Irak'ta Sadr'ın İran destekli rakipleri koalisyon hükümeti kurmak istiyor

AA
AA
TT

Irak'ta Sadr'ın İran destekli rakipleri koalisyon hükümeti kurmak istiyor

AA
AA

Irak'ta genel seçimlerin galibi Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr'ın siyaset sahnesinden çekilmesi ile Meclis çoğunluğu ellerine geçen İran destekli gruplar, güç olsa da koalisyon hükümeti kurmanın peşinde.
Irak'ta en geniş halk kitlesine sahip Sadr, ekim ayında yapılan seçimlerden 73 vekille 329 sandalyeli Meclisin birincisi oldu.
Ancak İran destekli Şii siyasi gruplar ve Haşdi Şabi'nin siyasi uzantılarıyla hükümet ortağı olmak istemeyen siyasi ve dini lider Sadr, Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ve Meclisin Sünni çoğunluk grubu Egemenlik Koalisyonu ile üçlü ittifak kurarak hükümet olmak istediyse de bunda başarılı olamadı.
İran destekli Şii grupların yargıya baskısı sonucu Federal Mahkeme, Mecliste cumhurbaşkanını seçmek için 220 vekil sayısı şartı getirdi. Sadr'ın öncülük ettiği ittifak bu şartı yerine getiremedi. İttifakın Meclisteki diğer parti ve grupların desteğine ihtiyaç duymasına rağmen Sadr, her defasında karşı kutuptaki Şii grupla asla yan yana gelmeyeceğini belirtti, "muhalefete gidin" çağrısı yaptı.

Sadr sonrası Meclis çoğunluğu İran destekli Şiilerde
Necef’te ikamet eden ve inatçı bir lider olarak tanınan Şii lider, en son yaptığı görüntülü konuşmada vekillerini Meclisten istifa etmeye çağırarak, siyaset sahnesinden çekildiğini duyurdu. Sadr'ın bu kararı hasmı olan Şii siyasi grupları sevindirirken, tabanında ise büyük üzüntüye neden oldu.
Sadr'ın çekilmesi, Meclisteki aritmetiği de değiştirdi. Meclisten çıkan 73 vekil yerine çoğu İran destekli Şii gruplara ait 64 yeni vekil yemin ederek görevine başladı. Sadr'ın çekilmesi İran destekli rakipleri için Mecliste avantaj oluşturdu.
Nuri el-Maliki liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu'nun sandalye sayısı 33'ten 38’e yükselirken, Haşdi Şabi bileşenlerinin bulunduğu Fetih Koalisyonu'nun vekil sayısı ise 19'dan 31'e ve eski Başbakan Haydar el-İbadi ile Şii Ulusal Hikmet Akımı lideri Ammar el-Hekim'in başını çektiği Ulusal Devlet Güçleri İttifakı da 4 vekilden 12 vekile yükseldi.
Şiilerden oluşan bağımsızların Meclisteki koltuk sayısı da 23'ten 35'e çıktı. Bunların bir bölümünün iktidar ortağı olmak için İran destekli grupla hareket edebileceği ihtimalinden söz ediliyor.

Irak Hizbullahı parlamentodan çekildi
İran destekli grup Mecliste ipleri eline almaya başlamışken, Irak Hizbullahı milis yapısının siyasi uzantısı Hukuk Hareketi (6 vekil) Meclisten çekilme kararı aldı.
Bu kararın arkasında Sadr'dan boşalan meclis birinci başkan yardımcısı koltuğu anlaşmazlığının yattığı iddia edildi. Hizbullah'ın siyasi uzantısı söz konusu görevin kendilerine verilmesini istese de Fetih Koalisyonu'nun buna sıcak bakmadığı ileri sürülüyor.
Diğer bir Şii milis grup Asayib Ehlilhak Hareketi lideri Kays Hazali de yaptığı bir televizyon konuşmasında, seçim yasasının değiştirilmesi, elektronik oy kullanma mekanizmasının lağvedilmesi ve seçimlerin yenilenmesini istedi.
Hazali, "Sadr Bloku vekillerinin istifası sonrası sorun daha da derinleşti ve çetrefilleşti. Kurulacak hükümetin sakin bir ortamda çalışıp başarılı olması zor." ifadesini kullandı.
Sadr da İran destekli grupların, kuracakları hükümette Hareket'ten kovulmuş olanlara Sadr Hareketi mensupları diye yer vermek istediklerini aktararak, bunu "sinsi plan" şeklinde nitelendirdi. Siyasetten elini çeken Şii lider, rakiplerine yönelik "Hiç kimsenin beklemediği tarzda karşı çıkışımız olacak." tehdidinde bulundu.

"Siyasi depreme hazır olmamız lazım"
Irak Düşünce Merkezi Başkanı ve Bağdat Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. İhsan Şammari, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, "Irak'ta Sadr'ın siyasetten çekilmesi sonrası siyaset daha da çetrefilli hale geldi. Önce bir siyasi tıkanıklık yaşanıyordu ancak Meclisin en büyük grubu olan ve büyük kitlesel harekete sahip Sadr Bloku'nun Meclisten çekilmesi sonrası siyasi düzen yıkılmaya doğru gidiyor." dedi.
Sadr Hareketi liderinin protestolar aracılığıyla "halk muhalefetini "seçebileceği ihtimalinin bulunduğunu ifade eden Şammari, şöyle devam etti:
"Bu protestolar, sadece Meclisin lağvedilmesi ve Koordinasyon Çerçevesi'nin kuracağı hükümeti devirmekle kalmaz, mevcut rejimin temellerini de hedef alabilir. Yeni bir siyasi dönem beklentisi ve çağrıları da söz konusu.
İran'a yakın Koordinasyon Çerçevesi liderliğinde bir hükümet, 2018 yılındaki Adil Abdulmehdi hükümetinin benzeri olacak. Bu da Irak'ın içine kapanması demek olur. Bu durum halk hareketlerini beraberinde getirecek. Her yönüyle bir siyasi depreme hazır olmamız lazım. Sadr da durumu önce izleyip sonra harekete geçecek."

"Sadr, sokağı harekete geçirme kartını koruyor"
Sadr'ın siyasetten çekilmesinin ülke siyasetine etkisini yorumlayan Iraklı Siyasi Analist Ahmet Yasiri de "Sadr, çekilmesiyle siyaseti birçok açıdan iyice çıkmaza soktu ve aynı zamanda Koordinasyon Çerçevesi'ne hükümet kurma işini altın tepside sundu. Sadr, istemeyerek bu gruba hizmet etmiş oldu." ifadelerini kullandı.
Yasiri, İran destekli gruplar tarafından hükümetin kurulmasının zor olduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:
"Koordinasyon Çerçevesi, hükümeti oluşturmak için Kürt ve Sünnilerle ittifak kurmak zorunda. Kürt ve Sünnilerin de değişik şartları var. Bunlar bölgelerine sadece hizmet götürülmesi değil, buraların güvenliğinin de sağlanmasını istiyor. Koordinasyon Çerçevesi, ne Erbil'i razı edebilir ne de Sünnilere bölgelerden Haşdi Şabi güçlerini çekme garantisi verebilir.
Sadr, çekilmesiyle rakibi olan Şii tarafa hareket alanı tanısa da bu alan rahat hareket edebilecekleri bir alan olmayacak. Sadr, sokağı harekete geçirme kartını koruyor ve bunu oyun sahnesine sürebilir. Aslında Şii-Şii siyasi çıkmazının yaşandığı bir manzarayla karşı karşıyayız. Ekim 2019 gösterileri bu sefer Sadr'ın desteği ve önderliğinde yeniden başlayabilir. Sadr'ın siyasetten çekilme kararı herkesi şaşırttı. Dolayısıyla Irak yeni sürprizlere gebe."

"Cumhurbaşkanı bağımsız bir Kürt olabilir"
İran destekli Koordinasyon Çerçevesi eski üyesi Aid Hilali ise Sadr vekillerinin istifası sonrası Mecliste çoğunluğun Koordinasyon Çerçevesi'ne geçtiğini ifade ederek, "KDP ve Egemenlik Koalisyonundan da olumlu adımlar var. Süreç yeni hükümetin kurulmasına doğru ilerliyor." diye konuştu.
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ndeki (IKBY) Kürt partilerin cumhurbaşkanı adayı üzerinde konsensüs sağlamaya yakın olduğunu kaydeden Hilali, "Bu dönem cumhurbaşkanı bağımsız bir Kürt olabilir." yorumunda bulundu.

"Sadr'ı da kızdırmayacak birisi başbakanlık koltuğuna oturmalı
Fetih Koalisyonu üyesi Ali Fetlavi de yeni hükümetin kurulması için Şii tarafla Kürt ve Sünni gruplar arasında ciddi müzakerelerin başladığı bilgisini paylaşarak, şunları kaydetti:
"Koordinasyon Çerçevesi, hükümet kurma sorumluluğunu omuzuna aldı ve halkın karşısında hesap vermeye hazır olacak. Kürt tarafları da tek bir cumhurbaşkanı adayı üzerinde anlaşmalı ki bu cumhurbaşkanı Şiilerin başbakan adayına hükümeti kurma görevi versin."
Fetlavi, Sadr'ın rakiplerinin birden fazla başbakan adayı bulunduğuna dikkati çekerek, bu isimlerin başında eski Başbakanlar Nuri el-Maliki, Haydar el-İbadi ve eski Çalışma Bakanı Muhammed Şiya Sudani'nin geldiğini ancak başbakan adayının siyaset dışı kalsa da Sadr'ı kızdırmaması, onun rızasını alması gerektiğini sözlerine ekledi.



Husilerin bölgesel düzeydeki faaliyetleri Hudeyde Limanı’nın kurtarılmasına yol açacak mı?

Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
TT

Husilerin bölgesel düzeydeki faaliyetleri Hudeyde Limanı’nın kurtarılmasına yol açacak mı?

Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)

İran ile ABD-İsrail arasında süren savaşın ilk ayının sona ermesiyle birlikte, Husiler de çatışmalara dahil oldu. Örgüt, Tahran’a destek amacıyla İsrail’e karşı roket saldırıları başlattığını duyurdu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile bağları bilinen Husilerin bu müdahalesi, Yemen’deki dengelerde derin değişimlerin kapısını aralıyor. Analistler, bu adımın çatışma haritasının yeniden şekillenmesini hızlandırabileceğini ve Kızıldeniz kıyısındaki Hudeyde vilayeti ile limanının kurtarılması amacıyla olası askeri operasyonların yeniden başlamasına yol açabileceğini, hatta daha geniş kapsamlı etkiler doğurabileceğini belirtiyor.

Bu gelişmeler, Birleşmiş Milletler’in (BM) Hudeyde Anlaşmasını Destekleme Misyonu’nu mart sonu itibarıyla sona erdirme kararıyla aynı döneme denk geliyor. Uzmanlar, bunun Batı sahili cephesinin yeniden silahlı çatışma alanına dönme ihtimalini güçlendirdiğini, bölgesel gerilimlerin tırmanması ve barış süreçlerinin yavaşlamasıyla bu riskin arttığını vurguluyor.

Bölgesel ve uluslararası endişeler, Husilerin Babu’l Mendeb Boğazı’nı kapatma ihtimaline de odaklanıyor. Bu adımın, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki hareketlerinin bir devamı niteliğinde olabileceği ve stratejik deniz geçitlerine baskıyı artıracağı değerlendiriliyor.

Askeri uzman Adnan el-Ceberni, “BM misyonunun çekilmesi ile Husilerin İran lehine yeni bir savaşa girmesi ve bunun Yemen ile bölge üzerindeki muhtemel etkileri, tüm olasılıkları açık bırakıyor” dedi.

El-Ceberni Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Husilerin müdahalesinin, örgütün önceliklerinin ve hareket noktalarının esas olarak İran ve müttefikleriyle bağlantılı olduğunu gösterdiğini belirterek, bunun Yemen halkı ve çıkarları için ciddi bir tehdit oluşturduğunu, ayrıca bölge genelinde de riskleri artırdığını vurguladı.

efdvf
Husilerin bölgesel savaşa dahil olması, Hudeyde vilayetinin ve limanının kurtarılmasına yönelik olası bir operasyona yol açabilir. (Haber ajansları)

El-Ceberni, Husilerin iç politikada ciddi bir tıkanma ve izolasyon yaşadığını belirterek, “Halkın öfkesi ve toplumsal izolasyonları benzeri görülmemiş düzeylere ulaştı. Bu durum, onları dış çatışmalara daha fazla katılmaya zorluyor; bu da örgütün geleceği için yüksek maliyetli olabilir” dedi.

Avrupa Birliği (AB) misyonu ise Husilerin Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde gemilere yönelik saldırılar düzenleme ihtimalini dışlamayarak, bu bölgeden geçen deniz taşımacılığı için dikkatli olunması uyarısında bulundu.

Öte yandan, BM çatısı altındaki Washington Yemen Araştırmaları Merkezi araştırmacısı Mervan Numan, Hudeyde şehrinin Husilerin elinden alınmasının zamanı geldiğini belirtti. Numan, 2022’de kurulan Başkanlık Konseyi’nin, Yemen krizinin çözümünün ya barış ya da savaş yoluyla olacağını ortaya koyduğunu vurguladı.

Numan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin yakın zamanda Kızıldeniz’de Husilerin tehditlerine karşı uluslararası bir koalisyon kurulmasını talep ettiğini ve bölgedeki yeni gelişmelerin Hudeyde’nin özgürleştirilmesini zorunlu kıldığını ifade etti.

Numan, Husilerin DMO’nun yönlendirmesiyle İran’ın bölgesel istikrarı bozma ve genişleme hedeflerine hizmet etmesinin, örgütün sonunu hazırlayan adım olduğunu bildirdi.

dvde
Analistlere göre Husiler en kötü dönemini yaşıyor. (EPA)

Yemenli siyaset yazarı Hemdan el-Aliy, Stockholm Anlaşması’nın sona ermesi ve BM misyonunun çekilmesini, Yemenliler, bölge ve uluslararası toplum için Hudeyde’de devlet kurumlarını yeniden tesis etme ve nihayetinde Sana’ya ulaşma açısından gerçek bir fırsat olarak değerlendirdi.

El-Aliy, Hudeyde ve limanının kurtarılmasının, Babu’l Mendeb Boğazı’ndaki deniz geçitlerini Husilerin saldırılarından korumaya katkı sağlayacağını belirterek, “Görünüşe göre yeni bir karşılaşma söz konusu… Husilerin herhangi bir yeni ihlali, bu stratejik bölgenin kurtarılmasına yol açabilecek farklı bir aşamayı başlatabilir” dedi.

Yemenli siyaset analisti Abdullah İsmail ise Hudeyde ve Yemen’in diğer bölgelerinin kurtarılması mücadelesinin kaçınılmaz olduğuna dair çok sayıda gösterge olduğunu belirtti, ancak zamanlamanın kritik olduğunu vurguladı. İsmail, “Bana göre Hudeyde ve diğer bölgelerin kurtarılması savaşı gelecekte yaşanacak. Bunun zamanlaması, Husilerin güç toplamasından veya Yemenlileri manipüle etmesinden fayda sağlamalarını önleyecek bir dizi kriter ve düzenlemeye bağlı” ifadelerini kullandı.

İsmail, “Karşı karşıya olduğumuz değişkenler açık; belki de Yemen içindeki ayaklanma belirleyici olacak. Zira birçok kişi grubun kendi eliyle mezarını kazdığını düşünüyor” dedi.

Askerî açıdan ise Yemen Ortak Operasyonlar Komutanı Danışmanı Albay Muhammed Cabir, mevcut yerel ve bölgesel verilerin, ‘İran rejiminin projesiyle sert bir çatışmaya doğru gidildiğini’ gösterdiğini belirtti.

Cabir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Stockholm Anlaşması’nın siyasi ve askerî açıdan çökmesinin ardından Hudeyde ve Batı sahili cephesinin önümüzdeki günlerde açık çatışma alanına dönüşmesine dair net göstergelerin ortaya çıktığını ifade etti.

ervfe
 Batı sahilindeki Ulusal Direniş Güçleri’ne bağlı birlikler (Yemen ordusu)

Cabir, Husilerin 2026 başından itibaren benzeri görülmemiş bir askeri seferberlikle Batı sahilini İran rejiminin bölgesel çatışmalarında kullanılacak bir füze üssüne dönüştürmeyi ve Babu’l Mendeb’i siyasi pazarlık kartı olarak kullanmayı amaçladığını söyledi.

Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani’ye göre, son tırmanışla eş zamanlı olarak, geçtiğimiz hafta DMO liderleri ve uzmanları Sana’ya geldi.

Cabir, meşru hükümet ve askeri komite tarafından, Suudi Arabistan denetiminde yürütülen son hareketlerin, cepheleri ortak bir komuta altında birleştirmek, Husileri caydırmak ve limanları geri almak için ciddi hazırlıklar yapıldığını gösterdiğini belirtti.

Cabir, Husilerin kendi iradeleriyle bölgesel çatışmaya dahil olduklarını, kendilerini DMO ile bağlantılı operasyon odasının bir yürütme aracı olarak sunduklarını ve bölgesel çatışma önceliklerini Yemen’in ve Yemenlilerin çıkarlarının önüne koyduklarını vurguladı. Cabir, bu kararın Husileri hem Yemen halkıyla iç çatışmaya hem de bölgesel ve uluslararası çevreyle doğrudan karşı karşıya bırakacağını, bu durumun örgüt için sonu hızlandırabileceğini ifade etti.


Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, bugün (Pazartesi) yaptığı açıklamada, bölgedeki savaşı durdurabilecek tek kişinin ABD Başkanı Donald Trump olduğunu belirtti.

Sisi, Mısır Uluslararası Enerji Konferansı ve Fuarı (EGYPS) açılışında bölgedeki bu savaşı durdurabilecek tek kişinin Trump olduğunu ifade etti.

Sisi, arz eksikliği ve fiyat artışlarının etkisine dikkat çekerek, petrol fiyatının varil başına 200 doları aşabileceğine dair analistlerin endişeleri ve tahminlerin abartılı olmadığını vurguladı.

Sisi, Ortadoğu’daki karışıklıklar nedeniyle gübre kıtlığı ve bunun sonucunda küresel gıda güvenliği krizinin olası olduğunu söyledi. Sisi, “Zengin ülkeler bunu karşılayabilir, ancak orta gelirli ve kırılgan ekonomiler için bu durum ciddi istikrarsızlık yaratabilir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Sisi, Trump’ı Gazze’deki savaşı sona erdirmedeki rolünden ötürü övdü. Sisi, Kasım ayında Mısır’ın Şarm El-Şeyh kentinde imzalanan ateşkes anlaşmasından önce de ABD Başkanı’nın tek çözümün kendisi olduğunu söylediğini hatırlattı.

 

Mısır, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını kınayarak, bölgesel bir savaşın önlenmesi için diplomatik girişimlerde bulundu.

Buna karşılık, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi video konferansla yaptığı konuşmada uluslararası toplumu hayati deniz yollarını korumaya çağırdı ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasını ve enerji altyapısına yönelik saldırılarını kınadı. Budeyvi, İran’ın agresyonunun tüm dünyayı tehdit ettiğini belirtti.

ABD Başkanı Trump, ABD-İsrail savaşının “İran rejiminde değişim” sağladığını ve mevcut liderleri “çok mantıklı” olarak nitelendirdiğini söyledi. Trump, aynı zamanda İranlılarla bir “anlaşma” yapacağını da belirtti.

Trump, Financial Times’a verdiği röportajda, “İran petrolünü ele geçirmek istediğini” ifade ederek, İran’ın petrol ihracat merkezi olan Hark Adası’nı kontrol edebileceğini söyledi. Trump ayrıca, İran Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Hürmüz Boğazı’ndan tankerlerin geçişine izin verdiğini belirtti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise ABD’nin aracılar üzerinden ilettiği müzakere mesajlarını “gerçekçi olmayan, mantıksız ve abartılı” olarak nitelendirdi.

Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed Ishak Dar, dün Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır dışişleri bakanlarıyla yaptığı görüşmelerin ardından, İslamabad’ın önümüzdeki günlerde ABD ve İran arasında “ciddi müzakerelere ev sahipliği yapmaya ve bunları kolaylaştırmaya hazır olduğunu” belirtti. Amaç, süregelen çatışmaya kalıcı ve kapsamlı bir çözüm bulmak.


Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
TT

Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)

Lübnan ordusu bugün yaptığı açıklamada, ülkenin güneyindeki Sur kentinde bir askeri kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında bir askerin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Bu saldırı, Hizbullah ile İsrail arasında çatışmaların başlamasından bu yana ordu noktalarına yönelik ilk doğrudan hedef alma olarak kayda geçti.

Lübnan ordusu tarafından yapılan açıklamada, el-Amiriye bölgesinde, el-Kalile-Sur yolu üzerindeki bir kontrol noktasının hedef alındığı, saldırı sonucu bir askerin yaşamını yitirdiği ve diğer askerlerin yaralandığı belirtildi. Yaralı sayısına ilişkin detay verilmedi.

2 Mart’ta başlayan çatışmalardan bu yana Lübnan ordusu, güney ve doğu bölgelerinde görev yerleri dışında İsrail ateşi sonucu hayatını kaybeden sekiz asker için taziye açıklaması yayımladı.

Öte yandan, İsrail ordusunun yedi mahalle için tahliye uyarısı yapmasının ardından, bu sabah Beyrut’un güney banliyösüne hava saldırısı düzenlendi. Üç gün aradan sonra bölgeye gerçekleştirilen ilk saldırı sonrası hedef alınan noktadan dumanlar yükseldi. Sürekli saldırılar ve tahliye uyarıları nedeniyle bölge sakinlerinin büyük kısmının daha önce göç ettiği belirtildi.

İsrail ordusu ise yaptığı açıklamada, Beyrut’ta Hizbullah’a ait olduğunu öne sürdüğü ‘altyapı hedeflerini’ vurduğunu bildirdi.

sdvsd
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (AFP)

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, X platformundaki resmi hesabından yaptığı açıklamada, Beyrut’un güney banliyölerinde yaşayanlara acil tahliye uyarısında bulundu. Adraee, özellikle Haret Hreik, el-Gubeyri, el-Leyleki, el-Hadath, Burc el-Baracne, Tahvita el-Gadir ve eş-Şiyah mahallelerinin hedef alınabileceğini belirtti.

Adraee açıklamasında, “İsrail ordusu, Beyrut’un güneyindeki farklı bölgelerde Hizbullah’a ait askeri altyapıyı hedef almaya devam ediyor. Size zarar vermek niyetinde değiliz, bu nedenle güvenliğiniz için derhal tahliye olmanız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün yaptığı açıklamada, orduya Lübnan’daki ‘tampon bölgeyi genişletme’ talimatı verdiğini duyurdu.

Netanyahu, yayımladığı video mesajda, “Lübnan’da mevcut tampon bölgenin daha da genişletilmesi için orduya talimat verdim” dedi. Bu adımın amacının, Hizbullah mensuplarının olası saldırı riskini tamamen ortadan kaldırmak ve sınır hattında tanksavar füzesi atışlarını engellemek olduğunu ifade etti.