Cezayir, turizmi ve gaz dosyasını, İspanya ile "ilişkilerin dondurulmasının" dışında tutuyor

İspanya ile ticari işlem imzalama kararının ardından Cezayir limanında ticari konteynerler birikti (Reuters)
İspanya ile ticari işlem imzalama kararının ardından Cezayir limanında ticari konteynerler birikti (Reuters)
TT

Cezayir, turizmi ve gaz dosyasını, İspanya ile "ilişkilerin dondurulmasının" dışında tutuyor

İspanya ile ticari işlem imzalama kararının ardından Cezayir limanında ticari konteynerler birikti (Reuters)
İspanya ile ticari işlem imzalama kararının ardından Cezayir limanında ticari konteynerler birikti (Reuters)

Cezayir hükümeti, İspanya ile turizm alanındaki ticari ilişkilerini durdurmayı kategorik olarak reddetti.
 İspanya'nın Batı Sahra konusundaki tutumunu değiştirmesi Cezayir ile ilişkilerinde gerilime neden olmuştu. Cezayir 9 Haziran'da Madrid ile imzaladığı, “Dostluk, İşbirliği ve İyi Komşuluk Antlaşması’nı” askıya alma kararı aldı. Bunun üzerine iki ülke arasındaki tüm mal ve hizmet alışverişleri dondurulurdu.
Bouira valiliğinin 10 gün önce İspanya'ya turistik gezileri askıya alacağını açıklamasının ardından özel ve resmi turizm ve seyahat acenteleri, dün Turizm Bakanlığı'ndan, bunun "münferit bir hareket ve profesyonel bir hata" olduğunu bildiren bir bildiri aldı.
 Bakanlık bildirisinde alandaki aktivistlerin "İspanya ile bağlantılı turizm programlarını normal bir şekilde ve Turizm Bakanlığı ile işbirliği içinde uygulamaları" gerektiğini vurguladı.
 Bouira Valiliği, bölgedeki seyahat uzmanlarına hitaben "İspanya ile sizi birbirinize bağlayan iş ilişkilerinin derhal askıya alınması, iki ülke arasındaki dostluk anlaşmasının askıya alınması çerçevesinde geldi" açıklamasında bulunmuştu.
 Bu açıklama, pandeminin patlak vermesi nedeniyle tüm turistik yerleri kapattıktan yaklaşık üç yıl sonra işlerin yeniden açılmasını bekleyen turizmcilerde büyük endişe yaratmıştı. Turizm Bakanlığı'nın yeni bildirisi, bu endişeleri ortadan kaldırıyor.
 Turizm sektörünün aksine Cezayir'in İspanya ile ticaret alışverişini durdurma kararı hala geçerli. Konu, Bankalar ve Finansal Kurumlar Birliği tarafından verilen talimatlarla ilgilidir. Banka yöneticilerine İspanya ile ihracat ve ithalat ilişkilerini dondurma talimatı verildi. 
 Ancak hükümet, iki ülke arasında imzalanan uzun vadeli enerji sözleşmeleri nedeniyle gaz tedarikini bu kararın dışında tuttu. AB dış politika sorumlusu Josep Borrell ve Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Valdis Dombrovskis, İspanya ile ticaretin askıya alınmasının AB ticaret yasasının ihlali ve Cezayir ile AB arasında 2005'ten beri yürürlükte olan ortaklık anlaşmasının "ihlali" anlamına gelebileceğini söyledi.
İspanya Batı Sahra sorununda tutum değişikliğine gitti. 1975’ten bu yana benimsediği tarafsızlık politikasını 18 Mart’ta kökten değiştiren Madrid yönetimi, Fas’ın Batı Sahra’ya kendi egemenliği altında özerklik verme önerisini açıkça destekledi. Bu adım, Cezayir'i kızdırdı.
 Cezayir, tarihsel olarak Sahra bölgesinin işgalci gücü olarak kabul edilen Madrid'in, Rabat'ın yanında yer alma hakkının olmadığını savundu.
 Siyasi olarak iki ülke arasındaki kriz, her iki ülke yetkililerinin son günlerde medyaya yaptığı açıklamalara nazaran azalmadı.
İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, İspanya merkezli El Pais gazetesine verdiği röportajda, ülkesinin "hiçbir günah işlemediğini" söyledi.
 İspanyol Bakan, ülkesinin Güney Akdeniz komşusu ile gergin ilişkilerine ilişkin bir soruya şöyle yanıt verdi: “Her ülkenin egemen pozisyonlar alma hakkı vardır. İspanya, Cezayir ile ilişkisinin karşılıklı saygı, egemenlik ve içişlerine karışmama üzerine kurulu olmasını talep ediyor. İki halk arasında diplomasi, diyalog ve dostluk geri dönmeli.”
 İspanya dışişleri bakanı, iki ülke arasındaki "ticaret işlemlerini engelleyen tıkanıklıktan" da söz etti. İspanyol Bakan bu hususta şunları söyledi: “Ticaret politikası tamamen Avrupa Komisyonu'na bağlıdır ve AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Valdis Dombrovskis bu durumu değerlendirme sürecindedir."
Cezayir ile iş yapan İspanyol işadamlarına ve şirket sahiplerine "onları sıkı bir şekilde savunacağına" dair güvence veren Albares, ancak hükümetin onların yararına nasıl davranacağını açıklamadı.



El-Hanbeşi, Şarku’l Avsat'a şunları söyledi: Hadhramut zafer kazandı ve herkese kucak açıyor

Yemen Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi üyesi, Riyad'da "Şarku’l Avsat Podcast"ine konuştu
Yemen Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi üyesi, Riyad'da "Şarku’l Avsat Podcast"ine konuştu
TT

El-Hanbeşi, Şarku’l Avsat'a şunları söyledi: Hadhramut zafer kazandı ve herkese kucak açıyor

Yemen Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi üyesi, Riyad'da "Şarku’l Avsat Podcast"ine konuştu
Yemen Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi üyesi, Riyad'da "Şarku’l Avsat Podcast"ine konuştu

Yemen Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi üyesi ve Başkan Yardımcısı Salim el-Hanbaşi, Hadramaut'un "kendi adına zafer kazandığını" ve "herkese yer olduğunu" belirterek, sivil barışı etkileyebilecek kışkırtma ve çağrılara karşı uyardı ve vilayette sivil davranışın benimsenmesi ve istikrarın korunması çağrısında bulundu.

El-Hanbeşi, "Şarku’l Avsat Podcast"e verdiği röportajda, Hadramut'ta geçen yılın sonu ve ocak ayının başlarında yaşananların, iç çatışmalardan korunması amacıyla “kampların ele geçirilmesi” çerçevesinde gerçekleştiğini açıkladı. El-Hanbeşi, bugün önceliğin güvenliği sağlamak, kalkınmayı teşvik etmek ve yatırım için cazip bir ortam yaratmak olduğunu vurguladı.

El-Hanbeşi, Hadramut'taki istikrarın daha geniş bir kalkınma aşamasının kapısını açacağını vurgulayarak, enerji ve yatırım alanlarındaki fırsatların valiliğin ekonomik rolünü güçlendirebileceğini ve sakinlerinin yaşamlarını iyileştirebileceğini belirtti.

Liderlik Konseyi üyesi, yeni Yemen hükümetine üç tavsiyede bulundu: Partizanlıktan uzak durmak ve dar çıkarlara kapılmamak, devlet kurumlarındaki yolsuzlukla mücadele etmek ve özellikle gelir getiren bakanlıklarda Merkez Bankası'na kaynak toplama ve sağlama verimliliğini artırmak.


ABD’den Suriye'ye Çin menşeili iletişim sistemlerinden vazgeçmesi baskısı

Washington’daki ABD Dışişleri Bakanlığı (Reuters)
Washington’daki ABD Dışişleri Bakanlığı (Reuters)
TT

ABD’den Suriye'ye Çin menşeili iletişim sistemlerinden vazgeçmesi baskısı

Washington’daki ABD Dışişleri Bakanlığı (Reuters)
Washington’daki ABD Dışişleri Bakanlığı (Reuters)

Üç kaynak, ABD'nin Suriye'ye telekomünikasyon sektöründe Çin teknolojisine güvenmemesi konusunda uyarıda bulunduğunu, bunun ABD'nin çıkarlarına aykırı olduğunu ve ABD'nin ulusal güvenliğini tehdit ettiğini savunduğunu bildirdi.

Bu mesaj, salı günü San Francisco'da ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan bir heyet ile Suriye İletişim Bakanı Abdusselam Heykel arasında yapılan bir toplantıda iletildi. Toplantının yapılacağı bilinmiyordu. Washington, muhalefetin Çin ile stratejik ortaklığı olan eski Devlet Başkanı Beşşar Esed rejimini devirdiği 2024 yılından bu yana Şam ile yakın iş birliği yapıyor.

Suriye'li bir iş adamı, Suriye'nin telekomünikasyon kulelerini ve yerel internet servis sağlayıcılarının altyapısını desteklemek için Çin’in teknolojisini satın almayı düşündüğünü söyledi. Görüşmelere dair bilgi sahibi bir kaynak, ABD tarafının bakanlığın Çin telekomünikasyon ekipmanlarına ilişkin planları hakkında açıklama istediğini aktardı. Kaynak, Suriyeli yetkililerin altyapı geliştirme projelerinin zaman açısından hassas olduğunu ve Şam'ın tedarikçilerin çeşitliliğini artırmak istediğini söylediğini açıkladı.

cdfvg
Suriye devrimi bayrağını sallayan Suriyeliler (AFP)

San Francisco'da düzenlenen toplantıyla ilgili bilgi sahibi bir kaynak, Suriye'nin Amerikan şirketleriyle iş birliğine açık olduğunu, ancak konunun aciliyeti karşısında ihracat kontrolleri ile bunlara ‘aşırı uyumun’ bir engel teşkil etmeye devam ettiğini söyledi.

ABD'li bir diplomat ise Reuters'a yaptığı açıklamada, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın ‘Suriye'ye telekomünikasyon sektöründe ABD veya müttefiklerinin teknolojisini kullanması için açıkça çağrıda bulunduğunu’ söyledi. ABD'nin bu konuda Suriye'ye mali veya lojistik destek sözü verip vermediği bilinmiyor.

Öte yandan Reuters'ın sorularını yanıtlayan ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü şunları söyledi:

“Kritik altyapı ile ilgili tüm satın alımlarda, ülkelerin daha düşük fiyatlı ekipman ve hizmetler yerine ulusal güvenlik ve gizliliği öncelikli tutmalarını şiddetle tavsiye ediyoruz.”

Sözcü, Çin istihbarat ve güvenlik kurumlarının ‘Çin vatandaşlarını ve şirketlerini hassas verileri paylaşmaya zorlama veya müşterilerinin sistemlerine yetkisiz erişim izni verme konusunda yasal hakka sahip olduğunu’ ve Çinli şirketlerin müşterilerinin gizliliğini koruma vaatlerinin ‘Çin yasaları ve yerleşik uygulamalarla tamamen çeliştiğini’ de sözlerine ekledi. Buna karşın Çin, casusluk amacıyla teknoloji kullandığı iddialarını defalarca kez reddetti.

Suriye İletişim Bakanlığı tarafından Reuters'a yapılan açıklamada, ekipman ve altyapı ile ilgili tüm kararların ulusal teknik ve güvenlik standartlarına uygun olarak alındığı, veri koruma ve hizmet sürekliliğinin sağlandığı belirtildi. Bakanlık, ulusal çıkarlar doğrultusunda ortaklıkların ve teknoloji kaynaklarının çeşitlendirilmesine öncelik verdiğini vurguladı.


Gazze’deki İran destekli gruplar çöküşten korkuyor

Gazze’deki İran destekli gruplar çöküşten korkuyor
TT

Gazze’deki İran destekli gruplar çöküşten korkuyor

Gazze’deki İran destekli gruplar çöküşten korkuyor

Gazze’deki İran destekli grupların saha komutanları ve üyeleri, ABD'nin Tahran'a olası bir saldırı sinyalleriyle eşzamanlı olarak tırmanan mali krizle karşı karşıya kalırken ‘tam bir çöküşten’ korkuyorlar.

Neredeyse iki yıldır süren İsrail'in Gazze'de yürüttüğü uzun soluklu savaşı ve Lübnan, İran ve Suriye'nin bazı bölgelerini de kapsayan saldırıların kapsamı, para transferi yollarına baskı uyguladı ve bu grupların varlıklarını ve birikimlerini tüketti.

İslami Cihad Hareketi, Gazze’deki İran’la mali ve lojistik olarak bağlantılı en büyük grup. Daha az ölçüde de olsa, bu bağlantılar ‘Direniş Komiteleri’, ‘Mücahit Tugayları’ ve diğer askeri gruplar için de söz konusu.

Bu gruplardan kaynaklar ve Gazze'deki diğer aktivistler, zorlu mali koşulların herkesi etkilediği konusunda hemfikir.

Washington'ın İranlı kuruluşlara ve kişilere uyguladığı ekonomik yaptırımlar, krizin geleceğini tartışmaya devam eden grupları desteklemeyi zorlaştırdı.