Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Putin savaş sahasında yenildiğinde müzakere masasına oturacak’

Ukrayna Dışişleri Bakanı: Rusya nükleer silah kullanmayacak. Rusya’nın tehditleri uluslararası arenadan tecrit edilmesini gerektiriyor.

Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba
Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba
TT

Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Putin savaş sahasında yenildiğinde müzakere masasına oturacak’

Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba
Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba

Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba, uluslararası toplumun Rusya'ya karşı ekonomisini ve kabiliyetlerini baltalayacak ve onu siyasi bir çözüme başvurmaya zorlayacak daha sert yaptırımlar uygulayarak savaşı durdurmayı başaracağına dair göreceli bir iyimserlik sergiliyor. Ancak bu iyimserliğe rağmen Rusya-Ukrayna savaşında dünyanın gerek savaşın uzaması, gerek savaşın küresel gıda açığını, üretimini, fiyatlarını ve emtia ve enerji tedarik zincirlerinin hareketliliğini artırması, gerekse nükleer silahlar dahil olmak üzere silahlanma yarışının hız kazanması açısından olsun en kötü senaryoya doğru ilerlediği ortada.
Kuleba, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, karmaşıklıklarla umutların iç içe geçtiği bir dil kullandı. Ukraynalı Bakan, röportaj aracılığıyla ortak olarak nitelendirdiği ülkeleri, Ukrayna’ya gelişmiş uçaksavar ve füzesavar sistemleri sağlamaya çağırdı. Savaşın ülkesinde neden olduğu ekonomik ve altyapı kayıplarının bir trilyon doları aştığını tahmin eden Kuleba,  savaşın yakın bir gelecekte sona ereceğini düşünmediğini ifade etti. Diğer yandan Suudi Arabistan, bölgedeki bazı devlet başkanları ve krallarıyla üst düzey bir zirvenin yapılacağı resmi bir ziyarette ABD Başkanı Joe Biden'ı ağırlamaya hazırlanırken bölgenin bir süredir boğuştuğu diğer krizler arasında Ukrayna-Rusya savaşı krizine siyasi bir çözüm umudu doğabilir.
Kuleba, 1 Haziran’da Körfez ülkeleri ile Ukrayna arasında yapılan ortak bakanlar toplantısında, Rusya'nın uluslararası toplum üzerinde bir savaş ve baskı aracı olarak kullandığını düşündüğü mevcut küresel gıda ve enerji sorununun çözümünde Körfez ülkelerinin aktif rol oynamasını umduğunu ifade etmişti. Ülkesinin, tahıl ve enerji güvenliği gibi acil konuları tartışmak için bir platform olarak Ukrayna ve Körfez ülkeleri arasında özel bir istişare konseyi kurulması amacıyla bir teklif sunduğunu belirten Kuleba’ya göre mevcut durum, artık kararlı eylemlerde bulunma ve kendinden emin adımlar atma zamanının geldiğini hatırlatıyor.
Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda Ukrayna Dışişleri Bakanı konuya dair şunları söyledi:
“Gelecekteki görüşmelerde önceliklerimiz, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün yeniden sağlanması, ekonomik olarak toparlanması, savaş suçlularının cezalandırılması, zararların tazmin edilmesi ve şu an garantör olmaları olası ülkelerle tartışılan yeni bir güvenlik garantileri sisteminin oluşturulması olmaya devam ediyor. Rusya'ya bize verdiği tüm kayıpları, acıları ve zararları ödeteceğiz. Her bir Rus savaş suçlusunun yaptıklarının hesabını vermesini sağlayacağız.”
Kuleba, beş aydır devam eden ve ‘Rusya işgali’ olarak nitelendirdiği savaşta Moskova’nın büyük bir başarı elde edemediğini de sözlerine ekledi.
Ukrayna'nın gayri safi yurtiçi hâsılasının (GSYİH) yüzde 30 düşmesini ve enflasyon oranının 2022'nin ilk çeyreğinde yüzde 20'ye ulaşmasını bekleyen Kuleba,  ülkesinin GSYİH’nın yüzde 16 oranında düştüğün, bunun da aylık 3 milyar doların üzerinde bir bütçe açığı oluşturduğunu belirtti. Kuleba, Rusya işgali diye tanımladığı savaşın, ülkesinin altyapısının yüzde 30'unu yok ettiğine ve maliyetinin 100 milyar doları bulduğuna işaret etti. Kuleba, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin 128 günlük savaşın ardından bin 27 ilçeyi kurtardığını kaydetti.
Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda Ukrayna sahasında yaşananlardan bunun uluslararası alanda yansımalarına kadar birçok başlıkta açıklamalarda bulundu:

- Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Batı'nın Ukrayna'ya uzun menzilli füzeler göndermeye devam etmesi durumunda yeni hedefler vurmakla ilgili tehdidine ilişkin ne söylemek istersiniz?
Bunlar boş tehditler. Putin şu an Ukrayna'daki hedefleri hiçbir ayrım gözetmeden vuruyor ve Ukrayna'ya karşı acımasız bir savaş yürütüyor. Ukrayna'yı dehşete düşüren ne varsa yapıyor ve her gün Ukraynalıları öldürmeye devam ediyor. Rusya ordusu, çoğunlukla sivil noktaları hedef alan barbarca bir savaş yürütüyor. Rusya geçtiğimiz hafta, uzun menzilli füzelerle Ukrayna’nın birçok şehrini ve kasabasını vurdu, onlarca masum insanı öldürdü. Kiev ve Mıkolayiv’de sivillerin binaları füzelerle hedef alındı. Kremençuk’da kalabalık bir alışveriş merkezi ve Odessa bölgesindeki eğlence yerleri dehşet verici bir şekilde vuruldu. Rusya, kasıtlı olarak sivilleri hedef alıyor. Putin, böyle bir katliam gerçekleştirerek Ukrayna halkının moralini bozmak istiyor ama buna izin vermeyeceğiz. Kendimizi savunmak için her türlü aracı kullanacağız. Ayrıca tüm ağır savaş suçlarına karışanların adalete teslim edilmesini sağlayacağız. Ukrayna hava savunma sistemi, Rusya’nın kullandığı bazı uzun menzilli füzeleri engelleyebiliyor. Ukrayna, ortaklarını kendisine gelişmiş uçaksavar ve füzesavar sistemleri sağlamaya çağırıyor. Çünkü eğer hava sahasını güvenli hale getirebilirsek birçok sivilin hayatını kurtarmış olacağız.

- Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Ukrayna’da 10 yıldır yüzlerce ABD’li ve İngiliz ajanın faaliyet gösterdiğinden bahsetti. Bu suçlamaları hangi bağlamda değerlendiriyorsunuz?
Bu Rusya’nın propagandası bağlamında değerlendiriyorum. Rusya Dışişleri Bakanı, ülkesinin Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşı şu ya da bu şekilde haklı çıkarmaya çalışıyor. Söyledikleri mantıksız ve neyi kanıtlamaya çalıştığını dahi anlamıyorum. Ukrayna yıllarca birçok ülkeden askeri uzmanları ağırladı. Rusya’nın saldırganlığı karşısında ordumuzda en iyi standartları sağlamamıza yardım etme çabalarına dahil olan sadece ABD ve İngiltere değildi. Bu noktada bize katkı sağlayan ortak ülkelere minnettarız. Rusya Dışişleri Bakanı, Rusya ordusunun performansından ve 24 Şubat’tan bu yana kaydettiği çok sayıdaki utanç verici yenilgiden rahatsızsa, komik açıklamalar yapmak yerine generallerine neden bu kadar kötü durumda olduklarını sorsa daha iyi olurdu. Rus yetkililerin yaptığı gibi yağmalamak yerine, ordumuzu yıllardır ortak ülkelerin yardımıyla yenilemeye çalışıyoruz. Bunun sonucunu savaş sahasında gördük. Rusya’nın başlattığı ve birkaç gün içinde hedeflerine ulaşmasını beklediği işgal beşinci aydır devam ederken Rusya halen büyük bir başarı kaydedemedi.

- Ukrayna'nın Zaporijya Oblastı yerel yönetimi, bölgenin devlet varlıklarına el koyulması niyetiyle Rusya’nın kontrolüne geçtiğini teyit etti. Buna ne sebep oldu?
İşgalci yetkililerin tüm kararları yasa dışıdır. Ruslar, Ukrayna’ya ait maden ürünlerini ve tahılı çalıyor, özel mülkleri yağmalıyor, insanları kaçırıyor, işkence ediyor ve öldürüyor. Rusya’nın bölgeyi ele geçirmesi ve Ukrayna devletine ait varlıklara el koyma girişimi kesinlikle cezalandırılacak olan Rusya’nın suçlarından sadece bir başka berbat suçtan ibarettir.

- Rusya, Ukrayna'daki askeri planının hedeflerine ne kadar ulaştı?
Rusya’nın amacı ülke olarak Ukrayna’yı birkaç gün içinde tamamen yok etmekti. Bunu işgalin başında açıkça söylediler. Sabahın erken saatlerinde tüm cephelerden askeri güçlerini bize karşı harekete geçirmelerinin nedeni de buydu. Ancak Ukrayna'nın kendini savunma yeteneğini ve bu konudaki kararlılığını çok yanlış değerlendirdiler. Ukrayna, Rusya’nın bu saldırgan planlarını engelledikten sonra Moskova birincil hedeflerinden, yani Kiev, Çernigiv, Sumi ve Harkiv'den çekilmek ve Ukrayna'nın doğusunda ve güneyinde şu an başarmaya çalıştıkları daha küçük hedeflere odaklanmak zorunda kaldı. Ukrayna'nın kahramanca direnişinin ve ortaklarımızın desteğinin Rusya’nın planını boşa çıkaracağına sizi temin ederim. Putin'in Ukrayna'yı işgal ederek bir hata yaptığını anlaması ve güçlerini topraklarımızdan çekmesi gerekiyor.

- Ukrayna halen NATO'ya katılmak istiyor mu? Bu konudaki çabanın sonuçlarıyla ilgili güvenlik garantileri ve beklentileriniz neler?
Ukrayna, NATO üyesi olma arzusundan asla vazgeçmedi. Fakat NATO üyeleri arasında Ukrayna’nın adaylığı konusunda fikir birliği yok. Rusya, Ukrayna’nın bekasına yönelik bir tehdit olmaya devam ederken, sonsuza kadar bekleyemeyiz. Gelecekte bilinmeyen bir zamanda değil, şimdi etkili olacak güvenlik garantilerine ihtiyacımız var. Dünyanın en büyük üçüncü nükleer cephaneliğinden gönüllü olarak vazgeçen Ukrayna, 1994 yılında imzalanan Budapeşte Memorandumu çerçevesinde ABD, İngiltere, Fransa, Çin ve Rusya'dan güvenlik garantileri aldı. Rusya, 2014 yılında Ukrayna'ya saldırarak (Budapeşte Memorandumu’nu) geçersiz kıldı ve memorandum Ukrayna'nın güvenliğini sağlayamadı. Dünyanın Ukrayna'ya güvenliğini sağlamaya borçlu olduğunu düşünüyoruz.  Şuan en yakın müttefikimizin bazılarından somut, bağlayıcı ve hızlı güvenlik garantileri sağlanmasını bekliyoruz.

- Rusya'nın Ukrayna'ya açtığı savaşın bilançosu nedir?
Savaş devam ederken kesin veriler vermek zor olsa da Ukrayna'nın GSYİH'sinin 2022'de en az yüzde 30 düşmesi bekleniyor. Enflasyon bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 20'ye ulaşabilir. Ukrayna'nın GSYİH'sı şimdiden yüzde 16 geriledi. Bu da aylık bütçe açığının 3 milyar dolardan fazla olacağı anlamına geliyor. Rusya işgali, bugüne kadar Ukrayna'nın altyapısının yüzde 30'una ya zarar verdi ya da yok etti. Bunun maliyeti ise en az 100 milyar dolar. Ekonomi ve altyapı kayıpları toplam 1 trilyon doları geçebilir. Buna karşın insanların yaşadıkları acının şiddetini ölçmek imkansız. Rusya, barbarca bir savaş stratejisi olarak daha çok sivilleri hedef alıyor. Binlerce kurbandan bahsediyoruz. Rusya'nın bize verdiği tüm zararları, yaşattığı tüm acıları ve tüm kayıpları ona ödeteceğiz. Her bir Rus savaş suçlusunun yaptıklarının hesabını vermesini sağlayacağız.

- Ukrayna'nın dost ülkelerden aldığı yardımları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ukrayna'ya önemli miktarda mali, insani ve askeri yardım sağlayan ortaklarımıza çok minnettarız. Dostlarımızı hız kesmeden bu yardımları artırmaya çağırıyorum. Çünkü savaşın devam ettiği her gün daha fazla yıkım getiriyor ve Ukrayna'nın ihtiyaçlarını daha da artırıyor. Askeri yardım noktasında ise daha fazla silah ve ağır mühimmat gerekiyor. ABD, ikili askeri, mali ve insani yardım çerçevesinde yaklaşık 45 milyar dolarlık bütçe açıkladı. AB ülkeleri ve kurumları 16 milyar euroluk, İngiltere 6,4 milyar euroluk yardımda bulunmayı taahhüt etti. GSYİH açısından Estonya, Letonya ve Polonya, Ukrayna'nın en büyük destekçileri oldular. Onları ABD, Litvanya ve İngiltere takip ediyor. Polonya, Romanya, Macaristan ve Slovakya gibi komşularımız, Rusya’nın saldırılarından kaçan Ukraynalı mülteci kadın ve çocuklara barınak sağlarken bunun maliyetini üstleniyorlar. Desteklerine büyük bir minnet duyuyoruz.

Rusya’nın Ukrayna’ya karşı nükleer silah kullanacağına dair işaretler söz konusu mu?
Rusya’nın nükleer silah kullanması ihtimali zayıf olsa da Rus yetkililer ve televizyon programlarına katılan yorumcular, bunun hakkında gelişigüzel konuşuyorlar. Nükleer silah kullanma konusundaki tehditkâr sözleri nedeniyle cezalandırılmaları gerektiğine inanıyorum. Rusya, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) daimi üyelerinden biri olarak uluslararası toplum tarafından küresel barışı ve istikrarı korumakla görevlendirildi. Ancak bunun yerine nükleer silahların diğer egemen devletlere karşı potansiyel kullanımıyla övünüyor. Bu Rusya'yı uluslararası toplumdan tecrit etmeye tek başına yeterli bir sebep. Rusya, saldırganlığı sırasında Enerhodar ve Çernobil şehirlerindeki nükleer santralleri ele geçirerek nükleer güvenliği umursamadığını zaten gösterdi. Birilerini rehin almak, fabrika binalarını bombalamak ve ekipman çalmak sorumsuzluktan başka bir şey değil.

- Ukrayna ordusu ülkeyi korumaya ne kadar hazır? Ordu, Mariupol'daki sivilleri korumayı başardı mı?
Savaş olabilecek en korkunç şey olsa da bile belli kurallar çerçevesinde savaşılır. Bu kurallardan bazılarını uluslararası insan hakları hukuku tanımlar. Ukrayna ordusu, sivil kayıpları az olması amacıyla bu kurallara sıkı sıkıya bağlı kalıyor. Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin önceliği sivillerin hayatlarının korunmasıdır. Ukrayna ve Rusya orduları arasındaki temel farkı anlamalısın.  Askerlerimiz halkı ve toprakları için savaşıyor. Rus askerleri ise başka bir ülkede oranın halkını öldürmeye ve topraklarını ele geçirmeye gelmiş işgalcilerdir. Bunu yaparken neden oldukları acı ve yıkım umurlarında değil. Rusya uluslararası insan hakları hukukunu hiçe sayıyor ve sivil halka karşı ayrım gözetmeksizin bombardıman ve terör, tecavüz, öldürme ve sınır dışı etme gibi tamamen vahşi taktikler kullanıyor. Rusya’nın Çeçenya’da ve Suriye'de gerçekleştirdiği toplu vahşetlere tanık olmuştuk, ama bu vahşet Ukrayna'da emsali olmayan bir düzeye ulaştı. Rusya’nın Mariupol, Buça, İrpin, Borodyanka ve diğer şehirlerde işlediği barbarca suçlar, DEAŞ ve diğer terörist grupların işlediklerinden çok daha fazla. Ukrayna Silahlı Kuvvetleri 128 günlük savaşın ardından bin 27 ilçeyi kurtardı. Hükümet ve yerel yetkililer, işletmeler ve sivil gönüllüler, hayatı normale döndürmek, acil öneme sahip altyapıyı yenilemek ve insanların evlerine geri dönmeleri için gerekli koşulları sağlamaya çalışıyor. Örneğin Mariupol’de Ukrayna askerleri, canları pahasına sivillere yardım etmek için yiyecek ve ilaç sağladı. Ukraynalılar bir ailedir ve en zayıflarını korumak için hiçbir çabadan kaçınmazlar. Ukrayna askerleri, Ukrayna devletini, milletini ve kimliğini yok etmek için topraklarımıza gelen işgalcilere karşı her gün kahramanlıklar gösteriyor, özveride bulunuyor. Ülkemizi savunmakta kararlıyız. Bundan vazgeçmeyiz. Ortaklarımızın Ukrayna'ya bu savaşı mümkün olan en kısa sürede sona erdirmesi için gerekli tüm silahları sağlamalarını umuyoruz.

- Ukrayna, Rusya’nın petrol ve gaz ihracatına yaptırım uygulanmasını talep etti, ancak Macaristan gibi ülkeler bunu yapmayı reddediyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Daha önce sivillerin korunmasıyla ilgili sorduğumuz soruya geri dönecek olursak; barışa yönelik tehditleri önlemek ve bu tehditleri ortadan kaldırmak için alınacak bir takım toplu önlemler vardır. Saldırganlıkların bastırılması, Birleşmiş Milletler Antlaşması uyarınca uluslararası toplumun ortak sorumluluğudur. Dolayısıyla Rusya ile her zaman olduğu gibi iş yapmaya ve onların petrol ve gazını satın almaya devam etmek Ukrayna’yı yok etmesine ve Ukraynalıları öldürmesine destek vermek demektir. Bu da adalet ilkelerinin ve uluslararası yasaların ihlali anlamına gelir. Tarih herkesi değerlerine göre yargılayacaktır. Ancak yaptırımlar konusunun sadece ahlaki yönü yok. Bunun bir de pratik yönü var. Örneğin, Kremlin özellikle Rusya’dan tedarik edilen enerji kaynaklarına güveniyor.  Enerjiyi bir silah olarak kullanıyorlar. Sevmedikleri siyasi kararlara karşı enerjiyi kesmekle tehdit ederek ülkelere şantaj yapıyorlar. Aynı durum şu an yasakladıkları Ukrayna’nın gıda ihracatı için de geçerli. Rusya oyunu kuralına göre oynamak istiyor. Avrupa ülkeleri Rusya’nın petrol ve gazını satın alarak sadece Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşını desteklemekle kalmıyor. AB’nin Rusya’nın enerji kaynaklarına bağımlılığı, Rusya’nın nüfuzuna kapıyı daha fazla aralıyor. Öte yandan Rusya, AB’nin birliğini baltalamak için AB içinde Rusya’nın petrol ve gaz ihracatına yönelik ambargoyu kapsayan altıncı yatırım paketine ilişkin tartışmadan yararlanıyor. Avrupa ülkeleri arasında fikir birliği olduğu bir gerçek olsa da zamanlama çok önemli. Sağlam bir duruş sergilemeleri ve birliklerini korumalarından ötürü AB liderlerine minnettarız. Rusya’nın Ocak ayında yüzde 5,6 olan GSYİH büyüme oranı geçtiğimiz Nisan ayında yüzde 3’e geriledi. Bu oranın yıl içinde yüzde 8 ile 15 arasında daralması bekleniyor. Yedinci yaptırım paketi üzerinde hızla çalışılmasını umuyoruz. Rusya'nın baskıcı uygulamaları atlamasına izin verilmemeli. Rusya petrolünün olduğu her karışım, yüzde 100 Rusya petrolü olarak kabul edilmeli.

- Rusya-Ukrayna müzakerelerinde ne kadar ilerleme kaydedildi. Bu müzakerelerde büyük bir ilerleme bekliyor musunuz?
Rusya şu an için müzakere istemiyor. Putin’in sözcüsü birkaç gün önce yaptığı açıklamada, bu savaşın Ukrayna’nın silahlarını bıraktığı ve Rusya'nın tüm taleplerini karşıladığı gün bitirebileceğini söyledi. Bu da Rusya'nın müzakerelere hazır olmadığı ve askeri çözümler aradığı anlamına geliyor. Putin'in müzakere masasına oturmasına giden yol savaş sahasında alacağı yenilgilerden geçiyor. Rusya ordusunun Ukrayna ordusu karşısında savaşı kazanamayacağını anladığı zaman ciddi olarak müzakerelere başlamayı düşünecektir. BM’nin 141 üyesinin büyük bir çoğunluğu, 2 Mart'ta, Rusya Federasyonu'nun Ukrayna'yı işgaline derhal son vermesini ve tüm askeri güçlerini koşulsuz olarak topraklarımızdan çekmesini talep eden bir kararı onayladı. Bu karar, uluslararası toplumun talebi ve Rusya ile yapılacak gerçek bir müzakerenin de temelidir. Önümüzdeki süreçte yapılacak müzakerelerde önceliklerimiz, toprak bütünlüğümüzün yeniden sağlanması, Ukrayna’nın ekonomik olarak toparlanması, savaş suçlarının cezalandırılması, zararların tazmin edilmesi ve şuan garantör olmaları beklenen ülkelerle görüşülen yeni bir güvenlik garantileri sistemini oluşturulması olmaya devam ediyor.

- Suudi Arabistan’ın savaşı sona erdirecek Rusya-Ukrayna müzakerelerinin başarısında ne ölçüde rol almasını bekliyorsunuz?
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile 3 Mart’ta yaptığı görüşmede sunduğu, Rusya ile Ukrayna arasındaki tansiyonu düşürme ve arabuluculuk yapma önerisine müteşekkiriz. 1 Haziran’da Körfez ülkeleri ile Ukrayna arasında yapılan ortak bakanlar toplantısında Ukrayna’nın Suudi Arabistan ve diğer tüm Arap ülkeleriyle ilişkilerini özellikle yeniden yapılanma çabaları çerçevesinde ilerletmek istediğini ifade ettik. Ayrıca, Rusya’nın uluslararası toplum üzerinde bir savaş ve baskı aracı olarak kullandığı küresel gıda ve enerji sorununun çözümünde Körfez ülkelerinin aktif bir rol oynayacağına olan umudumuzu bir kez daha dile getirdik. Kararlı eylemlerde bulunmanın ve kendinden emin adımlar atmanın zamanı geldi. AB, G7 Zirvesi sırasında Rusya’dan tedarik edilen petrole olan bağımlılığı azaltmayı ve Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) üyelerinin bu açığı kapatmaları için üretimlerini artırmalarını istediğini açıkça belirtti. Ukrayna bugün yakıt kriziyle karşı karşıya. Bu alanda uzun vadeli ve etkili çözümler arıyor. Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkanı Andriy Yermak bu konuda Ukrayna ile Körfez ülkeleri arasında özel bir istişare konseyi kurulması da dahil olmak üzere bir takım girişimlerle ilgili bir brifing verdi. Bu konsey, tahıl tedariki ve enerji güvenliği gibi acil konuların tartışılması için önemli bir platform olabilir. Ukrayna, yalan haber ve kara propaganda ile mücadelenin önemi göz önüne alındığında halkın doğru bilgilendirilmesi açısından daha açık olmaya ve Arap gazetecilerin ülkemizden Arap dünyasına doğrudan haber yapmaları konusunda daha anlayışlı olmaya çalışıyor.



Avrupa ve 2030 Savaşı’na hazırlık ikilemi

Litvanya’da düzenlenen ortak topçu atış tatbikatı sırasında Fransa ve Litvanya askerleri (AFP)
Litvanya’da düzenlenen ortak topçu atış tatbikatı sırasında Fransa ve Litvanya askerleri (AFP)
TT

Avrupa ve 2030 Savaşı’na hazırlık ikilemi

Litvanya’da düzenlenen ortak topçu atış tatbikatı sırasında Fransa ve Litvanya askerleri (AFP)
Litvanya’da düzenlenen ortak topçu atış tatbikatı sırasında Fransa ve Litvanya askerleri (AFP)

Antoine el-Hac

Avrupa’da savaşın genişleme ihtimali artık uzak bir senaryo ya da teorik bir varsayım olarak tartışılmıyor. Ukrayna’da savaşın başlamasından bu yana kıta, askeri çatışmanın siber saldırılar, sabotajlar, hava sahası ihlalleri, dezenformasyon kampanyaları ve altyapıya yönelik baskıyla iç içe geçtiği yeni bir güvenlik dönemine girdi. NATO’nun yakın zamanda bir saldırıya işaret eden herhangi bir belirti bulunmadığını vurgulamayı sürdürmesine rağmen, Avrupa’da on yılın sonuna doğru Rusya ile olası bir savaşa hazırlık konusunda giderek daha fazla konuşulması endişe yaratıyor.

Almanya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Carsten Breuer, Batı Almanya’daki Nörvenich Hava Üssü’nü ziyaret ederken (AFP)  Avrupa’daki tablo b
Almanya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Carsten Breuer, Batı Almanya’daki Nörvenich Hava Üssü’nü ziyaret ederken (AFP)

 

Avrupa’daki tablo bu nedenle iki paralel mesaj taşıyor: Birincisi, daha geniş çaplı bir çatışma riski Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana hiç olmadığı kadar ciddi hale geldi. İkincisi ise topyekûn savaşın şu aşamada yarın ya da öbür gün gerçekleşmesi beklenen bir senaryo olmadığı. Mevcut endişeler esas olarak ‘hibrit savaş’ kapsamındaki olayların birikmesine ve Moskova’nın ittifakın karşılık verme kapasitesini test etmek amacıyla sınırlı ya da gizli operasyonlara başvurabileceği ihtimaline dayanıyor.

Bu yöndeki işaretler de giderek artıyor. Son aylarda hava sahasıyla bağlantılı çeşitli olaylar yaşandı. Bunlar arasında NATO’ya bağlı savaş uçaklarının Litvanya üzerinde bir Rus insansız hava aracını (İHA) düşürmesi ile bir Rus askeri uçağı, bir Rus gemisi ve Danimarka’ya ait bir askeri helikopterin dahil olduğu diğer olaylar yer aldı. Almanya’da ise Leipzig Havalimanı’nda bir İHA’yla gerçekleştirildiği belirtilen saldırı girişimi, Rusya ile bağlantılı olduğundan şüphelenilen bir kişiyle ilişkilendirildi. Aynı zamanda Avrupa hükümetleri, sabotaj faaliyetleri, siber saldırılar ve altyapının hedef alınmasına yönelik girişimlerde artış yaşandığını belirtiyor.

Saha hazırlıkları

Mesele artık yalnızca siyasi uyarılarla sınırlı değil. Almanya, hastanelerde çok sayıda yaralının tedavi edilmesi ihtimaline karşı hazırlık yaparken, Litvanya da sivillerin tahliyesine yönelik planlarını güncelledi. Baltık Denizi bölgesi ve İskandinav ülkelerinde askeri tatbikatlar yoğunlaştırıldı. Alman ve İsveç birlikleri stratejik Gotland Adası yakınlarında ortak tatbikat gerçekleştirirken, NATO güçleri de Rusya’nın Polonya ile Litvanya arasında bulunan ve Rusya sınırına yaklaşık 360 kilometre uzaklıktaki Kaliningrad yakınlarında başka tatbikatlar düzenliyor.

Belçika’nın başkenti Brüksel’deki NATO karargâhının önünde dalgalanan NATO bayrağı (DPA)
Belçika’nın başkenti Brüksel’deki NATO karargâhının önünde dalgalanan NATO bayrağı (DPA)

Ancak tartışmanın en çok gündeme gelen boyutu yalnızca şu anda yaşananlarla değil, Avrupa’da açıkça ya da kapalı kapılar ardında dile getirilen savaş tarihiyle ilgili: 2029-2030.

Peki, neden özellikle on yılın sonu?

Avrupa ve NATO’nun resmî açıklamalarında savaşın 2030’a kadar başlayacağı belirtilmiyor. Bunun yerine değerlendirmelerde, Ukrayna’daki savaşın ardından Rusya’nın askeri kapasitesini yeniden inşa edebileceği ve NATO’nun doğu kanadını tehdit etmeye yetecek ölçüde kuvvetlerini yeniden donatabileceği döneme işaret ediliyor. Almanya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Carsten Breuer, belirli bir tarihten söz edilmesinin bir kehanet değil, Rus ordusunun gücünü yeniden kazanabileceği döneme ilişkin bir zaman tahmini olduğunu belirtiyor. NATO’ya atfedilen değerlendirmelere göre Moskova, on yılın sonuna kadar olası bir saldırı için gerekli kaynak ve kapasiteyi biriktirmiş olabilir.

Burada Avrupa’nın siyasi açmazı ortaya çıkıyor. 2029 veya 2030’da olası bir savaşa ilişkin uyarılar tekrarlandıkça, bu tarihler de kamuoyunun gündeminin bir parçası haline geliyor. Daha da önemlisi, Avrupalı yetkililer savunma harcamalarının artırılması çağrısında bulunuyor, hükümetler askeri kapasitelerini yeniden inşa ediyor, NATO tatbikatlarını yoğunlaştırıyor ve gelecekteki bir savaşa hazırlık fikri kalıcı bir politikaya dönüşüyor.

Ukrayna’nın başkenti Kiev’de Rus füze saldırısının izleri (AFP)
Ukrayna’nın başkenti Kiev’de Rus füze saldırısının izleri (AFP)

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de bu yaklaşımı, Avrupa’nın ‘şu anda güvende olduğu’, ancak üç ila beş yıl sonra aynı durumun geçerli olmayabileceği sözleriyle ifade etti. Buna karşılık Avrupalı yetkililer, Rusya ile savaşa girme yönünde alınmış bir Avrupa kararından ziyade ‘Rus saldırganlığına’ karşılık vermeye hazırlıklı olunması gerektiğini dile getirdi.

Önleme ve tedavi arasında

Buradan hareketle, tablonun en dikkat çekici boyutlarından biri daha iyi anlaşılabilir: Avrupa savaşı önlemeye mi çalışıyor, yoksa savaşı gerçekleşmesi muhtemel bir sonuç olarak görüp buna hazırlanmaya mı başladı?

Aradaki fark yalnızca dilsel değil. Askeri hazırlık caydırıcılık aracı olabilir ve bunun amacı, saldırının maliyetinin yüksek olacağı konusunda karşı tarafı ikna etmek olabilir. Ancak savaş söyleminin yoğunlaşması, birkaç yıl önce uzak görünen bir senaryonun bugün siyasi tartışmaların günlük bir parçası haline gelmesine de yol açabilir.

İki adet Rus Suhoy Su-35 tipi savaş uçağı (Arşiv – Reuters)
İki adet Rus Suhoy Su-35 tipi savaş uçağı (Arşiv – Reuters)

Bu çerçevede bazı Avrupalı çevreler aynı zamanda Moskova ile yeniden diyaloğa dönülmesi çağrısında bulunmaya başladı. Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Avrupa Birliği’nin (AB) Rusya ile iletişim kanallarını açmaya başlamasının zamanının geldiğini belirtirken, Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa da Avrupa’nın Ukrayna konusunda müzakereler yürütülmesi ihtimaline hazır olduğunu söyledi. AB’de bu görüşmeleri yürütmek üzere bir muhatap belirlenmesi de gündemde.

Askeri hazırlık ile diyalog ihtiyacı arasındaki bu çelişki, Avrupa’nın karşı karşıya olduğu gerçek açmazı yansıtıyor. Bir yandan kamuoyundaki savaşı sona erdirme ve silahlara harcanan parayı azaltma yönündeki baskı artıyor. Antoine el Hac'ın Şarku’l Avsat için kaleme aldığı analize göre diğer yandan Avrupa hükümetleri, savaşın Rusya’nın askeri gücünü hızla yeniden inşa etmesine imkân verecek koşullarda sona ermesinin mümkün olduğunu değerlendiriyor. Avrupa ise aynı dönemde ordularını yeniden silahlandırma sürecinden geçiyor.

Ukrayna ise kendisini bu denklemin merkezinde buluyor. Avrupa’nın askeri desteğinin sürmesi, Kiev’e silah akışının devam etmesi anlamına geliyor; ancak aynı zamanda savaşın da sürmesi demek. Böylece askeri destek, bir yandan Ukrayna’ya yardım etmenin, diğer yandan Avrupa’nın savunma kapasitesini yeniden kazanmasını beklerken Rusya üzerindeki askeri baskıyı sürdürmenin aracı haline geliyor.

Psikolojik bir kampanya mı?

Ancak tüm bu hesaplamalar, Rusya ile NATO arasında bir savaşın kaçınılmaz hale geldiği anlamına gelmiyor. Aksine, NATO kaynakları şu aşamada yakın zamanda gerçekleşmesi beklenen bir saldırı tehdidinin bulunmadığını belirtiyor. İttifakın resmi değerlendirmesinde de bir değişiklik yaşanmadığı ve müttefiklere yakın zamanda bir saldırıya işaret eden yeni istihbarat bilgileri konusunda resmi bir bilgilendirme yapılmadığı ifade ediliyor.

Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa, 15 Eylül 2026’da Roma’ya yaptığı ziyaret sırasında İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ile el sıkışıyor. (DPA)
Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa, 15 Eylül 2026’da Roma’ya yaptığı ziyaret sırasında İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ile el sıkışıyor. (DPA)

Litvanya Dışişleri Bakanı Kestutis Budrys’in, siyasi açıklamaların Moskova’yı NATO’nun kolektif savunmayı düzenleyen 5. maddesini test etme konusunda uyarmaya yönelik koordineli bir kampanyanın parçası olabileceğini söylemesi dikkat çekti.

Ancak rakamlar da endişenin nedenini ortaya koyuyor. Ukrayna’daki Sahaidachny Güvenlik Merkezi’nin verilerine göre Avrupa’da Ocak-Ağustos 2026 döneminde resmi olarak kayda geçen 100 hibrit savaş vakası yaşandı. Bu sayı geçen yılın aynı döneminde 60’tı. NATO’dan bir kaynak, ittifat kurumlarına yönelik siber saldırıların bu hesaba dahil edilmemesi halinde gerçek vaka sayısının 200’ü aşabileceğini belirtti. Kaynak, siber saldırıların ittifak kurumlarına yönelik ayda binlerce saldırıya ulaştığını söyledi.

Avrupa’daki endişenin boyutunu ortaya koyan gelişmelerden biri de Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un 18 Eylül’de Elysee Sarayı’nda siyasi parti liderleri ve gelecek cumhurbaşkanlığı seçimlerinin adaylarını gizli bir güvenlik toplantısında bir araya getirmesi oldu. Katılımcılara üst düzey istihbarat yetkilileri tarafından tehdidin seyri konusunda brifing verildi. Macron, Avrupa’daki Rusya kaynaklı tehdidin niteliğinin değiştiğini ve daha önce ağırlıklı olarak hükümet ya da askeri tesisleri hedef alan sabotaj faaliyetlerinin, sivil kayıplara yol açabilecek hedeflere yönelmeye başlayabileceğini söyledi.

Avrupa bugün böylece iki savaşın arasında sıkışmış görünüyor: Ukrayna’da devam eden savaş ve on yılın sonunda yaşanması ihtimaline karşı hazırlıkların yapıldığı olası bir savaş. Bu ikisinin arasında ise geniş bir caydırıcılık, sabotaj, siber savaş, askeri tatbikatlar ve uyarılar alanı bulunuyor.

2029 veya 2030’dan söz edilmesi, Avrupa’nın askeri kapasitesini yeniden inşa etmesine yönelik yalnızca bir planlama çerçevesi olabilir ya da Moskova’nın NATO’yu test etmeyi düşünmesini engellemeyi amaçlayan bir caydırıcılık stratejisinin parçası olabilir. Ancak asıl risk, savaşa hazırlığın kalıcı bir duruma dönüşmesi ve savaş senaryosunun barış senaryosundan daha sıradan hale gelmesi.

 T-72 tipi bir Rus tankı (Arşiv – Reuters)
T-72 tipi bir Rus tankı (Arşiv – Reuters)

Sonuç olarak, mevcut veriler Avrupa’nın Rusya ile kaçınılmaz olarak savaşa sürüklendiğini göstermiyor. Ancak daha karmaşık bir tabloya işaret ediyor: Avrupa, buna hazırlıklı olması gerektiği varsayımıyla hareket etmeye başlarken, aynı zamanda savaşın çıkmasını engelleyebilecek yolu aramayı sürdürüyor. İkinci seçenek ise her iki tarafın da sorumluluğunu gerektiriyor.


Çin'in Tayvan mesajı, ABD'nin tutumunu nasıl etkileyecek?

Şi ve Trump'ın görüşmesinde birçok konu ele alınsa da beklenen somut sonuçlar gelmedi (AP)
Şi ve Trump'ın görüşmesinde birçok konu ele alınsa da beklenen somut sonuçlar gelmedi (AP)
TT

Çin'in Tayvan mesajı, ABD'nin tutumunu nasıl etkileyecek?

Şi ve Trump'ın görüşmesinde birçok konu ele alınsa da beklenen somut sonuçlar gelmedi (AP)
Şi ve Trump'ın görüşmesinde birçok konu ele alınsa da beklenen somut sonuçlar gelmedi (AP)

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve ABD Başkanı Donald Trump'ın görüşmesinin ardından Tayvan, Washington'dan silah tedariki talebini gündemde tutmayı sürdürüyor.

Şi'nin üç günlük ABD ziyareti dün sonlandı. Çin liderini özel törenle Beyaz Saray'da ağırlayan Trump, "Ülkelerimiz için daha iyi bir gelecek inşa etmek üzere birlikte çalışmayı sürdüreceğiz" dedi.

Şi de görüşmenin, "stratejik istikrar temelli Çin-ABD ilişkilerine yeni bir boyut kazandırdığını ve ikili ilişkiler için yeni bir stratejik yol haritası sunduğunu" söyledi.

Tayvan meselesi de görüşmenin önemli başlıklarından biri oldu. Şi, ABD'nin Tayvan'a silah satışlarının Çin'in kırmızı çizgisi olduğunu tekrar vurgulayarak Washington'ın konuyu "ihtiyatla ele almasını umduğunu" belirtti. Ayrıca Tayvan'a yönelik tutumun "ikili stratejik işbirliği ve Çin-ABD ilişkilerinin geliştirilmesi için sağlam bir temel" oluşturması gerektiğini ifade etti.

Perşembe günü iki liderin kapalı kapılar ardında yaptığı görüşme sonrasında Çin Dışişleri Bakanlığı'ndan yayımlanan açıklamada, Şi'nin Washington'dan "Tayvan'ın bağımsızlığına karşı çıkmasını" istediği de bildirildi.

Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Uluslararası Kriz Grubu'ndan William Yang, Çin liderinin artık Washington'ın Tayvan meselesini ele alış biçimini ABD-Çin ilişkilerinin temel unsurlarından biri olarak konumlandırdığına dikkat çekiyor.

Şi'nin Tayvan meselesini bu şekilde ele almasının, Washington'ın gelecekte Taipei'yle ilişkilerini karmaşıklaştırabileceğini ifade ediyor.

Diğer yandan Tayvan Dışişleri Bakan Yardımcısı Francois Wu, Tayvan'a askeri teçhizat ve silah satışının sürdürülmesinin ABD'nin çıkarına olacağını savundu.

Washington'ın Taipei'ye "kendini savunmaya yetecek kadar askeri kapasite sağlamasını" isteyen bakan yardımcısı, ülkesinin yarı iletken endüstrisindeki başarılarının da ABD'nin çıkarlarıyla örtüştüğünü ifade etti.

Trump yönetimi henüz Şi'nin Tayvan'la ilgili açıklamalarına yanıt vermedi. Ancak Cumhuriyetçi lider, mayısta Şi'yle yaptığı görüşmenin ardından Tayvan'a 14 milyar dolarlık silah paketinin onayını ertelemişti.

Singapur merkezli haber kanalı CNA'ya konuşan Amerikan Girişim Enstitüsü'nden Zack Cooper, Trump'ın silah paketini onaylamak için 2027'ye kadar bekleyebileceğini savunuyor. Analist, ABD Başkanı'nın paketi bölerek farklı dönemlere yayabileceği tahminini de paylaşıyor.

Pekin, "tek Çin" politikası kapsamında Tayvan'ı kendi toprağı olarak görüyor. Son yıllarda askeri baskıyı artıran Çin, adanın anakarayla yeniden birleşmesi için gerekirse güç kullanabileceğini vurguluyor.

Taipei yönetimiyse Çin tehdidine karşı ABD'nin askeri ve siyasi desteğine güveniyor. ABD'de 1979'da yürürlüğe konan Tayvan İlişkileri Yasası kapsamında Washington, olası bir Çin saldırısına karşı Tayvan'a kendini koruyacak askeri teçhizatı sağlamak zorunda.

Independent Türkçe, Reuters, Japan Times, Global Times, Focus Taiwan, China Daily


Netanyahu, Mısır ve BAE'nin Hamas uyarılarını neden dikkate almadı?

İsrail'in Ekim 2023'ten beri Gazze'ye düzenlediği saldırılarda 73 binden fazla kişi öldürülürken, sivil altyapının yüzde 90'ı yıkıldı (Reuters)
İsrail'in Ekim 2023'ten beri Gazze'ye düzenlediği saldırılarda 73 binden fazla kişi öldürülürken, sivil altyapının yüzde 90'ı yıkıldı (Reuters)
TT

Netanyahu, Mısır ve BAE'nin Hamas uyarılarını neden dikkate almadı?

İsrail'in Ekim 2023'ten beri Gazze'ye düzenlediği saldırılarda 73 binden fazla kişi öldürülürken, sivil altyapının yüzde 90'ı yıkıldı (Reuters)
İsrail'in Ekim 2023'ten beri Gazze'ye düzenlediği saldırılarda 73 binden fazla kişi öldürülürken, sivil altyapının yüzde 90'ı yıkıldı (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze'de Hamas'ın üst düzey isimlerine yönelik askeri operasyonların Suudi Arabistan'la normalleşme görüşmelerini tehlikeye atabileceği gerekçesiyle bunlara karşı çıkmış.

Haaretz'in 8 Eylül'deki haberinde, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan'ın 23 Eylül 2023'te Netanyahu'yu arayarak Hamas'ın bir operasyon planladığı hakkında uyarıda bulunduğu öne sürülmüştü.  

İsrail Başbakanlık Ofisi ise iddiaları reddetmiş, gazeteye dava açılacağı duyurulmuştu.

New York Times'ın dün (25 Eylül) yayımladığı haberde ise Haaretz'in haberindeki bazı iddiaları destekleyen yeni bilgiler aktarıldı.

NYT'nin haberine göre Netanyahu, bu uyarıyı aldıktan sonra Suudi Arabistan'la ABD arabuluculuğunda yürütülen normalleşme görüşmelerinin tehlikeye girebileceği endişesiyle Gazze'de Hamas'a yönelik hava saldırılarına izin vermek istememiş.

İsrail liderinin bunu, 1 Ekim 2023'te düzenlediği güvenlik toplantısında dile getirdiği aktarılıyor. Ancak NYT'nin incelediği toplantı kayıtlarına göre Netanyahu, BAE tarafından yapılan uyarıyı güvenlik yetkilileriyle paylaşmamış.

Bunun yerine Gazze'deki üst düzey Hamas yetkililerine yönelik askeri operasyon düzenlenmesini öngören planlara karşı çıkarak bölgede tansiyonun artırılmamasını istemiş.

Riyad ve Tel Aviv, Hamas'ın 7 Ekim 2023'teki Aksa Tufanı saldırısı öncesinde tarafların normalleşme anlaşmasına yakın olduğuna dair açıklamalar yapmıştı. Ancak Gazze savaşının patlak vermesiyle süreç askıya alınmıştı.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla NYT'ye konuşan kaynaklar, BAE liderinin Netanyahu'yu arayarak paylaşılan istihbaratın eline geçip geçmediğinden emin olmak istediğini öne sürüyor. Kaynaklara göre Netanyahu, BAE lideriyle görüşmesinde mesajı aldığını ve konuyla ilgilendiğini söylemiş.

Diğer yandan Amerikan dergisi The Atlantic'in dünkü (25 Eylül) haberinde, dönemin Mısır İstihbarat Başkanı Abbas Kamil'in 26 Eylül 2023'te İsrailli yetkililere Hamas'ın saldırı düzenleyebileceğine dair uyarıda bulunduğu ileri sürüldü.  

Adının gizli tutulması kaydıyla konuşan İsrailli bir yetkiliye göre Kamil, "Eğer tutumunuzu değiştirmezseniz Gazze meselesi elinizde patlayacak" mesajını iletmiş.

İsrail'deki Ben Gurion Havalimanı'nda yapılan görüşmede Kamil'in, muhtemel bir çatışmayı önlemek için İsrail'den Gazze'ye yönelik politikasını değiştirmesini, Hamas'a ekonomik baskıyı hafifletmesini istediği aktarılıyor.

Aksa Tufanı sırasında İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı olarak görev yapan Tzachi Hanegbi ise The Atlantic'e açıklamasında, Kamil'in İsrail'e böyle bir ziyarette bulunmadığını ve Mısır'dan herhangi bir uyarı almadıklarını savundu.

Independent Türkçe, Times of Israel, Haaretz, New York Times, Atlantic