Irak Meclisi’nde bugün düzenlenecek olağanüstü oturumla ilgili beklentiler birbirinden farklı

Irak Meclisi’nde bugün düzenlenecek olağanüstü oturumla ilgili beklentiler birbirinden farklı
TT

Irak Meclisi’nde bugün düzenlenecek olağanüstü oturumla ilgili beklentiler birbirinden farklı

Irak Meclisi’nde bugün düzenlenecek olağanüstü oturumla ilgili beklentiler birbirinden farklı

Irak’ta Sadr Hareketi’nin istifa eden milletvekillerinin yerini alacak 73 yeni milletvekili Anayasa’daki yemin metnini okuyarak göreve başlamak için bugün (perşembe) Bağdat’a ulaştı. Meclis’te yemin töreni için düzenlenecek olağanüstü oturumda toplantı yeter sayısına ulaşılıp ulaşılmayacağı hâlâ belirsizliğini koruyor. Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi’nin 10 Temmuz’da sona erecek yasama tatiline rağmen olağanüstü oturumu düzenleme kararı aldı. Oturum kararının alınmasının amacı, yaklaşık 50 milletvekili tarafından toplanan imzalara göre, Irak topraklarına yapılan Türk operasyonlarını  görüşmekti. Fakat oturumun tarihi bugün (perşembe) olarak ilan edilir edilmez yeni milletvekillerinin yemin töreni ve bir sonraki hükümetin kurulması için müzakerelere başlanması gibi konular konuşulmaya başlanırken, imzaların toplanma sebebi olan Türk operasyonlarına yakından uzaktan işaret edilmedi. Meclis Başkanlığı da oturumun gündem maddesini belirlemedi. Zira bu konuda farklı tutumlar bulunuyor: Oturum Türk operasyonları ve tehditleriyle mi yoksa yeni vekillerin yemin töreniyle mi sınırlı kalmalı?
Şii Koordinasyon Çerçevesi, Sadr Hareket vekilleri yerine gelecek yeni vekillerin kendisine katılmasıyla en büyük ve sayıca en fazla meclis bloğuna dönüşecek. Irak’ta başbakan adayını en büyük meclis bloğu seçer. Sadr’ın müttefikleri, Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi liderliğindeki Sünni Egemenlik İttifakı ile Mesut Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) oturuma katılıp katılmama veya Sadr’ın ittifakından ayrılıp Koordinasyon Çerçevesi’nin ittifakına geçme konusundaki tutumlarını henüz ilan etmedi.
Kürt ve Sünni partilerin yöneticilerinden yapılan açıklamalar, Sadr Hareketi, KDP ve Sünni Egemenlik İttifakı’nın bir araya gelerek oluşturduğu Vatanı Kurtarma İttifakı (üçlü ittifak adıyla da biliniyor) Sadr Hareketi’nin Meclis’ten çekilmesine rağmen hâlâ dağılmadı.
Vatanı Kurtarma İttifakı’nın devam ettiği yönündeki bu açıklamalar, Kürt ve Sünni partilerin kullanmayı amaçladığı bir müzakere kartı mı olduğu yoksa ittifakın Meclis düzeyinde değil, siyasi düzeyde devam ettiğini mi kastettiği bilinmiyor. Bu iki olasılıktan hangisi amaçlanıyor olursa olsun, ittifakın dağılmadığı açıklamasının, Koordinasyon Çerçevesi’nin bir sonraki hükümeti kurma konusundaki görevini karmaşık hale getirdiği kesin.
Koordinasyon Çerçevesi 40 bağımsız milletvekilini saflarına katma beklentisine ek olarak Sadr Hareketi yerine gelecek yeni vekilleri kendi saflarına dahil etse bile cumhurbaşkanını seçmek için gerekli olan Meclis’in üçte iki çoğunluğuna sahip olamayacak. Cumhurbaşkanı seçme sorunu 8 aydır devam ediyor. İsminin açıklanmaması kaydıyla Şarku’l Avsat’a konuşan bağımsız bir milletvekili, “Koordinasyon Çerçevesi’nin sorunu, devlet inşasıyla ilgili vizyonu, programı ve planları olan bir blok olmamız hasebiyle, bize bağımsız vekiller gözüyle bakmamasıdır. Bizi kendileriyle aynı renkte görüyorlar (bağımsız vekillerin Şii olmasına atıf yapıyor). Ayrıca bize elindeki sayılara eklenecek bir sayı gözüyle bakıyor. Bu bizim açımızdan kabul edilebilir değil. Çünkü biz, daha önce Meclis’ten ve siyasetten çeşitli çevrelerin dikkatini üzerine çeken bir girişim başlattık. Bu girişim sayesinde hükümet kurma ve hatta başbakan adayı sunma hususunda bize güvenildi. Sadr milletvekillerinin çekilmesinin ardından her şey değişti. Bir sonraki hükümetin kurulmasında izlenmesi gereken mekanizmayla ilgili bizim ve diğer siyasi bloklar arasındaki müzakere yöntemi noktasında gelecekte sonuçları olacak yeni bir manzarayla karşı karşıyayız. Çünkü biz, Meclis gündemine taşıdığımız insanların sıkıntılarına bakıyoruz. Elde edeceğimiz kazanımları bir kenara bırakarak onları mahcup etmek istemiyoruz” ifadelerini kullandı.
Hem Kürt cephesi hem Sünni cephesinde anlaşmazlıklar bulunuyor. Koordinasyon Çerçevesi bu anlaşmazlıkları kendi lehine çevirmeye çalışarak tüm partileri bugünkü oturuma katılmasını sağlamayı ve dolayısıyla da toplantı yeter sayısına ulaşmayı amaçlıyor. Çünkü bu sayıya ulaşması, Koordinasyon Çerçevesi’ne, Kürt ve Sünni cephelere karşı daha sert bir zeminde hareket etme imkanı tanıyabilir. Zira Meclis’e gelecek yeni Şii milletvekilleriyle birlikte Koordinasyon Çerçevesi’nin milletvekili sayısı 120’ye ulaşacak. 40 bağımsız vekille de anlaşırlarsa vekil sayıları 160’a çıkacak.
Koordinasyon Çerçevesi’nin olağanüstü oturumda toplantı yeter sayısına ulaşmak için 5 yeni vekile ihtiyacı var. Bunun için 18 milletvekili bulunan Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ile Musenna es-Samarrai liderliğindeki Sünni Azim Koalisyonu’na yönelebilir. Bu iki müttefikin Meclis’e gelmesi halinde toplantı yeter sayısı sağlanmakla birlikte Koordinasyon Çerçevesi, cumhurbaşkanı seçimi ve hükümet kurma süreçlerinde planlarını engelleyecek olan Sadr’ın müttefiklerine yani KDP ve Egemenlik İttifakı’na gözünü dikmiş durumda. Ancak Barzani ve Halbusi, Sadr’ın gemisinden inmek ile Koordinasyon Çerçevesi’nin gemisine binme arasında gidip gelme pozisyonunu sürdürmesi halinde ikisi de Mukteda es-Sadr’a karşı ahlaki sorumluluğunu devam ettirebilir ve Koordinasyon Çerçevesi’nden daha fazla kazanımlar elde edebilir.



ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
TT

ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)

Suriye kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD arabuluculuğuyla Suriye'nin güneyindeki Süveyda vilayetinde bir esir takası konusunda görüşmelerin devam ettiğini doğruladı.

İl yönetiminin medya ilişkileri direktörü Kuteyba Azzam, Suriye hükümeti ile Şeyh el-Akl ve Hikmet el-Hicri'ye bağlı "Ulusal Muhafız Kuvvetleri" arasında, esir takası anlaşmasına varılması amacıyla görüşmelerin yapıldığını belirtti.

Medyada yer alan haberlere göre ABD elçisi Tom Barrack'ın ofisi, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Şam kırsalında gözaltında tutulan Süveyda'dan 61 sivilin serbest bırakılması karşılığında, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından "Ulusal Muhafızlar" tarafından Süveyda'da tutulan 30 mahkumun teslim edilmesini içeren anlaşmanın sonuçlandırılması için her iki taraftan da onay aldı.

Süveyda Valisi Mustafa Bakur, geçen ay Suriye hükümetinin bu sivilleri aşiret güçlerinden teslim aldığını ve takas ayarlamak üzere gözaltına aldığını duyurdu.

Geçtiğimiz temmuz ayındaki olaylardan dolayı gözaltına alınanların serbest bırakılması, geçen eylül ayında Şam'dan Amerikan ve Ürdün'ün desteğiyle açıklanan "yol haritasının" maddelerinden biridir.


Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.