Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Putin savaş sahasında yenildiğinde müzakere masasına oturacak’

Ukrayna Dışişleri Bakanı: Rusya nükleer silah kullanmayacak. Rusya’nın tehditleri uluslararası arenadan tecrit edilmesini gerektiriyor.

Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba
Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba
TT

Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Putin savaş sahasında yenildiğinde müzakere masasına oturacak’

Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba
Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba

Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba, uluslararası toplumun Rusya'ya karşı ekonomisini ve kabiliyetlerini baltalayacak ve onu siyasi bir çözüme başvurmaya zorlayacak daha sert yaptırımlar uygulayarak savaşı durdurmayı başaracağına dair göreceli bir iyimserlik sergiliyor. Ancak bu iyimserliğe rağmen Rusya-Ukrayna savaşında dünyanın gerek savaşın uzaması, gerek savaşın küresel gıda açığını, üretimini, fiyatlarını ve emtia ve enerji tedarik zincirlerinin hareketliliğini artırması, gerekse nükleer silahlar dahil olmak üzere silahlanma yarışının hız kazanması açısından olsun en kötü senaryoya doğru ilerlediği ortada.
Kuleba, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, karmaşıklıklarla umutların iç içe geçtiği bir dil kullandı. Ukraynalı Bakan, röportaj aracılığıyla ortak olarak nitelendirdiği ülkeleri, Ukrayna’ya gelişmiş uçaksavar ve füzesavar sistemleri sağlamaya çağırdı. Savaşın ülkesinde neden olduğu ekonomik ve altyapı kayıplarının bir trilyon doları aştığını tahmin eden Kuleba,  savaşın yakın bir gelecekte sona ereceğini düşünmediğini ifade etti. Diğer yandan Suudi Arabistan, bölgedeki bazı devlet başkanları ve krallarıyla üst düzey bir zirvenin yapılacağı resmi bir ziyarette ABD Başkanı Joe Biden'ı ağırlamaya hazırlanırken bölgenin bir süredir boğuştuğu diğer krizler arasında Ukrayna-Rusya savaşı krizine siyasi bir çözüm umudu doğabilir.
Kuleba, 1 Haziran’da Körfez ülkeleri ile Ukrayna arasında yapılan ortak bakanlar toplantısında, Rusya'nın uluslararası toplum üzerinde bir savaş ve baskı aracı olarak kullandığını düşündüğü mevcut küresel gıda ve enerji sorununun çözümünde Körfez ülkelerinin aktif rol oynamasını umduğunu ifade etmişti. Ülkesinin, tahıl ve enerji güvenliği gibi acil konuları tartışmak için bir platform olarak Ukrayna ve Körfez ülkeleri arasında özel bir istişare konseyi kurulması amacıyla bir teklif sunduğunu belirten Kuleba’ya göre mevcut durum, artık kararlı eylemlerde bulunma ve kendinden emin adımlar atma zamanının geldiğini hatırlatıyor.
Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda Ukrayna Dışişleri Bakanı konuya dair şunları söyledi:
“Gelecekteki görüşmelerde önceliklerimiz, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün yeniden sağlanması, ekonomik olarak toparlanması, savaş suçlularının cezalandırılması, zararların tazmin edilmesi ve şu an garantör olmaları olası ülkelerle tartışılan yeni bir güvenlik garantileri sisteminin oluşturulması olmaya devam ediyor. Rusya'ya bize verdiği tüm kayıpları, acıları ve zararları ödeteceğiz. Her bir Rus savaş suçlusunun yaptıklarının hesabını vermesini sağlayacağız.”
Kuleba, beş aydır devam eden ve ‘Rusya işgali’ olarak nitelendirdiği savaşta Moskova’nın büyük bir başarı elde edemediğini de sözlerine ekledi.
Ukrayna'nın gayri safi yurtiçi hâsılasının (GSYİH) yüzde 30 düşmesini ve enflasyon oranının 2022'nin ilk çeyreğinde yüzde 20'ye ulaşmasını bekleyen Kuleba,  ülkesinin GSYİH’nın yüzde 16 oranında düştüğün, bunun da aylık 3 milyar doların üzerinde bir bütçe açığı oluşturduğunu belirtti. Kuleba, Rusya işgali diye tanımladığı savaşın, ülkesinin altyapısının yüzde 30'unu yok ettiğine ve maliyetinin 100 milyar doları bulduğuna işaret etti. Kuleba, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin 128 günlük savaşın ardından bin 27 ilçeyi kurtardığını kaydetti.
Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda Ukrayna sahasında yaşananlardan bunun uluslararası alanda yansımalarına kadar birçok başlıkta açıklamalarda bulundu:

- Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Batı'nın Ukrayna'ya uzun menzilli füzeler göndermeye devam etmesi durumunda yeni hedefler vurmakla ilgili tehdidine ilişkin ne söylemek istersiniz?
Bunlar boş tehditler. Putin şu an Ukrayna'daki hedefleri hiçbir ayrım gözetmeden vuruyor ve Ukrayna'ya karşı acımasız bir savaş yürütüyor. Ukrayna'yı dehşete düşüren ne varsa yapıyor ve her gün Ukraynalıları öldürmeye devam ediyor. Rusya ordusu, çoğunlukla sivil noktaları hedef alan barbarca bir savaş yürütüyor. Rusya geçtiğimiz hafta, uzun menzilli füzelerle Ukrayna’nın birçok şehrini ve kasabasını vurdu, onlarca masum insanı öldürdü. Kiev ve Mıkolayiv’de sivillerin binaları füzelerle hedef alındı. Kremençuk’da kalabalık bir alışveriş merkezi ve Odessa bölgesindeki eğlence yerleri dehşet verici bir şekilde vuruldu. Rusya, kasıtlı olarak sivilleri hedef alıyor. Putin, böyle bir katliam gerçekleştirerek Ukrayna halkının moralini bozmak istiyor ama buna izin vermeyeceğiz. Kendimizi savunmak için her türlü aracı kullanacağız. Ayrıca tüm ağır savaş suçlarına karışanların adalete teslim edilmesini sağlayacağız. Ukrayna hava savunma sistemi, Rusya’nın kullandığı bazı uzun menzilli füzeleri engelleyebiliyor. Ukrayna, ortaklarını kendisine gelişmiş uçaksavar ve füzesavar sistemleri sağlamaya çağırıyor. Çünkü eğer hava sahasını güvenli hale getirebilirsek birçok sivilin hayatını kurtarmış olacağız.

- Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Ukrayna’da 10 yıldır yüzlerce ABD’li ve İngiliz ajanın faaliyet gösterdiğinden bahsetti. Bu suçlamaları hangi bağlamda değerlendiriyorsunuz?
Bu Rusya’nın propagandası bağlamında değerlendiriyorum. Rusya Dışişleri Bakanı, ülkesinin Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşı şu ya da bu şekilde haklı çıkarmaya çalışıyor. Söyledikleri mantıksız ve neyi kanıtlamaya çalıştığını dahi anlamıyorum. Ukrayna yıllarca birçok ülkeden askeri uzmanları ağırladı. Rusya’nın saldırganlığı karşısında ordumuzda en iyi standartları sağlamamıza yardım etme çabalarına dahil olan sadece ABD ve İngiltere değildi. Bu noktada bize katkı sağlayan ortak ülkelere minnettarız. Rusya Dışişleri Bakanı, Rusya ordusunun performansından ve 24 Şubat’tan bu yana kaydettiği çok sayıdaki utanç verici yenilgiden rahatsızsa, komik açıklamalar yapmak yerine generallerine neden bu kadar kötü durumda olduklarını sorsa daha iyi olurdu. Rus yetkililerin yaptığı gibi yağmalamak yerine, ordumuzu yıllardır ortak ülkelerin yardımıyla yenilemeye çalışıyoruz. Bunun sonucunu savaş sahasında gördük. Rusya’nın başlattığı ve birkaç gün içinde hedeflerine ulaşmasını beklediği işgal beşinci aydır devam ederken Rusya halen büyük bir başarı kaydedemedi.

- Ukrayna'nın Zaporijya Oblastı yerel yönetimi, bölgenin devlet varlıklarına el koyulması niyetiyle Rusya’nın kontrolüne geçtiğini teyit etti. Buna ne sebep oldu?
İşgalci yetkililerin tüm kararları yasa dışıdır. Ruslar, Ukrayna’ya ait maden ürünlerini ve tahılı çalıyor, özel mülkleri yağmalıyor, insanları kaçırıyor, işkence ediyor ve öldürüyor. Rusya’nın bölgeyi ele geçirmesi ve Ukrayna devletine ait varlıklara el koyma girişimi kesinlikle cezalandırılacak olan Rusya’nın suçlarından sadece bir başka berbat suçtan ibarettir.

- Rusya, Ukrayna'daki askeri planının hedeflerine ne kadar ulaştı?
Rusya’nın amacı ülke olarak Ukrayna’yı birkaç gün içinde tamamen yok etmekti. Bunu işgalin başında açıkça söylediler. Sabahın erken saatlerinde tüm cephelerden askeri güçlerini bize karşı harekete geçirmelerinin nedeni de buydu. Ancak Ukrayna'nın kendini savunma yeteneğini ve bu konudaki kararlılığını çok yanlış değerlendirdiler. Ukrayna, Rusya’nın bu saldırgan planlarını engelledikten sonra Moskova birincil hedeflerinden, yani Kiev, Çernigiv, Sumi ve Harkiv'den çekilmek ve Ukrayna'nın doğusunda ve güneyinde şu an başarmaya çalıştıkları daha küçük hedeflere odaklanmak zorunda kaldı. Ukrayna'nın kahramanca direnişinin ve ortaklarımızın desteğinin Rusya’nın planını boşa çıkaracağına sizi temin ederim. Putin'in Ukrayna'yı işgal ederek bir hata yaptığını anlaması ve güçlerini topraklarımızdan çekmesi gerekiyor.

- Ukrayna halen NATO'ya katılmak istiyor mu? Bu konudaki çabanın sonuçlarıyla ilgili güvenlik garantileri ve beklentileriniz neler?
Ukrayna, NATO üyesi olma arzusundan asla vazgeçmedi. Fakat NATO üyeleri arasında Ukrayna’nın adaylığı konusunda fikir birliği yok. Rusya, Ukrayna’nın bekasına yönelik bir tehdit olmaya devam ederken, sonsuza kadar bekleyemeyiz. Gelecekte bilinmeyen bir zamanda değil, şimdi etkili olacak güvenlik garantilerine ihtiyacımız var. Dünyanın en büyük üçüncü nükleer cephaneliğinden gönüllü olarak vazgeçen Ukrayna, 1994 yılında imzalanan Budapeşte Memorandumu çerçevesinde ABD, İngiltere, Fransa, Çin ve Rusya'dan güvenlik garantileri aldı. Rusya, 2014 yılında Ukrayna'ya saldırarak (Budapeşte Memorandumu’nu) geçersiz kıldı ve memorandum Ukrayna'nın güvenliğini sağlayamadı. Dünyanın Ukrayna'ya güvenliğini sağlamaya borçlu olduğunu düşünüyoruz.  Şuan en yakın müttefikimizin bazılarından somut, bağlayıcı ve hızlı güvenlik garantileri sağlanmasını bekliyoruz.

- Rusya'nın Ukrayna'ya açtığı savaşın bilançosu nedir?
Savaş devam ederken kesin veriler vermek zor olsa da Ukrayna'nın GSYİH'sinin 2022'de en az yüzde 30 düşmesi bekleniyor. Enflasyon bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 20'ye ulaşabilir. Ukrayna'nın GSYİH'sı şimdiden yüzde 16 geriledi. Bu da aylık bütçe açığının 3 milyar dolardan fazla olacağı anlamına geliyor. Rusya işgali, bugüne kadar Ukrayna'nın altyapısının yüzde 30'una ya zarar verdi ya da yok etti. Bunun maliyeti ise en az 100 milyar dolar. Ekonomi ve altyapı kayıpları toplam 1 trilyon doları geçebilir. Buna karşın insanların yaşadıkları acının şiddetini ölçmek imkansız. Rusya, barbarca bir savaş stratejisi olarak daha çok sivilleri hedef alıyor. Binlerce kurbandan bahsediyoruz. Rusya'nın bize verdiği tüm zararları, yaşattığı tüm acıları ve tüm kayıpları ona ödeteceğiz. Her bir Rus savaş suçlusunun yaptıklarının hesabını vermesini sağlayacağız.

- Ukrayna'nın dost ülkelerden aldığı yardımları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ukrayna'ya önemli miktarda mali, insani ve askeri yardım sağlayan ortaklarımıza çok minnettarız. Dostlarımızı hız kesmeden bu yardımları artırmaya çağırıyorum. Çünkü savaşın devam ettiği her gün daha fazla yıkım getiriyor ve Ukrayna'nın ihtiyaçlarını daha da artırıyor. Askeri yardım noktasında ise daha fazla silah ve ağır mühimmat gerekiyor. ABD, ikili askeri, mali ve insani yardım çerçevesinde yaklaşık 45 milyar dolarlık bütçe açıkladı. AB ülkeleri ve kurumları 16 milyar euroluk, İngiltere 6,4 milyar euroluk yardımda bulunmayı taahhüt etti. GSYİH açısından Estonya, Letonya ve Polonya, Ukrayna'nın en büyük destekçileri oldular. Onları ABD, Litvanya ve İngiltere takip ediyor. Polonya, Romanya, Macaristan ve Slovakya gibi komşularımız, Rusya’nın saldırılarından kaçan Ukraynalı mülteci kadın ve çocuklara barınak sağlarken bunun maliyetini üstleniyorlar. Desteklerine büyük bir minnet duyuyoruz.

Rusya’nın Ukrayna’ya karşı nükleer silah kullanacağına dair işaretler söz konusu mu?
Rusya’nın nükleer silah kullanması ihtimali zayıf olsa da Rus yetkililer ve televizyon programlarına katılan yorumcular, bunun hakkında gelişigüzel konuşuyorlar. Nükleer silah kullanma konusundaki tehditkâr sözleri nedeniyle cezalandırılmaları gerektiğine inanıyorum. Rusya, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) daimi üyelerinden biri olarak uluslararası toplum tarafından küresel barışı ve istikrarı korumakla görevlendirildi. Ancak bunun yerine nükleer silahların diğer egemen devletlere karşı potansiyel kullanımıyla övünüyor. Bu Rusya'yı uluslararası toplumdan tecrit etmeye tek başına yeterli bir sebep. Rusya, saldırganlığı sırasında Enerhodar ve Çernobil şehirlerindeki nükleer santralleri ele geçirerek nükleer güvenliği umursamadığını zaten gösterdi. Birilerini rehin almak, fabrika binalarını bombalamak ve ekipman çalmak sorumsuzluktan başka bir şey değil.

- Ukrayna ordusu ülkeyi korumaya ne kadar hazır? Ordu, Mariupol'daki sivilleri korumayı başardı mı?
Savaş olabilecek en korkunç şey olsa da bile belli kurallar çerçevesinde savaşılır. Bu kurallardan bazılarını uluslararası insan hakları hukuku tanımlar. Ukrayna ordusu, sivil kayıpları az olması amacıyla bu kurallara sıkı sıkıya bağlı kalıyor. Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin önceliği sivillerin hayatlarının korunmasıdır. Ukrayna ve Rusya orduları arasındaki temel farkı anlamalısın.  Askerlerimiz halkı ve toprakları için savaşıyor. Rus askerleri ise başka bir ülkede oranın halkını öldürmeye ve topraklarını ele geçirmeye gelmiş işgalcilerdir. Bunu yaparken neden oldukları acı ve yıkım umurlarında değil. Rusya uluslararası insan hakları hukukunu hiçe sayıyor ve sivil halka karşı ayrım gözetmeksizin bombardıman ve terör, tecavüz, öldürme ve sınır dışı etme gibi tamamen vahşi taktikler kullanıyor. Rusya’nın Çeçenya’da ve Suriye'de gerçekleştirdiği toplu vahşetlere tanık olmuştuk, ama bu vahşet Ukrayna'da emsali olmayan bir düzeye ulaştı. Rusya’nın Mariupol, Buça, İrpin, Borodyanka ve diğer şehirlerde işlediği barbarca suçlar, DEAŞ ve diğer terörist grupların işlediklerinden çok daha fazla. Ukrayna Silahlı Kuvvetleri 128 günlük savaşın ardından bin 27 ilçeyi kurtardı. Hükümet ve yerel yetkililer, işletmeler ve sivil gönüllüler, hayatı normale döndürmek, acil öneme sahip altyapıyı yenilemek ve insanların evlerine geri dönmeleri için gerekli koşulları sağlamaya çalışıyor. Örneğin Mariupol’de Ukrayna askerleri, canları pahasına sivillere yardım etmek için yiyecek ve ilaç sağladı. Ukraynalılar bir ailedir ve en zayıflarını korumak için hiçbir çabadan kaçınmazlar. Ukrayna askerleri, Ukrayna devletini, milletini ve kimliğini yok etmek için topraklarımıza gelen işgalcilere karşı her gün kahramanlıklar gösteriyor, özveride bulunuyor. Ülkemizi savunmakta kararlıyız. Bundan vazgeçmeyiz. Ortaklarımızın Ukrayna'ya bu savaşı mümkün olan en kısa sürede sona erdirmesi için gerekli tüm silahları sağlamalarını umuyoruz.

- Ukrayna, Rusya’nın petrol ve gaz ihracatına yaptırım uygulanmasını talep etti, ancak Macaristan gibi ülkeler bunu yapmayı reddediyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Daha önce sivillerin korunmasıyla ilgili sorduğumuz soruya geri dönecek olursak; barışa yönelik tehditleri önlemek ve bu tehditleri ortadan kaldırmak için alınacak bir takım toplu önlemler vardır. Saldırganlıkların bastırılması, Birleşmiş Milletler Antlaşması uyarınca uluslararası toplumun ortak sorumluluğudur. Dolayısıyla Rusya ile her zaman olduğu gibi iş yapmaya ve onların petrol ve gazını satın almaya devam etmek Ukrayna’yı yok etmesine ve Ukraynalıları öldürmesine destek vermek demektir. Bu da adalet ilkelerinin ve uluslararası yasaların ihlali anlamına gelir. Tarih herkesi değerlerine göre yargılayacaktır. Ancak yaptırımlar konusunun sadece ahlaki yönü yok. Bunun bir de pratik yönü var. Örneğin, Kremlin özellikle Rusya’dan tedarik edilen enerji kaynaklarına güveniyor.  Enerjiyi bir silah olarak kullanıyorlar. Sevmedikleri siyasi kararlara karşı enerjiyi kesmekle tehdit ederek ülkelere şantaj yapıyorlar. Aynı durum şu an yasakladıkları Ukrayna’nın gıda ihracatı için de geçerli. Rusya oyunu kuralına göre oynamak istiyor. Avrupa ülkeleri Rusya’nın petrol ve gazını satın alarak sadece Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşını desteklemekle kalmıyor. AB’nin Rusya’nın enerji kaynaklarına bağımlılığı, Rusya’nın nüfuzuna kapıyı daha fazla aralıyor. Öte yandan Rusya, AB’nin birliğini baltalamak için AB içinde Rusya’nın petrol ve gaz ihracatına yönelik ambargoyu kapsayan altıncı yatırım paketine ilişkin tartışmadan yararlanıyor. Avrupa ülkeleri arasında fikir birliği olduğu bir gerçek olsa da zamanlama çok önemli. Sağlam bir duruş sergilemeleri ve birliklerini korumalarından ötürü AB liderlerine minnettarız. Rusya’nın Ocak ayında yüzde 5,6 olan GSYİH büyüme oranı geçtiğimiz Nisan ayında yüzde 3’e geriledi. Bu oranın yıl içinde yüzde 8 ile 15 arasında daralması bekleniyor. Yedinci yaptırım paketi üzerinde hızla çalışılmasını umuyoruz. Rusya'nın baskıcı uygulamaları atlamasına izin verilmemeli. Rusya petrolünün olduğu her karışım, yüzde 100 Rusya petrolü olarak kabul edilmeli.

- Rusya-Ukrayna müzakerelerinde ne kadar ilerleme kaydedildi. Bu müzakerelerde büyük bir ilerleme bekliyor musunuz?
Rusya şu an için müzakere istemiyor. Putin’in sözcüsü birkaç gün önce yaptığı açıklamada, bu savaşın Ukrayna’nın silahlarını bıraktığı ve Rusya'nın tüm taleplerini karşıladığı gün bitirebileceğini söyledi. Bu da Rusya'nın müzakerelere hazır olmadığı ve askeri çözümler aradığı anlamına geliyor. Putin'in müzakere masasına oturmasına giden yol savaş sahasında alacağı yenilgilerden geçiyor. Rusya ordusunun Ukrayna ordusu karşısında savaşı kazanamayacağını anladığı zaman ciddi olarak müzakerelere başlamayı düşünecektir. BM’nin 141 üyesinin büyük bir çoğunluğu, 2 Mart'ta, Rusya Federasyonu'nun Ukrayna'yı işgaline derhal son vermesini ve tüm askeri güçlerini koşulsuz olarak topraklarımızdan çekmesini talep eden bir kararı onayladı. Bu karar, uluslararası toplumun talebi ve Rusya ile yapılacak gerçek bir müzakerenin de temelidir. Önümüzdeki süreçte yapılacak müzakerelerde önceliklerimiz, toprak bütünlüğümüzün yeniden sağlanması, Ukrayna’nın ekonomik olarak toparlanması, savaş suçlarının cezalandırılması, zararların tazmin edilmesi ve şuan garantör olmaları beklenen ülkelerle görüşülen yeni bir güvenlik garantileri sistemini oluşturulması olmaya devam ediyor.

- Suudi Arabistan’ın savaşı sona erdirecek Rusya-Ukrayna müzakerelerinin başarısında ne ölçüde rol almasını bekliyorsunuz?
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile 3 Mart’ta yaptığı görüşmede sunduğu, Rusya ile Ukrayna arasındaki tansiyonu düşürme ve arabuluculuk yapma önerisine müteşekkiriz. 1 Haziran’da Körfez ülkeleri ile Ukrayna arasında yapılan ortak bakanlar toplantısında Ukrayna’nın Suudi Arabistan ve diğer tüm Arap ülkeleriyle ilişkilerini özellikle yeniden yapılanma çabaları çerçevesinde ilerletmek istediğini ifade ettik. Ayrıca, Rusya’nın uluslararası toplum üzerinde bir savaş ve baskı aracı olarak kullandığı küresel gıda ve enerji sorununun çözümünde Körfez ülkelerinin aktif bir rol oynayacağına olan umudumuzu bir kez daha dile getirdik. Kararlı eylemlerde bulunmanın ve kendinden emin adımlar atmanın zamanı geldi. AB, G7 Zirvesi sırasında Rusya’dan tedarik edilen petrole olan bağımlılığı azaltmayı ve Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) üyelerinin bu açığı kapatmaları için üretimlerini artırmalarını istediğini açıkça belirtti. Ukrayna bugün yakıt kriziyle karşı karşıya. Bu alanda uzun vadeli ve etkili çözümler arıyor. Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkanı Andriy Yermak bu konuda Ukrayna ile Körfez ülkeleri arasında özel bir istişare konseyi kurulması da dahil olmak üzere bir takım girişimlerle ilgili bir brifing verdi. Bu konsey, tahıl tedariki ve enerji güvenliği gibi acil konuların tartışılması için önemli bir platform olabilir. Ukrayna, yalan haber ve kara propaganda ile mücadelenin önemi göz önüne alındığında halkın doğru bilgilendirilmesi açısından daha açık olmaya ve Arap gazetecilerin ülkemizden Arap dünyasına doğrudan haber yapmaları konusunda daha anlayışlı olmaya çalışıyor.



Trump Özgürlük Projesi’ni askıya aldı… Tek sayfalık mutabakat savaşı bitirebilir

Trump Özgürlük Projesi’ni askıya aldı… Tek sayfalık mutabakat savaşı bitirebilir
TT

Trump Özgürlük Projesi’ni askıya aldı… Tek sayfalık mutabakat savaşı bitirebilir

Trump Özgürlük Projesi’ni askıya aldı… Tek sayfalık mutabakat savaşı bitirebilir

ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı’nda gemilere refakat edilmesini öngören “Özgürlük Projesi”ni geçici olarak durduracağını açıkladı. Trump, İran ile kapsamlı bir anlaşmaya varılması yönünde kaydedilen ilerlemeye dikkat çekerken, savaşın sona erdirilmesine yönelik bir anlaşmanın yakın olduğuna dair haberler gündeme geldi.

Trump, salı günü sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Ablukanın tamamen yürürlükte kalmaya devam etmesi konusunda anlaştık. Ancak bir anlaşmanın imzalanıp imzalanamayacağını görmek için ‘Özgürlük Projesi’ kısa bir süreliğine askıya alınacak” ifadelerini kullandı.

Öte yandan İran Dışişleri Bakanı, Pekin ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, Tahran’ın yalnızca “adil ve kapsamlı bir anlaşma” istediğini vurguladı.

Daha sonra Axios haber sitesi, yetkililere dayandırdığı haberinde, ABD ile İran’ın “savaşı sona erdirmek için tek sayfalık bir mutabakata yaklaşmakta olduğunu” aktardı. Söz konusu anlaşmanın, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini askıya almasını, ABD’nin ise yaptırımları kaldırmasını ve dondurulmuş milyarlarca dolarlık İran varlığını serbest bırakmasını içerdiği belirtildi. Ayrıca iki tarafın da Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlere yönelik kısıtlamaları kaldırması öngörülüyor.


Hydra 70... İran’ın Şahid İHA’larını düşürmek için tasarlanmış küçük bir füze

13 Mart 2024 tarihinde Tayland’ın Lopburi kentinde düzenlenen askeri tatbikat sırasında bir ABD askeri, Apache helikopterine Hydra 70 füzesini yüklerken (Arşiv – ABD ordusu)
13 Mart 2024 tarihinde Tayland’ın Lopburi kentinde düzenlenen askeri tatbikat sırasında bir ABD askeri, Apache helikopterine Hydra 70 füzesini yüklerken (Arşiv – ABD ordusu)
TT

Hydra 70... İran’ın Şahid İHA’larını düşürmek için tasarlanmış küçük bir füze

13 Mart 2024 tarihinde Tayland’ın Lopburi kentinde düzenlenen askeri tatbikat sırasında bir ABD askeri, Apache helikopterine Hydra 70 füzesini yüklerken (Arşiv – ABD ordusu)
13 Mart 2024 tarihinde Tayland’ın Lopburi kentinde düzenlenen askeri tatbikat sırasında bir ABD askeri, Apache helikopterine Hydra 70 füzesini yüklerken (Arşiv – ABD ordusu)

İran’daki savaş, ABD ordusu ve Ortadoğu’daki müttefiklerinin hava savunma yetenekleri için ciddi bir sınav oldu. Çatışmalar sırasında pahalı Patriot füzelerinden binlercesi kullanılırken, İran’ın daha düşük maliyetli Şahid tipi kamikaze insansız hava araçları (İHA) ve orta menzilli balistik füzelerle saldırılar düzenlemesi dikkat çekti.

Bir Patriot füzesinin yaklaşık 4 milyon dolara mal olmasına karşın, düşürülen İHA’ların maliyetinin 25 bin dolar civarında olması, ABD Savunma Bakanlığı’nı daha düşük maliyetli alternatifler geliştirmeye yöneltti. Bu kapsamda, hem havadan hem de karadan ateşlenebilen ve Patriot sistemlerinin kapsayamadığı üsleri koruyabilecek yeni çözümler üzerinde çalışıldığı belirtildi.

ABD ordusu, başlangıçta uçak ve helikopterlerden kara hedeflerine karşı kullanılmak üzere tasarlanmış küçük, lazer güdümlü bir füzeyi bu ihtiyaca uyarladı. ‘Advanced Precision Kill Weapon System’ (Gelişmiş Hassas Vuruş Silah Sistemi) olarak bilinen sistem, 2000’li yılların başında düşman savaşçı grupları ve zırhsız araçları hedef almak üzere geliştirilmişti.

feefv
(foto altı) 18 Temmuz 2023 tarihinde Kaliforniya’daki Camp Pendleton’da gerçekleştirilen gerçek mühimmatlı tatbikat öncesinde, ABD Deniz Piyadeleri mensupları bir AH-1Z Viper helikopterine Hydra 70 füzeleri yüklüyor. (Arşiv – ABD ordusu)

ABD Dışişleri Bakanlığı cuma gecesi geç saatlerde yaptığı açıklamada, söz konusu sistemin İsrail, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) satılacağını duyurdu. Açıklamada, satışın toplam değerinin 8,6 milyar dolar olduğu kaydedildi.

Bu füzeler nereden geldi?

Söz konusu sistem, ABD güçlerinin Kore Savaşı sırasında kullandığı ve ‘Mighty Mouse’ olarak bilinen küçük, güdümsüz bir hava füzesine dayanıyor.

Çapı 2,75 inç ve uzunluğu yaklaşık 1,2 metre olan bu füze, oldukça basit bir yapıya sahipti: bir fünyeden, bir savaş başlığından ve bir roket motorundan oluşuyordu. Tüm parçalar, uçağa yüklenmeden önce bir araya getiriliyordu.

Her bir roketin ağırlığı yaklaşık 25 pounddu (yaklaşık 11 kg).

Vietnam Savaşı sırasında ABD Hava Kuvvetleri pilotlarının bu türden yaklaşık 6,2 milyon roket kullandığı resmi kayıtlara yansıdı.

Bu roketler, ‘pod’ olarak adlandırılan harici lançerlerde gruplar halinde taşınıyor ve tek tek ya da seri atışlar halinde fırlatılabiliyordu.

Roketin modern versiyonu ise metrik ölçüye göre 70 milimetrelik çapına atıfla Hydra 70 adıyla biliniyor.

Nasıl çalışıyor?

Yeni sistemde, savaş başlığı ile roket motoru arasına yerleştirilen yaklaşık 1,5 fit uzunluğunda ve 2,75 inç çapında tüp biçimli bir parça bulunuyor. Genellikle ‘güdüm kiti’ olarak adlandırılan bu bölüm, roket ateşlendikten sonra açılan dört hareketli kanat içeriyor. Her kanatta, hedefe yöneltilen lazer ışığını algılayan küçük sensörler yer alıyor. Kitin içindeki mini bilgisayar ise bu kanatları hareket ettirerek roketin hedefe yönelmesini sağlıyor.

Güdüm kitinin eklenmesiyle birlikte roketin toplam uzunluğu 6 fitin biraz üzerine çıkarken, ağırlığı da yaklaşık 35 pounda (yaklaşık 16 kg) ulaşıyor.

Maliyeti ne kadar?

Füze başına yaklaşık 40 bin dolar.

ABD ordusunda bunlardan kaç tane var?

Üretici şirket BAE Systems, ABD Savunma Bakanlığı’na 100 bin adet güdüm kiti teslim ettiğini açıkladı. Şirket ayrıca yılda yaklaşık 20 bin adet daha üretim kapasitesine sahip olduğunu bildirdi.

Ordu bunu nasıl kullanıyor?

ABD Donanması bu tür roketleri 2011 yılından itibaren kullanmaya başladı. Sistem, havadan atılan birçok bombaya kıyasla çok daha küçük bir savaş başlığıyla yüksek hassasiyetli hedef vurma imkânı sağladı.

İlk versiyonlarda, yıllar öncesine dayanan ve çarpma anında patlayan klasik fünye sistemleri kullanılıyordu. Ancak İHA’lara karşı kullanımda, daha gelişmiş bir fünyenin devreye girdiği ve hedefe yakın bir cisim algılandığında savaş başlığını patlattığı belirtildi. Bu özellik, özellikle Şahid tipi gibi hareketli hedeflere karşı etkinlik sağlıyor.

dsf
4 Ağustos 2025’te Michigan’da düzenlenen bir tatbikat sırasında, ABD Deniz Piyadeleri’nden bir çavuş, UH-1Y Venom helikopterine yüklenmek üzere Hydra 70 füzesini hazırlıyor. (Arşiv – ABD ordusu)

2025 yılına gelindiğinde, ABD Hava Kuvvetleri’nin bu sistemi Kızıldeniz üzerinde Husi İHA’larını düşürmek için kullandığı ifade edildi.

Söz konusu roketler, savaş uçakları ve helikopterlerin yanı sıra kara konuşlu mobil lançerlerden de ateşlenebiliyor.

Ayrıca İsrail, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) de bu roketi kullanabilecek kapasitede uçaklara sahip olduğu bildirildi.


Libya krizi: Petrol zenginliği meselesi ile siyasi çözüm süreci arasındaki çakışma

Trablus'un 40 kilometre batısındaki Zaviye Petrol Rafinerisi'ni koruyan Ulusal Geçiş Konseyi'ne bağlı bir unsur (AFP)
Trablus'un 40 kilometre batısındaki Zaviye Petrol Rafinerisi'ni koruyan Ulusal Geçiş Konseyi'ne bağlı bir unsur (AFP)
TT

Libya krizi: Petrol zenginliği meselesi ile siyasi çözüm süreci arasındaki çakışma

Trablus'un 40 kilometre batısındaki Zaviye Petrol Rafinerisi'ni koruyan Ulusal Geçiş Konseyi'ne bağlı bir unsur (AFP)
Trablus'un 40 kilometre batısındaki Zaviye Petrol Rafinerisi'ni koruyan Ulusal Geçiş Konseyi'ne bağlı bir unsur (AFP)

Rafet Bilhayr

Birlemiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) Libya Uzmanlar Paneli raporunun yayınlandığı tarih, siyasi sonuçlarına ilişkin bazı soruları gündeme taşıdı. Rapor, Libya petrol sektöründeki yönetişim düzeyine yönelik ciddi kaygılara ve devlet kurumlarının sürdürülebilirliğini ile egemenlik kaynaklarını yönetme kapasitesini etkileyen yapısal sorunlara ilişkin belgelenmiş olgular içeriyordu.

Geçtiğimiz yılın nisan ayında yayınlanan rapor, farklı bölgelerden üst düzey yetkililerin devlet kurumlarının petrol gelirlerinin bir bölümüne erişimini kısıtlayan düzenlemelere dahil olduğuna işaret eden göstergeler tespit etti. Rapor, bu durumun kamu yararını olumsuz etkilediğini ve devletin temel işlevlerini yerine getirme kapasitesini zayıflattığını vurguladı.

Bu bağlamda, Ulusal Petrol Kurumu'ndaki (NOC) karar alma mekanizmaları üzerindeki etki biçimlerini çözümlerken hem sivil hem de askeri liderlikten üst düzey yetkililere atıfta bulunan rapora göre bu düzenlemeler, bazı silahlı tarafların kapasitesini güçlendirmeye katkıda bulunurken hükümet kurumlarının kullanabileceği kaynakları da olumsuz etkiledi.

Rapor ayrıca ham petrol gelirlerine erişimi kolaylaştırmak amacıyla oluşturulan ve ülkenin doğusu ile batısındaki ilgili taraflar arasındaki karşılıklı çıkar düzenlemelerinin somut bir örneğini temsil ettiği tanımlanan ticari bir petrol kuruluşuna da değindi. Bu düzenlemelerin sonraki aşamalarda genişleyip yayılma olasılığına da dikkat çekti.

NOC ise raporun bazı içeriklerine ilişkin temel çekincelerini dile getirdi. Rapora ilişkin ilk incelemenin analitik metodolojide eksiklikler ve bazı sonuçların resmi ve teknik yetkili kaynaklara dayanmadığını ortaya koyduğunu vurgulayan kurum, rapordaki bilgi ve rakamlar hakkındaki tam tutumunu açıklayacağı bir basın toplantısı öncesinde ayrıntılı resmi bir yanıt hazırlama sürecinde olduğunu da duyurdu.

cfdbgf
Libya'nın kuzeyindeki Ras Lanuf kentinde bir petrol rafinerisi, 3 Haziran 2020 (AFP)

Bu durum silahlı grupların nüfuzunu genişletmesine imkân tanımakla kalmadı, Libya devletinin sürekliliğini doğrudan zayıflatarak kamu yararını da olumsuz etkiledi.

BMGK Uzmanlar Paneli raporu, Washington'ın Libya dosyasına yönelik yoğun diplomatik hareketliliğin yaşandığı bir dönemde yayımlandı. ABD, yasama sürecindeki çıkmazın seçim kanunu üzerinde uzlaşı sağlanamaması ve birleşik hükümet kurulamaması nedeniyle doğurduğu siyasi tıkanıklığı aşmak ve yürütme otoritesini birleştirmeyi hedefleyen bir vizyon çerçevesinde başlıca Libya tarafları arasındaki yakınlaşmayı güçlendirmeye çalışıyor.

scvsd
Libya Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, Trablus Uluslararası Konferans Merkezi'nde düzenlenen Libya Enerji ve Ekonomi Zirvesi'nin açılış gününde, 24 Ocak 2026 (Fotoğraf)

Öte yandan Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, BMGK Uzmanlar Grubu'nun görev süresini yenileme ve raporunu yayımlama kararını memnuniyetle karşıladığını açıkladı. Menfi, ulusal ekonomiyi korumaya ve uluslararası hukuka uyumu güçlendirmeye yönelik çabaları desteklediğini de teyit etti.

Menfi ayrıca BMGK’dan ve 1970 sayılı karar çerçevesinde kurulan Yaptırımlar Komitesi'nden, raporda yer alan bulgular doğrultusunda nesnel ölçütler çerçevesinde ve siyasi seçicilikten uzak biçimde gerekli adımları atmasını talep etti. Bu talep, yürürlükteki uluslararası hukuki çerçevelerde öngörülen varlık dondurma mekanizmalarının devreye sokulmasını da kapsıyor.

Ancak Menfi'nin iç gelişmelere yaklaşımı belirli bir karmaşıklık taşıyordu. Başlangıçta Ulusal Birlik Hükümeti'nin (UBH) gerçekleştirdiği son kabine değişikliğine yönelik olumlu sinyaller verdi; akabinde bu atamaların yürürlükteki anayasal çerçevelerle uyumuna, özellikle yetkili merci huzurunda anayasal yemin töreni prosedürlerine ilişkin hukuki sorular yöneltti.

Bu tutum, bir yanda prosedürel meşruiyet gereklilikleri, diğer yanda son derece hassas bir geçiş döneminde siyasi istikrarın zorunlulukları arasında denge kurmanın güçlüğünü yansıtıyor.

Resmi çerçeveleri aile kuruluşları ya da bölgesel grupları desteklemek suretiyle devre dışı bırakmaya yönelik her türlü girişim, krizi derinleştirmekten başka bir sonuç doğurmaz.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Libya Devlet Yüksek Konseyi (DYK), ABD Başkanı Donald Trump'ın Afrika'dan Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Fares Boulos liderliğindeki Afrika ve Arap İşleri Amerikan çabalarına yaptığı yorumda herhangi bir siyasi çözüm sürecinin tanınan meşru kurumlara dayanması ve yürürlükteki hukuki ve anayasal çerçevelere istinat etmesi gerektiğini vurguladı. Kalıcı uzlaşıların bu kurumlardan bağımsız bireysel ya da ikili düzenlemeler üzerine inşa edilemeyeceğini ve bunların görmezden gelinmesinin siyasi tabloyu çözmek yerine daha da karmaşık hale getirebileceğine dikkati çekti.

DYK ayrıca BM Libya Destek Misyonu'nun (UNSMIL) bazı çalışma yöntemlerine yönelik ciddi çekincelerini dile getirerek UNSMIL’i yasama ve yürütme organlarıyla ilişkilerinde kurumsal mekanizmalara saygı göstermeye, şeffaflık ve önceden koordinasyon yoluyla Libya taraflarıyla güven inşa etmeye davet etti; böylece UNSMIL’in etkinliğinin güçlendirilebileceğini ve siyasi sürecin ulusal sahipliği ilkesinin korunabileceğini belirtti.

Aynı zamanda bazı uluslararası tarafların Libya'daki siyasi çözüm sürecini etkilemeye yönelik çabalar olarak nitelendirdiği girişimlere ilişkin kaygılarını da dile getiren DYK, Libya halkının iradesine ve siyasi geleceğini belirleme önceliğine saygı gösterilmesi çağrısında bulundu ve kalıcı siyasi düzenlemelerin meşru kurumları öne çıkaran ve demokratik hesap verebilirlik ilkesini pekiştiren gerçek bir ulusal mutabakatla ortaya çıkması gerektiğini vurguladı.

Bununla birlikte iki yasama meclisi arasında seçimler dosyasında uzlaşının sağlanamamasının siyasi tabloyu karmaşık hale getirdiğine ve bazı uluslararası tarafları kabul görmüş kurumsal çerçevenin dışında alternatif yollar aramaya yönelttiğine dikkati çeken DYK, bunu yürürlükteki hukuki ve anayasal çerçevelerin aşılması olarak değerlendirdiğinin de altını çizdi.

dsvd
ABD Başkanı Donald Trump'ın Afrika'dan Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Fares Boulos, Paris'te düzenlenen Büyük Göller Bölgesi'nde Barış ve Kalkınmayı Destekleme Konferansı'na katıldı, 30 Ekim 2025 (Reuters)

Öte yandan küçük diyalog grubunun kurulmasının, başta seçim dosyasıyla ilgilenen ortak komisyonların oluşturulması olmak üzere yol haritasındaki kilit adımlara doğru iki meclisin ilerlemesini sekteye uğratan tıkanıklığa verilen bir yanıt olduğunu vurgulayan UNSMIL’e göre bu süreçler, mevcut meşru kurumların yerini almak değil tıkanma nedenlerini teşhis etmeyi amaçlıyor.

Uluslararası arenada ise ABD, ülkede kurumsal istikrarı hedefleyen bir girişim aracılığıyla Libya dosyasına aktif diplomatik katılımını sürdürüyor. Bu katılımda BM özel temsilcilerinin çabaları ABD’nin yönelimleriyle örtüşürken bu durum Libya’nın yönetimi dosyası etrafındaki uluslararası koordinasyonun niteliğini yansıtmaktadır. Bununla birlikte bu yaklaşımın kapsamlı ve sürdürülebilir bir çözümün gereklilikleriyle ne ölçüde örtüştüğüne dair meşru sorular gündeme geliyor. Bu çözüm, her şeyden önce Libya taraflarının siyasi geçiş için açık ve net temeller üzerinde uzlaşmaya hazır olup olmadığına bağlı kalmaya devam ediyor.