Birleşmiş Milletler Yemen Özel Elçisi Hans Grundberg, Yemen’de BM gözetiminde imzalanan ateşkesin şartlarını nasıl değerlendiriyor? Bu sorunun yanıtı, Yemen meselesini yakından takip eden birçok gözlemci tarafından merak ediliyor. BM Elçisi Grundberg ve ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking, Yemen krizine ilişkin görüşlerini Şarku’l Avsat’a açıkladılar.
Yemen’de, Körfez İşbirliği Konseyi’nin himayesindeki Riyad görüşmeleri ile eş zamanlı olarak, nisan ayında ateşkes başladığında BM Elçisi Grundberg henüz Sana’yı ziyaret etmemişti. Ateşkes, Husi liderlerle iletişim kurulabilmesi için siyasi bir ortam sağladı. Ateşkes süresinin ağustos ayına kadar uzatılması, ülkedeki krizin çözümüyle ilgili, bölgesel ve uluslararası aktörlere daha geniş bir hareket alanı açtı. Grundberg, ateşkesin devam etmesiyle ilgili yaşanılan şaşkınlığı tuhaf bulduğunu gizlemiyor. Şarku’l Avsat’a açıklamada bulunan BM Yemen Özel Elçisi Hans Grundberg şunları söyledi:
"Ateşkes geçici olmakla birlikte ülkedeki siyasi taraflardan ziyade Yemen halkına yöneliktir. Dolayısıyla taraflardan biri yükümlülüklerini yerine getirdiğinde, bu diğer tarafa karşı bir taviz verdiği anlamına gelmiyor, Yemen halkı lehine bir taviz vermiş oluyorlar. İki tarafın da bunun farkında olduğuna inanıyorum.”
Yemen’de iki tarafın da (hükümet ve Husiler) ateşkes taahhütlerini yerine getirmesinin faydalarına değinen Grundberg, “Taraflar ateşkese bağlılık gösterdiğinde karşılıklı olarak güven de vermiş oluyorlar. Bu nedenle, Taiz ve diğer yerlerde insani koridorların açılması gibi, ateşkesin tüm unsurlarında olumlu gelişmeler gözlemliyoruz. Yemen’deki gelişmeler olumlu ve daha önce emsali bulunmuyor.’’ Yemenlilere nasıl bir mesaj vermek istediği sorulan Grundberg sözlerini şöyle sürdürdü:
“Daha önce görülmemiş bir gelişmeye tanık olduk. Ateşkes son derece önemli. Bunun farkında olmamız ve ateşkesten faydalanmamız için hepimizin ortak sorumluluğu var Konuyla ilgili tüm bölgesel ve uluslararası tarafların bu sorumluluğun bilincinde olması gerekir. Ben temsilci, siz de gazeteci olarak, Yemenlilerin kendileri de sorumlu davranırsa başlattığımız bu yolculuğu sürdürebiliriz.’’
Ateşkesin kalıcılığı
Yemen’de taraflar arasındaki ateşkes geçtiğimiz nisan ayında başladı ve geçtiğimiz günlerde ağustos ayının başına kadar uzatıldı. Kapsamlı ateşkes dört ana maddeyi içeriyordu. Ateşkes uyarınca yakıt taşıyan 18 petrol tankerinin Hudeyde Limanı’na girişi sağlandı. Her hafta Sana Havalimanı’na karşılıklı ikişer uçuş sağlanmasını kolaylaştırdı. Ayrıca taraflar Taiz ve diğer kentlerde, ülke genelinde seyahat özgürlüğünün sağlanması ve yolların açılması için toplantılar gerçekleştirdi. Yemen Hükümeti, Husilerin Taiz, Hudeyde, Dali, Cevf ve Marib’de ateşkesi ihlal ettiğini söylüyor. Taiz’de bazı sivillerin öldürülmesinin sorumluluğunu Husilere yüklüyor. Diğer yandan Husiler ise hükümeti yer yer ateşkesi ihlal etmekle itham ediyor. Anlaşma gereği Hudeyde Limanı’na akaryakıt yüklü tankerler giriş yapabildi. Sana Havalimanı’ndaki bazı sorunların hükümetin esnek yaklaşımıyla aşılması sonucu Sana’dan Ürdün ve Mısır yönlerine sınırlı uçuşlar başladı. Taiz’de koridor açılması konusunda ise iki aşamalı müzakereler gerçekleştirildi. BM Yemen Özel Elçisi Hans Grundberg Sana’ya giderek Husilerle görüştü ve Taiz’de en az dört yolun ulaşıma açılmasını teklif etti, Grundberg Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) verdiği brifingde Husilerin yanıtını beklediğini söyledi.
Batılı yetkililerle gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde, Birleşmiş Milletler’in ağustos ayından sonra da ateşkesin devam etmesi yönünde girişimde bulunacağını öğrendik. Şarku’l Avsat’a bilgi veren üst düzey Batılı bir kaynak, Yemen’deki tarafların, ateşkes şartlarına uymaya özen gösterdiğini ve bu olumlu atmosferin sürdürülmesi gerektiğini belirtti. BM Yemen Özel Elçisi Grundberg ateşkesin uzatılma ihtimaliyle ilgili şöyle söyledi:
“Elbette; 2 Ağustos'a kadar uzatılan mevcut ateşkesi yeniden tesis etmeyi umuyoruz. İki tarafın daha önce üzerinde anlaşmaya vardıkları ateşkes şartlarına uymaları çok önemli.’’
Yemen hükümeti ile Husiler açılacak yollar konusunda henüz uzlaşabilmiş değil. Ürdün’ün başkenti Amman’da bir araya gelmelerine rağmen tarafların, Taiz ve diğer bölgelerde açılacak yollar konusunda görüş ayrılıkları devam ediyor. Hükümet Taiz’in kuzeybatısındaki Huvban ana yolunun ticari ve insan hareketine açılmasını savunuyor. Hükümete göre Husiler ileride bu yolu kapatırsa sorumlulukları açık bir şekilde tescillenmiş olacaktır. Ancak Husiler, güvenlik endişelerinden ötürü bu yolun sınırlı bir şekilde açılmasını istiyor. Hükümet ve Husiler arasında yolların açılmasıyla ilgili iki turlu müzakerelerden henüz bir sonuç çıkmadı.
ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking, konuya dair şunları söyledi:
“Taiz’deki yolların açılmasının Husilerin sorumluluğunda olduğunu düşünüyoruz. Ateşkesi uygulamak zorundalar. Bu yönde çok açık bir insani zorunluluk var. Yemen'in üçüncü büyük şehri iki bölüme ayrılmış durumda. Taiz halkı kuşatma koşullarında yaşıyor. Aileler ayrı. Sağlık hizmetler ve tıbbi kaynaklar da bölünmüş halde. Bu nedenle bu ana yolların açılmasına yönelik insani temelli değerlendirmelerin önümüzdeki birkaç hafta içinde öncelik haline gelmesi gerektiğini hissediyoruz.”
Joe Biden memnun
Yemenliler ve Yemen’in bölgedeki dostları, ABD Başkanı Joe Biden’ın temmuz ayında yapacağı Suudi Arabistan ziyaretinin, Yemen dosyasına olumlu yansımaları olacağı konusunda iyimserler. Tim Lenderking, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada konuya dair şunları söyledi:
“Başkan Biden, Suudi Arabistan’a gideceği için oldukça heyecanlıyız. Bunun her şeyden önce ABD-Suudi Arabistan ilişkilerine verilen büyük önemin bir yansıması olduğunu düşünüyorum. Ancak şüphesiz, Yemen'de kaydedilen ilerlemenin de bu ziyareti kolaylaştırdığı görüşündeyim. Ziyaret ile ilgili yapılan genel duyuruyu okursanız, Yemen'in ilgili tüm açıklamalarda öne çıkan bir başlık olduğunu fark edersiniz. Bu ziyarette Yemen konusunda oldukça yapıcı görüşmelerin yürütüleceğini düşünüyorum.”
Lenderking, “Peki, bir sürpriz var mı?” sorusunu şöyle yanıtladı:
“Ziyaret yaklaştıkça detayların netleşeceğini düşünüyorum. Başkan'ın Yemen halkına somut faydalar sağlayan bir ateşkesi görmekten çok memnun olduğu kanaatindeyim. ABD diplomasisi, Birleşmiş Milletler (BM) liderliğindeki süreci güçlü bir şekilde destekledi. Suudi hükümeti ve Yemen hükümetinin ateşkesi destekleme ve hükümlerini uygulama yönünde attığı adımları elbette takdir ediyoruz. Başkan bu konudaki takdirini ifade etmek istiyor. Aynı şekilde Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri hükümetlerini de... Nitekim bu toplantının birden fazla dosya için oldukça önem arz ettiğini düşünüyorum.”
Safer tankerini kurtarmak
Yemen hükümetinin Husilerin rehine muamelesi yaptığını söylediği Safer petrol tankeri konusu, kurtarılması yönündeki tartışmalara öncülük eden BM için sorun teşkil ediyor. 2015'ten bu yana Hudeyde açıklarında bulunan söz konusu tankerde bir milyon varilden fazla petrol bulunuyor. Eskimiş ve yıpranmış durumda olan tankerin büyük bir çevre felaketine yol açabileceği korkusu hakim.
Lenderking, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:
“Suudi Arabistan ve ABD kısa süre önce 10’ar milyon dolar taahhütte bulundular. Avrupa Birliği (AB) ve Katar da bu yönde taahhütler açıkladı. BM, 60 milyon dolar topladı. Talep edilen 80 milyon dolarlık hedefe ulaşmaya yakınız.”
Bölgedeki ülkelerin yanı sıra özel sektörün de bu yönde adım atmasının, arzu edilen meblağa ulaşmaya katkı sağlayacağını belirten Lenderking, “Böylece tankeri boşaltmaya ve gemiyi daha güvenli bir alana taşımaya başlayarak hepimizi korkutan çevre felaketinin önüne geçmiş oluruz” dedi.
Lenderking, ‘Safer tankerindeki petrolü kim satacak?’ sorusunu ise şöyle yanıtladı:
“Bildiğiniz üzere bu Birleşmiş Milletlerin bir planı. Şimdiye kadar bu konuyla ilgili müzakereler Birleşmiş Milletler öncülük etti. Muhtemelen petrolün satışı konusu ileride gündeme gelecektir. Ancak hızlı bir şekilde hareket etmezsek tüm bu petrol denize akabilir. Böylesi bir felaket yaşanması durumunda küresel ticaret, turizm ve balıkçılık oldukça kötü etkilenir. O zaman da petrolün akıbeti ile ilgili tartışma kalmaz. Dolayısıyla bir an önce bu sorunu çözmek için harekete geçmeliyiz.”

