Emilia Clarke, Jon Snow için yeni dizi çekileceğini doğruladı

Oyuncu, "Anladığım kadarıyla projeyi Kit [Harington] yarattı, bu yüzden en başından beri işin içinde" açıklamasını yaptı

Emilia Clarke ve Kit Harington Game of Thrones'da (HBO)
Emilia Clarke ve Kit Harington Game of Thrones'da (HBO)
TT

Emilia Clarke, Jon Snow için yeni dizi çekileceğini doğruladı

Emilia Clarke ve Kit Harington Game of Thrones'da (HBO)
Emilia Clarke ve Kit Harington Game of Thrones'da (HBO)

The Independent'ta yer alan habere göre Emilia Clarke, Jon Snow karakterine odaklanan Game of Thrones dizisinin hazırlandığı söylentilerini doğruladı.
Popüler fantastik dizide Daenerys Targaryen karakterini canlandıran Clarke, orijinal yapımda Snow karakterini canlandıran Kit Harington'ın yeni spin-off'ta fazlaca yer aldığını da teyit etti.
BBC'ye konuşan Clarke şunları söyledi:
"Bana bundan bahsetti. Ve projenin var olduğunu biliyorum. Gerçekten yapılıyor."
Clarke, "Anladığım kadarıyla projeyi Kit yarattı, bu yüzden en başından beri işin içinde. Yani izleyeceğiniz şey, umarım gerçekleşirse, Kit Harington'ın onayını almış olacak" diye devam etti.
Devam dizisinin Game of Thrones finalinin kaldığı yerden devam edeceği belirtiliyor.
2011'de başlayan dizide hayranların favorisi Jon Snow'u canlandırmak Harington'a iki Emmy adaylığı kazandırmıştı.
George R.R. Martin'in popüler fantastik romanlarından uyarlanan dizinin bu yıl ağustosta yayımlanması planlanan House of the Dragon da dahil olmak üzere birkaç spin-off'u yapılacak.
Game of Thrones'taki olayların öncesini konu alan ve merakla beklenen dizinin ilk fragmanı geçen yıl ekimde yayımlanmış ve hayranlara dizideki birkaç karaktere göz atma fırsatı tanımıştı.
Hayranlar Jon Snow spin-off'una dair şüphelerini şimdiden dile getiriyor. Birçoğu, Game of Thrones'un zayıf bulunan finalinin kaygı verici bir işaret olduğuna değinmişti.



11 bin kişi incelendi: İyi bir finansal planlama, ömrünüzü uzatabilir

(Unsplash)
(Unsplash)
TT

11 bin kişi incelendi: İyi bir finansal planlama, ömrünüzü uzatabilir

(Unsplash)
(Unsplash)

Bir yıl önden finansal planlama yapmanın hayatınızı uzatabileceği yeni bir araştırmada belirtildi.

Enflasyonun tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştığı bir dönemde para biriktirmek zor olabilir ve önceki araştırmalar birçok hanenin mali açıdan geleceğe hazırlık yapmada zorlandığını ortaya koyuyor.

Proaktif finansal planlamanın ölüm riskinin azalmasıyla bağlantılı olup olmadığını araştıran birkaç çalışma daha önceden yapılmıştı. Peki durum gerçekten böyle mi?

Bu çalışma için araştırmacılar Birleşik Devletler ve Birleşik Krallık'tan 11 binden fazla yaşlının 22 yıla yayılan verilerini inceledi.

Katılımcılar sağlık durumlarını, öngörülen yaşam sürelerini ve finansal tercihlerinin geleceğini ne ölçüde düşündüklerini araştıran anketlere yanıt verdi.

Sonuçlar gözlemlenen dönem boyunca mali durumlarını istikrarlı bir şekilde planlayanların, ölme ihtimalinin daha düşük olduğunu ortaya koydu.

Finansal stratejileri etkileyebilecek demografik özellikler, gelir ve kişinin beklediği yaşam süresi gibi potansiyel etkiler hesaba katıldığında bile, ikisi arasındaki bu korelasyon tutarlılığını sürdürdü.

Mali konularda daha ileriye dönük bir yaklaşım sergileyenler genel anlamda sağlık durumlarının daha iyi olduğunu bildirdi.

Daha uzun yaşam beklentisiyle mali durum arasındaki bağlantının en güçlü görüldüğü kesimse daha düşük gelire sahip olanlardı.

Araştırmacılara göre bu durum, özellikle yaslanacak bir finansal güvenlik ağı olmayan kişilere uzun vadeli planlamanın fayda sağlayabileceğine işaret ediyor.

Öte yandan araştırma ekibi bu bulguların neden-sonuç ilişkisini doğrulamadığını ve daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu da belirtti.

Yine de araştırmacılar bu çalışmanın, yaşlılar arasındaki sağlık eşitsizliklerini azaltma çabalarına ışık tutulmasını sağlayabileceğini düşünüyor.

Colorado Üniversitesi'nden çalışmanın ortak yazarı Profesör Joe Gladstone yaptığı basın açıklamasında, "Çalışmamız, finansal planlama esksikliğinin sadece cüzdanınıza değil, aynı zamanda sağlığınıza ve uzun süre yaşama ihtimalinize de kötü geldiğini gösteriyor" dedi.

Toplumu gelecekteki ihtiyaçları ve hedefleri hakkında daha fazla düşünmeye teşvik ederek refahlarını artırabilir ve sağlık eşitsizliklerini azaltabiliriz.

Independent Türkçe


‘Bağışıklık güçlendirici’ ilaçlar gerçekten işe yarıyor mu?

‘Bağışıklık güçlendirici’ ilaçlar gerçekten işe yarıyor mu?
TT

‘Bağışıklık güçlendirici’ ilaçlar gerçekten işe yarıyor mu?

‘Bağışıklık güçlendirici’ ilaçlar gerçekten işe yarıyor mu?

Bağışıklığı artırmayı vaat eden ürünlerin reklamlarına hiç rastladınız mı? Vücudun doğal savunmasını harekete geçirenleri? Ya da bağışıklık sistemini güçlendirici en önemli doğal bileşenlerden elde edilen güçlü bir destekle sağlıklı bir bağışıklık sistemi sağlayanları?

Reklamlarda kullanılan kelimeler son trendleri yansıtacak şekilde değişse de içerdiği iddialar kesinlikle şaşırtıcı oluyor. Bu noktada ‘Bağışıklık güçlendirici olarak tanıtılan ürünler gerçekten işe yarıyor mu?’ ve ‘Bağışıklık sistemini güçlendirmek için hangi adımları atabiliriz?’ olmak üzere iki soru karşımıza çıkıyor. Özellikle de grip ve soğuk havalara denk gelen ölümcül bir salgının ardından, her ikisi de önemli soruları teşkil ediyor.

Bağışıklık güçlendirici ilaçlar

Damar içi kateter tedavisi, besin takviyeleri, vücut temizleyicileri, süper besinler… Bağışıklık sistemini güçlendiren ürün ve ipuçlarının çeşitleri şunlardır:

*Evde intravenöz (IV) damlamalar (Home intravenous (IV) drips): Çeşitli vitaminler ve besin takviyeleri içeren damar içi sıvılarla evinize bir sağlık uzmanının gelmesini ister misiniz? Bu, birçok ABD şehrinde mevcut olan bir hizmet. Bazı şirketler formüllerinin bağışıklığı artırmak için tasarlandığını iddia ediyor. Sipariş edebileceğiniz bu damardan verilen ilaçlar risksiz değil ve çok pahalı olabilir.

* Vitaminler ve takviyeler (Vitamins and supplements): Popüler seçenekler arasında genellikle farklı vitaminlerle birleştirilen zerdeçal (turmeric), deve dikeni (milk thistle) ve ekinezya (echinacea) yer alır. Yüzlerce kombinasyon mevcuttur.

* Süper yiyecekler ve kaçınılması gereken yiyecekler (Superfoods and foods to avoid): İnternette ‘bağışıklık sistemini güçlendiren yiyecekler’ diye arama yaparsanız, yaban mersini, brokoli, ıspanak, bitter çikolata ve enfeksiyonu önleyen diğer yiyecekleri tanıtan binlerce gönderi göreceksiniz. Bağışıklık sisteminiz için kötü olduğu varsayılan şekerli içecekler veya işlenmiş etler gibi kaçınılması gereken yiyeceklerin de bir listesi vardır.

* Vücut temizleyicileri ve detoks tedavileri (Cleanses and detox treatments): Vücuttaki toksinlerin atılmasını amaçlayan temizlik ve detoks ürünlerine yönelik tekliflerle mutlaka karşılaşmışsınızdır. Bunu pazarlayanlar, çevrenin hava, su ve yiyecekler yoluyla vücuda giren ve kurtulmamız gereken zararlı maddelerle dolu olduğu konusunda uyarıyor. Bu ürünlerin savunucuları, zararlı etkilerinin arasında bağışıklık sisteminizi yavaşlatmanın da yer aldığını söylüyor.

Denetimsiz pazarlama ve tanıtım

• Yaygın olarak pazarlanan intravenöz damlalar, besin takviyeleri veya detoks ürünleri ABD Gıda ve İlaç İdaresi tarafından onaylanıyor mu?

Hayır, aslında, bağışıklık sistemini güçlendirici özelliklere sahip besin takviyeleri iddialarına ilişkin sorumluluk reddi beyanında “Bu ilaç, ABD Gıda ve İlaç İdaresi tarafından değerlendirilmemiştir. Bu ürünün herhangi bir hastalığı teşhis etmesi, tedavi etmesi veya önlemesi amaçlanmamıştır” ibaresi yer alıyor.

Ancak satıcıların ‘bağışıklık fonksiyonunu güçlendirir’ ve ‘bağışıklık sağlığını destekler’ gibi ifadeler kullanmasına izin veriliyor. Bu terimler kafa karıştırıcı olmak bir yana bazılarına belirsiz geliyor.

Aşıların yaptığı şey bağışıklığı güçlendirmektir. Bağışıklık sisteminizi belirli bir bulaşıcı organizmayla savaşmaya yardımcı olmaya hazırlar.

Bağışıklık desteği ise genellikle C vitamini gibi vitaminleri veya sağlıklı bir bağışıklık sistemi için gerekli olan diğer besin maddelerini tanımlar. Hayati besin maddelerinin eksikliğinin zayıf bağışıklık fonksiyonuna neden olabileceği doğrudur, ancak bu, normal düzeyde besin maddesine sahip bir kişinin bağışıklık sistemini iyileştirecek takviyeleri bekleyebileceği anlamına gelmez.

* Bağışıklık güçlendirici olarak pazarlanan ürünler gerçekten bağışıklığı güçlendirebilir mi?

C vitamini veya çinko gibi temel besin maddelerinde bir eksikliğiniz olmadığı sürece kısa cevap ‘Hayır’ olur. Bu tip belli bir ürünün sağlıklı insanlarda bağışıklık fonksiyonunu yararlı bir şekilde iyileştirdiğine dair ikna edici bir kanıt yoktur. Örneğin, soğuk algınlığı ve diğer benzer enfeksiyonlar için farklı takviyeleri inceleyen çalışmaların sonuçları, en iyi ihtimalle ‘karışıktır’. Belirli bir besin takviyesinin alınması, soğuk algınlığı gibi bir hastalığın şiddetinde veya süresinde bir azalma ile ilişkilendirilse bile, takviyenin genel bağışıklık fonksiyonunu arttırdığına dair hiçbir kanıt bulamadık.

Bu aynı zamanda bazı gıdalar için de geçerlidir. Hiçbir şeyin kendi başına bağışıklık fonksiyonunu iyileştirdiği kanıtlanmamıştır, bu nedenle en önemli olan belirli yiyecekler değil, diyetinizin genel kalitesidir. Aynı durum, şekerli içecekler veya işlenmiş et gibi kaçınılması gereken gıdalara ilişkin tavsiyeler için de geçerlidir. Bağışıklık sisteminizi desteklemek için kaçınmanız gereken besinler zaten sınırlamanız gereken besinlerle aynıdır.

Bağışıklık sisteminizden en iyi şekilde yararlanın

Bağışıklık sisteminizden en iyi şekilde nasıl yararlanırsınız? Bu bir sır değil, tek bir ürün de değil. Genel olarak sağlığınız için iyi olan şey, bağışıklık fonksiyonunuz için de iyidir. Bağışıklık sisteminizi en yüksek performansta tutmanın en iyi yolları şunlardır:

* Kaliteli ürünler yiyin ve Akdeniz diyeti gibi kalp açısından sağlıklı bir diyet uygulayın.

* Düzenli egzersiz yapın ve sağlıklı kilonuzu koruyun.

* Sigara içmeyin ve elektronik sigara da kullanmayın.

*Alkollü içeceklerde orantılı olun.

* Bol bol uyuyun.

* Stresi azaltın.

* Rutin aşılar da dahil olmak üzere düzenli tıbbi bakımınıza dikkat edin.

* Ellerini sık sık yıkayın, bulaşıcı hastalığı olduğundan şüphelendiğiniz kişilerden uzak durun, doktorunuz tavsiye ediyorsa maske takmak gibi enfeksiyonu önleyici tedbirler alın.

Bu liste size tanıdık gelebilir zira bu önlemler uzun süredir halk sağlığı için tavsiye ediliyor ve çoğumuza çok yardımcı olabilir.

Bazı hastalıklar (HIV, bazı kanserler ve otoimmün bozukluklar) veya bunların tedavileri, bağışıklık sisteminin iyi çalışmasını etkileyebilir. Bu nedenle bazı kişiler, gerçek bir bağışıklık güçlendirici olarak kabul edilebilecek ilaç ve tedavilerden ek yardıma ihtiyaç duyabilir.

Özet

Bağışıklık fonksiyonunu rutin sağlık önlemlerinin ötesinde nasıl güçlendirebileceğimizi anladığımız bir zaman gelebilir ancak net bir şekilde şu an o noktada değiliz. Daha fazlasını öğrenene kadar, özellikle daha güvenilir seçenekler varken bağışıklık sisteminizi sağlıklı tutmak için belirli gıdalara, detoks programlarına, ağızdan alınan takviyelere veya intravenöz kateterlere güvenmeyin.

• Harvard Sağlık Blogları, Tribune Medya Hizmetleri.


İngiltere'de 16 yaşındaki genç 300 yıllık dünyaca ünlü tarihi çınar ağacını kesti

(northumbernationalpark.org)
(northumbernationalpark.org)
TT

İngiltere'de 16 yaşındaki genç 300 yıllık dünyaca ünlü tarihi çınar ağacını kesti

(northumbernationalpark.org)
(northumbernationalpark.org)

İngiltere'de 300 yıllık dünyaca ünlü çınar ağacını kestiği gerekçesiyle gözaltına alınan 16 yaşındaki genç, kefaletle serbest bırakıldı.

Ülke basınında yer alan haberlere göre, 27 Eylül gecesi Northumberland bölgesinde Hadrian Duvarı yakınlarındaki "Sycamore Gap" adlı tarihi ağacın kesilmesinin ardından 16 yaşındaki şüpheli gözaltına alındı.

Northumbria Polisi, şüphelinin kefaletle serbest bırakıldığını ve soruşturmanın devam ettiğini açıkladı.

Yetkililer, bölge sakinlerinin olaydan büyük üzüntü duyduğunu dile getirdi.

(northumbernationalpark.org)
(northumbernationalpark.org)

Uzmanlar, 2016'da "Woodland Trust" ödüllerinde "Yılın İngiliz Ağacı" seçilen çınarın kurtarılmasının pek mümkün olmadığını belirtirken, bazıları ise dibinden filizlerin çıkma ihtimali olduğunu ancak eski haline dönemeyeceği görüşünü paylaşıyor.

Yetkililer, her yıl yerli ve yabancı çok sayıda kişinin ağacın fotoğrafını çekmek için bölgeyi ziyaret ettiğini kaydetti.

Hollywood filminde yer almıştı

İngiltere'de doğal mirasın korunmasına yönelik çalışmalar yürüten "National Trust" adlı kuruluş, ağacın 1860-1890 yıllarında dikildiğini açıkladı.

National Trust tarafından dün X sosyal medya platformundan yapılan paylaşımda, "Ağacın vandalizm eylemi gibi görünen şekilde bir gecede kesildiğini öğrendiğimizde hem şok olduk hem de büyük üzüntü duyduk" ifadesi kullanıldı.

İkonik ağacın yerel ve ulusal düzeyde, ziyaret eden herkes tarafından ne kadar sevildiğini bildiklerini belirten kuruluş, "Ne olduğunu ve neler yapılabileceğini anlamak için ortaklarımızla birlikte çalışıyoruz" ifadesine yer verdi.

"Robin Hood Ağacı" olarak da bilinen tarihi çınar, başrollerini Kevin Costner ve Morgan Freeman'ın paylaştığı 1991 Hollywood yapımı "Robin Hood: Hırsızlar Prensi" filminde yer almıştı.


Kaliforniya Valisi, Taylor Swift'in ABD seçimlerine etkisini değerlendirdi: "Son derece güçlü"

Taylor Swift (Reuters)
Taylor Swift (Reuters)
TT

Kaliforniya Valisi, Taylor Swift'in ABD seçimlerine etkisini değerlendirdi: "Son derece güçlü"

Taylor Swift (Reuters)
Taylor Swift (Reuters)

Kaliforniya Valisi Gavin Newsom, Taylor Swift'in etkisinin 2024 ABD başkanlık seçimi üzerinde derin sonuçlar doğuracağını düşünüyor.

Demokrat Vali, Donald Trump'ın eksikliğinin dikkat çektiği Cumhuriyetçilerin ikinci münazarası için 27 Eylül Çarşamba gecesi Simi Valley'deki Reagan Kütüphanesi'ndeydi.

Ünlülerin gelecek yılki yarışı nasıl etkileyebileceğini TMZ'nin sorması üzerine Newsom, "dik duruşlu ve benzersiz" biri dediği Swift'i ayrı tuttu.

Gençlerin bir sesi olduğunu ve gelecek seçimde sesleri olması gerektiğini düşünmeleri yönünde harekete geçirmede, bence son derece güçlü bir şey başardı.

Swift, 19 Eylül'deki ABD Ulusal Seçmen Kayıt Günü'nde 270 milyondan fazla Instagram takipçisinden oluşan hayran ordusunu oy kullanma kaydı yaptırmaya çağırmıştı.

Kuzey Amerika performanslarının ilk ayağını ağustosta tamamladığı, hâlâ devam eden Eras (Çağlar) Turnesi'nden bahseden şarkıcı "Son zamanlarda birçoğunuzu ABD konserlerimde gördüğüm için çok şanslıyım" diye yazmıştı.

Sesinizi yükselttiğinizi duydum ve sesinizin ne kadar güçlü olduğunu biliyorum. Bu yılki seçimlerimizde bunu kullanmaya hazır olduğunuzdan emin olun!

Anti-Hero'yla tanınan şarkıcının eylem çağrısı, daha önce ortaklık yaptığı kâr amacı gütmeyen seçmen kayıt platformu Vote.org'a rekor sayıda kişi taşıdı.

Vote.org'un iletişim direktörü Nick Morrow, Swift'in Instagram Hikayesi'ni paylaşmasının ardından sitelerine ortalama "her 30 dakikada 13 bin kullanıcının" eriştiğini duyurmuştu.

Morrow, "Swift'in deha diye tanınmayı fazlasıyla hak ettiğini söyleyebiliriz" diye yorum yapmıştı.

Swift siyasi sessizliğini ilk kez 2018'de Demokratları destekleyip hayranlarını oy vermeye çağırmak için bozmuştu. Daha önce Swift, Siyahların Yaşamı Değerlidir hareketi ve 2016 başkanlık seçimi gibi ABD'deki önemli siyasi olaylarda rol almadığı için eleştirilere maruz kalmıştı.

Ünlü şarkıcı, 2021'de Vanity Fair'a verdiği bir röportajda, onu muhalefeti kamuoyu önünde desteklemeye iten şeyin Trump'ın başkanlığı olduğunu söylemişti.

Swift, "Bir country müzisyeni olarak bana her zaman [siyasetten] uzak durmanın daha iyi olduğu söylendi" diye açıklamıştı.

Trump'ın başkanlığı beni bu konuya eğilip kendimi eğitmeye zorladı. Kendimi hükümet, başkanlık ve siyaset hakkında erkek arkadaşımla [o zamanlar aktör Joe Alwyn] konuşurken buldum, o da beni açıkça konuşmam için destekledi.

Swift şöyle eklemişti:

Ailem ve arkadaşlarımla siyaset konuşmaya ve nerede durduğum hakkında elimden geldiğince çok şey öğrenmeye başladım. Korkuyu ve kendimden şüphe duymayı geride bırakmaktan ve bizi zaman içindeki bu bölücü, yürek parçalayıcı noktanın ötesine taşıyan liderliği onaylayıp desteklemekten gurur duyuyorum.

Swift'in 2020 yapımı Netflix belgeseli Miss Americana'da, ekibine Donald Trump ve Cumhuriyetçi Senatör Marsha Blackburn'e karşı sesini çıkaracağını meydan okurcasına söylediği görüntüler kısa süre önce sosyal medyada yeniden gündeme gelmişti.

Swift, "Bunun doğru olduğunu biliyorum... Tarihin doğru tarafında durmam gerekiyor" demişti.

Independent Türkçe


6 milyon yıllık kaplumbağa fosilinde DNA keşfedildi

Yumurtasından yeni çıkmış bir zeytin yeşili deniz kaplumbağası Nikaragua'da denize doğru ilerliyor (AFP)
Yumurtasından yeni çıkmış bir zeytin yeşili deniz kaplumbağası Nikaragua'da denize doğru ilerliyor (AFP)
TT

6 milyon yıllık kaplumbağa fosilinde DNA keşfedildi

Yumurtasından yeni çıkmış bir zeytin yeşili deniz kaplumbağası Nikaragua'da denize doğru ilerliyor (AFP)
Yumurtasından yeni çıkmış bir zeytin yeşili deniz kaplumbağası Nikaragua'da denize doğru ilerliyor (AFP)

Araştırmacılar yaptıkları açıklamada, altı milyon yıl öncesine ait bir deniz kaplumbağasının fosil kalıntılarında Kemp deniz kaplumbağası ve zeytin yeşili deniz kaplumbağasına çok benzeyen DNA izleri keşfettiklerini açıkladılar.

Bu durum, bu kadar eski bir omurgalıya ait fosillerde genetik materyalin bulunduğu nadir keşiflerden birini teşkil ediyor. Araştırmacılar, Panama'nın Karayip Denizi'ne bakan kıyısında yer alan bir bölgede topraktan çıkarılan fosilde bazı kemik hücrelerinin çok hassas bir şekilde korunduğunu belirtti. Kaplumbağanın kabuğu neredeyse fosilleşmiş olsa da iskeletin geri kalanı fosilleşmemiş durumda. Araştırmacılar, kaplumbağanın yaşamı boyunca 30 santimetre uzunluğa ulaşmış olabileceğini de sözlerine ekledi.

Paleobiyolog Dr. Edwin Cadena, bazı kemik hücrelerinde çekirdeklerin korunduğunu ve araştırmacıların canlı organizmaların gelişimi ve işlevlerini yerine getirmesi için gerekli genetik verileri taşıyan molekül olan DNA kalıntısının varlığını izlemelerine olanak tanıyan kimyasal bir çözelti ile etkileşime girdiğini söyledi. Cadena, Journal of Vertical Paleontology bilimsel dergisinde yayımlanan çalışmanın başyazarlarından biri.

Dr. Cadena sözlerine şunları da ekledi: “DNA’yı çıkarmadığımızı, sadece çekirdeklerde DNA izlerinin varlığını tespit edebildiğimizi belirtmek isterim.” Cadena, Bogota Rosario Üniversitesi ve Smithsonian Tropikal Araştırma Enstitüsü'nde araştırmacı olarak görev yapıyor. Cadena, bu kaplumbağadan daha eski olan ve benzer DNA izleri içeren tek iki omurgalı fosilinin iki dinozora ait olduğunu da söyledi: 66 milyon yıl önce yaşamış olan Tyrannosaurus ve 78 milyon yıl önce yaşamış olan Brachylephasaurus. Cadena, on milyonlarca yıl öncesine ait böceklerde de DNA izlerine rastlandığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın aktardığına göre araştırmacılar, fosilin deniz kaplumbağası cinsinin bilinen en eski türünü temsil ettiğini ve bu cinsin tam olarak anlaşılamayan evrimsel tarihine ışık tutmaya katkıda bulunduğunu söyledi. Cadena: “Kaplumbağa türünü biyolojik olarak belirleyemediklerini çünkü kalıntıların bunu yapmak için çok eksik olduğunu söyledi. Her fosil ve her fosil bölgesi, bazı durumlarda proteinler ve DNA gibi orijinal biyomoleküllerin kalıntılarının korunmasını destekleyen belirli koşullara sahiptir. Gelecekte, bu türden daha fazla çalışmayla, bir noktada çok küçük DNA parçalarından bir dizi oluşturabilir ve aynı türden akrabaları hakkında bir şeyler çıkarabilir veya bu bilgileri moleküllerin evrimi üzerine daha geniş bir çalışmaya dahil edebiliriz” açıklamasını yaptı.


Tarantino, Oscarlı filmindeki "korkunç derecede vahşi" sahneyi son anda kesmiş

İki Oscarlı filmde, Christoph Waltz, Leonardo DiCaprio ve Samuel L. Jackson da rol alıyordu (IMDb)
İki Oscarlı filmde, Christoph Waltz, Leonardo DiCaprio ve Samuel L. Jackson da rol alıyordu (IMDb)
TT

Tarantino, Oscarlı filmindeki "korkunç derecede vahşi" sahneyi son anda kesmiş

İki Oscarlı filmde, Christoph Waltz, Leonardo DiCaprio ve Samuel L. Jackson da rol alıyordu (IMDb)
İki Oscarlı filmde, Christoph Waltz, Leonardo DiCaprio ve Samuel L. Jackson da rol alıyordu (IMDb)

Quentin Tarantino, aşırıya kaçan şiddet sahnelerini filmlerinde sık sık kullanmaktan çekinmeyen bir sinemacı olarak tanınıyor. Yönetmenin filmlerinin birçoğu bolca kan ve vahşet içeriyor. Tarantino'nun ilk western filmi Zincirsiz de (Django Unchained) yönetmenin bu üslubundan nasibini alıyor.

Zincirsiz'de Jamie Foxx, eşi Broomhilda'yı Candyland çiftliğinin sadist sahibi Calvin Candie’nin elinden kurtarmak üzere yola çıkan azat edilmiş bir köleyi canlandırıyordu. Filmde, Broomhilda rolündeyse Kerry Washington yer almıştı.

2012 yapımı film hem izleyicilerin beğenisini kazanmış hem de eleştirmenlerden iyi puanlar almıştı.

Korkunç tecavüz sahnesi

46 yaşındaki Washington, yeni yayımladığı anı kitabında Tarantino'nun ödüllü filmiyle ilgili bilgilere de yer verdi. Amerikalı oyuncu, köleliğin dehşetini tasvir eden filmin neredeyse daha da sarsıcı olacağını söyledi.

Washington, senaryoda "korkunç derecede vahşi bir tecavüz sahnesi"nin yanı sıra Broomhilda'nın "sokakta çıplak koşarak kaçtığı" bir sekansın da yer aldığını hatırlıyor. 

Jamie ve Quentin köşede duruyordu. Her ikisi de toprak zemine bakıyordu ve ben onlara doğru yürürken Tarantino hepimizin eve gideceğini açıkladı. Sahne senaryodan çıkarılacaktı. Belki de Jamie'nin günler önce Quentin'e söylediği bir şey sonunda içine işlemişti, belki de o kulübede dururken Quentin için bir şeyler değişmişti. Her iki durumda da dizlerimin üzerinde fısıldadığım duaların cevabı buydu.

Washington, kitabında çocukken bir arkadaşının cinsel istismarına uğradığından da bahsediyor. Oyuncunun bu korkunç deneyimi, Tarantino'nun sarsıcı sahneyi filmden çıkarma kararına neden sevindiğini net bir şekilde açıklıyor.

Will Smith şiddet sahneleri yüzünden filmi reddetmişti

Zincirsiz, acımasız çarpışmaların yanı sıra bir dizi kanlı çatışma ve bir köpeğin köleyi parçaladığı bir sahne içeriyordu.

Oscarlı oyuncu Will Smith, bir röportajında Zincirsiz'de rol almayı çok istediğini ancak şiddet dozu yüksek sahneler nedeniyle teklifi reddettiğini ifade etmişti.

Independent Türkçe


Suların çekildiği plajda antik tuz tesisi ortaya çıktı

(AA)
(AA)
TT

Suların çekildiği plajda antik tuz tesisi ortaya çıktı

(AA)
(AA)

Muğla'nın Ortaca ilçesindeki İztuzu Plajı'nda suların çekilmesiyle tuz tesisi olarak kullanılan 2 bin yıllık tuz sahası gün yüzüne çıktı.

UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan Kaunos Antik Kenti'ndeki çalışmalar sırasında 2005'te ortaya çıkarılan sahada, antik kent kazı heyeti inceleme yaptı.

Tesisteki tuz tavalarının içindeki tuz oluşumları tesisin günümüze kadar işlevini yitirmediğini gösterdi.

(AA)
(AA)

Kazı Başkanı Doç. Dr. Ufuk Çörtük, suların çekilmesiyle gün yüzüne çıkan antik tuz tesisi ile ilgili biri ticaret, diğerinin askeri olmak üzere tespit edilen iki limanıyla Kaunos Antik Kenti'nin bir liman şehri olduğuna söyledi.

Tuz sahasında göl suyunun çekilmesiyle ortaya çıkan tuz tavalarını kazı ekibiyle incelediklerini belirten Çörtük, tuzun geçmişten bugüne insanoğlu için önemini dile getirdi.

Çörtük, antik kaynaklarda Kaunos tuzunun farmakolojide göz merhemi yapımında katkı maddesi olarak kullanıldığının yer aldığını belirtti.

(AA)
(AA)

Antik yazar Pirirus'un, "Tuz olmasaydı uygarlık da insanlık da olmazdı" sözünü hatırlayan Çörtük, "Tuz, insan vücudunun önemli bir ihtiyaç maddesi. Aynı zamanda da insanoğlunun bir geçim kaynağıdır. Antik dönemde mühendislik harikası bir yöntemle tesisin bu bölgeye kurulduğunu görüyoruz. Yaptığımız deneysel arkeolojik çalışmalarda yılın 3-4 aylık tuz üretim döneminde ortalama 4-5 ton tuz üretildiğini biliyoruz. Üretilen tuzların çuvallarla limana taşınarak gemilerle Yunanistan, adalar ve ihtiyacı olan bölgelere ihraç edildiğini biliyoruz" diye konuştu.

(AA)
(AA)

Çörtük, Kaunos tuzlasının antik dünyada bir benzeri henüz tespit edilmediğini savundu.

Tuz tavalarının su altında kalması nedeniyle yılın büyük bölümünde görülemediğini ifade den Çörtük, "Şimdi eylülün sonlarındayız. Yağışların az ve sıcaklığın fazla olması nedeniyle bu sene tuz tavaları gerçekten görülebilir durumda. Bu konuya ilgisi olan kişileri de buraya Kaunos tuzlasını, tuz tavalarını görmeye de davet ediyorum" dedi.


Scorsese stüdyonun talebini reddederek filmine nasıl Oscar kazandırdı?

4 Oscarlı Köstebek'in başrollerinde Leonardo DiCaprio, Matt Damon, Jack Nicholson, Mark Wahlberg, Martin Sheen ve Vera Farmiga yer alıyordu (Warner Bros)
4 Oscarlı Köstebek'in başrollerinde Leonardo DiCaprio, Matt Damon, Jack Nicholson, Mark Wahlberg, Martin Sheen ve Vera Farmiga yer alıyordu (Warner Bros)
TT

Scorsese stüdyonun talebini reddederek filmine nasıl Oscar kazandırdı?

4 Oscarlı Köstebek'in başrollerinde Leonardo DiCaprio, Matt Damon, Jack Nicholson, Mark Wahlberg, Martin Sheen ve Vera Farmiga yer alıyordu (Warner Bros)
4 Oscarlı Köstebek'in başrollerinde Leonardo DiCaprio, Matt Damon, Jack Nicholson, Mark Wahlberg, Martin Sheen ve Vera Farmiga yer alıyordu (Warner Bros)

Köstebek (The Departed), şoke edici finali sayesinde Martin Scorsese'nin en iyi işlerinden biri olarak kabul ediliyor ancak yönetmen stüdyonun talebini dinleseydi, film tamamen mahvolabilirdi.

Kedi-fare oyunu

2006 yapımı Köstebek, gizli bir polis ve FBI için çalışan bir gangsterin birbirlerinin kimliğini ortaya çıkarmaya çalışmasını merkeze alan bir kedi-fare oyunu.

Suç filmi, neredeyse tüm önemli karakterlerin öldürülmesiyle meşhur. 80 yaşındaki Scorsese, bu filmle En İyi Yönetmen dalında ilk ve tek Oscar'ını kazanırken, Köstebek En İyi Film dalında da Akademi Ödülü sahibi olmuştu.

Stüdyo filmin sonunu beğenmemiş

Ancak Scorsese'ye göre Warner Bros, filmin test gösterimi sırasında hayal kırıklığına uğramış ve Köstebek'in sonunun değiştirilmesini istemişti.

Scorsese, GQ'ya verdiği röportajda stüdyonun filmi seriye dönüştürmek istediğini şöyle anlattı:

Sonra stüdyodakiler çıkıp gitti ve çok üzgündüler çünkü bu filmi istemiyorlardı. Onlar seriyi istiyordu. Bu da şu anlama geliyor: Artık burada çalışamam.

Warner Bros. istediği seriyi elde edememiş olsa da Scorsese'nin finali olmadan En İyi Film Oscar'ını alamayabilirdi. Üstelik Scorsese'nin acımasız sonundan farklı bir final, eleştirmenlerin "başyapıt" dediği filmi bambaşka bir hale getirebilirdi.

İkisinin de hayatta kalmasını istediler

Stüdyo sadece gizli polis Leonardo DiCaprio'nun canlandırdığı Billy Costigan'ın hayatta kalmasını değil, güvenlik güçlerinin arasına sızan gangster Colin Sullivan'ın da yaşamasını istiyordu. Amaç bir devam filmi için kapıyı açık bırakmaktı ama iki ana karakter de öldürülseydi bu mümkün olamayacaktı.

Eğer her iki karakter de hayatta kalsaydı hikaye doğal bir şekilde gelişmeyecekti ve Scorsese'nin de belirttiği gibi, stüdyonun gözünde bu, "bir insanın yaşaması ya da ölmesi gibi ahlaki bir mesele değildi."

Scorsese'nin pek çok filmi gibi Köstebek de aslında suçluların eninde sonunda yakalandığını anlatıyor ama aynı zamanda iyilerin her zaman kazanamayacağına dair bir hikaye sunuyor.

Köstebek, bir dizi devam filmi olan Kirli İşler'in (Infernal Affairs) yeniden çevrimi olsa da Scorsese çok farklı bir hikaye anlatmıştı. 

Independent Türkçe


Yapay zeka Grammy Ödülü kazanabilir mi?

İngiliz şarkıcı Adele’nin Grammy Ödülünü kazandığı bir kesit (Shutterstock)
İngiliz şarkıcı Adele’nin Grammy Ödülünü kazandığı bir kesit (Shutterstock)
TT

Yapay zeka Grammy Ödülü kazanabilir mi?

İngiliz şarkıcı Adele’nin Grammy Ödülünü kazandığı bir kesit (Shutterstock)
İngiliz şarkıcı Adele’nin Grammy Ödülünü kazandığı bir kesit (Shutterstock)

Müzik endüstrisinin amiral gemisi Recording Academy'yi 2021'den bu yana yöneten Harvey Mason Jr, herhangi bir yaratıcı çalışmada teknolojinin yeri olsa da ödüllerin insan başarısını onurlandırmayı amaçladığını söyledi. Recording Academy CEO'su, yapay zeka ve müzik hakkında giderek artan tartışmalar söz konusu olduğunda müzik hayranlarının bu fikri anlamasını istiyor. Yine de tartışmanın hassas noktalarla dolu olduğunu kabul etmekte gecikmiyor.

Mason geçen hafta New York'ta düzenlenen Fast Company İnovasyon Festivali'nde yaptığı açıklamada, “Eğer şarkıyı icra eden bir yapay zeka varsa ama şarkıyı yazan bir insan varsa, o zaman şarkı yazma kategorisine girer. Tam tersi, eğer yapay zeka şarkıyı bestelediyse ama kolları, kalbi vs. olan bir insan şarkıcı şarkıyı söylüyorsa, performans kategorisine girecektir. Bunun açık ve net olduğunu düşünüyorum” dedi.

Emmy, Grammy, Oscar ve Tony ödülleri için düzenlenen tarihi bir panelde dört büyük eğlence ödülünün liderleriyle birlikte sahneye çıkan Mason, sanatçıların ödüle layık işler üretmek için yapay zeka araçlarıyla işbirliği içinde çalıştıklarında tartışmanın kafa karıştırıcı hale geldiğini kabul etti. Bu yılın başlarında anonim bir yazar, rap yıldızı Drake'in sesini yapay zeka ile düzenleyerek bir klip yayınladığında tartışmanın fitili ateşlenmişti.

xsdfg
Grammy Ödülü 1959 yılında kuruldu ve yıllık müzik ödüllerinden biri. (Shutterstock)

Mason yaptığı açıklamada, “Bazı ses modellemelerine ve diğer bazı şeylere bakmaya başlıyorsunuz, burada bir insan aslında şarkı söylüyor ancak sesi başka biri gibi çıkarmak için ekstra bir aksesuar kullanıyorlar. Bu yapay zeka mı? Yapay zeka bu değil midir? İnsanın şarkı söylemesi aslında nitelikli mi, değil mi? Düşünülmesi gereken çok şey var” dedi.

Ulusal Televizyon Sanatları ve Bilimleri Akademisi Başkanı Adam Sharp, şirketlerin televizyon programlarında izleyicileri simüle edebilen yazılımlar için teknoloji ve mühendislik alanında ödüller kazandığına dikkati çekerek, “Teknik olarak Emmy'yi yapay zekaya verdik. Burada kilit nokta, yaratıcılığı boğacak kadar katı olmak istememenizdir. Yapay zeka yaratıcılık için çok güçlü bir araç olma ve yaratıcılığın daha özgür olmasını sağlayan yardımcı bir araç olma potansiyeline sahip. Geçen yıl ChatGPT ve diğer jeneratif yapay zeka araçlarının kamuoyuna sunulmasının ardından bu konu biraz abartılı gibi görünse de, yaratıcılar bu tür tartışmaların eğlence dünyasında yeni bir şey olmadığı fikrinden hoşnut olabilirler. Hatırlayın, on yıldan uzun bir süre önce, Andy Serkis, bilgisayar tarafından üretilen bir şempanzeyi canlandırdığı Maymunlar Cehenneminin Yükselişi filmindeki performansıyla Oscar'a damgasını vurmuştu. O dönemde bu fikir, görsel efektleri yaratan aktör ya da animasyon ekibinin büyük ödüle layık görülüp görülmeyeceği konusunda haklı sorulara yol açmıştı” açıklamasını yaptı.

Bir bakıma yapay zeka, ödül programlarını yıllar içinde uygunluk kurallarını yeniden değerlendirmeye ve zamana uyum sağlamaya iten, cinsiyet ayrımı gözetmeyen kategorilerden tamamen yeni müzik türlerine kadar uzanan uzun bir toplumsal tartışmalar listesinin sadece sonuncusu. Mason, “Bu durum hızla değişecek ve biz de hızla değişeceğiz. Uyum sağlayabilmeliyiz ve yapay zeka hepimizi dinlediğimizden ve öğrendiğimizden emin olmaya zorlayacak” dedi.


Galaksinin Koruyucuları 3'ün duygu dolu sahnesinde yanlışlıklar silsilesi varmış

Filmde başroldeki Chris Pratt'e Zoe Saldana, Sean Gunn, Will Poulter ve Dave Bautista gibi isimler eşlik ediyor (Walt Disney)
Filmde başroldeki Chris Pratt'e Zoe Saldana, Sean Gunn, Will Poulter ve Dave Bautista gibi isimler eşlik ediyor (Walt Disney)
TT

Galaksinin Koruyucuları 3'ün duygu dolu sahnesinde yanlışlıklar silsilesi varmış

Filmde başroldeki Chris Pratt'e Zoe Saldana, Sean Gunn, Will Poulter ve Dave Bautista gibi isimler eşlik ediyor (Walt Disney)
Filmde başroldeki Chris Pratt'e Zoe Saldana, Sean Gunn, Will Poulter ve Dave Bautista gibi isimler eşlik ediyor (Walt Disney)

Galaksinin Koruyucuları 3 (Guardians of the Galaxy Vol. 3), James Gunn'ın Marvel Sinematik Evreni üçlemesinin en sevilen filmlerinden biri olmuştu. 

Hem eleştirmenlerin hem de izleyicilerin büyük beğenisini kazanan filmin en heyecanlı yeri finaline yaklaşırken yaşanmıştı. Peter Quill, kendini High Evolutionary'nin gemisinden Knowhere'e fırlatıyor ancak uzayda sıkışıp kalıyordu.

Filmdeki pek çok şey gibi o an da doğru değil

Peter Quill, Adam Warlock tarafından kurtarılmadan önce uzay boşluğunda yavaş yavaş ölürken, diğer tüm karakterlerin onu izlediği duygusal bir an yaşanıyordu. Ancak filmlerdeki pek çok şey gibi bu da bilimsel olarak doğru sayılmaz.

Emekli NASA astronotu ve mühendis Chris Hadfield, Vanity Fair'e verdiği röportajda Galaksinin Koruyucuları serisinin son filmi de dahil olmak üzere çeşitli filmlerin ne kadar gerçekçi olduğunu irdeledi.

Hadfield, uzay giysisi olmadan uzayda mahsur kalan bir kişiye gerçekte ne olacağı konusunda ayrıntılara girerek, sadece yaklaşık 15 saniye bilinçli olacaklarını ve 90 saniye sonra vücutlarında ölümle sonuçlanacak onarılamaz bir hasara maruz kalacağını açıkladı:

En iyi tahminimiz, gerekli giysi olmadan uzay gemisinin dışında 30 saniye boyunca sorunsuz yaşayabileceğinizdir. Ancak yaklaşık bir buçuk dakikadan sonra başınıza kalıcı, geri döndürülemez ve ölümcül hasarlar veren şeyler gelecektir. 90 saniye sonra artık bir uyduya dönüşürsünüz.

15 saniyede bilinç kaybı

Emekli NASA astronotu sözlerini şöyle sürdürdü:

Yaklaşık 15 saniye içinde, kanınızdaki tüm oksijen ciğerlerinizden diğer yöne doğru gelmiş olacak ve siz de onu soluyarak dışarı atmış olacaksınız. Yani yaklaşık 15 saniye sonra, kanınızın içinde yeterli oksijen olmayacak ve bu kan beyninize ulaştığında bilincinizi kaybedeceksiniz.

"Burada şiştiği kadar değil"

Peter Quill'in yüzünün şiştiği kısmı da inceleyen astronot, şöyle dedi:

Bu gerçek. Uzayda kaskınızı çıkarırsanız, elbette ciğerleriniz bir şekilde çökecek ama aynı zamanda kanınız da bir kutu kola gibi köpürür. Basıncı serbest bırakınca aniden kanınızda, yanaklarınızda ve tüm vücudunuzda kabarcıklar oluşur ve şişersiniz. Ama onun burada şiştiği kadar değil.

"Aniden donmaz"

Hadfield, Peter'ın yüzünün buz tutmasıyla ilgiliyse şu ifadeleri kullandı:

Birdenbire yüzü buz tuttu. Böyle bir şey olamaz. Yüzünde su yok. Aniden donmaz. Çok fazla termal kütleniz var, bu büyük bir rostoyu dondurucuya koymak gibi bir şey. Anında donmaz, biraz zaman alır. Olan şeylerin çoğu vücudunuzun içinde, ama bunu film izleyicisine göstermek gerçekten zor, bu yüzden yüzüne olanları biraz abarttılar.

"Groot'un başına gelseydi..."

Emekli astronot sözlerini şöyle tamamladı:

Bence bu Groot'un başına gelseydi daha iyi olurdu. Bence Groot o gemiden uçup giderdi ve 'Groot!' derdi. Sonra da diğer gemiye binerdi ve bu büyük bir olay olmazdı.

İlk filmde de benzer bir sahne vardı 

Galaksinin Koruyucuları 3, Gunn'ın karakterlerden birinin uzayda yavaşça öldüğü bir sahneye ilk kez yer verişi değil. İlk filmde de benzer bir sahne vardı. 

Nebula, Gamora'nın içinde uçtuğu kapsülü Knowhere yakınlarında yok etmişti. Gamora uzayda asılı kalmış ancak Peter maskesini vererek onu kurtarmıştı.

İkisi de hayatta kalsa da uzay boşluğunda geçirdikleri süre boyunca derileri donmuştu. Bu filmde iki karakterin de yüzünde şişme olmamıştı. 

Uzayda korumasız kalan bir insana ne olduğuna dair tasvirlerin ilk filmden üçüncüye kadar neden değiştirildiği belli değil ama Hadfield'ın açıklamasına göre bu durum son filmi bilimsel açıdan daha doğru kılıyor. 

Independent Türkçe