Irak’ta makam paylaşımı ve başbakanlık koltuğu Şii-Şii çatışmasını tetikler mi?

Şii Koordinasyon Çerçevesi içinde makam paylaşımı ve Sadr’ın Meclis’ten çekilmesi adımına karşı alınacak tutum konularında anlaşmazlıklar artıyor.

Şii Koordinasyon Çerçevesi içinde mevcut Başbakan Mustafa el-Kazımi’nin yerine geçecek isimle ilgili ihtilaflar mevcut (AP)
Şii Koordinasyon Çerçevesi içinde mevcut Başbakan Mustafa el-Kazımi’nin yerine geçecek isimle ilgili ihtilaflar mevcut (AP)
TT

Irak’ta makam paylaşımı ve başbakanlık koltuğu Şii-Şii çatışmasını tetikler mi?

Şii Koordinasyon Çerçevesi içinde mevcut Başbakan Mustafa el-Kazımi’nin yerine geçecek isimle ilgili ihtilaflar mevcut (AP)
Şii Koordinasyon Çerçevesi içinde mevcut Başbakan Mustafa el-Kazımi’nin yerine geçecek isimle ilgili ihtilaflar mevcut (AP)

Irak’ta Şii Koordinasyon Çerçevesi çatısı altındaki siyasi parti ve gruplar Sadr Hareketi’nin istifa eden milletvekilleri yerine yeni vekillerin göreve başlaması için aceleyle Meclis’te olağanüstü oturum düzenledi. En büyük meclis grubu statüsüne kavuşan Koordinasyon Çerçevesi, hükümet kurma ve başbakan adayı belirleme konularında detaylara girme hazırlığı yapmaya başladı. Koordinasyon Çerçevesi grupları bu süreçte bir sınavdan geçecek.
Yeni vekillerin Meclis’e girmesinin ardından Nuri el-Maliki liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu’nun vekil sayısı 44’e yükseldi. Kanun Devleti böylece Koordinasyon Çerçevesi grupları arasında en yüksek vekil sayısına sahip grup haline geldi. Başta Kanun Devleti olmak üzere Koordinasyon Çerçevesi gruplarının bir kısmı Kurban Bayramı sonrası hükümet kurma aşamasına geçilmesi çağrısında bulunurken, diğer kısmı bu konuda farklı görüşlere sahip.
Koordinasyon Çerçevesi’nden sızdırılan bilgilere göre, gruplar iki konuda anlaşmazlık yaşıyor: Birincisi, makam paylaşımı. Bunların başında da Başbakanlık ve Meclis Başkanı Birinci Yardımcılığı makamları geliyor. İkinci anlaşmazlık konusu ise partisindeki vekillerinden istifa etmelerini isteyerek herkesi şaşkınlığa uğratan ve şu anda siyasetten çekilmiş gibi görünen Mukteda es-Sadr’a karşı alınacak tutum. Irak’ta siyasi gelişmeleri takip eden gözlemciler bu süreçte dikkatlerini çeken önemli bir paradoksa işaret ediyor. Buna göre, Koordinasyon Çerçevesi çatısı altında olup da silahlı kanadı bulunan ve olası bir Şii-Şii çatışmasının içine girmek istemeyen gruplar şu anda hükümet ve Sadr ile ilişkilerin geleceği hakkında kendilerini gözden geçirmeye başladı.
Konuya yakın kaynakların aktardığına göre, Koordinasyon Çerçevesi’nin bazı grupları ve özellikle Hadi el-Amiri liderliğindeki Fetih Koalisyonu ile Kays el-Hazel’in liderliğindeki Asaib Ehlil Hak Hareketi, olası bir Şii-Şii çatışmasının çıkması halinde bu çatışmanın ülkenin orta ve güney vilayetlerinde yaşanacağını, bu vilayetlerin bedel ödeyeceğini ve Sünni nüfusun ağırlıkta olduğu ülkenin batısındaki vilayetler ile Irak Bölgesel Yönetimi (IKBY) vilayetlerine zarar gelmeyeceği görüşünde. Sadr’ın müttefiki olan Sünni Egemenlik İttifakı ile Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ise Sadr Hareketi’nin Meclis’ten çekilmesi karşısında herhangi bir tepki göstermedi. Aksine iki tarafın Koordinasyon Çerçevesi ile resmi olmayan görüşmeler yürüttüğüne dair bilgiler sızdırılıyor.
Aynı kaynaklar, Koordinasyon Çerçevesi grupları arasında başbakanlık koltuğuna kimin oturacağıyla ilgili anlaşmazlık olduğuna işaret ediyor. Nitekim gündeme bazı isimlerin geldiği ancak henüz bu isimler üzerinde uzlaşı sağlanamadığı belirtiliyor.
Konuyla ilgili aktarılan bilgilere göre, Kanun Devleti lideri Nuri el-Maliki ve Fetih Koalisyonu lideri Hadi el-Amiri başbakanlık makamı için kendi isimlerini sundu. Kaynaklar, etkili Şii grupların göz önünde olan ve geçmişte başbakanlık yapmış isimlerin yeniden gündeme getirilmesini reddettiğini belirtiyor. Ayrıca Koordinasyon Çerçevesi çatısı altından bulunan Ulusal Hikmet Akımı lideri Ammar el-Hekim ve Nasr Koalisyonu lideri Haydar el-İbadi “Devlet Güçleri” adında yeni bir girişim başlattı. Bu girişim, Koordinasyon Çerçevesi gruplarından hükümetin hızlı bir şekilde kurulmasını isteyenlerin görüşüne uygun olmayan teklifler öneriyor.
Sadr Hareketi ve Koordinasyon Çerçevesi bu girişimle ilgili henüz tavrını açıklamadı. Ancak girişim yüksek ihtimalle Hukuk Hareketi başta olmak üzere Koordinasyon Çerçevesi’nin etkili gruplarının desteğini kazanacak. Nitekim istifa eden Sadr Hareketi vekillerinin yerine gelen Hukuk Hareketi’nin 4 milletvekili yemin metnindeki “Sadr Hareketi’nin istifa eden vekillerinin yerine” ibaresini okumayı reddederek yemin törenine katılmadı ve Hukuk Hareketi Meclis’ten çekildi. Hukuk Hareketi bu adımı Sadr ile dayanışmasını göstermek için attı. Aynı şekilde Sadr’ı kışkırtma taraftarı olmayan Amiri ve Hazeli de girişime destek verdi.
Irak İstişare Konseyi Başkanı Ferhad Alaaddin, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, “Koordinasyon Çerçevesi şu anda gerçek bir sınavdan geçecek. Sadr’ın geri çekilmesi, Koordinasyon Çerçevesi içindeki dengelerin değişmesi, yeni siyasi gerçeklikle birlikte bu dengeler karşısında nasıl tutum alınacağının ve üçlü ittifak (Mukteda es-Sadr’ın Sünni ve Kürt müttefikleriyle bir araya gelerek kurduğu ittifaka atıfla) ile nasıl bir müzakere üslubunun benimseneceğinin bilinmemesi, Çerçeve gruplarının talepleri ile makam karşılığında Sadr’ın kazanmasını engellemek için Çerçeve gruplarına destek olan tarafların talepleri arasındaki dengelerin değişmesi nedeniyle Çerçeve gruplarını endişe sardı” ifadelerini kullandı.
Alaaddin konuşmasının devamına şunları kaydetti:
“Meclis’teki olağanüstü oturumda yaşananlar, Sadr Hareketi vekillerinin istifalarından geri dönmelerini engellemeyi ve yeni vekillerle birlikte Koordinasyon Çerçevesi’nin vekillerinin artmasını garantilemeyi amaçlıyordu. Siyaset sahnesi, Koordinasyon Çerçevesi içinde Kanun Devleti Koalisyonu ile Fetih Hareketi arasında yeni dengelerin birbirine yakınlaşması sebebiyle daha karmaşık bir yapıya evrildi. Bu da hükümet kurma müzakereleri maratonunda Kanun Devleti Koalisyonu ile Fetih Hareketi arasındaki rekabetin daha çok şiddetli geçeceği anlamına gelir. 23 Haziran oturumunun üzerinden çok geçmeden iki farklı eğilim öne çıktı: Birincisi, hükümeti kurmak için mevcut sürece devam ederek, kısa ve uzun vadede Sadr Hareketi’nin devlet makamları üzerindeki etkisinin en aza indirilmesi. İkinci eğilim ise Sadr Hareketi ile dengeli ilişkilerin sürdürülmesini, Hareketin siyasi ağırlığının ve Irak sokağı üzerindeki etkisinin dikkate alınmasını ve görmezden gelinmeyecek büyük bir ulusal güç olarak görülmesini öneriyor.”-



Suriye’de değişen ittifaklar: Türkiye için büyük zafer

Ahmed Şara'nın geçen hafta yayımladığı kararnameyle Kürtçe ulusal dil, Nevruz da resmi tatil kabul edilmişti (Reuters)
Ahmed Şara'nın geçen hafta yayımladığı kararnameyle Kürtçe ulusal dil, Nevruz da resmi tatil kabul edilmişti (Reuters)
TT

Suriye’de değişen ittifaklar: Türkiye için büyük zafer

Ahmed Şara'nın geçen hafta yayımladığı kararnameyle Kürtçe ulusal dil, Nevruz da resmi tatil kabul edilmişti (Reuters)
Ahmed Şara'nın geçen hafta yayımladığı kararnameyle Kürtçe ulusal dil, Nevruz da resmi tatil kabul edilmişti (Reuters)

Suriye hükümetinin, uzun süredir Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) kontrolündeki bölgeleri hızla ele geçirmesi mercek altına alındı.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan yetkililer, Ahmed Şara yönetiminin hamlelerinin bu ayın başlarında Şam, Paris ve Irak'ta düzenlenen gizli toplantılarda şekillendiğini söylüyor.

Suriye hükümetinden yetkililerle SDG arasında entegrasyon süreci için 4 Ocak'ta Şam'da görüşme düzenlenmiş. Ancak toplantının Suriyeli bir bakan tarafından aniden sonlandırıldığı belirtiliyor.

Ertesi gün Suriye heyetinin, ABD arabuluculuğunda İsrail'le güvenlik anlaşması görüşmeleri için Paris'e gittiği ifade ediliyor. Toplantıda Suriyeli yetkililer, İsrail'i SDG'yi desteklemekle suçlamış ve Tel Aviv'den entegrasyonu geciktirme çabalarını sonlandırmasını istemiş.

Bu görüşmede Suriyeli yetkililerin, SDG'nin kontrolündeki bazı bölgelere sınırlı bir operasyon düzenlemeyi teklif ettiği ve bu öneriye İsrail ya da ABD'den herhangi bir itiraz gelmediği savunuluyor.

Şam yönetimi iddialar hakkında yorum yapmazken, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Reuters'a gönderdiği açıklamada, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'ın SDG'nin "IŞİD karşıtı başat güç rolünün büyük ölçüde miadını doldurduğunu" belirttiği salı günkü mesajı hatırlatıldı.

İsrail'in ABD Büyükelçisi Yechiel Leiter ise "Paris'teki üçlü toplantının tamamına bizzat katılmış biri olarak, İsrail'in hiçbir zaman Suriye ordusunun ülkedeki Kürtlere yönelik saldırısına müsaade etmediğini söyleyebilirim. Bu yönde herhangi bir iddiada bulunmak yanlıştır" dedi.

Ayrıca haberde, Türkiye'nin Kürt sivillerin korunması halinde Washington'ın SDG'ye karşı bir operasyonu onaylayacağına dair Şam'a mesaj gönderdiği iddia ediliyor.

SDG, Türkiye'nin terör örgütü saydığı YPG'nin ağırlıkta olduğu, ABD destekli milislerden meydana geliyor.

Paris'teki toplantıdan yaklaşık iki hafta sonra operasyonlara başlanırken, ABD'nin desteğini geri çekeceğine yönelik SDG'yi uyardığı belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın, SDG komutanı Mazlum Abdi'yle 17 Ocak'ta Irak'ta görüştüğü, Washington'ın SDG'yi değil Şara'yı destekleyeceğini söylediği öne sürülüyor. SDG'li bir kaynaksa iddiaları yalanlıyor.

Diğer yandan Şam güçleri hızla ilerleyerek, çoğunlukla Arapların yaşadığı bölgeleri SDG'den almıştı. 18 Ocak'ta ateşkes ilan edilmesine rağmen Suriye ordusunun saldırıları sürdürmesinin ABD'li yetkilileri kızdırdığı da aktarılıyor. Şara'nın operasyonların durdurulduğunu duyurmasından kısa süre sonra Barrack'ın SDG'yle ilgili mesajını yayımladığına dikkat çekiliyor.

Washington'ın Suriye'deki tutumunu değerlendiren ABD'li bir kaynak Şara'yı "usta bir stratejist" diye niteliyor.

"Türkiye için büyük zafer"

New York Times'ın analizinde de yıllarca SDG'yle IŞİD'e karşı Suriye'de mücadele eden ABD'nin Kürt müttefiklerini zor durumda bıraktığı yazılıyor.

Trump yönetiminin Suriye'deki tutumunu değiştirmesinin "ülkeyi yeniden bir araya getirmek için mücadele eden Şara kadar, SDG'ye Amerikan desteğine şiddetle karşı çıkan ve Şara'yı destekleyen Türkiye için de büyük bir zafer" olduğu belirtiliyor.

SDG ve Suriye ordusu arasındaki çatışmalar, IŞİD militanlarının tutulduğu cezaevlerinin olduğu bölgelere de sıçramıştı. SDG, Şam güçlerinin saldırıları nedeniyle militanların kaçtığını öne sürmüş, Suriye yönetimiyse IŞİD'lilerin SDG tarafından serbest bırakıldığını iddia etmişti.

Diğer yandan ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), Suriye'nin Haseke kentinde tutulan 150 IŞİD'linin Irak'a transfer edildiğini dün duyurmuştu. CENTCOM, firar riskini gerekçe göstererek, gerekli görülmesi halinde 7 bin IŞİD savaşçısının daha Irak'a gönderilebileceğini bildirmişti.

Irak Yüksek Yargı Konseyi'nden bugün yapılan açıklamada da SDG kontrolündeki hapishanelerden nakledilen IŞİD'liler hakkında derhal hukuki işlem başlatılacağı duyuruldu.

Independent Türkçe, Reuters, New York Times


Suriye'de ateşkes sürecek mi: Mazlum Abdi ve Tom Barrack Erbil'de buluştu

Fotoğraf: X
Fotoğraf: X
TT

Suriye'de ateşkes sürecek mi: Mazlum Abdi ve Tom Barrack Erbil'de buluştu

Fotoğraf: X
Fotoğraf: X

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi başkanlığındaki SDG heyeti, Erbil’de ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) yetkilileriyle bir araya geldi. Kritik görüşmede, sahadaki son gelişmeler, ateşkesin durumu ve Suriye’nin geleceğine ilişkin siyasi süreç ele alındı.

Mazlum Abdi başkanlığındaki heyet Barrack görüşmesi öncesi Erbil’de temaslar gerçekleştirdi. Özerk Yönetim Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı İlham Ahmed’in de yer aldığı heyet Neçirvan Barzani ile bir araya geldi.

Toplantı öncesinde Tom Barrack, Mazlum Abdi ve SDG Yürütme Konseyi Eşbaşkanı İlham Ahmed ile ayrı bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmenin ardından açıklama yapan Barrack, SDG heyetiyle yapılan temaslara büyük önem verdiklerini vurguladı.

“Bugün General Mazlum Abdi ve İlham Ahmed ile bir araya gelmekten onur duyduk” diyen Barrack, bölgede istikrarın sağlanması açısından ateşkesin korunmasının kritik olduğunun altını çizdi.  Barrack, açıklamasında tüm tarafların ortak bir noktada buluştuğunu da dile getirdi. Buna göre, karşılıklı güvenin tesis edilmesi ve kalıcı istikrarın sağlanabilmesi için her kesimi kapsayan güven artırıcı adımların birlikte belirlenmesi ve hayata geçirilmesi gerektiği konusunda mutabakata varıldı. Bu sürecin en temel ve vazgeçilmez adımının ise mevcut ateşkesin eksiksiz biçimde korunması olduğu vurgulandı.

Barrack şunları söyledi:

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye hükümeti arasında 18 Ocak’ta varılan anlaşmada öngörülen entegrasyon sürecinin ilerletilmesine yönelik güçlü desteğini ve bu konudaki kararlılığını yeniden teyit etti.

Tüm taraflar, karşılıklı güveni tesis etmek ve kalıcı istikrarı sağlamak amacıyla her kesimi kapsayan güven artırıcı adımları birlikte belirleyip hayata geçirirken, en temel ilk adımın mevcut ateşkesin eksiksiz şekilde korunması olduğu konusunda mutabık kaldı.

Suriye hükümetiyle görüşme iddiası

Öte yandan Arap basınında yer alan haberlere göre, SDG heyetinin bugün Erbil’de Suriye hükümetiyle de bir araya gelmesi bekleniyor. İddiaya göre görüşme, Mesud Barzani’nin arabuluculuğunda gerçekleşecek ve ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da toplantıda yer alacak.

Haberlere göre, görüşmelere Suriye tarafı adına Dışişleri Bakanı Şeybani katılırken, SDG cephesinden Mazlum Abdi ve Rohilat Afrin masada olacak. Görüşmenin ana gündemini, Şam yönetimi ile SDG arasında sürdürülen müzakereler ve bu kapsamda ele alınan 14 maddelik anlaşma oluşturacak. Görüşmenin, taraflar arasındaki siyasi temaslar açısından yeni bir aşamaya işaret edebileceği değerlendiriliyor.

Independent Türkçe


Arap ve İslam ülkeleri Barış Konseyi'ne katıldı

ABD Başkanı Donald Trump dün Davos Forumu'nda yaptığı konuşmadan (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump dün Davos Forumu'nda yaptığı konuşmadan (AFP)
TT

Arap ve İslam ülkeleri Barış Konseyi'ne katıldı

ABD Başkanı Donald Trump dün Davos Forumu'nda yaptığı konuşmadan (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump dün Davos Forumu'nda yaptığı konuşmadan (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Arap ve Müslüman liderlerden gelen artan destekle birlikte, uğun Davos Forumu'nun oturum aralarında "Barış Konseyi"ni açıklamaya hazırlanıyor.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan, Türkiye, Mısır, Ürdün, Endonezya, Pakistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (sekiz ülke) dışişleri bakanlarının, "ABD Başkanı Donald Trump'ın liderlerine Barış Konseyi'ne katılmaları için yaptığı daveti memnuniyetle karşıladıklarını" belirtti.

Kuveyt Dışişleri Bakanlığı da daha sonra Gazze Barış Konseyi'ne katıldığını duyurdu.

Konsey, “Gazze'de kalıcı bir ateşkes sağlamayı, Şeridin yeniden inşasını desteklemeyi ve Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkına ve uluslararası hukuka uygun olarak kendi devletini kurma hakkına dayalı adil ve kalıcı bir barışı ilerletmeyi, böylece bölgedeki tüm ülkeler ve halklar için güvenlik ve istikrarın yolunu açmayı” amaçlamaktadır.

Bu arada, ABD Başkanı Grönland konusunda acil müzakereler çağrısında bulunarak, güç kullanmadan "kontrol altına alma" konusundaki kararlılığını yineledi ve "ABD'den başka hiçbir ülke onu koruyamaz" dedi.

Davos Forumu'nun üçüncü gününde geniş yankı uyandıran konuşmasında Trump, "İnsanlar güç kullanacağımı düşündüler ama buna gerek yok... Güç kullanmak istemiyorum ve kullanmayacağım" ifadelerini kullandı.