Kadınların ve kız çocuklarının 'etek altı fotoğraflarının paylaşıldığı' gruplar Facebook'tan kaldırıldı

BBC, Meta'nın güvenlik araçlarının bu fotoğrafları veya yorumları uygunsuz olarak işaretlemediğini bildirdi

Facebook'un ana şirketi Meta, Facebook Marketplace'te tehlikeli ve düzenlemelere uymayan elektrikli ürünlere izin verdiği yönündeki uyarılar üzerine harekete geçmemekle suçlanıyor (Reuters)
Facebook'un ana şirketi Meta, Facebook Marketplace'te tehlikeli ve düzenlemelere uymayan elektrikli ürünlere izin verdiği yönündeki uyarılar üzerine harekete geçmemekle suçlanıyor (Reuters)
TT

Kadınların ve kız çocuklarının 'etek altı fotoğraflarının paylaşıldığı' gruplar Facebook'tan kaldırıldı

Facebook'un ana şirketi Meta, Facebook Marketplace'te tehlikeli ve düzenlemelere uymayan elektrikli ürünlere izin verdiği yönündeki uyarılar üzerine harekete geçmemekle suçlanıyor (Reuters)
Facebook'un ana şirketi Meta, Facebook Marketplace'te tehlikeli ve düzenlemelere uymayan elektrikli ürünlere izin verdiği yönündeki uyarılar üzerine harekete geçmemekle suçlanıyor (Reuters)

The Independent'ta yer alan habere göre Meta, platformlarında kadınların uygunsuz fotoğraflarını paylaştıkları tespit edilen çok fazla sayıda hesabı ve grubu silmek zorunda kaldı.
Facebook'un ana şirketi, erkekler tarafından rızaları olmadan kadınların ve kız çocukların "etek altı" fotoğraflarını ve videolarını paylaşmak için kullanıldı.
Etek altı terimi, birinin eteğinin altından o kişinin rızası olmadan cinsel içerikli bir fotoğraf çekme eylemini tanımlamak için kullanılır.
Bu eylem genellikle toplu taşıma veya gece kulübü gibi halka açık bir yerde, kalabalıklar arasında gerçekleştirilir ve bu da fotoğrafları çeken kişileri tespit etmeyi zorlaştırır.
Birleşik Krallık'ta etek altı fotoğraf çekimi, aynı yıl nisanda yürürlüğe giren 2019 Röntgencilik (Suçları) Yasası kapsamında suç haline geldi.
BBC'nin haberine göre bir kullanıcı Facebook'ta "Bu seferkini görev edindim ve sonunda onu yakaladım" diye yazdı. Bir başkası ise "Çok seksi. Daha fazlasını görmeyi çok isterim" dedi.
Habere göre BBC kendi güvenlik araçlarını kullanarak görüntüleri ilk kez Meta'ya bildirdiğinde, şirket görüntülerin "belirli Topluluk Standartları'na aykırı olmadığını" ve kaldırılmadığını söyledi.
Bir kullanıcı, görünüşe göre benzer videolar çekmek için tavsiye isteyerek "İnsanlar belli etmeden etek altını çekmeyi nasıl başarıyor? Fark edilmemek için kamerayı vb. nasıl tutuyorsunuz?" diye sordu. BBC bu yorumu Meta'ya bildirdi ancak yorum hemen kaldırılmadı.
Meta yaptığı açıklamada şunları söyledi:
"Etek altı da dahil kişisel görüntülerin rıza olmaksızın paylaşılmasına Facebook'ta izin verilmiyor. BBC'nin araştırmasının ardından çok sayıda grubu ve hesabı kaldırdık ve daha fazla adım atarak olayla ilişkili birden fazla etiketi engelledik. İşimizin asla bitmediğini biliyoruz ve fark ettiğimizde kurallarımızı ihlal eden içerikleri kaldırmaya devam edeceğiz."
The Independent, BBC içeriği ilk bildirdiğinde onun neden kaldırılamadığına dair daha fazla bilgi edinmek için Meta'ya ulaştı ancak henüz yanıt alamadı.



Kült uyarlama 20 yaşında: Yönetmen ölüm tehditleri aldığını açıkladı

Piramit Kafa, serinin en meşhur ve en ürkütücü karakterlerinden biri (Metropolitan Filmexport, Cineverse Corp., Iconic Events)
Piramit Kafa, serinin en meşhur ve en ürkütücü karakterlerinden biri (Metropolitan Filmexport, Cineverse Corp., Iconic Events)
TT

Kült uyarlama 20 yaşında: Yönetmen ölüm tehditleri aldığını açıkladı

Piramit Kafa, serinin en meşhur ve en ürkütücü karakterlerinden biri (Metropolitan Filmexport, Cineverse Corp., Iconic Events)
Piramit Kafa, serinin en meşhur ve en ürkütücü karakterlerinden biri (Metropolitan Filmexport, Cineverse Corp., Iconic Events)

Sinema yazarlarının 2006'da sert biçimde eleştirdiği Silent Hill uyarlaması, yıllar içinde yeni kuşak izleyiciler arasında kült statüsüne yaklaştı. Yönetmen Christophe Gans, filmin itibarındaki bu dönüşümü ve "gecikmiş sahiplenmeyi" Variety'ye anlatırken, seriye geri dönüş hazırlıklarını da gündeme taşıdı.

Gans, "Filmin itibarının zamanla büyüdüğünü görmek beni çok mutlu etti" diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

Uluslararası bir basın turuna çıktım ve gazetecilerin neredeyse hepsi röportaja 'Filmi 13-14 yaşımdayken izlemiştim, bayılmıştım' diye başlayıp duruyordu. Harika bir şey çünkü bir anda kendimi Silent Hill sevenlerin yeni kuşağıyla karşı karşıya buldum. İnsana çok iyi hissettiriyor. Çünkü bazı filmler vardır, 6 ayda hafızalardan silinir gider. Asıl sınav zamandır: Bir gün karşınıza çıkıp işinizden büyük bir coşkuyla söz eden insanları görmek, nihai testtir.

Gans şimdi, ilk filmin üzerinden 20 yıl geçtikten sonra video oyunu uyarlaması serisine üçüncü bir halkayla dönerek yeni bir hayran kitlesi yaratmayı umuyor. 

Yeni filmi Sessiz Tepe: Dönüş (Return to Silent Hill), cuma günü ABD'de vizyona girdi. Film, serinin zirvelerinden biri sayılan 2001 tarihli Silent Hill 2 oyununa dayanıyor. 

Filmde James Sunderland karakterine Mamma Mia! Yeniden Başlıyoruz'la (Mamma Mia! Here We Go Again) tanınan Jeremy Irvine hayat verirken, ölen eşi Mary'yi ise Arınma Gecesi (The Purge) serisinden Hannah Emily Anderson canlandırıyor.

Hikayenin ölçeği ve yaratıkların çeşitliliği düşünüldüğünde Gans, uyarlamanın özellikle oyunun mitolojisine hakim olmayan izleyicileri zorlayabileceğini söyledi.

"Klasikleşmiş bir oyunu doğru ve saygılı biçimde uyarlamak büyük bir meydan okumaydı" diyen yönetmen şöyle ekledi:

Video oyunlarını sevenlerin ne kadar tutkulu olduğunu biliyoruz. İlk filmi yaptığım dönemi hatırlıyorum; bir sürü ölüm tehdidi aldım. İnsanlar 'Bunu da mahvedersen seni buluruz' diyordu. Bu yüzden ilk filme büyük bir sorumlulukla başlamıştım; ikincisinde bu sorumluluk kesinlikle daha da arttı. Ama aynı zamanda, oyun oynamayan insanların da ilgi duyabileceği bir film hayal etmek benim için çok önemliydi.

Sessiz Tepe: Dönüş, Türkiye'de 13 Şubat'ta vizyona girecek.

Independent Türkçe, Variety, MovieWeb


Uzmanlar daha çok yiyerek kilo vermenin yolunu buldu

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Uzmanlar daha çok yiyerek kilo vermenin yolunu buldu

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Yeni yılda bel çevresini inceltmeye kararlı olanlar, kalori alımını kısıtlarken tok kalmanın yollarını bulmakta zorlanabilir.

Ancak uzmanlar, belirli bir besin türü yönünden zengin bir diyetin, kişileri daha fazla meyveyle sebze tüketip yüksek enerjili seçenekleri daha az tercih etmeye yöneltebileceğini açıkladı.

The American Journal of Clinical Nutrition adlı akademik dergide salı günü yayımlanan çalışma, işlenmemiş gıdalardan oluşan bir diyetle beslenen katılımcıların, pirinç, et ve tereyağı gibi yüksek kalorili tam gıda seçeneklerinden ziyade doğal olarak çok daha fazla meyve ve sebze yemeyi tercih ettiğini gösteriyor; bu da kilo vermeye yardımcı olabilir.

Veriler, işlenmemiş gıdalardan oluşan bir diyet uygulayan kişilerin kütlece yüzde 50'den fazla yiyecek tüketebildiğini ancak ultra işlenmiş gıdalardan oluşan bir diyet uygulayanlara göre günde ortalama 330 kalori daha az tükettiğini gösterdi.

Çalışmanın yazarı Profesör Jeff Brunstrom, The Independent'a, "Yüksek kalorili yiyeceklere yönelmemiz uzun zamandır var olan bir argüman" diye konuştu.

Bu, bir tür beslenme zekası sayılabilir. Ancak biz, beslenme zekasının diğer biçimlerini de sergilediğimizi savunuyoruz. Sadece kalori için yemiyoruz ve bu makale, mikro besinlerin de rol oynadığını savunuyor.

Araştırmacılar, ultra işlenmiş gıdalar açısından zengin bir diyetin aşırı kalori alımına ve kilo artışına nasıl yol açabileceğini ilk kez ortaya koyan 2019 tarihli bir çalışmanın verilerini yeniden analiz etti.

Sadece doğal gıdalarla beslenen kişilerin, makarna ve krema gibi daha kalorili seçenekler yerine sürekli olarak meyve ve sebze yemeyi tercih ettiklerini buldular.

Bilim insanlarına göre bunun nedeni, vücudumuzun bizi mikro besinler açısından zengin gıdaları seçmeye teşvik eden yerleşik bir "beslenme zekasına" sahip olması.

Profesör Brunstrom, The Independent'a yaptığı açıklamada, "Sağlıklı, işlenmemiş bir diyetle beslendiğimizde, bir anlamda iki sisteme hizmet ediyoruz" dedi.

Kalori için yiyoruz, ancak muhtemelen yüksek mikro besinli gıdalara da yöneliyoruz.

Profesör Brunstrom, bazı mikro besin ihtiyaçlarını karşılamak için kalori açısından zengin bir porsiyon işlenmiş gıda tüketilmesi gerekebileceğini ancak daha doğal bir diyette makro besinlerle kaloriler arasında bir "gerilim" olduğunu ve bu durumun tükettiğimiz kalori miktarını "frenlediğini" ekledi.

Örneğin, aşırı işlenmiş gıdalarla beslenenler A vitamininin çoğunu kızarmış ekmek çubuklarından ve pankeklerden alırken, işlenmemiş gıdalarla beslenenler bu vitamini ıspanak ve havuçtan alıyordu.

Profesör Brunstrom, "Makale, işlenmemiş gıdalarla beslenenlerin, bu gerilim nedeniyle kütlece daha fazla yiyecek tüketmemize ancak daha az kalori almamıza olanak tanıyan özel bir yanı olduğu hipotezini ortaya koymaya çalışıyor" dedi.

Sorunun asıl kaynağı aşırı yemek olmayabilir. Nitekim araştırmamız, doğal gıda diyeti uygulayanların, işlenmiş gıda diyeti uygulayanlara göre çok daha fazla yemek yediğini açıkça gösterdi. Ancak gıdaların besin bileşimi seçimleri etkiliyor ve ultra işlenmiş gıdaların insanları daha yüksek kalorili seçeneklere yönlendirdiği görülüyor; bu da çok daha düşük miktarlarda bile aşırı enerji alımına ve dolayısıyla obeziteye yol açabilir.

Independent Türkçe


"Sharktober" örüntüsü onlarca yıllık verilerle doğrulandı

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

"Sharktober" örüntüsü onlarca yıllık verilerle doğrulandı

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Hawaii sularında kaplan köpekbalığı saldırıları her ekimde hızlı bir artış gösteriyor ve kaydedilen tüm ısırıkların beşte birine varan kısmı bu ay görülüyor. Bu, onlarca yıl boyunca toplanan verilerin yeni bir analiziyle ortaya çıktı.

Gayri resmi olarak "Köpekbalığı Ekimi" (Sharktober) diye anılan bu belirgin örüntüden anekdot niteliğindeki bilgilere dayanarak şüpheleniliyordu ancak kesin kanıtlar azdı.

Şimdiyse araştırmacılar 1995'ten 2024'e kadar Hawaii'deki kaplan köpekbalığı ısırıklarına ilişkin verileri analiz ederek bu örüntüyü doğruladı.

Bulgular, ekimdeki ısırık olaylarındaki hızlı artışın esasen kaplan köpekbalıklarının mevsimsel hareketlerinden ve biyolojik ihtiyaçlarından geldiğini doğruluyor; bu ayda köpekbalığı saldırılarının en az üçte ikisi kaplan köpekbalıklarından kaynaklanıyor.

Frontiers in Marine Science adlı akademik dergide yayımlanan çalışmanın yazarlarından Carl G. Meyer, "Ekimdeki hızlı artış gerçek ve istatistiksel açıdan önemli ancak genel risk hâlâ çok düşük" dedi.

Hawaii Üniversitesi'nin Manoa kampüsünden deniz biyoloğu Dr. Meyer, "Bu örüntü, suda daha fazla insan olmasından değil, kaplan köpekbalığı biyolojisinden kaynaklanıyor gibi görünüyor" diye açıkladı.

Görsel kaldırıldı.
Dişi kaplan köpekbalığı (Cory Fults)

Bilim insanları, kaplan köpekbalıklarının ekimde ana Hawaii Adaları'nın kıyı sularında görülme ihtimalinin daha fazla olduğunu belirtti. Çalışmaya göre ekimdeki bu hızlı artış kaplan köpekbalığının üreme döngüsüyle bağlantılı.

Araştırmacılar, kaplan köpekbalıklarının eylül ve ekimde, yetişkin dişilerin kıyıya yakın habitatlarda bolca bulunduğu dönemde çok sayıda yavru doğurduğunu söyledi.

Bu aylarda ayrıca, olgun dişilerin Kuzeybatı Hawaii Adaları'ndan ana Hawaii Adaları'na kısmi göçü de görülüyor.

Bu kadar fazla yavru doğurmak köpekbalıkları için enerji açısından yorucu olabilir ve doğum sonrası dişilerin aktif avlanma motivasyonunu artırabilir.

Bilim insanları çalışmada, "Bu mevsimsel eğilim, ekoturizm alanlarındaki en yüksek kaplan köpekbalığı gözlemleriyle ve olgun dişilerin Kuzeybatı Hawaii Adaları'ndan kısmi göçüyle örtüşüyor" diye yazdı.

Araştırmacılar, "Yavrulama mevsiminde hamileliğinin ileri dönemindeki dişi köpekbalıklarının ana Hawaii Adaları kıyı şeridi sularına geçici olarak akın etmesi, özellikle bu bireylerin daha yoğun beslenme aktivitesi göstermesi durumunda, insanlarla karşılaşma ve ısırık vakalarının olasılığını artırabilir" diye yazdılar.

Araştırmacılar, risk azaltma stratejilerini iyileştirmek için bu olgunun ana etkenlerini araştırmak üzere daha fazla çalışma yapılmasını öneriyor.

Üreme durumunun mevsimsel ısırık modellerinin etkeni olup olmadığını daha fazla test etmek için, kıyıya yakın köpekbalıklarının gebelik durumunu belirlemek amacıyla invaziv olmayan ultrason tekniklerinin kullanılmasını tavsiye ediyorlar.

Bilim insanları, "Bu bulgular, mevsimsel köpekbalığı ısırığı riskine ilişkin ekolojik bir bakış açısı sağlıyor ve daha fazla araştırma gerektiren potansiyel biyolojik etkenleri vurguluyor" diye yazdılar.

Araştırmacılar, bulguların Hawaii kıyılarına gelen ziyaretçilerin bilinçli kararlar almasını sağlamasını, farkındalığı ve birlikte yaşamı desteklemesini umuyor.

Ziyaretçilerin bu ay boyunca daha dikkatli olmalarını tavsiye ediyorlar. Dr. Meyer, "Riskin biraz yükseldiğini anlamak, insanların korku dolu değil, bilinçli seçimler yapmasına yardımcı olur" dedi.

Independent Türkçe