İsrail medyası: Tel Aviv, Aksa yakınlarındaki araziler için tapu tescil işlemlerini başlattı

AA
AA
TT

İsrail medyası: Tel Aviv, Aksa yakınlarındaki araziler için tapu tescil işlemlerini başlattı

AA
AA

İsrail medyası, Tel Aviv yönetiminin işgal altındaki Doğu Kudüs'te yer alan Mescid-i Aksa'ya yakın araziler için tapu tescil işlemlerine başladığını bildirdi.
Haaretz gazetesinde yer alan haberde, İsrail Adalet Bakanlığının 23 Haziran Perşembe itibarıyla Mescid-i Aksa muhitindeki arazilerin tapu tescil çalışmalarını başlattığı belirtildi.
"İsrail makamlarının, Mescid-i Aksa'nın güneyindeki arazinin kayıt işlemlerini, ekonomik eşitsizliği azaltmak ve Kudüs'te yaşayan Filistinlilerin hayat koşullarını iyileştirme hedefiyle başlattığını savunduğu" aktarılan haberde, sürecin, arazileri Yahudiler adına kaydetme yönünde yürütüldüğü ve Filistinlilerin bu konuda iş birliği yapmaktan çekindiği ifade edildi.
Filistinlilerin daha sonra arazilerine el konulacağı korkusuyla kayıt işlemlerine karşı çıktığına işaret edilen haberde, Yahudilerin de gelecekte bu kayıtlarla araziler edinmeye çalışacağına dikkat çekildi.
İsrail yasalarına göre "düşman bir ülkede yaşayan kişiler adına kayıtlı gayrimenkullere el konulabildiği" hatırlatılan haberde, "Doğu Kudüs'teki arazilerin yüzde 90'ından fazlası hala kayıtsızdır." ifadelerine yer verildi.
Gazete haberinde, İsrail'in Kudüs'teki arazi kayıt işlemlerini başlatmasının Filistin ve Ürdünlülerin yanı sıra çeşitli kesimlerin tepkilerine yol açabileceğine vurgu yapıldı.
Tescil işlemlerinin ilk adımı olarak yapılacak genel duyuruyla bölgede mülkiyet iddiasında bulunan herkesten kanıt talep edileceği kaydedilen haberde, "İsrail Adalet Bakanlığının, kayıt işlemlerinin arazilere el koyma ve Yahudileştirme amacı taşıdığı yönündeki iddiaları yalanladığına" yer verildi.
Öte yandan Filistin yönetimine bağlı Kudüs İşleri Bakanı Adnan el-Hüseyni, daha önce İsrail makamlarının, Kudüs'teki İslami Vakıflara ait 350 dönümlük araziyi Yahudi mezarlığı adına kaydetmek üzere el koymaya çalıştığını açıklamıştı.
Hüseyni, bu araziye el koyma girişiminin de Kudüs kenti ve Mescid-i Aksa'yı kuşatmanın yanı sıra kentteki Müslüman ve Hristiyan Filistinlilerin yerine daha çok Yahudi yerleştirmeyi amaçladığına dikkati çekmişti.
Gazetenin haberinde bahsi geçen Mescid-i Aksa yakınlarındaki araziler de Aksa'nın güneyindeki Eski Şehir surları ile Yahudi mezarlığı arasında bulunan İslami Vakıfların mülkiyetindeki 350 dönümlük alan.

Filistin, İsrail'in "tapu tescil projesini" reddediyor
İsrail'in, Kudüs'teki mülklerin tapuya tescil edilmesi için geliştirdiği tapu tescil projesinin 2020 yılı öncesinde hayata geçirildiği ifade ediliyor.
Filistin Devlet Başkanlığı, 19 Eylül 2021'de yaptığı açıklamada, İsrail'in Kudüs'te uygulayacağı tapu tescil projesini reddettiklerini ve tanımadıklarını ifade etmişti.
Kudüs halkına İsrail'in sözde tapu tescil projesi kapsamında işlem yapmamaları çağrısında bulunulan açıklamada, projenin "İsrail'in Kudüs'ü ilhak etme planının tehlikeli bir parçasını temsil ettiği" aktarılmıştı.
İsrail'in 1950 yılında çıkardığı "Gaiplerin mülkleri yasası"na göre, Kasım 1947'ye kadar İsrail devleti sınırlarını terk eden veya göç edenler "gaip" olarak tanımlanıyor. Söz konusu kişilerin araziler dahil tüm mülkleri, evleri, banka hesapları "gaip mülkü" sayılarak, mülkiyet hakkı devlete devrediliyor.



Washington, Bağdat'ı "Tahran tarafından kontrol edilen" bir hükümete karşı uyardı

ABD Dışişleri Bakanı ve Irak Başbakanı (Irak Başbakanlığı Basın Ofisi)
ABD Dışişleri Bakanı ve Irak Başbakanı (Irak Başbakanlığı Basın Ofisi)
TT

Washington, Bağdat'ı "Tahran tarafından kontrol edilen" bir hükümete karşı uyardı

ABD Dışişleri Bakanı ve Irak Başbakanı (Irak Başbakanlığı Basın Ofisi)
ABD Dışişleri Bakanı ve Irak Başbakanı (Irak Başbakanlığı Basın Ofisi)

ABD, Irak'taki İran etkisini sınırlama çabalarını yoğunlaştırırken, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın dün yayınladığı açıklamaya göre, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Irak Başbakanı Muhammed Şita el-Sudani ile telefon görüşmesi yaparak "Irak'ın yeni bir hükümet kurma konusundaki görüşmelerini" ele aldı.

Görüşme sırasında Rubio, “İran kontrolündeki bir hükümet, Irak'ın kendi çıkarlarını önceliklendiremez, onu bölgesel çatışmalardan uzak tutamaz veya Amerika Birleşik Devletleri ile Irak arasında karşılıklı yarar sağlayan bir ortaklığı geliştiremez” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, “Koordinasyon Çerçevesi” güçlerinin Nuri el-Maliki'yi yeni hükümette Başbakanlık pozisyonuna aday göstermesinden iki gün sonra geldi.


Eş-Şara yarın Moskova'da Putin ile görüşecek

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova'daki Kremlin'de Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile bir araya geldi (Arşiv- DPA)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova'daki Kremlin'de Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile bir araya geldi (Arşiv- DPA)
TT

Eş-Şara yarın Moskova'da Putin ile görüşecek

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova'daki Kremlin'de Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile bir araya geldi (Arşiv- DPA)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova'daki Kremlin'de Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile bir araya geldi (Arşiv- DPA)

Syria Today TV dün, Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın yarın Moskova'da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşeceğini bildirdi.


İsim tartışmasının gölgesinde bir kentin tarihi: Ayn el-Arab mı Kobani mi?

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensubu savaşçılar, 23 Ocak 2026’da Ayn el-Arab – Kobani’ye ulaşırken (AFP)
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensubu savaşçılar, 23 Ocak 2026’da Ayn el-Arab – Kobani’ye ulaşırken (AFP)
TT

İsim tartışmasının gölgesinde bir kentin tarihi: Ayn el-Arab mı Kobani mi?

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensubu savaşçılar, 23 Ocak 2026’da Ayn el-Arab – Kobani’ye ulaşırken (AFP)
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensubu savaşçılar, 23 Ocak 2026’da Ayn el-Arab – Kobani’ye ulaşırken (AFP)

Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) ağırlıklı olarak Kürt nüfusun yaşadığı Haseke’nin kuzeyine, ardından Halep’in kuzeydoğusunda Türkiye sınırına yakın konumdaki Ayn el-Arab (Kobani) bölgesine doğru çekilmesiyle birlikte gözler bu bölgeye çevrildi. Kürt güçlerinin diğer bölgelerinden fiilen izole kalan Ayn el-Arab çevresinde, Suriye ordusunun kentin eteklerine kadar ilerlemesi ve ateşkesin ihlal edildiğine dair karşılıklı suçlamalar gündemde. SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin “Kürt bölgeleri kırmızı çizgidir” açıklaması da bu gerilimi daha görünür kıldı.

Kaynaklara göre Ayn el-Arab (Kobani), görece yeni bir yerleşim olup kuruluşu 20. yüzyılın başlarında Osmanlı topraklarında Alman bir şirket tarafından yürütülen Bağdat Demiryolu Projesi ile bağlantılıdır. Proje, Berlin’i Bağdat’a bağlamayı amaçlayan ve İstanbul’dan başlayarak Anadolu, Kuzey Suriye ve Irak üzerinden uzanan bir demiryolu hattını öngörüyordu.

İngiliz arkeolog Leonard Woolley, 20. yüzyılın başlarında bugünkü Ayn el-Arab ve çevresini ziyaret etmiş; bölgeyi, yarı göçebe yarı yerleşik yaşam süren Kürt aşiretlerinin yaşadığı, vadiler arasında dağılmış küçük köylerin bulunduğu bir alan olarak tanımlamıştı. Woolley ayrıca, Fırat Nehri’ne doğru batı kesimlerde bazı Arap aşiretlerinin de yaşadığını aktarmıştı.

Ayn el-Arab (Kobani), Kürtler açısından özel bir öneme sahip. Kent, PKK’nın önemli merkezlerinden biri olarak da görülüyor. PKK’nin kurucusu Abdullah Öcalan’ın 1979’da kenti ziyareti, özellikle 1925’te siyasi nedenlerle Türkiye’den göç etmiş Kürtlerin oluşturduğu aşiret yapısında ciddi toplumsal dönüşümlere yol açtı.

zscdfgrt
SDG destekçilerine ait; SDG bayrağı ile Türkiye’de tutuklu bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan’ın fotoğrafının yer aldığı bir duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)

Kent, Suriye’de 2011’de başlayan protestoların ardından, 19 Temmuz 2012’de Esad yönetiminin çekildiği ilk bölgelerden biri oldu. Daha sonra PKK’nin Suriye kolu olan Demokratik Birlik Partisi (PYD) kontrolü ele geçirdi. 2014 başında, DEAŞ’ın  kente bağlı onlarca köyü ele geçirmesi ve binlerce Kürdün Türkiye’ye göç etmek zorunda kalmasına yol açan saldırıların ardından, bölge “özerk yönetim” ilan edildi. Bu süreçte Kürt Halk Savunma Birlikleri (YPG), DEAŞ’e  karşı direnişiyle öne çıktı.

Ayn el-Arab’ın kuruluşu, Osmanlı döneminde 1912 yılında Bağdat Demiryolu’nun inşasıyla doğrudan ilişkilidir. Demiryolu hattı üzerindeki bir istasyon etrafında gelişen kent, Kürt çoğunluğun yanı sıra Arap, Ermeni ve Türkmen azınlıklara da ev sahipliği yaptı.

Suriye-Türkiye sınırlarının çizilmesiyle bölge ikiye ayrıldı. Suriye tarafındaki kesime, Osmanlı dönemindeki adından esinle “Arap Pınarı” (Ayn el-Arab) adı verildi. Türkiye tarafındaki yerleşim ise idari binaların bulunması nedeniyle “Mürşitpınar” olarak adlandırıldı. Suriye tarafındaki Arap Pınarı, 1915 olayları sırasında Ermeniler için de bir sığınak oldu.

Kentin eski adı olan “Ayn el-Arab”, Osmanlıca “Arab Pınar” ifadesinden geliyor ve bölgeden geçen Arap bedevi çobanların hayvanlarını suladığı su kaynağına atıfta bulunuyor.

“Kobani” adı ise Alman şirketinin adı olan Company/Kompanie kelimesinin yerel telaffuzundan türedi; demiryolu istasyonu ve şirketin geçici merkezinin bulunduğu alan bu adla anılmaya başlandı.

Kent adı, Kürt nüfus ile Suriye devleti arasında uzun yıllar boyunca tartışma konusu oldu. Baas yönetiminin onlarca yıl süren Kürt karşıtı politikaları; Kürt kimliğinin, dilinin ve kültürel unsurlarının yasaklanması ve yüz binlerce Kürdün vatandaşlıktan çıkarılması bu gerilimi daha da derinleştirdi.

fvghyj
SDG mensubu savaşçılar, 23 Ocak 2026’da Ayn el-Arab – Kobani’ye ulaşırken (AFP)

Ayn el-Arab (Kobani), uzun yıllar boyunca ihmal ve hizmet yoksunluğuyla karşı karşıya kaldı. Buna rağmen bölgede Kürt haklarını savunan siyasi partiler ve hareketler ortaya çıktı. SDG’nin  verilerine göre yaklaşık 440 köyü kapsayan Ayn el-Arab bölgesinde 300 bini aşkın kişi yaşıyor; nüfusun büyük çoğunluğunu Sünni Kürtler oluşturuyor. Bölge, Haseke ve Kamışlı ile birlikte Suriye’nin başlıca Kürt yerleşim alanlarından biri olmayı sürdürüyor.