Irak, Suudi Arabistan-İran ilişkilerini yeniden kurma çabalarını yoğunlaştırıyor

Suudi Arabistan Veliaht Prensi geçen hafta Cidde’de Irak Başbakanı’nı karşıladı (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi geçen hafta Cidde’de Irak Başbakanı’nı karşıladı (SPA)
TT

Irak, Suudi Arabistan-İran ilişkilerini yeniden kurma çabalarını yoğunlaştırıyor

Suudi Arabistan Veliaht Prensi geçen hafta Cidde’de Irak Başbakanı’nı karşıladı (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi geçen hafta Cidde’de Irak Başbakanı’nı karşıladı (SPA)

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Riyad ile Tahran arasındaki ilişkilerin yakında yeniden başlamasından memnuniyet duyacaklarını söyledi.
Iraklı bir kaynağa göre, Suudi Arabistan ile İran arasındaki ilişkilerin yeniden kurulduğuna ilişkin duyuru, Irak Başbakanı Mustafa Kazımi ve Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin’in huzurunda, Suudi Arabistan ve İran’dan yetkililerin katılımıyla Bağdat’ta yapılması bekleniyor.
Şarku’l Avsat’a konuşan Iraklı kaynak, “Başbakan Kazımi, geçen hafta Cidde ve Tahran’a yaptığı ziyaretler sırasında Suudi Arabistan ve İran arasında bekleyen birkaç sorun üzerinde ilerleme kaydetti. Bu da bölgedeki gerilimi hafifletmeye yardımcı olabilir” dedi.
Kaynak, Suudi yetkililerin Bağdat ziyaretinin Temmuz ortasında düzenlenecek Cidde zirvesinden önce gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine ilişkin bir soruya net bir cevap vermedi ve bu meselenin üç başkent arasında düzenlemeler gerektirdiğini belirtti.
İran Dışişleri Bakanı Abdullahiyan, dün Suriye’nin başkenti Şam’dan yaptığı açıklamada, Tahran’ın Riyad ile ilişkilerin yeniden kurulması, büyükelçiliklerin yeniden açılması ve siyasi diyalogun başlatılmasını memnuniyetle karşıladığını duyurdu.
Abdullahiyan, Mısır, Ürdün ve İran arasındaki görüşmelerin Bağdat’ta yapılacağına dair haberler hakkında ise şu ifadeleri kullandı:
“Şu anda Mısır tarafıyla ilişkileri yeniden başlatmak için doğrudan bir müzakere yok, ancak iki ülke arasındaki işbirliği çerçevesinde Tahran ve Kahire arasındaki ilişkileri normal seyrine döndürmek için çabalar sürüyor. Mısır ile iki ülke halklarının, İslam dünyasının ve bölge ülkelerinin çıkarlarına hizmet edecek ilişkiler geliştirmeyi düşünüyoruz.”
Abdullahiyan’ın açıklamaları, Irak Dışişleri Bakanı Hüseyin’in, Bağdat’ın İran ile Ürdün ve İran ile Mısır arasındaki diyaloğu desteklediğini ilk kez açıklamasından günler sonra geldi.
Bu bağlamda, Irak Başbakanı Kazımi’nin danışmanı Dr. Hüseyin Allavi, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, Başbakan’ın çabalarının bölgesel istikrar, barış, işbirliği ve kalkınma dönemi oluşturmayı amaçladığını söyledi.
Allavi, Irak’ın iki ülke arasında gerilimi azaltmak ve 2016’da kesilen ilişkileri normalleştirmek için Suudi Arabistan-İran diyalog girişimi aracılığıyla bölgede istikrarı yeniden sağlamaya öncülük ettiğini söyledi.
Kazımi’nin arabuluculuğu 9 Nisan 2021’de başlattığını dile getiren Allavi, krizlere ve medyadaki gerilimlere rağmen Suudi Arabistan ile İran arasında dört tur daha diyalog kurmayı başardığını söyledi.
Allavi, “Çoğunlukla güvenlik amaçlı olan bu diyalog turları, başarılı olması beklenen bir siyasi diyaloğun önünü açtı. Bunun, Suudi Arabistan-İran ilişkilerinin gidişatını, birçok bölgesel meselede anlayış ve görüş alışverişinde bulunma, bunlara çözüm yolları ve stratejik inisiyatifler belirleme aşamasına taşıdığını söyleyebiliriz” diye ekledi.
Başbakan Danışmanı, “Irak, ulaşım, enerji, elektrik, gıda güvenliği, su kıtlığı ve iklim değişikliği ile mücadele eden büyük projelerle ekonomik değişimlere yaklaşarak bölgede istikrarı sağlamaya istekli. Bu projelerin başarısı, bölge ülkeleri arasında sürekli ortaklık ve işbirliği gerektiriyor” ifadelerini de kullandı.
Allavi son olarak, “Bu gerçekleşirse, siyasi, ekonomik ve sosyal istikrarın geliştirilmesi açısından Irak ulusal güvenliğine etki edecektir. Bu da, Irak ekonomisine doğrudan yabancı yatırımlarla iş imkanlarının sağlanması ve kapasite geliştirme açısından gençlere yansıyacaktır” dedi.



Kızılhaç: İsrail'deki Filistinli tutuklulara ulaşamadık

İsrail Cezaevleri Servisi'ne bağlı Gilboa Hapishanesi'nin önünden çekilmiş bir fotoğraf (EPA)
İsrail Cezaevleri Servisi'ne bağlı Gilboa Hapishanesi'nin önünden çekilmiş bir fotoğraf (EPA)
TT

Kızılhaç: İsrail'deki Filistinli tutuklulara ulaşamadık

İsrail Cezaevleri Servisi'ne bağlı Gilboa Hapishanesi'nin önünden çekilmiş bir fotoğraf (EPA)
İsrail Cezaevleri Servisi'ne bağlı Gilboa Hapishanesi'nin önünden çekilmiş bir fotoğraf (EPA)

Uluslararası Kızılhaç Komitesi dün yaptığı açıklamada, ekiplerinin Ekim 2023'ten bu yana İsrail gözaltı merkezlerinde tutulan Filistinli tutukluları ziyaret edemediğini duyurdu.

Komite yaptığı açıklamada, bu süre zarfında tutuklulara erişim izni almadığını belirterek, uluslararası insani hukuk uyarınca tüm tutukluların akıbeti ve nerede oldukları konusunda bilgilendirilmesi ve insani görevlerini yerine getirebilmesinin sağlanması gerektiğini vurguladı.

Komite açıklamasında, tutuklulara insani muamele edilmesinin, uygun gözaltı koşullarının sağlanmasının ve tutukluların aileleriyle iletişim kurmalarının sağlanmasının önemini vurguladı. Komite, birçok Filistinli ailenin, tutuklu akrabalarının durumuyla ilgili herhangi bir bilgi bekleyerek aşırı endişe içinde yaşadığını kaydetti.

Açıklamada, komitenin tüm Filistinli tutuklulara ziyaretleri yeniden başlatmak amacıyla İsrail makamlarıyla diyaloğunu sürdürdüğü, ancak bunun ne zaman gerçekleşeceğine dair bir tarih belirtilmediği belirtildi. İsrail tarafı, komitenin açıklamasına ilişkin henüz resmi bir yorumda bulunmadı.

İlgili bir gelişmede, ICRC, serbest bırakılan 10 Filistinli tutuklunun Gazze'nin güneyindeki Kerem Ebu Salim (Kerem Şalom) geçiş noktasından Gazze'nin merkezindeki el-Aksa Hastanesine nakledilmesini kolaylaştırdığını ve aileleriyle iletişime geçip onlarla yeniden bir araya gelmelerine yardımcı olduğunu bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın Filistinli Mahkumlar Kulübü'nden elde ettiği veriye göre, İsrail hapishanelerinde 49 kadın mahkum, 350 çocuk ve yaklaşık 3 bin 350 idari tutuklu olmak üzere 9 bin 300'den fazla Filistinli tutuklu bulunuyor.


Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından Halep'in doğusundaki bir polis kontrol noktasına düzenlenen saldırıda üç Suriye askeri yaralandı

Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'de SDG mensupları (Arşiv -Reuters)
Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'de SDG mensupları (Arşiv -Reuters)
TT

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından Halep'in doğusundaki bir polis kontrol noktasına düzenlenen saldırıda üç Suriye askeri yaralandı

Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'de SDG mensupları (Arşiv -Reuters)
Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'de SDG mensupları (Arşiv -Reuters)

Suriye Savunma Bakanlığı, dün Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG), Halep'in doğusundaki Deyrizor Hafer yakınlarında bulunan ordu mevzilerine yakın bir askeri polis kontrol noktasına insansız hava araçlarıyla (İHA) düzenlediği saldırıda üç askerin yaralandığını açıkladı.

Bakanlık açıklamasında, SDG saldırısının "ülkenin çeşitli bölgelerindeki ordu mevzilerine yönelik devam eden gerilimin bir parçası" olduğunu ve ordunun "bu saldırıya uygun şekilde karşılık vereceğini" belirtti.

SDG, 10 Mart'ta Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara ile bir anlaşma imzalayarak, 2025 yılı sonuna kadar tüm sivil ve askeri kurumlarını Suriye devlet kurumlarına entegre etmeyi kabul etti.

Ancak süre doldu ve ilerleme kaydedilemedi. SDG pazar günü yaptığı açıklamada, SDG ile Şam hükümeti arasında liderlik düzeyinde resmi bir toplantı yapıldığını ve bu toplantıda iki taraf arasındaki askeri güçlerin entegrasyonu konusunun ele alındığını belirtti. Taraflar, "görüşmeleri tamamlamak ve sonuçlara ulaşılana kadar bu konuyu organize bir şekilde takip etmek için bir sonraki aşamada toplantılara devam etme" konusunda anlaştılar.


El-Alimi, Hadramut ve Mahra’da yeni bir dönemin sözünü verdi

Vatan Kalkanı güçleri, Hadramut ve Mahra’daki askerî kampları Geçiş Konseyi güçlerinden geri aldı. (Reuters)
Vatan Kalkanı güçleri, Hadramut ve Mahra’daki askerî kampları Geçiş Konseyi güçlerinden geri aldı. (Reuters)
TT

El-Alimi, Hadramut ve Mahra’da yeni bir dönemin sözünü verdi

Vatan Kalkanı güçleri, Hadramut ve Mahra’daki askerî kampları Geçiş Konseyi güçlerinden geri aldı. (Reuters)
Vatan Kalkanı güçleri, Hadramut ve Mahra’daki askerî kampları Geçiş Konseyi güçlerinden geri aldı. (Reuters)

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Hadramut ve Mahra vilayetlerinde güvenliğin tahkim edilmesi, toplumsal barışın pekiştirilmesi ve kalkınma ile yeniden imar sürecinin başlatılmasını esas alan yeni bir dönemin çerçevesini çizdi. Bu sürecin, Güney Geçiş Konseyi güçlerinin iki vilayetten geri püskürtülmesi ve hükümete bağlı “Vatan Kalkanı” güçlerinin kontrolü ele almasının ardından şekillendiğini belirtti.

El-Alimi, askerî kampların devrinin beklentilerin ötesinde bir hız ve etkinlikle tamamlandığını vurgulayarak, bunun yalnızca sahadaki bir başarının takdiri değil; kriz yönetiminden sürdürülebilir istikrarın inşasına doğru, devlet ve hukuk temelli, kapsayıcı bir ulusal bağlamda planlı bir geçişin ilanı olduğunu ifade etti.

Hadramut ve Mahra halkını tebrik eden El-Alimi, bu başarının yerel toplumların devlet kurumları etrafında kenetlenmesini ve yerel liderliklerin kamu yararını önceleyen, sorumlu bir yaklaşımla süreci yönetmesini yansıttığını söyledi. Bu durumun, temel hizmetlerin yeniden başlatılmasının ve vatandaşların yaşam koşullarının iyileştirilmesinin önünü açtığını kaydetti.

Bu çerçevede El-Alimi, Suudi Arabistan liderliğindeki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu’nun ortak güçlerinin sürecin güvenliğini sağlama, gerilimi düşürme, sivilleri koruma ve teslim işlemlerini uluslararası hukuk ve teamüllere uygun biçimde tamamlama konusundaki belirleyici rolünü takdir etti. Krallık yönetimine, Yemen’in ve bölgenin güvenliği ile istikrarı yanında sergilediği merkezi duruş için yeniden teşekkür etti.

vfdgthy

El-Alimi ayrıca, tüm siyasi ve toplumsal bileşenlere yan çatışmaları geride bırakma ve ulusal, bölgesel ve uluslararası mutabakatlarla belirlenen referanslar doğrultusunda geçiş döneminin önceliklerine odaklanma çağrısı yaptı. Bu önceliklerin başında, askerî ve güvenlik güçlerinin Savunma ve İçişleri bakanlıkları şemsiyesi altında yeniden yapılandırılması ile devlet otoritesinin ve hukukun üstünlüğünün ülke genelinde tesis edilmesi geliyor.

Başkanlık Konseyi Başkanı, güney vilayetlerinin halkının bilincine ve ulusal duyarlılığına olan güvenini dile getirerek, onların devlet kurumlarının inşasında ve cumhuriyetçi düzenin savunulmasındaki tarihsel rolünü vurguladı. Güneyin, modern devlet projesinin temel bir dayanağı ve ülkenin geleceğinin inşasında asli bir ortak olmaya devam edeceğini belirtti.

El-Alimi, geçmişin mağduriyetlerini ele alan adil ve kapsamlı bir güney meselesi çözümüne olan devlet taahhüdünü de yineledi. Bu çözümün, normal koşullarda halk iradesine dayanan kurumsal ve ulusal bir süreç içinde hayata geçirilmesi; birlikte yaşamayı, güvenliği ve istikrarı güvence altına alması ve Yemen’in Arap kimliği ile toplumsal dokusunu koruması gerektiğini vurguladı.