Türkiye, nüfus büyüklüğüne göre 195 ülke arasında 18. sırada

Türkiye, 84 milyon 680 bin 273 kişilik nüfusuyla nüfus büyüklüğüne göre 195 ülke arasında 18. sırada yer alırken, dünya toplam nüfusunun yüzde 1,1'ini oluşturdu.

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Türkiye, nüfus büyüklüğüne göre 195 ülke arasında 18. sırada

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) tarafından 2022 yılı için Dünya Nüfus Günü'nün teması olarak belirlenen "fırsatlardan yararlanmak, herkes için haklar ve seçenekler sağlamak" mesajı çerçevesinde Türkiye'deki nüfus gruplarının mevcut durumlarına ilişkin verileri açıkladı.
TÜİK'in Dünya Nüfus Günü bültenine göre, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından 1989 yılında dünya nüfusunun 5 milyar insana ulaştığı "11 Temmuz 1987" tarihi "Dünya Nüfus Günü" olarak kabul edildi. Bu özel günde UNFPA tarafından her yıl nüfusa ilişkin önemli konuları ele alan bir tema belirlenerek buna ilişkin farkındalık oluşturmaya yönelik çalışmalar yapılıyor.
Dünya nüfusu 1999'da 6 milyara ve 2011 yılında 7 milyara ulaştı. Kasım 2022 itibarıyla dünya nüfusunun 8 milyara ulaşacağı tahmin ediliyor. UNFPA, ideal bir dünyada haklar ve seçeneklerle güçlendirilmiş daha sağlıklı toplumlar için 8 milyar insanın, 8 milyar fırsat anlamına geleceğine işaret ediyor.
Nüfusa değil insanlara odaklı çalışmalar yapılmasının önemi vurgulanırken, çözümün az ya da çok insan değil tüm insanlar için (kadınlar, çocuklar, gençler, yaşlılar, engelliler, mülteciler, göçmenler dahil) fırsatlara daha fazla ve eşit erişimden geçtiği belirtiliyor.
Demografik dayanıklılığı sağlamanın en iyi yolunun, bireylerin üreme hakları ve seçimleri de dahil olmak üzere insan haklarını desteklemekten geçtiği ve giderek birbirine bağlanan bir dünyada demografik olarak çeşitlilik gösteren ülkeler arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesinin kritik önem taşıdığı ifade ediliyor.

Türkiye, nüfus büyüklüğüne göre 18'inci sırada
Birleşmiş Milletlerin değerlendirmelerine göre, 2021 yılı için dünya nüfusunun 7 milyar 874 milyon 965 bin 732 kişi olduğu tahmin edildi. Bu tahminler çerçevesinde en fazla nüfusa sahip ülke, 1 milyar 444 milyon 216 bin 102 kişiyle Çin olurken, bu ülkeyi 1 milyar 393 milyon 409 bin 33 kişiyle Hindistan, 332 milyon 915 bin 74 kişiyle ABD izledi. Bu 3 ülke dünya toplam nüfusunun yüzde 40,3'ünü oluşturuyor.
Türkiye, 84 milyon 680 bin 273 kişiyle nüfus büyüklüğüne göre 195 ülke arasında 18. sırada yer alırken, Türkiye nüfusu toplam dünya nüfusunun yüzde 1,1'ini oluşturuyor.

Çocuk nüfus oranının en yüksek olduğu ülke Nijer
Ülkelerin toplam nüfusları içindeki 0-17 yaş grubu çocuk nüfus oranları incelendiğinde, 2021 yılında en yüksek çocuk nüfus oranına sahip ülke yüzde 56,4 ile Nijer oldu. Bu ülkeyi yüzde 53,8 ile Mali ve yüzde 53,2 ile Çad izledi. Çocuk nüfus oranının en düşük olduğu ülke yüzde 14,9 ile Singapur olarak kayıtlara geçti. Bu ülkeyi yüzde 15 ile Japonya ve Kore Cumhuriyeti, yüzde 15,7 ile İtalya takip etti.
Çocuk nüfus oranı dünya ortalaması, 2021 yılında yüzde 30 oldu. Türkiye'deki çocuk nüfus oranının yüzde 26,9 ile dünya çocuk nüfus ortalamasının altında kaldığı görüldü.

Türkiye'nin çocuk nüfus oranı AB ülkelerinden yüksek
Avrupa Birliği (AB) üyesi 27 ülkenin çocuk nüfus oranları incelendiğinde, 2021 yılında en yüksek çocuk nüfus oranına sahip ülkelerin yüzde 24,5 ile İrlanda, yüzde 21,1 ile Fransa ve yüzde 21 ile İsveç olduğu görüldü. Çocuk nüfus oranının en düşük olduğu ülkeler ise yüzde 15,7 ile İtalya, yüzde 15,9 ile Portekiz ve yüzde 16,5 ile Yunanistan oldu.
Türkiye'nin çocuk nüfus oranının yüzde 26,9 ile AB üyesi ülkelerin çocuk nüfus oranlarından daha yüksek olduğu görüldü.

Genç nüfus oranının en yüksek olduğu ülke Orta Afrika Cumhuriyeti
Ülkelerin toplam nüfusları içindeki 15-24 yaş grubu genç nüfus oranları incelendiğinde, 2021 yılında en yüksek genç nüfus oranına sahip ülke yüzde 22,6 ile Orta Afrika Cumhuriyeti oldu. Bu ülkeyi yüzde 22,1 ile Afganistan ve yüzde 21,5 ile Nepal izledi.
Genç nüfus oranının en düşük olduğu ülke yüzde 8,3 ile Letonya olarak kayıtlara geçerken, bu ülkeyi yüzde 9 ile Bulgaristan, Litvanya ve Çekya, yüzde 9,1 ile Slovenya ve Estonya takip etti.
Genç nüfus oranı dünya ortalaması ise 2021 yılında yüzde 15,4 oldu. Türkiye, yüzde 15,3 olan genç nüfus oranıyla dünya genç nüfus ortalamasının hemen altında bulunuyor.
AB üyesi 27 ülkenin genç nüfus oranları incelendiğinde, 2021 yılında en yüksek genç nüfus oranına sahip olan ülkelerin yüzde 13,5 ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, yüzde 12,4 ile İrlanda ve yüzde 12,2 ile Danimarka olduğu görüldü.

Yaşlı nüfus oranının en yüksek olduğu ülke Japonya
Ülkelerin toplam nüfusları içindeki 65 ve daha yukarı yaştaki yaşlı nüfus oranları incelendiğinde, 2021 yılında en yüksek yaşlı nüfus oranına sahip olan ülke yüzde 28,7 ile Japonya oldu. Bu ülkeyi yüzde 23,6 ile İtalya ve yüzde 23,1 ile Portekiz izledi. Yaşlı nüfus oranının en düşük olduğu ülke yüzde 1,4 ile Birleşik Arap Emirlikleri iken bu ülkeyi yüzde 1,9 ile Katar ve yüzde 2 ile Uganda takip etti.
Yaşlı nüfus oranı dünya ortalaması 2021 yılında yüzde 9,6 oldu. Türkiye'nin yaşlı nüfus oranının yüzde 9,7 ile dünya yaşlı nüfus ortalamasının hemen üzerinde olduğu görüldü.
AB üyesi 27 ülkenin yaşlı nüfus oranları incelendiğinde, 2021 yılında en yüksek yaşlı nüfus oranına sahip ülkeler yüzde 23,6 ile İtalya, yüzde 23,1 ile Portekiz ve yüzde 23 ile Finlandiya olarak kayıtlara geçti. En düşük yaşlı nüfus oranına sahip ülkeler ise yüzde 14,6 ile Lüksemburg, yüzde 14,7 ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, yüzde 14,9 ile İrlanda olarak sıralandı.
Türkiye'nin yaşlı nüfus oranının yüzde 9,7 ile AB üyesi 27 ülkenin yaşlı nüfus oranlarından daha düşük olduğu kayıtlara geçti.
Buna göre, ülkelerin toplam doğurganlık hızları incelendiğinde, 2021 yılında en yüksek toplam doğurganlık hızına sahip ülke, 6,51 çocuk ile Nijer oldu. Bu ülkeyi 5,66 çocuk ile Somali ve 5,46 çocuk ile Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Mali izledi. Toplam doğurganlık hızının en düşük olduğu ülke, 1,08 çocuk ile Kore Cumhuriyeti olarak belirlendi. Bu ülkeyi 1,22 çocuk ile Bosna Hersek ve 1,24 çocuk ile Singapur takip etti.
Toplam doğurganlık hızı dünya ortalaması, 2021 yılında 2,42 çocuk oldu. Türkiye'nin toplam doğurganlık hızının 1,70 çocuk ile dünya ortalamasının altında kaldığı görüldü.
AB üyesi 27 ülkenin toplam doğurganlık hızları incelendiğinde, 2021 yılında en yüksek toplam doğurganlık hızına sahip ülke, 1,85 çocuk ile Fransa oldu. Bu ülkeyi 1,84 çocuk ile İsveç ve 1,79 çocuk ile İrlanda izledi. Toplam doğurganlık hızının en düşük olduğu ülke, 1,26 çocuk ile Yunanistan olarak kayıtlara geçti. Bu ülkeyi 1,30 çocuk ile İtalya ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, 1,35 çocuk ile Portekiz izledi. Toplam doğurganlık hızı 2021 yılında 1,70 olan Türkiye, AB üyesi ülkeler arasında 7. sırada yer aldı.

Erkekler için doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek olduğu ülke İsviçre oldu
Birleşmiş Milletler dünya nüfus tahminlerine göre 2020-2025 dönemi için doğuşta beklenen yaşam süresinin dünya genelinde 73,2, erkekler için 70,8 ve kadınlar için 75,6 yıl olduğu görüldü.
Ülkelerin aynı dönemde doğuşta beklenen yaşam süreleri incelendiğinde, erkekler için doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek olduğu ülke, 82,4 yıl ile İsviçre oldu. Bu ülkeyi 82,2 yıl ile İzlanda ve 82,1 yıl ile Avustralya ve Singapur izledi. Erkekler için doğuşta beklenen yaşam süresinin en düşük olduğu ülke, 52,2 yıl ile Orta Afrika Cumhuriyeti olarak kayıtlara geçti. Bu ülkeyi 52,5 yıl ile Lesotho ve 53,7 yıl ile Çad takip etti.
Türkiye'nin erkekler için 75,6 yıl olan doğuşta beklenen yaşam süresinin dünya ortalamasından yüksek olduğu görüldü.
AB üyesi 27 ülkenin erkekler için doğuşta beklenen yaşam süreleri incelendiğinde, 2020-2025 dönemi erkekler için doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek olduğu ülke, 81,9 yıl ile İtalya oldu. Bu ülkeyi 81,7 yıl ile İsveç ve 81,4 yıl ile Malta izledi.
Erkekler için doğuşta beklenen yaşam süresinin en düşük olduğu ülke, 70,8 yıl ile Letonya oldu. Bu ülkeyi 71 yıl ile Litvanya ve 72,1 yıl ile Bulgaristan takip etti. Türkiye'nin erkekler için doğuşta beklenen yaşam süresinin AB üye ülkeleri ortalamasından düşük olduğu görüldü.

Türkiye'de kadınlar için beklenen yaşam süresi dünya ortalamasından yüksek
Kadınlar için doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek olduğu ülke, 88,1 yıl ile Japonya oldu. Bu ülkeyi 86,7 yıl ile İspanya ve 86,4 yıl ile Kore Cumhuriyeti izledi.
Doğuşta beklenen yaşam süresinin en düşük olduğu ülke, 56,6 yıl ile Orta Afrika Cumhuriyeti olarak kayıtlara geçti. Bu ülkeyi 56,7 yıl ile Çad ve 56,8 yıl ile Nijerya ve Sierra Leone takip etti. Türkiye'nin kadınlar için 81,2 yıl olan doğuşta beklenen yaşam süresinin dünya ortalamasından yüksek olduğu gözlendi.
AB üyesi 27 ülkenin kadınlar için doğuşta beklenen yaşam süreleri incelendiğinde, 2020-2025 dönemi kadınlar için doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek olduğu ülke, 86,7 yıl ile İspanya oldu. Bu ülkeyi 86 yıl ile İtalya ve 85,8 yıl ile Fransa izledi. Doğuşta beklenen yaşam süresinin en düşük olduğu ülke, 79,1 yıl ile Bulgaristan olarak belirlendi. Bu ülkenin ardından 79,9 yıl ile Romanya ve 80,4 yıl ile Letonya geldi.
Türkiye'nin kadınlar için 81,2 yıl olan doğuşta beklenen yaşam süresinin AB üye ülkeleri ortalamasından düşük olduğu görüldü.



İran, Hürmüz Boğazı'nı kapatmakla tehdit ediyor... ABD alarma geçti

Brüksel'de Avrupa dışişleri bakanları arasında İran konusunda yapılan görüşmelerden, (EPA)
Brüksel'de Avrupa dışişleri bakanları arasında İran konusunda yapılan görüşmelerden, (EPA)
TT

İran, Hürmüz Boğazı'nı kapatmakla tehdit ediyor... ABD alarma geçti

Brüksel'de Avrupa dışişleri bakanları arasında İran konusunda yapılan görüşmelerden, (EPA)
Brüksel'de Avrupa dışişleri bakanları arasında İran konusunda yapılan görüşmelerden, (EPA)

İran ile Batı arasında hem askeri hem de diplomatik cephelerde gerilim tırmanırken, Tahran dün ABD'nin askeri hazırlığının artmasıyla birlikte Hürmüz Boğazı'nı kapatmakla tehdit etti. Avrupa Birliği ise İslam Devrim Muhafızları Ordusu'nu terör örgütü olarak ilan etti.

İran ordusu dün, Hürmüz Boğazı'nda canlı atış tatbikatları yapılacağı yönündeki NOTAM’la eş zamanlı olarak, savaş cephaneliğine 1000 stratejik insansız hava aracı (İHA) eklediğini duyurdu. Keyhan gazetesi, boğazın kapatılması olasılığını gündeme getirerek, böyle bir adımın "yasal bir hak" olduğunu savundu.

Buna karşılık, Amerika Birleşik Devletleri, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran konusundaki kararını beklerken, muhrip gemileri ve bir uçak gemisi de dahil olmak üzere ek takviye birlikleri konuşlandırdı.

Brüksel'de, AB dışişleri bakanları İslam Devrim Muhafızları Ordusu'nun terör örgütleri listesine alınmasını onayladı.

Tahran, Arakçi'nin Ankara ziyaretinin arifesinde, bölgedeki gerilimleri azaltmak amacıyla bölgedeki ülkelerle temaslarını yoğunlaştırdı.


Uygur kamplarını ifşa eden Çinli, ABD’de sığınma hakkı kazandı

Uluslararası kamuoyu, Uygurların tutulduğu gözaltı kamplarının kapatılması çağrısında bulunmuştu (AP)
Uluslararası kamuoyu, Uygurların tutulduğu gözaltı kamplarının kapatılması çağrısında bulunmuştu (AP)
TT

Uygur kamplarını ifşa eden Çinli, ABD’de sığınma hakkı kazandı

Uluslararası kamuoyu, Uygurların tutulduğu gözaltı kamplarının kapatılması çağrısında bulunmuştu (AP)
Uluslararası kamuoyu, Uygurların tutulduğu gözaltı kamplarının kapatılması çağrısında bulunmuştu (AP)

Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde gizlice görüntü çeken Guan Heng'e ABD'de sığınma hakkı tanındı. 

New York şehrinde 28 Ocak'ta düzenlenen duruşmada yargıç Charles Ouslander, Guan'ın Çin'e geri gönderilmesi halinde zulüm göreceğine dair "haklı bir korkusu" olduğunu söyleyerek kendisine sığınma hakkı tanınmasına karar verdi. 

38 yaşındaki Çinli, Sincan'da Uygurların tutulduğu gözaltı merkezleriyle bölgedeki yoğun güvenlik uygulamalarının görüntülerini 2020'de çekmişti. 

Yaklaşık 20 dakikalık videoları yayımladıktan sonra tutuklanma korkusuyla ülkeyi 2021'de terk etmiş, Hong Kong'dan Ekvador'a oradan da Bahamalar'a geçip küçük bir şişme botla ABD'ye ulaşarak iltica başvurusunda bulunmuştu. 

Guan, geçen yıl ağustosta Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ekipleri tarafından New York'ta yakalanıp gözaltına alınmıştı. 

Donald Trump yönetimi, Guan'ın Uganda'ya sınır dışı edileceğini duyurmuş, insan hakları örgütleri de karara tepki göstermişti. 

New York Times'ın aktardığına göre Guan henüz serbest bırakılmadı. İç Güvenlik Bakanlığı'nın mahkeme kararına itiraz etmeyi planladığı, bu süre zarfında Çin vatandaşının gözaltında tutulacağı belirtiliyor. 

Guan, videokonferans yöntemiyle katıldığı duruşmada Bahamalar'dan Florida'ya geçerken yaşamını yitirebileceği için videoyu YouTube'dan yayımlama kararı aldığını söyledi. Görüntüleri paylaşmasının ardından, Çin'de yaşayan babasının polis tarafından üç kez sorgulandığını ifade etti. 

Guan'ın avukatı Chen Chuangchuang, ABD'nin müvekkiline sığınma hakkı sağlamakta "ahlaki ve hukuki bir sorumluluğu" olduğunu vurguladı. 

Göçmenlere karşı sert uygulamalarıyla gündemden düşmeyen Trump yönetiminde iltica başvuruları da iyice zorlaştı. 

ABD merkezli kâr amacı gütmeyen Mobile Pathways'in derlediği federal verilere göre, sığınma başvurularının onaylanma oranı 2010-2024'te yüzde 28 iken, bu oran geçen yıl yüzde 10'a kadar geriledi. 

Çin, Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde zorla çalıştırma, işkence ve "yeniden eğitim kampı" adı altında alıkoyma suçlamalarıyla karşı karşıya.

İnsan hakları örgütleri, bölgedeki yaklaşık 1 milyon kişinin zorla toplama kamplarına ve hapishanelere yerleştirildiğini öne sürüyor. ABD de Uygurlara yönelik muameleyi "soykırım" diye niteliyor.

Pekin yönetimiyse iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunuyor.

Independent Türkçe, Guardian, New York Times


Rusya-Ukrayna savaşının geleceğine dair üç senaryo

Analize göre Ukrayna, piyade açığını insansız hava araçlarıyla (İHA) kapatmaya çalışıyor (Reuters)
Analize göre Ukrayna, piyade açığını insansız hava araçlarıyla (İHA) kapatmaya çalışıyor (Reuters)
TT

Rusya-Ukrayna savaşının geleceğine dair üç senaryo

Analize göre Ukrayna, piyade açığını insansız hava araçlarıyla (İHA) kapatmaya çalışıyor (Reuters)
Analize göre Ukrayna, piyade açığını insansız hava araçlarıyla (İHA) kapatmaya çalışıyor (Reuters)

ABD arabuluculuğundaki ateşkes müzakerelerinden henüz sonuç çıkmazken, Rusya ve Ukrayna karşılıklı saldırıları sürdürüyor. 

Washington merkezli düşünce kuruluşu Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nin (CSIS) raporuna göre, Rusya'nın Şubat 2022'deki saldırısıyla başlayan savaşta yaklaşık 2 milyon kişi öldü, yaralandı ya da kayboldu. 

Çalışmada, Rusya'nın yaklaşık 1,2 milyon kayıp verdiği ifade ediliyor. Ukrayna içinse bu rakam 600 bin civarında. 

Rus ordusunda 275 bin ila 325 bin askerin hayatını kaybettiği, Ukrayna ordusundaysa 100 bin ila 140 bin askerin yaşamını yitirdiği aktarılıyor.

Wall Street Journal, bu yıl savaşın gidişatını değiştirebilecek üç senaryoyu inceledi.

Savaş sürecek, müzakereler devam edecek

Analize göre en muhtemel senaryo, görüşmelerin sonuçsuz kalırken savaşın 5. yılında da devam etmesi. 

Trump yönetimi, müzakereler kapsamında Donbas’ın geri kalanının Rusya’ya verilmesi halinde ateşkes sağlanabileceğini savunuyor ancak Kiev yönetimi toprak tavizine yanaşmıyor. 

Eski Ukrayna Savunma Bakanı Andriy Zahorodniyuk, “Ukrayna halkı, ABD öncülüğündeki görüşmelere büyük şüpheyle yaklaşıyor” diyor. 

Rusya'daki her askeri, endüstriyel ve siyasi gelişmenin savaşın süreceğini işaret ettiğini, Donbas’ın Moskova tarafından işgali tekrar başlatmak için kullanılabileceğini savunuyor. 

Ukrayna geri adım atacak

Yıllardır savaşan Ukrayna ordusunun gücünün nihayetinde tükenmesi de savaşın gidişatını belirleyecek olasılıklar arasında yer alıyor. 

Ukrayna ordusu, piyade açığını drone geliştirerek kapatmaya çalışsa da bu, Rusya’nın yıpratma taktikleri ve yoğun cephe saldırılarına karşı yeterli olmayabilir. 

Berlin merkezli düşünce kuruluşu Carnegie Rusya Avrasya Merkezi'nin direktörü Alexander Gabuev, şu değerlendirmeleri paylaşıyor: 

Yıpratma savaşları önce yavaş yavaş, sonra da aniden kaybedilebilir.

Askeri tarihçiler de I. Dünya Savaşı'nın sonunda Alman ordusunun, çatışmanın büyük bir bölümünde taktiksel üstünlüğüne rağmen yorgun düştüğünü hatırlatıyor.

Rusya saldırıları durduracak 

Analize göre Rus ekonomisi hem Batı yaptırımlarının hem de savaşın etkisiyle güçlük çekiyor.

Ukrayna’nın petrol rafinerilerine yönelik uzun menzilli saldırıları ve ABD’yle Avrupa’nın “gölge filoya” karşı aldığı önlemler de Kremlin’in enerji sektöründen elde ettiği gelirlere darbe vurdu. 

Rus iş insanları da savaşın ekonomiyi kötü etkilediğini, Moskova’yı parça tedariki ve petrol alımında Çin’e bağımlı hale getirdiğini söylüyor. 

Analizde, daha sıkı yaptırımlarla ekonomiye yük bindirilmesi halinde Rusya’nın savaşı uzatma kapasitesinin de zayıflayabileceği yorumu yapılıyor. 

Independent Türkçe, Wall Street Journal, New York Times