki savaşla ilgili olarak iki taraf, Sudan'da yakın zamanda patlak veren çatışmalarla ilgili derin endişelerini dile getirdi. KİK'in Suudi Arabistan ve ABD'nin Cidde'de Sudan Silahlı Kuvvetleri ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında kısa vadeli bir ateşkes anlaşmasını tam olarak uygulamak ve engelsiz insani erişime izin vermek için bir anlaşmaya varmak için yürüttüğü diplomatik çabalara verdiği desteği yinelediler.

Sudan'daki düşmanlıkların kalıcı olarak durdurulmasını amaçlayan diplomatik çabalara verdikleri desteği yineleyen  taraflar, çatışmayı sona erdirecek askeri bir çözüm olmadığına inandıklarını teyit ederek, Sudan Silahlı Kuvvetleri ve HDK’yi silahlarını susturmaya çağırdı.

Ukrayna'daki savaş

Ukrayna'daki savaşla ilgili ise bakanlar, egemenlik ilkesine ve BM Anlaşması da dahil olmak üzere uluslararası hukuka saygı gösterilmesinin önemini ve herhangi bir ülkenin toprak bütünlüğüne veya siyasi bağımsızlığına karşı güç kullanma yahut güç kullanma tehdidinden kaçınma yükümlülüğünü yinelediler. Bakanlar, tüm ülkeleri ve uluslararası toplumu, tahıl ve diğer gıda malzemelerinin ihracatını kolaylaştırmanın ve etkilenen ülkelerde gıda güvenliğini desteklemenin yanı sıra barışçıl bir çözüme ulaşma, insani krizi sona erdirme ve mültecileri, yerinden edilmiş kişileri ve Ukrayna'daki savaştan etkilenen diğer kişileri destekleme çabalarını yoğunlaştırmaya çağırdılar.

KİK ile ABD arasında stratejik ortaklık

Bakanlar, KİK ile ABD arasındaki stratejik ortaklık çerçevesinde bölgesel güvenlik ve istikrarın sağlanmasına katkıda bulunma yönündeki ortak kararlılıklarını teyit ettiler.

Bakanlar, 13-15 Şubat 2023 tarihleri ​​arasında Riyad'da düzenlenen entegre hava ve füze savunması, deniz güvenliği ve İran ile ilgili ortak çalışma grupları toplantılarının sonuçlarına övgüde bulundu. 9 Mart 2023'te Riyad'da düzenlenen 4’üncü Ticaret ve Yatırım Diyaloğu toplantısının müzakerelerini takdir ettiler. Ortak deniz kuvvetleri çerçevesinde silahlı kuvvetler arasında gerçekleşen ortak askeri tatbikatlara dikkat çektiler. Siber Güvenlik Ortak Çalışma Grubu’nu bu yıl içinde toplamaya karar veren bakanlar, savunma konularını tartışmak için periyodik çalışma gruplarının sürdürülmesinin önemini vurguladılar ve bu yıl içinde entegre hava ve füze savunması ve deniz güvenliği konulu ortak çalışma gruplarının yeni bir oturum turunu düzenlemeye karar verdiler. Bakanlar daha sonra askeri hazırlık, eğitim ve hayati savunma yeteneklerinin transferini düzene sokma konularında çalışma grupları toplama olasılığını görüşecekler.

KİK ülkeleri dışişleri bakanları, KİK ülkeleri ile ABD arasındaki stratejik ortaklığın ortak bakanlar toplantısını gerçekleştirdi. Riyad'daki KİK Genel Sekreterlik binasında gerçekleşen toplantıya Umman Sultanlığı Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamad bin Hamud el-Busaidi başkanlık etti. Toplantıya katılan isimler şöyle: Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Bakanlar Kurulu Üyesi ve Devlet Bakanı Şeyh Şahbut bin Nahyan Âl Nahyan, Bahreyn Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşlerden Sorumlu Müsteşarı Dr. Şeyh Abdullah bin Ahmed el-Halife, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan bin Abdullah, Katar Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman es-Sani, Kuveyt Dışişleri Bakanı Şeyh Salim Abdullah el-Cabir es-Sabah, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve KİK Genel Sekreteri Casim Muhammad el-Budeyvi.


Suudi Arabistan Veliaht Prens ve Hindistan Başbakanı ortak konuları görüştü

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (SPA)
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prens ve Hindistan Başbakanı ortak konuları görüştü

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (SPA)

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, dün Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

Telefon görüşmesinde, iki ülke arasındaki stratejik ortaklık kapsamındaki ilişkiler ve işbirliğini çeşitli alanlarda geliştirme yollarının yanı sıra bir dizi ortak endişe konusu ele alındı.


Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, ülkesinin insan hakları konusundaki baskılara göre hareket etmediğini vurguladı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı ve ABD’li mevkidaşı, ülkelerinin ortaklık ve iş birliğini güçlendirmeye ve sürdürmeye kararlı olduklarını kaydettiler (AFP)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı ve ABD’li mevkidaşı, ülkelerinin ortaklık ve iş birliğini güçlendirmeye ve sürdürmeye kararlı olduklarını kaydettiler (AFP)
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, ülkesinin insan hakları konusundaki baskılara göre hareket etmediğini vurguladı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı ve ABD’li mevkidaşı, ülkelerinin ortaklık ve iş birliğini güçlendirmeye ve sürdürmeye kararlı olduklarını kaydettiler (AFP)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı ve ABD’li mevkidaşı, ülkelerinin ortaklık ve iş birliğini güçlendirmeye ve sürdürmeye kararlı olduklarını kaydettiler (AFP)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, ülkesinin insan hakları konusundaki baskılara göre hareket etmediğini vurguladı. Aynı zamanda Riyad ile Washington arasında görüş ayrılıkları olduğunu belirtmekle birlikte “Ancak, birlikte çalışmamızı sağlayacak bir mekanizma bulmak için çalışıyoruz. Washington ile ortaklığımız hala güçlü ve geliştirilmesi için geniş bir alan var” dedi. Ayrıca, Suudi Arabistan’ın ABD ile güvenlik ve askeri ilişkilerini geliştirmeye devam ettiğini belirtti.

Prens Faysal bin Ferhan, DEAŞ ile Mücadele Uluslararası Koalisyonu Bakanlar Toplantısı’nın ardından ABD’li mevkidaşı ile düzenlediği basın toplantısında “Kendi sivil nükleer programımızı geliştirmekte olduğumuz bir sır değil. ABD’nin de bu programa teklif verenlerden biri olmasını çok isteriz” dedi. Öte yandan Çin’in Suudi Arabistan ve bölge ülkeleri için önemli bir ortak olduğunun da altını çizdi.

Başka bir bağlamda Prens Faysal bin Ferhan, ‘İsrail ile normalleşmenin bölge için faydalı olduğunu ancak barışa giden bir yol olmadan ve Filistin sorunu çözülmeden faydasının sınırlı olacağını’ belirtti.

Bölgesel gelişmelerle ilgili olarak, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, ülkesinin Sudan halkının acılarını hafifletmenin yollarını aramak için çalışmaya devam edeceğini yineledi. Bununla birlikte Sudan’daki çatışma taraflarının sorumluluklarını üstlenmesi ve ülkeyi daha fazla yıkıma götürmekten kaçınması gerektiğini de vurguladı ve tarafların ateşkese bağlılıklarının Sudan halkı için bir umut ışığı teşkil ettiğini kaydetti. Öte yandan Suriye hükümetinin ‘uluslararası toplumun endişelerini gidermek için net taahhütlerde bulunduğunu’ söyleyerek hükümetle diyaloğa girilmesinin ‘ülkedeki insani sorunların çözülmesine’ katkı sağlayacağını belirtti.

Terörle mücadeleye gelince, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, Afganistan’daki terör örgütleri ile mücadele etmenin ve ‘Afganistan’ın tekrar bu örgütlerin güvenli bir yuvası haline gelmemesini sağlamanın’ önemine dikkat çekti. Bakan ‘uluslararası toplumun başta terör olmak üzere ortak sorunlara karşı mücadeledeki rollerini oynaması gerektiğine’ işaret ederek ‘yargı reformları gerçekleştirip teröristlerden hesap sorarak Suriye ve Irak’ta yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşü için uygun ortamı sağlamaya çalışması gerektiğine dikkat çekti.

Zengin ülkeleri, vatandaşlarının çatışma bölgelerinden alınması konusundaki sorumluluklarını üstlenmeye çağıran bakan şu ifadeleri kullandı:

“Bazı zengin ve gelişmiş ülkelerin vatandaşlarını geri almayı reddetmesi ve bu yükü terörden en çok etkilenen ülkelere yüklemesi talihsiz bir durumdur. Suudi Arabistan ise rolünü yerine getirip tüm vatandaşlarını çatışma bölgelerinden geri almaktadır. Düzelmeye ve topluma yeniden entegre olmaya ihtiyacı olanlara yardım etmeye hazırız. Ancak tüm ülkelerin, vatandaşlarının yaptıklarının sorumluluğunu alma, vatandaşlarını geri alma ve sıkıntılı ülkelerin üzerinden bu yükü kaldırma sorumlulukları vardır.”

Toplantıya katılanların ‘radikalizm ve terörizmin hiçbir biçiminin ve kaynağının herhangi bir uyruk, ırk veya din ile ilişkilendirilmemesi ve ırk ayrımcılığına yönelik herhangi bir önlem alınması için bir mazeret olmaması gerektiği’ konusunda hemfikir olduklarını hatırlattı. Bu bağlamda terör örgütleriyle mücadelede Afrika ile çalışmaların devam ettiğini kaydeden bakan, “Önemli bir iş birliği kaynağı olarak Afrika’ya karşı sorumluluğumuz olduğuna inanıyoruz” dedi.

Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, ülkesinin bölgedeki ortaklığı güçlendirmeye ve sürdürmeye kararlı olduğunu söyledi. Suudi Arabistan’ın DEAŞ ile Mücadele Uluslararası Koalisyonu’na yaptığı katkılardan ötürü minnettarlığını dile getirerek Krallık’ın ekonomisini modernize etmek için gösterdiği tarihi ve muazzam çabaları övdü.

Washington’un Yemen’de kalıcı bir ateşkes sağlayıp kapsamlı bir siyasi sürecin başlatılması amacıyla Suudi Arabistan ile yakın bir şekilde çalıştığını ve İran’ın bölgedeki istikrarı bozan davranışları ile mücadele etmek için bölge ülkeleriyle çalışmaya odaklandığını da sözlerine ekledi. Buna ek olarak, Körfez ülkeleriyle ilişkilerin ABD ve bölge ülkeleri için önemli olduğunu vurguladı.

Sudan’daki duruma ilişkin olarak Blinken, Suudi Arabistan’ın Sudan’da ateşkesin sağlanması ve insani yardımların ulaştırılması için diplomatik kampanyalara öncülük ettiğini söyledi. Öte yandan Washington, Suriye’nin Arap Birliği’ndeki koltuğuna geri dönmesine izin verme kararına katılmasa da, ‘Beşşar Esed’in uygulamaya bağlı kalması gereken’ konularda ortaklarıyla aynı fikirde.


DEAŞ ile Mücadele Uluslararası Koalisyonu'ndan çağrı: Kamplardaki vatandaşlarınızı geri alın!

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı vatandaşlarına karşı sorumluluklarını yerine getirmeye hazır olmayan ülkelere çağrıda bulundu. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı vatandaşlarına karşı sorumluluklarını yerine getirmeye hazır olmayan ülkelere çağrıda bulundu. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

DEAŞ ile Mücadele Uluslararası Koalisyonu'ndan çağrı: Kamplardaki vatandaşlarınızı geri alın!

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı vatandaşlarına karşı sorumluluklarını yerine getirmeye hazır olmayan ülkelere çağrıda bulundu. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı vatandaşlarına karşı sorumluluklarını yerine getirmeye hazır olmayan ülkelere çağrıda bulundu. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da dün (Perşembe) DEAŞ ile Mücadele Uluslararası Koalisyonu’nun bakanlar düzeyindeki toplantısında ele alınan dosyaların başında, bir dizi ülkenin DEAŞ’a katılan vatandaşlarının geri alması konusu yer alıyordu. Şarku’l Avsat’a konuşan Uluslararası Koalisyon’dan bir kaynağa göre, üye ülkelerin yakın gelecekte bu konuda bir anlaşmaya varıp varamayacakları henüz bilinmiyor.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, ülkelerden DEAŞ’a katılan vatandaşlarını almaları çağrısında bulundu. ABD Dışişleri Bakanı ise Suudi meslektaşının çağrısını desteklerken, söz konusu ülkelerin ‘sorumluluklarını üstlenmelerini’ istedi. Bakan Ferhan ayrıca, yabancı DEAŞ militanlarının kamplarda tutulmasının ‘örgüte geri dönemleri tehdidi oluşturduğu’ hakkında uyarıda bulundu. Bu bağlamda yabancı savaşçıların Suriye’deki kamplardan ülkelerine geri alınması gerektiğini sözlerine ekledi.

Suriye’nin kuzeyindeki Haseke’nin doğusunda yer alan el-Hol kampı, bugün dünyanın en tehlikeli kamplarından biri olarak kabul ediliyor. Zira Mart 2019’da Bağuz’da DEAŞ militanlarının bölgenin kontrolünü kaybettikten sonra, militanların aileleri bu kamplara taşındı. Resmi olmayan verilere göre, el-Hol kampı 52 ülkeden 54 binden fazla kişiyi barındırıyor.

DEAŞ ile Mücadele Uluslararası Koalisyonu’nun 30’dan fazla dışişleri bakanı ve onlarca üst düzey yetkilinin katılımıyla dün Riyad’da gerçekleştirdiği toplantıda, DEAŞ’la uluslararası düzeyde mücadele edilmesi ve diğer terör hücrelerini de güvenlik ve fikri alanlar başta olmak üzere her düzeyde yok edilmesi konusunun önemi vurgulandı.  


BAE Dışişleri Bakanı, Hakan Fidan'ı tebrik etti

WAM
WAM
TT

BAE Dışişleri Bakanı, Hakan Fidan'ı tebrik etti

WAM
WAM

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayid Al Nahyan, yeni kabinede Dışişleri Bakanlığı görevine getirilen Hakan Fidan'ı kutladı.

BAE resmi haber ajansı WAM’da yer alan habere göre Bakanlıktan yapılan açıklamada, Fidan ve mevkidaşı Al Nahyan’ın akşam saatlerinde bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiği belirtildi.

Al Nahyan, yeni görevinden dolayı Fidan'ı tebrik ederken, iki ülke arasında dostane ilişkileri güçlendirmek ve tüm alanlarda ortaklığı geliştirmek için  birlikte çalışma arzusunu dile getirdi.


El-Ula Valiliği Kraliyet Komisyonu, ISO Altın Sertifikası aldı

ISO Altın Sertifikası, düzenlenen törenle verildi. (SPA)
ISO Altın Sertifikası, düzenlenen törenle verildi. (SPA)
TT

El-Ula Valiliği Kraliyet Komisyonu, ISO Altın Sertifikası aldı

ISO Altın Sertifikası, düzenlenen törenle verildi. (SPA)
ISO Altın Sertifikası, düzenlenen törenle verildi. (SPA)

Suudi Arabistan’daki El-Ula Valiliği Kraliyet Komisyonu (RCU), el-Ula Valiliği’nde sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak için toplanan veriler ile Dünya Şehir Verileri Konseyi’nden (WCCD) ISO Altın Sertifikası aldı.

Suudi Arabistan’daki El-Ula Valiliği Kraliyet Komisyonu (RCU), el-Ula Valiliği’nde sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak için toplanan veriler ile Dünya Şehir Verileri Konseyi’nden (WCCD) ISO Altın Sertifikası aldı. Fotoğraf Altı: ISO Altın Sertifikası’nın verilişi vesilesiyle tören düzenlendi. (SPA)  Ula, en son bilgileri paylaşmak için dünyanın dört bir yanındaki 100’den fazla şehirle birlikte Dünya Şehir Verileri Konseyi’ne katıldı. Bu başarı, kentsel ve sosyal gelişimde ISO 37120 standartlarının uygulanması sonucunda elde edildi. Fotoğraf Altı: ISO Altın Sertifikası’nda 19 sektörü kapsayan 104 gösterge bulunuyor. (SPA) Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre sürdürülebilir ve sorumlu kalkınma çerçevesinde yaşam kalitesinin sürekli olarak iyileştirilmesini içeren küresel sertifikasyon, Dünya Şehir Verileri Konseyi tarafından uygulanan ölçüm projeleri sonucu veriliyor. Bu veriler, altyapı ve sosyal kalkınmanın büyük ölçekte desteklenmesine katkıda bulunacak şekilde etkili karar vermeye olanak tanıyor.
ISO Altın Sertifikası’nın verilişi vesilesiyle tören düzenlendi. (SPA)

Ula, en son bilgileri paylaşmak için dünyanın dört bir yanındaki 100’den fazla şehirle birlikte Dünya Şehir Verileri Konseyi’ne katıldı.

Bu başarı, kentsel ve sosyal gelişimde ISO 37120 standartlarının uygulanması sonucunda elde edildi.

Fotoğraf Altı: ISO Altın Sertifikası’nda 19 sektörü kapsayan 104 gösterge bulunuyor. (SPA)
ISO Altın Sertifikası’nda 19 sektörü kapsayan 104 gösterge bulunuyor. (SPA)

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre sürdürülebilir ve sorumlu kalkınma çerçevesinde yaşam kalitesinin sürekli olarak iyileştirilmesini içeren küresel sertifikasyon, Dünya Şehir Verileri Konseyi tarafından uygulanan ölçüm projeleri sonucu veriliyor.

Bu veriler, altyapı ve sosyal kalkınmanın büyük ölçekte desteklenmesine katkıda bulunacak şekilde etkili karar vermeye olanak tanıyor.