Libya'da ulusal uzlaşma kartı manipüle mi ediliyor?

29 milyon silahın yasal çerçevelerin dışında yayılması ve milislerin siyasi süreç zincirlerini kontrol etmesi, krizlerde bir tür kalıcılık yarattı.

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi (AFP)
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi (AFP)
TT

Libya'da ulusal uzlaşma kartı manipüle mi ediliyor?

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi (AFP)
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi (AFP)

Kerime Naci
Libya'daki ulusal uzlaşma projesi yeniden gündeme geldi. Libya'nın bilge isimleri ve ileri gelenleri, Başkanlık Konseyi tarafından 25 Haziran’da başlatılan projeye katılmaya hazır olduklarını teyit ettiler.
Konseyin açıklamasına göre bu teyit Libyalı bilge isimler ve önde gelen kişilerin Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ile geçtiğimiz Cumartesi günü başkent Trablus'ta yaptığı bir toplantı sırasında yapıldı.
Libya'nın doğu (Berka), batı (Tripolitanya)  ve güney (Fizan) bölgeleri ve kentleri ile çeşitli sosyal bileşenlerinin yer aldığı toplantıda, Ortak Askeri Komite'nin (5+5) çabalarını destekleme ihtiyacına ve yaklaşan seçim faydalarına ek olarak Başkanlık Konseyi'nin geçtiğimiz Perşembe günü stratejik vizyonunu ortaya koyduğu ulusal uzlaşı projesi ele alındı.
Başkanlık Konseyi, geçtiğimiz Perşembe günü, ‘Libyalılar arasındaki anlaşmazlığı çözmeyi ve geçiş döneminin sonunu hızlandırmayı hedeflediğini’ vurgulayarak, başkent Trablus'ta ‘ulusal uzlaşı projesinin stratejik vizyonunu’ başlatmıştı.
Öte yandan Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Akila Salih, ülkesinin geçmiş çatışmaları tarihe gömerek gerçek bir ulusal uzlaşmaya ulaşmayı hedeflediğini söyledi.
Aynı bağlamda, Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, herkesi uzlaşma etrafında toplanmaya çağırdı. Ebu Gayt, Birliğin siyasi gidişata yansıyacak ve sonuçları herkes tarafından kabul edilebilir seçimlere yol açacak olan süreci tamamlamak için her Libya çabasına destek verdiğini vurguladı.
Bazı gözlemciler, özellikle de Başkanlık Konseyi, 2021 yılının Eylül ayında ‘ulusal uzlaşı projesinin’ başladığını resmen duyurduğundan beri ulusal uzlaşma projesini pratik çerçevelerden geçmeden sözlü çerçevelerle sınırlı tutmanın nedenlerini merak ederken, diğerleri ‘ulusal uzlaşının, Başkanlık Konseyi'nin iktidarda kalması için sadece bir bahane’ olduğunu iddia ediyor.

En önemli zorluklar
Ulusal uzlaşı projesinin teorik bir çerçeveden pratik bir çerçeveye geçmesini engelleyen ikilemler ve zorluklar konusuna gelince Libya Şeyhleri ​​ve Ayanları Yüksek Konseyi Ofisinin Başkanı Muhammed el-Misbahi, uzlaşı projesini ‘bazı siyasi partilerin ulusal uzlaşmayı etkileyen faktörlere dikkat etmeden sadece seçkin hedeflerini geçmek için kullandıkları bir köprü olarak’ niteledi.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Misbahi yaptığı açıklamada, “Daha önce Başkanlık Konseyi tarafından Eylül 2021'de başlatılan ulusal uzlaşı girişiminin başarısını engelleyen, başta güvenlik ve siyasi faktör olmak üzere birçok ikilem var” ifadelerini kullandı.
Her kutup bu ulusal projeyi, ulusal değil de kişisel çıkarlarına dayalı olarak gördüğünden, Libya'nın birleşik bir ulusal uzlaşma kavramının formülasyonuna henüz ulaşmadığını vurguladı.
Ulusal uzlaşı kavramının ülkenin siyasi, güvenlik ve toplumsal gerçekliğine aşinalık gerektirdiğine, ardından Libya'nın ulusal seçimlere geçişi noktasında köprü görevi görecek bu girişimin başarısını garanti altına alacak mekanizmaların izlenmesi aşamasına geçildiğine dikkati çeken Misbahi, “Ancak ülkede yaşananlar bunun tam tersi. Ulusal uzlaşma projesi atlanarak seçimlere hazırlanılıyor bu da her defasında demokratik geçişin başarısız olmasına neden oluyor” şeklinde konuştu.
Misbahi, ulusal uzlaşıyı tesis etmenin kendisine verilen en önemli görev olduğunu göz önünde bulundurarak, Başkanlık Konseyi'ni hesap verebilirlik ve cezalandırma ve tazminata çarptırma dahil olmak üzere, bu projenin başarısını sağlamak için belirli mekanizmaların izlenmesi yoluyla bu konudaki rolünü oynamaya çağırdı.
Güvenlik ve siyasi meydan okumayla ilgili olarak, Misbahi, 29 milyon silahın yasal çerçeveler dışında yayılmasının ve milislerin siyasi sürecin ipleri üzerindeki kontrolünün altını çizdi. Misbahi ayrıca “Krizlerde bir tür kalıcılık yarattılar ve başta cezasızlık olmak üzere kendi politikalarıyla çeliştiği için ulusal uzlaşma yolunu bölen siyasi oluşumların ve güvenlik kutuplarının ortaya çıkmasına neden oldular” dedi.
Libya Şeyhleri ve Ayanları Yüksek Konseyi Ofisinin Başkanı, dış müdahale faktörünü ve ulusal uzlaşmayı bozmadaki rolünü ihmal etmedi. Ülkede yabancı yayılmacı gündemler taşıyan yabancı askeri üslerin varlığının, yürütme erkinin birleşmesini engellediğini vurguladı. Misbahi, “Libya karar alma odalarının, ülkedeki askeri ve siyasi kurumu birleştirmeye yönelik her girişimi yıkan bir kürek gibi olan ve ülkeyi silahlı kutuplara bölen dış iradeye tabi olduğu birçok kez ortaya çıktı” ifadelerini kullandı.

Hayatta kalmayı meşrulaştırmak
Uluslararası Hukukçu Prof. Dr. Sami el-Atraş, ulusal uzlaşı projesinde Başkanlık Konseyi’nin rolü hakkında yorumda bulunarak, “Genel Ulusal Kongre döneminde çıkarılan ve o dönemde yasama otoritesini temsil eden bir yasa var. Uzlaşma ve geçiş dönemi adaleti sürecini düzenleyen bir yasadır. Ancak ulusal uzlaşı projesi kriterlerine uygun şekilde uygulanmadı. Ardından Ulusal Birlik Hükümeti, 2013 yılında çıkarılan Ulusal Uzlaşma Yasasını ihlal eden bir karar yayınladı ve bu projenin yasal çerçevesini kapalı raflarda kilitli tutmak için uzlaşma sorunuyla ilgilenen yeni bir kurum oluşturdu” ifadelerini kullandı.
Atraş, “Başkanlık Konseyi, 2020 Cenevre Anlaşmasının ulusal uzlaşma görevini atadığı tek siyasi organdır. Ancak askeri kurumu birleştirme ve dış dünya ile güçlü uluslararası ilişkiler kurma konusundaki başarısızlığına benzer şekilde bunda da başarısız oldu” şeklinde konuştu.
Başkanlık Konseyi'nin siyasi yolculuğunun sonunda ulusal uzlaşı projesini başlatmaktan bahsetmeye dönüşünün, anayasal bir temeli olmadığı için güvenilemez olduğunu söyleyen Atraş “Sadece iktidarda kalmayı meşrulaştırmak ve genişletmek isteyen kâğıt üzerinde mürekkep kalacaktır” dedi.
Ulusal uzlaşı projesinin Libya krizini çözmek için güvenilecek ana yapı taşı olduğunu vurguladı. Bu nedenle de Ruanda gibi diğer halkların geçtiği uluslararası uzlaşı standartlarına uygun olarak gerçekleşmesi gereken geçiş dönemi adaleti gidişatı başta olmak üzere birkaç yol gerektiriyor.
Atraş, Başkanlık Konseyi'nin yaptıklarını (ulusal uzlaşı projesinin başlatılmasını) ‘siyasi arenanın duvarlarında herhangi bir fiili faaliyet görmediğimiz sayfalarını aklamaya yönelik bir girişim’ olarak nitelendirdi. Başkanlık Konseyi’nin, ‘uzatma için bir gerekçe elde etmek için ulusal uzlaşı kartını kullanmak istediğini’ vurguladı.
Uluslararası Hukuk Profesörü Sami el-Atraş, son olarak ülkenin şu anda ulusal uzlaşı projesinin başarısı için verimli bir zemin teşkil eden yasal ve anayasal unsurlara sahip olmadığına dikkat çekti.



Sudan’da dengeleri değiştirecek Pakistan hamlesi: 1,5 milyar dolarlık anlaşmada sona gelindi

Pakistan yapımı JF-17 Thunder savaş uçağı, Pakistan’daki bir etkinlik sırasında düzenlenen gösteride (Reuters)
Pakistan yapımı JF-17 Thunder savaş uçağı, Pakistan’daki bir etkinlik sırasında düzenlenen gösteride (Reuters)
TT

Sudan’da dengeleri değiştirecek Pakistan hamlesi: 1,5 milyar dolarlık anlaşmada sona gelindi

Pakistan yapımı JF-17 Thunder savaş uçağı, Pakistan’daki bir etkinlik sırasında düzenlenen gösteride (Reuters)
Pakistan yapımı JF-17 Thunder savaş uçağı, Pakistan’daki bir etkinlik sırasında düzenlenen gösteride (Reuters)

Askerî kaynaklar, Pakistan’ın Sudan ile yaklaşık 1,5 milyar dolar değerinde bir silah anlaşmasını sonuçlandırmanın son aşamasına geldiğini açıkladı.  Sudan’daki kriz, askerî ve diplomatik cephelerde hızlanan gelişmelerle yeni bir aşamaya girerken, özellikle Darfur ve Kordofan bölgelerinde savaşın yıkıcı biçimde sürmesi, uluslararası toplumun insani felaketin derinleştiğine yönelik uyarılarını artırdı. Çatışmaların bölgesel boyut kazanabileceğine dair endişeler de giderek güçleniyor.

Anlaşmanın, Sudan ordusuna hafif saldırı uçakları, keşif ve taarruz amaçlı insansız hava araçları ile gelişmiş hava savunma sistemlerinin tedarikini kapsadığı belirtildi. Eski bir üst düzey hava kuvvetleri yetkilisi ile Reuters’a konuşan kaynaklara göre pakette yaklaşık 10 adet “Karakoram-8” tipi uçak, 200’den fazla insansız hava aracı ve “Super Mushshak” eğitim uçakları yer alıyor. Çin ile ortak geliştirilen “JF-17” savaş uçaklarının da anlaşmaya dahil edilmesi ihtimali bulunuyor; ancak teslimat takvimi ve kesin sayılar konusunda bilgi verilmedi.

vfedv
Orgeneral Abdulfettah el-Burhan (AFP)

Pakistan Hava Kuvvetleri’nde daha önce üst düzey görevlerde bulunan emekli Mareşal Amir Masood, söz konusu anlaşmanın “fiilen tamamlandığını” belirterek, bu satışın, Sudan ordusunun, Hızlı Destek Kuvvetleri’nin insansız hava araçlarını yoğun biçimde kullanmaya başlamasıyla kaybettiği hava üstünlüğünü yeniden kazanmasına katkı sağlayabileceğini söyledi. Buna karşın, Pakistan ve Sudan hükümetlerinden şu ana kadar resmi bir açıklama yapılmadı.

Pakistan’ın savunma sanayii hamlesi

Pakistan’ın savunma alanındaki hedefleri, son yıllarda büyüme kaydeden askerî sanayisini güçlendirmeye odaklanıyor. Yetkililere göre bu sektör, özellikle geçen yıl Hindistan’la yaşanan gerilimde Pakistan uçaklarının kullanılması sonrasında artan ilgi ve yatırımlarla daha da öne çıktı. İslamabad, geçen ay Doğu Libya’daki Libya Ulusal Ordusu ile değeri 4 milyar doları aşan büyük bir silah satış anlaşması imzaladı. Anlaşma, “JF-17” savaş uçakları ile eğitim uçaklarını kapsıyor.

Pakistan ayrıca, Dakka ile ilişkilerin iyileşmesiyle birlikte Bangladeş ile de “Super Mushshak” eğitim uçakları ve “JF-17” savaş uçaklarını içerebilecek bir savunma anlaşması konusunda görüşmeler yürütüyor. Hükümet, büyüyen savunma sanayiinin uzun vadeli ekonomik istikrar için önemli bir itici güç olabileceğini değerlendiriyor.

Sahada çatışmalar sürüyor

Sahada ise Sudan ordusu, Darfur ve Kordofan eyaletlerinde, ayrıca Güney Libya’dan gelen ikmal hatlarını hedef alan yoğun hava ve kara saldırıları düzenlediğini açıkladı. Ordu Sözcülüğü’nden yapılan açıklamada, operasyonlarda “Hızlı Destek Kuvvetleri”ne ait 240’tan fazla savaş aracının imha edildiği, yüzlerce unsurun öldürüldüğü, ayrıca Nyala Havalimanı’ndaki insansız hava araçları, askerî depolar ve operasyon merkezlerinin hedef alındığı bildirildi. Nyala, Güney Darfur’da Hızlı Destek Kuvvetleri’nin önemli merkezlerinden biri olarak biliniyor.

Buna karşılık Hızlı Destek Kuvvetleri, Nyala üzerinde uçan bir insansız hava aracını düşürdüklerini duyurdu. Grup, Sudan ordusunu sivilleri ve altyapıyı, özellikle de sağlık tesislerini hedef alan hava saldırıları düzenlemekle suçladı ve hava savunma unsurlarının olası yeni saldırılara karşı hazır olduğunu vurguladı.

Bu gelişmeler, Hızlı Destek Kuvvetleri’nin daha önce Sudan-Libya-Mısır sınırındaki üçgen bölgenin kontrolünü ele geçirmesinin ardından, Kahire’nin olası güvenlik sonuçlarına dair artan kaygılarıyla birlikte yaşanıyor. Sudan’da iki buçuk yılı aşkın süredir devam eden savaş, dünyadaki en ağır insani krizlerden birine yol açarken, ülkenin stratejik konumu, Kızıldeniz kıyıları ve önemli altın üretimi nedeniyle dış aktörlerin de çatışmaya dahil olmasına neden oluyor.

İngiltere-Almanya girişimi

Siyasi cephede ise İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, İngiltere’nin Almanya ile birlikte Nisan ayında Berlin’de Sudan konulu bir uluslararası konferans düzenleyeceğini açıkladı. Konferansın, savaşın üçüncü yıl dönümüne denk geleceğini belirten Cooper, ülkesinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi başkanlığını, Sudan dosyasının uluslararası gündemdeki önceliğini korumak için kullanacağını ifade etti.

sdfvgt
İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper (AP)

Cooper, Şarku’l Avsat’ta yayımlanan makalesinde, Londra’nın Sudan’da işlenen ihlalleri gündemde tutmayı ve 2026’da barışa yönelik yeni bir ivme oluşturmak için uluslararası desteği seferber etmeyi sürdüreceğini kaydetti. ABD’nin, ABD-Suudi Arabistan-Mısır-BAE’den oluşan dörtlü mekanizma aracılığıyla ateşkes sağlanmasına yönelik girişimlerine de değinen Cooper, Washington’da Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Başkan Donald Trump’ın üst düzey danışmanlarıyla görüşmeler yaptığını aktardı. Cooper, Sudan’daki savaşın artık yerel bir kriz olmaktan çıktığını, bölgesel ve küresel bir nitelik kazandığını ve uluslararası toplumun etkili ittifaklar kurma kapasitesi açısından ciddi bir sınav teşkil ettiğini vurguladı.


Halep’te SDG’yi şoke eden hamle: Saf değiştirdiler

Halep kentindeki Eşrefiye Mahallesi’nde ordu unsurları ile SDG arasında yaşanan çatışmalar sonucu zarar gören konutlar (AP)
Halep kentindeki Eşrefiye Mahallesi’nde ordu unsurları ile SDG arasında yaşanan çatışmalar sonucu zarar gören konutlar (AP)
TT

Halep’te SDG’yi şoke eden hamle: Saf değiştirdiler

Halep kentindeki Eşrefiye Mahallesi’nde ordu unsurları ile SDG arasında yaşanan çatışmalar sonucu zarar gören konutlar (AP)
Halep kentindeki Eşrefiye Mahallesi’nde ordu unsurları ile SDG arasında yaşanan çatışmalar sonucu zarar gören konutlar (AP)

Suriye Arap Haber Ajansı SANA’nın bir güvenlik kaynağına dayandırdığı habere göre bugün (Cuma) Halep’in kuzeyinde Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) bağlı 100 unsurun saf değiştirdiğini, iç güvenlik güçlerinin söz konusu kişileri koruma altına aldı.

Olay, İçişleri Bakanlığı’nın, SDG’ye bağlı silahlı grupların çekilmesinin ardından devlete devredilen mahallelerde güvenliğin yeniden sağlanması planı çerçevesinde Eşrefiye Mahallesi’nde iç güvenlik güçlerinin görevlendirildiğini duyurmasından saatler sonra gerçekleşti.

SANA’nın bir askeri kaynağa dayandırdığı habere göre SDG, Cuma günü İran yapımı insansız hava araçlarıyla Halep’in kuzeyindeki sivil ve güvenlik noktalarını hedef alarak saldırılarda çok sayıda kişi yaralandı.

Ajans, kaynaklarına dayanarak, PKK mensuplarının hükümet güçlerine karşı çatışmalara katılmayı reddeden dört Kürt’ü öldürdüğünü aktardı. Aynı kaynak, PKK’nın SDG unsurlarının da yardımıyla Halep’teki Şeyh Maksud Mahallesi’nden ayrılan sivillere ait evleri ateşe verdiğini ileri sürdü.

dfvg
Halep kentindeki Şeyh Maksud Mahallesi’nden sivillerin insani bir koridor üzerinden tahliyesi (SANA)

Suriye basınında yer alan haberlerde, Şeyh Maksud Mahallesi’nde SDG’ye ait büyük bir mühimmat deposunun imha edildiği bildirildi. Suriye Savunma Bakanlığı ise SDG’nin Halep’te bir hastanenin hedef alındığı yönündeki iddiasının doğru olmadığını, vurulan hedefin bir mühimmat deposu olduğunu açıkladı.

Günün erken saatlerinde Suriye ordusu, ateşkes ilanından kısa süre sonra, Halep’teki Kürt mahallesinde bazı bölgelerin bombardıman öncesinde boşaltılması çağrısında bulunarak, SDG’yi bu alanları askerî amaçlarla kullanmakla suçladı. SANA, ordunun hedef alınması planlanan noktaları gösteren haritalar yayımladığını, sivillerden bu bölgeleri “derhal terk etmelerini” istediğini ve SDG’nin buraları “Halep kentinin mahallelerini ve sakinlerini hedef almak için askerî mevzi olarak kullandığını” ileri sürdüğünü aktardı.

Şarku’l Avsat’ın SANA’dan aktardığı habere göre askeri bir kaynak yaptığı açıklamada, orduya ait insansız hava araçlarının, SDG’nin Şeyh Maksud Mahallesi’nde yolları kapattığını, halkı korkutarak mahalleden çıkmalarını engellediğini ve sivilleri, ordu ve güvenlik güçlerine yönelik saldırılar sırasında “canlı kalkan” olarak kullanmayı amaçladığını belirtti.

Suriye televizyonu, ordunun harekât birimine dayandırdığı haberinde, Şeyh Maksud Mahallesi’nin “kapalı askerî bölge” ilan edildiğini ve saat 18.30’dan itibaren “ikinci bir duyuruya kadar” tam sokağa çıkma yasağı uygulandığını bildirdi. Harekât birimi, mahalledeki sivillere pencerelerden uzak durmaları, alt katlara inmeleri ve SDG mevzilerine yaklaşmamaları yönünde uyarıda bulundu.

Öte yandan SDG, Şeyh Maksud Mahallesi’nin “Suriye hükümetine bağlı gruplar tarafından yoğun ve şiddetli bombardımana maruz kaldığını”, hükümet güçlerinin tanklarla ilerlemeye çalıştığını ve buna karşı “şiddetli ve sürekli bir direniş” gösterdiklerini savundu.

Ordu daha önce, sivillerin Şeyh Maksud’dan çıkışı için yerel saatle 16.00–18.00 (13.00–15.00 GMT) arasında bir geçiş noktası açıldığını, SDG savaşçıları ise “silah bırakma” çağrısı yapıldığını duyurmuştu. AFP muhabiri, Şeyh Maksud yakınlarında bazı sivillerin mahalleden ayrıldığını gözlemledi.

SDG güçleri, günün erken saatlerinde, Halep’teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden çekilmeyi reddettiklerini açıklamıştı. Yetkililer, ateşkes kapsamında bu bölgelerin saatler içinde tahliye edileceğini duyurmuştu.

Suriye Savunma Bakanlığı, Cuma günü şafak vakti yaptığı açıklamada, ateşkesin gece yarısından sonra saat 03.00’te yürürlüğe girdiğini, silahlı grupların bu saatten itibaren en geç 09.00’a kadar bölgeyi terk etmeleri gerektiğini bildirdi. Açıklamada, militanların yalnızca hafif bireysel silahlarını taşıyabilecekleri, Suriye ordusunun ise “güvenli şekilde refakat ve kuzeydoğu bölgelerine ulaşana kadar tam güvenlik sağlama” taahhüdünde bulunduğu belirtildi.

Salı günü, Halep’teki Kürt ağırlıklı Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde hükümet güçleri ile Kürt güçler arasında çıkan şiddetli çatışmalarda 21 kişi hayatını kaybetmiş, taraflar olayların sorumluluğu konusunda birbirini suçlamıştı. Gelişmeler, Mart ayında imzalanan ve Kürt özerk yönetimine bağlı kurumların Suriye devleti çatısı altında birleştirilmesini öngören anlaşmaya rağmen, Şam ile SDG arasındaki müzakerelerin tıkanması ortamında yaşanıyor.


SDG Halep'ten ayrılmayı reddediyor

Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçleri, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile çatışmaların ardından kontrolünü ele geçirdikleri Eşrefiye mahallesinde devriye geziyor... Halep, 9 Ocak 2026 (Reuters)
Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçleri, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile çatışmaların ardından kontrolünü ele geçirdikleri Eşrefiye mahallesinde devriye geziyor... Halep, 9 Ocak 2026 (Reuters)
TT

SDG Halep'ten ayrılmayı reddediyor

Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçleri, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile çatışmaların ardından kontrolünü ele geçirdikleri Eşrefiye mahallesinde devriye geziyor... Halep, 9 Ocak 2026 (Reuters)
Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçleri, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile çatışmaların ardından kontrolünü ele geçirdikleri Eşrefiye mahallesinde devriye geziyor... Halep, 9 Ocak 2026 (Reuters)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) bugün yaptıkları açıklamada, yetkililerin ateşkes kapsamında saatler içinde tahliye edileceklerini duyurmasına rağmen Halep’teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden çekilmeyi reddettiklerini bildirdi. Söz konusu ateşkes, günler süren kanlı çatışmaların ardından sağlanmıştı.

Şeyh Maksud ve Eşrefiye Halk Meclisi tarafından yayımlanan açıklamada, “Şam hükümeti güçlerinin halkımıza ve güvenlik güçlerimize yaptığı çağrı bir teslimiyet çağrısıdır. Ancak bu mahallelerdeki halkımız, yaşadığı yerlerde kalma ve onları savunma konusunda kararlıdır” denildi. Açıklamada ayrıca, “Mahallelerimizde kalma ve onları savunma yönünde kararımızı aldık” ifadesine yer verildi.

ı8
Suriye'nin kuzeyindeki Halep şehrinde, Şeyh Maksud mahallesine girmek ve SDG milislerini iki bölgeden tahliye etmek için sıraya giren otobüsler, 9 Ocak 2026... (AFP)

Halep’teki yerel yetkililer bugün erken saatlerde yaptıkları açıklamada, kentte kuşatma altında bulunan SDG  milislerinin saatler içinde Suriye’nin kuzeydoğusundaki bölgelere nakledileceğini duyurmuştu.

Halep Valiliği Basın Müdürlüğü tarafından yayımlanan açıklamada, ‘Savunma Bakanlığı’nın günler süren kanlı çatışmaların ardından ateşkes ilan etmesinin akabinde, önümüzdeki saatlerde SDG unsurlarının hafif bireysel silahlarıyla birlikte Fırat’ın doğusuna nakledileceği’ belirtildi. Açıklamada, Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde Kürt güçleri ile hükümet güçleri arasında yaşanan çatışmaların binlerce sivili yerinden ettiği kaydedildi.

Suriye Savunma Bakanlığı ise bugün şafak vakti yayımladığı açıklamada, ateşkesin gece yarısından sonra saat 03.00’te yürürlüğe girdiğini bildirdi. Açıklamada, mahallelerdeki silahlı gruplardan ateşkesin başlamasından itibaren cuma sabahı saat 09.00’a kadar bölgeyi terk etmeleri istendi. Bakanlık, silahlı unsurların yalnızca hafif bireysel silahlarını yanlarına alarak ayrılabileceklerini belirterek, Suriye ordusunun ‘kendilerine eşlik etmeyi ve ülkenin kuzeydoğusundaki bölgelere güvenli şekilde ulaşmalarını sağlamayı taahhüt ettiğini’ duyurdu.

dfrgthy
Suriye iç güvenlik güçleri, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile şiddetli çatışmaların ardından 8 Ocak 2026 günü geç saatlerde Halep'in Eşrefiye mahallesine girerken sokakları güven altına alıyor. (AFP)

Yetkililer, söz konusu adımın ‘bu mahallelerdeki askerî durumu sona erdirmeyi, hukukun ve resmî kurumların yeniden tesis edilmesini sağlamayı, ayrıca evlerinden zorla ayrılmak zorunda kalan sivillerin geri dönerek güven ve istikrar ortamında normal hayatlarına dönmelerine imkân tanımayı’ amaçladığını açıkladı.

Açıklamada, herkesin güvenliğinin sağlanması ve sahada herhangi bir sürtüşmenin önlenmesi için belirlenen süreye titizlikle uyulması çağrısında bulunulurken, silahlı grupların mahallelerden Suriye’nin kuzeydoğusuna çıkışının, iç güvenlik güçleri ile Suriye ordusundaki operasyonlar biriminin koordinasyonunda düzenleneceği bildirildi.

Öte yandan Suriye ordusuna bağlı birliklerin, açıklamadan saatler önce Halep’te SDG’nin kontrolünde bulunan mahallelerden biri olan Eşrefiye’nin büyük bölümünde kontrolü sağladığı belirtildi. Suriye İçişleri Bakanlığı Sözcüsü, Eşrefiye mahallesinin “güvenli hale geldiğini, diğer eksenlerde de ilerlemenin sürdüğünü” söyledi. Sözcü ayrıca, SDG güçlerinin evleri ve iş yerlerini mayınladığını belirterek, bakanlık birliklerinin Eşrefiye mahallesini mayınlardan arındırmak için çalışmalar yürüttüğünü ifade etti.