İsrail'in saldırılarının bedelini Tahran’daki önde gelen isimler ödüyor

Devrim Muhafızları’ndan üst düzey bir subayın, Tel Aviv için casusluk yaptığı suçlamasıyla tutuklandığını bildirildi.

Bir süre önce öldürülen Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani, (önde) Hüseyin Taib  (sağ arkada) ve tutuklandığı iddia edilen Ali Nasiri (sol arkada) (Fars)
Bir süre önce öldürülen Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani, (önde) Hüseyin Taib (sağ arkada) ve tutuklandığı iddia edilen Ali Nasiri (sol arkada) (Fars)
TT

İsrail'in saldırılarının bedelini Tahran’daki önde gelen isimler ödüyor

Bir süre önce öldürülen Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani, (önde) Hüseyin Taib  (sağ arkada) ve tutuklandığı iddia edilen Ali Nasiri (sol arkada) (Fars)
Bir süre önce öldürülen Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani, (önde) Hüseyin Taib (sağ arkada) ve tutuklandığı iddia edilen Ali Nasiri (sol arkada) (Fars)

New York Times gazetesi, İsrail'in İran'daki saldırılarının ve casusluk faaliyetlerinin İranlı üst düzey isimlerin görevden alınmasına sebep olduğunu iddia etti. Gazetenin haberinde, İran'ın istihbarat şefi 59 yaşındaki Hüseyin Taib’in geçen hafta aniden görevden alınması, İsrail’in faaliyetlerini engelleyememesi ile ilişkilendirildi. New York Times, İsrail ve İranlı yetkililer ile uzmanlara dayandırdığı haberinde, İsrail'in casusluk ağının İran güvenlik çevrelerinin derinlerine sızdığını yazdı. Haberde, Taib'in görevden alınması, İsrail'in İran'daki casusluk faaliyetlerini artırmasına bağlandı. 
Hüseyin Taib on yıldan fazla bir süredir İran'da en çok korkulan isimlerden biriydi ve en geniş istihbarat aygıtına başkanlık ediyordu. İçerideki muhalif halk hareketlerini ve rejime tehlike unsuru olduğu düşünülen siyasi figürleri işlevsiz hale getirdi. İran dışında yaşayan muhalifleri ve düşman isimleri hedef alan gizli operasyonları yönetti. 59 yaşındaki din adamı ve istihbarat şefi Hüseyin Taib uzun bir süredir dokunulmaz görünüyordu. Ancak İsrailli ve İranlı yetkililere göre Hüseyin Taib, İsrail’in İran’da düzenlediği operasyonları engelleyemediği için geçen hafta aniden görevden alındı.  
İsimlerinin gizli tutulmasını talep eden İsrailli istihbarat yetkililerine göre İran’ın Türkiye’deki İsraillileri hedef alma çabası başarısızlıkla sonuçlandı. Ayrıca bu girişimler, Ankara ile Tahran arasında diplomatik bir gerilime de neden oldu. Hüseyin Taib’in şansı ise bu aşamada yaver gitmedi ve dengeler aleyhine değişti. Taib’in görevden alınması, İran yönetiminin, İsrail tehditlerine karşı yeni bir güvenlik strateji benimsenmesi ve daha farklı kadrolarla hareket edilmesi ihtiyacını itiraf etmesi anlamına geliyor.  
İran’ın reformist kanattan Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi döneminde cumhurbaşkanı yardımcısı olan din adamı Muhammed Ali Abtahi, 2009 yılında muhafazakarlar tarafından devrildi ancak üst düzey ilişkilerini korumayı başardı. İran’daki son durumla ilgili telefonda bilgi veren Abtahi, "İran'daki güvenlik ihlalleri ve İsrail'in geniş kapsamlı operasyonları, en güçlü istihbarat örgütümüzü zaafa uğrattı. Her zaman güvenlik alanındaki gücümüz İran İslam Cumhuriyeti’nin temelini oluşturmuştur. Ancak bu geçen yıl ciddi anlamda zarar gördü” dedi.  
İran Devrim Muhafızları’nda önemli bağlantıları olan bir kaynağın aktardığına göre, Devrim Muhafızları’nın üst düzey subaylarından Ali Nasiri, İsrail için casusluk yaptığı gerekçesiyle gizlice tutuklandı. Nasiri’nin tutuklanması, Savunma Bakanlığı'nın füze geliştirme programında yer alan onlarca görevlinin, gizli askeri bilgileri ve tasarım planlarını İsrail’e sızdırma şüphesiyle gözaltına alınmasının ardından gerçekleşti. İsrail geçen yıl boyunca, Taib’in istihbarat aygıtının korumaktan sorumlu olduğu nükleer ve askeri tesisler de dahil olmak üzere İran içindeki saldırılarının kapsamını genişletti ve saldırılarını yoğunlaştırdı. İsrailli yetkililerden biri, uyguladıkları stratejinin bir bölümünün, siyasi liderler ile savunma ve istihbarat teşkilatı arasında bir çatışma yaratacağı umuduyla, Devrim Muhafızları'nın İsrail'e karşı yürüttüğü örtülü savaştaki başarısızlıklarını ifşa etmeyi içerdiğini söyledi. 
İsrail'in casusluk ağın, üst düzey İranlı yetkililerin itiraf ettiği gibi, İran güvenlik çevrelerinin derinlerine sızmayı başardı. Hatemi dönemi İstihbarat Bakanı Ali Yunusi geçen yıl, İranlı yetkililerinin hayatlarını korumak için dikkatli olmaları gerektiği uyarısında bulunmuştu. İsrailli ajanlar, uzaktan kumandalı robotlarla ve hızla seyir eden araçlardan ateş ederek suikastlar gerçekleştirdi. Ayrıca hassas füze ve nükleer tesislere yönelik insansız hava araçlarıyla saldırılar yaptı. İran Devrim Muhafızları ajanını kaçırarak İran içinde sorguya çekti. Tahran, İsrail’in geçtiğimiz mayıs ayında iki İranlı bilim insanını öldürdüğünden şüpheleniyor.  
Hüseyin Taib, tartışmalı cumhurbaşkanlığı seçimleri nedeniyle ülke çapında huzursuzluğun yaşandığı 2009 yılında Devrim Muhafızları istihbarat aygıtının başına getirildi. Taib daha önce İran-Irak savaşı sırasında kurulan Devrim Muhafızları’na bağlı paramiliter Besic güçlerinin başkanı olarak görev yapıyordu. İslam Devrimi Muhafızları Ordusu’nun ayrılmaz bir parçası olan gönüllü paramiliter güçler, ülke içindeki muhalif hareketleri bastırmada şiddet içeren yöntemler benimsedi. Taib’in başkanı olduğu süre zarfında Besic ülkedeki en korkulan aygıtlardan birine dönüştü. İran Dini Lideri Ali Hamaney'in güvenilir bir müttefiki olan Taib, Mir Hüseyin Musevi ve Mehdi Kerrubi gibi muhalifleri ev hapsinde tuttu. Çifte vatandaşlığa sahip aktivistleri tutukladı. Komşu ülkelerdeki muhaliflerin kaçırılmasını organize etti. Örneğin, yurt dışına kaçan bir gazeteci cebren ülkeye iade edilmesinin ardından idam edildi. Devrim Muhafızları, bu hafta yayınlanan bir video kaydında Taib’in bu icraatlarını, gurur verici eylemler olarak niteledi.  
İran hükümetinden Devrim Muhafızları’na yakın bir yetkiliye göre Hüseyin Taib bir süredir İsrail'in İran'daki casus ağının kökünü kazıması ve İsrail saldırılarına karşılık vermesi için yoğun bir baskıya maruz kalıyordu. Haziran ayında tutuklanan üst düzey askeri yetkili Ali Nasiri, Devrim Muhafızları'nın Bilgi Koruma biriminde üst düzey bir görevde yer alıyordu. Bu birimin başlıca görevi, Devrim Muhafızları üyelerini denetlemek ve bilgi sızdırılmasını engellemektir. Nasiri’nin tutuklanmasının, artan İsrail saldırılarıyla ilişkili olduğu tahmin ediliyor. İsrail’in saldırılarının artması Tahran’da büyük bir endişeye neden oldu ve Taibi’nin azledilmesi yönünde sesler yükseldi. İranlı bir kaynağa göre Taibi güvenlik ihlallerini engellemek için bir yıl daha görevde tutulmasını talep etti. Ancak Türkiye’deki İsraillilerin hedef alınması yönündeki planlamalar, Ankara ile Tahran arasında ciddi bir diplomatik gerginliğe neden oldu.  
Adını açıklamak istemeyen üst düzey bir İsrail istihbarat yetkilisi 18 Haziran’da yaptığı açıklamada, Mossad’ın elinde İran’ın Türkiye’deki İsrail vatandaşlarına yönelik saldırılar düzenlemeyi planladığına dair bilgiler olduğunu söyledi. Bu süreçte İsrail’in yurt dışı temsilciliklerinde güvenlik en üst seviyeye çıkarıldı. İsrail Dışişleri Bakanlığı, İstanbul’daki İsrailli turistlere otel odalarından ayrılmamaları uyarısı yaptı. İsrail bu süreçte Türk yetkililere, Hüseyin Taib’in İsrailli vatandaşlara yönelik saldırıların organizasyonunu yapan kişi olduğunu bildirdi. İran söz konusu planları, mayıs ayında suikasta maruz kalan Albay Seyyad Hüdayi’nin intikamını almak için yapmıştı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatibzade geçen hafta konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Tahran’ın Türkiye’deki İsrail vatandaşlarına saldırı planladığı yönündeki iddiaların saçma olduğunu ve Türkiye ile ilişkilerinin bozulmasını amaçlayan bir senaryo kapsamında uydurulduğunu öne sürdü.  
Türk basınında yer alan haberlere göre geçtiğimiz günlerde İstanbul'da İsrailli turistlere saldırı planladığı iddia edilen İranlı casusluk çetesi üyeleri yakalandı. 5’i İran 3’ü Türk vatandaşı olan ‘casusluk çetesi üyeleri’ gözaltına alındı. Söz konusu kişilerin yanındaki belgelere ve susturucu takılmış silahlara el konuldu. İsrail Başbakanı Naftali Bennet geçen hafta, Türkiye ile her alanda koordinasyon ve iş birliğinin sürdüğünü duyurdu. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da ülkesinin bir ‘hesaplaşma noktası’ olmasına ya da terör saldırılarının gerçekleştirilmesine izin vermeyeceklerini vurguladı. Gözlemcilere göre bu son kriz Türkiye ve İsrail arasında daha fazla yakınlaşmaya yol açtı. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, söz konusu krizi görüşmek üzere geçen pazartesi günü Ankara’yı ziyaret etti.  
 İran'daki bazı muhafazakar kaynaklar, Hüseyin Taib’in görev süresinin dolduğunu ve bu değişimin olağan şartlar dahilinde gerçekleştirildiğini savundu. Devrim Muhafızları Genel Komutanı Tümgeneral Hüseyin Selami'nin kararıyla, General Muhammed Kazımi, Devrim Muhafızları İstihbarat Kurumu’nun başına getirildi. Uzmanlar istihbarat ve güvenlik teşkilatlarının üst yönetimlerinde daha fazla değişiklik yapılacağı öngöründe bulunuyor.  



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.