Türkiye-Umman ilişkilerinin gelişiminin mimarı: Kasım bin Muhammed el-Salihi

Türkiye ve Umman arasındaki ilişkiler gelişmeye açık ve bu konuda büyükelçi Kasım bin Muhammed el-Salihi’nin çabaları da kolaylaştırıcı olarak öne çıkıyor

Fotoğraf: Twitter - @oman_ankara
Fotoğraf: Twitter - @oman_ankara
TT

Türkiye-Umman ilişkilerinin gelişiminin mimarı: Kasım bin Muhammed el-Salihi

Fotoğraf: Twitter - @oman_ankara
Fotoğraf: Twitter - @oman_ankara

Umman Müslümanlarının yüzde 70'ini İbâdîler oluşturmaktadır. Hâricî fırkalarının en mutedili ve günümüze ulaşan tek kolu olarak tanımlanan İbâdîlik, 1820'den önce ülkede sultan olmanın da şartlarından biri olarak kabul edilmiştir.
Silahlı mücadeleyi yöntem olarak kabul etmeyen İbâdîler, Hicrî 68 yılında vefat eden kurucuları Abdullah Bin İbad dolayısıyla bu adı almışlardır.
Günümüzde ülkeni yerli Müslümanları arasında yaygın olan İbâdîlik, temizliğe verdiği önemle öne çıkmaktadır.
İbadiler kendilerini Harici olarak değil hak ve tevhit olarak tanımlayarak, Sünni mezheplerin içerisinde yer aldıklarını ifade ediyorlar.
Türkiye Cumhuriyeti ile Umman Sultanlığı arasındaki ilişkiye tarih penceresinden bakıldığında, bu ilişkinin Umman Sultanlığı'nın modernleşme atılımının başlatıldığı 1970'li yıllarda güçlü bir şekilde başladığı görülecektir.
Türkiye, Umman'ın bağımsızlığını 1970 yılında tanıdı, ardından 1973 yılında iki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler güçlü bir şekilde tesis edildi.
Son yıllarda iki ülke arasındaki ilişkiler benzeri görülmemiş bir atılıma tanık oldu. Bu ilişkiler, iki ülke arasındaki onlarca yıllık dostluğa ve tarafların sahip oldukları özgün ve önemli jeostratejik konumlarının da biçimlendirdiği karşılıklı yarar ile ortak çıkarlar temelinde gelişen bir seyir izledi.

Independent Türkçe Genel Koordinatörü Muhammed Zahid Gül ile Umman Sultanlığ Ankara Büyükelçisi Dr. Kasım bin Muhammed el-Salih / Fotoğraf: Twitter - @oman_ankara
İkili ilişkilere en büyük katkıyı veren isimlerin başında Umman Sultanlığı'nın Ankara Büyükelçisi Dr. Kasım bin Muhammed el-Salihi bulunuyor.
Öyle ki, iki ülke Dışişleri Bakanlıkları arasında siyasi istişarelerin son turu yaklaşık 11 yıl aranın ardından 29 Ocak 2017 tarihinde Muskat'ta yapılmıştı.
Umman Sultanı Kabus bin Said'in vefatı üzerine Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, 12 Ocak 2020 tarihinde Muskat'a bir ziyaret gerçekleştirerek yeni Umman Sultanı Heysem bin Tarık bin Teymur Al Said'e taziyelerini sunmuştu.
Salihi'nin de çabalarıyla iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2021 yılında yaklaşık 1,5 milyar dolara yükseldi. Bu süreçte 35 Türk şirketi, Umman Sultanlığı'nda yaklaşık 8 milyar dolar hacimli projelerde yer aldı.
Türkiye'den Umman'a, demir-çelik ürünleri, kimyasal maddeler, halı, mobilya, makine ve ekipman ile inşaat malzemeleri ihracatında artış kaydedildi. Türkiye halen Umman'dan, alüminyum, madeni yağlar ve petrol ürünleri ithal ediyor.
Ayrıca Gebze Organize Sanayi Bölgesi ile Umman'daki Duqm Özel Ekonomi Bölgesi arasında, Umman'da bir Organize Sanayi Bölgesi kurulması için protokol imzalandı.
Turizm ve sağlık turizmi de iki ülke ilişkilerinin geliştirilmesinde önemli bir rol oynadı. 2019 yılında Türkiye'yi ziyaret eden Ummanlıların sayısı 96 bine ulaştı.
Yine 2021 yılında, Koronavirüs salgını koşullarına rağmen yaklaşık 50 bin Ummanlı turist Türkiye'yi ziyaret etti.   
Türkiye-Umman ilişkilerinin tarihi nitelikte olması hasebiyle, Umman Sultanlığı Arşivler ve Belgeler Kurumu ile Türk Devlet Arşivleri arasında iki ülke ve iki kardeş halk arasındaki ilişkilerin derinliğini gösteren belgelerin tespiti için iş birliği söz konusudur.
Bu bağlamda, Türkiye-Umman Arşivler Alanında Mutabakat Zaptı imzalandı. Umman Sultanlığı'nın Ankara Büyükelçisi Kasım Salihi, iki ülke arasındaki kültürel ve bilimsel etkileşimde önemli bir rol üstlendi.
Independent Türkçe Genel Koordinatörü Muhammed Zahid Gül'ün makalesine göre, Salihi, bir Türk üniversitesinde Sultan Kabus adına bir kürsü oluşturulmasına da önayak oldu.
Taraflar arasındaki kültürel ve bilimsel etkileşimin önümüzdeki yıllarda önemli gelişmeler yaşayacağı değerlendirilmektedir.
Salihi, bilim adamı kimliği ile bu alanlardaki ilişkilerin geliştirilmesine öncülük ediyor.  
2.jpg
Fotoğraf: Twitter - @oman_ankara
Büyükelçi Kasım Salihi bir akademisyen olarak, Umman Sultanlığı kütüphanesine, okumaya ve incelemeye değer yeni kitaplar kazandırdı.
Salihi aynı zamanda diplomatik serüvenini, 'Şahidun Min Ehliha - İçeriden Bir Tanık' başlığı ile kitaplaştırdı.
Bu kitapta, Umman Sultanlığı'nın 'barış vizyonunu' ele aldı ve bu dengeli yaklaşımın doğruluğunu ve istikrara olan katkısını kanıtlayan örnekler ve tezler sundu.
Şiddeti ve aşırılığı reddeden hoşgörülü ve paylaşımcı bir anlayışın güvenli bir dünya için önemini gözler önüne serdi.
Kitabını, barışın sağlanmasının gerekliliği ve bu uğurda azami gayretin gösterilmesi gerektiğini vurgulayarak sonlandırdı.  
Büyükelçi Kasım Salihi, Libya deneyimini ve Umman'ın Libya Anayasa Komisyonu'nun oluşturulması aşamasındaki katkıları ile bu komisyonun Umman Salale'deki toplantılarını anlattığı bir kitabı da bulunmaktadır.
Salihi, 'Kuntu Hunak-Oradaydım' başlıklı bu hatıratında, Libya'daki 'barış elçiliği' serüvenini ayrıntılarıyla anlatıyor.
'Oradaydım' kitabı, Süleyman Baruni Paşa'nın şu dizeleriyle başlıyor:
"Niçin uzun bir firakın ertesinde bağlılık ipinin koptuğunu görüyorum/ neyiniz var kardeşlerim, neyiniz var, geçmişte kaldığı için yoksa unuttunuz mu ahdimizi?"
Salihi bu kitabında, Libya'nın tarihi aşamalarını belgeliyor ve 2008'den 2016'ya kadar görevde bulunduğu süreçte başından geçenleri anlatıyor.
Salihi, Muammer Kaddafi'nin dışlanmış ailesini ülkeye kabul etmeleri yönünde Umman Sultanlığı yönetimini ikna etmek için de çaba göstererek, eylemlerinin temelinde yatan 'insani yönünü' ön plana çıkarmıştır.
Büyükelçi Salihi'nin Libya'da kişisel düzeyde oynadığı rol, Umman Sultanlığı'nın uluslararası arenada üstlendiği role benzerdir.
Umman Sultanlığı kendisini 'barışın sağlanmasına' katkı sunması için Libya'da görevlendirmiştir.

Fotoğraf: Twitter - @oman_ankara
Salihi diplomatik görevi boyunca akademik çalışmalarını ihmal etmeyerek farklı alanlarda birçok eser kaleme almıştır.
Bu eserler arasında, 'Kalkınmanın Ekseni' ile 'Umman Diplomasisi ve Küreselleşmenin önündeki Zorluklar' kitapları öne çıkmaktadır.
Salihi bu kitaplarında, Umman Sultanlığı'nın 'tarafsız rolünün' bölgesel ve uluslararası düzeyde bir denge unsuru oluşunu ayrıntılarıyla işlemiştir.
Kitaplarının içeriği Salihi'nin bilgi sevgisini, entelektüel derinliğini ve çok yönlü okumalar yaparak, farklı kaynaklardan beslendiğini göstermektedir.
Özetle ifade etmek gerekirse, Ummanlı Büyükelçi Salihi, geçmişte Libya'da görev yaparken de halen Türkiye'de görevini yerine getirirken de sıradan diplomatik misyon icra eden bir büyükelçi profili çizmemektedir.
Aksine Salihi, kalkınma ve barışın, bilimin ve kültürler arası etkileşimin elçisidir denilebilir.
Büyükelçi Salihi, ülkesi Umman Sultanlığı'nın yaptığı gibi, 'barış mesajını tüm dünya geneline yaymak için' sürekli bir çaba göstermektedir.  
Umman Körfez coğrafyasının bir parçası olmasına rağmen birçok özelliğiyle diğer Körfez ülkelerinden ayrılmakta, gerek kültürel gerekse siyasi bakımdan diğer Körfez ülkeleriyle farklı bir pozisyonda durmaktadır.
Özellikle bölge ülkeleriyle kurduğu iyi ilişkilerin yanı sıra, İran'la da güçlü ilişkilere sahip olması, onu bölgede arabulucu bir denge ülkesi olarak öne çıkarmaktadır.
Benimsediği pragmatik dış politika anlayışının bir yansıması olarak komşularıyla çok yönlü ilişkiler geliştirme çabası, Umman siyasetinde öne çıkan hususların başında gelmektedir.
Bu denge politikası bölgede güçlü liderlik pozisyonunda bulunan Türkiye'nin de işini kolaylaştırabilecek en önemli pozisyonu barındırıyor.

"Umman'ın diğer Körfez ülkelerine nazaran genç ve küçük olan İslami bankacılık sektörü; Körfez ölçeğinde görece büyük Müslüman nüfusu ve hızlı bir büyüme potansiyeli sayesinde İslami bankacılıkta 40 yıla yakın tecrübe ve birikime sahip olan ülkemizin katılım finans kurumlarına önemli ortaklık ve yatırım fırsatları sunuyor."
Bu bağlamda yapılacak olan işbirlikleri Türkiye'de gelişen bu sektör için oldukça önem arz ediyor.
Umman, özellikle sahil şeridi boyunca ticarî hayatı canlı olan ve tarihsel olarak Çin ve Hindistan ile yakın ticarî bağlar bulunan bir ülkedir.
Umman ekonomisi esas itibariyle petrole dayanmaktadır. Diğer bölge ülkeleri gibi petrol, ihracatın yüzde 95'ini teşkil etmektedir.
Petrolün üçte biri Japonya'ya, geri kalan kısmın büyük çoğunluğu ise Avrupa'ya ihraç edilmektedir.
Ancak ülkede petrol ve doğalgaz kaynakları kısıtlı olduğundan, ekonominin çeşitlendirilmesi yönünde politikalar geliştirilmektedir.
Özellikle petro-kimya sanayii, plastik sanayi, transit ticaret, lojistik ve turizm sektöründe çeşitli yatırımlar yapılmaktadır.
Türkiye ve Umman arasındaki  ilişkiler gelişmeye açık ve bu konuda büyükelçi Kasım bin Muhammed el-Salihi’nin çabaları da kolaylaştırıcı olarak öne çıkıyor.



Trump: İran bizimle görüşüyor ve bir şeyler yapabilir miyiz göreceğiz

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump: İran bizimle görüşüyor ve bir şeyler yapabilir miyiz göreceğiz

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Tahran'ı askeri saldırıyla tehdit ettikten ve bölgedeki güçlerini takviye ettikten sonra, iki taraf arasında çeşitli ülkeler tarafından yoğun diplomatik çabalar sürdürülürken, İran'ın ABD ile "görüşmelerde" bulunduğunu söyledi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre ABD Başkanı Fox News'e verdiği demeçte, Tahran'ın "bizimle görüşüyor, bir şeyler yapıp yapamayacağımıza bakacağız, aksi takdirde ne olacağını göreceğiz" diyerek, "oraya doğru giden büyük bir filomuz var" ifadesini yineledi.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan dün yaptığı açıklamada, ABD ve İsrail'in düşmanlığı ve husumeti artırma ve savaş dayatma yolunda ilerlemeye devam ettiğini belirtti.

Pezeşkiyan, Mısırlı mevkidaşı Abdülfettah el-Sisi ile yaptığı telefon görüşmesinde, İran'ın sorunlara diplomatik çözümlere savaştan daha fazla öncelik verdiğini belirterek, ülkesinin savaş istemediğini ve istemeyeceğini, çünkü bunun "İran'ın, Amerika'nın veya bölgenin çıkarına olmadığını" ifade etti.

İran Cumhurbaşkanı, Tahran'ın önceliğinin "diplomasi yoluyla sorunları çözmek" olduğunu göz önünde bulundurarak, ABD ile görüşmelerin sakin bir ortamda yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

Pezeşkiyan, "Umarız karşı taraf, Tahran'ın tehdit ve güç kullanarak müzakereye zorlanamayacağını ve İran topraklarına yönelik herhangi bir saldırı veya tahribatın kararlı ve güçlü bir karşılık bulacağını anlar" ifadelerini kullandı.


Trump'ın Irak özel temsilcisi Mark Savaya görevinden ayrıldı

ABD Başkanı Donald Trump, Irak Özel Temsilcisi Mark Savaya ile birlikte (Arşiv-X)
ABD Başkanı Donald Trump, Irak Özel Temsilcisi Mark Savaya ile birlikte (Arşiv-X)
TT

Trump'ın Irak özel temsilcisi Mark Savaya görevinden ayrıldı

ABD Başkanı Donald Trump, Irak Özel Temsilcisi Mark Savaya ile birlikte (Arşiv-X)
ABD Başkanı Donald Trump, Irak Özel Temsilcisi Mark Savaya ile birlikte (Arşiv-X)

Bilgili kaynaklar, ABD Başkanı Donald Trump'ın ekim ayında Irak özel temsilcisi olarak atadığı Mark Savaya'nın artık bu görevde olmadığını bildirdi.

Bu değişiklik, Washington'un Irak siyasetinde İran etkisini sınırlama çabaları nedeniyle Washington ve Bağdat arasında artan gerilimlerin ortasında gerçekleşti.

Görsel kaldırıldı.Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve ABD elçisi Mark Savaya, (Arşiv-Irak Haber Ajansı)

Irak asıllı Amerikalı Hristiyan iş adamı Savaya, Trump tarafından üst düzey görevlere atanan az sayıdaki Arap Amerikalıdan biriydi. Trump, 2024 başkanlık seçimleri sırasında Detroit'te ve ülke genelinde Arapların ve Müslümanların oylarını kazanmak için kampanyasını yoğunlaştırmıştı.

Savaya'nın neden ayrıldığı veya yerine birinin atanıp atanmayacağı henüz belli değil.

Bir kaynak, Savaya'nın önemli durumlardaki "yanlış yönetimini" işaret etti; bunlar arasında, Trump'ın Bağdat'ı açıkça uyardığı bir hamle olan, eski Irak Başbakanı Nuri el-Maliki'nin bir sonraki başbakanlık için aday gösterilmesini engelleyememesi de yer alıyordu.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre kaynak ve üst düzey bir Iraklı yetkili, bu hafta başlarında Kürt liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile görüşmek üzere Erbil'e giden ABD'nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın Dışişleri Bakanlığı'nda Irak portföyünün başına geçeceğine inanıldığını söyledi.

Detroit'te kenevir işi yürüten ve Trump ile yakın ilişkileri olan Savaya'nın diplomatik deneyiminin olmaması nedeniyle elçi olarak seçilmesi şaşırtıcı olmuştu.

İki kaynak, atanmasından bu yana Irak'a giderek resmi olarak göreve başlamadığını bildirdi.

İki Iraklı yetkili, geçen cuma günü Irak'ı ziyaret edip üst düzey yetkililerle görüşmeler yapmasının planlandığını, ancak bu görüşmeleri aniden iptal ettiğini ifade etti.

Bu olay, Trump'ın Irak'ı Maliki'yi başbakan olarak yeniden seçmesi halinde Washington'un petrol zengini ve ABD'nin yakın müttefiki olan bu ülkeye tüm desteğini keseceği konusunda uyarmasından günler sonra gerçekleşti.

ABD'nin görev süresi boyunca mezhep çatışmalarını körüklemek ve DEAŞ'ın yükselişine izin vermekle suçladığı Maliki, Irak'ın en büyük parlamento bloğu tarafından birkaç gün önce bu göreve aday gösterildi.

Trump'ın açıklamaları, Irak'ta İran bağlantılı grupların etkisini sınırlama kampanyasının şimdiye kadarki en açık örneği oldu; Irak ise en büyük iki müttefiki olan Washington ve Tahran ile ilişkilerini dengelemeye çalışıyor.


Epstein dosyalarındaki yeni belgeler adaleti sarsıyor

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarıyla ilgili belgeler (AP)
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarıyla ilgili belgeler (AP)
TT

Epstein dosyalarındaki yeni belgeler adaleti sarsıyor

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarıyla ilgili belgeler (AP)
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarıyla ilgili belgeler (AP)

Jeffrey Epstein dosyalarına ilişkin bugüne kadarki en kapsamlı belge açıklaması, “Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası” kapsamında kamuoyuyla paylaşıldı. Ancak bu adım, dosyayı kapatmaktan ziyade, meseleyi siyasi ve ahlaki boyutlarıyla yeniden tartışmaya açtı. Hükümet, sansür ve yasal istisnalar çerçevesinde yükümlülüklerini yerine getirdiğini savunurken; aralarında hayatta kalan mağdurlar ile Demokrat ve Cumhuriyetçi milletvekillerinin de bulunduğu eleştirmenler, belge sayısının artmasının gerçek anlamda şeffaflık sağlamadığı görüşünde. Eleştirilerde, gecikmeler, seçici açıklamalar ve bilgi karartmalarının, en etkili isimleri koruma altında tutabileceği, buna karşılık mağdurların kamusal teşhire maruz kalma riskini daha da artırabileceği vurgulanıyor.

E-postalar, o dönemde Ticaret Bakanı olarak görev yapan Howard Lutnick'in, Epstein'in adasında Aralık 2012'de yapılacak bir toplantı/öğle yemeğinin ayrıntılarını, varış düzenlemelerini, zamanlamayı ve Epstein'in asistanıyla yapılan yazışmaları koordine ettiğini ortaya koyuyor.

En çok konuşulan başlıklardan biri olan Prens Andrew'un yeni belgelerde yer alması, "ilgi çeken isimlerden" biri olarak öne çıktı.