İsrail’de Knesset'in feshi ertelendi

İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid Knesset'te (Reuters)
İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid Knesset'te (Reuters)
TT

İsrail’de Knesset'in feshi ertelendi

İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid Knesset'te (Reuters)
İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid Knesset'te (Reuters)

Likud Partisi Genel Başkanı Binyamin Netanyahu liderliğindeki İsrail muhalefeti, Knesset üzerinden zaman kazanarak alternatif bir hükümet kurmaya çalışsa da iktidar partileri, yeniden seçimlere gitmekten kaçınmak için dün Knesset'in dağılmasını engellemeyi başardı.
Muhalefet, birçok tartışmanın kaydedildiği uzun ve zor geçen bir günün ardından Knesset'in feshedilmesini engelledi. Koalisyon hükümetinden ayrılan Knesset Komitesi Başkanı Nir Orbach, bu konudaki tartışmayı birkaç kez ertelemiş oldu. Hükümet koalisyonu Knesset’in dağıtılması yönünde ağırlığını koyarken Orbach ise muhalefet partilerine mevcut Knesset aracılığıyla alternatif bir hükümet kurma şansı vermek amacıyla komitedeki görüşmeleri askıya aldı.
Knesset'in feshedilmesi yönündeki oylama tarihi, erken seçim tarihi, Batı Şeria'da İsrail yasalarının uygulanması konusu ve hakkında suç duyurusunda bulunulan bir milletvekilinin başbakanlığa adaylığını koymasını önleyen ‘sanık yasası’ hususlarında hükümeti oluşturan partiler ile koalisyon partileri arasında görüş ayrılıkları yaşanmıştı.
Dini Siyonizm Partisi Başkanı Bezalel Smotrich, Knesset'i feshetmeden ve sandığa gitmeden alternatif bir hükümet kurmak için muhalefette mümkün olan her şeyi yapacakları konusunda anlaştıklarını aktardı. Diğer yandan Savunma Bakanı Benny Gantz ise Netanyahu başkanlığında bir ‘alternatif hükümet’ kurulmasını önleyeceklerini ifade etti. Kanal 13’e konuşan Gantz, “Geniş ve istikrarlı bir birlik hükümeti kurmak amacıyla sandık başına gideceğiz; siyasi çıkmazı kırmanın tek yolu bu” vurgusunda bulundu. Diğer koalisyon liderleri de Netanyahu'ya katılmayı reddetti. Yisrael Beitenu Partisi lideri ve Maliye Bakanı Avigdor Liberman, Netanyahu ile aynı hükümet dahilinde bulunmayacağına söz verdi. Kanal 12'ye konuşan Liberman, “Hiçbir şart ve koşulda Netanyahu ile aynı hükümette olmayacağız. Aynı şekilde Şas ve Birleşik Tevrat Yahudiliği ile de” ifadelerine başvurdu.
Geçtiğimiz Çarşamba günü, Knesset’in feshi yönündeki bir tasarıya ön okuma ile onay verilmişti. Oylama işleminin dün üçüncü okuma ile tamamlanması, erken seçimlerin planlanması bekleniyordu ancak bu plan gerçekleşmedi. Hayom gazetesi, ilk okuma ile yapılsa dahi ikinci ve üçüncü okumanın yapılmayacağını aktardı. 24. Knesset'in feshi için oylama süreci, Başbakan Naftali Bennett ve Dışişleri Bakanı Yair Lapid'in görevde kaldığı bir yılın ardından Knesset’i feshederek seçimlere gitme kararlarını açıklamalarının ardından başlamıştı.
İsrail koalisyonu, Orbach'ı muhalif partilerin alternatif bir hükümet kurmasına imkan sağlamak için kasıtlı olarak oy vermekle suçlamış, Knesset’in feshedilmesi yönündeki görüşmeleri engellediğini öne sürmüştü. Koalisyonun en sağcı üyelerinden biri olan Orbach’in geçtiğimiz hafta iktidar bloğuyla bağlarını keserek bloğun Knesset’teki çoğunluğunu kırması, Bennett’ın söz konusu kararı almasına yol açmıştı.
Koalisyon partileri, Knesset'in feshedilmesini öngören yasa tasarısına dair oylarının Anayasa ve Kanun Komisyonu’na nakledilmesi için Knesset Komitesi'nde sahip oldukları çoğunluktan yararlandı. Başarısı garanti olmayan bu süreç, en az 48 saat beklemeyi gerektiriyor. Gilad Krief başkanlığındaki Anayasa ve Kanun Komisyonu, Orbach'ın süreci bozacağından çekinerek Knesset'in feshedilmesi tasarısının özel bir versiyonunu ele almaya başlamak için Pazar sabahı bir araya gelmişti. Koalisyona bağlılığı ile bilinen Krief, Anayasa Komisyonu aracılığıyla yasayı hızlandırmaya çalışacağını aktardı.
Muhalefet Knesset'te çoğunluğu sağlamayı başardığı taktirde seçime gitmeden yeni bir hükümet kurulacak. Ancak Gantz'ın, Yeni Umut Partisi lideri Adalet Bakanı Gideon Saar ve Maliye Bakanı Liberman’ın Netanyahu ile ittifak kurmayı reddetmesi göz önüne alındığında Netanyahu'nun başbakan olma şansınin zayıf olduğu anlaşılıyor. Politikacı ve analistler, çoğu Knesset üyesinin yolsuzluk suçlamalarıyla karşı karşıya kalan Netanyahu'ya karşı çıkması nedeniyle Knesset içinde alternatif bir sağ hükümet kurma şansının neredeyse imkansız olduğunu söylüyor.
Knesset planlandığı gibi feshedildiği taktirde başkanlığı 48 saat içerisinde Dışişleri Bakanı Yair Lapid devralacak, aynı zamanda sonbaharda en fazla iki yıl içerisinde kaydedilen beşinci seçimlere gidilecek. İsrail kamuoyu, Netanyahu'ya sadık partiler 2021 seçimlerinde elde ettiklerinden çok daha iyi sonuçlar elde edecek olsa dahi rakip iki siyasi bloğun önceki seçim turlarında olduğu gibi bir çıkmaza gireceği görüşünde.
Netanyahu'nun bloğu yahut koalisyon partileri, siyasi ittifaklarda değişiklik olmadığı sürece çoğunluk hükümeti kuramayacak. Anketlere bakıldığında iki tarafın da 120 sandalyeli Knesset'te gerekli 61 sandalyeye ulaşmayı başaramayacağı anlaşılıyor. Maliye Bakanı Avigdor Liberman ise yeni seçimlerin yaklaşık 2,4 milyar şekele mal olacağını ifade ediyor.



ABD istihbaratı: “İran, İslam Devrimi sonrası en zayıf döneminde”

İran ekonomisi ABD ambargosunun da etkisiyle güçlük çekerken, Washington yönetimi askeri operasyon tehditlerini sürdürüyor (AFP)
İran ekonomisi ABD ambargosunun da etkisiyle güçlük çekerken, Washington yönetimi askeri operasyon tehditlerini sürdürüyor (AFP)
TT

ABD istihbaratı: “İran, İslam Devrimi sonrası en zayıf döneminde”

İran ekonomisi ABD ambargosunun da etkisiyle güçlük çekerken, Washington yönetimi askeri operasyon tehditlerini sürdürüyor (AFP)
İran ekonomisi ABD ambargosunun da etkisiyle güçlük çekerken, Washington yönetimi askeri operasyon tehditlerini sürdürüyor (AFP)

Amerikan istihbaratı, son protestolarla birlikte Tahran yönetiminin gittikçe zayıfladığını öne sürüyor.

New York Times'ın (NYT) aktardığına göre ABD istihbaratı, İran yönetiminin 1979 İslam Devrimi sonrasındaki en zayıf döneminde olduğunu savunuyor. 

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla gazeteye konuşan yetkililer, Tahran yönetiminin zayıfladığına dair istihbarat raporlarının ABD Başkanı Donald Trump'a sunulduğunu söylüyor. 

Raporlarda, protestolarla sarsılan ülkenin ekonomisinin "tarihindeki en zayıf dönemden" geçtiği belirtiliyor. 

Trump, İran riyalinin döviz karşısında çakılmasıyla 28 Aralık'ta patlak veren eylemlerde, göstericilerin vurulması veya idam edilmesi halinde askeri müdahale tehdidinde bulunmuş, daha sonra operasyonu askıya almıştı.

Tahran yönetimiyse her türlü saldırıya "geniş kapsamlı" karşılık verileceği uyarısında bulunmuştu. 

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, "Trump'ın İran'daki gelişmeleri yakından takip ettiğini" belirtiyor. 

NYT'nin analizinde, İran'ın birçok bölgesine yayılan protestoların hız kaybettiği ancak Tahran yönetiminin içine düştüğü zor durumdan çıkmakta güçlük yaşadığı yorumu paylaşılıyor. 

Devletin protestoları bastırmak için sert önlemlere başvurmasının "geniş kitleleri yönetime karşı daha da mesafeli hale getirdiği" ifade ediliyor.

İran devleti eylemlerdeki can kaybına dair ilk açıklamayı 21 Ocak'ta yapmıştı. Güvenlik güçleri ve siviller dahil 3 bin 117 kişinin hayatını kaybettiği duyurulmuştu. 

Ancak ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), gösterilerde çıkan olaylarda 5 bin 848 kişinin hayatını kaybettiğini, 41 bin 283 kişinin gözaltına alındığını savunmuştu.

Amerikan Time dergisiyse İran Sağlık Bakanlığı'ndan üst düzey yetkililere dayandırdığı haberinde can kaybının 30 bini bulduğunu iddia etmişti. 

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Tahran'da dün valilerle yaptığı toplantıda, ülkede yaşanan ekonomik sıkıntılara dikkat çekerek, önceliğinin halkın temel ihtiyaçları olduğunu söylemişti. Pezeşkiyan, eylemlerin başından beri göstericilere diyalog çağrısı yapmış ancak uzun süre protestoların dindirilmesini sağlayamamıştı. 

Aynı toplantıda İran İçişleri Bakanı İskender Mumini de halkın sesinin her zaman duyulduğunu ve bu nedenle protestolara sağduyuyla yaklaşıldığını savunmuş, "Gösteriler doğal bir şekilde sürerken, düşmanlar tarafından şiddet eylemlerine dönüştürüldü" demişti.

Diğer yandan Trump askeri operasyon da dahil tüm seçenekleri açık tutarak Ortadoğu'ya askeri yığınağı artırıyor.

İsrail merkezli Haaretz gazetesi 25 Ocak'taki haberinde, son haftalarda Birleşik Krallık ve ABD'deki hava üslerinden Ürdün'e çok sayıda F-15'in bölgeye gönderildiğini aktarmıştı. 

Ayrıca Amerikan donanmasına ait uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve ona eşlik eden üç muhrip, geçen hafta başında Güney Çin Denizi'nden ayrılıp Basra Körfezi'ne doğru yola çıkmıştı.

Kimliğinin paylaşılmaması şartıyla Times of Israel'e (ToI) konuşan bir askeri yetkili, Lincoln saldırı grubunun 23 Ocak itibarıyla Hint Okyanusu'na ulaştığını söylemişti.

Independent Türkçe, New York Times, Iran International, Haaretz


Rus mahkemesi itiraf etti: “Karadeniz’deki amiral gemisini Ukrayna vurdu”

Moskva'da 16 adet Vulkan gemisavar füzesi ve bir adet S-300 hava savunma sistemi yer alıyordu (@Osinttechnical/X)
Moskva'da 16 adet Vulkan gemisavar füzesi ve bir adet S-300 hava savunma sistemi yer alıyordu (@Osinttechnical/X)
TT

Rus mahkemesi itiraf etti: “Karadeniz’deki amiral gemisini Ukrayna vurdu”

Moskva'da 16 adet Vulkan gemisavar füzesi ve bir adet S-300 hava savunma sistemi yer alıyordu (@Osinttechnical/X)
Moskva'da 16 adet Vulkan gemisavar füzesi ve bir adet S-300 hava savunma sistemi yer alıyordu (@Osinttechnical/X)

Rusya, Karadeniz'deki sancak gemisinin Ukrayna tarafından batırıldığını ilk kez itiraf etti.

Bağımsız Rus medya kuruluşu Mediazona'ya göre Moskova'daki bir askeri mahkeme, Ukrayna Donanması'nın 406. Topçu Tugayı'nın komutanı Albay Andrey Şubin hakkında, Rusya'ya ait Moskva kruvazörünü batırdığı ve Amiral Essen adlı fırkateyne saldırıda rol oynadığı iddiasıyla gıyaben müebbet hapis cezası verdi.

Mahkemenin 22 Ocak'ta yaptığı açıklamada, Rusya'nın Karadeniz Filosu'ndaki amiral gemisi Moskva'nın füze saldırısıyla batırıldığı bildirildi. 

Açıklamada, saldırı sonucu gemideki 20 mürettebatın hayatını kaybettiği, 24 kişinin yaralandığı ve 8 kişinin de kaybolduğu ifade edildi. Kruvazörün, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı düzenlediği operasyonun bir parçası olmadığı da savunuldu. 

Mediazona ve CNN, askeri mahkemenin verdiği bilgilerin Kremlin'in resmi açıklamasıyla çeliştiğine dikkat çekerek metnin kısa süre içinde resmi siteden kaldırıldığını yazıyor. 

CNN'in irtibata geçtiği askeri mahkemenin sözcüsü İrina Zirnova, durumla ilgili yorum yapmayı reddetti. Rus ordusu da Amerikan medya kuruluşunun yorum taleplerine yanıt vermedi. 

Ukraynalı yetkililer, Karadeniz'deki Rus kruvazörü Moskva'yı 13 Nisan 2022'de Neptün füzeleriyle vurduklarını ve gemide yangın çıktığını iddia etmişti.

Kremlin ise aynı gün gemide yangın çıktığını doğrulamış fakat kruvazörün yüzer durumda olduğunu iddia etmişti.

Rusya Savunma Bakanlığı, ertesi gün yapılan açıklamada alevlerin güvertedeki mühimmatları patlattığını, mürettebatın gemiyi terk etmek zorunda kaldığını ve kruvazörün fırtınalı deniz koşulları nedeniyle kıyıya çekilirken battığını öne sürmüştü.

Öte yandan Moskva, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in 24 Şubat 2022'de başlattığı savaşın ilk gününde, Rus ordusunun Yılan Adası'ndaki Ukraynalı askerlere düzenlediği saldırıda da yer almıştı.

Saldırıda Ukraynalı askerlerden biri Rusların teslim olma çağrısına "Rus savaş gemisi, s***ir git!" diyerek karşı çıkmış, daha sonra kruvazör adayı bombalamış ve Ukraynalı askerler esir alınmıştı. İki taraf arasındaki esir değişimiyle serbest bırakılan ve telsizdeki konuşmayı yapan Roman Hribov adlı askereyse madalya verilmişti.

CNN'in analizinde, Kremlin yönetiminin "özel askeri operasyon" diye adlandırdığı Ukrayna işgaliyle ilgili Rusya'da yapılan haber ve kamuoyu açıklamalarına sansür uyguladığına dikkat çekiliyor. 

ABD merkezli sivil toplum kuruluşu Gazetecileri Koruma Komitesi'nin 21 Ocak'taki raporunda, Rusya'da savaşın başından bu yana en az 27 gazetecinin Ukrayna'daki çatışmalarla ilgili yaptığı haberler nedeniyle hapis cezası aldığı bildirilmişti. Bu kişilerden dördünün serbest bırakıldığı, ikisinin sınır dışı edildiği birininse yaşamını yitirdiği aktarılmıştı. 

Independent Türkçe, CNN, Mediazona


İtalyan köyü turistleri bariyerlerle durduracak

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

İtalyan köyü turistleri bariyerlerle durduracak

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

İtalya'nın Alpler'deki köyü, yamaçlarını dolduran özçekim yapan turist akınını engellemek için bariyerler kuruyor.

Güney Tirol'de Avusturya sınırına yakın bir kasaba olan Funes, yemyeşil çayırları ve dağ zirvesi manzaraları sosyal medyada viral hale geldiğinden beri binlerce yabancı turisti kendine çekiyor.

Bir zamanlar doğa yürüyüşçülerinin uğrak noktası olan bu İtalyan köyü artık Santa Maddalena kilisesinin önünde gün batımı fotoğrafı çekmeye gelen günübirlik ziyaretçileri ağırlıyor.

15. yüzyıldan kalma kilise, Odles sıradağlarının önündeki dar bir yolda.

Sadece 2 bin 500 kişinin yaşadığı kasabanın sakinleri, ziyaretçi sayısındaki ani artışın ardından trafik sıkışıklığı, izinsiz giriş ve çöp atma vakaları yaşandığını bildiriyor.

Şimdiyse yeni bariyerler, mayıstan kasıma kadar olan yaz sezonunda yola yalnızca sakinlerin erişmesini sağlayacak.

Günübirlikçiler bunun yerine başka bir yere park etmek ve dağ manzarasına ulaşmak için patikadan 15 dakika yukarı yürümek zorunda kalacak.

Belediye meclisinin sosyal refah şefi Roswitha Moret Niederwolfsgruber şunları söyledi:

Ne pahasına olursa olsun o fotoğrafı istiyorlar.

Hiç saygıları yok, insanların bahçelerine giriyorlar ve arabalarını istedikleri yere bırakıyorlar... Artık bunu yaşamıyoruz.

Yeni bariyerler, Santa Maddalena manzara noktasına ziyaretçi akışını daha etkin bir şekilde kontrol etmek için üç yıl önceki denemeye kıyasla yolun daha yukarısına yerleştirilecek.

Funes'in özellikle Çin'deki sosyal medya kanallarındaki popülaritesinin, 2005'te Çinli bir operatörün sim kartlarına kilisenin görüntüsünü basmasından kaynaklandığına inanılıyor.

Bazı sosyal medya fenomenleri, Funes'in yamaçlarının cep telefonlarındaki dağ emojisine ilham verdiğini iddia ediyor.

Belediye meclisi ayrıca park ücretlerini 4 euro'dan bilinmeyen bir miktara çıkaracak.

Funes, viral olduktan sonra turistlere karşı harekete geçen ilk Alp köyü değil.

2023'te Avusturya'nın Hallstatt kasabası, bölgenin göl kenarındaki manzarasını engelleyen ahşap çitler inşa ederek aşırı turizme karşı mücadelesini artırmıştı.

Salzkammergut Dağları'nın eteklerindeki kasabaya yerleştirilen iki çit, Hallstatt'ın ünlü özçekim fonunun manzarasını kısmen engellemişti.

Unesco Dünya Mirası listesinde yer alan Hallstatt, çarpıcı manzarasının Disney'in popüler filmi Karlar Ülkesi'ndeki (Frozen) Arendelle Krallığı'na ilham verdiği söylentisi yayıldığından beri yılda bir milyondan fazla turisti ağırlıyor.

Independent Türkçe