ABD yapımı HIMARS füze sistemi Ukrayna’ya ulaştı: Kiev Rusya’yı ‘sıcak bir yaz’ ile tehdit ediyor

Biden Batı’nın uzun vadede Moskova’ya karşı safları birleştirmesini istiyor.

Ukrayna Savunma Bakanı ve ABD’li meslektaşı arasında daha önceki bir görüşme (AP)
Ukrayna Savunma Bakanı ve ABD’li meslektaşı arasında daha önceki bir görüşme (AP)
TT

ABD yapımı HIMARS füze sistemi Ukrayna’ya ulaştı: Kiev Rusya’yı ‘sıcak bir yaz’ ile tehdit ediyor

Ukrayna Savunma Bakanı ve ABD’li meslektaşı arasında daha önceki bir görüşme (AP)
Ukrayna Savunma Bakanı ve ABD’li meslektaşı arasında daha önceki bir görüşme (AP)

Daha önce ABD yapımı Howitzer obüsleri alan Kiev, Ukrayna’nın doğusundaki Donbass’ta Rus saldırısını püskürtmek için ‘güçlü silahlar’ ve ‘ağır silah’ talep ediyor. Kiev dün (perşembe Washington’dan istediği yüksek hassasiyete sahip silahları teslim aldıklarını duyurdu.
ABD bu ayın başlarında Ukrayna’ya HIMARS topçu roket sistemlerini tedarik edeceğini ilan etti. HIMARS uzun menzilli değil ancak ABD ordusunun sahip olduğu füze sistemleri gibi menzili birkaç yüz kilometreye ulaşıyor. Güçlü bir silah olan HIMARS yüksek hassasiyete sahip. Ayrıca menzili Rus ordusunun silahlarından daha uzun. Ukrayna Savunma Bakanı Oleksiy Reznikov HIMARS’ın ülkesine ulaştığını bildirdi.
Reznikov, Twitter hesabından paylaştığı mesajda, “HIMARS Ukrayna’ya ulaştı. Bunun için meslektaş ve dostum olan Lloyd Austin'e (ABD Savunma Bakanı) teşekkür ederim” ifadesini kullandı ve mesajında ABD’nin gönderdiği topçu roket sistemlerine ait birkaç fotoğrafa yer verdi.
“Bu yaz Rus askerleri için sıcak olacak, bazıları için ise son olacak” diye tehdit eden Reznikov Amerikalıların teslim ettiği HIMARS sayısını açıklamadı. ABD Başkanı Joe Biden bu topçu roket sistemlerinin “Ukrayna'daki savaş alanındaki kilit hedeflerin daha isabetli bir şekilde vurulmasını mümkün kılacağını” ifade ederken, Kiev de bu sistemlerin “Rus topraklarını vurmak için” kullanılmayacağını vurguladı.
ABD Başkanı, ülkesini savaşa katılmakla suçlayacak bahanelerin öne sürülmemesi için savaşın başından bu yana Ukrayna’ya silah ihraç etme konusunda itidalli olmaya dikkat ediyor. Ukrayna Savunma Bakanı pazartesi günü yaptığı açıklamada, Alman Panzerhaubitze 2000 tipi obüslerin cephaneliğe eklendiğini duyurdu. Ukrayna geçtiğimiz haftalarda da Fransız yapımı 12 adet Caesar tipi uzun menzilli obüsleri teslim aldı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron 16 Haziran’da Ukrayna’nın başkentine yaptığı ziyaret sırasında ilave 6 adet Caesar obüsü teslim etme sözü verdi. 79 yaşındaki ABD Başkanı Joe Biden yarın (cumartesi) sanayisi gelişmiş 7 ülkenin yani ABD, Almanya, Fransa, İtalya, Japonya, İngiltere ve Kanada’nın toplantısına ev sahipliği yapacak olan Almanya’ya gidecek.
Biden Almanya’nın ardından NATO Zirvesi’nin düzenleneceği İspanya’ya geçecek. Biden bu iki toplantıda neler beklediğinin tamamen farkında. Zira Biden Batı’nın uzun vadede Moskova’ya karşı safları birleştirmesini istiyor. Beyaz Saray’dan üst düzey bir yetkili, çarşamba günü düzenlediği basın toplantısında isminin açıklanmaması kaydıyla bazı açıklamalarda bulundu. AFP’nin haberine göre ABD’li yetkili Almanya’daki G7 Zirvesi’ne katılacak ülkelerin “Rusya üzerindeki baskıyı artırmak ve Ukrayna’ya toplu desteğimizi göstermek için somut bir dizi öneri sunacaklarını” bildirdi.
ABD’li yetkili, tüm dünyada fiyatları güçlü bir şekilde artan enerji kaynakları meselesinin ve ayrıca küresel ekonomik durumun G7 ülkeleri liderlerinin yapacağı görüşmelerin merkezinde yer alacağını söyledi.
Yetkili, G7 ülkeleri ve hükümetlerinin “halkları ve daha geniş anlamda dünya için özellikle enerji ve gıda ile ilgili olarak geçim maliyeti açısından bir dizi ortak zorluklar gördüklerini” belirtti.
Beyaz Saray, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’in her iki zirvede de konuşma yapacağını açıkladı.
ABD’li yetkili, Batı savunma ittifakının Madrid’de düzenlenecek olan NATO Zirvesi’nde Çin’in yarattığı ve türünün ilk örneği olan meydan okumalarla ilgili yeni bir “stratejik konsept” sunacağını dile getirdi. Pekin aynı şekilde G7 Zirvesi’nin de gündeminde olacak. G7 ülkeleri Çin’in ekonomik ve ticari konulardaki "en agresif" uygulamalarına göz atacak. Beyaz Saray, G7 Zirvesi’nde, Çin’in dünyanın dört bir yanına yaptığı devasa yatırımlarla başa çıkmak için en az gelişmiş ülkelerle “altyapı ortaklığı” başlatılacağını bildirdi. G7 Zirvesine beş ülke davet edildi: Arjantin, Hindistan, Endonezya, Senegal ve Güney Afrika. ABD’li yetkili Başkan Joe Biden’ın, Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılmasını engellemekle tehdit eden Türk mevkidaşı Recep Tayyip Erdoğan ile NATO Zirvesi marjında ikinci bir toplantı yapıp yapmayacağı sorusunu yanıtlamadı. Ancak yetkili ABD’nin bu konuda Türkiye ile bir anlaşmaya varma ihtimaliyle ilgili “iyimser” olduğunu ifade etti.



Trump, uçağında yaşanan küçük bir arıza nedeniyle Washington'a geri döndü

ABD başkanının uçağı, Air Force One (Reuters)
ABD başkanının uçağı, Air Force One (Reuters)
TT

Trump, uçağında yaşanan küçük bir arıza nedeniyle Washington'a geri döndü

ABD başkanının uçağı, Air Force One (Reuters)
ABD başkanının uçağı, Air Force One (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, başkanlık uçağının "küçük" bir elektrik arızası nedeniyle Washington'a geri dönmek zorunda kalmasının ardından dün gece geç saatlerde Davos forumuna yaptığı yolculuğa devam etti.

Trump ve beraberindekiler, Joint Base Andrews'te uçak değiştirdikten sonra, ilk kalkışlarından yaklaşık iki buçuk saat sonra, gece yarısından kısa bir süre sonra tekrar havalandılar.

Beyaz Saray, ABD Başkanı'nın, İsviçre'deki Dünya Ekonomik Forumu'na gitmek üzere kalkıştan kısa bir süre sonra Air Force One uçağında "küçük bir elektrik sorunu" tespit edilmesi üzerine Maryland'deki Joint Base Andrews'e geri dönerek uçağı değiştirdiğini belirtti.

Beyaz Saray Basın Sözcüsü Caroline Leavitt, kalkıştan sonra mürettebatın "küçük bir elektrik sorunu" tespit etmesinin ardından geri dönme kararının alındığını ve ihtiyatlılık amacıyla bu kararın verildiğini söyledi. Leavitt, Başkan Trump'ın yolculuğuna devam etmek üzere başka bir uçağa bineceğini belirtti. Trump, İsviçre'nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nda diğer dünya liderlerine katılmak üzere yola çıkmıştı.

ABD Başkanı veya Başkan Yardımcısının dahil olduğu olaylar nadir olsa da daha önce yaşanmıştır. 2011'de, dönemin Başkanı Barack Obama'yı Connecticut'taki bir etkinliğe götürürken, Air Force One uçağı kötü hava koşulları nedeniyle inişini iptal etmek zorunda kalmıştı.

2012'de ise dönemin Başkan Yardımcısı Joe Biden'ın içinde bulunduğu Air Force One uçağı Kaliforniya'da kuşlara çarpmış, ancak daha sonra güvenli bir şekilde iniş yapmıştı.


Barrack: SDG'nin DEAŞ ile mücadelede önemli bir güç olarak üstlendiği rol sona erdi

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, (Reuters)
ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, (Reuters)
TT

Barrack: SDG'nin DEAŞ ile mücadelede önemli bir güç olarak üstlendiği rol sona erdi

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, (Reuters)
ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, (Reuters)

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack dün yaptığı açıklamada, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) DEAŞ’a karşı mücadelede önemli bir güç olarak rolünün sona erdiğini söyledi. Barrack, hükümet güçlerinin artık radikal unsurların ve ailelerinin tutulduğu hapishaneler ve kamplarda güvenliği sağlamaya hazır olduğunu düşündüğünü belirtti.

Sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda Barrack,  “DEAŞ ile mücadelede sahadaki ana güç olarak SDG’nin temel amacı büyük ölçüde sona ermiştir” diye yazdı.

ABD’li Özel Temsilci, Suriyeli yetkililerin, DEAŞ üyelerinin tutulduğu hapishaneler ve aile üyelerinin barındırıldığı kamplar da dahil olmak üzere güvenlik sorumluluklarını üstlenmeye hazır olduğunu düşündüğünü belirtti.

Washington yıllardır DEAŞ’la mücadelesinde Kürtlerin liderliğindeki SDG'nin önemli bir destekçisi oldu. Bu da 2019 yılında grubun son kontrol alanlarından da yenilgiye uğramasına yol açtı. Ancak yıllar süren çatışmaların ardından eski rejimin düşmesinden sonra Şam’daki yeni yetkililerin ve ülkenin birleştirilmesi çabalarının önemli bir destekçisi haline geldi.


Trump'ın "Barış Konseyi" teklifini kim kabul etti, kim reddetti ve kim inceliyor?

 ABD Başkanı Donald Trump Beyaz Saray'da konuşma yapıyor (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump Beyaz Saray'da konuşma yapıyor (AFP)
TT

Trump'ın "Barış Konseyi" teklifini kim kabul etti, kim reddetti ve kim inceliyor?

 ABD Başkanı Donald Trump Beyaz Saray'da konuşma yapıyor (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump Beyaz Saray'da konuşma yapıyor (AFP)

ABD Başkanı, Donald Trump'ın başkanlığını yaptığı ve dünya genelindeki çatışmaların çözümüne katkıda bulunacak olan "Barış Konseyi"ne dünya liderlerini katılmaya çağırdı; bu konseyin kurulması, Birleşmiş Milletler'e rakip bir kuruluşun oluşmasına yol açabilir ve bu kuruluşta daimi üyelik elde etmek, bir milyar dolar ödenmesi şartıyla mümkün olabilir.

Fas Dışişleri Bakanlığı dün, Kral VI. Muhammed'in konseye "kurucu üye" olarak katılacağını duyurdu.

Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nahyan'ın ABD'nin konseye katılma davetini kabul ettiği belirtildi. Açıklamada ayrıca, Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayid Al Nahyan'ın "Birleşik Arap Emirlikleri'nin kararının, Filistin halkının meşru haklarının elde edilmesi için gerekli olan, Başkan Donald Trump tarafından Gazze ile ilgili olarak sunulan 20 maddelik barış planının tam olarak uygulanmasının önemini yansıttığını" teyit ettiği ifade edildi.

Bahreyn Dışişleri Bakanlığı da Kral Hamad bin İsa el Halife'nin Trump'ın davetini kabul ettiğini açıkladı. Bakanlık, "Bahreyn Krallığı'nın bu kararı, Sayın Başkan Donald Trump'ın Gazze Şeridi ile ilgili önerdiği barış planının tam olarak uygulanmasına yönelik istekliliğinden kaynaklanmaktadır (...) çünkü bu plan, kardeş Filistin halkının meşru haklarının korunması ve muhafaza edilmesi açısından büyük önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı.

Macaristan'da Başbakan Viktor Orbán pazar günü yaptığı açıklamada, Trump'ın kendisini konseyin "kurucu üyesi" olmaya davet etmesinin "onur verici" olduğunu söyledi.

Ermenistan'da Başbakan Nikol Paşinyan dün Facebook üzerinden yaptığı açıklamada, Amerikan davetini kabul ettiğini duyurdu.

Belarus'ta Dışişleri Bakanlığı X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, ülkenin "Barış Konseyi'ne katılmaya hazır" olduğunu belirterek, konseyin görev alanının girişimin önerdiğinden "çok daha geniş" olmasını umduğunu ifade etti.

Buna karşılık, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron pazartesi günü Fransa'nın bu aşamada talebi "karşılayamayacağını" söyledi.

Trump ise "Fransız şarap ve şampanyasına yüzde 200 gümrük vergisi uygulayacağım. O da bana katılacak" diye karşılık verdi.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ise dün yaptığı açıklamada, davet aldığını ancak Rusya ile birlikte katılmayı "hayal bile edemediğini" söyledi.

Trump pazartesi günü Rus mevkidaşı Vladimir Putin'i konseye katılmaya davet ettiğini doğrularken, Moskova karar vermeden önce Washington ile "tüm ayrıntıları netleştirmeye" çalıştığını ifade etti.

Brüksel'deki bir sözcüye göre Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen daveti aldığını ve cevabını saklı tuttuğunu belirtirken, Alman hükümeti ortaklarıyla "koordinasyon" ihtiyacının altını çizdi.

Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ise Pekin'in "Amerikan tarafından bir davet aldığını" açıkladı, ancak pozisyonunu belirtmedi.

Kanada'da Dışişleri Bakanı Anita Anand, "Durumu inceliyoruz. Ancak bir milyar dolar ödemeyeceğiz" dedi.

İsviçre Dışişleri Bakanlığı, ülkenin teklifi "dikkatlice analiz edeceğini" ve pozisyonunu belirlemeden önce istişarelerde bulunacağını belirtti.

Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, hükümetinin talebi "incelemek için zamanı olmadığını" belirtirken, Singapur "daveti değerlendirdiğini" ifade etti.

Davetiyeyi aldığını teyit eden ülkeler arasında Hindistan ve Güney Kore'nin yanı sıra İtalya, Norveç, İsveç, Finlandiya, Arnavutluk, Arjantin, Brezilya, Paraguay, Mısır, Ürdün, Türkiye, Yunanistan, Slovenya ve Polonya yer alıyor.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Barış Konseyi Şartı, Konseyin çalışmalarına yalnızca üç ülke Şartı imzaladıktan sonra başlayacağını öngörmektedir.