Ukrayna: Rusya’nın saldırısında sivil can kayıpları 21’e yükseldi

Rusya’nın saldırısında kaydedilen can kaybı 21'e yükseldi. Katledilenler arasında çocuklar da var. Kiev, müttefiklerine füzesavar savunma sistemleri çağrısında bulundu.

1 Temmuz’da Odessa yakınlarında bir binanın bombalanmasının ardından bir ilk yardım ekibi enkazdaki yaralı kişiyi kurtarıyor (AFP)
1 Temmuz’da Odessa yakınlarında bir binanın bombalanmasının ardından bir ilk yardım ekibi enkazdaki yaralı kişiyi kurtarıyor (AFP)
TT

Ukrayna: Rusya’nın saldırısında sivil can kayıpları 21’e yükseldi

1 Temmuz’da Odessa yakınlarında bir binanın bombalanmasının ardından bir ilk yardım ekibi enkazdaki yaralı kişiyi kurtarıyor (AFP)
1 Temmuz’da Odessa yakınlarında bir binanın bombalanmasının ardından bir ilk yardım ekibi enkazdaki yaralı kişiyi kurtarıyor (AFP)

Ukrayna kuvvetleri, Donbas’ta stratejik bir şehir olan Lısıçansk’ta ‘çok zor’ bir durumla yüzleşirken, Kiev, Odessa’ı hedef alan Rus hava saldırısında en az 21 sivilin hayatını kaybetmesine neden olmasının ardından ‘Rusya’nın gözdağı’ vermesini kınadı ve Batı’dan füzesavar sistemleri almaya yönelik talebini yineledi.
Ukrayna askeri ve sivil makamlarına göre, cuma günü sabahın erken saatlerinde, Ukrayna’nın güneyindeki Odessa’ya yaklaşık 80 km uzaklıkta yer alan Sergeevka kasabasını hedef alan 3 Rus füzesi, aralarında 12 yaşında bir çocuğun da bulunduğu en az 21 kişi hayatını kaybetmesine neden olurken, büyük bir binayı ve bir turizm kompleksini de yok etti. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir (Volodimir) Zelenskiy cuma akşamı “Bu, yalnızca hata veya tesadüfi bir hedef alış değil, Rusya’nın kasıtlı  gözdağı vermesidir” dedi. Yerel yetkililer de saldırı alanında ‘askeri bir hedef olmadığını’ doğruladı.
Ukrayna suçlamalarına yanıt olarak, Kremlin, “Rus silahlı kuvvetlerinin Ukrayna’daki sivil tesisleri hedef almadığını’ iddia etti. Berlin ise bu yanıtı “insanlık dışı ve kaba” olarak nitelendirdi. Kiev ayrıca, Sergeevka’nın bombalanmasının, ikisi kritik durumda olmak üzere 5 çocuk da dahil olmak üzere 38 kişinin yaralanmasına neden olduğunu bildirdi.
Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “Ortaklarımıza, Ukrayna’ya mümkün olan en kısa sürede füzesavar savunma sistemleri tedarik etmeye çağrısında bulunuyorum. Hayat kurtarmamıza yardım edin” ifadelerini kullandı ve Rusya’yı “terörist bir devlet’ olarak nitelendirdi.
Ukrayna ordusu Sergeevka’da kullanılan füzelerin, uçak gemilerini vurmak üzere tasarlanmış ve Soğuk Savaş döneminden kalmış Sovyetlere ait ‘Cruise’ füzeleri olduğunu belirtti. Bu füzenin, pazartesi günü gündüz vakti, Ukrayna’nın orta kesimindeki Kremençug’daki cepheye 200 km mesafedeki bir ticaret merkezini vuran füze ile aynı türden olduğu bildirildi. İlk yardım ekiplerinin açıklamalarına göre, en az 19 can kaybı tahmin ediliyor.


29 Haziran’da Rusların Mıkolayiv’i bombalamasının ardından enkazda ailesinin fotoğraflarını arayan bir Ukraynalı (AP)

Zelenskiy’nin durumun hala çok zor olduğunu belirttiği Lısıçansk’da, Rus güçleri tarafından desteklenen, Moskova yanlısı ayrılıkçılar cumartesi günü, son günlerde çatışmaların yoğunlaştığı Donbas’taki sanayi kentinin ‘tamamen’ kuşattıklarını duyurdu.
Rusya resmi haber ajansı TASS’a göre, Luhansk’taki ayrılıkçı güçlerin temsilcisi Andrei Maruchko: “Bugün Luhansk Halk Milisleri (ayrılıkçı güçler) ve Rus Silahlı Kuvvetleri, Lısıçansk’ın tamamen kuşatıldığından emin olmamızı sağlayan son stratejik noktaları işgal etti” ifadelerini kullandı. Lısıçansk Luhansk’ta henüz düşmemiş en büyük şehir ve Moskova’nın tamamen kontrol etmek istediği iki Donbas sanayi bölgesinden biri.
AFP’nin mahallede oturan bir kişinin cumartesi sabahı aktardığına göre, Donbas’ta Ruslar tarafından işgal edilen İzyum ve Lyman yakınlarındaki Slovyansk şehrinde, cuma akşamı evlere düzenlenen füze saldırısı, bahçesinde olan bir kadının hayatını kaybetmesine, kocasının ise yaralanmasına neden oldu.
Slovyansk Belediye Başkanı Vadim Ljah, Rus güçlerini Moskova’nın imzalamadığı uluslararası anlaşmalar kapsamında yasaklanmış olan kitle silahlarını kullanmakla suçladı. Donetsk Bölge Valisi Pavlo Kirilinko, cuma sabahından bu yana Slovyansk’ta 4 sivilin hayatını kaybettiğini ve 12 kişinin yaralandığını söyledi. Füzeler en az bir haftadır sürekli olarak Slovyansk’taki yerleşim bölgelerini hedef alıyor.
Kuzeyde Ukrayna’nın ikinci büyük şehri olan Harkov’da, yerel yetkili Oleg Senegubov öğleden sonranın sorunlu olduğunu, şehrin mahallelerinden birine füzelerin isabet ettiğini ancak herhangi bir can kaybına yol açmadığını belirtti.
Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Konaşenkov, hava kuvvetlerinin Harkiv’deki yerel traktör fabrikasını bombaladığını duyurdu. Fabrikada, Ukrayna ordusunun 10. tugayının birliklerinin konuşlandığını ve teçhizatın depolanmış olduğunu bildirdi.
Güney cephesi ile ilgili olarak, Konaşenkov Rus füze ve hava saldırılarının Mıkolayiv yakınlarındaki 39 komuta merkezini ve iki mühimmat deposunu vurduğunu söyledi. Ukrayna yerel yetkili Vitaliy Kim, öğleden önce patlamalar duyduğunu bildirirken, yetkililerin durumu değerlendirdiğini belirtti.
Rus haber ajanslarının aktardığına göre, Savunma Bakanlığı cumartesi günü, Rus kuvvetlerinin Donbas ve Mıkolayiv’deki Ukrayna askeri komutanlığına ait 5 bölgeyi yüksek hassasiyetli silahlar kullanarak imha ettiğini, Zaporijya bölgesindeki üç depolama alanını da bombaladığını belirtti. Bakanlık ayrıca, Rus Hava Kuvvetleri’nin Harkov’daki bir traktör fabrikasındaki silah ve teçhizat deposunu bombaladığını öne sürdü.
Ukrayna’nın daha fazla silah talebine yanıt olarak, Pentagon cuma günü 820 milyon dolar değerinde yeni bir askeri yardım sağlanacağını duyurdu. Söz konusu yardım, 150 bin kadar 155 mm roket güdümlü el bombası (RPG) ve yakın zamanda savaş alanına ulaşan ABD HIMARS çoklu roketatarları için yeni füzelerinin yanı sıra, orta ve yakın menzilli, karadan havaya füzeler fırlatabilen bir ABD-Norveç imalatı olan gelişmiş hava savunma sistemleri NASAMS’ı içeriyor. Norveç de yaklaşık bir milyar euroya denk gelen 10 milyar kronluk bir yardım sunulacağını açıkladı.

Ukrayna Türkiye’den müdahale istedi
Ukrayna’nın buğday ürünlerini ihraç etmesini engelleyen Rus deniz kuşatması ile mücadele için Kiev, cuma günü Türkiye’den, işgal altındaki Berdyansk Limanı’ndan yola çıkan binlerce ton Ukrayna tahılı taşındığından şüphelenilen bir Rus kargo gemisine müdahale etmesini istedi. Moskova’nın Ukrayna’ya dayattığı tahıl savaşı, gıda güvenliğini sağlamak için Ukrayna buğdayına güvenen birçok Afrika ülkesini endişelendiriyor. Ukrayna ordusu cuma akşamı yaptığı açıklamada, Rus ordusunun Yılan Adası’nı fosfor bombalarıyla iki kez bombaladığını, video kayıtlarıyla doğruladı. Rus ordusu cumartesi günü düzenlediği günlük basın konferansında bu suçlamalar hakkında yorum yapmadı.
Yılan Adası bölgedeki denizciliğin kontrolü için bir temel olarak görülüyor. Moskova perşembe günü, adadan çekilmesinin bir ‘iyi niyet işareti’ olduğunu belirtirken, Kiev, art arda yaptığı saldırıların ağırlığı altında Rusya’nın geri çekildiğini söyledi.



Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)
TT

Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)

Kylian Mbappé ile Jordan Bardella arasında, Fransa’da aşırı sağın yükselişi konusunda yaşanan kamuoyu tartışması yeniden gündeme geldi.

Fransız futbolunun yıldız isimlerinden Mbappe ile aşırı sağ siyasetin yükselen figürü Bardella arasındaki görüş ayrılığı, gelecek yıl yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ulusal Birlik partisinin iktidara gelme ihtimali etrafında şekilleniyor.

İki genç Fransız figür arasındaki bu anlaşmazlık, Fransa’nın kimliği ve geleceği üzerine ülke genelinde süren daha geniş çaplı tartışmanın da küçük bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkan Ulusal Birlik Partisi’nin adayı, seçim atmosferinde dikkat çeken isimlerden biri konumunda bulunuyor.

Real Madrid forması giyen forvet oyuncusu Mbappe (27) ile Ulusal Birlik Partisi lideri Bardella (30) arasında yalnızca üç yaş farkı bulunsa da siyasi görüşleri birbirinden oldukça uzak görünüyor.

Bardella, geçmişte dışlanan aşırı sağ çizginin günümüzdeki temsilcilerinden biri olarak görülüyor. Parti, sınır kontrollerinin sıkılaştırılması ve sosyal yardım sisteminin Fransız vatandaşlarına öncelik verecek şekilde yeniden düzenlenmesi vaatleriyle önemli ölçüde destek kazanmış durumda.

Salı günü yayımlanan Vanity Fair dergisine verdiği röportajda Mbappe, Ulusal Birlik Partisi’nin 2027’de iktidara gelme ihtimali konusunda endişelerini dile getirdi.

dfvfvfd
Kylian Mbappe (Reuters)

Derginin aktardığına göre Mbappe, “İnsanlar bazen para ve şöhrete sahip olduğumuz için bu sorunların bizi etkilemediğini düşünüyor. Ancak bu beni etkiliyor. Çünkü onların iktidara gelmesinin ülkem açısından ne anlama geldiğini ve bunun doğurabileceği sonuçları biliyorum” ifadelerini kullandı.

Mbappe’nin sözcüsü henüz konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi. Fransız futbolcu daha önce de Ulusal Birlik Partisi’nin UEFA Euro 2024 sırasında yükselişini “felaket” olarak nitelendirmişti.

Düşünce kuruluşu Le Millénaire’den William Thay ise Bardella’nın verdiği yanıtın siyasi açıdan akıllıca olduğunu söyledi. Thay’e göre Mbappe’nin Paris Saint-Germain takımından ayrılmasının ardından Fransa’daki popülaritesi geriledi. Ayrıca bazı kesimler futbolcuyu kibirli bulurken, Real Madrid performansının beklentilerin altında kaldığı değerlendiriliyor.


Avrupa Ticaret Odası: Suudi Arabistan küresel enerji akışını güvence altına aldı

Yanbu Endüstri Limanı (SPA)
Yanbu Endüstri Limanı (SPA)
TT

Avrupa Ticaret Odası: Suudi Arabistan küresel enerji akışını güvence altına aldı

Yanbu Endüstri Limanı (SPA)
Yanbu Endüstri Limanı (SPA)

Avrupa Ticaret Odası’nın Suudi Arabistan’daki Başkanı Kristijonas Gidevillas’a göre uluslararası deniz taşımacılığının dalgalandığı bir dönemde Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz üzerinden sağladığı ihracat kapasitesi, küresel enerji fiyatlarını kontrol altında tutan stratejik bir denge unsuru haline geldi. Gidevillas, Avrupa için alternatif petrol akış yollarının gerçek değerinin, arz sürekliliğini sağlamak ve enflasyon baskılarını hafifletmek olduğunu söyledi.

Gidevillas, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, 2025 yılında 88 milyar avroyu aşan Avrupa–Suudi Arabistan ticaret hacminin, krallığın Avrupa enerji güvenliğinde yapısal bir ortak haline geldiğini gösterdiğini ifade etti. Suudi Arabistan’ın dünyanın en esnek lojistik altyapılarından birine sahip olduğunu vurguladı.

Tek koridor bahsinin Sonu

Gidevillas’a göre Suudi Arabistan’ın hem Basra Körfezi hem de Kızıldeniz üzerinden çift yönlü ihracat kapasitesi geliştirmesi, fiilen tek koridor bahsini ortadan kaldırdı. Bu durum, bölgesel gerilimlerin en yoğun olduğu dönemlerde bile enerji akışının kesintisiz sürmesini sağlıyor.

Bu stratejinin geçici bir tepki değil, küresel ölçekte Suudi Arabistan’ın stratejik değerini artıran yapısal bir hamle olduğunu belirtti.

Avrupa için enerji ve dönüşüm boyutu

Gidevillas, kısa vadede bu koridorun Avrupa için en önemli etkisinin enerji arz güvenliğinden çok fiyat istikrarı olduğunu, uzun vadede ise Suudi Arabistan’ın Avrupa enerji dönüşümünün kilit ortağı haline geldiğini söyledi.

Neom ve Yenbu gibi yeni ihracat merkezlerinin, geleceğin yeşil yakıt tedarik zincirlerinde Suudi Arabistan’ı merkez konuma taşıdığını ifade etti.

cdvfdfd
Avrupa Ticaret Odası’nın Suudi Arabistan’daki Başkanı Kristijonas Gidevillas. (X)

Ayrıca Suudi Arabistan’ın hidrojen ve amonyak ihracatını Avrupa’ya yönlendirdiğini, bunun da Avrupa’nın sanayide karbonsuzlaşma programını desteklediğini belirtti. Mısır üzerinden Avrupa elektrik şebekelerine entegrasyonun da düşük karbonlu enerjiye geçişi güçlendirdiğini ekledi.

Avrupa enerji maliyetlerine yapısal katkı

Gidevillas, Avrupa Birliği’nin Körfez bölgesinden petrol ithalatının yaklaşık yüzde 10 seviyesinde olduğunu hatırlatarak, Hürmüz Boğazı gibi kritik geçişlerde yaşanan aksaklıkların fiziksel arz kıtlığı yaratmaktan çok fiyatları yukarı çektiğini söyledi.

Suudi Arabistan’ın sağladığı koridorun temel katkısının piyasa akışının sürekliliği olduğunu ve bunun Avrupa ekonomisini fiyat şoklarından koruduğunu vurguladı.

Enerji Krizleri ve Avrupa’nın Kırılganlığı

Analizde, 2022’deki Rusya-Ukrayna savaşı sonrası yaşanan enerji krizi hatırlatıldı. O dönemde gaz arzındaki düşüşün Avrupa hükümetlerini yüz milyarlarca avroluk destek paketleri açıklamaya zorladığı belirtildi.

Bugün Hürmüz Boğazı gerilimiyle birlikte Avrupa’nın yeniden yüksek fiyat baskısıyla karşı karşıya olduğu, Suudi Arabistan’ın ise bu süreçte tüketiciyi enflasyon riskinden koruyan bir rol üstlendiği ifade edildi.

Egemen güvenilirlik ve Suudi rolü

Gidevillas, Suudi Arabistan’ın OPEC içindeki konumu ve günlük 12 milyon varile ulaşan üretim kapasitesi sayesinde küresel enerji piyasalarında istikrar sağlayan kilit aktör olduğunu söyledi.

Çift ihracat koridoru sayesinde tek bir deniz yoluna bağımlılığın ortadan kalktığını ve bunun yapısal bir güvenlik avantajı oluşturduğunu vurguladı.

Avrupa’nın kırılganlığına karşı Suudi esnekliği

Avrupa’nın dizel ve jet yakıtı tedarikinde dalgalanmalar yaşadığı, enerji bağımsızlığı konusunda zorluklarla karşı karşıya olduğu belirtilirken, Suudi Arabistan’ın hem üretim hem de petrokimya altyapısıyla en esnek enerji ortaklarından biri haline geldiği ifade edildi.

fdvfdb
Yanbu Ticari Limanı, Suudi Arabistan’ın önemli deniz geçitlerinden biridir. (Mawani)

Gidevillas’a göre Suudi Arabistan yalnızca fiziksel enerji arzını değil, aynı zamanda küresel piyasalardaki jeopolitik baskıyı da dengeleyen bir “sigorta mekanizması” işlevi görüyor.

Gelecek perspektifi: Enerji dönüşümünde Suudi liderlik

Geleceğe ilişkin değerlendirmelerde Gidevillas, Suudi Arabistan’ın hidrokarbonlar alanındaki geleneksel rolünün yanı sıra yeşil hidrojen ve sürdürülebilir enerji üretiminde de küresel liderliğe ilerlediğini söyledi.

Bu dönüşümün, krallığın Avrupa için uzun vadeli stratejik ortak konumunu güçlendireceğini ve küresel enerji sisteminin geleceğinde merkezi bir rol oynayacağını belirtti.


Türkiye: Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırması bölgesel istikrarı zedeler

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
TT

Türkiye: Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırması bölgesel istikrarı zedeler

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)

Türkiye, Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırmasının bölgesel istikrarı zayıflatacağı uyarısında bulundu. Türk güvenlik kaynakları, adanın güvenlik ve istikrarına ilişkin düzenlemelerin uluslararası anlaşmalarla belirlendiğini ve Türkiye’nin adanın ikiye bölünmüş yapısında garantör ülkelerden biri olduğunu hatırlattı. Ada, kuzeyde Türk, güneyde ise Yunan kesimi olmak üzere ikiye ayrılmış durumda.

Haziran ayında, uluslararası alanda tanınan ve Avrupa Birliği üyesi olan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde Fransa’nın asker konuşlandırmasına ilişkin bir anlaşma imzalanması beklentisi bulunuyor.

Türk Savunma Bakanlığı’na bağlı kaynak, perşembe günü düzenlenen basın bilgilendirmesinde, Fransa’nın Güney Kıbrıs’ta asker konuşlandırma gerekçesinin net olmadığını, ancak bu tür adımların mevcut hassas dengeyi bozarak gerilimi artırabileceğini ifade etti.

“Uluslararası hukuka aykırı”

Türkiye’nin uluslararası hukuka uygun hareket ettiğini vurgulayan kaynak, bölgede barış ve istikrarın korunmasının öncelikli hedef olduğunu belirtti.

Türkiye, 1974’ten bu yana Kıbrıs’ın kuzeyinde asker bulunduruyor ve Fransa’nın Güney Kıbrıs’ta asker konuşlandırmasının 1960 tarihli ve BM tarafından da kabul edilen “Garanti Antlaşması”na aykırı olduğunu savunuyor. Bu anlaşma kapsamında Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık adanın bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü garanti altına almakla yükümlü.

dsdsvds
Kuzey Kıbrıs'taki Türk askerleri (Türkiye Savunma Bakanlığı)

Antlaşmaya göre Kıbrıs Cumhuriyeti herhangi bir siyasi veya ekonomik birlik oluşturamaz ve adanın bölünmesini ya da başka bir devletle birleşmesini destekleyen faaliyetleri engellemek zorundadır. Türkiye, bu çerçevede Yunan tarafının tek başına hareket edemeyeceğini, Türk tarafıyla anlaşma yapılması gerektiğini savunuyor.

Türk askeri kaynak, Fransa’nın girişiminin yalnızca Türkiye ve “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”nin haklarını ihlal etmediğini, aynı zamanda Güney Kıbrıs için de gelecekte güvenlik riskleri doğurabileceğini belirterek, bölgesel istikrarı bozacak adımlardan kaçınılması gerektiğini vurguladı.

Fransa’nın tutumu

Fransa’nın, Avrupa Birliği Antlaşması’nın 42. maddesinde yer alan “karşılıklı savunma” hükmü kapsamında ve AB liderlerinin 24 Nisan’da Lefkoşa’daki zirvede aldığı kararlar doğrultusunda bu adımı değerlendirdiği belirtiliyor.

gretrtg
24 Nisan'da Lefkoşa'da düzenlenen AB liderler zirvesinden bir kare (EPA)

Bu yaklaşımın NATO’nun 5. maddesindeki kolektif savunma ilkesine de benzerlik taşıdığı ifade ediliyor.

Hükümete yakın Sabah'ta gazetesinde yayımlanan bir makalede, köşe yazarı Melih Altınok, Avrupa Birliği ve Kıbrıs'ın ortak savunma maddesini yeniden canlandırarak, garantör güçlerden ve NATO'dan bağımsız olarak Kıbrıs'ın geleceğini şekillendirmeye çalıştığını savundu. Beklenen anlaşmayla ilgili dolaşan haberlere göre, anlaşma Fransız askeri personelinin Kıbrıs'a konuşlandırılması, Lefkoşa ve Paris arasında savunma sanayinde artırılmış işbirliği, askeri teknoloji değişimi, ortak eğitim faaliyetleri ve askeri tesisler için lojistik destek gibi maddeler içeriyor.

Tepkiler

Uluslararası alanda tanınmayan “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”, Güney Kıbrıs’ın Fransız askerlerini adaya davet etme planını “provokatif ve kabul edilemez” olarak nitelendirdi ve bunun adadaki barışı zedeleyeceğini savundu.

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ise Fransa ile yapılması planlanan anlaşmanın savunma ilişkilerini güçlendirmeye yönelik olduğunu açıkladı.

gthyjuk
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nicos Christodoulides (EPA)

Türk uzmanlar, adada yabancı askeri varlığın tamamen yeni olmadığını, ABD, Yunanistan ve Fransa ile mevcut savunma iş birliklerinin zaten sürdüğünü belirtiyor.

Türk askeri kaynak ayrıca, söz konusu anlaşmanın bölgesel iş birliği ve diyalog çabalarını olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.

Hükümete yakınlığıyla bilinen Milliyet gazetesi ise bu tür girişimlerin bölgedeki güç dengelerini değiştirmeyeceğini, Türkiye’nin askeri kapasitesi ve jeostratejik konumunun belirleyici olmaya devam edeceğini yazdı. Gazete ayrıca, dış aktörlerin sürece dahil edilmesinin gerilimi artırabileceği uyarısında bulundu.