Litvanya, Rus ürünlerinin Kaliningrad'a geçişini engellemeyi sürdürecek mi?

Avrupa Birliği, transit geçişlerle ilgili tavsiyelerini yeniden değerlendiriyor

Litvanya, yaptırım uygulanan ürünlerin Kaliningrad'a transit geçişini engelleyerek yeni ‘bir kriz alanına’ dönüştü. (EPA)
Litvanya, yaptırım uygulanan ürünlerin Kaliningrad'a transit geçişini engelleyerek yeni ‘bir kriz alanına’ dönüştü. (EPA)
TT

Litvanya, Rus ürünlerinin Kaliningrad'a geçişini engellemeyi sürdürecek mi?

Litvanya, yaptırım uygulanan ürünlerin Kaliningrad'a transit geçişini engelleyerek yeni ‘bir kriz alanına’ dönüştü. (EPA)
Litvanya, yaptırım uygulanan ürünlerin Kaliningrad'a transit geçişini engelleyerek yeni ‘bir kriz alanına’ dönüştü. (EPA)

Rusya'nın derinliklerinden gelen trenler, Kaliningrad'a birkaç metre mesafede, Litvanya'nın Kybartai kasabasında durmak zorunda kalıyor. Litvanya sınır muhafızları, yolcu veya ticari mal yüklü trenleri dikkatle teftiş ediyor. Muhafızlar, bu trenlerin, Ukrayna savaşı dolayısıyla Avrupa Birliği’nin yaptırım listesinde yer alan yasaklı ürünleri Kaliningrad’a taşıyıp taşımadığını kontrol ediyor. Eğer yasaklı bir ürüne rastlarlarsa trenin geçişine izin vermiyorlar.  
Ukrayna savaşı nedeniyle, Avrupa Birliği’nin Rusya’ya yönelik ekonomik yaptırımlarının 18 Haziran'da yürürlüğe girmesinden bu yana Litvanya, yaptırım uygulanan ürünlerin Kaliningrad'a transit geçişini engelleyerek yeni ‘bir kriz alanına’ dönüştü. Kalilingrad Rusya’nın diğer bölgeleriyle sınırlarının olmaması açısından benzersizdir, sadece Polonya ve Litvanya’ya komşu olan kentin Baltık Denizi’ne sınırı bulunuyor. Vilnius, Rusya’dan Kalilingrad’a gelen ürünlerin sadece yüzde 1’inin ‘yaptırım listesinde’ yer aldığını söylüyor, öte yandan Rusya Litvanya’yı Kalilingrad’ı 'abluka altına almakla’ itham ediyor. Litvanya'nın Avrupa Birliği'nin (AB) yaptırım listesinde olan bazı malların toprakları üzerinden Kaliningrad'a transit geçişini engelleme kararı alması, Rusya ile Litvanya’yı karşı karşıya getirdi. Rusya, kendi toprak parçası Kaliningrad'a ancak Litvanya üzerindeki demir yolundan ulaşabiliyor. Rusya'yla kara bağlantısı olmayan Kaliningrad, İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda savaşı kaybeden Almanya'dan alınarak Rusya toprağı haline getirilmişti. Rusya ve Litvanya arasında, Sovyetler Birliği’nin yıkılmasının ardından ‘serbest geçiş anlaşması’ imzalandı. Baltık Denizi'ne açılan bölgenin Moskova için stratejik önemi oldukça büyük. Şu anda hala nüfusunun ciddi bir bölümü Alman olsa da ikinci dünya savaşının ardından nüfus mübadeleleri ile bölgeye çok sayıda Rus yerleştirilmişti. Kaliningrad'ın coğrafi konumu hem stratejik hem de askeri anlamda Moskova’ya avantajlar sağlarken, bölge aynı zamanda Rusya'nın Baltık Denizi'ndeki yıl boyu donmayan tek limanını da içeriyor. Litvanya şu anda ‘yaptırımlar kapsamında’ kömür, metal, inşaat ve teknoloji malzemelerinin geçişine izin vermiyor, ancak bu liste aşamalı olarak genişleyebilir, altın ve enerji kaynaklarına uzanabilir. Avrupa Birliği’nin yaptırımları, bazı ürünlerin Rusya’dan Birlik topraklarına girmesini engellemeyi hedefliyor, fakat Litvanya bu kuralı Kalilingrad’a da uygulama yoluna gitti. Söz konusu uygulamaları ‘abluka girişimi’ olarak değerlendiren Rusya, ikili anlaşmaları ihlal ettiğini öne sürdüğü Litvanya'yı "ciddi sonuçlarla karşı karşıya kalabileceği" yönünde uyardı. Avrupa Birliği, transit malların yaptırımlardan muaf tutulup tutulmayacağına karar vermek için bu yaptırımların uygulanmasına ilişkin direktiflerini gözden geçiriyor olsa da Litvanya engelleme kararını savunuyor. Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nausėda birkaç gün önce yaptığı açıklamada, ‘’Topraklarımızdan geçen yasaklı ürünleri alıkoyacağız, yasaklı ürünlerin transit geçiş serbestisinden söz edilemez’’ dedi. 
Litvanya, Ukrayna’ya ateşli bir biçimde destek veren ülkelerin başında geliyor. Resmi dayanışmanın yanı sıra sosyal bir dayanışma da söz konusu, sokaklarda ve binaların üstünde sıklıkla Ukrayna bayraklarına rastlayabiliyorsunuz. Litvanya Meclisi’nin önünde de ulusal bayrağın yanı sıra Ukrayna bayrağının asılı olması dikkati çekiyor. Savunma Bakanlığı’nın ana binasında da dev bir Ukrayna bayrağı asılı.  
Vilnius'taki Doğu Avrupa Araştırmaları Enstitüsü araştırmacılarından Andrius Proçoranko, Şarku'l Avsat'a yaptığı değerlendirmede, Litvanya'nın Avrupa Birliği'nden Rusya'ya karşı yaptırımlar konusunda aldığı tavsiyelerin ‘yoruma açık olduğunu’ ve transit mallar için geçerli olmadıkları yönünde değerlendirilebileceğini, ancak Litvanya’nın, ‘katı bir yorumlamayı’ tercih ettiğini söyledi. Brüksel'in bazı transit malları yaptırımlardan muaf tutmayı düşünmesine rağmen Litvanya hükümetinin ‘engelleme kararında ısrar ettiğini’ söyleyen Prochoranko, bunun nedenini şöyle açıklıyor: “Litvanya Rusya'ya taviz vermek istemiyor çünkü herhangi bir taviziz daha fazla taviz gerektireceğine inanıyor. Almanya, transit ürünler için istisna çıkarılmasını istiyor. Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Vilnius'un kararından duyduğu memnuniyetsizliği dile getirerek, ‘Rusya'ya ait iki bölgeden bahsediyoruz’ demişti. Litvanya istisna taraftarı olmasa da Almanya’ya karşı gelmeyi göze alamayacaktır.”  
Rusya, ürünlerinin Kaliningrad'a geçişini engelleme kararından vazgeçmezse, Litvanya’yı ‘açıkça ilan etmediği’ sonuçlarla yüzleşebileceği yönünde tehdit etti. Ancak Vilnius'un bu tehditleri ciddiye almadığı ve Rusya’nın yanıt seçeneklerinin sınırlı olduğuna inandığı açık. Litvanya Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Este Lilikaiti, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Silahlı kuvvetlerin tatbikatları olağan seyrinde devam ediyor, mevcut jeopolitik durum nedeniyle ek savunma önlemlerine başvurmadık’’ dedi. Kalilingrad sınırındaki birliklerin güçlendirilip güçlendirilmediği sorusunu ise; “Teyakkuz halindeyiz, müttefik ülkelerle koordineli olarak bölgenin güvenliğini yakından takip ediyoruz ve zorlukları gerçekçi bir şekilde değerlendiriyoruz. Sınırdaki durum stabil, bu nedenle Kaliningrad bölgesine ek bir kuvvet gönderilmedi’’ diye yanıtladı. Sözcü Lilikaiti, NATO’nun Litvanya’ya ‘güvenlik önlemleri kapsamında’ ek birlikler gönderdiğini ve bu birliklerin ulusal orduyla birlikte askeri tatbikatlar düzenlediğini ifade etti. Ayrıca NATO’nun Ukrayna savaşının ardından Litvanya’ya ek hava savunma sistemleri gönderdiğini doğruladı.  
Litvanya’daki uzmanlar Rusya’nın ülkelerine yönelik herhangi bir askeri operasyon başlatma ihtimali olmadığını düşünüyor. Andrius Proçoranko; "Rusya şimdilerde Litvanya da dahil olmak üzere tüm komşularını tehdit ediyor. Bu nedenle, tehditlerden çok da korkmamalıyız, uzmanlara göre Rusya şu anda herhangi bir askeri operasyon yapmaktan aciz. Kalilingrad’da Ukrayna savaşından önce 40 bin Rus askeri vardı, şimdi bu sayının yaruya indiği tahmin ediliyor’’ diye konuştu. 
Rusya'nın Litvanya'ya deniz ablukası uygulama tehditlerini de gerçekçi bulmadığını söyleyen Proçoranko, Rusya’nın, Litvanya mallarının Belarus ya da doğudaki diğer geçişini engelleyebileceğini ve bir ihtimal iç siyasete müdahil olabileceğini değerlendirdi. Rusların son iki haftada olduğu gibi ‘siber saldırılarını’ yoğunlaştırabileceği tahmininde bulunan Proçoranko, ‘’Rus korsanların yaptığı siber saldırıları Rusya resmi olarak üstlenmedi, şimdiye kadar çok ciddi saldırılar olmadı ancak zzaf noktaları ortaya çıktı. Ruslar sistematik olarak bir saldırıda bulunursa ülke altyapısında ciddi zarar verebilir’’ dedi.  
Litvanya hükümetinden geçen hata yapılan açıklamada, Rus hükümetinin Vilnius'un belirli malların Kaliningrad'a demiryolu taşımacılığına getirdiği kısıtlamaları protesto etmesinden günler sonra, muhtemelen Moskova'dan başlatılan yoğun bir siber saldırıdan etkilendiğini duyurmuştu. Şarku’l Avsat’a bilgi veren Litvanya Savunma Bakanlığı Sözcüsü Osra Fatkevikeot, siber saldırıların yaklaşık iki hafta sürdüğünü ve bir dizi web sitesini kısa süreliğine kesintiye uğrattığını, ancak kalıcı hasara yol açmadığını söyledi. Savunma Bakanlığı Sözcüsü, yakın zamanda daha ‘yıkıcı’ saldırılar beklediklerini ve bu nedenle özel sektörü, acil önlemler almaları yönünde uyardıklarını belirtti.  
Litvanya Savunma Bakanlığı Siber Savunma Birimi Başkanı Jonas Skardinskas,  bu tür saldırıların “yeni olmadığını ve bir süredir benzer saldırılara maruz kaldıkları için hazırlıklı olduklarını belirtti ve savunmalarının güçlü olduğunu vurguladı. Skardinskas, ‘’Bu son saldırıların farkı, birkaç hedefe yönelmiş olmaları ve uzun sürmeleriydi. Birimlerimiz muhtemel saldırıları engellemek için teyakkuz halindedir.’’ dedi.  



CENTCOM, USS Abraham Lincoln liderliğindeki bir taarruz grubunun bölgeye konuşlandırıldığını doğruladı

ABD 9. Hava Kuvvetleri'ne ait bir savaş uçağı filosu, 8 Ocak 2026'da Pasifik Okyanusu'ndaki Nimitz sınıfı uçak gemisi USS Abraham Lincoln'ün üzerinde uçuyor. (ABD ordusu)
ABD 9. Hava Kuvvetleri'ne ait bir savaş uçağı filosu, 8 Ocak 2026'da Pasifik Okyanusu'ndaki Nimitz sınıfı uçak gemisi USS Abraham Lincoln'ün üzerinde uçuyor. (ABD ordusu)
TT

CENTCOM, USS Abraham Lincoln liderliğindeki bir taarruz grubunun bölgeye konuşlandırıldığını doğruladı

ABD 9. Hava Kuvvetleri'ne ait bir savaş uçağı filosu, 8 Ocak 2026'da Pasifik Okyanusu'ndaki Nimitz sınıfı uçak gemisi USS Abraham Lincoln'ün üzerinde uçuyor. (ABD ordusu)
ABD 9. Hava Kuvvetleri'ne ait bir savaş uçağı filosu, 8 Ocak 2026'da Pasifik Okyanusu'ndaki Nimitz sınıfı uçak gemisi USS Abraham Lincoln'ün üzerinde uçuyor. (ABD ordusu)

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve ona eşlik eden üç savaş gemisi Ortadoğu’ya ulaştı. Bu adım, ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’ın protestoları bastırmasına tepki olarak hava saldırıları düzenleme ihtimalini yeniden gündeme getirdi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) dün sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, uçak gemisinin üç muhriple birlikte ‘bölgesel güvenlik ve istikrarı güçlendirmek amacıyla halihazırda Ortadoğu’da konuşlandırıldığını’ bildirdi.

CENTCOM, taarruz grubunun İran’a komşu Arap Denizi’nde değil, Hint Okyanusu’nda bulunduğunu kaydetti. Bu konuşlanmanın, bölgeye binlerce ek askerin sevk edilmesi anlamına geldiği belirtilirken, bölgede en son ABD uçak gemisi varlığının, ekim ayında Gerald R. Ford uçak gemisinin, dönemin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya yönelik baskı kampanyası kapsamında Karayipler’e gönderilmesiyle gerçekleştiği hatırlatıldı.

ABD’li bir yetkili, CBS News’e yaptığı açıklamada, USS Abraham Lincoln uçak gemisi grubunun CENTCOM’un Ortadoğu’daki sorumluluk sahasına girdiğini, ancak dün sabah itibarıyla henüz nihai operasyonel konuşlanma noktasına ulaşmadığını doğruladı. Bu hareketliliğin, İran’dan gelen yeni uyarılarla eş zamanlı gerçekleştiği belirtildi.

Önceki haberlerde, USS Abraham Lincoln uçak gemisi grubunun pazar akşamı İran’a yakın bir bölgede konuşlandığı ifade edilmişti. Bu gelişme, Tahran’ın merkezindeki İnkılap (Devrim) Meydanı’na asılan ve ABD filosunu hedef almakla tehdit eden büyük bir pankartın görüntülerinin dolaşıma girmesinden saatler sonra yaşandı.

ABD Başkanı Donald Trump geçtiğimiz hafta gazetecilere yaptığı açıklamada, gemilerin bölgeye ‘herhangi bir olasılığa karşı’ gönderildiğini söylemiş, “Bu yöne doğru ilerleyen çok büyük bir filomuz var ve belki de onu kullanmak zorunda kalmayacağız” demişti.

Trump daha önce, İran’ın tutuklulara yönelik toplu idamlar gerçekleştirmesi ya da aralık ayı sonlarında başlayan protestoların bastırılması sırasında barışçıl göstericilerin öldürülmesi halinde askeri adım atmakla tehdit etmişti. ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı’na (HRANA) göre, olaylarda en az 5 bin 973 kişi hayatını kaybetti, 41 bin 800’den fazla kişi gözaltına alındı. İran’ın resmi verileri ise çok daha düşük bir rakama işaret ederek ölü sayısını 3 bin 117 olarak açıklıyor.

Son dönemde Trump’ın askeri müdahale ihtimalinden geri adım attığı yönünde işaretler de ortaya çıktı. Trump, İran’ın gözaltındaki 800 göstericinin idamını durdurduğunu öne sürdü; ancak bu iddiasının kaynağını açıklamadı. İran Başsavcısı ise söz konusu iddiayı “tamamen yalan” olarak nitelendirdi.

Buna rağmen Trump’ın tüm seçenekleri masada tutmaya devam ettiği görülüyor. Trump, perşembe günü başkanlık uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, İran hükümetinin bazı protestoculara yönelik planlanan idamları hayata geçirmesi halinde, daha önce İran’ın nükleer tesislerine düzenlenen ABD saldırılarının ‘hiçbir şey gibi görüneceğini’ söyledi.

SDFRG
ABD Donanması tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, Boeing F/A-18E/F Super Hornet savaş uçağının 22 Ocak'ta USS Abraham Lincoln uçak gemisine inişi görülüyor.

Uçak gemisi, F-35 Lightning II ve F/A-18 Super Hornet savaş uçakları da dahil olmak üzere birden fazla hava filosuna ev sahipliği yapıyor. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre, gemiye eşlik eden muhripler ise yüzlerce füze taşıyor; bunlar arasında kara hedeflerine yönelik onlarca Tomahawk seyir füzesinin de bulunabileceği belirtiliyor.

Uçak gemisi ve donanımına ek olarak, ABD Hava Kuvvetleri’ne bağlı F-15E Strike Eagle savaş uçaklarının da bölgede konuşlandırıldığı duyuruldu.

Uçuş takip verilerini izleyen analistler, onlarca ABD askeri nakliye uçağının Ortadoğu’ya doğru hareket ettiğini tespit etti.

Söz konusu askeri hareketlilik, geçen yıl ABD’nin, üç ana nükleer tesise yönelik saldırıların ardından olası bir İran misillemesine karşı hava savunma ekipmanlarını bölgeye sevk ettiği dönemi hatırlatıyor. İran, bu saldırılardan birkaç gün sonra el-Udeyd Hava Üssü’nü ondan fazla füzeyle hedef almıştı.


Lola ve Trump, Barış Konseyi’ni ve Washington'da yapılacak bir toplantıyı görüştü

Brezilya Cumhurbaşkanı Lula da Silva ve ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
Brezilya Cumhurbaşkanı Lula da Silva ve ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Lola ve Trump, Barış Konseyi’ni ve Washington'da yapılacak bir toplantıyı görüştü

Brezilya Cumhurbaşkanı Lula da Silva ve ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
Brezilya Cumhurbaşkanı Lula da Silva ve ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

Brezilya Cumhurbaşkanı Luiz Inácio Lula da Silva dün ABD Başkanı Donald Trump'a, Gazze Şeridi için kuruluşuna öncülük ettiği Barış Konseyi’nin çalışmalarını sınırlandırmasını istedi. Brezilya Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre iki lider Washington'da bir araya gelmeyi kararlaştırdılar.

Açıklamada, diğer liderler gibi Trump tarafından kurulan Barış Konseyi’ne davet edilen Lula'nın, bu konseyin çalışmalarının ‘Gazze meselesiyle sınırlandırılması ve Filistin'e bir koltuk ayrılması’ önerisinde bulunduğunu belirtti.

Brezilya Cumhurbaşkanı, ‘Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) daimi üye sayısının artırılması meselesi de dahil olmak üzere BM’nin kapsamlı bir reformdan geçirilmesinin önemini’ vurguladı. Lula, Trump’ı Barış Konseyi’ni kurarak ve rolünü uluslararası çatışmaları da kapsayacak şekilde genişleterek ‘yeni BM’nin efendisi’ olmaya çalışmakla suçlamıştı.

Beyaz Saray, Gazze Şeridi'nde İsrail ile Hamas arasındaki savaşı sona erdirmek için Trump başkanlığındaki Barış Konseyi’nin kurulduğunu duyurdu, ancak konsey iç tüzüğü, Trump'a geniş bir rol verdiğinden BM ile rekabet edecek bir organ haline geleceğine dair endişeleri artırdı.

fgrty
Brezilya Cumhurbaşkanı Luiz Inácio Lula da Silva (Reuters)

Lula ve Trump, aylar süren gerginliğin ardından geçtiğimiz ekim ayında ilk resmi görüşmelerinden bu yana birkaç kez temas kurdu. Bu yakınlaşmanın ardından, ABD yönetimi, eski sağcı cumhurbaşkanı ve Trump'ın müttefiki Jair Bolsonaro'nun yargılanmasına tepki olarak uyguladığı yüzde 40'lık gümrük vergisinden Brezilya'nın önemli ihraç ürünlerini muaf tuttu.

Brezilya Cumhurbaşkanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, Lula'nın Trump ile Venezuela'daki durumu görüştüğü aktarıldı.

Lula, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'nun tutuklandığı ABD’nin askeri operasyonunun ardından ‘bölgede barış ve istikrarın korunması’ çağrısında bulundu.

Brezilya Cumhurbaşkanı daha önce yaptığı bir açıklamada, bu operasyonu ‘kabul edilebilir sınırların ötesinde’ olarak değerlendirmişti.

Brezilya Cumhurbaşkanlığı, görüşme sırasında Lula ve Trump arasında Lula'nın şubat ayında Hindistan ve Güney Kore'ye yapacağı gezilerin ardından Washington'ı ziyaret etmesini konusunda fikir birliğine varıldığını açıkladı.


Washington, Minneapolis olaylarının ardından Sınır Devriyesi şefini görevden aldığı iddialarını yalanladı

ABD Sınır Devriyesi Komutanı Gregory Bovino, Minneapolis ziyaretinde (Reuters)
ABD Sınır Devriyesi Komutanı Gregory Bovino, Minneapolis ziyaretinde (Reuters)
TT

Washington, Minneapolis olaylarının ardından Sınır Devriyesi şefini görevden aldığı iddialarını yalanladı

ABD Sınır Devriyesi Komutanı Gregory Bovino, Minneapolis ziyaretinde (Reuters)
ABD Sınır Devriyesi Komutanı Gregory Bovino, Minneapolis ziyaretinde (Reuters)

ABD İç Güvenlik Bakanlığı dün, Minneapolis'te federal güvenlik güçleri tarafından iki Amerikalının öldürülmesinin ardından Başkan Donald Trump'ın göçmenlik politikalarını yeniden değerlendirmesine rağmen, Sınır Devriye Şefi Gregory Bovenio'nun görevinden alındığına dair basında çıkan haberleri yalanladı.

İç Güvenlik Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Tricia McLaughlin, X'te yaptığı paylaşımda “Komutan Gregory Bovenio görevinden alınmadı” diyerek, Bovenio'nun “başkanın ekibinin önemli bir parçası ve büyük bir Amerikan vatandaşı” olduğu yönündeki Beyaz Saray'ın mesajını doğruladı.

Bu açıklamalar, The Atlantic dergisinin Bovenio'nun sınır devriye komutanlığı görevinden alınması ve Kaliforniya'daki önceki işine geri dönmesi hakkında yayınladığı bir haberin ardından geldi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre dergi haberini, İç Güvenlik Bakanlığı'ndan bir yetkili ve onun görevden alınmasıyla ilgili bilgi sahibi iki kişiye dayandırdı.

Eğer onaylanırsa, Boffino'nun görevden alınması, Trump'ın Minneapolis'teki kolluk kuvvetlerinin kullandığı agresif taktiklere ilişkin görüşünde radikal bir değişiklik anlamına gelecektir. Cumartesi günü, sınır devriye görevlileri 37 yaşındaki hemşire Alex Breite'yi vurarak öldürdü.

Bovino, ocak ayı boyunca Minnesota'nın en büyük şehrindeydi ve burada askeri üniforma ve kask giyerken, sakinlere karşı agresif davranırken ve hatta protestoculara sis bombası atarken görüldü.

Trump, dün Truth Social platformunda yaptığı bir dizi paylaşımda, eyaletteki seçilmiş Demokrat yetkililerle verimli telefon görüşmeleri yaptığını belirterek, tavrını yumuşatmış gibi göründü.

Minneapolis Belediye Başkanı Jacob Frey, Trump ile yaptığı görüşmenin ardından Twitter'da, ayrıntılara girmeden ve Boffino'nun adını anmadan, “bazı federal ajanların” salı günü (bugün) şehri terk etmeye başlayacağını duyurdu.

7 Ocak'ta 37 yaşındaki Amerikan vatandaşı ve üç çocuk annesi protestocu Renee Goode'un ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Ajansı ajanları tarafından öldürülmesinden bu yana Minneapolis sakinleri arasında öfke yaygınlaşıyor.

Cumartesi günü Breonna'nın öldürülmesinin ardından, hafta sonu Minneapolis, New York ve diğer büyük şehirlerde daha fazla protesto gösterisi yapıldı.

Trump, sınır yetkilisi Tom Homan'ı Minnesota'ya göndereceğini ve Homan'ın doğrudan başkana rapor vereceğini açıkladı.

Belediye Başkanı Frey, “sonraki adımları görüşmeye devam etmek” için bugün Homan ile görüşeceğini duyurdu.