Libya Uzlaşısından Sorumlu Ayan Meclisi Başkanı Mubeşşir Şarku’l Avsat’a konuştu: Yabancı müdahalelerin çözümleri, Libyalılara zorla dayatılmadığı sürece başarısızlığa mahkumdur

Libya Uzlaşısından Sorumlu Ayan Meclisi Başkanı, silahların varlığının seçimlerin başarısız olmasına neden olan bir engeli teşkil ettiğini söyledi.

Şeyh Muhammed El-Mübeşşir (Şarku’l Avsat)
Şeyh Muhammed El-Mübeşşir (Şarku’l Avsat)
TT

Libya Uzlaşısından Sorumlu Ayan Meclisi Başkanı Mubeşşir Şarku’l Avsat’a konuştu: Yabancı müdahalelerin çözümleri, Libyalılara zorla dayatılmadığı sürece başarısızlığa mahkumdur

Şeyh Muhammed El-Mübeşşir (Şarku’l Avsat)
Şeyh Muhammed El-Mübeşşir (Şarku’l Avsat)

Libya Uzlaşısından Sorumlu Ayan Meclisi Başkanı Muhammed el-Mubeşşir, siyasi çatışmanın taraflarına “yarın birçok şey kaybetmektense, bugün biraz taviz verme” çağrısında bulundu. Mubeşşir “Herkes aynı gemide ve bir grubun gelip diğerinin dışlanması için değil, güvenliğe ulaşmak üzere bir yol aranmalı” dedi.
Mubeşşir Şarku’l Avsat gazetesine verdiği röportajda, ülkesindeki krize son vermeye yönelik uluslararası kararın henüz alınmadığını söyledi. Yurtdışında düzenlenen ve Libya’dan başlatılmayan tüm konferansların, belirlenen çözüm zorla dayatılmadığı sürece başarısız olmaya mahkum olduğuna yönelik inancını dile getirdi. Bazı Libya şehirlerinde tanık olunan gençlik gösterilerinin, siyasi isimleri sahneden indirmede başarılı olmayacağını belirtti. Başkanlık Konseyi’nin ‘siyasi tıkanıklık’ konusunda başlattığı plana da değinerek, bunu ‘tüm tarafları dinlemekten yoksun olduğu için, sadece bir çözüm bulma girişimi’ olarak değerlendirdi.

-Başlangıç olarak, şu anda sahada olup bitenlerde sosyal arabulucuların rolü nerede? Bu rolün etkinliği azaldı mı?
Libya’daki çatışma bilgimiz gibi siyasi bir çatışmadır. Dolayısıyla kriz dosyası, Birleşmiş Milletler (BM) misyonuna teslim edildi. Burada yerel reformcular ya da sosyal arabulucular, toplumsal derinlikte temsil edilen, bağımlı oldukları güç unsurlarının birçoğunu ve silahlı tarafların nüfuz gücünü kaybettiler. Libyalılar arasında, kendilerine olan güvenlerini yitirdiklerine yönelik kanaatin yayılması ile birlikte, bu arabuluculara sadece mevcut konseyler ile siyasi meselelerin ele alınmasına dayalı çok sınırlı bir rol kaldı. Ancak sosyal düzeyin yanı sıra kabilesel, şehirsel ve diğer açılardan, medya buna ışık tutmasa bile arabulucuların hala aktif bir rolleri var. Arabulucular, pek çok zorluğun ve krizin üstesinden sadece kelimelerle değil, kanıtlarla da gelebilecek güce sahipler. Eleştirilere maruz kalan birçok reformcu olduğu biliniyor. Kendi çıkarları için sosyal faktöre yatırım yapan siyasi partilerin varlığı, Libyalıların yerel arabuluculara olan güveninin sarsılması açısından gerçek sorunlara neden oldu. Ancak toplumsal derinliğiyle Libya’nın Allah'ın yardımıyla yaşadığı sıkıntıyı aşacağına inanıyorum.

-Başkanlık Konseyi tarafından yakın zamanda başlatılan uzlaşma projesinin stratejik vizyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Gerçek şu ki, bir dizi akademisyen ve araştırma merkezi tarafından hazırlanması sebebiyle bu strateji genel olarak iyi ancak uygulanıp uygulanmayacağı, şu anda Başkanlık Konseyi'nin yetkilerine ve ülkeyi birleştirme konusundaki imkanlarına ve kabiliyetine bağlıdır. Özellikle de uzlaşma projesini başarılı kılmak için tüm yeteneklere sahip olması göz önüne alındığında bunu güçlü bir şekilde başarırsa, iyi olur ama yapamazsa o zaman durum farklı.

-Sizce Libya toplumsal kutuplaşma durumundan ne zaman kurtulacak?
Libya’da gerek silahlı ideoloji, gerekse bölgecilik, hatta aşiret fanatizmi gibi, çoklu kutuplaşma durumu var ve bu durum çoğu toplumda mevcut ancak savaşlar ve açık rekabetler sırasında bunların etkisini artırıyor ve bu kutuplaşma Libya’yı bölüyor. Ancak tüm Libyalıları kendilerininmiş gibi gören tarafsızlar konusunda her zaman bir ayrım çizgisi vardır. Dolayısıyla Libya’yı üç dört kampa bölmeye başvurmak siyasi aptallıktır. Bunu yapan kişiler başarısız olacaktır, zira medyanın etkisi ve siyasi yatırıma rağmen, çeşitli fikirler ve ideolojiler ne kadar farklı olursa olsun, tek bir halk olduklarına ikna olmuşlardır.

-Libya’nın yönetiminden sorumlu olanlar, ülkenin sosyal doğasını anlamadılar mı?
Sosyal ‘kimya’ konusunda bir anlayış eksikliği var. Libyalılar Afganistan ya da Yemen gibi kabile yapısına dayalı mutlak bir kabile toplumundan ibaret değildir. Libya’da kabile anlayışının farklı bir boyutu vardır. 2011’den sonra ülkeyi yönetmek isteyen hiç kimse, siyasi rolü etkileyen toplumsal dengelerle nasıl baş edileceğine dair gerçek ve derin bir anlayışa sahip değildi. Ya kabileyi siyasete sokmak istediler ya da kabile anlayışının değersiz olduğunu düşünerek onu inkar ederek yok saydılar. Libyalılar arasında, ülkeyi yöneten kişilerin ulaşması gerekenleri içeren gizli bir sosyal sözleşme vardır. Yönetime gelen kişilerin, toplumu istikrara kavuşturmak ve acısını hafifletmek için toplumdaki tüm iktidar unsurlarını bir araya getiren kişiler olması gerekir. İktidara gelen herkesin bu meseleyi ele alırken derin ve akıllıca davrandığını düşünmüyorum. Libya’daki sosyal ve politik kimya bir karışımdır. İstikrar sağlamak için devlet başkanlığı görevini doğru kullanan bir yönetim olmalıdır.

-Başkanlık Konseyi’nin siyasi çıkmazı çözmek için başlattığı plana ilişkin yorumunuz nedir?
Bu sadece Muhammed el-Menfi’nin (Libya Başkanlık Konseyi Başkanı) bir çözüm bulma girişimidir. Ancak bu adım adım yapılmalıydı, sadece siyasi partiler ve sokağa çıkan gençlerden gelen söylemlere güvenilmemeliydi. Gerçekçi ve kabul edilebilir bir vizyon geliştirebilmesi için tüm taraflara gidilmesi ve onların dinlenilmesi gerekiyordu. Ancak Cenevre Sözleşmesi uyarınca yetkiniz yokken, krizi çözmek için kendi başınıza bir plan ilan etmek, itirazla karşılaşacak ve bazı taraflar buna ikna olsa bile başarıya ulaşamayacaktır. Menfi’nin önerdiği şey, Libya’daki önceki deneyimlerin üzerine inşa edilmeliydi. Söz konusu girişimi sunan herkes çeşitli nedenlerle eleştiriliyor. Bu konuyu açmadan önce danışmış olsalardı, konuyu daha derinlemesine incelemelerini tavsiye ederdim.

-Libya birçok yabancı girişime tanık oldu, ancak bunlardan somut bir sonuç alamadı... Yorumunuz nedir?
Benim düşünceme göre yurt dışından bizimle ilgili toplantılar ve yol haritaları gerçek bir yerel Libya inancını ve iradesinin sonucu değildir. Dolayısıyla, çözüm BM Güvenlik Konseyi kararları veya büyük uluslararası baskı yoluyla zorla dayatılmadıkça, yurt dışında gerçekleşen ve Libya kaynaklı olmayan tüm konferanslar başarısızlığa tabidir. Uluslararası baskı sağlanırsa, başarılı olabilir. Ülkenin kuzeyinde yaşananlar, Somaliland bölgesinde çözüme ulaşamayan Somali örneğine benziyor. Dolayısıyla uluslararası konferanslar ve diyaloglar değil, kanaate dayalı gerçek ulusal karar çözüm olacaktır. Bu noktada, bazı yabancı ülkelerin üzerinde çalıştığı çıkarların kesişmesine ve Libya’daki çatışmalarının girişimlerin çoğunu engellediğine dikkat çekiyoruz.

- Peki neden uluslararası siyasi çabalar sarf ediliyor?
Siyasi çabalar çözüm için değil, krizi idare etmek için sarf ediliyor Libya’daki anlaşmazlığı kontrol eden birçok uluslararası ve yerel çıkar söz konusu. Benim düşünceme göre, bu anlaşmazlığı sona erdirmeye yönelik bir uluslararası karar henüz alınmadı. Çatışmanın idaresi konusunda anlaşma var aynı zamanda acıların süresini kısaltmaya çalışan bir milli irade de var, ancak herkesin planlarını yok eden ve ulusal egemenliği yeniden tesis eden çok güçlü bir devrim olmadıkça güçlü eylem araçları, vatanseverlerin elinde değil, uluslararası toplumun elinde kalmaya devam ediyor. Oralar da çatışmayı çıkarlarına göre yönetiyorlar.

-Libya’da olanlara dönecek olursak... Zaman zaman sokaklarda çıkan gösteriler, mevcut siyasi simaları sahneden indirmeyi başarabilir mi?
Öyle olacağını sanmıyorum. Ülkede tanık olunan gösteriler, durumu tersine çevirecek ve mevcut tabloyu değiştirecek gerçek büyük ivme kazanamadı. Evet bir etkisi var. Siyasi partiler üzerinde gerçek bir baskı uyguluyor, ancak onu sahneden indirmeyi başaramaz.

-Bazıları Libya’da bir halk devrimi olacağını belirtiyor, düşünceleriniz neler?
Bunun olmayacağını düşünüyorum, tüm vatandaşların sokağa çıkmayacağını düşünüyorum. Bu hala uzak bir ihtimal, gençlik hareketi bir şekilde baskı altına alınacaktır. Belli sınırlar içinde başarılı olabilir ancak Libya’daki manzara kafa karıştırıcı, ülkedeki manzarayı tamamen değiştirecek bir halk devrimi olmayacaktır. Bu benim düşüncem.

-Başağa hükümetinin çok sayıda silahlı grubu etkisiz hale getirdikten sonra Trablus’a zorla girmesini bekliyor musunuz?
Hükümetler arası uluslararası bir anlaşma dışında, Dibeybe ve Başağa hükümetleriyle ilgili yeni bir şey olmayacak ve Başağa savaş açarak Trablus’a girmeyecek, zira bu sadece yerel bir karar değil, bazı çatışmalar olsa bile, uluslararası ve bölgesel hesaplamalara tabi bir karardır. Libya meselesinin mutlak bir şekilde politikacıların elinde olmadığını düşünüyorum, çünkü bu karar uluslararası taraflarla ve Libya’daki büyük çıkarlarla ilgili. Ayrıca Başağa hükümetinin Trablus’a girmesi, uluslararası bir anlaşmaya uygun olması gerekir ve bu da Libyalıların değerinin küçümsenmesinden başka bir şey değildir. Gerçek bu.

-Peki bu iki ismin seçimleri gerçekleştirme hazırlıkları için verdikleri sözler hakkında ne düşünüyorsunuz?
Öncelikle, cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerine gitmeden önce, herkesin bu seçimlerin sonuçlarına saygı duyduğuna yönelik bir sözleşme ve tüzüğe göre ulusal bir uzlaşma sağlanması gerekiyor. Silahların varlığı da herhangi bir seçimin yapılmasını engelleyen faktörlerden biridir hata seçimler yapılsa ve uluslararası tanınırlık kazansa bile bu sorun devam edecektir. Bu nedenle, tüm tarafların seçimlerin sonuçlara uyacağına yönelik garanti vermesi gerekir. Garanti verilirse seçimler başarılı olur ve bir sonraki başkan işini yapabilir, bunun dışında seçimler sadece zaman kaybı olur.

-Libya krizinin on yıldır çözüme ulaştırılamamasından kim sorumlu?
Libyalılar. Çünkü aramızdaki güveni kaybettik ve kaybeden kişi, başkalarını suçlayan ve yaptıklarından sorumluluk almayan kişilerdir. Gerçek sorumluluk bize ait, BM misyonuna veya ülke dışı taraflara değil. Müdahalede bulundukları doğru, ancak sorumluluk halkımıza, politikacılarımıza ve çatışmanın taraflarına ait. Bu nedenle yarın birçok şey kaybetmektense bugün biraz taviz vermek onlar için daha iyi. Zira vatan kalıcı içindekiler gidicidir.
Bu noktada, Libya’nın herkesten büyük olduğunu söylüyorum. Ülkeniz bundan daha iyisini hak ediyor. Hepimiz için güvenliği sağlamanın bir yolunu aramalıyız, bir tarafın diğeri olmadan güvenlik sağlamak ve diğerlerinin dışlanması için değil. Hepimiz aynı gemideyiz, dolayısıyla herkese saygı duyan ve Libya’yı krizden çıkarabilecek ve ileriye taşıyabilecek totaliter bir lider seçmek gerekiyor.



Lübnan Cumhurbaşkanı, İsrail'in hava saldırılarını kınayarak, bu saldırıların ülkede istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamayı amaçladığını söyledi

 Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı, İsrail'in hava saldırılarını kınayarak, bu saldırıların ülkede istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamayı amaçladığını söyledi

 Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İsrail'in dün gece karadan ve denizden Sayda (Sidon) bölgesini ve Bekaa Vadisi'ndeki kasabaları hedef alan saldırılarını şiddetle kınayarak, "Bu saldırıların devam etmesi, Lübnan'ın başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere dost ülkelerle istikrarı sağlamak ve İsrail'in Lübnan'a yönelik düşmanlıklarını durdurmak için yürüttüğü diplomatik çabaları ve girişimleri engellemeyi amaçlayan açık bir saldırganlık eylemidir" dedi.

Ulusal Haber Ajansı, Avn'un şu sözlerini aktardı: "Bu baskınlar, Lübnan'ın egemenliğinin yeni bir ihlalini ve uluslararası yükümlülüklerin açık bir şekilde çiğnenmesini temsil ediyor ve uluslararası toplumun iradesine, özellikle de Birleşmiş Milletler'in 1701 sayılı Kararına tam uyulmasını ve tüm hükümlerinin uygulanmasını öngören kararlarına karşı bir saygısızlığı yansıtıyor."

Bölgede istikrarı destekleyen ülkelere, "Lübnan'ın egemenliğini, güvenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak ve bölgeyi daha fazla gerilim ve gerginlikten kurtarmak için saldırıları derhal durdurma ve uluslararası kararlara saygı gösterilmesi yönündeki sorumluluklarını üstlenmeleri" çağrısını yineledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail ordusunun Lübnan'ın doğusundaki Hizbullah komuta merkezlerini hedef aldığını söylediği baskınlarda en az 6 kişi öldü ve 25 kişi de yaralandı.


"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
TT

"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)

Washington, önceki gün Barış Konseyi'nin resmi açılışına tanık oldu. Bu hamleyi ABD Başkanı Donald Trump, kendisini bir barış başkanı olarak tanıtarak ve mesajını öncelikle Amerikan kamuoyuna yönelterek siyasi söyleminin merkezine yerleştirdi. Amerika Birleşik Devletleri artık dış politika dosyalarının iç mücadelenin bir parçası haline geldiği ve her diplomatik hamlenin seçmenler önünde Amerikan rolünün imajının yeni bir sınavı olduğu bir seçim yılına giriyor.

İran ile gerginliğin artmasıyla birlikte bölgedeki büyük askeri yığılma göz önüne alındığında şu soru gündeme geliyor: "İran'a önümüzdeki iki hafta içinde askeri bir saldırı düzenlenmesi durumunda Gazze ile ilgili müzakere edilen iyimser planlar nasıl gerçekçi olabilir?"

Öte yandan, "Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi"nin geçen akşam Geçici Polis Gücü'nde iş başvurularının alınmaya başlanacağını duyurmasının hemen ardından, Gazze'deki gençler başvurularını yapmak için yarışa girdiler.


Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
TT

Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)

Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi için hazırlanan Amerikan barış planının uygulanması kapsamında, ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir irtibat bürosu kurulduğunu duyurdu.

Mladenov'un ofisinden dün yapılan açıklamada, "Filistin Yönetimi ile irtibat bürosunun kurulmasını memnuniyetle karşılıyoruz" denilerek, bu adımın iki taraf arasında resmi ve organize bir iletişim ve koordinasyon kanalı sağlayacağı, yazışmaların açık bir kurumsal mekanizma aracılığıyla alınıp iletilmesini güvence altına alacağı belirtildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre açıklamada Mladenov'un "(Barış Konseyi) ile Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi arasındaki irtibat görevlisi sıfatıyla, Gazze Şeridi'ndeki geçiş yönetimi, yeniden yapılanma ve kalkınmanın çeşitli yönlerinin (dürüstlük ve etkinlik içinde) uygulanmasını sağladığı" ifade edildi.

Yapılan açıklamada, Filistin Yönetimi irtibat bürosunun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından açıklanan 20 maddelik barış planını, Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı 2025 tarihli kararına uygun olarak uygulamak ve Gazze halkı ile bölge halkı için daha istikrarlı bir gelecek inşa etmeye katkıda bulunmak amacıyla, Filistin Yönetimi irtibat bürosuyla birlikte çalışma konusundaki istekliliği ifade edildi.

Filistin Yönetimi Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh ise yaptığı kısa açıklamada, duyuruyu memnuniyetle karşılayarak şunları söyledi: "Filistin Yönetimi'ne bağlı bir irtibat bürosunun kurulması duyurusunu memnuniyetle karşılıyoruz. Bu büro, Başkan Trump'ın planını ve Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararını uygulamak için (Barış Konseyi) temsilcisinin ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir koordinasyon ve iletişim kanalı sağlayacaktır."

Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmeye yönelik planının ikinci aşamasının uygulanması bağlamında gerçekleşiyor. Kasım 2025'te BM Güvenlik Konseyi tarafından 2803 sayılı kararla onaylanan plan, yönetimi ve yeniden yapılanmayı denetlemek üzere geçici bir organ olarak "Barış Konseyi"nin kurulmasını ve geçici bir uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılmasını destekliyor.

Bulgar bir diplomat ve 2015-2020 yılları arasında Ortadoğu barış sürecinde BM özel temsilcisi olarak görev yapmış olan Mladenov, 2015 sonbaharından beri devam eden kırılgan ateşkes ortamında, yaygın yıkımın ardından yeniden yapılanmada büyük zorluklarla karşı karşıya olan Gazze'de "Barış Konseyi" ile Gazze Ulusal Yönetim Komitesi arasında koordinasyonu sağlamaktan sorumludur.

İrtibat ofisinin kurulması, Ramallah'taki Filistin Yönetimi ile Gazze'de yeni mekanizmalar arasındaki koordinasyonu artırmak için pratik bir adım olarak görülürken, kapsamlı silahsızlanma ve İsrail güçlerinin çekilmesi gibi planın bazı hükümlerinin uygulanması, Filistinli grupların tutumlarına ve sahadaki gelişmelere bağlı kalmaktadır.