Gazze’den bir kaynak Şarku’l Avsat’a açıkladı: İsrail, Hamas’ın elindeki esirin sağlık durumu hakkında bilgi almak için Mısır’dan arabuluculuk talep etti

İsrail ve Filistin arasında esir takası gündemini hareketlendirecek bir adım atan İzzeddin el-Kassam Tugayları elinde tuttuğu İsrailli esirlerden birinin sağlık durumunun kötüleştiğini açıkladı.

İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın İsrailli esir Hişam es-Seyyid ile ilgili yayınladığı görüntüden alınan bir fotoğraf (Reuters)
İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın İsrailli esir Hişam es-Seyyid ile ilgili yayınladığı görüntüden alınan bir fotoğraf (Reuters)
TT

Gazze’den bir kaynak Şarku’l Avsat’a açıkladı: İsrail, Hamas’ın elindeki esirin sağlık durumu hakkında bilgi almak için Mısır’dan arabuluculuk talep etti

İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın İsrailli esir Hişam es-Seyyid ile ilgili yayınladığı görüntüden alınan bir fotoğraf (Reuters)
İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın İsrailli esir Hişam es-Seyyid ile ilgili yayınladığı görüntüden alınan bir fotoğraf (Reuters)

İsrail, Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın elinde tuttuğu bir İsraillinin sağlığının kötüye gittiği iddiasını teyit etmek için Mısır’ın arabuluculuğuna başvurdu.
Şarku’l Avsat’a konuşan Gazze’den konuya yakın kaynaklar, İsrail’in, Mısır’dan esirlerinin akıbetiyle ilgili bilgi vermesini talep ettiğini söyledi. Ancak Mısır bu talebe hemen cevap vermedi.
Kassam Tugayları Sözcüsü, yaptığı yazılı açıklamada, ellerinde bulunan esirlerden birinin sağlığının kötüye gittiğini ve bu bilginin doğruluğunu teyit edecek bir görüntü paylaşacağını duyurmuştu. İsrail ise bu açıklamayı Hamas’ın yürüttüğü psikolojik savaşın bir parçası olarak değerlendirmişti. Daha sonra Kassam Tugayları İsrailli esir Hişam es-Seyyid’le ilgili bir video yayınladı.

Ne olmuştu?
İsrail ilk başta Kassam Tugayları Sözcüsü’nün açıklamasında kastedilen esirin kimliğiyle ilgili hiçbir bilgi sahibi olmadığını belirtti. İsrail’deki bazı çevreler Sözcünün açıklamasını, iki taraf arasında esir değişimi anlaşması yapılması için baskı kurma çabası olarak nitelendirdi. İsrail merkezli Yedioth Ahronoth medya grubuna bağlı Ynet haber sitesine konuşan bir İsrailli kaynak esirlerin sağlık durumunda bir değişiklik olmadığını söyledi.
İsrailli yetkililer, Kassam Tugayları’nın konuya ilişkin açıklamasında bahsi geçen esirlerin ölen esirler Oron Şaul ve Hadar Goldin değil, iki esir Avera Mengistu ve Hişam es-Seyyid olduğunu ifade ederek, ülke kamuoyunu sakinleştirmeye çalıştı.
İsrail Başbakanı Naftali Bennett, ülkesinin esir ve kayıp vatandaşlarını geri almak için Mısır ile çalışmayı sürdüreceğini belirterek, esirlerin sağlık durumlarından Hamas’ın sorumlu olduğunu söyledi.
Gazze’de Hamas Hareketi’ne yakın bir Filistinli kaynak, Ynet haber sitesine yaptığı açıklamada, “Kassam Tugayları’nın açıklamasının amacı, İsrail’deki medyada esirler ve kayıp kişiler meselesini yeniden gündeme getirmek. Hamas, medyayı, İsrail ile Hareket arasında esir anlaşmasıyla ilgili arabuluculuk meselesini hareketlendirmeye zorlamayı amaçlıyor. Bence Hamas’ın askeri kanadı (Kassam Tugayları) İsrail’e, Hamas’ın iddiasının doğruluğunu ispatlayacak bir video sunacak” ifadelerini kullandı.
Ynet’in haberinde “Diğer bir ihtimale göre Hamas, esir değişimi meselesini yeniden gündeme getirmek ve böylece İsrail üzerinde baskı kurmak amacıyla 2014’teki Koruyucu Hat Operasyonu’nda öldürülen Oron Şaul ve Hadar Goldin’in artık hayatta olmadığını ilan edebilir” ifadelerine yer verildi.
Hamas Hareketi Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye, Kassam’ın yazılı açıklamasından önce, Lübnan’da bir konuşması sırasında, Hamas’ın işgal hapishanelerindeki esirleri kurtarmak ve İsrail’i yeni bir anlaşma yapmaya zorlamak için elindeki tüm araçları ve seçenekleri seferber edeceğini söyledi.
Hamas, 2014’teki operasyon sırasında İsrailli askerler Oron Şaul ve Hadar Goldin (İsrail bu iki askerin öldüğünü söylerken, Hamas durumları hakkında bugüne kadar hiçbir bilgi vermedi) ile İsrail vatandaşı olan Etiyopya kökenli Avera Mengistu ve Arap kökenli Hişam es-Seyyid’i (Arap asıllı) esir aldı. İki İsrail vatandaşı 2014 Gazze Savaşı’ndan sonra farklı tarihlerde kendi tercihleriyle Gazze’ye girdi.
Mısır, Filistin ve İsrail arasında esir değişimi konusunda bir anlaşma yapılması için geçtiğimiz yıllarda tüm ağırlığını ortaya koydu. Fakat Hamas İsrail’in anlaşma yapmakla ilgilenmediğini ve bu konuda gösterilen tüm çabaları boşa çıkardığını söyledi.
Aralarında İsviçre, Katar, Türkiye, Mısır, Norveç ve Almanya’nın da bulunduğu birçok ülke esir değişimi için arabuluculuk yaptı. Ancak anlaşma yapılması için gösterilen tüm çabalar ilerleme sağlamada başarılı olamadı. Çünkü İsrail kendisinden istenen bedeli ödemeyi reddetti.
Hamas 2011’deki esir değişimi anlaşmasıyla serbest kaldıktan sonra tekrar tutuklanan kişilerin tamamının serbest bırakılmasını istiyor. Hamas, tutuklu yöneticilerinin, diğer Filistinli grupların yöneticilerinin ve Gilboa Hapishanesi’nden kaçan ve tekrar tutuklanan esirlerin serbest kalmasını talep ediyor.
Bu talepleri reddeden İsrail ise ‘eline İsrailli kanı bulaşmayan’ makul sayıda esiri serbest bırakmayı öneriyor. Hamas’ın öncelik verdiği esirler ise ‘eline İsrailli kanı bulaşan’ kategorisinde bulunuyor. Hamas’ın bu esirlerle ilgili oluşturduğu liste “VIP Liste” adıyla biliniyor.
Esir değişimi anlaşması yapılmasının önündeki engelin, İsrail’in, ileri gelen Filistinli esirleri bu anlaşmaya dahil etmek istememesinden kaynaklandığı tahmin ediliyor.
Nisan ayında dramatik bir gelişme yaşandı. Hamas ve Mısır ile yürütülen hassas ve gizli temaslara katıldığını söyleyen ve geçtiğimiz aylarda istifa eden İsrail Ordusu Esirler ve Kayıp Kişiler Koordinatörü ve İsrail İstihbarat Şubesi’nin Subayı Moşe Tal, İsrail’in son yıllarda iki büyük fırsat kaçırdığını belirterek, bu fırsatları değerlendirseydi Hamas Hareketi’nin Gazze’de alıkoyduğu iki İsrailli vatandaş ve ölen iki askerin cenazelerinin ülkeye getirilmesinin mümkün olabileceğini söyledi.
2019’da ordudaki görevinden ayrıldıktan sonra İsrail askeri istihbarat bünyesinde esirler ve kayıp kişiler dosyası üzerinde uzun yıllardır çalışan Tal, üç ay önce Genelkurmay Başkanı’na bir mektup gönderdi. Yetkili, mektubunda İsrail’in esirler konusunda kullanabileceği çalışma araçlarına sahip olduğunu ancak bu araçları kullanmadığını belirtti. Tal dün (salı) Hamas Hareketi’nin açıklamasının ciddiye alınması çağrısında bulundu.
Tal İbranice yayın yapan radyo kanalında yaptığı açıklamada, Hamas’ın açıklamasının ciddi olduğuna ikna olduğunu ve bu yolla Hamas’ın askerlerden birinin hayatta olduğu iddiasının doğruluğunun öğrenilebileceğini söyledi.
İsrail hükümetine bu fırsatı değerlendirirken temkinli olma çağrısı yapan Tal, “Hamas’ın şartlarını hafifletecek çeşitli bir grup araç var” dedi.



Halep Valisi: Şeyh Maksud ve Eşrefiye’den yaklaşık 155 bin kişi yerinden edildi... Geri dönüşler için bir plan geliştiriliyor

Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)
Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)
TT

Halep Valisi: Şeyh Maksud ve Eşrefiye’den yaklaşık 155 bin kişi yerinden edildi... Geri dönüşler için bir plan geliştiriliyor

Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)
Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)

Halep Valisi Azzam el-Garib bugün yaptığı açıklamada, Halep kentinin kuzeyindeki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden yaklaşık 155 bin kişinin yerinden edildiğini bildirdi. El-Garib, yerinden edilenlerin evlerine dönebilmesi için güvenlik ve hizmet koşullarını hazırlamaya yönelik bir planın başlatıldığını söyledi.

El-Garib, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG), 1 Nisan’da varılan ve kendilerine bağlı silahlı unsurların Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden çekilmesini öngören anlaşmaya uymadığını açıkladı.

El-Garib, SDG unsurlarının uygulamalarını, eski Suriye lideri Beşşar Esed döneminde milislerin halka yönelik korkutma yöntemlerine benzetti.

Şeyh Maksud mahallesindeki bir bölgeden tahliye edilen siviller (AP)Şeyh Maksud mahallesindeki bir bölgeden tahliye edilen siviller (AP)

El-Garib, günün erken saatlerinde, operasyon birimi tarafından ilan edilen bölgelerdeki sokağa çıkma yasağının sonraki duyurulara kadar devam edeceğini doğrulamış ve ilgili talimatlara eksiksiz uyulmasının önemine vurgu yapmıştı.

El-Garib yaptığı açıklamada, yetkili kurumların Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde güvenliği sağlamak ve yaşamın normale dönmesini temin etmek için sahada çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti.

Öte yandan Suriye ordusu cuma akşamı, Halep’in Şeyh Maksud mahallesinde SDG unsurlarını aramak amacıyla bir tarama operasyonu başlattığını duyurmuştu.

Suriye ordusu operasyon birimi tarafından yayımlanan açıklamada, “Şeyh Maksud mahallesinde SDG’ye tanınan tüm sürelerin dolmasının ardından, bu suç örgütünün varlığını ortadan kaldırmak amacıyla mahallede tarama operasyonuna başlıyoruz. Tarama işlemleri tamamlandıktan sonra, mahalle güvenlik güçleri ve devlet kurumlarına devredilecek ve bu kurumlar doğrudan görevlerine başlayacaktır” ifadelerine yer verildi.

 Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)

Halep’te, özellikle Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde, son günlerde SDG ile Suriye ordusu arasındaki çatışmalar ve güvenlik gerilimleri nedeniyle geniş çaplı bir yerinden edilme yaşandı.

Suriye makamları perşembe akşamı yaptıkları açıklamada, SDG’nin iki gün önce kente yönelik saldırılarını yoğunlaştırmasının ardından, Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinden yaklaşık 165 bin kişinin kentin diğer bölgelerine göç ettiğini duyurdu.


Türkiye'nin Halep'te Suriye ordusu ve SDG arasındaki çatışmalara ilişkin tutumu nedir?

 Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)
Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)
TT

Türkiye'nin Halep'te Suriye ordusu ve SDG arasındaki çatışmalara ilişkin tutumu nedir?

 Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)
Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)

Halep'te Suriye ordusu ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki çatışmalar, yıkıcı bir iç savaştan sonra hâlâ yaralarını sarmaya çalışan bu kadim şehirde bir kez daha istikrarı sarstı. Çatışmalar, ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinin ve Halep sınırlarının ötesine yayılırsa, Suriye kendisini yeni bir iç savaşın eşiğinde bulabilir.

10 Mart 2025'te imzalanan mutabakatta yer alan düzenlemeler ile ilgili son dokunuşlar için iki taraf arasında yapılan müzakereler son haftalarda önemli bir ivme kazanmıştı. Bir anlaşmaya varılması yakın görünüyordu ve olası bir anlaşmanın bazı detayları basına bile sızmıştı. Ayrıca, birkaç gün önce Paris'te ABD arabuluculuğunda Suriye ve İsrail arasında varılan anlaşma da daha olumlu bir atmosfere katkıda bulunmuştu.

Peki Halep'te çatışmalar neden patlak verdi?

Şam, SDG’nin Suriye'nin birliğini zayıflatan ve bütünlüğünü tehdit eden katı taleplere sıkıca bağlı kaldığına inanıyor. Buna karşılık, SDG, 2011 öncesi statükoya geri dönmeyeceğini, silahlı kuvvetlerini feshetmeyeceğini ve katı, merkezi bir idari yapıya geri dönmeyi reddettiğini ısrarla belirtiyor.

10 Mart Mutabakatı’ndan bahsederken, SDG'nin orduya entegrasyonu akla gelebilir, ancak konu daha geniş ve daha karmaşık. Suriye'deki idari sistemin şekli, yeni anayasa, petrol sahalarının mülkiyeti ve petrol gelirlerinin nasıl dağıtılacağı gibi diğer önemli konular da var.

10 Mart'ta Şam'da imzalanan mutabakat sırasında Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Komutanı (SANA/AFP)10 Mart'ta Şam'da imzalanan mutabakat sırasında Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Lideri (SANA/AFP)

Önde gelen bir SDG lideri olan Sipan Hamo, bir röportajda Cumhurbaşkanı Ahmed Şara yönetiminin Esed rejiminin bir versiyonunu yeniden üretmeye çalıştığını söyledi. Şam'ın tutumunu eleştiren Hamo, müzakereler sırasında temel konularda katı ve uyumsuz olduğunu belirterek, bunu öncelikle Türkiye'nin taleplerine uyma arzusuna bağladı. Nitekim Türkiye, SDG'nin Suriye ordusuna entegre olması, silahların teslim edilmesi, Suriyeli olmayan savaşçıların Suriye topraklarından ayrılması ve kuvvetlerinin bir bütün olarak orduya entegre edilmemesi, üyelerinin bireysel olarak orduya katılması gerektiğine inanıyor. Ankara ayrıca, merkezi olmayan yönetim biçimlerine de şüpheyle yaklaşıyor. SDG'nin Şam ve Ankara'yı suçlaması kolay, ancak bu, taleplerinin çıtasını en yüksek seviyeye çıkardığı ve oyalama taktiklerine başvurduğu gerçeğini değiştirmiyor.

İki taraf da Halep'te ilk kurşunu kimin attığı konusunda karşı tarafı itham ediyor, ancak kimin başlattığına bakılmaksızın, her iki taraf da gerilim nedenlerini üretmeye ve şiddetlendirmeye kendi yöntemleriyle katkıda bulundu.

Türkiye, çatışmaların genişlemesinin yeni bir mülteci dalgasını tetikleyebileceği endişesiyle Halep'teki gelişmeleri yakından takip ediyor

Suriye hükümetinin çıkmazı kırmaya karar vermiş olması muhtemel. Buna karşılık, Kürt tarafının Suriye ordusunun kararlılığını ve gücünü, ABD desteğinin boyutunu ve İsrail'in müdahil olma isteğini yanlış hesaplamış olması da muhtemel. Halep, Suriye ordusu güçlerinin Eşrefiye bölgesinin büyük bir bölümünde kontrolü ele geçirmesinden önce, yirmiden fazla kişinin ölümüne ve birçok kişinin yaralanmasına yol açan şiddetli çatışmalara sahne oldu.

Perşembe gecesi Suriye Savunma Bakanlığı, Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahalleleri civarında geçici bir ateşkes ilan etti. Ayrıca, silahlı grupların Halep'ten kuzeydoğu bölgelerine doğru gitmeleri için bir güvenlik koridoru açarak cuma sabahına kadar bu bölgeden ayrılmalarına olanak sağladı. SDG’nin bel kemiğini oluşturan Halk Koruma Birlikleri (YPG), daha önce Nisan 2025'te Şam ile imzalanan bir anlaşma uyarınca bu mahallelerden çekilmiş ve yüzlerce savaşçısını Fırat Nehri'nin doğusuna nakletmişti. Bu mahallelerde sadece iç güvenlik güçleri olan Asayiş kuvvetleri ve Asayiş unsurları kılığındaki bazı YPG üyeleri kalmıştı.

 Yerinden edilmiş insanlar eşyalarıyla birlikte Halep'in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden ayrılıyor, 7 Ocak 2026 (Reuters)Yerinden edilmiş insanlar eşyalarıyla birlikte Halep'in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden ayrılıyor, 7 Ocak 2026 (Reuters)

Türkiye, çatışmaların genişlemesinin yeni bir mülteci dalgasını tetikleyebileceği endişesiyle Halep'teki gelişmeleri yakından takip ediyor. Türkiye Milli Savunma Bakanlığı perşembe günü yaptığı açıklamada, Halep'teki çatışmaları kamu düzenini yeniden sağlamayı amaçlayan meşru bir terörle mücadele operasyonu olarak nitelendirdi. Açıklamada, operasyonun yalnızca Suriye ordusu tarafından yürütüldüğü ve Türk güvenlik güçlerinin dahil olmadığı belirtildi. Türkiye ayrıca, talep edilmesi halinde Suriye'ye gerekli desteği sağlayacağını da teyit etti.

Ankara ve Şam, güvenlik ve savunma alanlarında yakın iş birliğini sürdürüyor. 22 Aralık 2025'te Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Milli İstihbarat Başkanı İbrahim Kalın, Şam'daki Halk Sarayı'nda Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara ve diğer yetkililerle bir araya gelerek güvenlik konularını ve iş birliğini geliştirme yollarını görüştüler.

Cumhurbaşkanı Ahmed Şara Şam’da bir Türk siyasi, güvenlik ve askeri heyetini kabul ediyor, 22 Aralık (Suriye Cumhurbaşkanlığı)Cumhurbaşkanı Ahmed Şara Şam’da bir Türk siyasi, güvenlik ve askeri heyetini kabul ediyor, 22 Aralık (Suriye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde, Halep Kürtlerine destek gösterileri düzenlendi ve bunlar, Ekim 2014'te DEAŞ’ın Kobani saldırısını kınamak için sokakları dolduran kalabalıkların düzenlediği protestoları anımsattı.

Suriye'deki gelişmeler ve Halep'teki çatışmalar, Türkiye'nin iç politikasına ve Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile olan ilişkisine de gölge düşürüyor. Tutuklu PKK lideri Abdullah Öcalan'ın silah bırakma çağrısının Halk Koruma Birlikleri'ni (YPG) de kapsayıp kapsamadığı konusunda tartışmalar sürüyor. Ankara, YPG'yi PKK'nın Suriye uzantısı olarak görüyor ve bu nedenle çağrının onları da kapsadığını düşünüyor; YPG ise bunu reddediyor.

Şam ve SDG arasında arabuluculuk yapan ABD, Halep'teki çatışmaları durdurmak için önemli çabalar sarf ediyor. İsrail de gelişmeleri yakından takip ediyor ve kendi çıkarlarıyla uyumlu bir Suriye gerçeği şekillendirmeye çalışıyor

 ABD ve İsrail bu meseleye doğrudan müdahil. ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Büyükelçi Tom Barrack, X hesabından yaptığı açıklamada ülkesinin endişesini dile getirdi. Suriye hükümetine, SDG’ye, Kürt yönetimindeki bölgelerdeki yerel yetkililere ve sahadaki tüm silahlı aktörlere düşmanca eylemleri durdurmaları ve gerilimi azaltmaya yönelik taahhütte bulunmaları çağrısında bulundu. Şam ile SDG arasında arabuluculuk yapan ABD, Halep'teki çatışmaları durdurmak için önemli çabalar sarf ediyor. İsrail de gelişmeleri yakından takip ediyor ve özellikle Dürzi, Alevi ve Kürtleri kullanarak kendi çıkarlarıyla uyumlu bir Suriye gerçekliği şekillendirmeye çalışıyor. İsrail hükümeti, zayıf ve parçalanmış bir Suriye'nin kendi çıkarlarına hizmet ettiğine inanıyor ve Kürtler ile SDG'yi Türkiye'yi baskı altında tutmak için bir araç olarak görüyor.

Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinin önündeki otobüslerin yakınında duran bir Suriye güvenlik görevlisi, 9 Ocak 2026 (AFP)Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinin önündeki otobüslerin yakınında duran bir Suriye güvenlik görevlisi, 9 Ocak 2026 (AFP)

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar, resmi bir açıklamada Halep'teki çatışmaların Suriye rejim güçlerinin Kürt azınlığa karşı ciddi saldırılarını temsil ettiğini belirtti. Sa'ar, uluslararası toplumu sessizliğini bozmaya çağırdı ve özellikle Batı'ya “DEAŞ'a karşı cesurca ve başarıyla savaştıkları” için Kürtlere karşı ahlaki bir yükümlülüğü olduğunu hatırlattı.

İsrail siyasi adımlar atabilir ve belki de çeşitli şekillerde SDG'ye gizli destek sunabilir, ancak Suveyda'daki gibi doğrudan bir müdahalede bulunması olası görünmüyor. Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre zira Halep ve Suriye'nin kuzeyinde Kürt kontrolündeki bölgeler İsrail ile doğrudan sınır komşusu değil ve daha da önemlisi, Türkiye'nin oradaki varlığı, İsrail'in herhangi bir müdahalesini kabul edilemez kılıyor. Amerika Birleşik Devletleri de böyle bir doğrudan çatışmaya karşı çıkacaktır.

Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine giden Leyramun Meydanı, 9 Ocak 2026 (AFP)Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine giden Leyramun Meydanı, 9 Ocak 2026 (AFP)

Son olarak, Halep'teki çatışmalar, İran'ın olağanüstü gelişmeler yaşadığı bir dönemde patlak verdi. İran’da Tahran ve Kürt nüfusunun yoğun olduğu bölgeler de dahil olmak üzere ülke genelinde birçok şehirde devam eden gösteriler var. Bu protestolar şimdiye kadar yaklaşık elli kişinin ölümüne yol açarken, ABD Başkanı Trump, siviller arasında kayıplar yaşanması durumunda ABD'nin güçlü bir şekilde karşılık vereceği tehdidini yineledi.


Gazze'de Filistinli bir bebek soğuktan öldü

Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)
Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)
TT

Gazze'de Filistinli bir bebek soğuktan öldü

Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)
Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)

Sağlık kaynaklarına göre, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta şiddetli soğuk ve düşük sıcaklıklar nedeniyle 7 günlük bir Filistinli bebek bu sabah hayatını kaybetti.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), Gazze Şeridi'ndeki soğuk hava dalgası ve şiddetli soğuk nedeniyle ölenlerin sayısının 15'i aştığını bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın WAFA’dan aktardığına göre “Bu rakamlar, özellikle soğuk havaya dayanacak donanımı olmayan çadırlarda yaşayan çocuklar ve yerinden edilmiş kişiler için Gazze Şeridi'ndeki insani durumun ciddiyetini yansıtıyor. Gazze halkı, fırtınalı, soğuk ve yağışlı havalarda barınak ve tıbbi tedavi eksikliğinden ve yakıt kıtlığı nedeniyle ısınma sıkıntısından muzdarip.”

Alman Kızılhaçı ise Gazze Şeridi sakinlerinin zaten kötüleşen koşullarının kış aylarında daha da kötüleştiğini duyurdu.

Alman Kızıl Haçı Başkanı Hermann Grohe, Alman gazetesi Rheinische Post'a şunları söyledi: “Kış ayları, yetersiz tedarik koşulları ile birleşince, çocuklar, yaralılar ve yaşlılar için özellikle korkunç oluyor.”

Güneş Gazze şehrinin üzerinde batarken Filistinliler yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyor (AP)Güneş Gazze şehrinin üzerinde batarken Filistinliler yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyor (AP)

Groh, ciddi bir malzeme sıkıntısından bahsederek, “Hala her şeyde sıkıntı var: yeterli gıda, tıbbi malzeme, ilaç, elektrik ve su” ifadelerini kullandı.

Eski Alman sağlık bakanı, ateşkesin ardından, saydığı malzemeler de dahil olmak üzere insani yardım malzemelerinin genel olarak iyileştiğini belirtti: “Ancak, Gazze Şeridi'ne ulaşan insani yardım miktarı hala yetersiz; günde 600 kamyonluk ihtiyaç karşılanamıyor.”

Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü'ne göre Gazze Şeridi'nde yetersiz tıbbi bakım büyük bir sorun.

Örgütün yönetici direktörü Christian Katzer gazeteye verdiği demeçte, “Birçok Filistinli tedavi edilebilecek hastalıklardan dolayı hayatını kaybediyor” diyerek, hastaların tedavi için Almanya'daki hastanelere nakledilmesinin giriş kuralları nedeniyle başarısız olduğunu ifade etti.