Litvanya, Rus ürünlerinin Kaliningrad'a geçişini engellemeyi sürdürecek mi?

Avrupa Birliği, transit geçişlerle ilgili tavsiyelerini yeniden değerlendiriyor

Litvanya, yaptırım uygulanan ürünlerin Kaliningrad'a transit geçişini engelleyerek yeni ‘bir kriz alanına’ dönüştü. (EPA)
Litvanya, yaptırım uygulanan ürünlerin Kaliningrad'a transit geçişini engelleyerek yeni ‘bir kriz alanına’ dönüştü. (EPA)
TT

Litvanya, Rus ürünlerinin Kaliningrad'a geçişini engellemeyi sürdürecek mi?

Litvanya, yaptırım uygulanan ürünlerin Kaliningrad'a transit geçişini engelleyerek yeni ‘bir kriz alanına’ dönüştü. (EPA)
Litvanya, yaptırım uygulanan ürünlerin Kaliningrad'a transit geçişini engelleyerek yeni ‘bir kriz alanına’ dönüştü. (EPA)

Rusya'nın derinliklerinden gelen trenler, Kaliningrad'a birkaç metre mesafede, Litvanya'nın Kybartai kasabasında durmak zorunda kalıyor. Litvanya sınır muhafızları, yolcu veya ticari mal yüklü trenleri dikkatle teftiş ediyor. Muhafızlar, bu trenlerin, Ukrayna savaşı dolayısıyla Avrupa Birliği’nin yaptırım listesinde yer alan yasaklı ürünleri Kaliningrad’a taşıyıp taşımadığını kontrol ediyor. Eğer yasaklı bir ürüne rastlarlarsa trenin geçişine izin vermiyorlar.  
Ukrayna savaşı nedeniyle, Avrupa Birliği’nin Rusya’ya yönelik ekonomik yaptırımlarının 18 Haziran'da yürürlüğe girmesinden bu yana Litvanya, yaptırım uygulanan ürünlerin Kaliningrad'a transit geçişini engelleyerek yeni ‘bir kriz alanına’ dönüştü. Kalilingrad Rusya’nın diğer bölgeleriyle sınırlarının olmaması açısından benzersizdir, sadece Polonya ve Litvanya’ya komşu olan kentin Baltık Denizi’ne sınırı bulunuyor. Vilnius, Rusya’dan Kalilingrad’a gelen ürünlerin sadece yüzde 1’inin ‘yaptırım listesinde’ yer aldığını söylüyor, öte yandan Rusya Litvanya’yı Kalilingrad’ı 'abluka altına almakla’ itham ediyor. Litvanya'nın Avrupa Birliği'nin (AB) yaptırım listesinde olan bazı malların toprakları üzerinden Kaliningrad'a transit geçişini engelleme kararı alması, Rusya ile Litvanya’yı karşı karşıya getirdi. Rusya, kendi toprak parçası Kaliningrad'a ancak Litvanya üzerindeki demir yolundan ulaşabiliyor. Rusya'yla kara bağlantısı olmayan Kaliningrad, İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda savaşı kaybeden Almanya'dan alınarak Rusya toprağı haline getirilmişti. Rusya ve Litvanya arasında, Sovyetler Birliği’nin yıkılmasının ardından ‘serbest geçiş anlaşması’ imzalandı. Baltık Denizi'ne açılan bölgenin Moskova için stratejik önemi oldukça büyük. Şu anda hala nüfusunun ciddi bir bölümü Alman olsa da ikinci dünya savaşının ardından nüfus mübadeleleri ile bölgeye çok sayıda Rus yerleştirilmişti. Kaliningrad'ın coğrafi konumu hem stratejik hem de askeri anlamda Moskova’ya avantajlar sağlarken, bölge aynı zamanda Rusya'nın Baltık Denizi'ndeki yıl boyu donmayan tek limanını da içeriyor. Litvanya şu anda ‘yaptırımlar kapsamında’ kömür, metal, inşaat ve teknoloji malzemelerinin geçişine izin vermiyor, ancak bu liste aşamalı olarak genişleyebilir, altın ve enerji kaynaklarına uzanabilir. Avrupa Birliği’nin yaptırımları, bazı ürünlerin Rusya’dan Birlik topraklarına girmesini engellemeyi hedefliyor, fakat Litvanya bu kuralı Kalilingrad’a da uygulama yoluna gitti. Söz konusu uygulamaları ‘abluka girişimi’ olarak değerlendiren Rusya, ikili anlaşmaları ihlal ettiğini öne sürdüğü Litvanya'yı "ciddi sonuçlarla karşı karşıya kalabileceği" yönünde uyardı. Avrupa Birliği, transit malların yaptırımlardan muaf tutulup tutulmayacağına karar vermek için bu yaptırımların uygulanmasına ilişkin direktiflerini gözden geçiriyor olsa da Litvanya engelleme kararını savunuyor. Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nausėda birkaç gün önce yaptığı açıklamada, ‘’Topraklarımızdan geçen yasaklı ürünleri alıkoyacağız, yasaklı ürünlerin transit geçiş serbestisinden söz edilemez’’ dedi. 
Litvanya, Ukrayna’ya ateşli bir biçimde destek veren ülkelerin başında geliyor. Resmi dayanışmanın yanı sıra sosyal bir dayanışma da söz konusu, sokaklarda ve binaların üstünde sıklıkla Ukrayna bayraklarına rastlayabiliyorsunuz. Litvanya Meclisi’nin önünde de ulusal bayrağın yanı sıra Ukrayna bayrağının asılı olması dikkati çekiyor. Savunma Bakanlığı’nın ana binasında da dev bir Ukrayna bayrağı asılı.  
Vilnius'taki Doğu Avrupa Araştırmaları Enstitüsü araştırmacılarından Andrius Proçoranko, Şarku'l Avsat'a yaptığı değerlendirmede, Litvanya'nın Avrupa Birliği'nden Rusya'ya karşı yaptırımlar konusunda aldığı tavsiyelerin ‘yoruma açık olduğunu’ ve transit mallar için geçerli olmadıkları yönünde değerlendirilebileceğini, ancak Litvanya’nın, ‘katı bir yorumlamayı’ tercih ettiğini söyledi. Brüksel'in bazı transit malları yaptırımlardan muaf tutmayı düşünmesine rağmen Litvanya hükümetinin ‘engelleme kararında ısrar ettiğini’ söyleyen Prochoranko, bunun nedenini şöyle açıklıyor: “Litvanya Rusya'ya taviz vermek istemiyor çünkü herhangi bir taviziz daha fazla taviz gerektireceğine inanıyor. Almanya, transit ürünler için istisna çıkarılmasını istiyor. Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Vilnius'un kararından duyduğu memnuniyetsizliği dile getirerek, ‘Rusya'ya ait iki bölgeden bahsediyoruz’ demişti. Litvanya istisna taraftarı olmasa da Almanya’ya karşı gelmeyi göze alamayacaktır.”  
Rusya, ürünlerinin Kaliningrad'a geçişini engelleme kararından vazgeçmezse, Litvanya’yı ‘açıkça ilan etmediği’ sonuçlarla yüzleşebileceği yönünde tehdit etti. Ancak Vilnius'un bu tehditleri ciddiye almadığı ve Rusya’nın yanıt seçeneklerinin sınırlı olduğuna inandığı açık. Litvanya Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Este Lilikaiti, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Silahlı kuvvetlerin tatbikatları olağan seyrinde devam ediyor, mevcut jeopolitik durum nedeniyle ek savunma önlemlerine başvurmadık’’ dedi. Kalilingrad sınırındaki birliklerin güçlendirilip güçlendirilmediği sorusunu ise; “Teyakkuz halindeyiz, müttefik ülkelerle koordineli olarak bölgenin güvenliğini yakından takip ediyoruz ve zorlukları gerçekçi bir şekilde değerlendiriyoruz. Sınırdaki durum stabil, bu nedenle Kaliningrad bölgesine ek bir kuvvet gönderilmedi’’ diye yanıtladı. Sözcü Lilikaiti, NATO’nun Litvanya’ya ‘güvenlik önlemleri kapsamında’ ek birlikler gönderdiğini ve bu birliklerin ulusal orduyla birlikte askeri tatbikatlar düzenlediğini ifade etti. Ayrıca NATO’nun Ukrayna savaşının ardından Litvanya’ya ek hava savunma sistemleri gönderdiğini doğruladı.  
Litvanya’daki uzmanlar Rusya’nın ülkelerine yönelik herhangi bir askeri operasyon başlatma ihtimali olmadığını düşünüyor. Andrius Proçoranko; "Rusya şimdilerde Litvanya da dahil olmak üzere tüm komşularını tehdit ediyor. Bu nedenle, tehditlerden çok da korkmamalıyız, uzmanlara göre Rusya şu anda herhangi bir askeri operasyon yapmaktan aciz. Kalilingrad’da Ukrayna savaşından önce 40 bin Rus askeri vardı, şimdi bu sayının yaruya indiği tahmin ediliyor’’ diye konuştu. 
Rusya'nın Litvanya'ya deniz ablukası uygulama tehditlerini de gerçekçi bulmadığını söyleyen Proçoranko, Rusya’nın, Litvanya mallarının Belarus ya da doğudaki diğer geçişini engelleyebileceğini ve bir ihtimal iç siyasete müdahil olabileceğini değerlendirdi. Rusların son iki haftada olduğu gibi ‘siber saldırılarını’ yoğunlaştırabileceği tahmininde bulunan Proçoranko, ‘’Rus korsanların yaptığı siber saldırıları Rusya resmi olarak üstlenmedi, şimdiye kadar çok ciddi saldırılar olmadı ancak zzaf noktaları ortaya çıktı. Ruslar sistematik olarak bir saldırıda bulunursa ülke altyapısında ciddi zarar verebilir’’ dedi.  
Litvanya hükümetinden geçen hata yapılan açıklamada, Rus hükümetinin Vilnius'un belirli malların Kaliningrad'a demiryolu taşımacılığına getirdiği kısıtlamaları protesto etmesinden günler sonra, muhtemelen Moskova'dan başlatılan yoğun bir siber saldırıdan etkilendiğini duyurmuştu. Şarku’l Avsat’a bilgi veren Litvanya Savunma Bakanlığı Sözcüsü Osra Fatkevikeot, siber saldırıların yaklaşık iki hafta sürdüğünü ve bir dizi web sitesini kısa süreliğine kesintiye uğrattığını, ancak kalıcı hasara yol açmadığını söyledi. Savunma Bakanlığı Sözcüsü, yakın zamanda daha ‘yıkıcı’ saldırılar beklediklerini ve bu nedenle özel sektörü, acil önlemler almaları yönünde uyardıklarını belirtti.  
Litvanya Savunma Bakanlığı Siber Savunma Birimi Başkanı Jonas Skardinskas,  bu tür saldırıların “yeni olmadığını ve bir süredir benzer saldırılara maruz kaldıkları için hazırlıklı olduklarını belirtti ve savunmalarının güçlü olduğunu vurguladı. Skardinskas, ‘’Bu son saldırıların farkı, birkaç hedefe yönelmiş olmaları ve uzun sürmeleriydi. Birimlerimiz muhtemel saldırıları engellemek için teyakkuz halindedir.’’ dedi.  



Trump: İran ile bir anlaşma yapılmasını umuyoruz... Hamaney'in haklı olup olmadığını göreceğiz

Yetkililerin ‘casus yuvası’ olarak adlandırdığı Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’nin dış duvarlarında kan lekeli bir müzakere masasını tasvir eden duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)
Yetkililerin ‘casus yuvası’ olarak adlandırdığı Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’nin dış duvarlarında kan lekeli bir müzakere masasını tasvir eden duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)
TT

Trump: İran ile bir anlaşma yapılmasını umuyoruz... Hamaney'in haklı olup olmadığını göreceğiz

Yetkililerin ‘casus yuvası’ olarak adlandırdığı Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’nin dış duvarlarında kan lekeli bir müzakere masasını tasvir eden duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)
Yetkililerin ‘casus yuvası’ olarak adlandırdığı Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’nin dış duvarlarında kan lekeli bir müzakere masasını tasvir eden duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, İran’la bir anlaşmaya varmayı umduğunu söyledi. Trump’ın bu açıklaması, İran Dini Lideri Ali Hamaney’in, İslam Cumhuriyeti’ne yönelik herhangi bir saldırının bölgesel bir savaşı tetikleyebileceği yönündeki uyarısının ardından geldi.

Hamaney’in uyarılarını küçümseyen Trump, Florida eyaletinde bulunan Mar-a-Lago’daki malikanesinden gazetecilere yaptığı değerlendirmede, “Elbette bunu söyleyecek” dedi. Trump, “Bir anlaşmaya varmayı umuyoruz. Eğer bu gerçekleşmezse, o zaman haklı olup olmadığını görürüz” ifadelerini kullandı.

Jeopolitik gerilimin arttığı bir dönemde, ABD ile İran arasındaki stratejik çekişme giderek derinleşiyor. Taraflar karşılıklı tehditler ve diplomatik mesajlar verirken, bu durum karmaşık bir ‘psikolojik söz savaşı’ görünümü kazanıyor. Sürecin ya bölgesel bir savaşa ya da tarihi bir müzakere sürecine evrilmesi ihtimali bulunuyor.

Hamaney’in, ABD’nin İran topraklarına yönelik herhangi bir saldırısının bölgesel bir savaşı ateşleyeceği yönündeki uyarısı, Trump’ın Tahran’la ‘ciddi’ bir diyalogdan söz etmeye başlaması ve müzakerelerin İran’ın nükleer silah edinmesini engelleyecek bir anlaşmayla sonuçlanacağına dair umut dile getirmesiyle aynı döneme denk geldi.

Öte yandan, tansiyonun düşürülmesi amacıyla Türkiye’nin olası arabuluculuğu da gündeme geliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde Ankara, İran’la ekonomik ilişkileri ve ABD ile stratejik bağlarını kullanarak kendisini potansiyel bir arabulucu olarak konumlandırıyor.

Axios internet sitesi dün yayımladığı haberinde, Trump yönetiminin İran’a farklı kanallar aracılığıyla bir anlaşma müzakere etmek üzere görüşmeye açık olduğu mesajını ilettiğini aktardı. Aynı zamanda ABD’nin bölgede askeri yığınaklarını sürdürmesi, olası bir askeri saldırı ve daha geniş çaplı bir bölgesel savaşın önlenip önlenemeyeceğine dair beklentileri artırıyor.

Konuya yakın kaynaklar, Türkiye, Mısır ve Katar’ın, gerilimin tırmanmasını önlemeye yönelik diplomatik çabalar kapsamında, önümüzdeki günlerde Ankara’da Beyaz Saray Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile üst düzey İranlı yetkililer arasında olası bir toplantı düzenlenmesi için temaslarını sürdürdüğünü bildirdi.

Beyaz Saray yetkilileri ise Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik bir saldırı konusunda henüz nihai bir karar almadığını ve diplomatik seçeneğe açık olmaya devam ettiğini vurguladı. Yetkililer, Trump’ın müzakere söyleminin ‘bir manevra olmadığının’ altını çizdi.

Türkiye ve diğer bölgesel aktörler, olası bir ABD saldırısının bölgesel istikrar üzerindeki risklerine dikkat çekmeye çalışırken, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in Washington’da ABD Savunma Bakanlığı yetkilileriyle gerçekleştirdiği temaslar öne çıkıyor. Bu görüşmelerde, İran içindeki muhtemel hedeflere ilişkin hassas istihbarat bilgileri paylaşılırken, operasyonel senaryolar ve ortak savunma mekanizmaları ele alındı. Söz konusu temaslar, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Oramiral Brad Cooper’ın geçen hafta Tel Aviv’de yaptığı görüşmelerin devamı niteliğinde olup, İsrail’in İran’a karşı belirleyici bir ABD saldırısı yönünde güçlü bir baskı yürüttüğüne işaret ediyor.

Bu gelişmeler, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee’nin İsrail’in Kanal 12 televizyonuna yaptığı açıklamalarla eş zamanlı olarak yaşandı. Huckabee, Trump’ın ‘vaatlerini yerine getiren ve boş tehditlerde bulunmayan bir başkan’ olduğunu söyledi. Olası bir saldırı kararının henüz netleşmediğini belirten Huckabee, ABD Başkanı’nın ‘her zaman en iyi sonucu umduğunu’ vurguladı. Huckabee, Trump’ın The Art of the Deal (Anlaşma Sanatı) kitabının yazarı olduğuna dikkat çekerek, bir anlaşmaya varılması durumunda bunun ‘ideal bir sonuç’ olacağını ifade etti.

ABD Başkanı Donald Trump, 13 Ocak'ta Michigan'daki Ford üretim merkezini ziyaret etti. (Reuters)ABD Başkanı Donald Trump, 13 Ocak'ta Michigan'daki Ford üretim merkezini ziyaret etti. (Reuters)

Amerikan basınında yer alan haberlere göre Trump yönetimi, yürütülen görüşmelerin ve arabuluculuk girişimlerinin başarısız olması ihtimaline karşı, Ortadoğu genelinde hava savunma kapasitesini artırmaya yönelik adımlarını hızlandırdı. Bu hazırlıklar, olası bir ABD saldırısının İran’dan geniş çaplı bir misilleme ve daha büyük bir bölgesel çatışmayı tetikleyebileceği endişesine dayanıyor. Bu kapsamda Pentagon, CENTCOM sorumluluk sahasında ilave Patriot ve THAAD füze savunma sistemleri konuşlandırarak savunma ağını güçlendirmeyi hedefliyor. Ayrıca bölgede, füze ve insansız hava araçlarını (İHA) engelleme kapasitesine sahip 8 ABD donanma muhribinin görev yaptığı bildiriliyor. Uzmanlara göre bu yoğun askeri konuşlanma, doğrudan bir çatışmaya sürüklenmeden caydırıcılık sağlamayı amaçlayan, hesaplı bir stratejiyi yansıtıyor.

ABD'nin ikili yaklaşımı

Askerî baskının sürdürülmesi ve savunma sistemlerinin güçlendirilmesiyle birlikte diplomasi ve müzakere kapısının eş zamanlı olarak açık tutulduğu bu iki yönlü yaklaşım çerçevesinde, ABD’deki siyasi ve diplomatik çevrelerde Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik bir askerî saldırıdan, en azından kısa vadede, vazgeçebileceği ihtimali dile getirilmeye başlandı.

Boeing EA-18G Growler elektronik savaş uçağı, 23 Ocak 2026'da Hint Okyanusu'ndaki Nimitz sınıfı uçak gemisi USS Abraham Lincoln'ün güvertesine iniş yapıyor. (AP)Boeing EA-18G Growler elektronik savaş uçağı, 23 Ocak 2026'da Hint Okyanusu'ndaki Nimitz sınıfı uçak gemisi USS Abraham Lincoln'ün güvertesine iniş yapıyor. (AP)

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’dan aktardığı bir rapora göre, ABD’nin hava savunma sistemlerini kapsamlı biçimde güçlendirmesini tamamlamadan herhangi bir askerî saldırı başlatması beklenmiyor. Bu durum, Başkan Donald Trump’ın İran’a tanımak istediği süreyi ve bir anlaşmaya varmayı hedefleyen arabuluculuk çabalarını yeniden gündeme taşıyor.

Bu çerçevede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu hafta içinde Türkiye’de nükleer müzakerelere ev sahipliği yapılmasını önererek, krizlerin aşamalı yaklaşımlarla ele alınmasına vurgu yaptı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da İran’ın ‘nükleer dosya konusunda müzakereye hazır olduğunu’ belirtti; ancak olası bir ABD saldırısının ‘yanlış olacağını ve kaçınılması gerektiğini’ ifade etti.

Buna karşın Washington’un gündeme getirdiği ABD şartları önemli zorluklar barındırıyor. Bu talepler arasında İran’ın hassas nükleer materyalleri teslim etmesi, ülke içinde uranyum zenginleştirmeyi sona erdirmesi, balistik füze programına katı kısıtlamalar getirilmesi ve bölgedeki vekil unsurlara verilen desteğin durdurulması yer alıyor.

Tahran cephesinde ise bu talepler, savunma doktrininin ve bölgesel nüfuzun özüne yönelik bir müdahale olarak değerlendiriliyor. Bazı raporlar, İran Dini Lideri Ali Hamaney’in herhangi bir tavize karşı çıktığını, buna karşılık İran yönetimindeki bazı üst düzey isimlerin daha esnek bir müzakere yaklaşımını savunduğunu ortaya koyuyor.

Türkiye’nin arabuluculuk girişiminin başarı şansına ilişkin değerlendirmeler ise farklılık gösteriyor. Bazı analizler, özellikle diğer bölgesel arabuluculuk çabalarıyla birlikte, krize yönelik aşamalı çözümlerin şekillenebileceğine işaret ediyor. Buna karşılık, İran’ın Trump’ın süresini henüz netleştirmediği bu dönemde temel tavizler vermeyi reddetmesi nedeniyle girişimlerin başarısız olacağını öngören görüşler de bulunuyor. ABD’li yetkililer ise diplomatik çözüm ihtimalini düşük görerek, İran’ın şu ana kadar sunulan şartları kabul etmeye yönelik gerçek bir irade ortaya koymadığını savunuyor.

Trump geri adım atabilir mi?

Başkan Donald Trump’ın açıklamaları, bir anlaşmaya varmayı tercih ettiğine işaret ederken, diplomatik çabaların başarıya ulaşması halinde askerî saldırıdan vazgeçme ihtimalinin yüksek olduğunu gösteriyor. Özellikle olası bir savaşın küresel petrol fiyatları üzerindeki ağır maliyeti, bu ihtimali güçlendiren unsurlar arasında yer alıyor. Trump’ın askerî seçeneği geri plana itmesi durumunda ise bunun, aynı anda hem olumlu hem de olumsuz sonuçlar doğurabilecek çeşitli yansımaları olabileceği değerlendiriliyor.

8 Ocak'ta Hint ve Pasifik okyanuslarında Yedinci Filo'nun rutin operasyonları sırasında USS Abraham Lincoln uçak gemisinin yanında uçan bir Sikorsky SH-60C Seahawk helikopteri (ABD ordusu)8 Ocak'ta Hint ve Pasifik okyanuslarında Yedinci Filo'nun rutin operasyonları sırasında USS Abraham Lincoln uçak gemisinin yanında uçan bir Sikorsky SH-60C Seahawk helikopteri (ABD ordusu)

Olumlu açıdan bakıldığında, bu seçenek doğrudan bir çatışmaya sürüklenmeden ‘maksimum baskı’ politikasının sürdürülmesine imkân tanıyor. Atlantic dergisinin bir raporuna göre, mevcut ABD deniz varlığı Hürmüz Boğazı üzerinde daha sıkı bir kontrol sağlanmasına, petrol tankerlerine el konulmasına ve özellikle protestoların yeniden alevlenmesi ihtimaliyle İran üzerinde iç baskının artırılmasına olanak verebilir. Ayrıca hava savunma sistemlerinin güçlendirilmesi, müttefiklerin korunmasına ve İran’ın doğrudan askerî tırmanışa başvurmadan caydırılmasına katkı sağlıyor.

Öte yandan, bu yaklaşımın olası olumsuz yönleri de bulunuyor. Bunların başında, Tahran’ın müzakere pozisyonunun güçlenmesi geliyor; zira İran tarafı zamanın kendi lehine işlediği kanaatine varabilir. ABD’nin askerî saldırıdan kaçınması, İran’ın dolaylı yollarla gerilimi artırmasına da yol açabilir. Bu kapsamda Irak veya Suriye’deki müttefik gruplar üzerinden saldırılar düzenlenmesi ya da Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin tehdit edilmesi, petrol fiyatlarını yükselterek küresel ekonomiyi olumsuz etkileyebilir. Wall Street Journal’ın da uyardığı üzere, bu sürecin ABD kaynaklarını yıpratma riski bulunuyor. Özellikle sınırlı sayıda bulunan THAAD hava savunma sistemleri (yalnızca 7 batarya) ve önceki çatışmalarda tüketilen mühimmat stokları, bu riskleri artırıyor. İsrail ise ABD’nin olası bir geri adımının zayıflık olarak algılanabileceği ve bunun İran’ı daha sert bir tutum benimsemeye, müzakere şartlarında ısrarcı olmaya teşvik edebileceği uyarısında bulunuyor.


İngiliz Dışişleri Bakanı: Etiyopya ziyareti göç konusuna odaklanacak

İngiltere İçişleri Bakanı Yvette Cooper, Uluslararası Sınır Güvenliği Zirvesinde konuşma yapıyor (AFP)
İngiltere İçişleri Bakanı Yvette Cooper, Uluslararası Sınır Güvenliği Zirvesinde konuşma yapıyor (AFP)
TT

İngiliz Dışişleri Bakanı: Etiyopya ziyareti göç konusuna odaklanacak

İngiltere İçişleri Bakanı Yvette Cooper, Uluslararası Sınır Güvenliği Zirvesinde konuşma yapıyor (AFP)
İngiltere İçişleri Bakanı Yvette Cooper, Uluslararası Sınır Güvenliği Zirvesinde konuşma yapıyor (AFP)

İngiliz Dışişleri Bakanı, bugün Etiyopya'ya yapacağı ziyarette, Afrika Boynuzu'ndan İngiltere'ye ulaşmaya çalışan göçmen sayısındaki artışı durdurmayı amaçlayan önlemlere odaklanacağını söyledi.

Yvette Cooper, iş yaratacak ortaklıkların insanların Etiyopya'dan ayrılma girişimlerini caydıracağını, ayrıca kolluk kuvvetleri arasındaki iş birliğinin artırılmasının kaçakçılık çeteleriyle mücadele ve İngiltere'de kalma hakkı olmayan göçmenlerin geri dönüşünü hızlandırmak için şart olduğunu söyledi.

Cooper açıklamasında, “Yasadışı göçün ekonomik nedenlerini ve küresel çapta faaliyet gösteren ve insan kaçakçılığından kar elde eden suç çetelerinin varlığını ele almak için birlikte çalışıyoruz” dedi. Sözlerine şöyle devam etti: “Bu, ticareti geliştirmek ve Etiyopya'da binlerce insana yakışır iş yaratmak için yeni ortaklıkları içeriyor; böylece insanlar tehlikeli yolculuklar yapmak yerine anavatanlarında daha iyi bir yaşam bulabilirler.”

Birleşik Krallık'ta ardı ardına gelen hükümetler, yasadışı göç krizini ele almaya çalıştı ve bu da Nigel Farage'ın Reform UK partisini kamuoyu anketlerinde ön sıralara taşıdı. İngiliz Dışişleri Bakanlığı, son iki yılda küçük teknelerle Manş Denizi'ni geçenlerin yaklaşık yüzde 30'unun Etiyopya, Eritre, Somali ve Sudan'dan olduğunu belirtti.

Cooper, Etiyopya'da istihdam yaratımını artırmak amacıyla İngiliz yatırım şirketi Gridorex liderliğindeki iki elektrik iletim projesine devam etmek için ülke ile bir anlaşma imzalamaya hazırlanıyor. Ayrıca, kadın ve kız çocuklarına yönelik şiddetle mücadele, yetersiz beslenen 68 bin çocuğa yardım ve iç göçmenlerle ilgili projeleri desteklemek için 17 milyon sterlinlik bir fon açıklaması da bekleniyor.


ABD ve İsrail genelkurmay başkanları cuma günü Pentagon'da bir araya geldi

ABD Genelkurmay Başkanı Dan Keane, 1 Kasım 2025'te İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ile birlikte İsrail ziyaretinde (İsrail ordu videosundan)
ABD Genelkurmay Başkanı Dan Keane, 1 Kasım 2025'te İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ile birlikte İsrail ziyaretinde (İsrail ordu videosundan)
TT

ABD ve İsrail genelkurmay başkanları cuma günü Pentagon'da bir araya geldi

ABD Genelkurmay Başkanı Dan Keane, 1 Kasım 2025'te İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ile birlikte İsrail ziyaretinde (İsrail ordu videosundan)
ABD Genelkurmay Başkanı Dan Keane, 1 Kasım 2025'te İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ile birlikte İsrail ziyaretinde (İsrail ordu videosundan)

İki ABD'li yetkili, Reuters'e verdiği demeçte, İran'la artan gerilimler arasında ABD ve İsrail'in üst düzey generallerinin cuma günü Pentagon'da görüşmeler yaptığını söyledi.

İsimlerinin açıklanmasını istemeyen yetkililer, ABD Genelkurmay Başkanı General Dan Keane ile İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir arasında yapılan kapalı kapılar ardındaki görüşmelerin ayrıntılarını vermedi. Görüşme daha önce duyurulmamıştı.

ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ı müzakere masasına oturmaya zorlamak amacıyla defalarca tehdit etmesinin ardından, ABD Ortadoğu'daki deniz gücünü ve hava savunmasını güçlendirdi.

İran yönetimi dün, ABD'nin bir saldırı başlatması durumunda bölgesel bir çatışmanın yaşanabileceği konusunda uyardı.